Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
536, sondan
5701. ayet;
4. sure ve
Nisâ Suresinin
43. ayetidir.
Nisâ Suresi 43. ayetinin kelime sayisi
49, harf sayısı
204 ve toplam ebced değeri ise
14521 olarak hesaplanmıştır.
Nisâ Suresinin toplam ebced değeri
1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
يا ايها الذين امنوا لا تقربوا الصلوة وانتم سكارى حتى تعلموا ما تقولون ولا جنبا الا عابري سبيل حتى تغتسلوا وان كنتم مرضى او على سفر او جاء احد منكم من الغائط او لمستم النساء فلم تجدوا ماء فتيمموا صعيدا طيبا فامسحوا بوجوهكم وايديكم ان الله كان عفوا غفورا
ياايهاالذينامنوالاتقربواالصلوةوانتمسكارىحتىتعلمواماتقولونولاجنباالاعابريسبيلحتىتغتسلواوانكنتممرضىاوعلىسفراوجاءاحدمنكممنالغائطاولمستمالنساءفلمتجدواماءفتيممواصعيداطيبافامسحوابوجوهكموايديكماناللهكانعفواغفورا
Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ takrabû-ssalâte veentum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne velâ cunuben illâ ‘âbirî sebîlin hattâ taġtesilû(c) ve-in kuntum merdâ ev ‘alâ seferin ev câe ehadun minkum mine-lġâ-iti ev lâmestumu-nnisâe felem tecidû mâen feteyemmemû sa’îden tayyiben femsehû bivucûhikum veeydîkum(k) inna(A)llâhe kâne ‘afuvven ġafûrâ(n)
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
Araplar’ın hamr ismini verdikleri “şarap” İslâm’dan sonra hemen yasaklanmamıştı, bu sebeple daha önce şarap içmeye alışmış bulunan müslümanlar da onu içer ve sarhoş olurlardı. Hicretin başlarında “Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: Bu ikisinde insanlar için büyük zarar (ism) ve bazı faydalar vardır; zararları da faydalarından büyüktür” (Bakara
2:219) meâlindeki âyet gelince sahâbeden bazıları âyette geçen ism kelimesine “zarar, kötülük, eziyet” mânası vererek “Biz onu ism için değil, faydalarından dolayı içiyoruz” dediler ve içmeye devam ettiler. Ancak bu âyet şarap ve benzeri sarhoşluk veren içkilerin yakında yasaklanacağına işaret ediyor, içenleri psikolojik olarak bunu bırakmaya hazırlıyordu. Bundan üç yıl sonra bir olay cereyan etti: Abdurrahman b. Avf yemek hazırlamış, arkadaşlarını davet etmişti. Yediler, içki içtiler ve sarhoş oldular. Namaz vakti gelince namaza durdular. İmam namazda, Kâfirûn sûresini, mânayı değiştirecek şekilde yanlış okudu, bunun üzerine tefsirini yapmakta olduğumuz âyet nâzil oldu (Tirmizî, “Tefsîr”, 5; Ebû Dâvûd, “Eşribe”, 1). Artık müslümanlar şarabı, ancak sabah ve yatsı namazlarından sonra içmeye başladılar. Çünkü bu namazlardan sonra –müteakip namaz vaktine kadar– sarhoş olup ayık hale geliyorlardı (içkinin kesin olarak yasaklanması hakkında bilgi için bk. Mâide
5:90).
Yeni emre göre sarhoş olanlar ne söylediklerini bilecek hale gelinceye, cünüp olanlar ise boy abdesti (gusül) alıncaya kadar namaz kılmayacaklardı. “Yolcu olanlar müstesna” diye tercüme edilen kısım âyette “âbirî-sebîl” şeklinde geçmektedir; bu ifadenin lafzî tercümesi ise “yolu geçenler”dir. Hemen aşağısında yolcuları anlatmak üzere “alâ sefer” ifadesi kullanılmıştır. Yolcular böyle ifade edildiğine göre “âbirî-sebîl”e farklı bir mâna verilmelidir. İşte böyle düşünen ve bir kısım açıklayıcı rivayetlerden de yararlanan tefsirciler bu ifadeyi “yolu mescidden geçenler, mescidde oturmadan bir tarafından girip diğer tarafından çıkarak yoluna devam edenler” şeklinde anlamışlardır. Medine’ye hicret edildiğinde ilk yapılan bina mescid olmuştu. Mescidin çevresinde de bir kısım ashabın evleri vardı, bu evlerin şehre açılan yolu mescidden geçiyordu, bu sebeple bazan cünüp olarak mescidden geçmek gerekebiliyordu, âyet buna izin vermiş, bazı rivayetlere göre Resûlullah birkaç istisna dışında evlerin yollarını değiştirtmiştir (Buhârî, “Salât”, 80). Bu açıklamayı benimseyenlere göre “... namaza yaklaşmayın” cümlesindeki namazdan maksat “sarhoşlar için namaz ibadeti”, cünüp olanlar için ise “namaz kılınan yer olan mesciddir.” Cünüp olanlar, içinde oturmamak üzere –ihtiyaca binaen– mescide girip çıkabilirler; bu tefsiri yapanlar içinde İbn Mes‘ûd, İbn Dînâr, Nehaî, Mâlik, Şâfiî gibi âlimler vardır. Âyeti farklı yorumlayan, aralarında Ali, İbn Abbas, İbn Cübeyr, Mücâhid, Ebû Hanîfe gibi âlimlerin de bulunduğu diğer gruba göre “yolu geçenler”den maksat, bizim meâlinde tercih ettiğimiz gibi yolculardır. Yolculukta su bulunmaması, mevcut suya hayati ihtiyacın bulunması gibi sebeplerle cünüp olanlar boy abdesti almakta güçlük çekebilirler; bu sebeple yolculuk halinde cünüp olanlara teyemmüm meşrû kılınmıştır. Aşağıda “alâ sefer” şeklinde farklı bir ifade ile yolcular geçeceği halde burada zikredilmesi, suyun bulunmaması veya suya olan ihtiyacın yolculuk halinde daha fazla olmasındandır (Cessâs, I, 202-205).
Yolculukta su bulunmadığı veya onu kullanmaya bir engel bulunduğu takdirde teyemmümün câiz olduğu hükmünde ittifak vardır. Şâfiî gibi bazı müctehidler su mevcut ise hazarda (yolcu olmayanlar için) hayatî tehlike bulunmadıkça teyemmümün câiz olmadığı hükmünü benimsemişlerdir. Nisâ sûresindeki bu âyet sefer halinde, Mâide sûresindeki 6. âyet ise hazar halinde teyemmümün gusül ve abdest yerine geçtiğini ifade etmektedir.
Teyemmüm, niyet edildikten sonra yer kabuğuna ait temiz toprak, kil, kum, taş gibi bir nesneye iki elin içi ile dokunup yüzü, sonra bir daha dokunup dirseklere kadar kolları meshederek yapılmakta, hem abdest hem de –cünüpler için– gusül yerine geçmektedir. Gusül İslâm’dan önce de Araplar’ın bildiği ve uyguladığı bir maddî-mânevî temizliktir. Araplar’ın bu temizlik usulünü ya Hz. İbrâhim geleneğinden ya da yahudilerden (Levililer,
15:16-18) almış oldukları düşünülmüştür (İbn Âşûr, V, 62). Teyemmüm İslâm’a mahsus bir ibadet hazırlığı ve mânevî temizlik aracıdır. Bununla beden temizlenmese de Allah’ın huzuruna durup namaz kılacak olan kul bir temizlik şuuru kazanmakta ve kendini ibadete hazırlamaktadır.
Teyemmüm âyeti hicretten sonra 6. yılda Müreysî seferinde gelmiştir. Bu seferde Hz. Âişe’nin bir gerdanlığı kaybolmuş, aramak için vakit harcanmış, suyun bulunduğu menzile ulaşma imkânı kalmamıştı; namaz vakti de geçmek üzeredeydi. Bu sırada teyemmüm âyeti geldi. Bu âyetin konumuz olan Nisâ sûresi âyeti mi, yoksa Mâide sûresinin 6. âyeti mi olduğu hususunda tereddüt vardır. Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye göre âyetin “sarhoş ve cünüpler için namazı yasaklayan” kısmı yukarıda aktarılan olay üzerine gelmiştir. Diğer kısmın gelmesine ise Hz. Âişe ile ilgili hadise sebep olmuştur. Bu hadise üzerine gelen kısım Mâide sûresinin 6. âyetindedir. Nisâ sûresinde ise münasebet düştüğü için tekrar vahyedilmiştir. Buhârî’nin Sahîh’inde teyemmümle ilgili kısmın hem Mâide hem de Nisâ sûrelerinin tefsirlerinde (“Tefsîr”,
4:10;
5:3) tekrar edilmesi de bu anlayışı desteklemektedir (I, 442). Aksini de kaydetmekle beraber Nisâ sûresinin Mâide’den önce geldiğini ileri süren İbn Âşûr, Kurtubî’nin de aynı görüşü paylaştığından hareketle –olayı nakleden– Hz. Âişe’nin kastettiği teyemmüm âyetinin Nisâ’daki bu âyet olduğu kanaatine meyletmiştir (V, 63).
Sonuç olarak bu iki âyet birbirini tamamlayarak hazarda ve seferde, sarhoş, cünüp ve abdestsiz olanların yapamayacakları bazı şeyleri açıklamakta, olağan ve olağan dışı durumlara ait çözümler getirmektedir.
“Kadınlara dokunmak”tan maksat nedir? Âyette kullanılan lems ve mülâmese kelimesinin hakikat mânası “el veya bedenin bir kısmıyla dokunmak”, mecaz mânası ise “cinsî temasta bulunmak”tır. Lems ile eş anlamlı olan mess kelimesi Kur’an-ı Kerîm’de cinsel ilişki mânasında da kullanılmıştır (Bakara
2:236-237). Müctehid ve müfessirler bu iki mânadan birini tercih konusunda ihtilâfa düşmüşlerdir:
1. Hz. Ali, İbn Abbas, Mücâhid ve Ebû Hanîfe’nin aralarında bulunduğu bir gruba göre maksat cinsî temasta bulunmaktır, yalnızca dokunmak (deri teması) guslü de, abdesti de bozmaz.
2. Mâlik, Ahmed ve İshak’a göre cinsî haz almak maksadıyla dokunma abdesti bozar, böyle bir maksat bulunmadan dokunmak abdesti bozmaz.
3. Şâfiî’ye göre cinsî haz maksadı bulunsun bulunmasın deri teması abdesti bozar; bu anlayış İbn Mes‘ûd, İbn Ömer, Zührî gibi müctehidlerden de nakledilmiştir.
4. Evzâî’ye göre el ile dokunmak abdesti bozar, bedenin diğer bir yeri ile dokunmak bozmaz. Şevkânî bu görüşleri naklettikten sonra bizce de doğru olan şu açıklamada bulunmuştur: Kur’an-ı Kerîm’in burada kullandığı kelime her iki mâna için de uygundur, birini diğerine tercih mümkün değildir, böyle ihtimalli durumlarda kelimeden bir hükme varılamaz. Burada Hz. Peygamber ve sahâbenin uygulamasına bakmak gerekir; buraya bakıldığında ulaşılan sahih sonuç ise yalnızca deri ile dokunmanın abdesti bozmadığı, âyette kastedilen dokunmanın “cinsî temasta bulunmaktan ibaret” olduğudur (I, 527-529).
