Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2820, sondan
3417. ayet;
24. sure ve
Nûr Suresinin
29. ayetidir.
Nûr Suresi 29. ayetinin kelime sayisi
17, harf sayısı
70 ve toplam ebced değeri ise
5619 olarak hesaplanmıştır.
Nûr Suresinin toplam ebced değeri
414067 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ليس عليكم جناح ان تدخلوا بيوتا غير مسكونة فيها متاع لكم والله يعلم ما تبدون وما تكتمون
ليسعليكمجناحانتدخلوابيوتاغيرمسكونةفيهامتاعلكمواللهيعلمماتبدونوماتكتمون
Leyse ‘aleykum cunâhun en tedḣulû buyûten ġayra meskûnetin fîhâ metâ’un lekum(c) va(A)llâhu ya’lemu mâ tubdûne vemâ tektumûn(e)
İçinde size ait bir eşya olan, oturanı bulunmayan evlere girmenizde herhangi bir günah yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
İffet ve namusla ilgili iftirayı yasaklayan, bu davranışın ne kadar büyük bir günah ve ağır bir suç teşkil ettiğini açıklayan âyetlerden sonra ve iffeti korumak için tedbirler getiren âyetlerden önce her iki konuyla da sebep-sonuç ilişkisi bulunan bir konuya yer verilmektedir: Başkalarının evlerine girip çıkma kuralları. Başkalarının evlerine girme konusunda bazı kurallara ve ihtiyat tedbirlerine uyulmaması halinde hem girip çıkanları görenlerin suizanna kapılmaları ve tecessüs duygularının tahrik edilmesi hem de girip çıkanların bazı aile sırlarına vâkıf olmaları, ailenin görülmesini istemediği bazı şeyleri görmeleri, o anda veya ileride bazı olumsuz ve yasak duyguların, niyetlerin oluşması gibi kötü sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bugün şehirlerde, elektriğin ve elektronik araçların bulunduğu binalarda oturanlar, gelenlerle konuşmak, kimliklerini sormak, hatta onları görmek, buna göre kapıyı açmak veya açmamak imkânlarına sahip bulunmaktadırlar. Böyle imkânların bulunmaması halinde kapıya gelenin bazı kurallara kendiliğinden riayet etmesi ve edebe aykırı yollara tevessül etmemesi gerekir. Belli kimselerin oturmasına mahsus bulunmayan, ya boş olan veya hanlar, kervansaraylar, oteller, abdesthaneler, dükkânlar gibi her isteyenin girip çıkmasına, oturup kalkmasına, alışveriş yapmasına açık bulunan yerlere girmek için yukarıdaki usule göre izin almak gerekli değildir. “İçinde kendinize ait eşya bulunan” şeklinde çevirdiğimiz ifadeyi, “faydalanmanıza açık bulunan” şeklinde de anlamak mümkündür. Yukarıdaki örnekler bu anlayışa uygun bulunmaktadır. Bizim çevirimize uygun örnek ise sahipleri tarafından terkedilmiş ve içine başkaları tarafından yakacak vb. eşya konmuş binalar ve yerlerdir. Câhiliye dönemiyle İslâm’ın ilk yıllarında insanlar birbirlerinin evine girerken “iyi sabahlar, iyi akşamlar” gibi iltifat ifadeleri kullanmakla birlikte bu konularda muaşeret kurallarına yeterince önem verilmiyor, baskın yapar gibi evlere dalanlar oluyor; sık sık rahatsız edici, hatta utanç verici durumlarla karşılaşılıyordu (Buhârî, “İsti’zân”, 11; Râzî, X, 197). Daha sonra, özellikle konumuz olan âyetler ile diğer âyet ve hadislerde evlere girerken izin isteme ve izin verme konularında özel hükümler getirilmiş; böylece meskenlerin mahremiyeti ve dokunulmazlığı, bireyin ve ailenin saygınlığı korunmak istenmiştir. Kaynaklarda izin konusunda bilhassa şu hususlar üzerinde durulmaktadır: a) Yukarıda belirtilen istisnaî yerler ile kural olarak sahibince veya yetkili kişi ve makamlarca söz, işaret, yazılı belge, tabela vb. yollarla girilmesine izin verilen yerler dışındaki mahallere, özel ve mahrem mekanlara izin almadan girilemez. Ancak bir hadiste belli bir zamanda bir yere gelmesi için davet edilen kişinin belirtilen zamanda o yere girmesi için izin alması gerekmediği ifade edilir (Buhârî, “İsti’zân”, 