Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
3513, sondan
2724. ayet;
32. sure ve
Secde Suresinin
10. ayetidir.
Secde Suresi 10. ayetinin kelime sayisi
14, harf sayısı
55 ve toplam ebced değeri ise
4619 olarak hesaplanmıştır.
Secde Suresinin toplam ebced değeri
110478 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (11)
ل (8)
م (2) bulunuyor.
وقالوا ءاذا ضللنا في الارض ءانا لفي خلق جديد بل هم بلقاء ربهم كافرون
وقالواءاذاضللنافيالارضءانالفيخلقجديدبلهمبلقاءربهمكافرون
Ve kâlû e-iżâ dalâlnâ fî-l-ardi e-innâ lefî ḣalkin cedîd(in)(c) bel hum bilikâ-i rabbihim kâfirûn(e)
(Kâfirler dediler ki:) “Biz toprakta yok olduktan sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
İnkârcıların toprağa karışıp gittikten sonra yeniden yaratılmayı alaycı bir üslûpla eleştirmelerine değinilmekte ve “Gerçek şu ki, onlar rablerinin huzuruna çıkacaklarını inkâr etmekteler” denilerek, onların Allah’ın huzurunda hesaba çekileceklerini, bir başka anlatımla sadece öldükten sonra dirilmeyi değil bütünüyle âhiret hayatını inkâr ettiklerine dikkat çekilmektedir (Zemahşerî, III, 320; Şevkânî, IV, 288). Âyetin ifade akışı, onların bu tutumunun, Allah’ın varlığını inkâr etmekten değil, cesetlerinin çürümesinden sonra yeniden can kazanmasını kabullenmek istememelerinden kaynaklandığını göstermektedir; nitekim başka birçok âyette de belirtildiği üzere onlar Allah’ın varlığını ve kudretini kabul etmekteydiler.
(İnkârcılar) “Toprağın içinde kaybolduğumuz zaman biz mi yeni bir yaratılışta olacakmışız?” derler. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.
“Toprağın içinde kaybolduğumuzda, gerçekten biz mi yeniden yaratılacağız?” derler. Gerçekten onlar, Rabblerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
Onlar: “Toprakta yok olup kaybolduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?” dediler. Hayır; onlar, Rabblerine kavuşmayı yalanlıyorlar.
“Biz (ölüp) toprakta kaybolduğumuz zaman, gerçekten biz (tekrar) yeniden yaratılacak mıyız?” diyorlar. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr ediyorlar. (De ki; yakında anlarsınız!)
Ve dediler ki: Yeryüzüne karışıp kaybolduktan sonra mı yeniden yaratılacağız? Hayır, onlar, Rablerine kavuşacaklarını inkar etmedeler.
Ve dediler ki: Yeryüzüne karışıp kaybolduktan sonra mı, yeniden yaratılacağız? Hayır, onlar buna inanmamakla, Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
“Toprağın içinde kaybolduğumuz zaman mı, gerçekten o vakit, biz mi, yeniden yaratılacağız?” derler. Doğrusu onlar, diriltilerek Rablerinin huzurunda hesaba çekilmeyi, mükâfat ve cezayı inkâr ediyorlar.
Dediler ki: "Yerde kaybolup gittikten sonra mı, biz mi yeniden yaratılacağız?" Gerçekten onlar Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.
Dediler ki: 'Biz yer (toprağın için) de yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yaratılmış olacağız?' Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir.
Bir de (kıyameti inkâr edenler): “- Arzda, toprağa karışıb kaybolduğumuzda mı; cidden biz mi, yeni bir yaratılışta olacağız?” dediler. Doğrusu onlar, Rablerinin huzuruna varacaklarını inkâr eden kâfirlerdir.
Ve: “Biz toprak içinde kaybolduğumuz zaman mı yeni bir yaradılış içinde olacağız?” dediler. Hayır! Onlar aslında, sahipleri olan Allah ile buluşmayı inkâr ediyorlar.
Dediler ki: «Toprakta kaybolup yeniden mi diriliriz?»; Hayır, onlar Tanrıya kavuşmayı tanımıyorlar
(İnkârcılar:) “Biz toprağa karışıp yok olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?” derler. Gerçek şu ki; onlar Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.
Puta tapanlar: "Toprağa karışıp yok olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?" derler. Evet; onlar, Rab'lerine kavuşmayı inkar edenlerdir.
«Toprağın içinde kaybolduğumuz zaman, gerçekten (o vakit) biz mi yeniden yaratılacağız?» derler. Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler.
Ve, "Biz toprağa karışıp kaybolduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?" dediler. Doğrusu, onlar Rab'leri ile kavuşmayı inkar edenlerdir.
Onlar: "Biz yerde kaybolup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışta bulunacağız?" dediler. Fakat onlar Rablerine kavuşmayı (O'nun huzuruna varacaklarını) inkâr eden kâfirlerdir.
Bir de: â! Arzda gaib olduğumuzda mı? Cidden biz mi muhakkak yeni bir hılkatte olacağız? dediler, fakat onlar rablarının likasını (huzuruna varacaklarını) inkâr eden kâfirlerdir
Dediler ki: «Biz yerde (çürüyüb) gaaib olduğumuz vakit mı, hakıykaten biz mi yeni bir yaratılışda (bulunacağız)»? Evet, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr edicidirler.
Hâlbuki (onlar): “(Biz) yerin içinde kaybolduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışta olacağız?” dediler. Hayır! Onlar, Rablerine kavuşmayı inkâr eden kimselerdir.
