Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
4404, sondan
1833. ayet;
43. sure ve
Zuhruf Suresinin
79. ayetidir.
Zuhruf Suresi 79. ayetinin kelime sayisi
5, harf sayısı
22 ve toplam ebced değeri ise
1003 olarak hesaplanmıştır.
Zuhruf Suresinin toplam ebced değeri
253993 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ح (0)
م (5) bulunuyor.
ام ابرموا امرا فانا مبرمون
Em ebramû emran fe-innâ mubrimûn(e)
Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.
Sûrenin sonunda yine ana konuya, peygamberin tevhid mücadelesine dönülüyor. Fıtrî aklın hükümlerinden, müşriklerin inanç ve pratiklerinden de yararlanılarak putların tanrı olamayacağı, Allah’tan başka hiçbir varlıkta tanrılık niteliklerinin bulunmadığı, Allah’ın çocuğunun olmasının düşünülemeyeceği, bunun Tanrı kavramına ve O’nun temel niteliklerine ters düştüğü ikna edici bir üslûp içinde açıklanıyor.
79. âyetin geliş sebebi olarak, hicrete yakın günlerde Mekkeli müşriklerin toplanıp Hz. Peygamber’i öldürme kararı almaları olayı zikredilmiştir. Onlar bu kararı almışlar, fakat Allah’ın ezelde verdiği karar gerçekleşmiş, Peygamber efendimiz kurulan tuzaktan kurtulmuştur.
89. âyet bütün tebliğciler için geçerli bir ilkeyi ifade etmektedir: Tebliğcinin vazifesi bildirmektir, yapılacak her şey yapıldıktan sonra inkârda direnenler kendi hallerine bırakılır, insanları zorla imana getirmek için savaşılmaz, farklı inanç taşıyanlarla barış içinde yaşanır. Savaşın sebebi karşı tarafın hukuk tanımazlığıdır, insan hak ve hürriyetlerine saldırmasıdır. Bunlar engellenir, hak ve özgürlükler kurtarılır, hür düşünceleri ve iradeleri ile inkârı seçenlerin gerçeği anlamaları ya zamana veya âhirete bırakılır.
Yoksa (müşrikler) bir işe kesin karar mı verdiler! Doğrusu kararlı olan biziz!
Yoksa müşrikler inkâra karar mı verdiler? Şüphesiz biz de onları cezalandırmaya karar verdik.
Yoksa onlar kesin karar mı verdiler? Biz de kesin kararlıyız!
Yoksa onlar, (İslam nizamı gelmesin, zulüm düzenleri devam etsin diye) işi sıkı mı tuttular (çok etkin ve kesin tedbirler mi aldılar, buna mı güveniyorlar) ? İşte şüphesiz Biz de (işimizi ve tedbirlerimizi) sıkı tutanlarız. (Küfür ve kötülük iktidarını yıkmaya kararlıyız.)
Onlar, kafirlikte ısrar ettiler, biz de onları cezalandırmada ısrar edeceğiz.
Yoksa onlar, son dini ve son peygamberi imha etmek için, işi sıkı mı tutuyorlar? Biz de işi sıkı tutup, o inkârcıları cezalandırmada kararlıyız.
Yoksa onlar, peygamberi öldürmek, İslâm'a daveti baltalamak, İslâm'ın gelişmesini önlemek, müslümanların ilerlemesini engellemek için bu sefer işi sıkı mı tutmuşlar?Biz onları cezalandırmayı sıkı tutanlarız.
Yoksa onlar kesin olarak bir işe mi karar verdiler? Biz de kesin kararlıyız.
Yoksa onlar, işi sıkı mı tuttular? İşte şüphesiz biz de işi sıkı tutanlarız.
Yoksa onlar, (Hz. Peygambere hile kurmakta) işi sağlama mı bağladılar? İşte biz, (onları helâk etmekle işi) sağlam tutanlarız.
Yoksa onlar (hoşlanmamakla beraber hakka karşı gelme hususunda) bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de (onları cezalandırmaya ve hakkı yerleştirmeye) kararlıyız.
İşi sağlam mı tuttunuz? İmdi sağlam tutan biziz !
(Ey Resul!) Yoksa (Hakikatin) ne olması gerektiğine o (hakikati inkâr ede)nler mi karar verecek? Hayır, (hem hakikati belirlemeye ve hem de onları cezalandırmaya) kararı verecek olan Biziz.
Yoksa bir işe mi karar verdiler? Doğrusu Biz de kararlıyız.
Yoksa (müşrikler) bir işe kesin karar mı verdiler? Doğrusu biz de kararlıyız!
Yoksa onlar bir plan mı kurdular? Biz de plan kurarız.
Yoksa onlar hakka karşı gelmek için bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de onları cezalandırmak için kararlıyız.
İşi sıkı mı büktüler, fakat işte sıkı büken biziz
Yoksa onlar işi sağlam mı tutmuşlar?! İşte biz de hakıykaten sağlam tutanlarız!
