Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
4525, sondan
1712. ayet;
46. sure ve
Ahkaf Suresinin
15. ayetidir.
Ahkaf Suresi 15. ayetinin kelime sayisi
45, harf sayısı
192 ve toplam ebced değeri ise
16222 olarak hesaplanmıştır.
Ahkaf Suresinin toplam ebced değeri
191977 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
حم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ح (6)
م (9) bulunuyor.
ووصينا الانسان بوالديه احسانا حملته امه كرها ووضعته كرها وحمله وفصاله ثلثون شهرا حتى اذا بلغ اشده وبلغ اربعين سنة قال رب اوزعني ان اشكر نعمتك التي انعمت علي وعلى والدي وان اعمل صالحا ترضيه واصلح لي في ذريتي اني تبت اليك واني من المسلمين
ووصيناالانسانبوالديهاحساناحملتهامهكرهاووضعتهكرهاوحملهوفصالهثلثونشهراحتىاذابلغاشدهوبلغاربعينسنةقالرباوزعنياناشكرنعمتكالتيانعمتعليوعلىوالديواناعملصالحاترضيهواصلحليفيذريتيانيتبتاليكوانيمنالمسلمين
Ve vassaynâ-l-insâne bivâlideyhi ihsânâ(en)(s) hamelet-hu ummuhu kurhen ve vada’at-hu kurhâ(en)(s) ve hamluhu ve fisâluhu śelâśûne şehrâ(an)(c) hattâ iżâ beleġa eşuddehu ve beleġa erba’îne seneten kâle rabbi evzi’nî en eşkura ni’meteke-lletî en’amte ‘aleyye ve ’alâ vâlideyye ve-en a’mele sâlihan terdâhu ve aslih lî fîżurriyyetî(s) innî tubtu ileyke ve-innî mine-lmuslimîn(e)
Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: “Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, senin razı olacağın salih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de salih kimseler yap. Şüphesiz ben sana döndüm. Muhakkak ki ben sana teslim olanlardanım.”
Peygamberlere inananlar ve onların yolundan gidenler ile inkâr, isyan ve onlara eziyet edenlerin durumu, ana babalar ile çocukları arasındaki ilişkiyi hatırlatıyor. Bu sebeple 15-20. âyetlerde o konuya geçilmiş; ana babaların nice eziyetler çekerek dünyaya getirip büyüttükleri, kendilerine ümit bağladıkları çocuklarının da birbirine benzemediği, kimileri itaat edip iyi davranırken bazılarının da hayırsız çıktığı hatırlatılmış, hem Peygamber efendimiz hem de müminler teselli edilmiştir.
Bakara sûresinin 233. âyetinde, tam emzirme süresinin iki yıl olduğu ifade edilmişti. Burada ise rahimde taşıma müddeti ile emzirme süresi toplamının otuz ay olduğu zikredilmektedir. Otuz aydan iki yıl çıkarılınca geriye altı ay kalır; bundan da asgarî hamilelik süresinin altı ay olacağı sonucuna ulaşılır. Hz. Osman halife iken, evlendikten altı ay sonra çocuk doğuran bir kadına zina cezası istenmiş, halife de bunu uygulamaya meyletmişti. Ancak Hz. Ali yukarıdaki hesap ve yoruma dayanarak, altı ay içinde çocuk doğurmanın mümkün olduğunu, kadına zina isnadının delilinin bulunmadığını savundu ve kadın berat etti (Kurtubî, XVI, 188).
Biz insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi otuz aydır. Sonunda insan, yetişkinlik çağına ve kırk yaşına varınca der ki: “Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimet(ler)e şükretmemde ve razı olacağın iyi iş(ler) yapmamda beni başarılı kıl! Benim için de soyumda iyiliği devam ettir! Ben sana döndüm. Elbette ki ben müslümanlardanım.”
Benzer mesajlar: Bakara
2:83; Nisâ
4:36; En‘âm
6:151; İsrâ
17:23-24; Meryem
19:14, 32; ‘Ankebût
29:8; Lokmân
31:14
Benzer mesajlar: ‘Ankebût
29:8; Lokmân
31:14.,Yüce Allah Lokmân
31:14’te çocuğun annesini emme süresinin iki yıl olduğunu söylemektedir ki bu ifade Bakara
2:233 ile aynıdır. Bu arada Ahkâf
46:15’te hamilelik ile sütten ayrılmanın toplam süresinin 30 ay olduğu ifade edilerek çocukların iki yıl (24 ay) civarında emzirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Aradaki “altı aylık” zaman farkı ise bir çocuğun ana rahminde altı ay kaldıktan sonra en erken doğabileceği süreyi işaret etmektedir.,Bu cümle “Neslimi de iyi işlerde (daim) eyle!” şeklinde de tercüme edilebilir. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in dilinden benzer bir dua için bkz. Bakara
2:128.
Biz insana, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu sıkıntı çekerek karnında taşımış ve sıkıntı çekerek doğurmuştur. Onu taşıması ve sütten kesmesi otuz ay sürmektedir. İnsan erişkinlik çağına gelip, kırk yaşına ulaşınca şöyle dedi: “Ey Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi ameller yapmamı bana nasip et! Benim soyumdan iyi insanlar yetiştir. Ben sana yöneldim ve ben sana teslim olanlardanım.”[553]
[553] Anne babaya iyilik hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 519-521; XI, 225-230; XIV, 418-422.
Biz insana, anne ve babasına çok iyi davranmasını öğütledik. Annesi onu güçlükle taşıdı¹ ve onu güçlükle bıraktı.² Onun taşınması ve ayrılması³ otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına ulaştığı ve kırk yaşını tamamladığında: “Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin nimetlere karşı, şükretmede ve Sen'in hoşnut olacağın iyi ve doğru işleri yapmada beni başarılı yap. Ve soyuma da düzgün ve düzeltici olmayı nasip et. Kuşkusuz ben, Sana yöneldim. Ve kuşkusuz ben, Sana teslim olanlardanım.” dedi.
1- Karnında. 2- Doğurdu. 3- Hamilelik ve sütten kesilme süresi. * İnsanın; bedensel, mantıksal ve ruhsal olarak olgunluğa erdiği evreler farklı farklıdır. Genellikle “biyolojik olgunluk” yirmili yaşlara; akıl olgunluğu otuzlu yaşlara ve ruhsal olgunluk kırklı yaşlara denk düşmektedir. Kırkından sonra “fizik güç” ve “akıl güce” göre “ruhsal/duygusal güç” daha çok ön plana çıkmaktadır.
Biz insana, ‘anne ve babasına’ iyilikle davranmasını (önemle ve özellikle) tavsiye ettik. Çünkü annesi onu (aylarca) güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi de otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip (yaşı) kırk yıla ulaşınca, dedi ki: “Rabbim, bana ve ana- babama verdiğin nimetine şükürde bulunmamı ve Senin razı olacağın salih amel(ler) yapmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. (Neslimde iyilik ve istikameti devam ettir.) Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben Müslümanlardanım.”
Ve biz, insana, anasınababasına iyilik etmesini emrettik; anası, onu zahmetle taşımıştır ve zahmetle doğurmuştur ve gebelik müddetiyle sütten kesilme müddeti, otuz ayı tutar; sonunda ergenlik çağına gelmiştir ve kırk yaşına ermiştir de demiştir ki: Rabbim, bana da, anamababama da verdiğin nimetine karşı şükretmeyi nasip ve müyesser et bana ve soyumdan gelenleri de doğru ve düzgün kişiler yap da hoşnut ol benden; şüphe yok ki tövbe ettim sana ve şüphe yok ki teslim olanlardanım, emrine uyanlardanım ben.
Ve biz insana ana ve babasına iyilik edip güzel davranmasını emrettik. Anası onu güçlük ve sıkıntıyla karnında taşıdı ve onu güçlük ve sıkıntıyla doğurdu. O çocuğun ana karnında taşınması ve sütten kesilme süresi otuz aydır. Nihayet tam olgunluğa erişip kırk yaşına vardığında; “Ey Rabbim!” der. “Bana da, ana babama da lütfettiğin nimetler için şükretmeyi, seni razı edecek iyi işler işlemeyi bana nasip et ve soyumdan gelenleri de doğru ve düzgün kişiler yap. Şüphesiz sana yönelip tevbe ettim ve ben sana boyun eğen müslümanlardanım.”
Biz insana, anne ve babasına devamlı iyilik yapmayı, ihsanda bulunmayı, onlardan hiçbir şeyi esirgememeyi tekrar tekrar tavsiye ettik. Annesi onu binbir zahmetle karnında taşıdı. Acılar içinde doğurdu.
Çocuğun ana karnında taşınmaya başlamasından, sütten kesilinceye kadar geçen süre otuz aydır. İnsan, onsekiz yaşına gelinceye kadar ana-babanın sorumluluğunda; otuzlu yaşların sonuna kadar ana-babaya da sıkıntısını yansıtarak hayatını sürdürür. Kırk yaşına gelince de:
“Rabbim, bana ve ana-babama ihsan ettiğin, lütfettiğin nimetlerine şükretmemi, hâlis niyet ve amaçlarla, senin razı olacağın, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirmemi, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlamamı, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olmamı, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlememi gönlüme ilham et, gazabını gerektirecek şeylerden uzak tut. Din ve dünya işlerinin, sosyal ilişkilerin, neslim içinde de düzgün ve geliştirilerek devamını sağla. Ben günah işlemekten vazgeçerek tevbe edip sana itaate yöneldim. Ben İslâm'ı yaşayan müslümanlardan biriyim.” der.
Biz insana anne babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve güçlükle doğurdu. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet ergenlik çağına erip kırk yaşına varınca der ki: "Rabbim! Beni, bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmeye, senin hoşnut olacağın salih amel işlemeğe yönelt ve benim için soyumu da salih eyle. Şüphesiz ben sana tevbe ettim ve ben Müslümanlardanım."
Biz insana, 'anne ve babasına' iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihayet güçlü (erginlik) çağına erip kırk yıl (yaşın)a ulaşınca, dedi ki: 'Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et; benim için soyumda salahı ver. Gerçekten ben tevbe edip Sana yöneldim ve gerçekten ben müslümanlardanım.'
Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Anası onu (karnında) zahmetle taşıdı; ve onu zahmetle doğurdu. Onun (ana karnında) taşınması ile sütten kesilme müddeti otuz aydır. (Hamlin en az müddeti altı ay ve sütten kesilme müddeti iki yıl ki, hepsi otuz ay eder). Nihayet insan kemaline (18-30 yaşlarına) erdiği ve kırk yaşına girdiği zaman şöyle demiştir: “- Ey Rabbim! Bana öyle ilham et ki, hem bana, hem de ana-babama ihsan buyurduğun nimetine şükredeyim; ve razı olacağın salih bir amel işliyeyim. Zürriyetim hakkında da benim için salâh hali nasib eyle. Çünkü ben tevbe edib sana döndüm; ve ben gerçek müslümanlardanım.”
Biz insana ana babası için iyilik yapmasını tavsiye ettik. Anası onu (hamilelikte) zahmetle taşır ve zahmetle doğurur. Hamileliği ve sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet erginlik çağına ulaşınca ve kırk yaşına basınca, şöyle dua etmeye başlar: “Ey Rabbim! Bana imkân ver ki, bana ve ana-babama verdiğin nimete karşı sana şükredeyim. Senin razı olacağın yararlı işler yapayım. Zürriyetimi de benim için yararlı kıl. Ben gerçekten Sana yöneldim. Ve gerçekten ben Müslümanlardanım.
Biz insanlara, anasına, atasına iyilikle ısmarladık, zorlukla taşıdı anası onu, zorlukla doğurdu, gebeliği, sütten ayırması otuz ay; yiğitliğe erende, kırk yaşına değende: «Tanrım! Bana kolaylık ver; ben anama, atama, verdiğin nimetlere şükredeyim, seni hoşnut kılacak yararlı iş göreyim, neslimi onat kıl, ben sana tövbe kıldım, ben de İslâm olanlardanım!» dedi o
Biz insana anne ve babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu (karnında) güçlükle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun anne karnında taşınması ile sütten kesilme süresi otuz aydır. Nihayet insan olgunluk çağına ulaşıp, kırk yaşına geldiğinde der ki: “Ey Rabbim! Bana ve anne babama ihsan ettiğin nimetlerine şükretmemi ve senin hoşnut olacağın faydalı işler işlememi nasip et! Benim neslimden gelenlere de iyilik bağışla! Doğrusu ben tevbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten sana teslim olanlardanım.”
Allah, anne-babaya iyilik etmeyi tavsiye ederken anne-baba da vazifesini hakkıyla yerine getirmelidir. Çocukları sadece doğurmak, onları emzirmek, bedenen gelişimlerini sağlamak, yemeklerini yapıp çamaşırlarını yıkamak “anne” olmak için yetmez! “Anne” çocuklarına öyle bir sevgi vermeli ve öyle bir ruh aşılamalı ki, o sevgi madde ile ölçülememeli ve o ruhun lügatlerde karşılığı olmamalı. Zira cenneti annenin ayaklarına kadar getiren sır maddede değil manadadır. Babaya gelince; anneler kadar babalar da çocukların hayatında önemlidir. Baba olmak için biyolojik bağdan öte yakınlık ve ilgi gerekir. Öncelikle baba çocuklarının helal para ile büyümesini ve sağlıklı beslenmesini sağlayacak, onlara Allah bilincini, hakça yaşamayı, dürüst ve erdemli olmayı öğretecek. Çocukların ruh ve beden sağlığını düşünecek, iyi bir eğitim almalarına ve sağlıklı bir meslek edinmelerine yardımcı olacak, duygusal gelişimleri, manevi ve ahlaki anlamda kemale ermeleri ve aile içi ilişkilerinin sağlıklı olması için onlara iyi bir rol model olacak. Onlara servet ve şöhret bırakmak yerine iyi bir ahlak, güzel bir terbiye bırakacak. Yani sağlıklı ve düzenli bir aile için, toplumun geleceği için çocukların hayatında aktif rol alacak.
Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir; zira annesi, onu, karnında, zorluğa uğrayarak taşımış; onu güçlükle doğurmuştur. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Sonunda erginlik çağına erince ve kırk yaşına varınca: "Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve benim hoşnut olacağın yararlı bir işi yapmamı sağla; bana verdiğin gibi soyuma da salah ver; doğrusu Sana yöneldim, ben, kendini Sana verenlerdenim" demesi gerekir.
Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım.
Tevhide yönelmek ve İslâm’a girmek en büyük nimettir. Allah’ın hoşnut olacağı davranışları yapmaya çabalamak, mesela Hz. Ebubekir’in yaptığı gibi kâfirlerin işkencesi altında kıvranan müminlerin kurtuluşunu sağlamak, yapılması gereken yararlı işlerdendir. Ayrıca bütün neslinin sâlih müslümanlardan olmasını istemek de, insanın yapacağı dualar arasında olmalıdır.