14). b) Hz. Peygamber’in belirlediği bir kurala göre bir yere girmek için izin isteyen kişi, bu isteğini en çok üç defa tekrar etmeli, buna rağmen izin ifade eden bir karşılık alamazsa dönüp gitmelidir (Buhârî, “İsti’zân”, 13; Müslim, “Âdâb”, 32, 34, 35, 37; Râzî, XXIII, 197-198). Ancak sesinin duyulmadığını düşünen kimsenin izin talebini üçten fazla tekrar edebileceği belirtilmektedir (Kurtubî, XII, 218). c) Konumuz olan 27. âyette izin isterken ev halkına ayrıca selâm verilmesi de istenmiştir. Hz. Peygamber’in böyle durumlarda genellikle selâm verip kendisini tanıtarak izin istediği bildirilmektedir (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 138). 27. âyetin söz dizilişinde selâm izin istemeden sonra gelmektedir. Bununla birlikte âyetteki sıranın bağlayıcı olmadığı, duruma göre önce selâm verip kendini tanıttıktan sonra izin istemenin mümkün olduğu görüşü de vardır (Nevevî, XVI, 131). Hz. Peygamber’in, izin almadan huzuruna giren birini, “Dışarı çık, ‘Selâmün aleyküm, girebilir miyim?’ de” şeklinde uyarırken önce selâmı zikrettiği görülmektedir (Dârimî, “Salât”, 88). d) İzin isteyen kişi içeridekilere kendisini açıkça tanıtmalıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem, içeri girmek isteyen birine kim olduğunu sorunca bu kişinin “benim” demesine canı sıkılmış, “Sen de kimsin!” diyerek yaptığının yanlışlığını hatırlatmıştır (Buhârî, “İsti’zân”, 17; “Edeb”, 94). Bu durumda kapı tokmağını kullanma, zil çalma, diyafonla seslenme gibi modern imkânlardan yararlanırken de kendini açıkça tanıtmak gerekmektedir. e) Bir kimsenin izinsiz girmesi câiz olmayan yeri iyi niyetle de olsa kapı aralığından veya pencereden gözetlemesi de câiz değildir. Zira izin isteme hükmünün konuluş sebebi, aile mahremiyeti gibi ilgililerin görülmesini istemediği mahremiyetleri yabancı gözlere karşı korumaktır (Aynî, XVIII, 286, 294). Müminlerin casusluk yapar gibi birbirlerinin mahrem durumlarını araştırmalarını yasaklayan âyetin (Hucurât
49:12) bu konuyla da ilgili olduğu kabul edilmektedir. Hz. Peygamber, birinin bu şekilde evini gözetlediğini görünce onu sert bir dille uyarmıştır (Buhârî, “İsti’zân”, 11; “Diyât”, 15, 23; ayrıca bk. Mustafa Çağrıcı “İzin”, DİA, XXIII, 509-510).
İçinde kendinize ait eşyanın (ihtiyaçlarınızın) bulunduğu oturulmayan evlere (izinsiz) girmenizde size herhangi bir vebal yoktur. Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
Nûr suresinin 27-29. ayetlerinde verilen bilgiler, Kur’an’ın sosyal hayata dair ne kadar detaylı hükümler içerdiğinin delilidir.,Benzer mesajlar: Bakara
2:77; Âl-i İmrân
3:5; En‘âm
6:3; Hûd
11:5; İbrâhîm
14:38; Nahl
16:19, 23; Tâhâ
20:7; Enbiyâ
21:4; Neml
27:25, 74; Kasas
28:69; Yâsîn
36:76; Teğâbun
64:4; A‘lâ
87:7.
İçinde kendinize ait eşyaların bulunduğu, oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizledikleriniz de bilir.
Oturulmayan ama yararlanmak için kullanılan yerlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduğunuz şeyleri de gizlediğiniz şeyleri de bilir.
İçinde oturulmayan (terk edilmiş olan) ve sizin için bir meta (yarar ve size ait bir eşya) bulunan evlere girmenizde ise bir sakınca yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, sakladıklarınızı da bilir.
Orada bir menfaatiniz varsa içinde kimse oturmayan eve girmenizde bir suç yok size ve Allah, açığa vurduğunuzu da bilir, gizlediğinizi de.
Ama içinde devamlı oturulmayan, fakat kamusal amaçlarla kullanılan dükkan, misafirhane gibi yerlere izin almaksızın girmenizde bir sakınca yoktur. Fakat yine de, aklınızdan çıkarmayın ki, Allah açıkça yaptıklarınızı da, gizlediklerinizi de bütünüyle bilmektedir.
İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu, şahsî mesken olarak kullanılmayan, kamuya açık faydalandığınız binalara girmenizde herhangi bir günah, vebal yoktur. Allah sizin iyi veya kötü niyetle, açıkça yaptıklarınızı da, gizleyerek yaptıklarınızı da bilir.
Oturulmayan ve içinde size ait eşya bulunan evlere girmenizde sizin için bir sakınca yoktur. Allah açığa vurduğunuzu da gizlediğinizi de bilir.
29.İbnu Ebi Hatim`in Mukatil bin Hayyan`dan rivayet ettiğine göre evlere izinsiz girilmemesini isteyen ayeti kerime indikten sonra Ebu Bekir (r.a.): "Ey Resulullah (a.s.)! Mekke ve Medine arasında yine Şam ve Medine arasında gidip gelen tüccarlar ne yapacaklar. Onların yol üzerinde belirli evleri var. Oralara nasıl izin isteyerek ve içindekilere selâm vererek girecekler; oralarda zaten kimse oturmuyor?" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.
İçinde oturulmayan ve sizin için bir meta (yarar) bulunan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da, sakladıklarınızı da bilir.
İçinde oturulmıyan ve içinde, faydalanma hakkınız bulunan (ahır ve han gibi) evlere (izinsiz) girmenizde bir günah yoktur. Allah, açıkladığınızı da bilir, gizlediğinizi de...
Oturulmayan, fakat onlarda sizin için fayda ola evlere girmenizde size bir günah yoktur. Allah, sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de çok iyi bilir.
İçersinde mallarınız bulunan boş evlere girmeniz günah değil, Allah bilir gizli, açık niderseniz
Hayat olmayan (oturulmayan) ve içinde eşyanızın bulunduğu evlere izinsiz girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da gizli tuttuklarınızı da bilir.
İçinde malınız bulunan boş evlere girmenizde bir sorumluluk yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
Oturulmayan ve içinde eşyanız bulunan bir eve girmenizde bir sakınca yoktur. ALLAH açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
İçinde kendinize ait bir şeylerin bulunduğu oturulmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
Meskûn olmıyan ve içinde bir intifa' salâhiyyetiniz olan odalara girmenizde size bir günah yoktur, neyi açıklar ve neyi saklarsınız Allah bilir
Meskûn olmayan, içerisinde sizin için bir menfaat (ve alâka) bulunan (ev ve) odalara girmenizde size bir vebal yokdur. Açıklayacağınızı da, gizleyeceğinizi de Allah bilir.
Oturulmayan ve içinde menfaatiniz bulunan evlere (herkese açık olan yerlere izinsiz) girmenizde size bir günah yoktur. Artık neyi açıklarsanız ve neyi gizlerseniz, Allah bilir.
İçerisinde oturulmayan, ancak faydalanacağınız birtakım şeylerin olduğu evlere girmenizde sizin için sorumluluk yoktur. Allah sizin açıkladıklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.
Sükna için olmayıp fakat size menfaati bulunan evlere [¹] girmenizde sizin için hiçbir günah yoktur. Allah aşikâr ettiğiniz ve gizli tuttuğunuz şeyleri hep bilir.
[1] Han, mağaza, hamam, vakıf, kervansaray gibi.
İçinde oturulmayan ve sizin için kendisinde bir meta (yarar) bulunan evlere girmenizde size bir sakınca yoktur. Allah, açığa vurduklarınızı da saklamakta olduklarınızı da bilmektedir.
İçinde oturulmayan, fakat sizin faydalanma hakkınız bulunan câmi, kütüphane, dükkan, gibi halka açık yerlere veya hiç kimse tarafından kullanılmayan terk edilmiş evlere izinsiz girmenizde bir sakınca yoktur. Unutmayın; Allah, açığa vurduğunuz ve içinizde gizlediğiniz her şeyi bilmektedir. Öyleyse, hiç kimsenin evine kötü niyetle girmemeli, her şeyi bilen Allah’ın sizi mutlaka hesaba çekeceğini düşünmelisiniz. Öte yandan:
İçinde sizin için geçimlik bulunan, meskûn olmayan / oturulmayan evlere girmenizde size bir günah yoktur.
Ne açığa vuruyorsanız, ne saklıyorsanız, Allah biliyor.
