Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
3529, sondan
2708. ayet;
32. sure ve
Secde Suresinin
26. ayetidir.
Secde Suresi 26. ayetinin kelime sayisi
18, harf sayısı
69 ve toplam ebced değeri ise
3475 olarak hesaplanmıştır.
Secde Suresinin toplam ebced değeri
110478 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (10)
ل (8)
م (10) bulunuyor.
اولم يهد لهم كم اهلكنا من قبلهم من القرون يمشون في مساكنهم ان في ذلك لايات افلا يسمعون
اولميهدلهمكماهلكنامنقبلهممنالقرونيمشونفيمساكنهمانفيذلكلاياتافلايسمعون
Eve lem yehdi lehum kem ehleknâ min kablihim mine-lkurûni yemşûne fî mesâkinihim(c) inne fî żâlike leâyât(in)(s) efelâ yesme’ûn(e)
Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hâlâ duymayacaklar mı?
Allah katından gelen bildirimleri düzmece olarak niteleyen inkârcılara evrendeki olaylar ve bunlara yön veren yüce kudret üzerinde düşünme çağrısı yaparak başlayan sûre, buna paralel bir içerikle, fakat bütün bu uyarı ve yol göstermelere rağmen iman etmemekte ısrar edenler için acı âkıbetin kaçınılmaz olduğu ve peygamberin de bu hususta başka yapacak bir şeyi bulunmadığı bildirilerek sona ermektedir. İnsanlar, Allah’ın kudreti karşısında kendilerinin ne kadar âciz olduğunu ve O’nun vaadinin gerçekliğini anlamaları için 26. âyette arkeoloji gibi beşerî bilimlerin, 27. âyette de jeofizik ve ziraat gibi pozitif bilimlerin verileri ışığında düşünmeye davet edilmekte, 28. âyette yine de hesap gününe inanmamakta direnen ve bu yöndeki uyarıları hafife alan kimselerin bulunduğu belirtilmekte, 29. âyette o gün gelip çattığında “iman ettik” demenin yarar sağlamayacağı hatırlatılmakta, son âyette de Resûl-i Ekrem’in ve onun yolundan giderek gerçekleri tebliğ etmeye çalışanların inatla inkârcılıklarını koruyanları zorla iman dairesine dahil etmek gibi bir görevlerinin bulunmadığı, tebliğ görevi yapıldıktan sonra onları irade sınavı ile baş başa bırakmak gerektiği bildirilmektedir. 28. âyetin “bu hüküm ne zaman?” şeklinde çevrilen kısmı, “Aramızdaki kesin hüküm ne zaman verilecek?” veya “Sözünü ettiğiniz bu mükâfat ve ceza ne zaman gelecek?” şeklinde açıklanmıştır. 29. âyetin “o hüküm günü” şeklinde tercüme edilen kısmı için “Bedir zaferinin kazanıldığı gün” veya “Mekke’nin fethedildiği gün” anlamını verenler olmuşsa da âyetin bağlamı burada kıyamet gününün kastedildiğini göstermektedir (Taberî, XXI, 116; Şevkânî, IV, 296).
Yurtlarında dolaştıkları kendilerinden önceki nice nesli helak etmiş olmamız onlara (sonrakilere) yol göstermedi mi? Bunlarda elbette dersler vardır. (Gerçeği) dinlemezler mi?
Halen yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk edişimiz onları doğru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette dersler vardır. Hâlâ kulak vermiyorlar mı?
Yaşadıkları yerlerde, daha önce gezip dolaşmış olan nice nesilleri yok etmiş olmamız, onları doğru yola iletmeye yetmedi mi? Kuşkusuz bunda nice ayetler¹ vardır. Hâlâ söz dinlemeyecekler mi?
1- Dersler, göstergeler, kanıtlar.
(Bugün) Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri, kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hâlâ onları doğru yola iletip (Hakka) yöneltmek için (yeterli olmadı mı?) Elbette bunda ayetler ve ibretler vardır; yine de duyup (düşünmüyorlar mı?)
Onları doğru yola sevketmez mi onlardan önce nice ümmetleri helak etmemiz, onların yurtlarında gezip durmadalar; şüphe yok ki bunda deliller var elbet, hala mı işitmezler?
Onlardan önce nice toplumları helak etmemiz, onları doğru yola sevketmez mi? Onların yurtlarında gezip durmaktalar. Bunda apaçık ibretler ve dersler vardır, hâlâ hakkın sesini dinlemezler mi?
Bilgi ve becerilerini kullanarak halen yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk edişimiz, hakka yönelmeleri için onlara aydınlatıcı, yeterli bilgi vermedi mi? Bunlarda elbette kudretimizi gösteren deliller vardır. Hâlâ öğüt alarak, düşünerek kulak vermeyecekler mi, icabet etmeyecekler mi?