Biz insana, ana ve babasına iyilik etmesini öğütledik. Anası onu zahmetle taşır, zahmetle doğurur. Ana karnında taşınması ile sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet olgunluk çağına erince ve kırk yaşına varınca: "Rabbim, bana, anama ve babama verdiğin nimete şükretmeğe ve razı olacağın yararlı işler yapmağa beni yönelt. Benim soyumu islah et. Ben tövbe edip, sana teslim olanlardanım," demelidir.
* Bu ayet, insanın gebelik döneminde ana karnında geçirdiği süre ile emzirme süresinin toplamı 30 ay olduğunu bildiriyor. Bu ayet, emzirme süresini 24 ay olarak bildiren
31:14 ayetiyle birlikte değerlendirilirse, bebeğin ana karnında sadece 6 ay insan/kişi/nefs kabul edildiği anlaşılır. Gebelik süresinin döllenmeden itibaren tam 266 gün olduğunu biliyoruz (
77:23). Bu, Tanrı'nın doğadaki bir ayetidir. Altı ay, 180 gün olduğuna göre bunu 266'dan çıkarırsak, gebeliğin ilk 86 gününde ceninin insan veya "nefs" sayılmadığı anlaşılır. Nitekim, insanın ana karnındaki gelişimini dört evrede açıklayan
22:5 ve
23:14 ayetleri gebeliğin ilk günlerini "nefs" yahut "insan" olarak değil de başka kelimelerle ifade eder. Bunlar sırasıyla: (1) sperm; (2) embriyo; (3) on santim büyüklüğündeki cenin evresine kemiklerin ve etin oluşması; ve nihayet (4) yeni bir yaratık. Yeni bir yaratığın döllenmeden 89 gün sonra yaratıldığı anlaşılıyor. Bir başka değişle "nefs"in (bilinç/kişilik) ilk belirtileri, döllenmeden yaklaşık üç ay sonra ceninin beyninde zuhur etmektedir. Kuran'daki ayetlerle doğadaki ayetlerin birlikte değerlendirilmesiyle elde edilen bu bilginin kürtaj konusuna aydınlık getirdiğini ifade etmeğe gerek var mı? Ayrıca bak:
16:58-59;
17:31
** Tanrı, kimin cenneti hakettiğini iyi bilir. 40 yaşına varmadan kimin canını alırsa o kişi cennete girer. Tanrı o kadar geniş merhamet sahibidir ki çoğu kişi bu süreyi çok bulmakta ve onlar için cennet yerine cehennemi istemektedir. Bak
35:37.
Biz insana ana ve babasına iyilik yapmayı tavsiye ettik. Anası onu zahmetle karnında taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun ana karnında taşınması ile sütten kesilme süresi otuz aydır. Nihayet insan olgunluk çağına ulaşıp, kırk yaşına geldiğinde der ki: "Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettiğin nimetlerine şükretmemi ve senin hoşnut olacağın salih amel işlememi ilham et. Benim neslimden gelenleri de salih kimseler kıl. Doğrusu ben tevbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten müslümanlardanım."
Hem biz o insana vâliydeyni hakkında ıhsan tavsiye ettik, anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle vaz'etti, hamliyle süd kesimi de otuz ay, nihâyet kemaline irdiği ve kırk yaşına girdiği zaman «yarab! dedi: beni öyle sevk et ki bana ve anama babama in'am buyurduğun ni'metine şükredeyim ve razıy olacağın salıh bir amel işliyeyim, zürriyyetim hakkında da benim için ıslâh nasîb eyle, çünkü ben tevbe ile cidden sana yüz tuttum ve ben gerçek müslimanlardanım
Biz insana ana ve babasına iyilik etmesini tavsiye etdik. Anası onu zahmetle (karnında) taşıdı. Onu zahmetle de doğurdu. Onun bu taşınması ile Sütden kesilmesi (müddeti) otuz aydır. Nihayet o, yiğitlik çağına erdiği, (hele) kırk (ıncı) yıl (ın) a ulaş (ıb da tam kemâline vardığı zaman (şöyle) demişdir: «Ey Rabbim, gerek beni, gerek ana ve babamı ni'metlendirdiğine şükretmemi, Senin raazî olacağın iyi amel (ve hareket) de bulunmamı bana ilham et. Zürriyyetim hakkında da benim için salâh nasıybet. Şübhesiz ben sana döndüm. Şübhesiz ben (sana) teslîm olanlardanım».
