Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
574, sondan
5663. ayet;
4. sure ve
Nisâ Suresinin
81. ayetidir.
Nisâ Suresi 81. ayetinin kelime sayisi
24, harf sayısı
101 ve toplam ebced değeri ise
7892 olarak hesaplanmıştır.
Nisâ Suresinin toplam ebced değeri
1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
ويقولون طاعة فاذا برزوا من عندك بيت طائفة منهم غير الذي تقول والله يكتب ما يبيتون فاعرض عنهم وتوكل على الله وكفى بالله وكيلا
ويقولونطاعةفاذابرزوامنعندكبيتطائفةمنهمغيرالذيتقولواللهيكتبمايبيتونفاعرضعنهموتوكلعلىاللهوكفىباللهوكيلا
Veyekûlûne tâ’atun fe-iżâ berazû min ‘indike beyyete tâ-ifetun minhum ġayra-lleżî tekûl(u)(s) va(A)llâhu yektubu mâ yubeyyitûn(e)(s) fea’rid ‘anhum vetevekkel ‘ala(A)llâh(i)(c) vekefâ bi(A)llâhi vekîlâ(n)
Sana “baş üstüne” derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah, onların geceleyin kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma. Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.[126]
Münafıklar, İslâm toplumunu dağıtmak için akla hayale gelmedik hile ve desiselere başvurdular. Hz.Peygamberin huzurunda, “Tamam, kabul, baş üstüne” dedikleri hâlde, kendi başlarına kalınca gizli plânlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı. Allah, onların bütün tuzaklarını boşa çıkarmıştır.
Gerek ülke içinde gerekse dış dünyada İslâm davetine olumlu cevap vermeyenler, Allah’a ve resulüne itaat etmeyenler bulunacaktır. Bunlara karşı müslümanların siyasî ve hukukî tutumları birçok âyette işlendiği üzere, din ve vicdan hürriyeti, adalet, iyilikte yarış ve dayanışma... çerçevesinde ülkeyi ve dünyayı paylaşmak şeklinde olacaktır. Sayıları ve güçleri ne olursa olsun İslâm’a girmekten yüz çevirenler karşısında müminlerin psikolojik durum ve tutumları ise kendine ve davasına güvenen insanların durum ve tutumları gibi olacaktır. Çünkü müminler hak dine inanmakta, onu hayatlarında rehber edinmekte ve güçlerini, huzurunda secde ettikleri kadir-i mutlak olan Allah’tan almaktadırlar. Bütün insanlar bir tarafta O bir tarafta olsa yine de güvenmek için Allah yeter.
(Münafıklar) “Başüstüne!” derler. Yanından ayrılınca onlardan bir kısmı, senin dediğinden başkasını gizlice kurar. Allah da onların gizlice kurduklarını yazmaktadır. Sen onlardan yüz çevir (aldırma) ve Allah’a güven! [Vekil] (güven kaynağı) olarak Allah yeter.
Onlar, “Biz sana itaat ediyoruz” derler; ama yanından ayrılınca onlardan bir kısmı, senin dediğinden başkasını gizlice kurar. Allah da onların gizlice kurduklarını yazar. Sen onlara aldırma ve Allah'a dayan; vekil olarak Allah sana yeter.
Sana, “itaat ettiklerini” söylüyorlar. Senin yanından ayrılıp, yalnız kaldıkları zaman, onlardan bir grup, arkandan¹, senin yanında söylediklerinden farklı şeyler tasarlıyorlar. Allah, onların, arkandan gizlice tasarladıkları şeylerin hepsini kaydediyor. Onlara aldırma, yalnız Allah'a dayan, vekil olarak Allah sana yeter.
1- Kimsenin olmadığı yerlerde, baş başa kaldıklarında.