“Eğer hasta olur veya yolculuk halinde bulunursanız... –bu durumlarda– su bulamamışsanız” ifadesinden yalnızca hastalık veya yolculuk halinin teyemmüm ruhsatı için yeterli olmadığı, ayrıca bu durumlarda suyun bulunmaması veya bulunsa bile kullanma imkânının olmaması gerektiği mânası çıkmaktadır. Su bulunmadığında hasta ve yolcu olmayanlar da teyemmüm edebildiklerine göre burada “hasta ve yolcu” olmanın önemi kalmamaktadır. Şu halde niçin bu kayıtlar konmuştur? Eğer Nisâ sûresinin –özellikle bu âyetin– Mâide’den daha önce indiği kabul edilirse bu soruya şu cevap verilebilir: Nisâ sûresinde “yolculuk ve hastalık halinde su bulamayanlar” için, Mâide sûresinde ise “hazar halinde su bulamayanlar” için teyemmüm ruhsatı açıklanmıştır. Soruya şu cevaplar da verilmiştir: a) Suyun bulunmama ve kullanılamama ihtimali hastalık ve yolculuk halinde daha fazla olduğundan bu iki durum özellikle zikredilmiştir. b) Suyu bulamamak mecazen “bulunduğu halde ihtiyaç, korku, zarar görme gibi bir sebeple onu kullanma imkânından mahrum olmak” mânasına da gelmektedir. Yolcular ve hastalarda bu mânada “suyu bulamama” hali daha çok olmaktadır.
Ey iman edenler! Sarhoşken –ne söylediğinizi bilinceye kadar–, –yolcu olanlar hariç– cünüpken de yıkanıncaya kadar [salât]’a (namaza) yaklaşmayın! Hastaysanız veya yolculuktaysanız veya sizden biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara (cinsel olarak) dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız, o zaman temiz bir toprak arayın ve yüzlerinizi de ellerinizi de (onunla) [mesh] edin! Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.
Burada geçen [salât] kelimesi Mâide
5:6’daki kullanım gereği “namaz”dır.,“[Mesh] etmek”, “dokunmak, temas etmek, sıvazlamak, sürmek” anlamlarına gelmektedir. Bu ayette kastedilen, su bulunamadığı durumlarda temiz toprağa sürülen ellerin, yüz ve kollara temas ettirilmesi ve bu şekilde abdest yerine geçecek şekilde teyemmüm yapılmasıdır.,Bu mesaj Mâide
5:6. ayetle birlikte okunmalıdır.
Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayınız. Cünüp iken, yolcu olanlar müstesna, gusül edinceye kadar namaz kılmayınız. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız ya da biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsel ilişkide bulunup su da bulamazsanız, o zaman tertemiz toprakla teyemmüm ediniz. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürünüz. Şüphesiz ki Allah, günahları temizleyendir; çok affedicidir.[76]
[76] Namaz-alkol; namaz-gusül ve namaz-teyemmüm ilişkisi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, V, 147-151.
Ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüpken -yolculukta olmanız hariç- yıkanıncaya kadar salâta¹ yaklaşmayın. Eğer hastaysanız veya yolcuysanız; tuvaletten gelmişseniz, kadınlarla ilişkiye girmişseniz ve su da bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla ellerinizi ve yüzünüzü mesh ederek teyemmüm edin. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir ve Çok Bağışlayıcı'dır.
1- Namaza. Sarhoşken namaz kılmaktan alıkonulmak, namazın nasıl bir ibadet olduğunun en önemli göstergesidir. Namaz kılarken gözetilmesi gereken en önemli şey, içtenliktir, kime ve niçin yöneldiğinin bilincinde olmaktır. İçtenlik ve bilinç yoksa namaz, namaz olmaz.
Ey iman edenler! Sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye (kendinize gelinceye kadar) ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz, ya da biriniz ayakyolundan (tuvaletten) gelmişseniz, yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah, Bağışlayandır, Esirgeyendir.
Ey inananlar, namaza yaklaşmayın ne söylediğinizi bilmeyecek kadar sarhoşken ve yolda değilseniz yıkanıncaya dek cünüpken. Hastaysanız, yahut yolculuktaysanız, yahut biriniz ayakyolundan gelirse, yahut da kadınlara dokunursanız, su bulamadığınız takdirde temiz toprakla teyemmüm edin, toprağı, yüzünüze ve ellerinize sürün. Şüphe yok ki Allah, bağışlayıcıdır, suçları örter.
Bu âyetlerin hükmü, içkinin haram edilişinden evvelki devreye aittir.
Ey iman edenler! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, ne dediğinizi bilinceye kadar bekleyin, boy abdestini gerektiren bir durumda iken de yıkanıncaya kadar kesinlikle namaz kılmayın. Fakat, yolcu iseniz ve yıkanma imkanından yoksun iseniz o başka. Çünkü eğer hasta iseniz veya seyahatte iseniz yahut abdestinizi yeni bozmuşsanız veya hanımlarınızdan birisine yaklaşmışsanız ve hiç su bulamamışsanız, o zaman temiz toprakla teyemmüm edin, ellerinize ve yüzünüze hafifce sürün. Bilin ki, Allah günahları temizleyen ve çok affedendir.