İçerisinde (aile) oturmayan1 ve menfaatiniz bulunan evlere2 (izinsiz) girmenizde sizin için bir sakınca yoktur. (Unutmayın ki) Allah, açıktan yaptıklarınızı da saklamakta olduklarınızı da bilir.3
1 Umuma açık han, dükkân ve terk edilmiş evler gibi.2 Yani içlerinde her hangi bir şekilde girme hakkınız bulunan evler, odalar demektir ki han, hamam, dükkân gibi umuma açık olan yerlere, harap evlere ve kendi evi dâhilinde başkalarının ikametine mahsus olup da içinde kimse bulunmayan odalara, demektir. Ancak icara verilerek kullanma hakkı geçici olarak devredilen yerler için önceki ayetin hükmü geçerlidir.3 Rivayet olunduğuna göre Ebû Bekir (r.a.)’ın Efendimize: “Ey Allah’ın Rasulü! Biz ticaret için çeşitli yerlere gider ve hanlarda konarız, izin verilmedikçe oralara girmeyelim mi?” demesi üzerine bu ayet indirildi. (Elmalılı)
[Öte yandan,] içinde oturulmayan ama kamusal amaçlarla kullanılan evlere 35 girmenizde bir sakınca yoktur; fakat [yine de aklınızdan çıkarmayın ki,] Allah, açıkça yaptıklarınızı da, gizlediklerinizi de bütünüyle bilmektedir.
İçinde size ait eşya bulunan ve kimsenin oturmadığı evlere girmenizde sizin için bir sakınca yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir. 2/284, 33/37
(Ama) içinde oturulmayan, sizin de yararınıza hizmet veren kamuya açık mekânlara girmenizde bir sakınca yoktur:[3002] şu da var ki Allah, açıktan yaptıklarınızı da gizlediklerinizi de bilmektedir.
[3002] İlk tefsir otoriteleri bu mekânları hanlar ve dinlenme tesisleri (Mücahid), çarşılar ve ticaret mahalleri (İbn Zeyd), tuvalet ve hamam (İbn el-Hanefiyye) gibi kamuya açık yerler olarak tefsir etmişlerdir (Taberî). Fîhâ metâ‘un lekum (sizin yararınıza hizmet veren) ibâresi, bu mekânların kamuya açık niteliğini ortaya koymaktadır.
Mesken olmayıp kendinize ait içlerinde menfaat bulunan evlere girmenizde sizin için bir günah yoktur ve neyi açıklar ve neyi gizlerseniz Allah bilir.
İçinde oturulmayan fakat sizin faydalanma hakkınız bulunan evlere girmenizde mahzur yoktur. Ama hiç unutmayın ki Allah açığa vurduğunuz ve gizlediğiniz her şeyi bilir.
Oturulmayan ve içinde eşyanız bulunan evlere (izinsiz) girmenizden dolayı size bir günah yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
Oturanı olmayan ama içinde size ait mal bulunan kapalı mekanlara girmenizde bir günah yoktur. Açığa vurduğunuz şeyi de gizlediğiniz şeyi de Allah bilir.
İçinde eşyanız bulunan ve oturulmayan boş evlere girmenizde size bir günah yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
Meskûn olmayan ve umumun yararlanmasına açık bulunan binalara girmenizde ise bir sakınca yoktur. Allah sizin açığa vurduğunuzu da bilir, sakladığınızı da.
Oturanı bulunmayan ve içinde size ait eşya olan evlere girmenizde bir sakınca yoktur. Allah, sizin açıkladıklarınızı da sakladıklarınızı da bilir.
yoķdur sizüñ üzere yazuķ kim giresiz evlere kim dölek olmamışdur anuñ içinde menfa'at dur size. daħı Tañrı bilür anı kim āşikāre eylersiz daħı anı kim gizlersiz.
Yazuḳ yoḳdur üstüñüze sizüñ girmekde ol evlere ki kimse yoḳdur içinde,anda ḳumāşlaruñuz var‐ısa sizüñ. Tañrı Ta‘ālā bilür siz āşikāre eylegenidaḫı, yaşurġanı daḫı.
İçərisində əşyanız olan (karvansara, mehmanxana, ümumi istifadə yerləri kimi) qeyri-məskun evlərə (icazəsiz) daxil olmaq sizin üçün günah deyildir. Allah sizin aşkar etdiklərinizi də, gizli saxladıqlarınızı da (aşkarda da, gizlində də nə etdiyinizi) bilir!
(It is) no sin for you to enter uninhabited houses wherein is comfort for you Allah knoweth that ye proclaim and what ye hide.
It is no fault on your part to enter houses not used for living in, which serve some (other) use for you:(2982) And Allah has knowledge of what ye reveal and what ye conceal.*
2982 The rule about dwelling houses is strict, because privacy is precious, and essential to a refined, decent, and well-ordered life. Such a rule of course does not apply to houses used for other useful purposes, such as an inn or caravanserai, or a shop, or a warehouse. But even here, of course, implied permission from the owner is necessary as a matter of common-sense. The question in this passage is that of refined privacy, not that of rights of ownership.