Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
4098, sondan
2139. ayet;
39. sure ve
Zümer Suresinin
40. ayetidir.
Zümer Suresi 40. ayetinin kelime sayisi
8, harf sayısı
32 ve toplam ebced değeri ise
3053 olarak hesaplanmıştır.
Zümer Suresinin toplam ebced değeri
364979 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
من يأتيه عذاب يخزيه ويحل عليه عذاب مقيم
منيأتيهعذابيخزيهويحلعليهعذابمقيم
Men ye/tîhi ‘ażâbun yuḣzîhi veyehillu ‘aleyhi ‘ażâbun mukîm(un)
39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!”
Putperest Araplar, aslında Allah’ın varlığına inanıyor, sorulduğunda O’nun yaratıcı kudretini tanıdıklarını ifade ediyorlardı; fakat putlarını aracı tanrılar saydıkları için Allah’ı bırakıp putlara tapıyor, onlara sığınıyor, onlardan yardım istiyor, böylelikle şirk inancına sapıyorlardı. Oysa onların insanlara yardım etmek şöyle dursun, Allah’tan gelen bir zararı veya bir rahmeti, nimet ve bereketi önleme güç ve imkânları yoktu. Bunun âyette soru ifadesiyle ortaya konması, eğer akıllarını kullanırlarsa bunun, o putlara tapanlarca dahi rahatlıkla anlaşılabilecek açık bir gerçek olduğu anlamına gelir. “Allah bana yeter” ikrarı ve bunun devamındaki ifade, müminin sadece Allah’a inanmakla kalmayıp her türlü tutum ve davranışında, faaliyetlerinde yalnız Allah’a dayanıp güvenmesi, ihtiyacını sadece O’na arzederek yardım ve desteği O’ndan beklemesi, böylece inancını eylemleriyle bütünleştirmesi gerektiğine işaret eder. Âyette geçen tevekkülün anlamı da budur. Bu anlamıyla tevekkül kişiye güç ve onur kazandırır, kendine güvenini arttırır; kısaca –yine Kur’an’ın tabiriyle– onu izzet sahibi yapar (bk. Münâfikn
63:8). Nitekim 39-40. âyetler de Hz. Peygamber’in, bu anlamdaki tevekkül anlayışından kaynaklanan kendine güvenini, onurlu ve kararlı duruşunu ifade etmektedir. Müfessirler, 40. âyette geçen iki azaptan ilkini, putperestlerin müslümanlar karşısındaki yenilgisi, ikincisini de âhiret azabı olarak yorumlamışlardır.
39,40. De ki: “Ey kavmim! Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki ben de (görevimi) yapacağım!” Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve kalıcı bir azabın kime konacağını ileride bileceksiniz.
Bu tür ayetlerde amaç inanmayanlara meydan okumaktır. İlk azap dünyadaki, kalıcı olan ise mahşerdeki azaptır. Benzer mesajlar: Hûd
11:39, 93.
39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız, doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap, kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!”
“Alçaltıcı azabın ve kalıcı azabın kime geleceğini.”
Kendisini rezil edip aşağılık kılan azap kime geliyormuş ve kesintisiz (kahredici) azap kimin üzerine çöküp kuşatıyormuş, (göreceksiniz!)
Aşağılatıcı azap kime gelecek ve daimi azabı kim hakedecek?
aşağılatıcı azap kime gelecek ve devamlı azabı kim hak edecek bileceksiniz.
“Kendilerini rezil edecek azap kimlere gelecek, kimlere kurtuluşu mümkün olmayan, özel, kesintisiz, sürekli azap inmesi vacip hale gelecek, öğreneceksiniz.”
Rezil edici azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimin başına ineceğini.
Kendisini aşağılık kılan azab kime geliyor ve kesintisiz azab kimin üzerine çöküp-kaçınılmaz oluyor?
Kimmiş o kendisine rüsvay edici bir azab gelecek olan ve üzerine devamlı bir azab incek olan?”
39, 40. De ki: “Ey kavmim! Konumunuz üzere çalışın. Şüphesiz ben de çalışırım. İlerde alçaltıcı bir azabın kime geleceğini, daimi bir azabın kimin başına konacağını bileceksiniz.
39,40. Diyesin ki: «Ey ulusum ! Gücünüz yettiği denli uğraşasınız, ben de uğraşmaktayım, horluk veren azap kime gelecek? Sonsuz azap kime helâl olacak bileceksiniz?»