Yoksa (müşrikler) bir işi (peygambere tuzak kurmayı) sıkı mı tuttular (karar mı verdiler)? Doğrusu biz de (cezâlarını vermeyi) sıkı tutanlarız.
Yoksa bir işe onlar mı karar verecek? Yoksa biz mi karar vereceğiz?
Yok, onlar nasıl işlerini sağlam yapmışlarsa biz de işimizi sağlam yaptık [²].
[2] Sana zarar vermek üzere mekr ve hilelerini nasıl sağlam yapmışlar ise biz de onlara vereceğimiz cezayı öyle sağlam yaptık. Veya küfür ve tekzipte nasıl kat'iyetle hüküm ve israr eylemişler ise biz de cezalarında öylece kat'iyetle hüküm ettik.
Yoksa işi sıkı mı büktüler, şüphesiz işi sıkı bükenler biziz.
(Bu, Kureyş’in ileri gelenlerinin Hz. Peygamber’e (s.a.a) karşı gizlice plan yaptıklarına işarettir.)
Ey Peygamber! Yoksa onlar, hakka engel olma konusunda bir plan kurup, bir iş mi kararlaştırdılar? Şunu iyi bilsinler ki, Biz de plan kurarız ve zâlimleri cezalandırıp hakkı egemen kılmakta kararlıyız!
Yoksa bir iş mi çevirdiler? Biz de çevirmekteyiz.
Yoksa o (kâfirler hakka karşı gelmek için) bir karara mı vardılar? Şüphesiz Biz de onlar (hakkında) bir karara vardık.1
1 Mukatil’den nakledildiğine göre bu âyet, Mekke müşriklerinin Dârünnedve’de Peygamberimize bir suikast yapmayı kararlaştırmaları sebebiyle nâzil olmuştur. (Elmalılı)
Öyle mi? [Hakikatin] ne olması gerektiğine onlar, [o, hakikati inkar edenler] mi karar verecek? 55
Yoksa onlar (seni ve getirdiğin dini yok etmeye) karar mı verdiler? Öyleyse biz de onları cezalandırmaya karar verdik. 61/7...13
Yoksa, işi bitirecek (suikast) kararını onlar mı verecekler?[4421] Hayır, asıl karar verici Biziz;
[4421] Mukâtil bu âyetin, Ebu Talib’in vefatından sonra müşrik reislerin Allah Rasûlü’nü Dâru’n-Nedve’de ortaklaşa katletme planı üzerine indiğini savunur (Tefsir). Âyetin bağlamı (81 vd.) Hz. İsa ile ilgilidir. Fakat bu durum, âyetin, Hz. Rasul’e karşı kurulan komplo ve tuzaklara işaret etmesine mani değildir. Esed bu âyetleri Muvahhid İseviliği yasadışı ilan eden İznik Konsili’nin (MS. 325) laf cambazlıkları ve muvahhidleri ortadan kaldırmak için kurdukları sinsice planlarla irtibatlı olarak okur.
Yoksa bir işi sapsağlam mı tuttular? Artık şüphe yok ki, sapsağlam tutan Biz'leriz.
Ey Resulüm! Onlar size hile kurmakta işi sağlama aldıklarını mı düşünüyorlar? İşte Biz de işi sağlam tutuyoruz.
Yoksa (hakka engel olma hususunda) bir iş mi kararlaştırdılar? Biz de (onları cezalandırmağa ve hakkı yerleştirmeğe) kararlıyız.
Yoksa onlar işi sağlam mı tutmuşlar? Biz de sağlamcıyız.
-yoksa bir işe mi karar verdiler? Elbette Biz de kararlıyız.
Yoksa onlar işlerini sağlama mı aldılar? Biz de işi sağlama alıyoruz.(14)
(14) Sağlama almaya çalıştıkları tuzakları kendi başlarına geçecektir.
Yoksa bir iş ve oluşta kesin karara mı vardılar? Kuşkusuz, biz de kesin kararlıyız.
belki muḥkem eylediler bir iş ya'nį peyġamber mekrinde pes bayıķ biz muḥkem eyleyicilerüz ya'nį bir iş bunlaruñ helākinde.
Yā anlar bir iş muḥkem mi itdiler? Biz daḫı cezāyı muḥkem virür‐biz.
Yoxsa onlar (Peyğəmbərə hiylə qurmaqla) düzgün iş görmüşdülər?! Elə isə Biz də (onlara əzab verməklə) düzgün iş görürük!
Or do they determine any thing (against the Prophet)? Lo! We (also) are determining.
What! have they settled(4677) some plan (among themselves)? But it is We Who settle things.*
4677 Men cannot settle the high affairs of the universe. If they plot against the Truth, the Truth will destroy them, just as, if they accept the Truth, the Truth will make them free. It is Allah Who disposes of affairs.