Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
706, sondan
5531. ayet;
5. sure ve
Mâide Suresinin
37. ayetidir.
Mâide Suresi 37. ayetinin kelime sayisi
12, harf sayısı
49 ve toplam ebced değeri ise
3621 olarak hesaplanmıştır.
Mâide Suresinin toplam ebced değeri
824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
يريدون ان يخرجوا من النار وما هم بخارجين منها ولهم عذاب مقيم
يريدونانيخرجوامنالناروماهمبخارجينمنهاولهمعذابمقيم
Yurîdûne en yaḣrucû mine-nnâri vemâ hum biḣâricîne minhâ(s) velehum ‘ażâbun mukîm(un)
Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.
Kâfirlerin cehennemde ebedî olarak kalacakları, oradan çıkmak isteseler de çıkamayacakları ifade edildiği gibi, reenkarnasyonun, yani insanın, öldükten sonra başka beden veya bedenlerde tekrar doğarak mânevî tekâmülünü tamamlayana kadar yeniden yaşamasının mümkün olamayacağına da işaret edilmektedir. Nitekim bu mânayı destekleyen başka âyetler de vardır (bk. Bakara
2:28; Hac
22:22; Nisâ
4:169; Ahzâb
33:65; Cin
72:23).
Ateşten çıkmak isteyecekler fakat onlar oradan asla çıkamayacaklar. Onlar için kalıcı bir azap vardır.
Benzer mesajlar: Bakara
2:167; Hacc
22:22; Mü’minûn
23:108; Secde
32:20; Fâtır
35:37; Mü’min
40:11; Câsiye
45:35.,Cehennemin ebedî oluşuyla ilgili bkz. Bakara
2:39, 81, 162, 217, 257, 275; Âl-i İmrân
3:88, 116; Nisâ
4:14, 56, 93, 169; Mâide
5:80; En‘âm
6:128; A‘râf
7:36; Tevbe
9:17, 63, 68; Yûnus
10:27, 52; Hûd
11:8, 107; Ra‘d
13:5; Nahl
16:29; Tâhâ
20:101; Enbiyâ
21:99; Mü’minûn
23:103; Furkân
25:69; Secde
32:14; Ahzâb
33:65; Sâffât
37:9; Zümer
39:72; Mü’min
40:76; Fussilet
41:28; Zuhruf
43:74; Muhammed
47:15; Mücâdele
58:17; Haşr 5
9:17; Teğâbun
64:10; Cinn
72:23; Müddessir
74:28; Nebe’
78:23; İnfitâr
82:16; Beyyine
98:6.
Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler. Onlar o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için sürekli bir azap vardır.
(Orada) Ateşten (cehennemden) çıkmak isteyecekler, ama ondan asla çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azap vardır (ve bu onların kötü niyet ve gayretlerinin neticesidir).
Ateşten çıkmak isterlerse de çıkamaz onlar ve onlar içindir sürüp giden bir azap.
Onlar, ateşten kurtulmak isterler, ama kurtulamazlar. Devamlı bir azap onları bekler.
Onlar Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Fakat oradan çıkamazlar. Onlara özel, kurtuluşu mümkün olmayan, kesintisiz, sürekli bir azap vardır.
Onlar ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için kalıcı bir azap vardır.
(Orada) Ateşten çıkmak isterler, ama ondan çıkacak değiller. Onlar için sürekli bir azab vardır.
Onlar, ateşten çıkmak isterler. Fakat onlar, bundan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bulunan bir azab vardır.
(O gün) ateşten çıkmak isterler, fakat çıkmaya layık değiller. Ve onlar için devamlı bir azap vardır.()
(*) Ebediyet ve ahiret gününe inanmak, her şeyin temelidir. Eğer toplumda ve fertte bu inanç yoksa mal ve mülk para etmediği gibi, kişide ruhi ızdıraplar, sıkıntılar, toplumda iç savaşlar, hırsızlıklar, yağmalar baş gösterir. İman ve huzur olmayınca, herkes “ne koparsam, kardır” düşüncesiyle maddeye saldırır. İşte İslam’ın el kesme cezası, böyle küfrî bir davranışa verilen bir cezadır. Yoksa açlığa, zor duruma düşmüşlüğe verilen bir ceza değildir. Nitekim hırsızlıktan söz eden ayetin, ahiret gününden bahseden ayetten sonra gelmesi, bu manaya işarettir.
Ateşten dışarı çıkmak isterler, oradan çıkamazlar, onlar için sürüp giden azap var
Onlar orada ateşten çıkmak/kurtulmak isterler fakat çıkamazlar/kurtulamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azab vardır.
Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler; ama çıkamazlar. Onlar sürekli bir cezaya mahkum olmuşlardır.
Cehennem ateşinden çıkmak isterler. Ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için devamlı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak istiyecekler, fakat ondan çıkacak değillerdir, onlara boyuna gidecek bir azab vardır
Onlar ateşden çıkmalarını dilerler. Halbuki onlar bundan çıkıcılar değildir. Onlar için kendilerini tutub durduracak (salıvermeyecek) bir azâb vardır.
Ateşten çıkmak isterler; fakat onlar ondan çıkacak kimseler değildirler. Çünki onlar için dâimî bir azab vardır.
Onlar ateşten çıkarılmayı isterler, fakat onlar oradan çıkarılacak değiller ve sürekli bir azabın içinde kalacaklardır.
Onlar ateşten çıkmağa çabalarlar. Halbuki onlar ateşten çıkacak değillerdir. Onlar için kendilerini durdurucu, bir azap vardır [¹],
[1] Harekete mecal bırakmayacak bir azap, ardı arası kesilmeyen bir azap.
Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara tepelerinden hiç inmeyecek sürekli bir azap vardır.
Cehenneme atıldıklarında, can havliyle ateşten çıkmak isteyecekler, fakat oradan asla çıkamayacaklar; çünkü onların hakkı, sürekli bir azaptır!İşte, hem sizi bu korkunç azaptan kurtaracak, hem de mal ve can güvenliğinizi garanti altına alacak güzel bir vesîle:
Ateş’ten çıkmayı isterler; oradan çıkacak değillerdir.
Onlar için kalıcı bir azap da vardır.
Onlar cehennemden çıkmak isteyecekler fakat oradan kesinlikle çıkamayacaklardır. Çünkü onlara bitmez tükenmez bir azap vardır.
Onlar ateşten kurtulmak isterler, ama kurtulamazlar; uzun sürecek bir azap bekler onları.
Onlar ateşten çıkmak isterler, ama oradan çıkamazlar. Onlara, sürekli azap vardır. 32/20, 23/107-108, 43/74...77
Ateşten çıkmak isterler; fakat asla oradan çıkacak değiller; zira onların hakkı kalıcı bir azaptır.[922]
[922] Bu âyet, günahkâr mü’minin cehennemden çıkıp çıkamayacağıyla değil, 36. âyette açıkça belirtildiği gibi, kâfirin çıkamayacağıyla ilgilidir. Şatıbî, cehennemin tevhid ehlinden olup da oraya girenlerin secde mahallerini ve imanın bulunduğu kalbi yakmayacağını söyler (el-Muvâfakât II, 31-32). Secde sûresinin 20. âyetinde geçen benzer bir ifade, 18. âyetteki “fâsıklar” ile kâfirlerin kastedildiği göz ardı edildiği için yanlış anlaşılmıştır.
Ateşten çıkmak isteyeceklerdir. Halbuki, onlar ondan çıkacak kimseler değildirler. