Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
3527, sondan
2710. ayet;
32. sure ve
Secde Suresinin
24. ayetidir.
Secde Suresi 24. ayetinin kelime sayisi
10, harf sayısı
52 ve toplam ebced değeri ise
1861 olarak hesaplanmıştır.
Secde Suresinin toplam ebced değeri
110478 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (11)
ل (2)
م (5) bulunuyor.
وجعلنا منهم ائمة يهدون بامرنا لما صبروا وكانوا باياتنا يوقنون
وجعلنامنهمائمةيهدونبامرنالماصبرواوكانواباياتنايوقنون
Vece’alnâ minhum e-immeten yehdûne bi-emrinâ lemmâ saberû(s) vekânû bi-âyâtinâ yûkinûn(e)
Sabredip âyetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, içlerinden emrimizle doğru yola ileten önderler çıkardık.
Kur’an’ın birçok yerinde İsrâiloğulları’na verilen nimetlerden ve kendilerine sağlanan üstünlükten söz edilir. Fakat burada da vurgulandığı üzere içlerinden doğru yolu gösteren rehber ve önderler çıkarılması şeklinde tezahür eden büyük nimet, onların sağlam bir imana sahip olmaları ve Allah’ın buyruklarına uyma hususunda güçlüklere karşı direnmeleri, inançlarını muhafazada azim ve sebat göstermeleri şartına bağlanmıştır. Bu niteliklerini kaybettiklerinde nimeti ve ilâhî desteği de hak etmez duruma düşmüşlerdir. Onların bu konudaki zaaflarına da Kur’an’da değişik vesilelerle değinilmiştir. Âyetin “lemmâ saberû” şeklindeki kısmı “limâ saberû” şeklinde de okunmuştur; bu sebeple belirtilen kısma birinci kıraate göre, “iman edip sabrettikleri zaman, sürece” mânası verilebileceği gibi ikinci kıraate göre “iman edip sabrettikleri için” anlamı da verilebilir (Taberî, XXI, 112-113; sabır hakkında bk. Bakara
2:45; İsrâiloğulları hakkında bk. Bakara
2:40; Nisâ
4:153-161; A‘râf
7:138-171).
Sabrettikleri ve ayetlerimize kesin bir şekilde inandıkları zaman onların içinden, emrimizle doğru yola ulaştıran önderler çıkarmıştık.
Bu ayet Yüce Allah’ın Kasas
28:5’te bildirdiği “İsrailoğulları’nı önderler kılma” vaadinin gerçekleştirilmiş olduğunun delilidir. İsrailoğulları içinde Hz. Musa’yı ve kardeşi Hz. Harun’u bunaltan çoğunluğun aksine, A‘râf
7:159’da da ifade edildiği gibi “Musa’nın kavminden de gerçeğe rehberlik eden ve onunla adil davranan bir topluluk vardır.”
Sabretmelerinden dolayı onlardan, bizim emrimizle kendilerine doğru yolu gösteren önderler tayin ettik. Onlar, bizim âyetlerimize kesin olarak inanıyorlardı.
Sabrettikleri¹ ve ayetlerimize tam bir bağlılık gösterdikleri için, onlardan buyruğumuzla doğru yola ileten önderler çıkardık.
(Nefsin kötü arzularına ve hayatın zorluklarına) Sabrettikleri ve ayetlerimize yakinen (kesinlikle ve şüphesiz) iman ettikleri zaman, onların içinden emrimizle hidayet rehberi olan önderler tayin edip (çıkarmıştık).
Ve içlerinden, sabrettikleri takdirde onları, emrimizle doğru yola sevkedecek rehberler tayin etmiştik ve onlar, delillerimize adamakıllı inanmışlardı.
Ve İsrailoğullarının içinden her türlü sıkıntı ve zorluklara katlandıkları takdirde onları emrimizle doğru yola iletip, yönelten önderler kıldık. Onlar bizim ayetlerimize adamakıllı inanıyorlardı.