(Sana karşı) "Tamam-kabul!" (itaat edeceğiz) derler. Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup geceleyin karanlıklarda (gizli odalarda ve kendi aralarında) Senin söylediğinin tam tersini kurgular (ve konuşurlar) . Allah, karanlıklarda (gizli ortamlarda ve sinsi kafalarla) neler kurduklarını (biliyor ve) yazıyor. Sen onlardan (bu tutarsız ve münafık tavırlarından) yüz çevir ve aldırma! Allah'a tevekkül et, Vekîl olarak Allah kâfidir.
Bizden itaat etmek derlerse de yanından ayrıldılar mı onların bir kısmı, geceleyin senin dediğinden bambaşka şeyler kurar, Allah da onların kurduklarını yazar. Yüz çevir onlardan de dayan Allah'a, Allah yeter koruyucu olarak.
Onlar, biz sana itaat ediyoruz derler, ama yanından uzaklaştıklarında, içlerinden bir kısmı gecenin karanlığında, senin getirdiğin mesajlardan başka şeyler tasarlarlar. Allah onların gece kurdukları ve gizlice tasarladıkları herşeyi kaydeder. O halde onları kendi başlarına bırak ve sadece Allah'a güven, zira hiç kimse Allah kadar güvene layık olamaz.
Sana:
“Baş üstüne, emrin yerine getirilecek, devletine itaat edilecektir" derler. Senin yanından ayrılınca da, içlerinden bir kısmı geceleyin gizlice, gündüz senin söylediklerinin aksini tasarlarlar. Allah da onların gece gizlice tasarladıklarını yazar, kaydeder. Sen onların faaliyetlerine karşı tedbir al, sonuçlarını Allah'tan bekle, Allah'a güvenip dayan, işlerini Allah'a havale et. Hâmi ve güvence olarak Allah hepsine karşı sana yeter.
"Baş üstüne" diyorlar. Senin yanından ayrıldıklarında ise onlardan bir grup geceleyin senin söylediklerinden ayrı hesaplar kuruyorlar. Allah onların geceleyin kurdukları hesapları yazıyor. Sen onlara aldırma ve Allah'a güven. Allah vekil olarak yeter.
'Tamam-kabul' derler. Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini kurarlar. Allah, karanlıklarda kurduklarını yazıyor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.
Huzurunda münafıklar: “- Baş üstüne, işimiz itaattır” derler. Sonra da yanından çıktıklarında içlerinden bir kısmı, dediklerine aykırı olarak geceleyin söz uydururlar. Allah onların kurup yaptıkları tezviratı yazıyor. Onun için sen, yüzlerine vurma, onlardan vazgeç ve Allah'a güvenip dayan. Allah vekil olarak yeter.
“Kabul ettik” derler. Senin yanından çıktıkları zaman, onlardan bir tayfa, dediklerinin tersini kurarlar. Hâlbuki Allah, onların kalplerinde kurduklarını yazıyordur. Artık onlardan vazgeç, Allah’a tevekkül et ve (bil ki) koruyucu sahip olarak Allah yeter.
[İnsanları ikiyüzlülüğe iten, belli bir prensibe ve kişiliğe sahip olmayışlarıdır. Başka bir ifade ile gerçeklere, İlahi mesajlara inanmayışlarıdır.]
Sana «Başeğdik» derler, yanından ayrılınca, onların bir nicesi, geceleyin, senin dediğinden başkasını düşünürler, Allah da yazar onların düşündüklerin, onlardan yüz dönesin, Allaha dayanasın, yeter Allah sana vekil olarak
Yüzüne karşı “evet” derler. Fakat onların bir grubu yanından ayrıldıktan sonra geceleyin aleyhinde sana verdikleri sözle bağdaşmayan planlar/tuzaklar kurarlar. Hiç şüphesiz Allah onların geceleri kurdukları planları/tuzakları (görüyor ve) kaydediyor. Sen onlara aldırma ve Allah'a güven (çünkü Allah da plan yapıyor). Vekil olarak Allah sana yeter.
"Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazıyor, onlara aldırış etme. Allah'a güven, vekil olarak Allah yeter.
«Başüstüne» derler, ama yanından ayrılınca onlardan bir kısmı, senin dediğinden başkasını gizlice kurar. Allah da onların gizlice kurduklarını yazar. Sen onlara aldırma ve Allah'a dayan; sana vekil olarak Allah yeter.
İnanmadıkları halde öyle görünen münafıklar Resûlullah’ın huzurunda iken, O ne söylerse kabul ediyor ve itaatkâr görünüyor; huzurundan ayrılıp kendi başlarına kalınca bilhassa geceleri gizli planlar ve tuzaklar hazırlıyorlardı.
"Tamam, itaat ediyoruz," derler. Ancak senin yanından çıktıklarında onlardan bir takımı, söylemiş olduklarının tersini kuruyor. ALLAH onların planlayıp kurdukları şeyleri kaydediyor. Onlara aldırma; ALLAH'a güven. Destekleyici olarak ALLAH yeter.
Sana "Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin (gündüz) söylemiş olduklarının tersini kurarlar. Allah onların geceleyin tasarladıklarını yazıyor. Sen onlara aldırma. Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.
Bâş üstüne diyorlar sonra da yanından çıktıklarında içlerinden bir takımı dediklerinin hilâfına tezvirat yapıyorlar, Allah da yaptıkları tezviratı kaydediyor, onun için sen yüzlerine vurmaktan vaz geç de Allaha havale et Allah vekil yeter
(Sana) «Hayhay» derler. Fakat senin yanından ayrıldıkları zaman da onlardan bir güruh geceleyin senin söyleyegeldiğinden başkasını kurar (lar). Allah onların gizlice ne plânlar kurduklarını yazıyor. Onun için sen onlardan yüz çevir (aldırış etme). Allaha güvenib dayan, Allah, bir vekîl olarak, yeter.
Bununla berâber (münâfıklar, kendilerine bir şey emrettiğin zaman:) “Baş üstüne!” derler; fakat senin yanından çıktıkları zaman onlardan bir tâife, senin söylediğinden başkasını geceleyin uydurur. Allah ise, geceleri (ne hîleler) kurmakta olduklarını yazıyor (hesâbını sormak üzere, kaydediyor). Artık (sen) onlara aldırma ve Allah'a tevekkül et! (Sana) vekîl olarak da Allah yeter.
“Elçiye itaat gereklidir” diyorlar. Senin yanından ayrıldıktan sonra, onlardan bir gurup, senin yanında söylediklerinden başka başka planlar yaparak geceyi geçiriyorlar. Onlar gece ne planlıyorlarsa, Allah hepsini kayıt ediyor. Onlardan yüz çevir (yaptıklarına aldırış etme), Allah’a güven, zira vekil olarak Allah yeter.
Münafıklar «bizden ita/at» derler, yanından çıktıkları vakit onlardan bir güruh gece senin dediğinden başkasını [²] kurarlar. Allah da o kurduklarını yazar. Böyle olunca onlardan vaz geç! Allah/a mütevekkil ol. Allah/ın vekil olması elverir.
[2] Emrinden başkasını veya huzurunda dedikleri ta'attan başkasını yani isyan etmeği kurarlar.
(Yüzüne karşı) “İtaat” derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazmaktadır. Onlardan yüz çevir, Allah'a güven, vekil olarak Allah yeter.
Münâfıklar, yüzüne karşı “Emrindeyiz!” diyorlar. Fakat içlerinden bir kısmı, senin yanından ayrılır ayrılmaz, sabahlara kadar önceki söylediklerinin tam tersi plânlar kuruyorlar. Fakat Allah, gece boyunca kurdukları bu hileleri bir bir kaydediyor. Ve hepsinin cezasını da bir bir verecektir! O hâlde, artık onlara fazla yüz verme! Sana zarar verirler diye de korkma,Allah’a güven! Zira güvenilir bir vekil olarak, sana Allah yeter! O hâlde, sürekli Kur’an’ı gündeme getirerek onları düşünmeye dâvet et:
“İtaat” diyorlar; ama senin yanından ayrılınca onlardan bir takımı, söylediğinden başkasını kurguladılar.
