Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3508, sondan 2729. ayet; 32. sure ve Secde Suresinin 5. ayetidir. Secde Suresi 5. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 63 ve toplam ebced değeri ise 4057 olarak hesaplanmıştır. Secde Suresinin toplam ebced değeri 110478 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (12) ل (6) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
يدبر الامر من السماء الى الارض ثم يعرج اليه في يوم كان مقداره الف سنة مما تعدون
Düşünenler için gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri, kısaca bütün evreni yaratanın Allah olduğunu, O’ndan başka gerçek dost ve hâmi bulunmadığını farketmenin zor olmayacağı ve insanların kendileri bakımından göreceli de olsa bir önemi bulunan zaman kavramını, gerek duyular âleminde gerekse onun ötesinde olup biten her şeyi hakkıyla bilen Allah için düşünmelerinin yanlış olacağı hatırlatılmakta; görebilen gözlerin O’nun yarattıklarındaki eşsiz estetiği kolayca yakalayabileceğine, basit bir maddeden yaratılmış olan insanın asıl değerini âlemlerin rabbinin ona değer vermesinden ve onu duyduklarını anlama, gördüklerinden sonuç çıkarabilme ve idrak kabiliyeti gibi sorumluluk gerektiren melekelerle donatmasından kaynaklandığına dikkat çekilmektedir (“Allah’ın evreni altı günde yaratması”, “arş ve arşa istivâ” hakkında bilgi için bk. A‘râf 7:54; “Allah katındaki bir günün insanların hesabına göre bin yıl olduğu” ifadesi hakkında açıklama için bk. Hac 22:47; “yüce Allah’ın insana kendi ruhundan üflemesi”nin açıklaması için bk. Hicr 15:29). Tefsirlerde 4. âyette “Allah’tan başka şefaatçinin bulunmadığı” ifade edilirken özellikle müşriklerin şu anlayışlarının reddedildiği belirtilir: Putperestlerin bir kısmı “Biz göklerin ve yerin bir yaratıcısının bulunduğunu kabul ediyoruz; fakat bu putlar gezegenlerin sûreti (sembolü) olduğundan biz onlardan güç ve destek alıyoruz”; bazıları da “Bunlar meleklerin sûreti olup bize şefaatçi olacaklardır” diyorlardı. Bu iddiaya karşı âyette Allah’tan başka ilâh bulunmadığı gibi Allah’ın izni olmadan kimsenin yardımcı ve şefaatçi de olamayacağı bildirilmektedir (Râzî, XXV, 171). Allah şefaat eden değil, katında şefaat edilendir. Ancak, O’nun katında şefaat edecekler O’na rağmen, O’ndan bağımsız olarak değil, O’nun izin ve rızâsıyla şefaat edebileceklerdir (şefaat hakkında bilgi için bk. Bakara 2:48, 255). 7. âyette geçen Cenâb-ı Allah’ın yarattığı her şeyi güzel kıldığına ilişkin ifadeyi Zemahşerî şöyle açıklar: Allah Teâlâ’nın yarattığı her şey hikmetin gereklerine ve maksada uygunluk ilkesinin icaplarına göre düzenlenmiştir; güzellik bakımından kendi aralarında derecelendirilebilirse de bütün yaratılmışlar güzeldir. “Güzel yapma” anlamına gelen ahsene fiilinin Arapça’daki bazı özel kullanımlarından hareketle bu cümleyi, “Her bir şeyi nasıl yaratacağını çok iyi bilir” şeklinde anlayanlar da olmuştur (III, 219). Bu ifade için yapılan diğer bazı yorumlar şöyledir: a) Allah gerek güzel gerekse çirkin her şeyi yaratmakla mükemmel bir sanat ortaya koymuştur; b) Her şeyi uygun biçimde ve yerli yerince yaratmıştır; c) Yarattığı her şeye muhtaç olduğu bilgiyi ilham etmiş yani onları fonksiyonlarına uygun biçimde programlamıştır (Taberî, XXI, 94; İbn Ebû Hâtim, IX, 3104). “... Ve ruhundan ona üflemiş” ifadesinde insana verildiği bildirilen ruha, “Allah’ın ruhu” demek, Kâbe’ye “Allah’ın evi”, kula “Allah’ın kulu” demek gibidir. Bu ifade onların önemli, değerli, özel ve şerefli olduklarını gösterir. Bunların, Allah’ın bir parçası, içinde oturduğu evi, hizmetinde kullandığı kölesi diye anlaşılması O’nun zat ve sıfatları hakkında verdiği bilgilere ters düşer.
