Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2834, sondan
3403. ayet;
24. sure ve
Nûr Suresinin
43. ayetidir.
Nûr Suresi 43. ayetinin kelime sayisi
38, harf sayısı
140 ve toplam ebced değeri ise
8798 olarak hesaplanmıştır.
Nûr Suresinin toplam ebced değeri
414067 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
الم تر ان الله يزجي سحابا ثم يؤلف بينه ثم يجعله ركاما فترى الودق يخرج من خلاله وينزل من السماء من جبال فيها من برد فيصيب به من يشاء ويصرفه عن من يشاء يكاد سنا برقه يذهب بالابصار
المتراناللهيزجيسحاباثميؤلفبينهثميجعلهركامافترىالودقيخرجمنخلالهوينزلمنالسماءمنجبالفيهامنبردفيصيببهمنيشاءويصرفهعنمنيشاءيكادسنابرقهيذهببالابصار
Elem tera enna(A)llâhe yuzcî sehâben śümme yu-ellifu beynehu śümme yec’aluhu rukâmen feterâ-lvedka yaḣrucu min ḣilâlihi veyunezzilu mine-ssemâ-i min cibâlin fîhâ min beradin feyusîbu bihi men yeşâu veyasrifuhu ‘an men yeşâ/(u)(s) yekâdu senâ berkihi yeżhebu bil-ebsâr(i)
Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak.
Yağmurun, şimşeğin, dolunun nasıl oluştuğu, bu olaylarla ilgili tabiat kuralları bugün bilinenlere tıpatıp uyan bir şekilde anlatılmakta, ancak bunların kendiliğinden değil, Allah’ın izin, irade, kudret, hikmet ve sünneti (âdeti, kanunu) çerçevesinde olup bittiği bildirilmekte, insanların doğru görmeleri, değerlendirmeleri ve ders çıkarmaları teşvik edilmektedir.
“Bulut aralıklarından çıkan şimşeği görürsün” cümlesindeki şimşeğin burada kullanılan Arapça karşılığı vedk kelimesidir; bu kelime yağmur mânasına da gelir. Ancak bulutların arasından çıkan yağmur değil, şimşek olduğu için biz bunu tercih ettik. Bilindiği üzere yağmur bulutların arasından çıkmaz, bulutun kendisi yağmura dönüşür ve yere dökülür.
Görmüyor musun ki Allah birtakım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getiriyor, sonra üst üste yığıyor. (Sonunda bulutların) arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. (Allah) gökteki dağlar (gibi büyük bulutlar)dan dolu indirir de onu dilediğine (layık olana) isabet ettirir; dilediğinden de onu öteye çevirir (uzak tutar). (Bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır!
Bu ayette yağmurun oluşumu esnasında bulutlardaki değişime dikkat çekilmektedir. Benzer mesajlar: A‘râf
7:57; Tâhâ
20:53; Furkân
25:48-49; Neml
27:63; Rûm
30:48; Fâtır
35:9.
Görmez misiniz ki Allah, bulutları sürüyor, sonra onları bir araya getirip sonra üst üste yığıyor. Sen de onların arasından yağmur yağdığını görüyorsun. Gökten, içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir. Dilediğine onu uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözlerini kör edecektir!
Allah'ın, bulutları sürüklediğini, sonra aralarını birleştirdiğini, sonra da onları küme haline getirdiğini görmüyor musun? Böylece aralarından yağmur çıktığını görürsün. Ve gökten içinde dolu bulunan dağ gibi kümeleri getiriyor. Neredeyse parıltısı gözlerinizi alan şimşeği dilediğine isabet ettiriyor, dilediğinden de onu uzak tutuyor.
Görmez misin ki, Allah bulutları sürmekte, sonra (artı ve eksi yüklü bulutların) aralarını (telif edip) birleştirmekte, sonra da onları üst üste getirip yığıvermektedir; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün. (Ayrıca) Gökten içinde buz taneleri bulunan dağlar (gibi bulutlardan dolu yağdırıp) indiriverir, onu dilediğine isabet ettirip (felakete çevirir) de, dilediğinden onu (dolu ve sel musibetini) giderir; şimşeğinin şiddetli parıltısı ise neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.
