Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
3507, sondan
2730. ayet;
32. sure ve
Secde Suresinin
4. ayetidir.
Secde Suresi 4. ayetinin kelime sayisi
24, harf sayısı
91 ve toplam ebced değeri ise
8410 olarak hesaplanmıştır.
Secde Suresinin toplam ebced değeri
110478 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (16)
ل (12)
م (9) bulunuyor.
الله الذي خلق السموات والارض وما بينهما في ستة ايام ثم استوى على العرش ما لكم من دونه من ولي ولا شفيع افلا تتذكرون
اللهالذيخلقالسمواتوالارضومابينهمافيستةايامثماستوىعلىالعرشمالكممندونهمنوليولاشفيعافلاتتذكرون
(A)llâhu-lleżî ḣaleka-ssemâvâti vel-arda vemâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin śümme-stevâ ‘alâ-l’arş(i)(s) mâ lekum min dûnihi min veliyyin velâ şefî’(in)(c) efelâ teteżekkerûn(e)
Allah, gökleri ve yeri, ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da Arş’a[432] kurulandır. Sizin için O’ndan başka hiçbir dost, hiçbir şefaatçi yoktur. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?
Arş, kudret ve hâkimiyet tahtı, sınırsız kudret makamı demektir.
Düşünenler için gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri, kısaca bütün evreni yaratanın Allah olduğunu, O’ndan başka gerçek dost ve hâmi bulunmadığını farketmenin zor olmayacağı ve insanların kendileri bakımından göreceli de olsa bir önemi bulunan zaman kavramını, gerek duyular âleminde gerekse onun ötesinde olup biten her şeyi hakkıyla bilen Allah için düşünmelerinin yanlış olacağı hatırlatılmakta; görebilen gözlerin O’nun yarattıklarındaki eşsiz estetiği kolayca yakalayabileceğine, basit bir maddeden yaratılmış olan insanın asıl değerini âlemlerin rabbinin ona değer vermesinden ve onu duyduklarını anlama, gördüklerinden sonuç çıkarabilme ve idrak kabiliyeti gibi sorumluluk gerektiren melekelerle donatmasından kaynaklandığına dikkat çekilmektedir (“Allah’ın evreni altı günde yaratması”, “arş ve arşa istivâ” hakkında bilgi için bk. A‘râf
7:54; “Allah katındaki bir günün insanların hesabına göre bin yıl olduğu” ifadesi hakkında açıklama için bk. Hac
22:47; “yüce Allah’ın insana kendi ruhundan üflemesi”nin açıklaması için bk. Hicr
15:29).
Tefsirlerde 4. âyette “Allah’tan başka şefaatçinin bulunmadığı” ifade edilirken özellikle müşriklerin şu anlayışlarının reddedildiği belirtilir: Putperestlerin bir kısmı “Biz göklerin ve yerin bir yaratıcısının bulunduğunu kabul ediyoruz; fakat bu putlar gezegenlerin sûreti (sembolü) olduğundan biz onlardan güç ve destek alıyoruz”; bazıları da “Bunlar meleklerin sûreti olup bize şefaatçi olacaklardır” diyorlardı. Bu iddiaya karşı âyette Allah’tan başka ilâh bulunmadığı gibi Allah’ın izni olmadan kimsenin yardımcı ve şefaatçi de olamayacağı bildirilmektedir (Râzî, XXV, 171). Allah şefaat eden değil, katında şefaat edilendir. Ancak, O’nun katında şefaat edecekler O’na rağmen, O’ndan bağımsız olarak değil, O’nun izin ve rızâsıyla şefaat edebileceklerdir (şefaat hakkında bilgi için bk. Bakara
2:48, 255).
7. âyette geçen Cenâb-ı Allah’ın yarattığı her şeyi güzel kıldığına ilişkin ifadeyi Zemahşerî şöyle açıklar: Allah Teâlâ’nın yarattığı her şey hikmetin gereklerine ve maksada uygunluk ilkesinin icaplarına göre düzenlenmiştir; güzellik bakımından kendi aralarında derecelendirilebilirse de bütün yaratılmışlar güzeldir. “Güzel yapma” anlamına gelen ahsene fiilinin Arapça’daki bazı özel kullanımlarından hareketle bu cümleyi, “Her bir şeyi nasıl yaratacağını çok iyi bilir” şeklinde anlayanlar da olmuştur (III, 219). Bu ifade için yapılan diğer bazı yorumlar şöyledir: a) Allah gerek güzel gerekse çirkin her şeyi yaratmakla mükemmel bir sanat ortaya koymuştur; b) Her şeyi uygun biçimde ve yerli yerince yaratmıştır; c) Yarattığı her şeye, muhtaç olduğu bilgiyi ilham etmiş yani onları fonksiyonlarına uygun biçimde programlamıştır (Taberî, XXI, 94; İbn Ebû Hâtim, IX, 3104).
