Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
4365, sondan
1872. ayet;
43. sure ve
Zuhruf Suresinin
40. ayetidir.
Zuhruf Suresi 40. ayetinin kelime sayisi
11, harf sayısı
42 ve toplam ebced değeri ise
3060 olarak hesaplanmıştır.
Zuhruf Suresinin toplam ebced değeri
253993 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ح (0)
م (5) bulunuyor.
افانت تسمــع الصم او تهدي العمي ومن كان في ضلال مبين
افانتتسمــعالصماوتهديالعميومنكانفيضلالمبين
Efe-ente tusmi’u-ssumme ev tehdî-l’umye vemen kâne fî dalâlin mubîn(in)
Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
Şartlanmışlık sebebiyle doğruyu dinleme, görme ve doğru düşünme kabiliyetlerini kaybetmiş kimselere laf anlatmak imkânsız gibidir. Bu gerçekten hareketle Hz. Peygamber’in ve onun tebliğ sünnetini yerine getiren ümmetin, “Neden bizi dinlemiyor ve anlamıyorlar?” veya “Bunca zulme ve sapkın inançlarda ısrara rağmen niçin bunlara hak ettikleri ceza verilmiyor?” sorularıyla bunalmamaları, aksine sabretmeleri, işi Allah’a bırakmaları gerekmektedir. Allah, Hz. Peygamber’e müşriklerin âkıbetini gösterse de (nitekim bir kısmını Medine döneminde göstermiştir) göstermese de gerekeni yapacak, herkese hak ettiğini verecektir; çünkü O’nun kudreti karşısında duracak bir güç yoktur.
Sağırlara sen mi duyuracaksın veya körleri ve apaçık sapkınlıkta olanları sen mi doğru yola ulaştıracaksın!
Manen sağır olanlara sen mi işittireceksin; yahut manevi körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin?
O halde sağıra sen mi işittireceksin? Veya köre ve apaçık sapkınlıkta olana doğru yolu gösterebilir misin?
(Ey Nebim!) Öyleyse sağır olanlara Sen mi dinletip (gerçeği duyuracaksın), veya (kalp gözü) kör olan ve açıkça bir sapkınlık (ve Hakk’tan uzaklık) içinde bulunanı Sen mi hidayete kavuşturacaksın?
Sen mi sağıra duyuracaksın, yahut köre ve apaçık bir sapıklık içinde bulunana yol göstereceksin?
Ey Muhammed! Sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık sapıklıkta olanı sen mi doğru yola ileteceksin?
Tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet, ahmaklık ve bozuk düzen içinde, sağır kesilenlere mi Kur'ân'ı, tebliğini işittireceksin, kör kesilenlere mi doğru, hak yolu göstereceksin?
Artık sen mi sağırlara duyuracaksın yahut körleri ve apaçık sapıklık içinde olanı doğru yola ileteceksin?
Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça bir sapıklık içinde bulunanı hidayete erdireceksin?
O halde (Ey Rasûlüm), sen mi sağırlara işittireceksin, yahud körlere ve açık bir sapıklıkta olanlara hidayet vereceksin?
Acaba, sağıra sen mi işittireceksin veya kör olup da apaçık bir sapıklık içinde olana sen mi yol göstereceksin.
Sağırlara sen mi işittirirsin? Kör olanlarla, açık sapıklıkta bulunanları, sen mi doğru yola iletirsin?
Sağırlara sen mi duyuracaksın yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
Sağırlara sen mi duyuracaksın? Yoksa körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi eriştireceksin?
(Resûlüm!) Sağırlara sen mi işittireceksin; yahut körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin?
Sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık bir sapıklıkta olanı yola getireceksin?
Ey Muhammed! O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?
O halde sen mi işittireceksin o sağırlara? Yâhud hidâyet edeceksin, o körlere ve açık bir dalâl içinde bulunanlara
Artık (Habîbim) o sağırlara sen mi duyuracaksın? yahud o körlere, o apaçık bir sapıklık içinde bulunan kimselere (sen mi) hidâyet edeceksin?
(Habîbim, yâ Muhammed!) O halde (îman hakikatlerini duymak istemeyen) osağırlara sen mi işittireceksin, yâhut (görmek istemeyen) o körleri ve apaçık bir dalâlet içinde bulunanları (sen mi) hidâyete erdireceksin?