Görmez misin ki Allah, bulutları sürmede, sonra onları birbirine katıp birleştirmede, sonra yığın haline getirmededir. Görürsün ki bulutlardan yağmur yağmadadır ve gökte dağ gibi yığılmış bulutlarda dolu var, bunları yağdırmadadır da dilediğine afetler vermededir, dilediğine de isabet ettirmemede. Şimşeğinin parıltısıysa neredeyse gözleri alacak.
Görmüyor musun, Allah bulutları dilediği yere sürüklüyor, sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki, bunlar arasından yağmur çıkıyor. Gökten içinde dolu bulunan, dağlar gibi bulutlar indirir, onunla dilediğine afetler verir, dilediğinden de o afeti çevirip uzaklaştırır. Bu bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı, neredeyse gözleri alır.
Görmüyor musun? Allah bulutları sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan yere sürüklüyor. Sonra onları bira raya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki, bunlar arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağ gibi bulutlardan dolu da indirir. Onunla sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıklara zarar verir. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıklardan doluyu uzak da tutar. Bu bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı neredeyse gözleri alır.
Görmedin mi ki, Allah bulutları sürer, sonra onları biraraya getirir, sonra onları üstüste yığın yapar. Böylece yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar indirir de onu dilediğine isabet ettirir ve dilediğinden de uzak tutar. Onun şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri götürecektir.
Görmedin mi ki, Allah bulutları sürmekte, sonra aralarını birleştirmekte, sonra da onları üst üste yığmaktadır; böylece, yağmurun bunların arasından akıp-çıktığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indirir, onu dilediğine isabet ettirir de, dilediğinden onu çevirir; şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırıp götürüverecektir.
Görmedin mi ki, Allah bulutları sürüklüyor; sonra bulutların arasını topluyor (birbirine sıkıştırıyor), sonra onu bir yığın haline getiriyor. İşte görüyorsun ki, yağmur bunların arasından çıkıyor. Allah, gökte dağ halindeki birikintilerden dolu indiriyor da, dilediği kimseye bununla musibet veriyor. Dilediğinden de onu bertaraf ediyor. Şimşeğinin parıltısı nerde ise gözleri alıverecek.
Görmedin mi? Allah bulut sevk eder, sonra onu birleştirir, sonra onu üst üste yığar, içinden yağmur çıktığını görürsün. Allah, gökteki dağlar gibi bulutlardan dolu indirir, dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de uzak tutar. O bulutun şimşeğinin parlaklığı nerede ise gözlerin nurunu alacaktır.
Allahın bulutları sürdüğünü, sonra birbirine kattığını da, daha sonra üstüste yığarak, arasında yağmuru çıkardığını, gökten dağlar gibi dolu yağdırarak, dilediği kimseye dokundurduğun, dilediği kimseden uzak tuttuğun, yıldırımın çakmasından gözlerin kamaştığın görmez misin sen?
Görmüyor musun ki, Allah bulutları oradan oraya sürüyor, sonra birleştiriyor, sonra üst üste yığıyor (yoğunlaştırıyor). Arkasından aralarından yağmur yağdığını görürsün. (Yine Allah) gökten dağlar gibi yüklü bulutlardan dolu indirir de onunla dilediğine (hak ettiği için musibet) verir ve dilediğinden de (o musibeti) uzak tutar. (Bulutlardan çıkan) şimşeğin parıltısı, neredeyse gözleri kör eder.
Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
Görmez misin ki Allah bir takım bulutları (çıkarıp) sürüyor; sonra onları bir araya getirip üstüste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, oradaki dağlardan (dağlar büyüklüğünde bulutlardan) dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; (bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır!
Bilmez misin ki ALLAH bulutları sürer, sonra onları birleştirir, sonra onları birbiri üstüne yığar ve sen de yağmurun onların arasından çıktığını görürsün? Gökten büyük kütlelerden dolu yağdırır, dilediği kimseyi ona uğratır ve dilediğinden de onu uzak tutar. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.