Ne kurguluyorlarsa, Allah yazıyor.
Onlardan yüz çevir!
Allah’a tevekkül et!
Vekîl olarak Allah yeter.
(O münâfıklar) senin yüzüne karşı, “tamam” derler, fakat senin yanından çıkar çıkmaz, onlardan bir kısmı, sana söylediklerinin tam tersini yaparlar.1 Allah da onların (bu yaptıklarını) yazar. Sen onlara aldırış etme. Allah’a güven. Koruyucu olarak sana, Allah yeter.
1 Bu bölüm kelime anlamıyla; “Onlardan bir kısmı yatağında sana söyleyeceğinin veya senin söyleyeceğinin tam tersini yatırır. Sana itaat ettik dediği halde gönlünde ve sinesinde daima isyanı yatırır.” diye de anlaşılabilir.
Onlar, “Biz sana itaat ediyoruz.” 95 derler, ama yanından uzaklaştıklarında, içlerinden bir kısmı, gecenin karanlığında, senin dile getirdiğin [i-nançlar]dan başka şeyler tasarlarlar; 96 ve Allah onların böyle gece karanlığında tasarladıkları her şeyi kaydeder. O halde kendi başlarına bırak onları ve yalnızca Allah'a güven; zira hiç kimse Allah kadar güvene layık olamaz.
Onlar “Baş üstüne!” derler ama yanından ayrılınca da onlardan bir bölümü, gece boyunca söylediklerinin tam tersini yaparlar. Allah, onların gece boyunca yaptıkları planları kaydediyor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah’a dayan. Vekil olarak Allah yeter. 45/29, 58/6, 33/3
(İkiyüzlüler) “Baş üstüne!” derler, ama yanından uzaklaştıklarında, içlerinden bir güruh gece boyunca senin yanında dile getirdiğinden farklı işler çevirirler. Ama Allah onların gece karanlığında çevirdikleri işleri kaydetmektedir. Şu hâlde işine bak[813] ve Allah’a dayan; zira dayanak olarak Allah yeter.
[813] İrâd’ın anlamı “yüz çevirmek” olamaz. Nedeni için 63. âyetin notuna bkz. Fe a’rıd anhum ibaresinin vurgusu yükleminden çok öznesine dönüktür. Onlardan yüz çevirmekten amaç, kendi işine bakmasıdır (Tevelli ile farkı için bkz:
53:29, not 21). Bu açıdan “onları boşver” anlamındaki fe zerhum (
23:54 vd.) formundan ayrılır. Bu ikincisinde vurgu, özneden çok yükleme aittir.
Ve «İtaatkarız» derler. Sonra senin yanından ayrıldıkları zaman onlardan bir gürûh senin dediğin şeyin başkasını geceleyin kuruntu yapar. Ve Allah Teâlâ onların ne kuruntularda bulunduklarını yazıyor. Artık onlardan yüz çevir ve Allah Teâlâ'ya tevekkül et. Ve Cenâb-ı Hak vekil olarak kifâyet eder.
Münâfıklar sana “Baş üstüne! ” derler. Fakat yanından çıkınca, onlardan bir güruh gece karanlığında senin söylediklerinin tersine plânlar kurarlar. Allah onların o gizli plânlarını bir bir kaydediyor. Onun için sen suçlarını yüzlerine vurmaktan vazgeç de Allah'a havale et, Ona tevekkül et. Sana vekil olarak Allah yeter. [24, 47; 4, 84]
Peki, derler, ama yanından çıkınca içlerinden birtakımı senin söylemiş olduğunun tersini kurar. Allah, onların geceleyin ne düşünüp kurduklarını yazmaktadır. Sen onlara aldırma, Allah'a dayan. (Sana) vekil olarak Allah yeter.
