Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2827, sondan
3410. ayet;
24. sure ve
Nûr Suresinin
36. ayetidir.
Nûr Suresi 36. ayetinin kelime sayisi
14, harf sayısı
55 ve toplam ebced değeri ise
4677 olarak hesaplanmıştır.
Nûr Suresinin toplam ebced değeri
414067 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
في بيوت اذن الله ان ترفع ويذكر فيها اسمه يسبح له فيها بالغدو والاصال
فيبيوتاذناللهانترفعويذكرفيهااسمهيسبحلهفيهابالغدووالاصال
Fî buyûtin eżina(A)llâhu en turfe’a veyużkera fîhâ-smuhu yusebbihu lehu fîhâ bilġuduvvi vel-âsâl(i)
36,37. Allah’ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar, buralarda sabah akşam O’nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar.
“... evlerde Allah’ı anarlar...” diyerek “evlerde” zarfını, “anarlar” fiiline bağlamış olduk. Bu bağlantıyı, “o nur evlerdedir”, “evlerde yakılan”, “evlerde ... adamlar vardır” şeklinde yapanlar da olmuştur.
Evlerden maksat “camilerdir” diyen tefsircilere karşı haklı olarak, “bu âyetin geldiği zamanda müslümanların mescidlerinde lamba, kandil vb. yoktu, mescidin devamlı aydınlatılması âdeti Hz. Ömer zamanında başladı”, eğer evlerden mâbedler kastediliyorsa bunların, şirke sapmadan dinlerine göre ibadet eden bazı yahudi ve hıristiyanların yüksek ve tenha yerlerde yaptıkları manastırlar ve havralar olması gerekir; çünkü buralarda kandil bulunurdu” denilmiştir (İbn Âşûr, XVIII, 266 vd.). İbn Âşûr’un bizce de mâkul olan yorumuna göre burada, bir tek şeyin diğerine benzetilmesinden ziyade, bir grup nesne ve ilişkinin diğer gruba benzetilmesinden ibaret olan güzel bir temsil sanatı vardır, bir yerde toplanıp Kur’an okuyan, müzakere eden ve onunla düşünen insanların aydınlanması temsil yoluyla anlatılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Bir topluluk, Allah’ın evlerinden birinde bir araya gelip Allah’ın kitabını okudukları ve aralarında müzakere ettikleri (ortak akıl ile anlamaya çalıştıkları) sürece durmadan üzerlerine sekînet (huzur veren melekler veya huzur ve tatmin) iner, onları rahmet çepeçevre kuşatır ve Allah onları, nezdinde olanların içinde anar” (Müslim, “Zikir”, 36-37).
Kâbe’ye “Allah’ın evi” denilmiştir. Allah eve muhtaç olmadığına, hiçbir mekân O’nu içine alamayacağına göre bu sözün hakiki değil, mecazi mânasının kastedildiği açıktır; bu mâna da “Allah’a ibadet etmeye tahsis edilmiş mekân” demektir. Müslümanlar namaz kılarken o evin bulunduğu yöne dönerler, tavaf ibadeti yapanlar o evin etrafında yedi kere dolanırlar. O ev ve çevresi yalnızca Allah’a ibadet etmek için kullanılır ve bunun için orası Allah evidir. Bu mânadan hareket edilerek şöyle bir sonuca ulaşmak mümkündür: Bir mekân ne kadar Allah’a ibadet için kullanılırsa o kadar Allah’a aittir, O’nun nurunun tecellisine mazhardır, lâyıktır. Allah’ın nurunun mânevî ufukları aydınlattığı, insan bilgisine ve tecrübesine madde ötesi âlemi açtığı mekânlar yalnızca mescidler değildir, Allah’a ibadet edilen her mekândır, her evdir. Bir mekânda ibadet, zikir ve tefekkür o mekânda nurdur.
37. âyette geçen ve “kişiler” diye çevirdiğimiz ricâl (erkekler) kelimesi, kadınları dışarıda bırakmaz; çünkü başka âyetlerde Allah’a çeşitli şekillerde ibadet edenler, bu arada O’nu zikredenler övülürken, onlara çeşitli ödüller verileceği müjdelenirken erkeklerle birlikte kadınlar da açıkça zikredilmiştir (Ahzâb
33:35). Burada “kişiler, erkekler”, ya Arapça’da “tağlîb” adı verilen bir anlatım şekliyle veya “genellikle uygulama böyle olduğu için vâkıadan hareket eden” anlatım yoluyla kadınları da ifade etmektedir.
