Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2797, sondan
3440. ayet;
24. sure ve
Nûr Suresinin
6. ayetidir.
Nûr Suresi 6. ayetinin kelime sayisi
17, harf sayısı
81 ve toplam ebced değeri ise
3943 olarak hesaplanmıştır.
Nûr Suresinin toplam ebced değeri
414067 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
والذين يرمون ازواجهم ولم يكن لهم شهداء الا انفسهم فشهادة احدهم اربع شهادات بالله انه لمن الصادقين
والذينيرمونازواجهمولميكنلهمشهداءالاانفسهمفشهادةاحدهماربعشهاداتباللهانهلمنالصادقين
Velleżîne yermûne ezvâcehum velem yekun lehum şuhedâu illâ enfusuhum feşehâdetu ehadihim erbe’u şehâdâtin bi(A)llâhi(ﻻ) innehu lemine-ssâdikîn(e)
6,7. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.
Câhiliye devrinde olduğu gibi sonrasında da hâkim olan sosyal baskı ve namus anlayışı sebebiyle kocanın karısını, yalan yere zina ile suçlaması daha zordur, böyle bir suçlama yapılması halinde ise bunun gerçek olması ihtimali daha fazladır. Ayrıca karısının zina ettiğini iddia eden, bunu da ispat edemeyen bir erkeğe sopa vurup bırakmak problemi çözmez, bundan sonra aile hayatının düzenli yürümesi imkânsız hale gelir. Bu sebeple zina suçlaması kocadan gelirse farklı hüküm ve müeyyidelere ihtiyaç vardır, ilgili âyetler bu ihtiyaca cevap vermektedir. Ayrıca kazf suçu ile ilgili âyetler gelince birçok kimsenin zihninde sorular oluşmuş, bunu gelip Hz. Peygamber’e açmışlardır. Bu cümleden olarak Sa‘d b. Ubâde “Yâ Resûlellah, karımla bir erkeği yakaladığım zaman dört şahit bulacağım diye onları bırakır mıyım? Vallahi sorgusuz sualsiz kafasını uçururum!” demiş ve şu cevabı almıştır: “Sa‘d’ın kıskançlığı ve namusuna düşkünlüğü sizi şaşırtmasın, ben ondan daha kıskancım, Allah da benden daha kıskançtır” (Buhârî, “Nikâh”, 107; “Hudûd”, 40). Hilâl b. Ümeyye Peygamberimize gelerek Şerîk isimli birisi ile karısının zina ettiğini iddia etmiş, o da dört şahit getiremezse kendisine iftira cezası vereceğini bildirmişti. Hilâl, “Ey Allah’ın elçisi, bir kimse karısının üzerinde bir erkek görürse şahit arar mı?” diye savunma yapmışsa da Peygamberimiz, “Ya dört şahit veya sırtına sopa” diyerek ısrar etmişti. Hilâl doğru söylediğini ifade ederek işi Allah’a bıraktı, O’nun vahiy ile durumu aydınlatacağı ümidini dile getirdi, arkasından da mülâane (lânetleşme) âyeti diye anılan âyetler geldi (Ebû Dâvûd, “Talâk”, 27).
Yalan ve iftirayı engellemek maksadıyla öngörülen mânevî müeyyidelere ek olarak lânetleşmenin camide yapılması uygun görülmüş, böylece alenîlik de sağlanmıştır. Aksini de câiz gören ictihadlar bulunmakla beraber mülâaneye, âyetteki sıraya göre önce erkek başlar, Allah’ı şahit tutarak, karısını açık ve seçik bir şekilde zina ederken gördüğünü dört defa söyler, beşincisinde “Eğer yalan söylüyorsam Allah’ın lâneti üzerime olsun” der. Sonra karısı dört kere, Allah’ı şahit tutarak kocasının yalan söylediğini ifade eder, beşincisinde “Eğer o doğru söylüyorsa Allah’ın gazabına uğrayayım” der. Hâkim ve dinleyici topluluk huzurunda bu yeminleşme yapılınca bazı müctehidlere göre evlilik bağı da çözülmüş olur. Bazı ictihadlara göre ise tarafları hâkim karar vererek ayırır, evliliği sona erdirir. Mülâane yoluyla ayrılmış bulunan çiftin tekrar evliliğe dönmelerinin câiz olup olmadığı konusunda da farklı ictihadlar vardır.
Eşlerine zina iddiasında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair Allah’ı dört kez şahit tutmasıdır.
Eşlerini zina ile suçlayıp kendilerinden başka şahitleri bulunmayan kimselere gelince, onlardan her birinin şahitliği, kendisinin mutlaka doğru söyleyenlerden olduğuna dört defa Allah'ı şahit tutmasıdır.