(Biz) insana, ana-babasına iyilik etmeyi de tavsiye ettik.(1) Anası onu zahmetle(karnında) taşımış ve onu zahmetle doğurmuştur. Hem (ana karnında) taşınması ile sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihâyet gücü kemâle erip, (yaşı) kırk seneye vardığı zaman dedi ki: “Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin ni'metine şükretmemi ve râzı olacağın sâlih bir amel işlememi bana ilhâm eyle ve benim için zürriyetim içinde iyi hâl(in devâmını) nasîb et! Doğrusu ben, sana tevbe ettim ve şübhesiz ben, (sana) teslîm olanlardanım.”(2)
(1)“Evet, dünyada en yüksek hakīkat, peder ve vâlidelerin evlâdlarına karşı olan şefkatleridir. Ve en âlî(yüce) hukuk dahi onların o şefkatlerine mukābil (karşılık) onlara hürmet etmek onların haklarıdır. Çünki onlar, hayatlarını kemâl-i lezzetle (büyük bir lezzetle) evlâdlarının hayâtı için fedâ ediyorlar, sarf ediyorlar. Öyle ise, insâniyeti sukūt etmemiş (insanlıktan çıkmamış) ve canavara inkılâb etmemiş (dönüşmemiş) her bir veledin(çocuğun) farz olan bir vazîfesi de o muhterem, sâdık, fedâkâr dostlara hâlisâne (ihlâsla) hürmet ve samîmâne hizmet ve rızâlarını tahsil (kazanma) ve kalblerini hoşnûd etmektir. Amca ile hala, peder hükmündedirler; teyze ile dayı, ana hükmündedirler. (...) Ey insan! Aklını başına al! Eğer sen ölmezsen, ihtiyar olacaksın! ************* [Cezâ amelin cinsindendir] sırrıyla, sen vâlideynine (ana-babana) hürmet etmezsen, senin evlâdın da sana hizmet etmeyecektir. Eğer âhiretini seversen, işte sana mühim bir defîne; onlara hizmet et, rızâlarını tahsîl eyle. Eğer dünyayı seversen, yine onları memnûn et ki, onların yüzünden hayâtın rahatlık içinde ve rızkın da bereketli gitsin. Yoksa onları istiskāl etmek (varlıklarından rahatsız olmak) ve ölümlerini temennî etmek ve onların nâzik ve serîü’t-teessür (çabuk müteessir olup kırılan) kalblerini rencîde etmekle ************* [Dünyayı da, âhireti de kaybetmiştir.] sırrına mazhar olursun.” (Lem‘alar, 26. Lem‘a, 282-284)(2)Bu âyet, Hz. Ebû Bekir (ra), hakkında nâzil olmuştur. O, Resûlullah (asm)’ın risâletle vazîfelendirilmesinden iki sene sonra kırk yaşında iken Müslüman olmuştur. Daha sonra âyette geçen bu duâsının bereketiyle anası, babası ve oğlu Abdurrahman (ra) ile onun oğlu Ebû Atîk (ra) olarak hepsi de îmân etmişlerdir. Hz. Ebû Bekir (ra), nerede İslâmiyet’i kabûl ettiği için işkenceye ma‘ruz kalan bir köle gördüyse, onu satın alıp âzâd etmiştir. (Celâleyn Şerhi, c. 7, 163)
Biz insana ana babasına iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşımış ve onu büyük bir zahmetle doğurmuştur. Bebeğin (annesinden) ayrılması otuz aydır. Sorumluluk çağına (buluğa) ve olgunluk yaşına ulaşması ise kırk yıldır. Sonra “Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmem, senin razı olacağın doğru ve yararlı işler yapmam için bana yardım et. Soyumun içinde benim düzgün yararlı işler yapmamı sağla. Ben sana tövbe ettim ve sana teslim olanlardanım” dedi.
Biz, insana, ana ve babasına iyi muamelede bulunmayı tavsiye ettik, anası ona zahmetle gebe kaldı, onu zahmetle doğurdu, gebe olması, sütten kesilmesi zamanı otuz aydır [¹]. Nihayet insan yiğitlik çağına varıp kırk yaşına basınca «— Yâ Rab! Hem bana, hem de ana ve babama ihsan buyurduğun nimetlerin şükrünü yerine getirmemi, hoşnut olacağın iyi bir amel işlememi bana ilham et. Zürriyetimde salâhı sâri kıl. Ben sana tövbe ettim, ben sana boyun eğenlerdenim» der.
[1] Nazm-ı Kerîm, ana hakkının baba hakkından daha büyük olduğuna delâlet eder.
Biz insana, anne ve babasına iyilikle davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlükle taşıdı ve onu güçlükle doğurdu. Onun (hamilelikte) taşınması ve sütten kesilmesi, otuz aydır. Nihayet güçlü çağına erip kırk yıla (yaşına) ulaşınca dedi ki: “Rabbim! Bana anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve senin razı olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve benim için soyumu da salih kıl. Gerçekten ben tevbe edip sana yöneldim ve ben şüphesiz Müslümanlardanım.”
Biz insanoğluna, ana babasına güzelce itaat etmesini ve onlara her zaman iyi davranmasını emrettik. Fakat annenin yeri bambaşkadır. Çünkü annesi onu nice zahmetlerle dokuz ay boyunca karnında taşır ve nice zahmetlerle dünyaya getirir. Öyle ki, çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi, tam otuz ay sürer. Nihâyet çocuk olgunluk çağına erişip kırk yaşına varınca, “Ey Rabb’im!” diye yalvarır, “Bana ve anne. babama verdiğin nîmetlere gereğince şükretmeyi ve hoşnut olacağın güzel ve yararlı davranışlar yapmayı bana nasip eyle! Bana da hayırlı bir nesil bağışla! İşte ben, günahlarımdan tövbe edip Sana yöneldim ve hiç kuşkusuz ben, yalnızca Sana boyun eğen bir kimseyim!”
İnsan’a, ana-babası ile ilgili ihsan / iyilik tavsiye ettik.
Onu, annesi güçlükle taşıdı; güçlükle doğurdu.