İnsanların çoğu, fâni olan imtihan dünyasında ticarete, zanaata, zevk ve safaya dalarak Allah’ı unuturlar, namazları vaktinde kılmazlar, mala düşkünlükleri sebebiyle zekâtı ya hiç vermezler yahut da eksik verirler. Bunlar imtihan için verilmiş, âdeta imtihan sorusuna benzeyen dünya malına ve menfaatine aldanarak servet ve nimet imtihanını kaybeden gafillerdir. Allah’ın örnek gösterdiği, övdüğü, yaptıklarının karşılığını fazlasıyla vereceği, ayrıca karşılığı olmayan hesapsız lutuflarda bulunacağı kulları ise dünya-âhiret dengesini iyi kuranlar, ebedîyi fâniye, devamlıyı geçiciye, değerliyi değersize değişmeyenlerdir.
Mutasavvıflar bu âyetten “fenâ” dedikleri hal için bir delil çıkartmışlar ve “Allah’ta fâni olanlarda âdeta bir çifte şuur oluşur; dışa, dünya işlerine, mâsivâ ile ilişkiye ait olan şuur, devamlı Allah ile meşgul ve O’na mahsus bulunan şuura perde olmaz” demişlerdir.
(Bu kandil) birtakım evlerdedir ki Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O’nu (şöyle kişiler) [tesbih] ederler (yüceltirler):
Bu kandil birtakım evlerdedir ki, Allah o evlerin yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu tesbih ederler/anarlar.
(Allah'ın aydınlığı/ışığı) Allah'ın isminin yüceltilmesine ve öğütlerinin dinlenmesine izin verdiği evlerde¹ vardır. Orada sabah akşam² O'nu tesbih³ ederler.
1- İçinde Allah'ın nuru olan. 2- Gün boyu, sürekli, her zaman. 3- Allah'ın, her türlü noksanlıktan arınık, bütün mükemmel niteliklere sahip olduğunu bilmek; Allah'ı kendisine özgü nitelikleri ile tanımak ve tanıtmak demektir.
(Bu nur) Allah’ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği (gönüllerde ve) evlerdedir (mescitleri şenlendirmektedir) ; onların içinde (mü’minler) sabah akşam O’nu tesbih etmektedir.
Bu ışık, o evlerdedir ki Allah, oralarda adının yüceltilmesine ve anılmasına izin vermiştir ve oralarda, sabahakşam onu tenzih edenler vardır.
Bu ışık, bu nûr o evlerdedir ki, Allah oralarda adının yüceltilmesine ve anılmasına izin vermiştir. O evlerde, sabah akşam Allah'ın yüceliğini ve kudretini dile getiren
Bu nur bir takım evlerde, mescitlerdedir. Allah mescitlerin binalarının yükselmesini ve içlerinde adının zikredilmesini, namaz kılınmasını, Kur'ân okunmasını, zikir meclisleri kurulmasını, dininin, şeriatının anlatılmasını, icrası zorunlu kesin hükümler haline getirdi. İnsanlar orada gündüzün ilk ve son saatlerinde onun koyduğu kurallara riayet ederek Allah'ı tesbih ederler, namaz kılarlar.
(Bu nur) Allah'ın, yükseltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Oralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler.
(Bu nur,) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdedir; onların içinde sabah akşam O'nu tesbih ederler.
Bu lâmba, o camilerde yakılır ki, onların yüce tanınmasını ve içlerinde isminin anılmasını Allah emretmiştir. Buralarda sabah ve akşam (beş vakit) Allah'ı tesbih eder namaz kılarlar.
Bu nur, Allah’ın içlerinde şan ve şerefinin yükselmesini O’nun isminin zikredilmesini istediği evlerdedir. O evlerde sabah-akşam O’nun için, öyle erler tesbih ederler ki;
Yükseltilmesine, adının anılmasına Allahın izin verdiği evlerde, akşam sabah tespih edin
(İşte bu nur,) Allah'ın yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde/mescitlerdedir. Bu evlerde sabah akşam O'nun sınırsız kudret ve yüceliğini tesbih ederler.
Bkz.
4:174,
6:122,
39:22,
57:19Ayetteki “evler” ifadesini sadece Allah’a ibadet edilen mescitler olarak değil aynı zamanda Kur’an evleri, sohbet mekânları, lokaller, dernekler, vakıf odaları hatta sohbet toplantılarının yapıldığı evler olarak da düşünebiliriz. Zira İslam’da ibadet mekânları sadece mabetlerden ibaret değildir.