Görmez misin ki Allah bulutları (dilediği yere) sürüklüyor; sonra onları biraraya getirip üstüste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasında yağmur çıkıyor. O, gökten, sanki oradaki dağlardan da dolu indirir. Artık onu dilediğine isabet ettirir; dilediğinden de onu uzak tutar; bu bulutlardan çıkan şimşeğin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
Baksan â şu hakıykate: Allah, bir bulut sevk ediyor sonra onun açıklığını te'lif eyliyor, sonra onu teraküm ettiriyor da yağmuru görüyorsun hılâlından çıkıyor, bir de o Semadan, ondaki dağlardan bir tolu indiriyor da dilediğini onunla musab kılıyor ve dilediğinden onu bertaraf ediyor, Şimşeğinin parıltısı hemen hemen gözleri alıverecek
Görmedin mi şu hakıykatı ki Allah bulutları (dilediği yere) sürüyor, sonra aralarında bir imtizac haasıl ediyor, sonra da onu (bir biri üstüne binmiş) bir yığın haaline getiriyor. İşte görüyorsun ki yağmur bunların arasından çıkıyor. (Allah), içinde dolu bulunan gökden (yukarıdan) ba'zı dağlar indiriyor da bununla kimi dilerse ona musîybet veriyor, kimi de dilerse ondan bunu bertaraf ediyor. Onun şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri çalıb kamaşdırır.
Görmedin mi ki şübhesiz Allah, bir bulutu nasıl sürüyor; sonra arasını birleştiriyor; sonra da onu bir yığın hâline getiriyor da arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. Ve (Allah) gökten, oradaki dağ (gibi bulutlar)dan bir dolu indirir de onu dilediğine isâbet ettirir, dilediğinden de onu çevirir. (Bu bulutların) şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri(n nûrunu) alır.(1)
(1)“Şu âyet, mu‘cizât-ı rubûbiyetin (Allah’ın terbiye ediciliğindeki mu‘cizelerin) en mühimlerinden ve hazîne-i rahmetin en acîb perdesi olan bulutların teşkîlâtında (meydana gelmesinde) yağmur yağdırmaktaki tasarrufât-ı acîbeyi (acâib icrâatları) beyân ederken, güyâ bulutun eczâları cevv-i havada(hava boşluğunda) dağılıp saklandığı vakit, istirâhata giden neferât misillü (askerler gibi) bir boru sesiyle toplandığı gibi emr-i İlahî ile toplanır, bulut teşkîl eder. Sonra küçük küçük tâifeler bir ordu teşkîl eder gibi, o parça parça bulutları te’lîf edip (birleştirip), kıyâmette seyyar dağlar cesâmet (büyüklük) ve şeklinde ve rutûbet cihetinde kar ve dolu keyfiyetinde olan o sehab (bulut) parçalarından âb-ı hayâtı(hayat suyunu) bütün zîhayâta (canlılara) gönderiyor. Fakat o göndermekte bir irâde, bir kasıd görünüyor. Hâcâta (ihtiyaçlara) göre geliyor; demek gönderiliyor. Cevv berrak, sâfî, hiçbir şey yokken bir mahşer-i acâib (acâib bir toplanma yeri) gibi dağvârî (dağ gibi) parçalar kendi kendine toplanmıyor, belki zîhayâtı (canlıları) tanıyan birisidir ki, gönderiyor. İşte şu mesâfe-i ma‘neviyede Kadîr, Alîm (sonsuz kudret ve ilim sâhibi), Mutasarrıf (tasarruf edici), Müdebbir (tedbir görücü), Mürebbî (terbiye edici), Mugīs (yardım edici), Muhyî (hayat verici) gibi esmâların matla‘ları (isimlerin tecellî yerleri) görünüyor.” (Zülfikār, 25. Söz, 50)
Bakmaz mısın? Allah bulutları nasıl sürüklüyor, sonra onları birleştiriyor ve birbirlerinin üzerine yığıyor, baktığında onları kat kat görürsün. Aralarından (yanlarından sular) çıkar. Gökten ve dağlardan içinde dolu olan yağmuru indirir. Sonra bu yağmuru ve doluyu dilediği kimseye isabet ettirir, dilediğini de ondan uzak tutar. Neredeyse o bulutlardan çıkan şimşek gözleri kör edecekti.
