Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
3304, sondan
2933. ayet;
28. sure ve
Kasas Suresinin
52. ayetidir.
Kasas Suresi 52. ayetinin kelime sayisi
8, harf sayısı
34 ve toplam ebced değeri ise
2193 olarak hesaplanmıştır.
Kasas Suresinin toplam ebced değeri
399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ط (0)
س (0)
م (4) bulunuyor.
الذين اتيناهم الكتاب من قبله هم به يؤمنون
الذيناتيناهمالكتابمنقبلههمبهيؤمنون
Elleżîne âteynâhumu-lkitâbe min kablihi hum bihi yu/minûn(e)
Bu Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, işte onlar ona da inanırlar.
Yaygın yoruma göre daha önce kendilerine kitap verilen ve Kur’an inince ona da iman edenler, Abdullah b. Selâm ve Rifâa b. Rifâa gibi bazı yahudilerle Varaka b. Nevfel ve Suheyb-i Rûmî gibi hanîfler veya hıristiyanlardır (İbn Âşûr, XX, 143; krş. Şevkânî, IV, 172). Bir görüşe göre de hıristiyan olan Habeşistan Necâşîsi’nin Hz. Peygamber’in durumunu tetkik edip hakkında bilgi getirmeleri için Mekke’ye gönderdiği, Hz. Peygamber’in telkinleriyle İslâm dinini kabul etmiş olan on iki kişilik bir heyetidir (İbn Âşûr, XX, 143). Ancak âyeti genel olarak değerlendirmek, Ehl-i kitap’tan olup da Hz. Peygamber zamanında İslâm’a girmiş ve kıyamete kadar girecek olanları bu âyetin kapsamında düşünmek daha uygun olur (krş. Ankebût
29:47). 53. âyetteki “Esasen biz bundan önce de rabbimize boyun eğmiştik” ifadesi, Ehl-i kitabın, Hz. Peygamber’in geleceğine dair kendi kitaplarındaki müjdeye veya genel olarak Allah’ın birliğine ve gönderdiği peygamberlere inandıklarına işaret etmektedir. Bunlar hem Kur’an’dan önceki kitaplara hem de Kur’an’a iman ettikleri ve bu uğurda kendi toplumları tarafından uygulanan her türlü maddî ve mânevî baskıya, boykot ve eziyete katlandıkları, 54 ve 55. âyetlerde zikredilen diğer ahlâkî özelliklere de sahip bulundukları için mükâfatları iki defa yani diğer müminlere verilecek mükâfatın iki katı veya daha fazlasıyla verilecektir.
Ondan (Kur’an’dan) önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona (Kur’an’a) inanırlar.
Kendilerine daha önceden kitap verdiklerimiz, Kur'ân'a inanırlar.[401]
[401] Kur’ân’a inanan kitap ehlinin özellikleri hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XIV, 343-348.
Ondan¹ önce kendilerine kitap verdiklerimiz, O'na² inanırlar.
1- Sözden, vahiyden. 2- Söze, vahye.
(Böylece) Bundan önce kendilerine kitap verdiklerimiz(den iyi niyetli ve istikametli kimseler) şimdi de buna (Kur’an’a) iman etmektedir.
Bundan önce kendilerine kitap verdiklerimiz, inanıyorlar buna.
Bu Kur'ân'dan önce, kendilerine kitap verdiklerimiz de, yine bu Kur'ân'a inanmaktadırlar.
Kur'ânın Muhammed'e indirilmesinden önce, kendilerine verdiğimiz kitapların hükmünce amel edenler, indirilen kitaba, Kur'ân'a, Muhammed'e iman ederler.
Bundan önce kendilerine kitap vermiş olduklarımız buna inanırlar.
52.İbnu Cerir`in Ali bin Rifa`a`dan rivayet ettiğine göre ehli kitaptan Rifa`a`nın (yani babası Rifa`a el-Kurazi`nin) da içinde olduğu on kişilik bir grup Resulullah (a.s.)`a gelerek iman ettiler ve bu yüzden kendilerine eziyet edildi. Yüce Allah da onlar hakkında bu ayeti kerimesini indirdi.Bu rivayet yukarıda 51. ayeti kerimenin iniş sebebi ile ilgili rivayetleri de mânâ yönünden desteklemektedir. Ayrıca ileride Hadid suresinin 28. ayeti kerimesinin iniş sebebinden söz edilirken de bu konuya temas edilecektir.
Bu (Kur'an)dan önce, kitap verdiklerimiz buna inanmaktadırlar.
Kur'an'dan evvel kendilerine kitab verdiklerimiz (Abdullah ibni Selâm ve arkadaşları gibi kimseler), Kur'an'a iman ediyorlar.
