Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
525, sondan
5712. ayet;
4. sure ve
Nisâ Suresinin
32. ayetidir.
Nisâ Suresi 32. ayetinin kelime sayisi
27, harf sayısı
107 ve toplam ebced değeri ise
7709 olarak hesaplanmıştır.
Nisâ Suresinin toplam ebced değeri
1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ولا تتمنوا ما فضل الله به بعضكم على بعض للرجال نصيب مما اكتسبوا وللنساء نصيب مما اكتسبن وسـلوا الله من فضله ان الله كان بكل شيء عليما
ولاتتمنوامافضلاللهبهبعضكمعلىبعضللرجالنصيبممااكتسبواوللنساءنصيبممااكتسبنوسـلوااللهمنفضلهاناللهكانبكلشيءعليما
Velâ tetemennev mâ faddala(A)llâhu bihi ba’dakum ‘alâ ba’d(in)(c) lirricâli nasîbun mimmâ-ktesebû velinnisâ-i nasîbun mimmâ-ktesebn(e)(c) ves-elû(A)llâhe min fadlih(i)(k) inna(A)llâhe kâne bikulli şey-in ‘alîmâ(n)
Allah’ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah’tan, O’nun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Hz. Peygamber’in eşi Ümmü Seleme, “Ey Allah’ın elçisi! Erkekler savaşıyor, biz savaşamıyoruz, biz mirasta onların aldığının yarısını alıyoruz” diyerek açıklama istemişti. Yine aynı hanım ve başkaları, kadınların hicretlerinin Kur’an’da zikredilmemesi, bir erkek şahide karşı iki kadın şahidin gerekli bulunmasına paralel olarak amellerin karşılığının da böyle olup olmadığı gibi hususlarda aydınlanma ihtiyacında olduğunu belirtmişti. Bu tür tereddütleri giderici birkaç âyet gelmiş olup bunlardan birisi de açıklamakta olduğumuz âyettir (Tirmizî, “Tefsîr”,
5:8-9).
İnsanların yanıp yakılarak arzu ettikleri, imrenip göz diktikleri şeyler arasında maddî olanlar kadar mânevî olanlar da vardır. Sûrenin başından buraya kadar ve bundan hemen sonra zikredilecek hükümler, emirler ve yasaklar göz önüne alındığında, Allah Teâlâ’nın arzu edilmesini veya göz dikilmesini yasakladığı şeyler arasında öncelikle şunlar akla gelmektedir: Zenginlerin serveti, vârislerin farklı hisseleri, yetimlerin malları, kadınların farklı miras payları, mehirleri, her bir cinse Allah Teâlâ tarafından verilen fıtrî / tabii özellikler...
Âyetteki “temenni” kavramı, “gerçekleşmesi imkânsız veya zor olanı arzulamak”tır. Bir şeyi temenni etmenin dinî ve ahlâkî yönü bakımından farklılıkları vardır:
a) Din, hukuk ve ahlâkın yasaklamadığı bir şeyi, başkasının elindekine göz dikmeksizin Allah’ın lutfundan istemek. Bu da “Allah yolunda şehid olmayı temenni etmek” gibi olması mümkün istekler yanında, Hz. Peygamber’in “defalarca diriltilip Allah yolunda şehid olmayı” (Buhârî, “Îmân”, 26, “Cihâd”, 7; Tirmizî, “Fezâilü’l-cihâd”, 25), kezâ “kardeşlerim” diye nitelediği, kendisinden sonra İslâm’a dahil olacak müslümanları görmeyi istemesi gibi ilâhî âdete göre mümkün olmayan istekleri de içermektedir.
b) Allah’ın âdetine (koyduğu kanunlar) veya dinine göre olması câiz ve mümkün olmayan şeyleri temenni etmek. Kadının erkek olmayı, erkeğin fizik gücüne sahip olmayı, miras payının erkeğin miras payına eşit olmasını dilemesi gibi.
c) Allah’ın takdirine, vergisine razı olmamayı, ona karşı itirazı, hoşnutsuzluğu ifade eden temenniler.
d) Başkasında bulunan nimetin benzerini / mislini, ona göz dikmeden, “Onun değil de benim olsun” demeden temenni etmek. Büyük bir âlimin ilmi gibi bir ilim, Karûn’un serveti kadar bir servet istemek bu kısmın örnekleridir.
e) Bir önceki maddede zikredilen temenni şeklinin, başkasının elindekini temenni mahiyetinde olması. Belli bir şahsın eşini, bir valinin makamını istemek gibi.
f) Başkasının elindeki nimetin –kendisine gelmesi söz konusu olmaksızın– yok olmasını istemek.