Sebatkâr davrandıkları, sabrederek mücadeleye devam edip, âyetlerimizi gerekçeleriyle kavrayıp kesinlikle inandıkları devirde, onların içinden, yaptığımız planın gereği, bizim düzenimizi uygulayarak doğru yola sevkeden rehberler, önderler, imamlar yetiştirdik.
bk. Kur’ân-ı Kerim,
17:2.
Sabrettiklerinde onlardan, bizim emrimizle doğruya ileten önderler kıldık (çıkardık). Onlar ayetlerimize de kesin olarak inanıyorlardı.
Ve onların içinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık; onlar bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı.
İsrâiloğullarından da, (dinlerinde) sabrettikleri için, emrimizle (insanları) doğru yola götürecek imamlar (önderler) yetiştirmiştik. Onlar, (Tevrat'daki) ayetlerimizi yakînen biliyorlardı.
Biz o İsrailoğullarından, sabrettikleri zaman, emrimizle (insanlara) yol gösteren önderler yaptık. Onlar, ayetlerimize gerçekten inanıyorlardı.
Sabrettikleri, bizim âyetlerimize inandıkları çağda biz onları, bizim emrimizle doğru yol gösteren öncüler kıldık
(İsrailoğullarından) sabrettiği ve (Tevrat'taki) ayetlerimize kesin olarak inandıkları müddetçe, Biz, emir ve irşadımızla onlardan (toplumlarına) doğru yolu gösteren önderler çıkardık.
Yani, “İşte Ey Muhammed ve ona tabi olanlar! Siz de aynı kararlılığı gösterir ve ayetlerimize sahip çıkarsanız sizi de tüm insanlığın öncüleri ve önderleri kılarız.
Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarından ötürü, aralarından, onları buyruğumuzla doğru yola götüren önderler yaptık.
Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten rehberler tayin etmiştik.
Sabrettikleri ve ayetlerimize kesin olarak inandıkları zaman, emrimiz doğrultusunda yol gösteren önderler atamıştık içlerinden.
Onların içinden, sabrettikleri zaman bizim emrimizle doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik. Onlar, bizim âyetlerimize kesin bir şekilde inanıyorlardı.
Ve içlerinden öncül imamlar yetiştirmiştik ki sabrettiklerinde emrimizle hidayet ediyorlardı ve âyetlerimize yakîn ile sarılmışlardı
İçlerinde de, sabır (ve sebat) etdikleri zaman emrimizle doğru yola sevk edecek rehberler ta'yîn etmişdik ve onlar âyetlerimizi çok iyi biliyorlardı.
(İsrâiloğulları) sabrettikleri zaman, onların içinden, emrimizle hak yolu gösterecek önderler kıldık. Çünki (onlar) âyetlerimize kat'î olarak inanıyorlardı.
İsrail oğullarından bir gurubu (ümmeti), sabretmeleri ve ayetlerimize kesin inanmalarından dolayı, bizim emirlerimiz doğrultusunda insanları doğru yola ileten önderler yaptık.
Onlardan bir kısmı göğsünü gerip âyetlerimizi yakînen bildikleri zaman onları fermanımız ile halka yol göstermek üzere pişüvalar kılmıştık.
Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten önderler tayin etmiştik.
Bakın; İsrail Oğulları, omuzladıkları mücâdelenin zorluklarına sabırla göğüs gerdikleri ve ayetlerimize gereğince inandıkları sürece, onların içinden, buyruklarımız doğrultusunda toplumlarını doğru yola ileten önderler çıkarmıştık. İşte siz de aynı tavrı gösterirseniz, sizi de tüm insanlığın öncüleri ve önderleri kılacağız.
Sabrettiklerinde onlardan, emrimizle yol gösteren önderler kıldık.
Âyetlerimize kesin inanıyorlardı.