Onun taşınması ve (sütten) ayrılması otuz aydır.
Sonunda olgunluğuna / erginliğine eriştiği ve kırk yaşına ulaştığı zaman:
-“Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimetine şükredeceğim şekilde ve senin razı olacağın salih bir amel işleyeceğim şekilde beni konumlandır!
Beni, benim soyumda islah et!
Ben, sana yöneldim; gerçekten ben, Teslim Olmuş (Müslüman)lar’danım” dedi.
Biz insana anne ve babasına (iyi davranmasını) tavsiye ettik. Zîrâ annesi onu ne güçlüklerle (karnında) taşıdı ve ne güçlüklerle doğurdu. Onun taşınması ve sütten kesilmesi ise otuz aydır.1 (İşte bu insan) olgunluk çağına erip kırk yaşına ulaşınca:2 “Rabbim! Bana, anne ve babama verdiğin nîmete şükretmemi ve Senin râzı olacağın şekilde (inandığım) iyilikleri yaşamayı bana nasip et. Benim soyumdan gelenleri de iyi kimseler kıl. Ben gerçekten tevbe edip sana yöneldim ve ben gerçekten Müslümanlardanım.” der.
1 Bu âyette belirtilen otuz ayın iki senesi (Bakara: 233 ve Lokman: 14-15)’e göre emzirme müddetidir. Geriye kalan altı ay ise hamilelik müddetinin en azıdır. Hz. Ömer (r.a)’e bir kadın altı ayda doğurduğu için duruşmaya götürülmüştü. Hz. Ömer (r.a) kadına had cezası uygulanmasını emretti. Hz. Ali (r.a) bu âyeti hatırlatarak; “had cezası lazım gelmez hamilelik süresinin en az müddeti altı aydır” diye itiraz etti. Hz. Ömer (r.a) de onu tasdik etti. Demek ki hamileliğin en az müddeti Kur'ân'ın nassına göre de tıbbın tecrübelerine göre de altı aydır. Ama genellikle dokuzuncu aydan sonra doğması yaygındır. Emzirme müddetinin de en çoğu iki senedir. Ancak bu âyetlerden şunlar da anlaşılabilir. a- İbnu Abbas’a göre; çocuk altı ayda doğduysa yirmi dört ay, dokuz ayda doğduysa yirmi bir ay emzirilerek toplam süre otuz aya tamamlanır. b- Bir kadın evlendikten sonra altı aydan öce sağlam bir çocuk doğurursa onun hakkında zaniye hükmü verilir. c- Bir kadın altı ay veya daha fazla bir süre sonra sağlam bir çocuk doğurursa, hakkında sadece bu doğuma dayanarak zaniye ithamı yapılamaz. d- Eğer bir çocuk, başka bir kadının sütünü iki yaşından sonra emse, o kadın onun sütannesi olamaz.2 Bunu bazıları bülûğ ile bazıları da olgunluk çağıyla tefsir etmişlerdir. Genellikle peygamberler de (Hz. İsa ile Hz. Yahya hariç) kırkından sonra peygamber olmuşlardır. Kırk yaş, genellikle olgunluk yaşı olarak kabul edilir.
İMDİ, insana emrettiğimiz [fiillerin en güzellerinden biri,] anne-babasına karşı iyi davranmasıdır. 16 Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu; annesinin onu taşıması, onun anneye bağımlılığı otuz ayı buldu. 17 Nihayet tam olgunluğa erişip kırk yaşına vardığında 18 o, [dürüst ve erdemli biri olarak], “Ey Rabbim!” diye yakarır, “Bana ve anne-babama lütfettiğin nimetler için ebediyyen şükretmemi ve Senin kabulüne mazhar olacak [şekilde] doğru ve yararlı şeyler yapmamı nasip et; benim soyuma [da] iyilik bağışla. Gerçek şu ki pişmanlık içinde 19 Sana döndüm: elbette ben Sana teslim olanlardanım!”
Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik. Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımış ve nice sıkıntılarla onu dünyaya getirmiştir. Nitekim çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet bu hayırlı evlat tam olgunluğa erişip kırk yaşına ulaşınca ‘‘Rabbim bana ve anne babama verdiğin bunca nimete şükretmemi ve seni razı edecek işler yapmamı nasip eyle, soyumdan gelecek nesilleri de hayırlı ve erdemli insanlar eyle. Rabbim işte ben sana yöneliyorum ve ben sana tüm varlığım ile Müslüman olmuş bir kulum’’ der. 27/19, 31/14
BİZ insana anne babasına karşı iyi davranması talimatını ilettik: çünkü annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz ayı buldu.[4519] Nihayet tam olgunluğa erişip kırk yaşına ulaştığında[4520] (salih bir evlat) “Rabbim!” der, “Bana ve ana babama sevk ettiğin nimetler için şükretmemi ve rızanı kazanacak iyi ve yararlı işler yapmamı nasip eyle; ve bana bağışladığın neslimi de ıslah eyle: işte ben yüzümü Sana döndüm ve artık ben Sana teslim olanlardan biriyim!”[4521]
[4519] Anneliğin Allah katındaki değerine atıf. Krş:
17:23-24,
31:14-15, ilgili notlar. Emzirme süresini 24 ay olarak bildiren Lokman 14 ile birlikte düşünüldüğünde, vahiy gebeliğin son altı ayında cenine nefs adını vermektedir. Murselât 23’te de belirtildiği gibi belirlenen kesin süre olan 266 günden altı ay çıktığında 86 gün kalmaktadır. Gebeliğin ilk 86 gününe vahiy daha başka isimler vermektedir (Bkz:
22:5 ve
23:14).