Mehmet Okuyan
(Allah) gökten yere (kadar her) işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin saymakta olduğunuz türden bin sene tutan bir günde O’na yükselir.
1- “Bin yıl” ve “bir gün” sözcükleri, “asırlarca süren” ve “bir an” anlamında zaman dilimini ifade etmektedir. 2- Yeryüzünün işleyişini düzenleyen yasalar iptal olur.
Ahmet Akgül
Gökten yere (âlemlerdeki) her işi O evirip-yönetip düzene koymaktadır. Sonra (işler) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O'na yükselip (durmaktadır).
Gökten yeredek her işi tedbir eden odur, sonra o işe memur olan melek, sizin sayışınıza göre miktarı bin yıl tutan bir günde, onun tapısına yükselip çıkar.
Gökten yere bütün işleri düzenleyip yöneten O'dur. Sonra tüm işler, sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde, O'na yükselir. Yani siz insanların, tarihlerindeki bin yıllık olaylar, Allah'a göre bir günlük bir iştir.
Allah, gökten yere kâinat ve içindeki varlıklarla, dünya ve ötesi ile ilgili ilâhî planlamayı yapıp yürütüyor, hayatın devamını ve aslî düzeni sağlıyor. Sonra bütün işler, sizin hesaplamalarınıza göre, bin yıl tutan bir günde kaydedilmek için O'nun nezdine yükselir.
Allah, gökten (meleklerle) bütün dünya işlerini idare eder. Sonra (melekler o işlerde), bir günde O'na yükselir ki, (o günün) miktarı, sizin saydıklarınızdan (dünya yılından) bin yıldır.
(*) Ruh ve melekler, emir âleminden oldukları için, ikisi birden emir ile ifade edilmiştir. Ve onların hızı, ışık hızından bin ve elli bin kat daha fazladır. (Bkz. Mearic, 4)
Besim Atalay
Gökten yere kadar, O yürütür işleri, sizin sayışınızca bin yıl tutan bir günde, her iş gene O'na varır
O, gökten yere kadar olan bütün işleri (kanunlarını koyarak) düzenleyip yönetir. Sonra da olup biten her şey bir günde/bir anda O'na ulaşır ki bu sizin saydığınız senelerden bin seneye denktir.
Bkz. 22:47, 70:4Buradaki “bin yıl” ifadesi, uzun bir zamandan kinaye olup, hesap gününün yargılanacaklar için hiç bitmeyecekmiş gibi uzun geçeceği şeklinde yorumlanmıştır. Mearic suresi 70:4. ayetinde de arşın büyüklüğü ve azameti anlatılırken, “Melekler ve Ruh (Cebrail) miktarı elli bin yıl olan bir günde oraya çıkarlar” şeklinde mecâzi bir ifade kullanılmıştır. Eski Arap deyimlerinde “uzun” gün, acıklı ve üzüntülü geçen günler için, “kısa” gün ise mutlu günler için kullanılır. Aynı deyimler bugün için de geçerlidir. Zor ve çetin geçen günler için “çok uzun bir gün oldu” ama güzel ve mutlu geçen günler için ise “hiçbir şey anlamadan geçti gitti” deriz.
Diyanet İşleri (Eski)
Gökten yere kadar, olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde O'na yükselir.