Allah'ın yüksek tutulmasına ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam O'nu tesbih ederler.
(Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu (öyle kimseler) tesbih eder ki;
(Böyle bir ışık ve hidayet), içlerinde ismi anıldığı için ALLAH'ın onaylayıp yükselttiği evlerdedir. Orada, O'nu sabah akşam yücelten...
(Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin okunmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu tesbih ederler.
O evlerde ki: Allah onların rif'atlandırılmasına ve içlerinde isminin zikredilmesine izin vermiştir, onlarda sabah ve akşam üstleri ona tesbih ederler
(O kandil) o evlerde (yakılır ki) Allah, onların yüce tanınmasına ve içlerinde adının anılmasına izin vermişdir. Onlar buralarda sabah ve akşam Onu (Allâhı) tesbîh (ve tenzîh) eder (ler).
(Bu kandil, bu nûr) birtakım evlerde (mescidlerde)dir ki Allah, onların(kıymetlerinin) yükseltilmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir; buralarda (bu evlerde) sabah akşam O'nu tesbîh eder(ler).
Allah’ın içlerinde isminin yüceltilmesine ve anılmasına izin verdiği ve orada sabah akşam sürekli, O nu bütün noksan sıfatlardan arındırılan (tesbih edilen) evler var.
Allah/ın yüksek ve muazzam olmasına, içinde adının anılmasına emir ve izin verdiği evlerde [¹⁵] sabah, akşam O/nu tespih ederler [¹⁶].
[15] Mescitlerde veya dört mescitte: «Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa, Mescid-i Medine, Mescid-i Kuba»da.[16] Yani namaz kılarlar.
(Bu nur,) Allah'ın, onların yüceltilmesine ve isminin zikredilmesine izin verdiği evlerdedir; onların içinde sabah akşam O'nu tesbih ederler.
(Alusi’nin Ruhu’l Meani,
18:174’te naklettiğine göre Peygamber-i Ekrem bu ayet hakkında, “Kastedilen hangi evlerdir?” diye sorulunca, “Enbiyanın evleridir” diye buyurmuştur. Ebu Bekir ise Ali ve Fatıma’nın (a.s) evlerini göstererek, “Acaba bu ev onlardan mıdır?” diye sorunca da Peygamber (s.a.a), “Bu ev, onların en üstünüdür” diye buyurmuştur.)
İşte bu nur, Allah’ın maddî ve mânevî olarak yükseltilmesine ve içinde adının anılmasına izin verdiği câmilerde ve Kur’an okunan evlerdeışıl ışıl parlamaktadır. Çünkü orada, gece gündüz O’nun sınırsız kudret ve yüceliğini zikredip gündeme getiren yiğitler vardır. Öyle yiğitler ki:
İçinde adının anılmasına ve yükseltilmesine izin verdiği evlerde, Akşam Vakitleri (İkindi ve Akşam) ve Sabah Erken Vakitler orada O’nu tesbih ediyorlar.
(Bu nûr üstüne nûr;) Allah’ın, yüceltilmelerini ve içlerinde adının anılmasına1 izin verdiği evlerdedir (ve o evlerdekiler) onların içerisinde sabah akşam Onu tesbih eder dururlar.
1 Emir ve yasaklarının yaşanmasına…
İÇLERİNDE [yalnız] kendi ismi anılsın diye Allah'ın yükseltilmelerine izin verdiği evlerde 56 O'nun kudret ve yüceliğini sabah akşam dile getiren [öyle]
(Bu nur) İçerisinde Allah’ın yüceltilmesine, O’nun adının anılmasına ve sabah akşam şanının yüceliğinin dillendirilmesine izin verdiği evlerde/mescitlerde parıldamaktadır. 15/98, 17/111, 18/28, 20/130
İÇERİSİNDE sabah akşam O’nun adı anıldığı için Allah’ın yükseltilmelerine izin verdiği ibadethanelerde, O’nun ululuğunu ve yüceliğini sürekli dile getiren[3024]
[3024] Veya: “(O kandilin içerisinde yandığı oyuklar) Allah’ın yüceltilmesine izin verdiği evlerde..” İbn Abbas ve daha başkalarına göre bu âyet, öncesinin bir devamıdır (Taberî). Bizce bu âyet, sonraki âyetlerle kopmaz bir bütünlük arzeder. Bizim tercihimiz, 37. âyetin girişindeki ricâlun kelimesinin bu âyetteki yusebbihu fiilinin öznesi olarak, öncesinden bağımsız okunabileceği görüşüne dayanır. (Ferrâ ve Zeccâc; karşılaştırmalı bir kritik için bkz: Râzî.)