“... Ve ruhundan ona üflemiş” ifadesinde insana verildiği bildirilen ruha, “Allah’ın ruhu” demek, Kâbe’ye “Allah’ın evi”, kula “Allah’ın kulu” demek gibidir. Bu ifade onların önemli, değerli, özel ve şerefli olduklarını gösterir. Bunların, Allah’ın bir parçası, içinde oturduğu evi, hizmetinde kullandığı kölesi diye anlaşılması O’nun zat ve sıfatları hakkında verdiği bilgilere ters düşer.
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde (dönemde) yaratan, sonra [arş]a [istiva] eden Allah’tır. Sizin için O’ndan başka hiçbir dost ve şefaatçi yoktur. (Hâlâ gerçeği) hatırlamıyor musunuz?
[Arş]a [istivâ] ile ilgili detaylı bilgi için bkz. A‘râf
7:54, dipnot 5.
Allah, gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde/evrede/dönemde yaratan, sonra arşı hakimiyeti altına alandır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçiniz vardır. Düşünüp ders almıyor musunuz?
O Allah ki; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde¹ yarattı. Sonra arşa istiva etti.² Sizin O'ndan başka veliniz³ ve şefaatçiniz yoktur. Hâlâ öğüt almaz mısınız?
1- “Altı evrede, altı dönemde.” 2- Sonra yarattıklarını egemenliği altına aldı; düzenleyip, işleyiş yasalarını koydu. Sözcük olarak; arş, kral koltuğu, taht; istiva ise tahta kurulmak, oturmak demektir. 3- Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Çevirilerde “Veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğüne “dost” olarak anlam verilmektedir. Oysaki bu sözcük, etik anlamıyla dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetme, koruma, gözetilme anlamına gelmektedir. Kur'an, “dost” deyimi için halil sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin,
2:254;
4:125;
17:73;
25:28)
Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günlerde (dönemde) yarattı, sonra Arş’a istiva edip (onu ilmiyle ve kudretiyle kuşattı) . Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz? (Aklınızı kullanmamak ve vicdanınızın sesine kulak asmamak başınıza bela açacaktır.)
Öyle bir Allah'tır ki gökleri ve yeryüzünü ve ikisinin arasında ne varsa hepsini altı günde yaratmıştır da sonra arşa hakim olmuştur; ondan başka ne bir dost ve yardımcı var size, ne bir şefaatçi; hala mı düşünüp öğüt almazsınız?
O Allah ki gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunan herşeyi, altı devrede yaratmış ve sonra kudretiyle arşa hakim olmuştur. O'nun dışında, sizin dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Artık iyice düşünüp öğüt almaz mısınız?
Allah, gökleri, yeri ve bunların arasındaki varlıkları ve imkânları altı günde, altı devirde yaratan, bir de Arş üzerinde, sınırsız kudret ve iktidar makamında, hükümranlığını kurandır. O'nun dışında, kulları durumundakilerden ne bir velî, bir koruyucu, bir otorite, ne de sözü dinlenen bir aracınız, bir şefaat edeniniz vardır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?
bk. Kur’ân-ı Kerim,
7:54.
Allah O'dur ki gökleri, yeri ve bu ikisinin arasındakileri altı günde yaratmış sonra Arş'a hükümran olmuştur. Sizin O'ndan başka ne bir dostunuz ne de bir şefaatçiniz vardır. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
Allah; gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra arşa istiva etti. Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçiniz yoktur. Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?
Allah, O'dur ki, gökleri ve yeri ve aralarında olanları altı günde yarattı; sonra arşı istilâ etti, saltanatını kurdu. Sizin, O'ndan başka hiç bir yardımcınız yok, hiç bir şefaatçınız da yok. Artık Allah'ın öğüdlerini kabul etmez misiniz?
Allah O’dur ki; gökleri ve yeri ve aralarındakileri altı günde (devrede) yaratmıştır. Sonra Arş’a kurulmuştur: [Her şeyi hâkimiyeti altına almıştır.] O’ndan başka ne bir sahibiniz ne de şefaatçiniz yoktur. Artık düşünüp idrak etmeyecek misiniz?
Allah gökleri, yeri, ikisinin arasında olanı altı günde yarattı, sonra arşta hükmeyledi; O'ndan başka size ne bir dost vardır, ne bir kollayan; öğüt almaz mısınız?
Gökleri, yeri ve ikisi arasında ne varsa hepsini altı evrede yaratan ve yarattığı her şeyin kanununu koyarak onlar üzerinde egemenlik kuran Allah'tır. O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. (Hal böyleyken) hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden Allah'tır. O'ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?
Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istivâ eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçınız vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?
«Altı gün», «arş» ve «istivâ» hakkında A’râf sûresinin 54. âyetindeki ve Hûd sûresi’nin 7. âyetindeki açıklamalara bakınız.
ALLAH gökleri, yeri ve aralarındakileri altı günde yaratan ve sonra tüm otoriteyi kurandır. Sizin için O'ndan ayrı bir veli (sahip) ve şefaatçı (aracı) yoktur. Öğütten anlamaz mısınız?
Allah O'dur ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra Arş üzerine istivâ buyurmuştur (hakim olmuştur). Sizin için O'ndan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi! Artık düşünmeyecek misiniz?
Allah, o ki Gökleri ve Yeri altı günde yaratmış, sonra Arş üzerine istivâ buyurmuştur, sizin için ondan başka ne bir veliy vardır, ne bir şefi', artık düşünmez misiniz?
Allah, gökleri ve yeri ve bunların arasında olan şeyleri altı günde yaratan, sonra hükmü arşı istîlâ edendir. Sizin Ondan başka hiçbir yâriniz ve (azabınızı giderecek) hiçbir yardımcınız yokdur. Artık iyice düşünmez misiniz?
Allah, gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmedendir.(2) Sizin için O'ndan başka ne bir dost, ne de bir şefâatçı vardır. Hiç ibret almaz mısınız?
(2)Bakınız; (sahîfe 156, hâşiye 1)
Allah, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratan sonra yönetim makamına yerleşendir. Sizin için ondan başka ne bir koruyucu, nede bir arka çıkan yardımcınız (şefaatçı) vardır. Düşünmüyor musunuz?
Gökleri, yeri ve aralarındakini altı günde yaratan, sonra arş üzerine şanıyle müstevi olan, Allah/tır. Sizin için O/ndan başka bir yârınız, iş göreniniz de yoktur, şefaatçiniz da yoktur. Hâlâ nasihat kabul etmeyecek misiniz?
Allah gökleri, yeri ve ikisi arasında olanları altı günde yarattı, sonra da egemenlik tahtına kuruldu. Sizin O'nun dışında bir yardımcınız ve şefaatçi olanınız yoktur. Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?
Şu uçsuz bucaksız gökleri, sayısız nîmetlerle donatılmış yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunan bütün varlıkları altı günde yaratan, sonra bir kenara çekilip mahlukâtı kendi kaderiyle baş başa bırakmayan, aksine, kâinâtın mutlak hâkimi olarak Egemenlik Tahtı olan Arş’ta bulunan O’dur. Ey insanlar! Sizin O’ndan başka ne bir dostunuz vardır, ne de bir kurtarıcınız; hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?
Allah ki Yer’i, Gökler’i, ikisi arasındakileri altı günde / dönemde yarattı. Sonra Arş’a istivâ etti / oturup kuruldu.
Sizin için O’ndan başka ne bir veliyy vardır, ne bir şefaatçi!
Düşünüp öğüt almaz mısınız?
Gökleri yeri ve her ikisinin arasındakileri altı zaman diliminde yaratan, sonra kâinatın yönetimini1 hâkimiyeti altına alan, Allah’tır. Sizin Ondan başka, dostunuz da şefâatçiniz de yoktur. Siz, hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?
1 Bk. (Yûnus: 3, Elmalılı)
ALLAH'TIR gökleri ve yeri ve ikisinin arasında bulunan her şeyi altı devrede yaratan ve sonra Kudret ve Hakimiyet Tahtı'na 3 oturan; [Hesap Günü] ne sizi O'ndan koruyacak, ne de size şefaat edecek birini bulamazsınız: hâlâ düşünüp ders almaz mısınız?
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunan her şeyi altı evrede yaratan sonra da koyduğu yasalarla onlar üzerinde egemen olan Allah’tır. Sizin O’ndan başka ne bir veliniz ne de bir şefaatçiniz vardır. Hiç aklınızı kullanmaz mısınız? 10/3, 57/4, 2/107, 39/43-44
GÖKLERİ, yeri ve bu ikisi arasındakileri altı aşamada yaratan,[3678] sonra da hükümranlık makamına kurulan Allah’tır;[3679] (hesap günü) sizi O’ndan koruyacak ne bir dost ne de bir kayırıcı bulamazsınız: peki, hâlâ ders almayacak mısınız?[3680]
[3678] Lafzen: “altı günde”. Uzay sistemlerinin oluşumunun henüz tamamlanmadığı bir ortamda “gün” elbette görecedir. Altı aşama, altı zamanlı bir oluşum sürecini ifade eder (Bkz:
50:38, not 37). Kur’an’da yevmin görece niteliği bir sonraki âyette ifade edilmektedir. Altı aşamada yaratma, tekamül yasasına delâlet eder. Tekâmül yaratılışın kanunudur. Varlığa bu kanunu yerleştiren âlemlerin Rabbidir. Ol deyince yaratacak bir Rabbin varlığı tekâmül yasasına tabi kılması, insan terbiyesinde takip edilecek yöntem için de yol göstericidir.