[4520] Bu âyet, kendisinden önce inmiş şu âyetin tefsiri gibi okunabilir: “Size, aklını başına almaya gönüllü birine yetecek kadar uzun bir ömür vermemiş miydik?” (
35:37) Hz. Mûsa ve Allah Rasûlü’ne vahyin 40 yaşında gelmiş olması da bir tesadüf olmasa gerek. Nasıl ki bedenin olgunluk yaşı 23 ise, aklın temsil ettiği düşüncenin olgunluk yaşı 33, gönlün temsil ettiği duygunun olgunluk yaşı da 40 sayılmıştır.
[4521] Duanın üç unsuru veriliyor: 1) Nimete şükredecek bir bilinç, 2) bu bilince uygun eylemler, 3) kişinin öldükten sonra yaşayan ameli sayılan iyi nesiller.
Ve Biz insana anasına ve babasına iyilik etmeyi tavsiye ettik. Onu anası zahmetle yüklendi ve onu zahmetle doğurdu, bu yüklenilmesi ve sütten kesilmesi (müddeti) ise otuz aydır. Nihâyet reşit olacağı zamana erip kırk seneye baliğ olunca dedi ki: «Ya Rabbi! Beni muvaffak kıl, bana ve anam ile babama in'am etmiş olduğun nîmetine şükredeyim ve razı olacağın bir sâlih amelde bulunayım ve zürriyetim hakkında da benim için salah nasip buyur. Şüphe yok ki, ben sana (günahlarımdan) tevbe ettim ve muhakkak ki ben müslümanlardanım.»
Biz insana, anne ve babasına güzel muamele etmesini emrettik. Zira annesi onu nice zahmetlerle karnında taşımış ve nice güçlüklerle doğurmuştur. Çocuğun anne karnında taşınması ve sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet insan, gücünü kuvvetini bulup daha sonra kırk yaşına girince“Ya Rabbî! ” der. “Gerek bana, gerek anneme babama lütfettiğin nimetlerine şükür yoluna beni sevk et. Senin razı olacağın makbul ve güzel iş yapmaya beni yönelt ve bana salih, dine bağlı, makbul nesil nasib eyle! Rabbim! Senin kapına döndüm, ben sana teslim olanlardanım. ” [17, 23; 31, 14]
Biz insana, ana babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Anası onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. (Ana karnında) Taşınması ile sütten kesilmesi otuz ay sürdü. Nihayet (insan) güçlü çağına erip kırk yaşına varınca: "Ya Rabbi dedi, beni, bana ve anama, babama verdiğin ni'mete şükretmeğe, razı olacağın yararlı işler yapmağa sevk eyle. Benim için zürriyetim içinde de salahı devam ettir (benden gelecek olanları da iyi insanlar yap). Ben sana yüz tuttum ve ben (sana) teslim olanlardanım.
Biz insana, ana babasına iyi davranma görevi yükledik[1]. Anası onu zahmetle taşımış ve zahmetle doğurmuştur. Onu (bir insan olarak)[2] taşımasıyla sütten kesmesi otuz ay sürer. Ne zaman ki güçlü ve kuvvetli hale gelir ve kırk yaşına da erişirse der ki “Ey Rabbim! Fırsat ver de bana ve ana babama verdiğin nimetlere karşılık görevlerimi yerine getireyim. Razı olacağın iyi işler yapayım. Soyumdan gelenleri de benim için iyi evlatlar eyle. Ben sana döndüm, sana tam teslim olanlardanım.”
[*] Cenin 4. ayda (15. haftanın sonunda, 105. gün sonunda ) insan halini alır.
İnsana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye ettik. Annesi onu güçlük içinde taşımış ve güçlükle doğurmuştur. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Ta ki bulûğ çağına ulaştığı ve kırk yaşına eriştiği zaman:-Rabbim, bana, ana babama verdiğin nimetine şükretmemi, razı olacağın doğru işleri yapmamı bana ilham et. Benim için soyumu da ıslah et. Ben, sana tevbe ettim ve ben sana teslim olanlardanım, dedi.
Biz insana, anne-babasına iyilik etmeyi tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı, zahmetle doğurdu. Hamileliği ve sütten kesilmesi de otuz ay sürdü. Nihayet kırk yaşına varıp da olgunlaştığında, “Yâ Rabbi,” dedi. “Bana ve anne-babama lütfettiğin nimetlerin şükrünü yerine getirmeyi ve Seni hoşnut kılacak güzel işler yapmayı bana nasip eyle; soyumdan gelenlere de iyilik ver. Ben Senin kapına döndüm ve Sana teslim oldum.”