Ey iman edenler, sizler sarhoş ve zihinsel uyuşukluk halindeyken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken de, yolları mescitten geçenler hariç, gusledinceye kadar namaza, mescide yaklaşmayın.
Eğer hasta, yaralı olur veya yolculukta bulunursanız yahut herhangi biriniz ayakyolundan gelirse veya hanımlarınızla ilişkiye girmiş, su da bulamamışsanız, o zaman abdest alma veya gusul etme niyetiyle temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinizi ve ellerinizi-kollarınızı meshedin, namazınızı kılın. Allah çok affedicidir, kullarını daima koruma kalkanına alır.
Ey iman edenler! Sarhoş olduğunuz zaman ne söylediğinizi bilinceye kadar ve cünüpken, yolcu olmanız durumu dışında, gusül edinceye kadar, namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta olursanız, yahut içinizden biri tuvalet ihtiyacını görmüş olur veya kadınlara temas etmiş olursanız, [11] su bulamazsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin. O toprakla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Muhakkak ki Allah çok affedici, çok bağışlayıcıdır.
43.Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve Hakim, Hz Ali (r.a.)`nin şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: "Abdurrahman bin Avf (r.a.) bizi yemeğe davet etti ve bize şarap ikram etti. Şarap bizi sarhoş etti. Bu arada namaz vakti geldi. Beni namaz kıldırmak için öne geçirdiler. Ben de: "Kul yâ eyyuhe`l-kâfirun, lâ a`budu mâ ta`budun (:De ki: "Ey kâfirler! Ben sizin taptıklarınıza tapmam)" ibaresini: "Ve nehnu na`budu mâ ta`budun (:Biz de sizin taptıklarınıza taparız)" diye okudum. Bunun üzerine Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi11.Bazı müfessirlere göre buradaki temastan kastedilen kadına herhangibir şekilde dokunmak, tenin tene değmesidir. İmam Şafii ifadeyi bu anlamda alarak kadınlara dokunmanın abdesti bozacağına hükmetmiştir. İbnu Abbas`a ve onun dışındaki bazı müfessirlere göre ise burada temastan cinsel ilişki kastedilmektedir.
Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariçgusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ey iman edenler! Siz sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de cünub iken-yolcu olmanız müstesna- gusül yapmadıkça namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculukta bulunursanız, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahutta kadınlara dokunup da bir su bulamazsanız o vakit pâk bir toprağa teyemmüm edin; yüzlerinize ve ellerinize (dirseklerinize kadar) sürün. Şüphesiz ki Allah çok afvedici, çok bağışlayıcıdır. (Bakara, ve Maide 91. âyetlere bak.)
Ey iman edenler! Ne dediğinizi bilinceye kadar, sarhoş iken namaza yaklaşmayınız. Yolculuk hali hariç, cünüp iken de yıkanmadan namaza yanaşmayın. Eğer hasta veya yolcu iseniz veya tuvaletten çıkmış veya kadınlara dokunmuşsanız ve su bulamazsanız, temiz bir toprağa yönelin. Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin. Muhakkak Allah, Gafur ve Rahimdir.
Ey inanmış olanlar! Söylemiş olduğunuz sözleri bilene dek, sarhoşken namaza yaklaşmayın, cünüp bulunursanız yıkanmadıkça, yine böyledir, yolculuk hali başka; içinizden hasta olan, ya gurbette bulunan, ya ayak yolundan gelirseniz, ya da kadınlara dokunmuşsanız, su bulunmazsa, temiz, iyi toprağı yüzünüze, elinize sürünüz, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Ey inananlar! Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye (kendinize gelinceye) kadar, bir de -yolcu olmanız müstesna- cünüpken gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın! Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut herhangi biriniz tuvalete gidip ihtiyaç giderdikten sonra veya kadınlarınızla birlikte olup su da bulamamışsanız pak bir toprakla teyemmüm edin, (toprağı) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.
“Ne söylediğinizi bilinceye kadar” ifadesi, namazın çok dikkatli ve bilinçli eda edilmesi gerektiğini anlatmaktadır. Sarhoşken yani kişi ne dediğini ve ne istediğini bilmezken namaza durmasının bir anlamının olmayacağı vurgulanmaktadır. İnsan, namazda kimin huzurunda olduğunu, okuduklarının ne anlama geldiğini ve huzurunda durduğu yaratıcısıyla neleri konuştuğunu, O’na hangi konularda söz verdiğini, O’ndan neleri istediğini bilmelidir. Aksi taktirde namaz, sadece cehennem korkusuyla ya da cennet arzusuyla eda edilmiş olur ki bu namazın insanı kötülüklerden alıkoyması ve müspet manada insan davranışlarında etkili olması düşünülemez. Allah’ın istediği namaz da bu değildir zaten. Müslüman namazın her rekâtında; “Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz” diye Allah’a söz verdiğini bilecek ki kendisi gibi aciz varlıklara ve sahte otoritelere kulluk etmesin, onlardan medet ummasın! Namazda “Bizi, duygularımızla, ihtiyaçlarımızla, eğilimlerimizle birebir örtüşen, varlık kanunlarıyla tam bir uyum içinde olan o dosdoğru yola, yani İslâm’a ilet” diye dua eden kişi bunu hatırlayacak ki namazdan sonra İslam’a uymayan, Kur’an’ın getirdiği evrensel ahlak değerlerle örtüşmeyen davranışlar sergilemesin. Namazı, ahlaktan yoksun insanın Allah’ın rahmet kapısının önünde içi boş bir ritüel yapması değil, İslâm ahlakıyla tekâmül etmiş Müslümanın Allah’la hasbıhal etmesi olarak görsün.
Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar.
Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahut kadınlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.
Abdest alması veya gusletmesi gereken bir müslüman su bulamadığı takdirde toprak ve yeryüzü cinsinden bir şeyle teyemmüm eder. Teyemmüm hem abdest, hem de gusül yerine geçer. Ayrıca suyu kullanmaya engel olan hastalık, korku, suyun uzakta olması gibi bazı özür ve durumlar da teyemmümü câiz kılar.
İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilinceye kadar, yolcu olanlar hariç cinsel ilişkiden sonra yıkanıncaya kadar namaza durmayın. Hasta veya yolcu iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut kadınlarla cinsel ilişkiye girmiş olup da su bulamamışsanız, temiz ve kuru bir toprağa dokunup yüzünüze ve ellerinize sürerek teyemmüm edin. ALLAH Affeder, Bağışlar.
* Hadis ve sünneti Kuran'a ortak koşanlar bu ayetin, sarhoş edici içkileri yasaklayan ayet ile çeliştiğini iddia ederek bu ayeti inkar etmektedir. Müslümanların arasından, şeytana uyarak zina edenler, hırsızlık yapanlar, iftira edenler, ve alkollü içki kullananlar olabilir. Müslüman toplumu meleklerden oluşan bir toplum değildir. Rabbimiz, şeytana uyarak sarhoş olan bir müslümanın bu haliyle Allah'ın huzuruna durmamasını tembihliyor.
** Vücuttan kan akması, gaz kaçırmak veya kadınlarla tokalaşmak gibi mezhep kitaplarında yer alan durumlar abdesti bozmaz. Mezhepler arasında ihtilaf konusu olan bu nokta Kuran'da çok net olarak bildirilir.
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
Ey o bütün iyman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın: Söylediğinizi bilinceye kadar, cünüb iken de -yoldan geçmeniz başka- guslünüzü edinceye kadar, ve eğer hasta olur veya seferde bulunursanız veya biriniz hacet yerinden gelir veya kadınlara dokunursanız da suya güç yetiremezseniz o zaman temiz bir toprağa teyemmüm edin: Niyyetle yüzünüze ve ellerinize mesheyleyin, cidden Allah afvi çok bir gafur bulunuyor
Ey îman edenler, siz, serhoşken, ne söyleyeceğinizi bilinceye ve cünüb iken de - yolcu olmanız müstesna - gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, ya bir sefer üzerinde bulunursanız, yahud sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahud da kadınlara dokunub da bir su bulamazsanız o vakit temiz bir toprağa teyemmüm edin; yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şübhesiz Allah çok afvedici, çok yarlığayıcıdır.
Ey îmân edenler! Siz sarhoş iken ne söylemekte olduğunuzu bilinceye kadar, cünüb iken de yolcu olan(larınız) müstesnâ, gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın!(3) Fakat hasta(olur) veya bir yolculukta bulunur iseniz veya biriniz def'-i hâcetten gelir (abdesti bozulur)sa veya kadınlara dokunursanız, artık (abdest veya gusül almanızı gerektiren bu hâllerde) su bulamazsanız, o vakit temiz bir toprağa teyemmüm edin; sonra yüzlerinizi ve (dirseklere kadar) ellerinizi meshedin! Şübhesiz ki Allah, Afüvv (çok affedici olan)dır, Gafûr (çok bağışlayan)dır.
(3)İçkinin henüz yasaklanmadığı bir sırada bazı kimseler, içki içip sarhoş olmuşlar, namaz vakti geldiğinde de aralarından birini imam ta‘yîn etmişlerdi. Kâfirûn Sûresinin okunuşu esnâsında imam, âyetlerdeki olumsuzluk ifâde eden “***” edatlarını farkında olmayarak geçmişti. Bunun üzerine Allah-ü Teâlâ bu âyeti indirdi. Daha sonra Mâide Sûresinin 90-91. âyetleriyle içki tamâmen yasaklandı. Kezâ, bazı kimselerin hastalık, su bulamama gibi sebeblerle abdest alamamaları üzerine, bu âyetin teyemmümle münâsebetdar kısımları nâzil oldu. (Kurtubî, c.
3:5, 200-214)
Ey İman edenler! Namaza, sarhoş olup da ne söylediğinizi bilinceye ve cünüp iseniz yıkanıncaya kadar yaklaşmayın. Yalnızca yolculuk hali müstesna, eğer hasta iseniz veya yolculuk halinde iseniz veya sizden birisi tuvalet ihtiyacını yapmışsa veyahut kadınlarla cinsel temasta bulunmuşsanız ve birde su bulamadıysanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. (Ellerinizi toprağa vurup) Yüzlerinizi ve ellerinizi mesh edin. Şüphesiz ki Allah af edici ve bağışlayıcıdır.
Ey iman edenler! Sarhoş iken dediğinizi bilmedikçe namaza [⁶] yaklaşmayın [⁷]. Cünüp halinde de gusül edinceye kadar böyle. Meğer ki yolda gidiyorsanız. Eğer keyifsiz veya yolcuysanız yahut biriniz ayak yolundan geliyorsanız veya kadınlara dokunmuşsanız su da bulmazsanız pâk olan yer yüzünün temiz olan şeyi [⁸] ile teyemmüm edin. Artık yüzlerinize, ellerinize sürün. Çünkü Allah affeden yarlıgayan bir zattır.
[5] Toprak gibi nam ve nişanları kalmamasını, defn olunup toprak altında bulunmayı özenir.[6] Veya namaz mahalline.[7] Namaz vaktinde sarhoş olmayın demektir.