Hz. Peyğgamber devrinde münâfıklar, İslâm topluluğunu dağıtmak için her çâreye başvurdular. Fakat Allah onların bütün düzenlerini boşa çıkardı. Ortaya çıkma zamanı gelen hakkın önünde hiçbir engel duramaz.
Sana "Baş üstüne" derler, fakat yanından çıkınca içlerinden bir kesimi, geceleyin senin dediğinden başka şeyler tasarlarlar. Allah onların tasarladıklarını yazar. Onlara karşı dikkatli ol ve Allah'a güven. Dayanak olarak Allah yeter.
(Sana) 'itaat ettik” derler. Yanından ayrılınca da onlardan bir bölümü söylediklerinin tersini yaparak gecelerler. Allah, onların nasıl gecelediğini kaydediyor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah'a dayan. Vekil olarak Allah yeter.
Onlar “Başüstüne” diyorlar; senin yanından ayrılınca da, onlardan bir zümre, söylediklerinin tersine, sinsice tuzaklar kuruyor. Allah da onların kurduğu tuzakları kaydediyor. Sen onlara aldırma, Allah'a tevekkül et.(28) Zira vekil olarak Allah yeter.
(28) Tevekkül için
3:160’ın açıklamasına bakınız.
"Baş üstüne" diyorlar ama senin yanından ayrıldıklarında, içlerinden bir grup senin söylediğinin tam tersini planlıyor. Allah, onların sabahlara kadar kurup durduklarını yazıyor. Onlardan yüz çevir, Allah'ı vekil et. Vekil olarak Allah yeter.
daħı eydürler ya'nį münafıķlar ŧa'atdur pes ķaçan çıķdılar ķatundan düner düzdün düze bir bölük anlardan andan ayruķ kim eydürler. daħı Tañrı yazar anı kim dünerler düzgün düze. pes yüz döndür anlardan daħı tevekkül eyle Tañrı’ya daħı. dapdur Tañrı, iş sürici.
Daḫı eydürler muṭī‘ olduḳ, ḳaçan çıḳsalar senüñ ḳatuñdan gice bile yatar‐ken bir ṭā’ife anlardan ol eyitgen sözden özgesin söyler. Tañrı Ta‘ālā yazaranlar giçe‐y‐ile söyleşdüklerin. Pes terk eyle anları yā Muḥammed, daḫı ṣıġın Tañrıya, daḫı yitişür Tañrı Ta‘ālā vekīlligi.
(Ya Rəsulum!) Onlar: (Sənə) itaət edirik!” – deyir, lakin sənin yanından çıxıb getdikləri zaman onların bir qismi dediyinin əksinə fikirləşir. Allah onların niyyətində olanları (əməl dəftərlərinə) yazır. Sən onlardan üz çevir, Allaha təvəkkül et! Allahın (sənə) vəkil olması kifayət edər!
And they say: (It is) obedience; but when they have gone forth from thee a party of them spend the night in planning other than what thou sayest. Allah recordeth what they plan by night. So oppose them and put thy trust in Allah. Allah is sufficient as Trustee.
They have "Obedience" on their lips; but when they leave thee, a section of them Meditate all night on things very different from what thou tellest them. But Allah records their nightly (plots): So keep clear of them, and put thy trust in Allah, and enough is Allah as a disposer of affairs.(600)*
600 If we trust people who are not true, they are more likely to hinder than to help. But Allah is All-Good as well as All-Powerful, and all our affairs are best entrusted to His care. He is the best Guardian of all interests. Therefore we should not trust the lip professions of hypocrites, but trust in Allah. Nor should our confidence in Allah be shaken by any secret plots that enemies hatch against us. We should take all human precautions against them, but having done so, we should put our trust in Allah, Who knows the inner working of events better than any human mind can conceive.