“a” ve “d” şıklarında yer alan temenni çeşitleri meşrûdur, yasak sınırı içinde değildir; diğer temenniler ise yasaklanmıştır. Bunlar içinden başkalarına zarar verenler, Allah’ın takdirine razı olmamayı ifade edenler, haset ve kinden kaynaklananlar haram derecesinde yasaklardır. İnsanların boş hayallere kapılmaması, mümkün olmayan şeylerin peşine düşmemesi için yasaklananlar ise mekruh yasaklar içine girmekte, müminleri eğitmeyi hedeflemektedir.
Olmayacak şeyleri temenni etmek insanda, çalışarak elde edilecek şeylere yönelik teşebbüs ve çaba gösterme iradesini zaafa uğratmakta, haset ve kin duygularını beslemektedir. Allah’a karşı ilk isyan İblîs’in Hz. Âdem’i kıskanmasından çıkmış, ilk öldürme olayına da Kabil’in, Hâbil’i kıskanması sebep olmuştur. Birçok gasp, isyan, hırsızlık, cinayet, kumar ve zina suçunun temel sebebi başkalarının elinde olana göz dikmek ve kıskanmaktır. Komünizm insanları ekonomik yönden eşit hale getirmeyi hedeflemiş fakat sonunda iflâs etmiştir. Feministler kadınla erkek arasındaki farkları sıfırlamayı hedeflemişler, her toplumda marjinal bir grup olarak kalmışlardır. Bugün mâkul çizgideki sosyal bilimcilerin teklifleri iki cinsin farklılık içinde birliği, bütünlüğü, âdil paylaşımı ve tabii iş bölümünü gerçekleştirmeye yöneliktir. İslâm’ın teklifi herkesin, mümkün ve câiz olmak şartıyla dilediğini elde edebilmek için elinden gelen çabayı sarfetmesi, mahrum olduklarını bilmesi ve görmesi yanında sahip olduklarını da bilip görmesi, bunların kıymetini takdir etmesi, gayret göstermesine rağmen elde edemediği önemli ihtiyaçlarının cemiyet tarafından karşılanması, Allah’ın nimeti ve lutfu sonsuz olduğu için –başkalarına verileni değil– Allah’ın hazinesinde olanı, O’nun lutfundan istemesi, beklemesi ve bunun için bizzat gayret göstermesidir.
“Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var” cümlesi kadın hakları bakımından oldukça erken bir devirde ortaya konmuş bir inkılâp hükmü içermektedir. Roma hukukundan XX. asrın ortalarına kadar Batı dünyasında cârî birçok hukuka bakıldığında hem kazanma şansı ve fırsatı hem de kazandığına sahip olma, onun üzerinde serbest tasarruf hakkı bakımından kadınların aleyhine olan birçok hükme yer verildiği görülmektedir. Günümüzde bile bazı aile hukuklarında kadın evlilik birliği içinde kendi kazandıklarına ve mal varlığına tek başına sahip olamamakta, bunlar üzerinde dilediği gibi tasarruf edememektedir. Burada bir haksızlık olduğu gibi kadınların ve erkeklerin aynı işleri yapmalarını, aynı şeyleri kazanmalarını temenni etmekte de aşırılık ve insan tabiatına aykırılık vardır. Doğrusu her iki cinsin eşit ve farklı yönlerini, tabii özelliklerini tanımak, bunları ortadan kaldırmaya çalışmamak, her birini kendi kabiliyet, özellik ve eğilimleri yönünde üretken ve verimli olmaya teşvik etmek, her birinin ürettiğine sahip olmasını sağlamak, varlıklıların yoksun olanlara el uzatmalarını ve sahip oldukları nimetleri bir ölçüde paylaşma mutluluğunu tatmalarını özendirmektir. İslâm’ın da yapmak istediği budur.
Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri arzu etmeyin! Erkeklerin de kazandıklarından bir payı vardır; kadınların da kazandıklarından bir payı vardır. Allah’ın lütfundan isteyin! Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.
Buradaki mesaj insanların sahip kılındığı özelliklerin değişkenlik arz ettiği ve herkesin sahip kılındığı kadarıyla sorumlu tutulacağına dair bir bilinç inşasına yöneliktir.
Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri hasretle arzu etmeyiniz. Erkeklerin de kazandıklarından bir payları var, kadınların da kazandıklarından bir payları var. Allah'ın lütfunu isteyiniz. Şüphesiz Allah, her şeyi bilmektedir.
