Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2931, sondan
3306. ayet;
25. sure ve
Furkan Suresinin
76. ayetidir.
Furkan Suresi 76. ayetinin kelime sayisi
5, harf sayısı
26 ve toplam ebced değeri ise
2298 olarak hesaplanmıştır.
Furkan Suresinin toplam ebced değeri
292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
خالدين فيها حسنت مستقرا ومقاما
خالدينفيهاحسنتمستقراومقاما
Ḣâlidîne fîhâ(c) hasunet mustekarran vemukâmâ(n)
Orada ebedî kalırlar. Orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
Müfessirler, “Bize mutluluk getirecek eşler ve çocuklar bahşet” duasındaki mutluluğun fiziksel güzelliklerle ilgisi bulunmadığını, burada inancı ve yaşayışıyla iyi ve erdemli eşlerin ve çocukların kastedildiğini önemle belirtirler. Bu isteklerin âhirete yönelik olduğunu ileri sürenler bulunmuşsa da bu görüş isabetli görülmemektedir. Sûrenin buraya kadar açıklanan son bölümünde “rahmânın has kulları”nın bazı güzel nitelikleri sıralanmıştır. Kuşkusuz Kur’an’ın insana ve insanlığa kazandırmak istediği güzellikler bunlardan ibaret değildir.74. âyetin, “Bizi sana saygı ve itaatte kararlı olanlara öncü yap” şeklinde çevirdiğimiz son cümlesi, takvâ kavramı kapsamında, burada zikredilen ve zikredilmeyen bütün güzellikler için geçerli bir dileği içermektedir. Müminin hedefi, öncelikle ruh dünyasını Allah’ın iradesine uygun inançlarla, doğru düşünceler ve güzel duygularla, ahlâkî erdemlerle donatmaktır. Bu şekilde iç dünyasını zenginleştiren insan, eylemlerini de Allah’a saygı ve O’nun huzurunda bulunduğu bilinci ve sorumluluğu içinde gerçekleştirme çabası içinde olur. Asıl dindarlık da budur; bunun dışındaki dindarlık gösterileri ise nifaktır, riyâdır veya boş slogandır. İşte belirtilen anlamdaki gerçek dindarlığın Kur’an’daki adı takvâdır. Buna göre âyet, her müminin önüne takvâda, yani gerçek anlamdaki dindarlıkta en ileride, önde ve örnek olma şeklinde yüksek bir hedef koymaktadır.
İçlerinde [ebedî] kalacaklardır. Orası ne güzel bir ikamet yeri ve makamdır!
Çok uzun süreli olarak orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir karargah ve ne güzel bir yerdir!
Sürekli orada kalacaklardır. Orası ne güzel bir konaklama yeri ve konaktır.
Orada ebedi kalıcılar olarak (sonsuz saadete erişeceklerdir) ; o, ne güzel bir karargâh ve ne güzel bir konaklama yeridir.
Orada ebedi kalırlar; orası, karar edilecek ne güzel bir yerdir, durulup kalınacak ne güzel bir yurt.
Ve onlar orada, temelli olarak yaşayıp gideceklerdir. Bu ne güzel varış yeri ve ne üstün bir makam!
Orada ebedî yaşayacaklar. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.
Orada sonsuza kadar kalıcıdırlar. Orası ne güzel karargah ve ne güzel kalış yeridir.
Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.
Orada ebedî kalacaklar; o ne güzel bir karargâh ne güzel bir makamdır!...
Orada ebedî olarak kalacaklar. Orası ne güzel bir karargâh ve ne güzel bir makamdır.
[Bütün bunların sebebi, insanın Allah’a yönelmesi ve O’na yalvarmasıdır.]
Orda sonsuz kalırlar, o ne güzel duraktır, ne de güzel bir makam
Onlar orada (ebedi olarak) kalacaklardır. Orası, ne güzel bir karargâh, (ne güzel) bir ikametgâhtır!
Orada temellidirler. Orası ne güzel bir yer ve ne güzel duraktır!
Orada ebedî kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.
Orada ebedi kalıcıdırlar. Ne güzel bir duraktır, ne güzel bir yerdir.
Orada ebedî kalacaklar, orası ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır.
Orada ebedi kalacaklar, ne güzel makarr ne güzel makam
Orada ebedî kalıcıdırlar onlar. O, ne güzel bir karargâhdır, (ne güzel) bir ikaametgâhdır!
Orada ebedî olarak kalıcıdırlar. (Orası) ne güzel bir karargâh ve (ne güzel) bir ikametgâh olmuştur!
Verilen bu güzellikler içinde sürekli olarak kalırlar. Orası ne güzel kalınacak yer ve ne güzel makam.
75, 76. İşte bunlar sabırlarından dolayı Cennet çardağı ile mükâfat olunacaklar; orada ihtiram ile, selâm ile karşılanacaklar ve orada daim kalacaklar. O, ne güzel karargâh, ne güzel ikametgâhtır.
Onda temelli kalıcılardır. O (yüce makamlar), yerleşme ve konaklama yeri olarak pek de güzeldir!
Ve sonsuza dek orada yaşayıp gidecekler; bu ne güzel bir yurt, ne üstün bir makâm!
Orada sürekli kalacaklardır.
Kalınacak yer ve makam olarak güzel yakıştı.
Onlar orada sürekli kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve ikamet yeridir.
(ve onlar) orada sonsuza kadar yaşayıp gideceklerdir; bu ne güzel bir varış yeri, bu ne üstün bir makam!
Onlar orada kalıcıdırlar. Orası ne güzel bir konut ve ne güzel makam! 11/108, 15/48, 25/15, 35/33
Onlar orada ebedî kalacaklar: o ne güzel bir ikamet mahalli, ne kutlu bir makamdır.[3164]
[3164] 66. âyetteki cehennemliklerin zıddına.
Orada müebbet sûrette kalacaklardır. (Orası) Bir karargâh ve bir ikematgâh olmak üzere ne güzel olmuştur.
75, 76. İşte onlara, hak yolda sabır ve sebat göstermelerine karşılık, kendilerine cennetin üstün sarayları verilecek. Oraya selâmla, hürmetle buyur edileceklerdir. Hem de devamlı kalmak üzere oraya gireceklerdir. Orası ne güzel varış yeri, ne güzel bir yerleşim yeridir! [11, 108, 19, 58; 39, 20] {KM, Yuhanna 14, 2}
Orada ebedi kalacaklardır. Ne güzel karargah ve ne güzel makamdır orası!
Orada ölümsüzleşeceklerdir; ne güzel kalma yeri, ne güzel yerleşme yeridir o.
Orada temellidirler, O ne güzel konut ve ne güzel makam!
Ve orada ebediyen kalırlar. Ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır orası!
Orada sürekli kalacaklardır. Ne güzel konak yeri, ne güzel dinlenme yeri!"
ebed ķalıcılarken anuñ içinde görklü oldı ķarar dutacaķ yirdin yaña.
Hemīşe ḳalurlar anda. Ne yaḫşı ḳarār dutacaḳ yirdür ol, daḫı ne yaḫşı du‐raḳdur ol.
Onlar orada əbədi qalacaqlar. O, nə gözəl mənzil, nə yaxşı iqamətgahdır!
Abiding there for ever. Happy is it as abode and station!
Dwelling therein;- how beautiful an abode and place of rest!