Eşlerine iftira atanlar, kendilerinden başka tanıkları yoksa o zaman onların her birinin tanıklığı, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah'ı tanık tutmasıdır.
Kendi eşlerine (zina isnadı) atan ve kendileri dışında (başka) şahitleri bulunmayanlara gelince; işte bu durumda olanların her birinin şahitliği ise-dört (defa Allah adına yemin) ile (karı-koca her biri) kendisinin kesinlikle doğru söylediğini (ve asla zina işlemediğini söylemeleridir).
Eşlerinin zina ettiğini söyleyenlere gelince: Kendilerinden başka tanık yoksa, gerçekten de doğru söyleyenlerden olduklarına dair herbirinin, dört kere tanıklık etmesi gerektir.
Kendi eşlerini zina ile suçlayan, fakat kendilerinden başka şahitleri olmayan kimselere gelince, bu suçlamayı yapanların her biri doğru söylediklerine dair, dört defa Allah'ı şahit tutsunlar.
Eşlerine zina suçlamasında bulunup da, kendilerinden başka görgü şâhitleri de olmayanların her birinin şâhitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şâhitlik etmesidir.
Eşlerine (zina suçu) atıp da kendilerinden başka şahitleri bulunmayanlardan birinin şahitliği ise kendinin mutlaka doğru söyleyenlerden olduğuna Allah'ı dört kere şahit tutmasıdır.
6-9.Buhari`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre Hilal bin Umeyye, Resulullah (a.s.)`a gelerek kendi hanımının zina ettiğini ileri sürdü. Resulullah (a.s.) ona: "Ya delil getirirsin yahut senin sırtına had cezası (yani iftira suçuna karşı uygulanan seksen değnek cezası) uygulanır" diye buyurdu. Hilal: "Ey Resulullah (a.s.)! Birimiz hanımının yanından bir erkeğin çıktığını gördüğünde delil araması gerekir mi?" diye sordu. Resulullah (a.s.) yine: "Ya delil getirirsin yahut senin sırtına had cezası uygulanır" demeye devam etti. Bunun üzerine Hilal: "Seni hak üzere gönderene yemin ederim ki ben doğru söylüyorum ve Allah benim sırtımı had cezasından kurtaracak şeyi mutlaka gönderecektir" dedi. Ardından Yüce Allah bu ayeti kerimeleri indirdi.Ahmed bin Hanbel bu rivayeti daha uzun ve teferruatlı bir şekilde nakletmiştir.Buhari, Müslim ve daha başkalarının Sehl bin Sa`d`dan rivayet ettiklerine göre de, Uveymir, Asım bin Adiy`den Resulullah (a.s.)`a: "Bir kimsenin hanımıyla birlikte yabancı bir adam gördüğünde onu öldürmesi durumunda ondan dolayı kendisinin öldüreleceği mi, yoksa ne yapılacağı" hakkında soru sormasını istedi. Asım Resulullah (a.s.)`a bunu sorunca Resulullah (a.s.) soruyu soranı azarladı. Daha sonra Uveymir ona ne yaptığını sorunca, Resulullah (a.s.)`ın soruyu soranı azarladığını bildirdi. Daha sonra Uveymir kendisi giderek Resulullah (a.s.)`a soruyu sordu. Resulullah (a.s.) da: "Sen ve eşin hakkında hüküm indirildi" diye buyurdu.İbnu Hacer`in söylediğine göre ilim adamları üzerinde durduğumuz ayeti kerimelerin yukarıda anlatılan olaylardan hangisi hakkında indirildiği konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bazı ilim adamlarına göre ayeti kerimeler Hilal bin Umeyye (r.a.) hakkında indirilmiş, Uveymir (r.a.)`in gelip konuyla ilgili soru sorması da aynı zamana denk gelmiştir. Bu konuda daha başka olaylardan da söz edilmiştir. İbnu Hacer de ayeti kerimelerin birden fazla iniş sebebinin olabileceğine dikkat çekmiştir.
Kendi eşlerine (zina suçu) atan ve kendileri dışında şahidleri bulunmayanlar ise, onlardan da her birinin şahidliği, Allah adına dört (kere yemin) ile kendisinin hiç şüphesiz doğru söyleyenlerden olduğuna şahidlik etmektir.
Karılarına zina isnad eden ve kendi nefislerinden başka şahidleri de bulunmıyan kimselerin her biri (hâkim huzurunda ifadede bulunarak) dört defa şöyle şahidlik etmelidir (demelidir): “Eşhedü billâh, kendisi zevcesine isnad ettiği sözde muhakkak doğru söyliyenlerdendir.”