Ey iman edenler! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar ve cünüpken, yolcu olan müstesna, gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut hacet yerinden gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu durumlarda su bulamamışsanız, tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
Ey iman edenler! Sarhoşluk verici her türlü içkiden, uyuşturucudan uzak durun! Ama eğer bu günahı işleyip sarhoş olmuşsanız, sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye, yani iyice ayılıp kendinize gelinceye kadar namaza yaklaşmayın vecinsel ilişki veya şehvetle meni boşalması sonucu boy abdesti almanız gereken bir durumda, yani cünüp iken de, —hastalık, yolculuk ve su bulamama durumu hariç— tepeden tırnağa yıkanıp boy abdesti almadıkça,yine namaza yaklaşmayın. Ay hâli görmekte olan bir kadın da aynen cünüp gibidir. Cünüp olan kişi boy abdesti almadıkça namaz kılamaz, Kur’an okuyamaz, Kâbe’yi tavaf edemez ve mescide giremez.Ama eğer hasta veya yolculuk hâlinde iken abdest almanız veya yıkanmanız gerektiği hâlde, buna imkân bulamamış iseniz, yâhut hasta veya yolcu olmadığınız hâlde, tuvalet ihtiyacınızı gidermiş veya bir kadınla aşırı derecede şehvet uyandıracak şekilde temasta bulunmuş olur da, abdest alacak veya yıkanacak su bulamazsanız, ya da bulduğunuz suyu kullanmanıza herhangi bir engel varsa, o zaman, namaza bir ön hazırlık olarak şöyle teyemmüm alın: temiz bir toprak veya taş, kireç, kum ve benzeri toprak cinsinden bir madde bulun ve ona ellerinizi hafifçe sürüp çırptıktan sonra, ellerinizi yüzünüze ve kollarınıza sürün. Zorunlu hâllerde, bu da abdest veya gusül yani boy abdesti yerine geçer. İşte Allah, size böyle kolaylıklar sunuyor. Zira Allah çok merhametli, çok bağışlayıcıdır. Namaz ve diğer ibâdetlerle içe doğru derinleşirken, dış dünyayı da ihmal etmeyin. Çünkü her zaman çevrenizde, size kin besleyen düşmanlarınız olacaktır:
Ey iman edenler!
Sarhoş iken, ne diyeceğinizi bilinceye kadar Namaz’a yaklaşmayın!
Yolculukta olmanız hariç, cünüp iken gusledinceye kadar da (namaza yaklaşmayın)!
Hasta veya yolculuktaysanız yahut Tuvalet’ten gelmişseniz yahut Kadınlar’a dokunmuş olup su bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin, ellerinize ve yüzlerinize meşhedin / sürün!
Allah, bağışlayan affedendir.
Ey îman edenler! Sarhoş iken, ne söylediğinizi bilinceye, cünüp iken de -yolcu olmanız dışında- boy abdesti alıncaya kadar, namaza yaklaşmayın.1 Eğer hasta olmuşsanız veya yolcu iseniz yahut helâdan gelmişseniz ya da kadınlara yaklaşmış2 ve de su bulamamışsanız; temiz bir topraktan3 yüzlerinize ve ellerinize sürerek teyemmüm4 edin. Şüphesiz ki Allah, çok affedicidir, pek bağışlayıcıdır.5
1 Bu âyetin iniş sebebini Hz. Ali (r.a) şöyle anlatır. Bir gün Abdurrahman b. Avf bizi yemeğe davet etti. Yemekle birlikte şarap da ikram etti. Şarap bizden alacağını aldı. Namaz vakti gelince önümüze geçip, bize namaz kıldırdı. Namazda Kafirun sûresini )قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ لَا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ وَ نَحْنُ نَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ( şeklinde yanlış okudu. Allah da bu âyeti indirdi. (Tirmîzî) Bu yasaklama, sarhoşun namaz kılamayacağına delâlet ettiği gibi, sarhoşun ve cünüp olan kimselerin mescidlere giremeyeceğine de dolaylı olarak delâlet edebilir.2 Buradaki dokunmanın, karı-koca ilişkisi olduğunda ittifak vardır ve bundan dolayı da gusül icap eder. El veya diğer uzuvların yani tenin tene dokunması ihtilâflıdır. Hanefilere göre; kadının erkeğe, erkeğin kadına teninin tenine dokunmasıyla abdest bozulmaz. Zahirilere ve Şafiilere göre namaz abdesti bozulur, gusül abdesti bozulmaz.3 (Mâide: 6.) âyette bu âyetten fazla olarak (مِنْهُ) ifâdesi bulunduğu için tercüme bu şekilde yapılmıştır. Bu ifâdeden dolayı taş ve mermer türü olan maddelerle teyemmüm yapmanın câiz olup olmayacağı hakkında ihtilâf vardır. Buna göre taş ile teyemmüm ruhsat, toprak ile ihtiyattır4 Teyemmüm: Lügatte kastetmek demektir. Bu sebeple niyetsiz teyemmüm olmaz. “Sa’ıyd,” yeryüzü demektir ki taşa toprağa şamildir. Binaenaleyh eline hiç toprak, bulaşmasa bile bir taş ile teyemmüm caiz olur. (İmam Şafiî birazcık olsun toprak bulaşmalı demiştir.) “Tayyib” de tertemiz demektir. Binaenaleyh teyemmüm edilen malzemenin pis veya şüpheli olmaması gerekir. Teyemmüm, niyet edilerek elleri bir kere taşa-toprağa vurup yüzü mesh etmek, bir kere daha vurup dirseklere kadar elleri mesh etmektir. Bu, kalben yapılan bir taharettir. Zira kalbi pis olanlar ne yaparlarsa yapsınlar temizlenemezler. Tabii ki bazı durumlarda kalp temizliği de kâfi gelmez, maddeten zahiri de temizlemek gerekir. Su bulamayınca zarurette teyemmüm esasen kalbî bir taharettir ki; Cenab-ı Hak, teyemmüme ruhsat verir. Fakat sarhoşluğa ve cünüp durmağa asla müsaade etmez. 5 Bu âyet, içkinin yasaklanması hakkındaki Bakara: 219. âyetten sonra inen ikinci âyettir. Bu konunun teferruatı için Bk.(Mâide: 90)
SİZ EY imana ermiş olanlar! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, 54 ne dediğinizi bilinceye kadar (bekleyin); ve boy abdestini gerektiren bir durumda [iken de] 55 yıkanıncaya kadar -seyahatte olmanız [ve yıkanma imkanından yoksun bulunmanız] hali dışında- [namaza kalkışmayın]. Ama eğer hasta iseniz veya seyahatteyseniz yahut tabii ihtiyacınızı yeni gidermişseniz 56 veya bir kadın ile birlikte olmuşsanız ve hiç su bulamıyorsanız, o zaman temiz toprağı alın, [onunla] yüzünüzü ve ellerinizi hafifçe ovun. 57 Bilin ki Allah, gerçekten günahları temizleyendir, çok affedicidir.