Görmüyor musun ki Allah bulutları birer tarafa sürer. Sonra da, onları bir yerde toplar, birbiri üzerine yığar. Artık onların arasından yağmur çıktığını, Allah/ın gökten dağlar gibi dolular indirdiğini [⁵] ve dilediğini ona çarpıp dilediğini de ondan koruduğunu, ondan çıkan şimşek çakmasının hemen gözleri çalıp kamaştırdığını görürsün.
[5] Veya dağlar gibi dolu parçalarından dolu indirdiğini.
Görmez misiniz ki Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir, üst üste yığar ve böylece sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar (gibi küme küme bulutlar) indirir, Artık onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
Ve yine görmüyor musun ki, Allah, havadan daha ağır olan bulutlarıemrindeki rüzgarlarla nasıl dilediği yere sürüklüyor, sonra onları birbirine kaynaştırıyor, derken birbiri üzerine yığıp istifliyor ve bir de bakıyorsun ki, bulutların bağrından yağmurlar boşanmakta?Ve yine görmüyor musun ki Allah, gökteki dağ gibi yığılmış bulutlardanölçülü ve kontrollü olarak dolu indiriyor da, onunla dilediğini vururken, dilediğini ondan uzak tutuyor? Ve gökten dolu yağarken, ona eşlik eden gök gürlemesi ve şimşeklerle muhteşem bir manzara ortaya çıkıyor; öyle ki, bulutlar arasında çakan şimşeklerin parıltısı, neredeyse gözleri kör edecek!
Görmedin mi Allah, bulut sevk ediyor; sonra onun arasını birleştiriyor; sonra onu kümeler halinde yoğunlaştırıyor.
Derken, arasından Yağmur’u çıkıyor görürsün.
Orada Gök’ten dağlardan bir kısım soğuklar / karlar / dolular indiriyor.
Onu, dileyeceği kimselere isabet ettiriyor.
Dileyeceği kimselerden de uzak tutuyor.
Onun şimşeğinin parıltısı neredeyse Gözler’i alıverecek!
Baksana şu gerçeklere ki; Allah, bulutları (dilediği yere) sevk eder, sonra aralarını birleştirir, sonra da onları yoğunlaştırır da böylece, o bulutların içerisinden yağmurun çıktığını görürsün. (Sonra bir de) gökten içerisinde dolu bulunan dağlar (gibi bulutlar) indirir, onu dilediğine isabet ettirir, dilediğini de ondan korur; şimşeğinin parıltısı ise neredeyse gözleri kamaştırıp kör edecek gibidir...1
1 Allah, tıpkı bu yağmur gibi, küfür karanlıkları içerisinden rahmetiyle nice îmanlı kullar çıkarır, şimşek gibi nûru parlayan Peygamberler gönderir de kâfirlerin gözleri kamaşır.
Görmüyor musun, bulutları sürükleyen, sonra onları birbiri üzerine yığan ve derken senin onların bağrından boşaldığını gördüğün yağmuru yağdıran Allah'tır. Ve gökten doluyla yüklü [bulut] dağları indiriveren ve onların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri kamaştırır[ken] dilediği kimseyi doluya uğratan, dilediği kimseden de onu uzak tutan Allah'tır!