Sonra onlar ”Biz toprak içinde yok olduktan sonra, yeni bir yaratılışta mı olacağız?” dediler. Hayır! Onlar Rablerine kavuşmayı inkâr ediyorlar.
Onlar «— Acaba biz, yeryüzünde toprağa karışıp kaybolunca yeniden yaratılacak mıyız?» dediler. Hayır onlar Rablerine kavuşmayı tanımıyorlar.
Dediler ki: “Biz yerde yok olup gittikten sonra, gerçekten biz yeni bir yaratılışta mı olacağız?” Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.
Yeniden dirilişi inkâr edenler, “Ne yani, bizim kemiklerimiz tamamen çürüyüp toza toprağa karıştıktan sonra mı yeniden diriltileceğiz?” diyorlar. Hayır, aslında onlar bunun pekâlâ mümkün olduğunu biliyorlar fakat yargılanmak işlerine gelmediği için, Rableri olan Allah ile buluşmayı inkâr ediyorlar.
-“Yer’de kaybolup gittiğimiz zaman mı, gerçekten biz mi, yeni bir yaratılış içinde olacağız?” dediler.
Aslında onlar rabb’leri ile karşılaşmayı inkâr etmektedirler.
Ve (kâfirler): “Biz toprakta kaybolup gittikten sonra, yeniden mi yaratılacağız?” dediler. Doğrusu onlar, Rablerine kavuşmayı inkâr edenlerdir.
Nitekim [çoğu] insanlar, “Ne! Biz [ölüp] toprağın altında kaybolduktan sonra yeni bir yaratılış eylemi sonucunda [hayata yeniden döndürülmüş] mü olacağız?” derler. Hayır, ama [böyle söyleyerek] Rablerine kavuşacakları gerçeğini inkar ederler! 11
Bir de kalkıp: “Biz ölüp, toprağa karıştıktan sonra yeniden mi diriltileceğiz?” Diyorlar. Aslında onlar, Rabbleri ile karşılaşmayı hesaba katmıyorlar! 17/98, 45/34-35
Bir de kalkıp derler ki: “Yani biz toprağın içinde kayıplara karışınca mı? Sahiden de biz yeniden yaratılacak mıyız?” Aslında (bu tavırlarıyla) onlar, Rablerinin huzuruna çıkıp (hesap vermeyi) inkâr etmektedirler.[3688]
[3688] Zımnen: Onların asıl derdi, hesabı verilecek bir hayat yaşamaya razı olmamaktır.
Ve dediler ki: «Biz yerde gaib olduğumuz zaman mı, muhakkak biz mi bir yeni yaradılışta bulunacağız?» Evet. Onlar Rablerine kavuşmayı inkar eden kimselerdir.
Bir de: “Â! Toprağın dibinde toz olup kaybolduğumuz zaman, gerçekten bu hale gelmiş olan bizler mi yeniden yaratılacağız! ” derler. Hatta onlar Rab'lerinin huzuruna varacaklarını da inkâr ederler.
Biz toprakta kaybolduktan sonra, yeni bir yaratılış içinde mi olacağız? dediler. Doğrusu onlar, Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir.
Kimileri şöyle der: Yani toprağın içinde kaybolduğumuzda yeniden yaratılacağız öyle mi?" Aslında göze alamadıkları Rableriyle yüzleşmektir.
-Biz, toprakta kaybolup gittikten sonra mı yeniden yaratılacağız? dediler. Aslında onlar, Rab'leri ile karşılaşmayı inkar ediyorlar!
Bir de dediler ki: “Toprağın altında kaybolup gittikten sonra yeniden mi yaratılacağız?” Doğrusu onlar Rablerine kavuşmayı inkâr ediyorlar.
Şöyle dediler: "Toprakta kaybolup gittiğimiz zaman mı, o zaman mı yeni bir yaratılış içinde olacağız!" Gerçek şu ki, onlar her şeyden önce, Rablerinin huzuruna varmayı inkâr ediyorlar.
daħı eyittiler “ķaçan kim yavu ķılmavuz yirde ay bayıķ biz yiñi diriltmek içinde mivüz?” belki anlar çalabı’ların görmege kāfirlerdür.
Daḫı eyitdi kāfirler: Biz yirler içinde çüridügümüzden ṣoñra ikinci biz yiñimi yaradılur‐biz? didiler. Bel ki anlar Tañrıları liḳāsına kāfirlerdür.
(Axirətə inanmayanlar) dedilər: “Məgər biz torpağa qarışıb yox olandan sonra yenidənmi yaradılacağıq?” Bəli, onlar Rəbbi ilə qarşılaşacaqlarını (qiyamət günü dirilib haqq-hesab üçün Allahın hüzurunda duracaqlarını) inkar edən kəslərdir!
And they say: When we are lost in the earth, how can we then be recreated? Nay but they are disbelievers in the meeting with their Lord.
And they say: "What! when we lie, hidden and lost, in the earth, shall we indeed be in a Creation renewed?(3641) Nay, they deny the Meeting with their Lord.*
3641 Cf.
13:5. It has been the cry of Materialists and Sceptics through the ages not only to bound their horizon with this brief life, but to deny dogmatically that there can be a future life. Here "they" refers to those "who give little thanks" to Allah, mentioned in the last verse. The argument used against them is: if Allah can produce such a wonderful creation the first time, why can He not make it again? That points to the possibility: our own general inner hope and expectation of a future life, coupled with Faith in Allah's work, is the ground of our certainty. (R).