Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
3531, sondan
2706. ayet;
32. sure ve
Secde Suresinin
28. ayetidir.
Secde Suresi 28. ayetinin kelime sayisi
7, harf sayısı
30 ve toplam ebced değeri ise
2699 olarak hesaplanmıştır.
Secde Suresinin toplam ebced değeri
110478 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (4)
ل (2)
م (2) bulunuyor.
ويقولون متى هذا الفتح ان كنتم صادقين
ويقولونمتىهذاالفتحانكنتمصادقين
Veyekûlûne metâ hâżâ-lfethu in kuntum sâdikîn(e)
“Eğer doğru söyleyenler iseniz, şu fetih ne zamanmış?” diyorlar.
Allah katından gelen bildirimleri düzmece olarak niteleyen inkârcılara evrendeki olaylar ve bunlara yön veren yüce kudret üzerinde düşünme çağrısı yaparak başlayan sûre, buna paralel bir içerikle, fakat bütün bu uyarı ve yol göstermelere rağmen iman etmemekte ısrar edenler için acı âkıbetin kaçınılmaz olduğu ve peygamberin de bu hususta başka yapacak bir şeyi bulunmadığı bildirilerek sona ermektedir. İnsanlar, Allah’ın kudreti karşısında kendilerinin ne kadar âciz olduğunu ve O’nun vaadinin gerçekliğini anlamaları için 26. âyette arkeoloji gibi beşerî bilimlerin, 27. âyette de jeofizik ve ziraat gibi pozitif bilimlerin verileri ışığında düşünmeye davet edilmekte, 28. âyette yine de hesap gününe inanmamakta direnen ve bu yöndeki uyarıları hafife alan kimselerin bulunduğu belirtilmekte, 29. âyette o gün gelip çattığında “iman ettik” demenin yarar sağlamayacağı hatırlatılmakta, son âyette de Resûl-i Ekrem’in ve onun yolundan giderek gerçekleri tebliğ etmeye çalışanların inatla inkârcılıklarını koruyanları zorla iman dairesine dahil etmek gibi bir görevlerinin bulunmadığı, tebliğ görevi yapıldıktan sonra onları irade sınavı ile baş başa bırakmak gerektiği bildirilmektedir. 28. âyetin “bu hüküm ne zaman?” şeklinde çevrilen kısmı, “Aramızdaki kesin hüküm ne zaman verilecek?” veya “Sözünü ettiğiniz bu mükâfat ve ceza ne zaman gelecek?” şeklinde açıklanmıştır. 29. âyetin “o hüküm günü” şeklinde tercüme edilen kısmı için “Bedir zaferinin kazanıldığı gün” veya “Mekke’nin fethedildiği gün” anlamını verenler olmuşsa da âyetin bağlamı burada kıyamet gününün kastedildiğini göstermektedir (Taberî, XXI, 116; Şevkânî, IV, 296).
“Doğruysanız bu fetih (hüküm) günü ne zamanmış!” derler.
Derler ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, bu hüküm günü ne zaman?”[433]
[433] Feth/hüküm günü hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XV, 229-232.
Eğer doğru kimselerseniz, “Bu fetih¹ ne zaman?” diyorlar.
1- Karar, yargı zamanı; haklı ve haksızın belli olacağı Kıyamet Günü.
(Münkirler ve münafıklar zafer gecikti diye, mü’minlerle alay ederek ve hayal peşinde gittiklerini söyleyerek; eğer bu inanç ve iddianızda) “Doğru iseniz bu (söylediğiniz ve beklediğiniz) fetih (zafer ve adalet dönemi) hani, ne zaman?” deyip durmaktadırlar!
Ve derler ki: Doğru söylüyorsanız ne vakit olacak bu fetih?
Fetihten maksat Mekke'nin Müslümanlar tarafından zaptıdır diyenler vardır.
Ama inanmayanlar: “Eğer söyledikleriniz doğru ise, sizinle bizim aramızda bu dünyada veya ahirette, karar ne zaman verilecek?” diye soruyorlar.
“Eğer iddianızda doğru iseniz, bahsettiğiniz zafer ne zaman, Mekke'nin fethi ne zaman, ebedî âlemin kapısının açıldığı gün, diriliş ve karar günü ne zaman?” diyorlar.
Diyorlar ki: "Eğer doğru söylüyorsanız şu fetih ne zaman?"
28-29.İbnu Cerir`in Katade`den rivayet ettiğine göre sahabiler: "Bizim için bir gün olacak. Umarız o günde rahata kavuşacak ve nimetlendirileceğiz" dediler. Bunu duyan müşrikler de: "Eğer doğru söylüyorsanız şu fetih ne zaman?" dediler. Bu ayeti kerimeler de bunun üzerine indirildi.