(O mişkat) Bir nice evlerde ki, Allah-ü Azîmüşşan o evlerin yükseltilmesine ve içlerinde (mübarek) isminin zikredilmesine izin vermiştir. O evlerde kendisi için sabahleyin ve akşam üstleri tesbihte bulunurlar.
36, 37. O nûra, Allah'ın yükseltilmesine ve içlerinde kutlu isminin zikredilmesine izin verdiği evlerde (mescidlerde) kavuşulur. Oralarda, sabah akşam O'nun şanını yücelterek tenzih eden öyle yiğitler vardır ki, ne ticaretler, ne alım ve satımlar onları Allah'ı zikretmekten, namazı hakkıyla ifa etmekten, zekâtı vermekten alıkoymaz. Onlar kalplerin ve gözlerin dehşetten halden hale döneceği, alt üst olacağı bir günden endişe ederler. [39, 47; 73, 40; 18, 14, 42; 76, 10; 62, 9; 63, 9; 72, 18]
Âyetteki “evler” mescitler olarak tefsir edilmekle beraber aynı zamanda “müminlerin evleri” diye de tefsir edilir. Hatta bazı müfessirler bu ikinci izahın ağır bastığı kanaatini taşırlar (Tefhimu’l-Kur’ân). Zira İslâm’da ibadet mâbedlerle ve ruhban sınıfı ile sınırlı değildir.
(Bu kandil) Allah'ın yükseltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Onların içinde sabah akşam O'nu tesbih eder(şanının yüceliğini anar)lar:
(O ışık) yüce tutulmasına ve içlerinde adının anılmasını Allah’ın izin verdiği evlerde olur. Oralarda sabah akşam (insanlar) Allah’a boyun eğerler.
(O lamba) Allah'ın yükseltilmesine ve orada isminin anılmasına izin verdiği evlerde/mescidlerdedir. Orada, sabah akşam O'nu tesbih ederler.
O nur öyle evlerde ışık verir ki, Allah onların yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Oralarda sabah akşam Onu tesbih ederler.(9)
(9) Bu âyet bir sonraki âyetle tamamlanmaktadır.
Kandil, Allah'ın yükseltilmesine ve içinde adının anılmasına izin verdiği evlerdedir. Orada sabah-akşam O'nu tespih eder.
36-37. evler içinde ya'nį mescidler destūr virdi Tañrı kim binā olına yā ululaña daħı anı ıla anuñ içinde adı. namāz eyler aña irte daħı giceler erenler meşġūl eylemez anları bezirgeñlık ne daħı śatı eylemek Tañrı’yı aramaķdan daħı namāzı ŧururmaķdan ya'nį namāzdın daħı zekātı virmekden ķorķarlar bir günden kim döne anda göñüller daħı gözler.
Nice evlerde ki Tañrı Ta‘ālā buyurdı ki ‘imāret oluna ṭā‘at ile, daḫı añılaanda Allāh adı. Tesbīḥ ider aña anlar içinde gündüzlerde ve giçelerde.
(Həmin taxça və çıraq) Allahın tikilib ucaldılmasına və Öz adının zikr edilməsinə izin verdiyi o evlərdədir (o məscidlərdədir) ki, orada səhər-axşam Onu təqdis edib şə’ninə tə’riflər deyərlər.
(This lamp is found) in houses which Allah hath allowed to be exalted and that His name shall be remembered therein. Therein do offer praise to Him at morn and evening
(Lit is such a Light)(3004) in houses, which Allah hath permitted to be raised(3005) to honour; for the celebration, in them, of His name: In them is He glorified in the mornings and in the evenings, (again and again),-(3006)*
3004 The punctuation of the Arabic text makes it necessary to carry back the adverbial clause, "in houses", to something in the last verse, say "Lit from a blessed Tree"-the intervening clause being treated as parenthetical. 3005 That is, in all places of pure worship; but some Commentators understand special Mosques, such as the Ka'bah in Makkah, or the Mosques in MadTnah or Jerusalem ; for these are specially held in honour. 3006 In the evenings: the Arabic word is Asa I, a plural of a plural, to imply emphasis: I have rendered that shade of meaning by adding the words "again and again".