Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
363, sondan
5874. ayet;
3. sure ve
Âl-i İmran Suresinin
70. ayetidir.
Âl-i İmran Suresi 70. ayetinin kelime sayisi
9, harf sayısı
39 ve toplam ebced değeri ise
3069 olarak hesaplanmıştır.
Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri
1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (8)
ل (5)
م (2) bulunuyor.
يا اهل الكتاب لم تكفرون بايات الله وانتم تشهدون
يااهلالكتابلمتكفرونباياتاللهوانتمتشهدون
Yâ ehle-lkitâbi lime tekfurûne bi-âyâti(A)llâhi veentum teşhedûn(e)
Ey Kitap ehli! (Gerçeğe) şahit olduğunuz hâlde, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
İlk âyette Ehl-i kitap bilginlerinin gerçeği bile bile inkâr edip dalâlet içinde kalmaları eleştirilirken, ikinci âyette de başkalarını yanıltıcı bir çaba içine girmeleri kınanmaktadır. Âyetten başkalarını yanıltma çabasının iki yönde yürütüldüğü anlaşılmaktadır: Hakkı bâtıla karıştırma ve gerçeği gizleme. Hakkı bâtılla örtmenin nasıl gerçekleştirildiği hususunda sahâbe ve tâbiîn ile sonraki bazı müfessirlerden şu yorumlar nakledilmiştir: a) Tevrat’ı tahrif ediyorlar ve ilâhî kelâmla kendi uydurduklarını birbirine karıştırıyorlardı. b) Müminlerin içine kuşku düşürmek amacıyla sabahleyin İslâm’a girdiklerini, akşamleyin de İslâm’dan çıktıklarını açıklıyorlardı. c) Tevrat’ta yer alan Hz. Muhammed ile alâkalı açık (muhkem) ve kapalı (müteşâbih) âyetleri birbirine karıştırıp fikir karmaşası meydana getiriyorlardı. d) “Muhammed, Mûsâ’nın hak peygamber olduğunu itiraf ediyor; Tevrat da Mûsâ şeriatının nesh edilemeyeceğini bildiriyor” şeklinde istidlâllerle zihinleri karıştırıyorlardı. Gerçeği gizlemeleri de şöyle açıklanmıştır: Tevrat’ta Hz. Muhammed’in peygamberliğine delâlet eden âyetler ancak üzerinde düşünülerek anlaşılabilecek nitelikteydi; din adamları sokaktaki adamdan bu hakikati gizlemek için bunların bir bütün olarak ele alınıp anlaşılmasını önleyecek biçimde davranıyorlardı (Taberî, III, 310; İbn Atıyye, I, 452-453; Râzî, VIII, 92-93). Râzî, onların bu tutumuyla kendi zamanında İslâm muhitindeki bidatçıların bilim ve araştırma ehlince ortaya konan sonuçların halka ulaşmasını önlemeye çalışmaları arasında benzerlik kurar (VIII, 93). M. Reşîd Rızâ da âyetin, müslümanlar arasındaki taklitçi zihniyetin vahiyle insanların kişisel görüşlerini karıştırıp onlara ilâhî bir din hüviyeti kazandırmaya çalışmalarını mahkûm eden bir delil teşkil ettiğini belirtir (III, 333).
70. âyette geçen ve “Allah’ın âyetleri” diye çevrilen tamlama değişik şekillerde anlaşılmıştır: a) Kur’an âyetleri, b) Hz. Muhammed’in mûcizeleri, c) Tevrat ve İncil’de yer alan âyetler. Son yorum, anılan kitapların Hz. Muhammed’i müjdeleyen veya Hz. İbrâhim’in hanîf ve müslüman olduğunu ya da Allah katında geçerli dinin İslâm olduğunu bildiren âyetler içerdiği halde Ehl-i kitabın bu hakikatleri inkâr ettiğini belirtmeye yöneliktir. Râzî bu yorumun, yahudilerin Tevrat âyetlerini değil bunların delâlet ettiği anlamları veya Tevrat’ı tahrif etmek suretiyle bizâtihî bu içerikteki âyetlerin varlığını inkâr ettikleri şeklinde iki ihtimale açık olduğunu kaydeder (VIII, 91-92). Günümüz Kitâb-ı Mukaddes araştırmaları da, –tahrif edilmiş şekliyle bile– Tevrat’ın Hz. Muhammed’in geleceğini müjdeleyen ifadeler içerdiğini ortaya koymaktadır. Nitekim Muhammad in the Bible isimli bir kitap yazan ve daha sonra müslüman olup Abdülahad Dâvûd adını alan Roma Katolik kilisesi papazlarından Prof. David Benjamin Keldânî Ârâmîce, İbrânîce ve eski Süryânîce’ye olan vukufu ile Tevrat’taki birçok peygamber sözünün ancak Hz. Muhammed’e uygun düştüğünü tesbit etmiştir (Abdülhamîd Mahmûd Tahmâz, et-Tevrât ve’l-İncîl ve’l-Kur’ân fî sûreti Âl-i İmrân, s. 76-77).