Kendi hanımlarına zina suçu isnad edip de kendisinden başka dört şahit getiremeyenlerden birisinin şahitliği, kendisinin doğrulardan olduğuna dair dört defa Allah’a yemin ederek yapacağı şahitliktir.
Kendi kadınlarını suçlu sayıp da, kendilerinden başka, tanıkları bulunmayan kimselerin, Allaha karşı gerçeklerden olduğuna ayrı ayrı, dört kez, tanıklık etmesi gerek
6-7. Eşlerini zina etmekle suçlayan ve bu konuda kendilerinden başka şahit gösteremeyen erkekler, eğer Allah hakkı için doğru söylediklerine ilişkin dört kez yemin ederlerse, tek başlarına yaptıkları bu şahitlik, dört şahit yerine geçer. Beşinci (yemin) ise, eğer yalan söyleyenlerdense, Allah'ın lanetinin muhakkak kendi üzerinde olması(nı kabul etmesi)dir (“Eğer yalan söylüyorsam, Allah'ın laneti üzerime olsun” demesidir).
6,7. Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler.
6, 7. Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği, kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defa da, eğer yalan söyleyenlerden ise Allah'ın lânetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.
Eşlerini suçlayıp kendilerinden başka tanıkları olmayan erkeklerden birinin tanıklığı, doğru konuştuğuna dair dört kez ALLAH'a yemin etmesiyle geçerli olabilir.
Eşlerine zina isnadında bulunup da kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair dört defa Allah adına yemin ederek şahitlik etmesidir.
Zevcelerine atan kendi nefislerinden başka şâhidleri de olmıyan kimseler ise her biri şöyle şehâdet etmelidir: dört şehâdet «billâhi kendisi şübhesiz sadıklardan» diye
Zevcelerine zina isnâd eden ve kendilerinin kendilerinden başka şâhidleri de bulunmayan kimseler (e gelince:) onlardan her birinin (yapacağı) şâhidlik, kendisinin hakıykaten saadıklardan olduğunu Allaha yemîn (ile) dört (defa ifâde ve tekrar edeceği) şâhidlikdir.
6,7. Zevcelerine zinâ isnâd eden ve lehlerinde kendilerinden başka şâhidleri de bulunmayanlara gelince, bunların herbirinin şâhidliği, kendisinin gerçekten doğru söyleyenlerden olduğuna dâir dört def'a Allah'a yemîn ederek şâhidlik etmesi; beşinci deeğer yalan söyleyenlerden ise, gerçekten Allah'ın lâ'netinin kendi üzerine olması(nı dilemesi)dir.
Eşlerini zina suçu ile suçlayıp da, yalnızca kendinden başka dört şahit getiremeyenlerin her birisi, kesinlikle doğru söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit tutması gerekir.
6, 7. Zevcelerine zina isnat edip kendilerinden başka şahitleri bulunmayan kimselerden her birisinin dört defa sözünde gerçek olduğuna dair Tanrı/ya şehadet etmesi, beşincideyse «— Yalan söylüyorsam Allah/ın lânetine uğrayayım», demesi lâzımdır.
Eşlerini zina etmekle suçlayan ve kendileri dışında şahitleri bulunmayanlar ise, onlardan da her birinin şahitliği, Allah adına dört (defa yemin) ile kendisinin hiç şüphesiz doğru söyleyenlerden olduğuna şahitlik etmesidir.
Kendi eşini zinayla suçlayan, fakat kendisinden başka da şahidi olmayan kimseye gelince, onun, kendisini aldattığı iddiasıyla eşini veya bir başkasını öldürüp “namusunu temizlemeye” hakkı yoktur. Böyle çirkin bir olayla karşılaşan kişinin, cezayı kendisi infâz etmek yerine, eşini derhal boşaması gerekir. Bunun için, bu suçlamasında doğru söylediğine dâir Allah’a yemin ederek, dört kere şahitlik etmesi gerekir.
Eşlerine (zina iftirası) atan, kendilerinden başka şahidleri bulunmayanlar, her birinin şahidliği, Allah’a yemin ederek, kendisinin Doğru Söyleyenler’den olduğuna dört defa şehadet etmesidir.
Kendi eşlerine (zina suçu) atan ve kendileri dışında şahitleri bulunmayanların şahitlikleri ise, onlardan birisinin, kendisinin kesinlikle doğru söylediğine dâir Allah adına dört kere yemin ederek şahitlik etmesidir.