Allah'ın; bazınıza, bazınıza göre verdiği fazla şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin, kendi kazançlarından bir pay; kadınların da kendi kazançlarından bir pay vardır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir.
Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyleri (malı ve makamı) imrenip temenni (ve tamah) etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah'tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah her şeyi Bilendir.
Allah'ın, bazılarınızı, bir kısmınıza üstün etmesine haset etmeyin. Erkeklerin, kendi kazançlarından payları var, kadınların da kendi kazançlarından payları var. Allah'tan, lütfünü, inayetini dileyin, çünkü şüphe yok ki Allah her şeyi tamamıyla bilir.
O halde Allah'ın kimilerine, diğerlerinden daha fazla verdiği nimetlere kıskançlık yaparak imrenmeyin. Ticaret yapma yetkisi herkese verilmiş olup, erkekler kendi kazançlarından bir fayda, kadınlar da kendi kazançlarından bir fayda sağlayabilirler. Siz Allah'tan bol nimetler ve cömertçe lütfunu isteyin. Çünkü Allah herşeyin tam bilgisine sahiptir.
Allah'ın, lütufta bulunarak, sizin birbi-rinize üstün olmanıza vesile kıldığı özelliklere sahip olmayı istemeye, arzulamaya kalkmayın.
Erkeklerin hür iradeleriyle bilerek işledikleri sâlih amellerden, yaptıkları hayırlardan, kazandıkları sevaplardan , elde ettikleri servet ve itibardan hakları, payları vardır.
Kadınların da hür iradeleriyle bilerek işledikleri sâlih amellerden, yaptıkları hayırlardan, kazandıkları sevaplardan, elde ettikleri servet ve itibardan hakları, payları vardır. Allah'ın lütfundan isteyin. Her şey, Allah'ın bilgisi, planı, iradesi dahilinde gerçekleşmektedir.
Allah'ın, onunla kiminizi kiminize üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkekler için de kazandıklarından bir pay vardır; kadınlar için de kazandıklarından bir pay vardır. Allah'tan lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah her şeyi bilmektedir.
32.Tirmizi ve Hakim`in rivayet ettiklerine göre Ummu Seleme (r.a.): "Erkekler savaşa gidiyorlar ama kadınlar gidemiyor, bunun yanısıra bize mirasta yarım hisse var" dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre de bir kadın Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Ey Allah`ın Peygamberi! Erkeğe (mirasta) kadının payının iki katı var. İki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliği yerine geçiyor. Bizim durumumuz amelde de böyle midir? Bir kadın bir amel (iyilik) işlediğinde ona yarım pay mı yazılıyor?" diye sordu. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.
Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi (malı) temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah'tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah her şeyi bilendir.
Bir de Allah'ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklerin kendi kazandıklarından bir payı var, kadınların da kendi kazandıklarından bir payı vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Allah’ın diğerlerine verdiği üstünlükleri (kendinizde olmadı diye) arzulamayın. Erkeklerin de kazandıklarından payları vardır, kadınların da kazandıklarından payları vardır. Siz sadece Allah’ın ikram ve iyiliğini isteyin. Muhakkak Allah, her şeyi çok iyi bilendir.
Allahın nicenizi, bir niceniz üzere, artık kıldığı şeyde özenmeyiniz; erkek, kadın paylarını, kendi kazançlarından alır, Allahın erdeminden isteyesiniz, Allah bilir her şeyi
Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı (çalışmakla elde edilmeyen) birtakım nimetleri (boş kuruntularla) arzu edip durmayın. Erkekler de kendi kazandıklarından bir pay alacaklar, kadınlar da kendi kazandıklarından bir pay alacaklar. Çalışın da Allah'ın ihsan ve ikramından isteyin. Şüphesiz ki Allah, (her hak sahibine hakkını vermesini) en iyi bilendir.
Bkz.
16:71Bu ayet, erkeğe mirastan kadının iki katı pay verilmesi, şahitlikte bir erkeğin yerine iki kadının geçmesi konusunda Hz. Peygambere “kadınların durumu amelde de böyle mi olacak yani bir kadın bir iyilik yaptığı zaman ona erkeğin yarısı kadar mı mükâfat verilecek?” sorusu üzerine nazil olmuştur.
Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah'tan bol nimet isteyin. Doğrusu Allah her şeyi bilir.
Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah'tan lütfunu isteyin; şüphesiz Allah her şeyi bilmektedir.
Allah her kuluna, kabiliyet ve çalışmasına göre nimetler, nasipler vermiştir; başkasında olana göz dikmek, onun hasretini çekerek ömür geçirmek yerine, herkesin kendisindekini görmesi, onun kıymetini bilmesi ve isteyeceğini Allah’ın lütfundan istemesi gerekir.
ALLAH'ın herbirinize bağışladığı yeteneklere imrenmeyin. Erkeklere kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay var. ALLAH'tan size lütfunu bağışlamasını isteyin. ALLAH her şeyi Bilir.
Bir de Allah'ın bazınıza, diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere hak ettiklerinden bir pay vardır. Kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay vardır. İsteklerinizi Allah'ın fazlından ve kereminden isteyin. Gerçekten Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Bir de Allahın ba'zınıza diğerinden fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin, erkeklere çalışmalarından bir nasıb vardır, kadınlara da çalışmalarından bir nasıb vardır, çalışın da Allahdan fazlını isteyin, her halde Allah her şeye alîm bulunuyor
Allahın, kiminizi kiminizden üstün kılmıya vesile yapdığı şeyleri ummayın. Erkeklerin, kendi kazandıklarından bir payı olduğu gibi kadınların da yine kendi kazandıklarından bir hissesi vardır. Allahdan, Onun lutf-ü inayetinden isteyin. Şübhesiz ki Allah her şey'i hakkıyle bilendir.
Hem Allah'ın bazınızı, bazınızdan kendisi ile üstün kıl(maya vesîle yap)tığı şeyleritemennî etmeyin! Erkeklere kazandıklarından bir nasib vardır, kadınlara da kazandıklarındanbir nasib vardır.(4) O hâlde Allah'dan lütfunu isteyin! Muhakkak ki Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.
(4)Bu âyet, mü’minlerin annesi Ümmü Seleme (ra)’nın: “Yâ Resûlallâh! Erkekler harbe iştirâk ediyorlar, biz ise edemiyoruz ve cihad sevâbından mahrum kalıyoruz. Ayrıca, onların mîrastan aldıkları hissenin yarısını alabiliyoruz” demesi üzerine indirilmiştir. (İbn-i Kesîr, c. 1, 382)
Allah’ın kendi lutfüyle bir kısmınızı diğerlerinizden üstün tuttuğu şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin kazandıklarından kendileri için bir pay, kadınlarında kazandıklarından kendileri için bir payları vardır. Allah’dan hayırlısını (lutfünden) isteyin, çünkü Allah her şeyin en iyisini bilendir.
Allah/ın birinize diğerinize tercihan ihsan ettiği şeye özenmeyin. Erkeklerin kazançlarından hisseleri olduğu gibi kadınların da kazançlarından hisseleri vardır. Allah/tan inayetini isteyin. [⁹] Çünkü Allah her şeyi hakkiyle bilir.
[9] Yahut dilediğinizi Allah'ın fazl ve kereminden isteyin.
Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (kıskançlığa kapılarak) temenni etmeyin. Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. (Arzuladıklarınızı) Allah'ın bol ihsanından isteyin. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.
Allah’ın, kiminizi diğerlerinden daha üstün kıldığı ve doğuştan gelen, çalışmakla elde edilemeyen birtakım meziyet ve nîmetleri boş bir kuruntuyla arzu etmeyin. Çünkü Allah sizi, kendisinin verdiği güç, kabiliyet ve imkanlar oranında değil, içinde bulunduğunuz şartlar dahilinde, bunları ne ölçüde kullandığınıza, bu yolda ne kadar çaba harcadığınıza göre hesaba çekecektir. Dolayısıyla, erkekler de kendi kazandıklarından bir pay alacaklar, kadınlar da kendi kazandıklarından —güç ve imkânları oranında— bir pay alacaklardır. Evet, saçma ve anlamsız isteklerde bulunmayın, fakat Allah’ın lütuf ve nîmetlerinden size de bahşetmesini, en yüce makamlara çıkarmasını elbette dileyin! Hiç kuşku yok ki Allah, her şeyi bilmektedir. Ve her hak sahibine, hakkını verecektir:
Allah’ın, bazınızı bazılarına üstün kıldığı şeyleri temenni etmeyin!
Adamlar için kazandıklarından bir nasip / pay vardır.
Kadınlar için de kazandıklarından bir nasip / pay vardır.
Allah’tan O’nun lütfunu isteyin!