Ey kitap ehli! (Gerçeği) gördüğünüz hâlde Allah’ın ayetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?
Ey kitap ehli! Bizzat kendinizin şâhit olduğunuz Allah'ın mesajlarını niçin inkâr edersiniz?
Ey Kitap Ehli! Gerçeği bildiğiniz halde, niçin Allah'ın ayetlerini küfrediyorsunuz?¹
1- Niçin gerçeği gizliyorsunuz?
Ey Kitap Ehli! Siz (peygamberlerinizin haklılığına ve kâhinlerinizin sapkınlığına) şahit olup dururken, ne diye Allah'ın ayetlerini (hükümlerini) inkâr edersiniz? (Çünkü işinize böyle gelmektedir!)
Ey kitap ehli, Allah'ın ayetlerini neden inkar edersiniz, halbuki onları görüp duruyorsunuz da.
Ey bize de kitap verildi diyenler! Kendiniz Tevrat ve İncil'de görüp bilip dururken Allah'ın ayetlerini niçin örtbas ediyorsunuz?
Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, kitaplarınızda doğruyu gördüğünüz halde, niçin Allah'ın âyetlerini, Muhammed'in peygamberliğini tasdik etmenizi gerektiren bilgileri, Kur'ân'ın hak kitap ve Muhammed'in hak peygamber olduğunu inkâr ediyorsunuz?
Ey kitap ehli! Göre göre Allah'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz!
Ey Kitap Ehli, siz şahid olup dururken, ne diye Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
Ey ehli kitap (Hristiyan ve Yahudi'ler!) İncil ve Tevrat'ta Peygamberin vasfını görüp bilirken niçin Kur'ân'ı ve Peygamberi inkâr ediyorsunuz?
Ey ehl-i kitap! Göz göre göre neden Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz?
Ey kitaplı olanlar! Allahın âyetlerin niçin tanımazsınız? Sizlerse tanıksınız
Ey Kitap ehli! Hakkı (gerçeği) bizzat bildiğiniz halde, Allah'ın mesajlarını ne diye inkâr ediyorsunuz?
Ey Kitap ehli! Sizler göz göre göre Allah'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz?
Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın âyetlerini inkâr edersiniz?
Kitap halkı! Tanık olduğunuz halde neden ALLAH'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
Ey kitap ehli! (gerçeği) gördüğünüz halde, niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
Ey Ehli kitab! niçin Allahın âyetlerine küfrediyorsunuz? Halbuki görüb duruyorsunuz
Ey Kitablılar, kendiniz (Tevratda ve İncîlde) görüb ve bilib dururken Allahın âyetlerini neye inkâr ediyorsunuz?
Ey ehl-i kitab! Siz (hakikati) görüp durduğunuz hâlde, niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?(3)
(3)Burada zikredilen “ehl-i kitab”dan murad, ehl-i kitab âlimleridir. Zîrâ onlar, Resûl-i Ekrem (asm)’ın Tevrât ve İncîl’de zikredilen vasıflarını değiştirerek, hak ve hakīkati kendi halklarından gizlemeye çalışmakla, aslında kendi kitablarındaki Allah’ın âyetlerini inkâr etmişlerdir. Çünki bir âyeti inkâr ile, o kitâbın tamâmını inkâr etmek arasında hiçbir fark yoktur. (Râzî, c.
4:8, 102)
Ey kitap ehli! Doğruluğuna şahitler olmanıza rağmen, niçin Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorsunuz?