«Birgün» diye belirtilen zarfın, meâlde verildiği şekilde- sadece ikinci cümleye bağlanması mümkün olduğu gibi, bunun, âyette geçen her iki yüklemle «yönetir» ve «çıkar» fiilleriyle alâkalı olduğu görüşü de vardır.
Bazı müfessirlere göre, Allah’ın katında bir günün insanların sayageldikleriyle ne kadar bir süreye karşılık olduğu, sabit bir husus değildir; nitekim Meâric sûresinde (70:4) bu sürenin elli bin yıl olduğu belirtilmiştir. Bazı müfessirlere göre ise, «bin yıl», «elli bin yıl» gibi ifadeler kinaye türündendir, yani sürenin uzunluğunu anlatmak içindir.
Edip Yüksel
Gökten yere kadar bütün işleri O kontrol eder. Sonra sizin saydığınızdan bin yıla eşit bir gün içinde kendisine yükselirler.
Gökten yere (her) işi, (O) tedbîr (ve idâre) eder; sonra (bu işler), mikdârı sizin saymakta olduklarınıza göre bin yıl tutan bir günde, ona (Cenâb-ı Hakk'ın ta'yin buyurduğu yüksek makama) çıkar.
O, gökten yere kadar bütün işleri tedbir eder, sonra o iş O/nun nezdine bir günde çıkar [²], ki onun miktarı, sizin saydığınız hesap üzere bin yıl eder.
İsmail Hakkı İzmirli Secde Suresi 5. Ayet Açıklaması
[2] Allah, dünya işini esbab-ı semaviye ile idare eder, âsarı yere iner. Bilfiil mevcut olur; tedbiri havadisle husulü havadis arasında uzun bir müddet vardır. Yahut emri dünyayı kıyamete kadar idare eder, kıyamet zamanında bütün işler kendisine rücu eder. Yahut emri iner. İyi ameller kendisine rücu eder.
Kadri Çelik
Gökten yere kadar olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde O'na yükselir.
Göklerden yere kadar bütün mevcudatı, bütün işleri O düzenleyip yönetir ve sonunda tümü, sizin hesabınızla bin yıl süren bir Gün’de, yani Kıyamet Günü’nde, yargılanmak üzere O’na yükselir.
Gökten yere kadar bütün işlerin, Onun tarafından idare edilmesi,1 sonra (bu işlerin) Onun huzuruna yükselmesi, size göre bin yıl kadar süren bir zaman2 diliminde olur.
1 Tedbir: Bir işin sonunu görerek ona göre gereğini yapmak demektir. Allah’ın tedbiri ise, hikmetine göre irade buyurmasıdır. Burada fiilin şimdiki zaman (muzari) olması yaratmanın ve idarenin her an devam etmekte olduğunu gösterir. “Allah’ın Arşta istivası” ise, Tevrat olduğu iddia edilen kitapta denildiği gibi dinlenmek manasına değil, “bütün işleri düzenlemek ve ahkâm ve saltanatını icra etmek” manasınadır. Yani Allah, Yahûdîlerin dediği gibi; evreni yaratıp sonra da istirahata çekilmemiştir. O öyle bir Allah’tır ki; Onun işine karışacak, tedbirine müdahale edebilecek bir şerik (ortak) şöyle dursun onun huzurunda bir kimse için kendiliğinden şefaat edebilecek hiç bir şefaatçi bile yoktur. Bk. (Yunus: 3) 2 “Bin” ifâdesi, uzun bir devirden kinâyedir. Bu, süre daha az veya daha çok olabilir. Buna göre âyetin tercümesi, “Gökten yere kadar bütün işlerin, Onun tarafından idare edilmesi, sonra (bu işlerin) Onun huzuruna yükselmesi, size göre çok uzun bir zaman diliminde olur.” şeklinde de olabilir.