Allah, her şeyi çok iyi bilendir.
Bir de Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı1 şeyleri, hasretle arzu etmeyin.2 Erkeklerin kazandıklarından bir nasipleri olduğu gibi, kadınların da kazandıklarından bir nasipleri vardır.3 Siz sadece Allah’ın lütfundan isteyin. Çünkü Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
1 Konuyla ilgili olarak Bk. (Nahl: 71)2 Yani birbirinizin malına göz dikmeyin, düşmanlık etmeyin, Allah’ın erkeğe iki, kadına bir hisse vermesine itiraz etmeyin, birbirinizi Allah vergisi üstünlükleriniz nedeniyle kıskanmayın ve Allah’ın takdirine râzı olun.3 Yani kimsenin yaptığı boşa gitmez, mutlaka karşılığını görür. Bu âyet; Ümmü Seleme’nin (r.a); “keşke biz de erkek olsaydık da cihad etseydik ve onların kazandıkları sevap gibi biz de sevap kazansaydık.” demesi üzerine indirilmiştir. (Celâleyn)
O halde Allah'ın kimilerinize diğerlerinden daha fazla bağışladığı nimetlere imrenmeyin. Erkekler kendi kazançlarından bir fayda sağlarlar, kadınlar da kendi kazançlarından... Bu nedenle lütfu[ndan size bahşetmesini] Allah'tan dileyin; şüphesiz Allah, her şeyin tam bilgisine maliktir.
Allah’ın verdiği, bir kısmınızı bir kısmınıza farklı kıldığı değerleri temenni etmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir nasip olduğu gibi, kadınlar için de kazandıklarından bir nasip vardır. Allah’ın hazinesinden isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir. 3/195, 4/40, 53/39
O hâlde Allah’ın size bahşettiği sizi birbirinize üstün kılan farklı değerleri temenni etmeyin. Erkeklerin kendi kazançlarından bir payı vardır; kadınların da kendi kazançlarından bir pay vardır.[764] İhsanından bahşetmesi için Allah’tan isteyin; kuşkusuz Allah her bir şeyi hakkıyla bilmektedir.[765]
[764] Bu cümleler, 11. âyetteki oranın illeti olarak okunabilir (Bkz: 7 ve 11’in ilgili notları).
[765] Bu âyet, bir sonraki âyetin de delâlet ettiği gibi mirasın illeti ve ruhuyla ilgili bir biçimde anlaşılmalıdır. İstisnalar dışında kadının mülkiyet edinemediği, mirastan hiç pay alamadığı bir toplumda kadının ilk kez mülkiyet ve miras hakkını teslim eden bu devrim çapındaki sosyal uygulama, elbette erkek egemen bir toplum içerisinde şaşkınlığa neden olmuştu. Yukarıdaki âyeti, modernitenin formatladığı bir kafa ile değil de, indirildiği çağın kendi şartlarıyla anlamaya çalışmak gerekir. Bu takdirde âyetin, “savaşa gitmediği, ata binmediği, kılıç kullanmadığı, yani servet edinme yöntemlerinden hiç birisi içerisinde aktif rol almadığı hâlde, salt erkeklerin elde ettiği servetin paylaşımında bir aktör olarak kadın nasıl yer alabilir?” (Taberî) şaşkınlığı içindeki erkeklere bir uyarı olduğu görülür. Râzî’nin naklettiği dört nüzûl sebebi rivayetinden, âyetin, kendilerine erkeklerden daha az pay verilmesini sorgulayan kadınları da muhatap aldığını anlıyoruz. İşte bunlardan biri: “Kadınlardan biri Rasulullah’a geldi ve şunları söyledi: “Erkeklerin de, kadınların da Rabbi birdir; sen yalnız onlara değil bize de elçi olarak gönderildin; Allah niçin erkekleri düşünüyor da bizi düşünmüyor?” İşte bunun üzerine bu âyet indi. Ve kadın dedi ki: “Erkekler, cihad sayesinde bizi geçiyorlar; ya bize ne var?” Allah Rasûlü cevap verdi: “Sizden hamile olanın ecri, oruç tutanla, namaz kılanla aynıdır. Onu doğurduğunda, kadının ecirden aldığı payı kimse takdir edemez. Çocuğunu emzirdiğinde ise, onun her yudumundan, bir canı diriltmiş gibi ecir alır” (Râzî).