Ve yine Allah’ın bulutları sevk edip sonra da birleştirerek yoğunlaştırdığını ve üst üste yığarak kümeler haline getirdiğini görmüyor musun? Derken bir de bakıyorsun o bulutların arasından yağmur yağıyor. Ayrıca dağlar gibi bulutlardan dolu yağdırıyor ve dilediğini onunla cezalandırıyor, dilediğini de ondan koruyor. Bulutların şimşeğinden çıkan parıltı ise neredeyse gözleri görmez ediyor. 30/48...50, 35/27, 42/28, 72/16
(Yine) sen fark etmez misin ki bulutları sürükleyen, sonra onları birbiri üzerine istif edip kümeler haline getiren, derken senin onların bağrından boşaldığını gördüğün yağmuru yağdıran Allah’tır.[3036] Gökten dolu yüklenmiş (bulut) dağları indiren, peşinden -hak eden/istediği kimseye onu isabet ettirip-, hak etmeyen/istediğinden onu uzak tutan da Allah’tır.[3037] Neredeyse o (bulut)lardan çakan şimşeğin parıltısı gözleri almaktadır:
[3036] Bulutları O sevk ettiği gibi, yol haritası ve gök sofrası olan vahyi de O sevk eder.
[3037] Fakat o ilâhî rehberliğe yönelenler nasibini alır, ona sırtını dönenler de nasipsiz kalır.
Görmedin mi ki, muhakkak Allah Teâlâ, bir bulutu sevkediyor. Sonra arasını telif ediyor. Sonra onu teraküm ettiriyor. Artık görüyorsun ki, onun aralarından yağmur çıkıyor ve gökten, ondaki dağlardan bir dolu indiriyor da onu dilediği kimseye isabet ettiriyor ve onu dilediğinden bertaraf kılıyor. Az kalıyor ki, şimşeğinin parıltısı, gözleri gideriversin.
Baksana, Allah bulutları sevk ediyor, sonra onları bir araya getirip üst üste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunların arasından yağmur çıkıyor. O, gökten, -oradaki dağlar büyüklüğünde bulutlardan- dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğini de ondan korur. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alıverecek!
Görmedin mi Allah bulutları sürer, sonra onları birbirine geçirir, sonra onları birbiri üstüne yığar (sıkıştırır), arasından yağmurun çıktığını görürsün. Gökteki dağlar(gibi büyük bulut parçaların)dan bir dolu indirir de onunla dilediğini vurur, dilediğinden de onu öteye çevirir. Şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alır.
Hiç görmedin mi Allah, bulutları sürüklüyor, sonra bir birine kaynaştırıyor; sonra yığın haline getiriyor. Sonra arasından yağmur çıktığını görürsün. Gökteki dağdan (dağ gibi buluttan) dolu indirip doluya tutulmasını tercih ettiği kimselerin tepesine yağdırıyor. Kimilerinden de onu uzak tutmayı tercih ediyor. Onun şimşeğinin parıltısı gözleri çıkaracak gibidir.
Görmüyor musun ki Allah, bulutları sürüyor, sonra bir araya getirip, üst üste yığıyor. İşte o zaman aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Gökten, içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir de, bu doluyu dilediğine isabet ettirir. Dilediğinden de uzak tutar. Şimşeğin parıltısı ise neredeyse gözleri kamaştırır.
Görmedin mi: Allah bulutları azar azar sevk eder;(11) sonra onları birleştirir ve üst üste yığar. Derken, onun arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah gökten öyle dağlar indirir ki, bazan onda dolu da bulunur; onu Allah dilediği kimsenin başına indirir, dilediğinden de uzak tutar.(12) Onun şimşeğinin(13) parıltısı ise gözü alacak gibidir.