Muhammed Esed
Göklerden yere kadar bütün mevcudatı O düzenleyip yönetir; ve sonunda tümü, sizin hesabınızla bin yıl [kadar] süren 4 bir Gün'de [yargılanmak üzere] O'na yükselir.
Gökten yere kâinattaki her şeyi belirleyen ve düzenleyen O’dur. Sonra da olup biten her şey bir günde/bir anda O’na ulaşır ki bu sizin saydığınız senelerden bin seneye denktir. 13/2, 22/47
[3681] Zımnen “hesabını tutamayacağınız bir sürede”. Buradaki ibare, Son Saat tehdidinin yer aldığı bir bağlam olan Hac 47’de, ke benzetme edatıyla kullanılır. ‘Bin yıl süren bir gün’ kullanımı tabiatıyla aritmetik değildir (22:47’nin notuna bkz). Fakat bazı astrofizikçiler, bu âyeti Yunus 5 ışığında, ayın bin yıllık yolu bir günde almasından yola çıkarak, bunun ışık hızına tekabül ettiği sonucuna varmışlardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
Bütün işleri gökten yere kadar tedbir eder. Sonra o (iş) O'na bir günde yükselir. Onun (günün) miktarı, sizin saydığınızdan bin yıl (kadar) bulunmuştur.
Bu âyet, sırlarla dolu bir âyet olup akrebiyyet ile kurbiyyetin farkına işaret ediyor. Allah kulunda dilediği anda tasarruf eder, ona “Şahdamarından daha yakındır.” Nasıl ki güneşin ışınları bütün parlak şeylere bir anda ulaşır. Kul ise, O’ndan çok uzaktır, O’na yükselmesi ömürlere sığmaz. Nitekim, yerdeki parlak şeyler güneşe yükselemezler. Âyette geçen “emr” iş demek olup maksat, kâinattaki bütün hadiselerdir.
Süleyman Ateş
(Allah) Emri gökten yere tedbir eder (buyruğunu indirir). Sonra emir, sizin hesabınızca bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar.
[*] Rabbinin katındaki bir gün sizin sayınızla bin yıl gibidir. (Hac 22:47) Demek ki gökler ve yer, Allah açısından altı günde (Araf 7:54) bizim açımızdan altı bin yılda yaratılmıştır. Bu ve benzeri ayetler, Allah'ın zamandan münezzeh olduğu iddialarının yanlışlığını gösterir.
Şaban Piriş
Gökten yere bütün işleri o düzenler. Sonra sizin saydığınızla süresi bin yıl olan bir günde işler O'na yükselir.
(2) Bu cümleye “Emrini gökten yere indirir” anlamı da verilmiştir ki, İbni Abbas’ın ifadesiyle, “Kaza ve kader gökten iner” demektir.(3) 70:4’te de buna benzer bir ifade ile, “meleklerin elli bin yıl tutan bir günde Ona yükselecekleri” bildirilmektedir. Her iki âyet de, bütün işlerin sonucunun Allah’a sunulacağı kıyamet gününü tasvir eder gibidir. Nitekim birinde bin yıllık, diğerinde elli bin yıllık bir günden söz edilmesi de, kıyamet gününün farklı kimseler tarafından farklı uzunluklarda algılanacağını hatıra getirmektedir. 22:47’nin açıklamasına da bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
İş ve oluşu gökten yere doğru çekip çevirir; sonra o O'na yükselip çıkar: Bir günde ki, süresi, sizin saymakta olduğunuz günlerden bin yıla denktir.
hükm eyler işi gökden ya'nį vaḥy eylemeg-ile yirdin yaña andan aġar ya'nį firişte yā iş andın yaña bir günde kim oldı ķadri anuñ biñ yıl andan kim śayarsız.
Tedbīr ider emrini dünyānuñ, gökden sebebler‐ile yire indürür eẟerlerini.Andan çıḳar ḥażretine bir günde ki ol günüñ miḳdārı biñ yıl ḳadarıncadursiz ṣayġan dünyā yıllarından.