Ey ehl-i Kitap! Tevrat/ta ve İncil/de görüp dururken neye Allah/ın âyetlerini tanımıyorsunuz?
Ey kitab ehli! Sizler göz göre göre Allah'ın ayetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?
Ey Kitap Ehli! Hz. Muhammed’in, Kutsal Kitapta size müjdelenen Son Elçi olduğuna kesin kanaat getirip buna bizzat tanık olduğunuz hâlde, Allah’ın ayetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?
Ey Kitap ehli!
Siz şehadet / tanıklık ediyorken, niçin Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?
Ey kitap ehli! Siz, Allah’ın âyetlerini göz göre göre niçin inkâr ediyorsunuz?
Ey geçmiş vahyin izleyicileri! Bizzat kendinizin şahit olduğu 53 Allah'ın mesajlarını neden inkar edersiniz?
Ey kitap ehli, bizzat kendiniz şahit iken göz göre göre niçin Allah’ın ayetlerine inanmıyorsunuz? 2/145-146, 6/20
Ey önceki vahyin mensupları! Bizzat kendiniz şahit olup dururken Allah’ın mesajlarını neden inkâr ediyorsunuz?
Ey Ehl-i kitap! Ne için Allah'ın âyetlerini inkar ediyorsunuz? Halbuki, siz görüp duyuyorsunuz.
Ey Ehl-i kitap! Siz de yanınızdaki kitaplarda doğruluğuna tanık olup dururken, Allah'ın âyetlerini ne diye inkâr ediyorsunuz?
Ey Kitap ehli, (gerçeği) gördüğünüz halde, niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
Ey Ehl-i Kitap![1] Allah’ın ayetlerini ne diye örtüyorsunuz[2], halbuki doğru olduklarına şahitsiniz[3]?
[*] Önceki kitapların ustaları(ehl-i) bu ayetleri çok iyi kavrayabildiklerine göre onun yöntemini (tevil) ve Kitab'ın hikmetini gayet iyi biliyor olmalıdırlar. [3] Kur'an'a göre şahitlik iki şekilde olur. Birisi görerek diğeri basiretle ve çok iyi kavrama yoluyladır. Bu türden şahitliğe örnek (Yusuf
12:26)'dır. "Kadının ailesinden bir şahit şöyle şahitlik etti: 'Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın haklı, o(Yusuf) yalancının tekidir.'" Bu şahit, olayın görgü tanığı olmayan, suç bilimine sahip bir uzmandır (bilirkişidir). Al-i İmran 70. ayetin muhatabı olan Ehl-i Kitap, nebinin getirdiklerinin Allah'ın ayetleri olduğunu Tevrat ile karşılaştırma yoluyla çok iyi kavrayan topluluktur. Çünkü vahyin indirilmesine hiçbiri görgü şahitliği yapmamıştır. Bizim için de şahitlik edebilmenin tek yolu, Kitabı ve onun hikmetini çok iyi kavramaktır.Bu da ancak ilmi çalışma yoluyla olur.
-Ey kitap ehli, göz göre göre niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
Ey Kitap Ehli! Bizzat şahit olduğunuz halde,(15) Allah'ın âyetlerini niçin inkâr ediyorsunuz?
(15) Âhirzaman Peygamberine ait haberleri kitaplarınızda okuyup durduğunuz halde.
Ey Ehlikitap! Gerçeğe tanık olup durduğunuz halde, Allah'ın ayetlerini neden inkâr ediyorsunuz/Allah'ın ayetlerine neden nankörlük ediyorsunuz?!
iy kitāb ehli! nişe kāfir olursız Tañrı āyetlerine; şol ḥalde kim siz ŧanuķlıķ virürsiz?
İy kitāb ehli, niçün kāfir olursız Tañrı Ta‘ālā āyetlerine siz ḥaḳ iduġınaṭanuḳluḳ virürken?
Ey kitab əhli, Allahın ayələrinə şahid olduğunuz halda nə üçün (onları) inkar edirsiniz?
O People of the Scripture! Why disbelieve ye in the revelations of Allah, when ye (yourselves) bear witness (to theft truth ) ?
Ye People of the Book! Why reject ye the Signs of Allah, of which ye are (Yourselves) witnesses?