Derler ki: 'Eğer doğru söylüyor iseniz, şu fetih ne zamanmış?'
Bir de: “- Bu (Mekke) fethi ne zaman, eğer doğru söyliyenlerseniz?” diyorlar.
“Eğer doğru iseniz, bu sevap ve ceza günü ne zaman olacaktır?” derler.
«Eğer siz gerçekseniz, bu fetih ne zaman?» demektedirler
Bir de diyorlar ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, bu (bahsi geçen) kesin hüküm ne zaman verilecek?”
"Doğru söylüyorsanız bildirin bu hüküm ne zaman verilecektir?" derler.
Eğer doğru söylüyorsanız, bu fetih (ve hüküm) günü hani ne zaman? derler.
"O zafer ne zaman gerçekleşecek, doğru sözlüyseniz?" diye meydan okuyorlar.
Bir de "Ne zaman o fetih, eğer doğru söylüyorsanız?" diyorlar.
28,29. Bir de ne vakıt o fetih eğer doğru iseniz? Diyorlar. De ki küfredenlere o fetih günü iymanları faide vermez ve onlara göz açtırılmaz
Diyorlar ki: «Eğer doğru söyleyiciler iseniz o fetih ne zaman»?
Bir de, “Eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, bu fetih (aramızda hüküm verme günü) ne zaman?” diyorlar.
Eğer doğru söyleyenlerdenseniz söyleyin bakalım “Zafer ne zaman?” derler.
Onlar, «— Gerçekseniz bu fetih ve zafer ne zaman olacak?» derler.
Derler ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, şu fetih (dünyevi azap) hani ne zaman?”
Âhireti inkâr edenler, “Eğer iddianızda doğru iseniz, söyleyin bakalım, bu sözünü ettiğiniz hüküm Günü ne zaman gelip çatacak?” diyorlar.
-“Doğru söyleyen / sadık idiyseniz, bu Fetih ne zaman?” diyorlar.
(Bir de): “Eğer doğru söylüyorsanız, şu kıyamet1 ne zaman kopacak? (Olmazsa o gün inanalım)” diyorlar.
1 Burada “fetih” kelimesi, hak ile bâtılın arasının açılması anlamında kullanıldığı için, “kıyametin kopması” şeklinde tercüme edilmiştir. Bu kelime, A’raf 89’da da aynı anlamda kullanılmıştır.
Ama onlar: “Eğer söylediğiniz doğru ise, bu nihaî karar ne zaman verilecek?” diye soruyorlar. 24
Bir de kalkıp eğer iddianızda doğruysanız söyleyin bakalım şu fetih günü (Haklı ile haksızın ayrılacağı gün) ne zaman gerçekleşecek? Diyorlar. 6/26...28, 7/53, 23/99,
Bir de diyorlar ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, bu (bahsi geçen) kesin hüküm[3707] ne zaman verilecek?”
[3707] Feth için tercihimizi âyetin devamı teyit eder. “Bahsi geçen” açıklaması, işaret zamirinin gösterdiği 25. âyete istinaden konulmuştur. Zaten bir sonraki âyet de buraya zımnî bir atıf içerir.
Ve diyorlar ki: «Bu feth ne zamandır? Eğer siz doğru sözlü kimseler iseniz (söyleyiniz bakalım!).»
Bir de: “Eğer iddianızda doğru iseniz bu fetih (zafer veya kesin hüküm) ne zaman? derler.
Doğru iseniz bu fetih ne zaman? diyorlar.
“Doğru söylüyorsanız söyleyin bakalım, herşey ne zaman ortaya çıkacak?" derler.
-Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bu hüküm ne zaman gerçekleşecek? diyorlar.
Bir de diyorlar ki: “Eğer doğru söylüyorsanız, bu fetih günü ne zaman?”
Bir de soruyorlar: "Eğer doğru sözlülerseniz, bu fetih ne zaman?"
daħı eydürler “ķaçandur uşbu açmaķ eger olduñuz-ise girçekler?”
Ve eydürler: Ne vaḳt olur bu ayrılmaḳ güni, eger siz girçekler‐iseñüz?
Onlar: “Əgər doğru danışanlardansınızsa, (bir xəbər verin görək) bu fəth (Məkkənin fəthi, Bədr vuruşu, yaxud qiyamət günü) nə vaxt olacaqdır? – deyə soruşarlar.
And they say: When cometh this victory (of yours) if ye are truthful?
They say: "When will this decision be, if ye(3664) are telling the truth?"*
3664 The Unbelievers may say: "If all this which you say is true, tell us when this final restoration of Realities, Life and true Values will come about." The answer is: "If you mean that you will postpone your repentance and reform till then, it will be no use: it will be too late for repentance, and no respite will be granted then: this is the Respite, and this is your chance."