Şimdi sen sağır olana işittirebilir yahut kör ve açık bir sapıklık içinde olana doğru yolu gösterebilir misin?
Sen sağırlara söz işittirebilir misin? Veya körleri, apaçık sapıklıkta bulunanları doğru yola götürebilir misin?
Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça bir sapıklık içinde bulunanı hidayete mi erdireceksin?
Ey Peygamber! Bütün uyarılara rağmen haktan yüz çeviriyorlar diye kendini üzme! Rabb’inin mesajına kulak tıkayan sağırlara sen mi hakkı duyuracaksın? Yâhut gözleri görmeyen, apaçık bir sapıklık içinde bocalayan kimseleri sen mi doğru yola ileteceksin?
Artık, Sağırlar’a sen mi işittireceksin?
Körler’e ve açık bir şaşkınlıkta olan kimselere sen mi yol göstereceksin?
(Ey Muhammed!) Sen sağırlara işittiremediğin gibi kör olanı ve apaçık bir sapkınlık içerisinde bulunanı da hak yola ulaştıramazsın.1
1 Bu âyetteki sorular, inkari olduğu için tercüme yukarıdaki şekilde yapılmıştır. Bu dikkate alınmazsa âyetin tercümesi; “(Ey Muhammed!) Sağırlara sen mi işittireceksin yahut körleri ve apaçık bir sapkınlık içerisinde olanları hak yola sen mi ulaştıracaksın?” şeklinde olur.
SEN [ey Muhammed,] sağıra işittirebilir misin, yahut köre doğru yolu gösterebilir misin, ya da sapkınlığa gömülmüş olana? 35
Şimdi sen, sağıra işittirebilir misin? Veya köre, yani büsbütün yoldan sapmış bir kimseye doğru yolu gösterebilir misin? 13/19, 46/26
ŞİMDİ sen (ey Nebi), sağıra işittirebilir ya da köre(lmiş bir kalbe) doğru yolu gösterebilir misin; yani, açıkça derin bir sapıklığa gömülüp orada karar kılan birine?
Artık sen mi o sağırlara işittireceksin? Veya o körleri ve apaçık bir sapıklık içinde bulunanı hidâyete erdireceksin?
Sen sağırlara söz işittirebilir, körleri doğru yolda yürütebilir, besbelli sapıklıkta olanları hidâyete erdirebilir misin?
(Ey Muhammed), sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık sapıklıkta olanı yola ileteceksin?
Sağıra işittirebilir; kör olana yol gösterebilir misin? Açık bir sapıklık içinde olan da bunlar gibidir.
-Şimdi, sağıra sen mi işittireceksin? veya kör olan ve apaçık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi yol mu göstereceksin?
Sen sağıra işittirebilir misin? Köre veya apaçık sapıklıkta olana yol gösterebilir misin?
Sen şimdi sağırlara söz mü duyuracaksın; yoksa körlere, apaçık sapıklığa dalmışlara kılavuzluk mu edeceksin?!
iy sen mi işiddüresin śaġulara? yā yol gösteresin gözsüzlere daħı aña kim azġunlıķdadur bellü?
Sen yā Muḥammed ṣaġırlara işitdürebilür misin, yā gözsüzlere yol gösteribilürmisin? Ol kimselere daḫı ki bellü azġunluḳ içindedürler.
(Ya Peyğəmbər!) Məgər sən karlara (sözmü) eşitdirə bilərsən?! Yaxud korları, haqq yoldan açıq-aşkar azanları doğru yolamı yönəldə bilərsən?!
Canst thou (Muhammad) make the deaf to hear, or canst thou guide the blind or him who is in error manifest?
Canst thou then make(4643) the deaf to hear, or give direction to the blind or to such as (wander) in manifest error?(4644)*
4643 Cf.
30:52-53. The evil go headlong into sin, and sink deeper and deeper until their spiritual faculties are deadened, and no outside help can bring them back. Allah's grace they have rejected. 4644 There is hope for a person who wanders in quest of truth, and even for one who wanders through mistake or by weakness of will. But there is none for one who, by deliberate choice, plunges into "manifest error", i.e., error which anyone can see.