Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
3069, sondan
3168. ayet;
26. sure ve
Şu'arâ Suresinin
137. ayetidir.
Şu'arâ Suresi 137. ayetinin kelime sayisi
5, harf sayısı
18 ve toplam ebced değeri ise
1647 olarak hesaplanmıştır.
Şu'arâ Suresinin toplam ebced değeri
392049 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ط (0)
س (0)
م (0) bulunuyor.
İn hâżâ illâ ḣuluku-l-evvelîn(e)
“Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.”
Müşrikler Hûd aleyhisselâmın uyarılarına kulak vermediler; öğüt vermesiyle vermemesi arasında bir fark bulunmadığını kendisine ifade ettiler. Müfessirler 137. âyette “yol” anlamında tercüme ettiğimiz huluk kelimesindeki kıraat farkını da dikkate alarak âyetten kastedilenin ne olduğu hakkında farklı yorumlarda bulunmuşlardır: a) Şu yaptıklarımız veya sahip olduğumuz din, ilk atalarımızdan beri sürüp gelen bir gelenektir, bundan dolayı herhangi bir ceza görmeyiz. Sen bizi atalarımızın tapmış olduğu tanrılardan uzaklaştırmak istiyorsun, bunu kabul etmeyiz. b) Senin iddia ettiğin peygamberlik, getirdiğin şu din ve “İnsanlar öldükten sonra yeniden diriltilecek” şeklindeki iddian, geçmişlerin yalan ve uydurmalarıdır. c) Bizim hayatımız öncekilerin hayatı gibidir, yaşarız, ölürüz. Öncekiler nasıl öldüler bir daha dirilmedilerse biz de yaşayıp öleceğiz, bir daha dirilmeyeceğiz (krş. Taberî, XIX, 97-98; İbn Âşûr, XIX, 172-174; Âd kavmi hakkında bilgi için bk. A‘râf
7:65; Hûd
11:50).
Bu (söylediklerin) öncekilerin uydurmalarından başka bir şey değildir.
“Bu dediklerin eskilerin yalanlarından başka bir şey değildir.”
“Bu¹ öncekilerin geleneğinden başka bir şey değildir.”
(Ey Hud!) "Bu (anlattıkların), geçmiştekilerin geleneksel tutumundan (ve meczupların huyundan) başkası değildir."
Bu, önce gelip geçenlerin uydurmalarından başka bir şey değil.
“Bu tavır ve hareketimiz, önceki atalarımızın tutumundan başka birşey değildir veya senin bu söylediklerin öncekilerin uydurmalarından başka birşey değildir.
“Bu sahip olduğumuz inanç ve âdetler geçmiş ataların inanç ve âdetleridir.”
Bu, öncekilerin geleneğinden başka bir şey değildir.
'Bu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir.'
Bu bize getirdiğin, evvelkilerin yalanından başkası değildir.
Bu yaşamımız, eskilerin geleneğinden başka bir şey değildir.
Bunlar eskilerin masallarıdır
“Bizim bu (durumumuz), öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.
137,138. Bu durumumuz öncekilerin geleneğidir. Biz azaba uğratılacak da değiliz" dediler.
Bu, öncekilerin geleneğinden başka bir şey değildir.
Burada «gelenek (huluk)»den kastedilenin ne olduğu hakkında farklı tefsirler vardır: 1) Şu yaptıklarımız veya üzerinde bulunduğumuz şu din, ilk atalarımızdan beri sürüp gelen şeydir. 2) Senin getirdiğin şu din veya öldükten sonra dirileceğimiz iddiası, geçmişlerin uydurmasıdır.
"Bu, bizden öncekilerin izlediği yaşantı biçimidir."
"Bu sırf eskilerin âdetidir."
«Bu, evvelkilerin aadetinden başka (bir şey) değildir».
“Bu (getirdiğin şeyler) öncekilerin âdetinden başka bir şey değildir!”
“Senin bu söylediklerin öncekilerin uydurmalarıdır.”
Bu hal geçmişlerin âdetlerinden [¹] başka bir şey değildir.
[1] Veya bize söylediğiniz şeyler geçmişlerin uydurmalarından başka bir şey değildir.
“Bu sadece geçmiştekilerin âdetidir.”
“Bu senin anlattıkların, öncekilerin uydurdukları efsane ve masallardan başka bir şey değildir.”
“Bu ancak Öncekiler’in ahlâkıdır / âdetidir”.
(Devamla) “bu, önceki (toplumların) uydurmalarından başka bir şey değildir.”
“Bu [benimsediğimiz tutum] atalarımızın tutumundan 60 başka bir şey değil ki..!
Zira senin bu söylediklerin öncekilerin uydurdukları şeylerdir. 23/83
(Zira) bu, önden giden (atalarımızın) ahlâk sisteminden[3241] başkası değildir.
[3241] Bu kelime halku olarak da okunmuştur. Bu takdirde anlam “gittiğimiz bu yol, (atalarımızın) uydurduğu yoldur” olur (Râzî). Fakat onların kastı bu olmasa gerektir.
«Bu, evvelkilerin adetinden başka bir şey değildir.»
136, 137, 138. “Sen” dediler, “Ha böyle nasihat etmiş, ha etmemişsin, bize göre hepsi bir. Bizim tuttuğumuz yol, önceki atalarımızın sürüp gelen âdetlerinden başka bir şey değildir. Biz bundan ötürü de cezalandırılacak değiliz! ” [11, 53]
Bu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir.
Veya: Bu, (söylediklerin), evvelkilerin uydurmasıdır.
Zaten eskilerin huyu hep böyledir.
Bu, ancak öncekilerin geleneğidir.
“Bu yaptıklarımız, öncekilerin âdetinden başka birşey değildir.
"Bu, öncekilerin uydurmalarından başka şey değil."
“degül uşbu illā evvelgiler yalanı.”
Bu ‘ālem degüldür, illā evvelki ḫalḳuñ yaratmaġı, didiler.
Bu (bizdən) əvvəlkilərin adətindən (gördükləri işlərdən) başqa bir şey deyildir! (Yaxud bizə dediyin bu sözlər qədimlərin uydurmalarından başqa bir şey deyildir!)
This is but a fable of the men of old,
"This is no other than a customary device of the ancients,(3202)*
3202 They said, as many of our modern enemies of religion say, "you are only reviving an ancient superstition, a dope of the crowd; there is no such thing as a Hereafter, or the sort of punishments you announce!"