Ey iman edenler, sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüp iken de yolculuk durumu hariç, yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut eşlerinizle münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir yer/yüzey ile teyemmüm edin. Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla mesh edin. Şüphesiz Allah, affeden ve bağışlayandır. 2/219, 5/6, 5/90-91-92-93, 16/67
SİZ ey iman edenler! Sarhoşken ne dediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -seyahat (gibi yıkanmayı güçleştiren hâller) hariç- yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın![781] Fakat eğer hastaysanız ya da yolculuk yapıyorsanız veya ihtiyaç giderdikten sonra yahut kadınlarla birlikte olmuşsanız ve üstelik su da bulamıyorsanız, o zaman temiz bir toprak alıp yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin![782] Unutmayın ki Allah tarifsiz bir affedicidir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.
[781] Bir hüküm içermeyen Nahl 67’yi saymazsak, bu âyet içki yasağının ikinci aşamasını temsil eder. Bakara 219 ile başlayan süreç, Mâide 90 ile tamamlanır. Bu âyetlerin hiçbirisinin hükmü geçersiz kılınmamıştır. Benzer şart ve ortamların oluştuğu durumlarda âyetlerin hükümleri de caridir. Bu yasak ibadet ile bilinç arasındaki kopmaz ilişkiye dikkat çeker. İçki insan aklını örtüp bilinci uyuşturduğu için yasaktır. Her alkolik yola ilk ve tek yudumla çıktığı için, o ilk ve tek yudum da yasaktır.
[782] Teyemmüm sembolik abdesttir. Su, kardeşi olan toprakla niyabet ilişkisine sahiptir.
Ey mü'minler! Siz sarhoşlar olduğunuz halde ne söyleyeceğinizi bileceğiniz ana kadar ve cünup olduğunuz halde de (yolcu olmak müstesna) gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayınız. Ve eğer siz hasta veya sefer halinde olursanız veya sizden biri ayakyolundan gelir de veya siz kadınlara dokunur da su bulamazsanız o zaman temiz bir toprak ile teyemmüm ediniz. Yüzlerinize ve ellerinize mesheyleyiniz. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ affedici ve yarlığayıcıdır.
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye, cünüp iken de -yoldan geçmeniz dışında- gusledinceye kadar mescide yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz, veya tuvaletten gelmiş yahut hanımlarınızla yatmış olur da gusledecek su bulamazsanız, O vakit temiz toprağa teyemmüm edin, arınmak niyetiyle yüzünüze ve ellerinize meshedin. Muhakkak ki Allah afüv ve gafurdur (af ve mağfireti boldur). [2, 219; 5, 90-91]
Burada “salat”dan maksat “namaz kılınan yer” yani mescittir. “Âbirî sebil” yolu mescidin içinden geçen kimsedir. Sarhoş edici içki içmek, nihaî olarak haram kılınmadan önce bu şekilde iyice kısıtlanmıştı. İçenler ancak yatsı namazını kıldıktan sonra içebiliyorlardı. 5,90-91 ile ise mutlak olarak haram kılındı. Teyemmüm: Su bulunmaz veya hastalık sebebiyle kullanmaya mani bir durum varsa, abdest veya gusül için, mânen temizlenmek niyeti ile, el temiz toprağa vurulup yüz ve kollar meshedilerek gerçekleştirilir. Bu izin, Müslümana en azından bir nizama uyma, itaat edeceği bir mercinin huzurunda olma bilinci verir. Kişinin zihninde, kendisini temizleme ve namazın kutsal olduğu fikrini canlı tutar.
Ey inananlar, sarhoşken namaza yaklaşmayın ki ne dediğinizi bilesiniz. Yoldan geçici olmanız dışında, cünüp iken de yıkanıncaya kadar (namaza yaklaşmayın). Eğer hasta, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (bu durumlarda) su bulamadığınız takdirde temiz toprağa teyemmüm edin: (Toprağı) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah, çok affeden, çok bağışlayandır.
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Sarhoşsanız, ne dediğinizi bilinceye kadar; cünüpseniz yıkanıncaya kadar, namaza yaklaşmayın [1]. Seyir halinde olursanız o başka. Hasta veya yolculuk halinde[2] iseniz, yahut biriniz tuvaletten gelmişse ya da kadınlara temas etmiş olup su da bulamazsanız temiz bir toprağa [3] teyemmüm edin. Ondan yüzünüzü ve ellerinizi silin (mesh edin). Allah affeder ve bağışlar.