(11) Rüzgârla, hava akımlarıyla, dağlar ve engebelerden oluşan cepheler ve basınç sistemleriyle onları yönlendirir ve dilediği yerde, dilediği şekilde toplar.(12) Âyet, üst üste yığılarak gökyüzünde kurulmuş dağları andıran cumulonimbus bulutlarını tasvir etmekte ve sonunda, bunları lâtif bir istiare ile “dağlar” olarak isimlendirmektedir. Gerçekten de, biz yağıştan söz ettiğimiz zaman, bir anlamda, milyonlarca ton ağırlığında dağların yere indiğinden söz etmiş oluruz. Dolu ise, âyetin tasvirine uygun şekilde, cumulonimbus bulutlarının içinde cereyan eden son derece fırtınalı, şimşekli, sarsıntılı, iniş çıkışlı olayların sonucudur. Bulutların içinde defalarca yukarı ve aşağı gidip gelerek büyüyen buz tanelerinden meydana gelen dolu, normal olarak bir santimin altında büyüklüğe sahip olmakla birlikte, on santimi geçen çaptaki dolu taneleri de görülmüştür. Böyle bir dolu yere düşerken saatte 200 kilometreden fazla hıza erişir ve ölümcül olabilir.(13) O bulutların veya dolunun. Şimşeğin cumulonimbus bulutlarıyla irtibatlandırıldığı açıkça görülüyor. Gerçekten de, cumulonimbus bulutları, dolunun yanı sıra şimşek de üreten bulutlardır ve bunların şimşek üretme potansiyeli, içerdikleri dolu miktarı ile doğrudan ilgilidir; hattâ, bulutun buz içeriği, şimşeğin gelişmesinde anahtar rolünü oynayan unsurdur.
Görmedin mi, Allah, bulutları sürüyor, sonra onları kaynaştırıp iç içe sokuyor, sonra onları birbiri üstüne yığıyor. Nihayet, onların arasından yağmurun çıktığını görüyorsun. Gökten, ondaki dağlardan bir dolu indiriyor da onunla dilediğini çarpıyor, dilediğinden de onu yan geçiriyor. Onun şimşeğinin parıltısı, neredeyse gözleri alıp götürecek.
ay bilmedüñ mi bayıķ Tañrı sürer bulıdı andan dirşürür arasını ya'nį barların biribirinden dirşürür andan eyler anı biribiri üzere pes göresin yaġmurı çıķar arasından. daħı indürdi gökden ŧaġlardan kim andadur ŧoludan pes irürür anı kime diler-ise daħı döndürür anı kimden diler ise. yaķın olur ıldırımıuñ aydınlıġı kim ilede gözleri.
Görmez misin Tañrı Ta‘ālā nice sürer bulıtları? Andan ṣoñra birikdürürbiri biri‐y‐le, andan ṣoñra anı ḳat ḳat eyler. Pes görürsin yaġmurları, çıḳararasından. Daḫı Tañrı Ta‘ālā bulıtdan indürür ṭaġlar ṭoludan. Pes doḳandurur anı kime dilese ve giderür anı kimden dilese. Yaḳın olur ıldırımuñ aydın‐lıġı gözlerin nūrın gidermege.
Məgər görmürsənmi ki, Allah buludları qovar, sonra onları bir araya toplayar, sonra da üst-üstə yığıb topa halına salar. Və görürsən ki, (o buludların) arasından yağmur çıxar, sonra Allah göydən dağlar kimi (çox və böyük) dolu yağdırar, sonra da onunla istədiyini bəlaya düçar edər, istədiyindən də onu sovuşdurar. Buludların şimşəyinin parıltısı az qala gözləri kor edər.
Hast thou not seen how Allah wafteth the clouds, then gathereth them, then maketh them layers, and thou seest the rain come forth from between them; He sendeth down from the heaven mountains wherein is hail, and smiteth therewith whom He will, and averteth it from whom He will. The flashing of His lightning all but snatcheth away the sight.
Seest thou not that Allah makes the clouds move gently, then joins them together, then makes them into a heap? - then wilt thou see rain issue forth(3019) from their midst. And He sends down from the sky mountain masses (of clouds) wherein is hail: He strikes therewith whom He pleases and He turns it away from whom He pleases, the vivid flash of His lightning well-nigh blinds the sight.*
3019 Artists, or lovers of nature, or observers of clouds will appreciate this description of cloud effects— thin clouds floating about in fantastic shapes, joining together and taking body and substance, then emerging as heavy clouds heaped up, which condense and pour forth their rain. Then the heavy dark clouds in the upper regions, that bring hail—how distinct and yet how similar! They are truly like mountain masses! And when the hailstones fall, how local their area! It hits some localities and leaves free others almost interlaced! And the lightning—how blinding flashes come from thunderous clouds! In this Book of Nature can we not see the hand of the powerful and beneficent Allah?