39-40. De ki: “Ey kavmim! (Hakka karşı direnmekte) elinizden geleni yapın! Ben de (Allah yolunda) gayret göstereceğim. Kendisini aşağılık kılan azap kime gelecek ve kesintisiz azap kimin üzerine çökecek yakında bileceksiniz!
39,40. De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek bileceksiniz."
39, 40. De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!
Müşrikleri rezil edecek azap, Bedir mağlubiyetiyle gelmiştir. Cehennem azabı da sürekli olarak üzerlerine çöküp binecektir.
"Alçaltıcı azap kime geliyormuş ve sürekli azabı kim hakediyormuş!"
"Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve sürekli bir azabın kimin üzerine konacağını."
Kimmiş o kendine rüsvay edecek bir azâb gelecek, ve üstüne yerli bir azâb inecek?
Kendisine rüsvay edici bir azâb gelecek olan kim miş, üzerine daimî bir azâb (çatıb) konacak bulunan kim miş»?
39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de (onu) yapan bir kimseyim. Kendisini rezîl edecek bir azâbın kime geleceğini ve devamlı bir azâbın kimin üzerine ineceğini artık ileride bileceksiniz!”
Artık azap kime gelmişse, o kimseyi alçaltır ve (ahirette) kalıcı azap onun üzerine hak olur.
39, 40. De ki ey kavmim! Elinizden geleni yapın, ben de bildiğim gibi yapacağım. Yakında kendisini rüsvay edecek azabın kime geleceğini, kımıldanmayacak azabın kimin başına konacağını anlayacaksınız.
Kendisini aşağılık kılan azap kime geliyor ve kesintisiz azap kimin üzerine çöküp kaçınılmaz oluyor (göreceğiz)?
Kimmiş bu dünyada alçaltıcı azâba uğrayacak olan ve kimmiş âhirette sonsuz azâba mahkûm edilecek olan!”
Rezil eden bir azap kime gelir?
Kalıcı bir azap kimin üzerine iner?”.
39,4. (Ve onlara): “Ey kavmim! Siz ne yaparsanız yapın; kesinlikle ben de (görevimi) yapacağım. Pek yakında, rezil edici azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimin üstüne ineceğini, anlayacaksınız.” de.
kimi [bu dünyada] utanıp rezil olacağı bir azaba 42 dûçâr olacak ve kimi de [öteki dünyada] kesintisiz bir azabın ortasına düşecek!”
Dünyada alçaltıcı bir azabın, ahirette de kalıcı bir azabın kimin başına çökeceğini. 43/46...54
muhatabını alçaltan (dünyevî) azabın kimi gelip bulacağını ve (âhiretteki) kalıcı cezanın kimin başına çökeceğini…
«Kim imiş o kimse ki, ona kendisini zelil edecek bir azap gelecek ve üzerine devamlı bir azap inecek.»
39, 40. Hem de ki: “Ey halkım! Siz elinizden gelen fenalığı yapın, ama ben de işime devam edeceğim. Zelil ve rezil eden azabın dünyada kime geleceğini, âhirette ise devamlı azabın kimin başına ineceğini yakında öğrenirsiniz.
Kendisini rezil edecek azab kime geliyor ve sürekli azab kimin üzerine konuyor?
Alçaltıcı azap kime gelecekmiş ve kalıcı azap kime inecekmiş.”
Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kalıcı azabın kimin üzerine ineceğini...
Hor ve hakir edici bir azap kime gelir, kalıcı bir azap kime inermiş!
Kime geliyor rezil edici azap, kime iniyor bitip tükenmeyen azap?"
39-40. eyit “iy ķavmum! işleñ ḥaluñuz üzere bayıķ ben işleyiciven. pes tįz bilesiz anı kim gele aña 'aźāb rüsvāy eyleye anı daħı ine anuñ üzere 'aźāb ŧurıcı.”
Kime geldügin rüsvāy idici ‘aẕāb? Daḫı kime ineçekdür dāyim ḳalıçı ‘aẕāb?
Rüsvayçı əzab kimə gələcək, kim həmişəlik əzaba düçar olacaqdır!”
Who it is unto whom cometh a doom that will abase him, and on whom there falleth everlasting doom.
"Who it is to whom comes a Penalty(4303) of ignominy, and on whom descends a Penalty that abides."*
4303 Cf.
11:93. The two clauses, about those who suffer a Penalty of ignominy and those on whom descends a lasting Penalty, apparently refer to the same person in two different aspects: (1) they suffer shame, and (2) their punishment endures.