Biz insana, anne-babasına çok iyi davranmasını önerdik. Annesi onu zahmetle taşıdı, zahmetle doğurdu. Taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır. Nihayet, yiğitlik çağına gelip kırk yıla erdiğinde şöyle der: "Rabbim; beni, bana ve ebeveynime verdiğin nimete şükretmeye, hoşnut olacağın iyi bir iş yapmaya yönelt! Soyum içinde, benim için barışı gerçekleştir. Sana yöneldim ben, sana teslim olanlardanım ben!"
[268b] daħı ıśmarladuķ ādemiye atasına anasına eylük. götürdi anı anası duşħarlıġı-ıla daħı ŧoġurdı anı duşħarlıġ-ıla. daħı götürmegi anuñ daħı ayırmaġı otuz aydur. tā ķaçan irdi yiġitliġine daħı irdi ķırķ yıla eyitti “iy çalabum! göñlüme bıraķġıl kim şükr eyleyem ni'met üne ya'nį islām’a ol kim ni'met virdüñ baña daħı atama añama daħı kim işleyem eyü iş ħoşnūd olasın aña. daħı śalaḥ getür benüm içün neslüm içinde. bayıķ ben döndüm şendin yaña daħı bayıķ. ben müsülmānlardenven.”
Daḫı vaṣiyyet itdük ādem oġlına, atasına, anasına yaḫşılıḳ itmegi. Anası gö‐türdi özi zaḥmet‐ile ve doġurdı zaḥmet‐ile. Anuñ yüklenmegi ve süddenkesmegi otuz aydur. Ḳaçan ki bāliġ olsa ve ‘ömri ḳırḳ yıla yitişse eydür ki: Yā Rabb, ilhām ider baña şükr itmegi, senüñ ni‘metlerüñe, baña virdüñ veatama daḫı virdüñ. Daḫı ‘amel‐i ṣāliḥ işleyem ki sen begenesin. Daḫı ıṣlāḥeyle benüm ẕürriyetümi. Ben saña döndüm. Daḫı ben Müselmānlardanın,dir.
Biz insana ata-anasına yaxşılıq etməyi (valideynlərilə gözəl davranmağı, onlara yaxşı baxmağı) tövsiyə etdik. Çünki anası onu (doqquz ay bətnində) zəhmətlə gəzdirmiş, əziyyətlə doğmuşdur. Onunla (ana bətnində) daşınma və (süddən) kəsilmə müddəti otuz aydır. Nəhayət, (insan) kamillik həddinə yetişib qırx yaşa çatdıqda belə deyər: “Ey Rəbbim! Mənə həm mənim özümə, həm də ata-anama əta etdiyin ne’mətə şükür etmək və Sənə xoş gedəcək yaxşı əməl etmək üçün ilham ver, nəslimi əməlisaleh et. Mən (günahlardan) Sənə tövbə etdim və şübhəsiz ki, mən müsəlmanlardanam! (Özümü cani-dildən Allaha təslim edənlərdənəm!)”
And We have commended unto man kindness toward parents. His mother beareth him with reluctance, and bringeth him forth with reluctance, and the bearing of him and the weaning of him is thirty months, till, when he attaineth full strength and reacheth forty years, he saith: My Lord! Arouse me that I may give thanks for the favour wherewith Thou hast favoured me and my parents, and that I may do right acceptable unto Thee. And be gracious unto me In the matter of my seed. Lo! I have turned unto Thee repentant, and lo! I am of those who surrender (unto Thee).
We have enjoined on man(4789) kindness to his parents: In pain did his mother bear him, and in pain did she give him birth. The carrying of the (child) to his weaning is (a period of) thirty months.(4790) At length, when he reaches the age of full strength(4791) and attains forty years, he says, "O my Lord! Grant me that I may be grateful for Thy favour which Thou has bestowed upon me, and upon both my parents, and that I may work righteousness such as Thou mayest approve; and be gracious to me in my issue. Truly have I turned to Thee and truly do I bow (to Thee) in Islam."*
4789 Cf.
29:8 and
31:14. 4790 In
31:14 the time of weaning was stated to be at the age of two years, i.e., 24 months. See also
2:233. That leaves six months as the minimum period of human gestation after which the child is known to be viable. This is in accordance with the latest ascertained scientific facts. The average period is 280 days, or ten times the inter-menstrual period, and of course the average period of weaning is much less than 24 months. The maximum period of breast-feeding (2 years) is again in accordance with the time that the first dentition is ordinarily completed in a human child. The lower milk incisors in the centre come out between the 6th and 9th months; then come out the milk teeth at intervals, until the canines appear. The second molars come out at about 24 months, and with them the child has a complete apparatus of milk teeth. Nature now expects him to chew and masticate and be independent of his mother's milk completely. On the other hand it hurts the mother to feed from the breast after the child has a complete set of milk teeth. The permanent teeth begin at the sixth year, and the second molars come at 12 years. The third molars are the wisdom teeth, which may appear at 18 to 20 years, or not at all. 4791 The age of full strength (ashudd) is held to be between 18 and 30 or 32. Between 30 and 40 the man is in his best manhood. After that he begins to look to his growing issue, and rightly commends the new generation to Allah. Perhaps his spiritual faculties also gain the upper hand after 40.