Ve Allah Teâlâ'nın bazınıza diğer bazınız üzerine ihsan buyurmuş olduğu şeyi temenni etmeyiniz. Erkekler için kazançlarından bir nâsip vardır. Kadınlar için de kazançlarından bir nâsib vardır. Ve Allah Teâlâ'dan fazlını isteyiniz. Şüphe yok ki Allah Teâlâ herşeyi hakkıyla bilicidir.
Bir de Allah'ın kiminize kiminizden daha fazla verdiği şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere çalışmalarından nasipleri olduğu gibi kadınlara da çalışmalarından nasipleri vardır. Çalışın da siz daha hayırlı şeyleri Allah'ın fazlından isteyin. Allah her şeyi hakkıyla bilir. {KM, Çıkış 20, 17}
Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeylere göz dikmeyin. Erkeklere de kazandıklarından bir pay var, kadınlara da kazandıklarından bir pay var. Allah'tan, O'nun lutfunu isteyin. Kuşkusuz Allah, her şeyi bilendir.
Allah'ın birinize diğerinden fazla olarak verdiği şeylere imrenmeyin. Erkeklere, kendi kazandıklarından belirli bir pay, kadınlara da kendi kazandıklarından belirli bir pay vardır. Siz, Allah’ın ikramını isteyin. Her şeyi bilen Allah’tır.
Allah'ın, sayesinde bir kısmınızı bir kısmınıza üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin. Erkekler için kazandıklarından bir nasip olduğu gibi, kadınlar için de kazandıklarından bir nasip vardır. Allah'ın kendi fazlından (bağışından) isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.
Bir kısmınıza Allah'ın fazladan verdiği nimetlere göz dikmeyin. Erkeklerin de kendi çalışmalarından bir nasibi vardır, kadınların da kendi çalışmalarından bir nasibi vardır. Siz Allah'ın lütfundan dilekte bulunun. Şüphesiz ki Allah herşeyi bilir.
Allah'ın, bir kısmınıza bir kısmınızdan farklı olarak lütfettiği şeyleri isteyip durmayın. Erkeklere kendi kazandıklarından bir pay var; kadınlara da kendi kazandıklarından bir pay var. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin! Allah, her şeyi iyice bilmektedir.
daħı arzulamañ anı kim artuķ eyledi Tañrı anuñ-ile, bir niceñüzi bir nice üzere. erenlerüñdür ülü andan kim işlediler daħı 'avratlaruñdur ülü andan kim işlediler. daħı dileñ Tañrıya eylüginden bayıķ Tañrı oldı her neseneyi bilici.
Temennā eyleyüp istemeñüz ol nesneyi kim efḍal eyledi Tañrı Ta‘ālā anuñbile niçeñüzi niçeñüz üstine. Er kişilere naṣīb vardur ḳazanduḳlarından, ‘av‐ratlara daḫı naṣīb vardur ḳazanduḳlarından. Daḫı isteñüz Tañrınuñ fażlın‐dan ve kereminden. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā her nesneyi bilicidür.
Allahın (maddi, yaxud mə’nəvi cəhətdən) birinizi digərindən ütün tutduğu (birinizə digərinizdən artıq verdiyi) şeyi (özünüzə) arzulamayın. Kişilərin öz qazandıqlarından öz payı, qadınların da öz qazandıqlarından öz payı vardır. (Dilədiyiniz şeyi) Allahın lütfündən (mərhəmətindən) istəyin! Şübhəsiz ki, Allah hər şeyi (olduğu kimi) biləndir.
And covet not the thing in which Allah hath made some of you excel others. Unto men a fortune from that which they have earned, and unto women a fortune from that which they have earned. (Envy not one another) but ask Allah of His bounty. Lo! Allah is ever Knower of all things.
And in no wise covet(542) those things in which Allah Hath bestowed His gifts More freely on some of you than on others: To men is allotted what they earn, and to women what they earn: But ask Allah of His bounty. For Allah hath full knowledge of all things.*
542 Men and women have gifts from Allah-some greater than others. They seem unequal, but we are assured that Providence has allotted them by a scheme by which people receive what they earn. If this does not appear clear in our sight, let us remember that we have no full knowledge but Allah has. We must not be jealous if other people have more than we have-in wealth or position or strength or honour or talent or happiness. Probably things are equalized in the aggregate or in the long run, or equated to needs and merits on a scale which we cannot appraise. If we want more, instead of being jealous or covetous, we should pray to Allah and place before Him our needs. Though He knows all, and has no need of our prayer, our prayer may reveal to ourselves our shortcomings and enable us to deserve more of Allah's bouncy or make ourselves fit for it.