[3679] İstevâ ‘ale’l-‘arş, Yahudi ilâhîyatındaki tatil tezini çağrıştıran Yaratıcıya tatil yapmayı, varlığa ilgisiz kalmayı atfeden tüm tasavvurları red içindir (Krş:
20:5, not 4). Kur’an’da geldiği her yerde, Allah’ın varlıktan elini çekmediğine, mahlûkata ilgisiz kalmadığına delâlet eder.
[3680] Ders: Hayata bir nizam ve intizam koyan, kâinat ağacının en soylu meyvesi olan insanı başıboş bırakır mı?
Allah, o zâttır ki, gökleri ve yeri ve bunların aralarında bulunanları altı günde yaratmıştır, sonra da arş üzerine istiva buyurmuştur. Sizin için O'ndan başka bir velî ve bir şefaatci yoktur. Artık iyice düşünmez misiniz?
Allah o hak mâbuddur ki gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları altı günde yaratmış, sonra da arşına kurulmuş mutlak hükümrandır. [7, 54]Sizin O'ndan başka ne hâmîniz, ne şefaatçiniz yoktur. Hâlâ gereğince düşünmez misiniz?
O (Allah) ki gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları altı günde yarattı; sonra Arş'a istiva etti. Sizin, O'ndan başka bir dostunuz, şefa'atçiniz yoktur. Düşünüp öğüt almıyor musunuz?
Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan sonra da Arşa(yönetimi) geçen Allahtır. O'ndan başka bir dostunuz ve destekçiniz yoktur. Bilginizi kullanmaz mısınız
Allah, gökleri ve yeri altı günde, yaratmış. Sonra da hakimiyeti altına almıştır. Sizin O'ndan başka bir veliniz de şefaatçiniz de yoktur. Hâlâ düşünmüyor musunuz?
O Allah ki, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra da Arş üzerine kurulmuştur.(1) Ondan başka sizin ne bir veliniz vardır, ne bir şefaatçiniz. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?
(1)
7:54’ün açıklamasına bakınız.
Allah'tır ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra arş üzerinde egemenlik kurmuştur. O'nun dışındakilerden size ne bir dost vardır ne de bir şefaatçı. Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?
Tañrı oldur kim yarattı gökleri daħı yiri daħı anı kim ikisinüñ arasındadur altı günler içinde andan ķaśd eyledi 'arşa. yoķdur sizüñ andan ayruķ arķa virici ne daħı şafa'at ķılıcı. iy endįşe eylemez misiz?
Ol Tañrı Ta‘ālā yaratdı gökleri ve yirleri, daḫı ikisi arasında olanı daḫı altıgünde. Andan ṣoñra ‘arşa müstevlī oldı keyfiyyetsüz. Yoḳdur size andanözge mu‘īn ve nāṣır, şefā‘atci daḫı yoḳdur. Pes niçün fikr eylemezsiz?
Göyləri, yeri və onların arasındakıları altı gündə xəlq edən, sonra ərşi yaradıb hökmü altına alan (ərşdə bərqərar olan) Allahdır. Sizin Ondan başqa heç bir haminiz və şəfaət (əzabı dəf) edəniniz yoxdur. Məgər öyüd-nəsihət qəbul etməyəcəksiniz?
Allah it is Who created the heavens and the earth, and that which is between them, in six Days. Then He mounted the throne. Ye have not, beside Him, a protecting friend or mediator. Will ye not then remember?
It is Allah Who has created the heavens and the earth, and all between them, in six Days,(3632) and is firmly established on the Throne (of authority);(3633) ye have none, besides Him, to protect or intercede (for you): will ye not then receive admonition?*
3632 Six Days: see n. 1031, to
7:54 . The "Day" does not mean a day as we reckon it, viz.: one apparent course of the sun round the earth, for it refers to conditions which began before the earth and the sun were created. In verse 5 below, a Day is compared to a thousand years of our reckoning, and in
70:4 to 50,000 years. These figures "as we reckon" have no relation to "timeless Time", and must be taken to mean very long Periods, or Ages, or Aeons. See further
41:9-12, and notes. 3633 Cf.
10:3, n. 1386. Allah created the World as we see it in six great Stages. But after the initial creation, He is still in authority and directs and controls all affairs. He has not delegated His powers to others, and Himself retired. Also see
7:54 .