[1] Görüldüğü gibi namaz kılmaya engel olan tek şey sarhoşluktur. Adetli kadınların namaz kılamayacağına dair söylenen sözlerin sağlam bir dayanağıo yoktur. [2] [3] saîden(صَعٖيدًا): En yaygın anlamı topraktır. Ancak dış yüzey anlamına da gelir. Kur'an'da bu kelime Kehf
18:8 ayetinde Dünya'nın dış yüzeyi, yeryüzü anlamında geçmektedir.
-Ey iman edenler, sarhoş iken ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz veya tuvaletten gelmişseniz yahut kadınlarınızla münasebette bulunmuş da su bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize hafifçe sürün. Şüphesiz Allah affeden ve bağışlayandır.
Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüp iken—yolcu değilseniz—gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın. Hasta veya yolcu olursanız, yahut abdest bozduktan veya kadınlarınızla münasebette bulunduktan sonra su bulamayacak olursanız, temiz bir toprakla teyemmüm ederek yüzünüzü ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah çok affedici, çok bağışlayıcıdır.
Ey iman edenler! Sarhoşken, ne söylediğinizi bilinceye kadar, cünüpken de -yolculuk halinde olmanız müstesna- boy abdesti alıncaya kadar namaza/duaya yaklaşmayın. Eğer hastalanırsanız yahut yolculuk halinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, bütün bu durumlarda su da bulamamışsanız, temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yani yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Allah Afüvv'dür, günahları affeder, Gafûr'dur, hataları bağışlar.
iy anlar kim įmān getürdiler yaķın gelmen namāza siz esrükler-iken tā bilesiz anı kim eydürsiz ne daħı cunubler-iken illā yol geçicilerken tā yunasız. daħı eger olasız śayrular yā sefer üzerinde, yā gele biregü sizden aşaķ yirden, yā yaķınlıķ eylesiz 'avratlara ya'nį śu döküp daħı [42b] pes bulmayasız śu ķaśd eyleñ ŧopraķa aru pes süzüñ yüzlerüñüze daħı ellerüñüze bayıķ Tañrı, oldı 'afv eyleyici yarlıġayıcı.
İy īmān getüren kişiler yaḳın olmañuz namāza siz esrük olġanda ḥattābilince ki ne söylerler. Cünüb olġanda daḫı namāz yirine yaḳın olmañuz,ya‘nī mescidlere. Līkin yoluñuz uġrayup geçseñüz yazuḳ yoḳdur, ḥattā ġusleyleyince. Daḫı eger ḫasta olsañuz, yā seferde olsañuz, yā bir kim‐señüz gelse su evinden yā ‘avratlara yitişseñüz, ṣu ṭapmasañuz teyemmümeyleñüz, aru ṭopraḳ bile silüñüz yüzlerüñüzi, ḳollaruñuzı daḫı. TaḥḳīḳTañrı Ta‘ālā ‘afv idicidür, yazuḳlar baġışlayıcıdur.
Ey iman gətirənlər! Sərxoş ikən nə dediyinizi anlamayana qədər və cunub (murdar) olduğunuz zaman - yol ötən müsafirlər müstəsnadır - qüsl edənədək namaza (namaz qılınan yerə) yaxınlaşmayın. Xəstələndikdə və ya səfərdə olduqda, sizlərdən biri ayaq yolundan gəldikdə, yaxud qadınlara toxunmuş (yaxınlıq etmiş) olduqda (qüsl və dəstəmaz üçün) su tapmadığınız zaman pak bir torpaqla təyəmmüm edin, (ovuclarınızı) üzünüzə və əllərinizə sürtün! Şübhəsiz ki, Allah əfv edəndir, bağışlayandır!
O ye who believe! Draw not near unto prayer when ye are drunken, till ye know that which ye utter, nor when ye are polluted, save when journeying upon the road, till ye have bathed. And if ye be ill, or on a journey, or one of you cometh from the closet, or ye have touched women, and ye find not water, than go to high clean soil and rub your faces and your hands (therewith). Lo! Allah is Benign, Forgiving.
O ye who believe! Approach not prayers with a mind befogged,(562) until ye can understand all that ye say,- nor in a state of ceremonial impurity (Except when travelling on the road), until after washing your whole body. If ye are ill, or on a journey, or one of you cometh from offices of nature, or ye have been in contact with women, and ye find no water,(563) then take for yourselves clean sand or earth, and rub therewith your faces and hands. For Allah doth blot out sins and forgive again and again.*
562 The reference is either to a state of intoxication or to a dazed state of mind on account of drowsiness or some other cause; or perhaps both are implied. Before the prohibition of intoxicants altogether was promulgated, it was at least unbecoming that people should come to prayers in such a state. For prayers it is only right that we should collect our whole minds and approach Allah in a spirit of reverence. "Prayers" (Salah) here may mean "a place of prayers," a Mosque: the resulting meaning would be the same. 563 The strictest cleanliness and purity of mind and body are required, especially at the time of prayer. But there are circumstances when water for ablutions is not easily obtainable, especially in the dry conditions of Arabia , and then washing with dry sand or clean earth is recommended. Four such circumstances are mentioned: the two last when washing is specially required; the two first when washing may be necessary, but it may not be easy to get water. For a man, when he is ill, cannot walk out far to get water, and a man on ajourney has no full control over his supplies. In all four cases, where water cannot be got, cleaning with dry sand or dry earth is recommended. This is called Tayammum, (Cf.
4:159 and
5:6).