Kendilerinden önce, şimdi yurtlarında dolaştıkları nice nesilleri helak etmiş olmamız onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Yine de duymuyorlar mı?
Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hâlâ onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı?
Biz, o Mekke kâfirlerinden önce nice nesiller helâk ettik. Kendileri de yurdlarında gezip duruyorlar. Bu, onları hidayete iletmedi mi? İşte bunlarda (önceki nesillere yaptığımız helâk işlerinde) elbette ibret alâmetleri vardır. Hâlâ dinlemiyecekler, nasihat kabul etmiyecekler mi?
Hala, onlara açıklanmadı mı? Ki kendilerinden önce, meskenlerinde dolaştıkları nice çağları helak ettik. Gerçekten bunda, önemli ayetler vardır. Artık işitip anlamayacaklar mı?
Onları, doğru yola iletmedi mi? Onlardan önce, nice nice kurunları yok ettik, geziyorlar bunlar onların duraklarında, bunda belgeler vardır, yoksa işitmezler mi?
Bugün yurtlarında dolaştıkları kendilerinden önceki nice kuşakları (yaptıkları yüzünden) helak etmiş olmamız, (yola gelmeleri için) onlara bir şey anlatmıyor mu? Hiç kuşkusuz bunda, aklını kullanan insanlar için nice ibretler ve deliller vardır; hâlâ gerçeğin sesine kulak vermeyecekler mi?
Şimdi yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onları doğru yola sevketmez mi? Bunlarda şüphesiz ibretler vardır. Dinlemezler mi?
Halen yurtlarında gezip dolaştıkları kendilerinden önceki nice nesilleri helâk edişimiz onları doğru yola sevketmedi mi? Bunlarda elbette ibretler vardır. Hâla kulak vermezler mi?
Kendilerinden önce nice nesilleri yok etmiş olmamız üzerinde hiç düşünmediler mi? Ki şimdi onların yurtlarında dolaşıyorlar. Bunda dersler ve işaretler vardır. İşitmezler mi?
Kendilerinden önce, yurtlarında gezip dolaşmakta oldukları nice kuşakları helâk etmiş olmamız, daha onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda nice ibretler vardır. Hâlâ kulak vermeyecekler mi?
Daha irşad etmedi mi onları ki kendilerinden evvel nice karınlar helâk etmişiz, meskenlerinde geziyorlar, elbette bunda şübhesiz âyetler var, halâ kulak vermiyecekler mi?
Biz onlardan evvel nice nesiller helak etdik. Yurdlarında kendileri de gezib duruyorlar. (Bu), onları hidâyete sevk etmedi mi? Bunlarda elbette ibretler vardır.. Haalâ dinlemeyecekler mi?
Onlardan önceki nice nesilleri (isyanları sebebiyle) helâk edişimiz hâlâ kendilerini yola getirmedi mi? (Hâlbuki) onların meskenlerinde dolaşıyorlar. Şübhesiz ki bunda nice ibretler vardır. Hiç dinlemezler mi?
Yaşadıkları şehirlerde kendilerinden önce yürüyüp gezen nicelerini helak ettiğimizin haberleri onlara ulaşmadı mı?
Kendilerinden evvel peygamberlerini yalancı sayan birtakım tabakayı ne yolda helâk ettiğimiz onlara belli olmadı mı [⁶]? Onlar o tabakanın meskenlerinde gezip dolaşırlar. İşte bunda kudretimize ait alâmetler vardır. Hâlâ işitmiyorlar mı?
[6] Veya peygamber onlara beyan etmedi mi?
Yurtlarında gezip dolaşmakta oldukları nice kuşakları kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hâlâ onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Şüphesiz bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı?
Halen yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önce yaşamış olan nice nesilleri helâk etmiş olmamız onlara bir şey anlatmıyor mu? Hiç kuşkusuz bunda, aklını kullanan insanlar için nice ibretler ve deliller vardır; hâlâ gerçeğin sesine kulak vermeyecekler mi?
Yurtlarında yürüyen Kuşaklar’dan, daha öncekilerden nicesini helâk etmemiz onlara yol göstermedi mi?
Şüphesiz bunda elbette âyetler vardır.
Hâlâ işitmezler mi?
(Mekkeli müşrikleri,) yurtlarında gezip durdukları, kendilerinden önce helâk ettiğimiz nice nesillerin (akıbeti,) hak yola yöneltmedi mi? Şüphesiz bütün bunlarda mûcizeler vardır. (Bunlara) hâlâ kulak vermeyecekler mi?
