Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
631, sondan
5606. ayet;
4. sure ve
Nisâ Suresinin
138. ayetidir.
Nisâ Suresi 138. ayetinin kelime sayisi
6, harf sayısı
28 ve toplam ebced değeri ise
1848 olarak hesaplanmıştır.
Nisâ Suresinin toplam ebced değeri
1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
بشر المنافقين بان لهم عذابا اليما
بشرالمنافقينبانلهمعذابااليما
Beşşiri-lmunâfikîne bi-enne lehum ‘ażâben elîmâ(n)
Münafıklara, kendileri için elem dolu bir azap olduğunu müjdele.
Daha önce iman ve küfür kavramları üzerinde durulmuş, muteber bir imanın şartları açıklanmıştı. Buradaki on âyette ise açık ve gizli kâfirlere karşı Allah’ın muamelesiyle müminlerin karşılıklı ilişkilerde uyacakları ilkeler ve kurallar ortaya konmaktadır.
Münafığın “ikiyüzlü, inananların arasında onlardan gözüken kimse” mânasına geldiği bilinmektedir. Âyette münafıkların acı âkıbeti haber verildikten sonra iki özelliklerinden daha söz ediliyor: Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinmek, güçlü ve şerefli olabilmek için onların himayesine sığınmak, beraberliklerini tercih etmek. Bu iki niteliğin özellikle zikredilmesinde müminler için bir işaret sezinlememek mümkün değildir. Müminlerin asıl güvenecekleri, dayanacakları, kader birliği yapacakları kimseler iman kardeşleridir. Başka din ve ideoloji mensuplarına bu ölçüde güvenmek doğru değildir. Eşyanın tabiatına göre onlara bel bağlamak risklidir. Bunun da ötesinde “mümini bırakıp kâfiri dost ve veli edinen” kimsenin imanında, müminlerle ilişkilerinde bir ârıza bulunması, imanının nifaka yakın olması ihtimali vardır. Aynı şekilde güçlü ve saygın olmak için müminleri bırakıp kâfirlere sarılan, onların himayelerine sığınan kimselerde de aşağılık duygusu, özgüven eksikliği ve iman zayıflığı bulunması ihtimali kuvvetlidir. Mutlak güç ve üstünlük Allah’a aittir. Başka hiçbir kimse Allah’a dayanan ve güvenen mümin kadar güçlü ve şerefli olamaz. Müminler de Allah’a güvendikleri, O’na sığındıkları, şerefi ve saygınlığı O’na kul olmakta aradıkları ve buldukları için mânevî bakımdan güçlü ve şereflidirler. Maddî bakımdan da güçlü olmamaları için bir sebep yoktur. Buna rağmen onları bırakıp kâfirlerle beraber olmakta şeref ve güç arayanların imanlarında zaaf, kendilerinde münafıklıktan bir iz bulunduğu anlaşılmaktadır.
Münafıklara, kendileri için elem verici bir azap olduğunu müjdele!
Münafıklara kendileri için acı bir azap olduğunu müjdele!
Münafıklara duyur! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
(Dindar geçinmelerine ve dini istismar etmelerine rağmen, Kur’an nizamı karşıtı ve Hakk Dava kaçkını) Münafıkları ise öylesine acıklı (ve alçaltıcı) bir azapla müjdele (uyarıp haber ver) ki, onlar için (gerçekten sancılı bir süreç ve akıbet vardır).
Münafıkları, elemli bir azapla müjdele.
Münafıklara müjdeyle haber ver ki, onlara pek acıklı bir azap vardır.
Müslüman görünerek İslâm'a karşı gizli eylem planları ve eylem yapan münafıklara, kendileri için can yakıp inleten, derilerini kavuran müthiş bir azap olduğunu haber ver.
Münafıklara kendileri için acıklı bir azap olduğunu müjdele!
Münafıklara müjde ver: Onlar için gerçekten acıklı bir azab vardır.
Kendileri için gerçekten acıklı bir azab olduğunu münafıklara müjdeleyiver!...
Münafıklara müjde ver ki; muhakkak onlara elim bir azap vardır.
Müjdele münafıkları, onlar için ağrıtıcı azap var
(Ey Resûlüm!) Münafıklara kendilerini şiddetli bir azabın beklediğini duyur!
Münafıklara, kendilerine elem verici bir azab olduğunu müjdele.
Münafıklara, kendileri için acı bir azap olduğunu müjdele!
İkiyüzlülere acıklı bir azabı müjdele.
Münafıklara da haber ver ki, kendileri için çok acı bir azab vardır.
Müjdele münafıklara ki onlara elîm bir azab var
Münafıklara müjdele (haber ver) ki onlara pek acıklı bir azâb vardır.
Münâfıklara, şübhesiz kendileri için (pek) elemli bir azab olduğunu müjdele!
Böyle davranan münafıklar için, mutlaka acıklı bir azabın olduğunu onlara müjdele.
Münâfıklara acıklı bir azap müjdele.
Münafıklara, kendilerine elem verici bir azap olduğunu müjdele.
Bu ikiyüzlülere şu acı haberi müjdele: Onlar için, can yakıcı bir azap var!
Kendileri için acıveren bir azap olduğunu Münafıklar’a müjdele!
(Ey Muhammed! Şu) münâfıklara, kendilerini acıklı bir azabın beklediğini müjdele.
Böyle ikiyüzlülere kendilerini şiddetli bir azabın beklediğini duyur.
İşte böyle inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklara, kendilerini bekleyen acıklı bir azap olduğunu haber ver. 4/145, 45/6...9
(Bu) ikiyüzlülere müjdele ki, onlar elem verici bir azaba müstahaktır.
Münafıklara müjdele ki, onlara muhakkak bir elîm azap vardır.
Münâfıklara müjde ver ki, can yakıcı bir azap kendilerini beklemektedir!
Münafıklara, acı bir azabın kendilerinin olacağını müjdele!
Münafıklara (iki yüzlülere) şu müjdeyi ver: Onların payına düşecek olan acıklı bir azaptır.
Münafıklara, kendileri için acıklı bir azap olduğunu müjdele.
Münafıkları acı bir azapla müjdele.
İkiyüzlülere şunu muştula: Kendileri için korkunç bir azap öngörülmüştür.
muştıla münāfıķlara, bayıķ anlaruñdur 'aźāb aġrıdıcı.
Muştıla münāfıḳları ki vardur anlar‐çun yürekler acıdıcı ‘aẕāb.
(Ya Rəsulum!) Munafiqlərə müjdə ver ki, onlardan ötrü (axirətdə) şiddətli əzab var.
Bear unto the hypocrites the tidings that for them there is a painful doom;
To the Hypocrites give the glad tidings that there is for them (but) a grievous penalty-