Biz sabretmeleri ve bizim âyetlerimize tereddütsüz inanmaları sebebiyle, onların içerisinden (insanları) emrimizle hak yola ulaştıran, önderler yetiştirdik.1
1 Bu âyette, Allah’ın bir topluma önderler gönderme yasası verilmektedir. Buna göre bir toplum Allah’ın Kitabına sarılmaz ve îmanında direnç göstermezse, Allah, o toplumun içerisinden önder şahsiyetleri asla yetiştirmez. O toplum da sürünmeye devam eder gider.
ve [nasıl ki] sabredip mesajlarımıza tereddütsüz inandıkları zaman, onların içinden, buyruklarımız doğrultusunda 19 [kavimlerini] hidayete ulaştıran önderler çıkardık, [işte böylece, ey Muhammed, sana vahyedilmiş olan ilahî kelâm için de aynı şey geçerli olacak.] 20
Ve biz, davalarında direnip sabredenleri ve bizim ayetlerimize gönülden inandıkları zamanlarda onların içinden insanları mesajlarımızla doğru yola çağıran önderler çıkarmıştık. 9/124, 16/125, 42/15
Yine (unutma ki), zorluklara göğüs gerip âyetlerimize yakînen inandıkları zamanlarda, emrimizle içlerinden hidayete ulaştıran önderler çıkarmıştık.
Ve sabrettikleri zaman onlardan rehberler kılmıştık ki, Bizim emrimizle doğru yola sevkederlerdi ve âyetlerimize yakînen kani bulunmuşlardı.
23, 24. Şu bir gerçektir ki, sana verdiğimiz gibi Mûsâ'ya da kitap vermiş, sana vahyettiğimiz gibi ona da vahyetmiştik. Dolayısıyla onun da böyle bir vahiy aldığından hiç tereddüdün olmasın. Biz ona verdiğimiz kitabı, İsrailoğullarına rehber kıldık. Onlar sabrettiği ve âyetlerimize kesin olarak inandıkları müddetçe, Biz, emir ve irşadımızla onlardan doğru yolu gösteren önderler tayin ettik. [17, 2]
Âyet-i kerime, Hz. Mûsâ (a.s.)’a, Hz. Muhammed (a.s.)’ın dünyayı şereflendireceğine dair bilgi ihtiva eden bir kitabın gönderildiğini ifade etmektedir.Yahut maksat şudur: İlahî vahiy yalnız Hz. Muhammed (a.s.)’a verilmiş değildir. Daha önce Hz. Mûsâ’ya da verilmişti. Onun için bu hususta şüpheye düşmek akıl kârı değildir.
Sabrettikleri ve ayetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten önderler yetiştirmiştik.
Ayetlerimize kesin olarak inanıp dik duruş gösterdikleri zaman onları, emrimizle yol gösteren önderler yapmıştık.
Sabretmeleri ve ayetlerimize iyice inanmaları sebebiyle, emrimizle onlardan bir kısmını doğru yolu gösteren önderler yapmıştık.
Onlar âyetlerimize kesin bir şekilde iman ederek sabır ve sebat ettiklerinde, içlerinden buyruğumuzla insanlara doğru yolu gösteren önderler tayin ettik.
Sabrettikleri zaman içlerinden, bizim emrimizle doğru yola ileten önderler çıkarmıştık. Onlar bizim ayetlerimize gereğince inanıyorlardı.
daħı eyledük anlardan imāmlar, yol gösterürler buyruġumuz-ile ol vaķt kim śabr eylediler daħı oldılar āyetlerümüze gümānsuz olurlar.
Daḫı anlardan imāmlar ḳılduḳ ki ḫalḳa yol gösterdiler‐idi bizüm buy‐ruġumuzla ṣabr itdükleri vaḳt. Daḫı anlar bizüm āyetlerümüze şeksüzinanurlardı.
(Çətinliklərə) səbr etdikləri və ayələrimizə ürəkdən inandıqları üçün Biz onlardan (İsrail oğullarından) əmrimizlə (insanlara) haqq yolu göstərən rəhbərlər tə’yin etmişdik.
And when they became steadfast and believed firmly in Our revelations, We appointed from among them leaders who guided by Our command.
And We appointed, from among them, leaders, giving guidance(3658) under Our command, so long as they persevered with patience and continued to have faith in Our Signs.*
3658 The series of Judges, Prophets, and Kings in Israel continued to give good guidance, in accordance with Allah's Law, as long as the people continued in Faith and Constancy (persevering patience). When that condition ceased, Allah's grace was withdrawn and the people broke up into wrangling sects and practically suffered national annihilation.