Kendi zevcelerini zinayla suçlayan, fakat kendilerinden başka şahitleri olmayan kimselere gelince; bu (suçlamayı yapanların) her biri doğru söylediklerine dair dört kere Allah'ı şahit tutsunlar, 9
Kocalar eşlerine zina isnadında bulunur da kendilerinden başka şahit getiremezlerse eşlerden her birinin doğru söylediğine dair Allah’a dört defa yemin etmeleri gerekir. 24/7...10
Bir de, kendilerinden başka tanıkları olmadığı halde eşlerini (zinayla) suçlayan kimseler var. İşte bu tür kişilerin her birine düşen, dört kez kendisinin doğru söylediğine Allah’ı tanık tutarak şahadette bulunmaktır;
Ve o kimseler ki, zevcelerine zina isnad ederler ve kendileri için kendi şahıslarından başka şahitler de bulunmazsa herbirinin şehâdeti; «Allah Teâlâ'nın ismiyle, elbette ki, kendisi sâdıklardandır,» diye dört defa şehâdet etmektir.
6, 7. Kendi eşlerini zina etmekle suçlayıp da buna dair kendileri dışında şahit bulamayan kocalar ise, kendilerinin doğru söylediklerine dair ayrı ayrı dört kere Allah adına yemin eder, şahitlik eder, beşinci kere ise, yalancı olması halinde, Allah'ın lânetinin kendi üzerine gelmesini isterler.
Eşlerini zina ile suçlayıp kendilerinden başka şahidleri bulunmayan kimselere gelince: Onlardan her birinin şahidliği, kendisinin mutlaka doğru söyleyenlerden olduğuna, dört defa Allah'ı şahid tutmasıdır.
Karılarına zina suçu atan ve kendileri dışında şahitleri olmayanlar... Böyle birinin şahitliği, kesinkes doğru söylediğine dair dört defa Allah’ı şahit tutması ile olur.
Eşlerine zina isnadında bulunan ve kendilerinden başka şahidleri olmayan kimselerden her birinin şahitliği, doğru söylediğine dair Allah'a dört defa yemin etmesiyle yerine gelir.
Kendi hanımları hakkında zina iddiasında bulunan, ancak buna kendilerinden başka şahit getiremeyen kimselere gelince, onlardan herbirinin şahitliği, kendisinin doğru söylediğine dair, Allah adına dört defa yemin etmektir.
Kendi eşlerine bir zina isnat edip de kendilerinden başka tanıkları olmayanların her birinin tanıklığı, kendisinin kesinlikle doğru sözlülerden olduğu hususunda Allah'a yeminden ibaret dört kez tanıklık ikrarıdır.
daħı anlar kim sögerler [186a] 'avratlarına, daħı olmadı anlaruñ ŧanuķlar illā gendüzileri birisinüñ ŧanuķlıġı dört gez ŧanuķlıķ virmekdür and içmeg-ile bayıķ ol girçek söyleyenlerdendür.
Ve ol kişiler ki ‘avratları ḥaḳḳına yalan söylerler, ṭanuḳları olmasa öz nefs‐lerinden özge, pes anlaruñ birisinüñ ṭanuḳluġı dört kez and içmekdür Tañrıadı‐y‐la ki kendüsi girçeklerdendür.
Arvadlarına zina isnad edib özlərindən başqa şahidləri olmayanların hər biri özünün doğru danışanlardan olduğuna dair dörd dəfə Allahın adı ilə (Əşhədu billahi – Allahı şahid gətirirəm, deyə) şəhadət verməlidir.
As for those who accuse their wives but have no witnesses except themselves; let the testimony of one of them be four testimonies, (swearing) by Allah that he is of those who speak the truth;
And for those who launch a charge against their spouses, and have (in support) no evidence but their own,-(2960) their solitary evidence (can be received) if they bear witness four times (with an oath) by Allah that they are solemnly telling the truth;*
2960 The case of married persons is different from that of outsiders. If one of them accuses the other of unchastity, the accusation partly reflects on the accuser as well. Moreover, the link which unites married people even where differences supervene, is sure to act as a steadying influence against the concoction of false charges of unchastity particularly where divorce is allowed (as in Islam) for reasons other than unchastity. Suppose a husband catches a wife in adultery. In the nature of things four witnesses-or even one outside witness-would be impossible. Yet after such an experience it is against human nature that he can live a normal married life. The matter is then left to the honour of the two spouses. If the husband can solemnly swear four times to the fact, and in addition invoke a curse on himself if he lies, that is prima facie evidence of the wife's guilt. But if the wife swears similarly four times and similarly invokes a curse on herself, she is in law acquitted of the guilt. If she does not take this step, the charge is held proved and the punishment follows. In either case the marriage is dissolved, as it is against human nature that the parties can live together happily after such an incident. (Cf. nn. 523-526).