Bu Kur’andan önce kitap verilenler, ona gerçekten inanırlar.
Bundan önce, kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, buna inanmışlardı
Kendilerine bu (Kur'an)dan önce kitap verdiğimiz kimselere gelince, onlardan samimi ve insaflı olanlar, bu Kur'an'a da derhal inanırlar.
Kendilerine daha önceden kitap verdiklerimiz buna da inanırlar.
Ondan (Kur'an'dan) önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler.
Ehl-i kitaptan olup da müslümanlığı kabul edenlere işaret olunmaktadır.
Kendilerine daha önceki kitapları verdiklerimiz buna inanırlar.
Ondan (Kur'ân'dan) önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler.
Bundan evvel kendilerine kitab verdiklerimiz ona iyman ediyorlar
Bundan evvel kendilerine kitâb verdiğimiz (nice kimseler vardır ki) onlar buna (Kur'ana) inanıyorlar.
Bundan önce kendilerine kitab verdiğimiz o kimseler ki, onlar buna (Kur'ân'a da)îmân ederler.(1)
(1)Bu âyetin, Habeşistan’dan Câfer bin Ebî Tâlib (ra)’la birlikte Medîne’ye gelip Resûlüllah (asm)’ın huzûrunda Müslüman olan kırk kişilik hey’et hakkında indirildiği rivâyet edilmiştir. (Beyzâvî, c. 2, 195)
Önceden kendilerine kitap verdiklerimiz, kendilerine ulaşan sözlere inanırlar.
Kendilerini Kur/an/dan evvel Kitaba nâil ettiğimiz kimseler Kur/an/a inanıyorlar.
Bundan (Kur'an'dan) önce, kendilerine kitap verdiklerimiz buna (Kur'an'a) da inanmaktadırlar.
Kendilerine daha önce kitap verdiğimiz kimselere gelince, onlardan samîmî ve insaflı olanlar, bu Kur’ana da derhal inanırlar.
Öncesinden Kitap verdiğimiz kimselere gelince; onlar ona inanıyor.
(Fakat onlar duruyor da) Kur’an’dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanıyorlar.1
1 Bu âyet; İslâm’a îman eden Yahûdîlerden on kişi, Hıristiyanlardan da kırk kişi hakkında nâzil olmuştur. Fakat âyet ehl-i kitaptan bütün îman edenlere şamildir. Bazı çokbilmişler bu ayette öznenin (fail) yüklemden önce geldiğini söyleyerek ayeti yorumla sündürmeye çalışmışlardır. Ancak Arapçada fail fiile takaddüm etmez, ederse de buna fiil cümlesi denmez.
Kendilerine bundan önce de kitap vermiş bulunduğumuz kimseler buna [da] inan[mak zorundad]ırlar. 52
Nitekim daha önce kendilerine vahiy verdiğimiz kimseler bu vahye de inanırlar. 13/36
Kendilerine daha önce kitap vermiş olduğumuz kimseler de ona inanmak durumundadırlar.[3426]
[3426] Öznenin yüklemden önce gelmiş olması, cümleye eylemi pekiştiren bir yananlam katar (İbn Âşûr). Bu, çeviriye “inanmak durumundadırlar” şeklinde yansımıştır. Bu, o dönemde Habeşistan’dan gelen Hıristiyan din adamlarından oluşan kafileye işaret ettiği gibi, kipin özelliği gereği gelecekte Kur’an vahyine teslim olacak tüm samimi Kitap Ehlini de kapsar.
Bundan evvel kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler ki, onlar buna imân ederler.
Daha önce kendilerine kitap verdiğimiz ilim sahipleri buna da, Kur'âna da inanırlar. [2, 121; 3, 199; 17, 107-108; 5, 82-83]
Bundan önce kendilerine Kitap verdiklerimiz, bu(Kur'a)n'a inanırlar.
Kendilerine daha önce kitap verdiklerimiz bu kitaba da inanacaklardır. (Kendi kitabına gerçek anlamda inanmayan bu kitaba da inanmaz.)
Daha önce kendilerine kitap verdiklerimiz buna da inanırlar.
Ondan önce kendilerine kitap verdiklerimiz, buna da inanırlar.
Ondan önce kendilerine kitap verdiklerimiz, ona da iman ederler.
anlar kim virdük kitāb’ı andan ilerü ya'nį ķur’ān’dan anlar aña inanurlar.
Ol kişilere ki kitāb virdük anlara andan burun. Anlar aña inanurlar.
(Qur’andan) əvvəl kitab vermiş olduğumuz kəslər (mö’min yəhudi və xaçpərəstlər) ona inanırlar.
Those unto whom We gave the Scripture before it, they believe in it,
Those to whom We sent the Book before this,- they do believe in this (revelation):