[Fakat] onlar, [o hakikati inkar edenler,] kendilerinden önce gelip geçmiş kaç nesli 23 -bugün yurtlarında dolaşıp durdukları [kaç toplumu]- yok ettiğimizi görüp ders almazlar mı? Bunda elbette açık dersler vardır: hâlâ dinlemezler mi?
Yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önce gelip geçmiş nice uygarlıkları helak etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmuyor mu? İşte bunda alınacak nice dersler vardır. Bu hakikatlere hala kulak vermeyecekler mi? 12/111, 14/45, 24/34, 30/9
Şimdi kalıntılarında dolaştıkları kendilerinden önce yaşamış uygarlıklardan nicelerini helâk etmiş olmamız onlar için yol gösterici olmadı mı? Kuşkusuz bunda da alınacak bir ders mutlaka vardır: hâlâ mı işitmeyecekler?[3706]
[3706] Güce taptığı için kulları kendilerine kul eden ve kula kul olan herkese açık uyarı: Zaafınız olan gücünüz aklınızı başınızdan almasın! Dünyada ebedîlikten söz edip de gülünç olmayın!
Onlar için bir vesile-i hidâyet olmadı mı ki, onlardan evvel nice neslileri helâk ettik ki, onların yurtlarında gezip dolaşırlar. Şüphe yok ki, bunda elbette ibretler vardır. Hâlâ dinlemeyecekler mi?
Yurtlarında dolaştıkları nice nesillerin hayatlarını sona erdirmemiz, onları doğru yola irşad etmiyor mu? Elbette bunda ibretler vardır. Hâlâ nasihat dinlemeyecekler mi? [19, 98; 7, 92; 27, 52; 22, 45-46]
Bugün yurtlarında dolaştıkları nice kuşakları daha önce helak etmiş olmamız, hala onları yola getirmedi mi? Şüphesiz bunda ibretler vardır. (Öğüt alma kulağıyle) İşitmiyorlar mı?
Kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmiş olmamız onlara gerçeği göstermiyor mu? Şimdi onların yurtlarında dolaşıyorlar. Bunda kesin göstergeler vardır, anlamıyacaklar mı?
Yurtlarında dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri yok etmemiz onlara yol göstermiyor mu? İşte bunda ayetler vardır. Hâlâ anlamıyorlar mı?
Şimdi yurtlarında dolaştıkları nice nesilleri helâk etmiş olmamız onları yola getirmedi mi? Bunda elbette ibretler vardır. Hâlâ kulak vermeyecekler mi?
Evlerinde-yurtlarında dolaşıp durdukları nice nesilleri, kendilerinden önce helâk etmiş olmamız onlara yol göstermedi mi? Kuşkusuz, bunda ibretler vardır. Hâlâ işitmiyorlar mı?
iy daħı yol göstermedi mi anlara niçe helāk eyledük anlardan ilerü bölüklerden? yürirler ŧaraķlarında anlaruñ. bayıķ anuñ içinde nişānlardur. iy işitmezler mi?
Beyān olmadı mı anlara ki niçe ḳavm helāk itdük anlardan burun geçmişzamānlarda, yürürler seferlerde anlaruñ yirlerinde. Taḥḳīḳ anda āyetler var‐dur. Pes niçün işitmezler?
Məgər onlar indi yurdlarında gəzib-dolaşdıqları özlərindən əvvəlki neçə-neçə nəsilləri (peyğəmbərlərini yalançı saydıqlarından ötrü) məhv etdiyimizi görmürlərmi? Həqiqətən, bunda (Məkkə müşrikləri üçün) ibrətlər vardır. Məgər (haqqa) qulaq asmayacaqlar?
Is it not a guidance for them (to observe) how many generations He destroyed before them, amid whose dwelling places they do walk? Lo, therein verily are portents! Will they not then heed?
Does it not teach them a lesson, how many generations We destroyed before them, in whose dwellings they (now) go to and fro?(3660) Verily in that are Signs: Do they not then listen?(3661)*
3660 If a nation gone astray could only learn from the history of earlier nations that were destroyed for their evil! They could see vestiges of them in their daily goings to and fro: the Jews could see vestiges of the Philistines, Amalekites, etc. in Palestine , and the pagan Arabs, of the 'Ad and Thamud in Arabia . 3661 Listen: i.e., listen to the warnings conveyed in Allah's Signs. Notice how naturally the transition is effected from the physical to the spiritual-from the ruined physical vestiges of ungodly nations on this earth to the more intangible signs conveyed by History and Revelation. Here the sense of Hearing is mentioned, both in its physical and its metaphysical or spiritual aspect. In the next verse the sense of Sight is mentioned in both aspects.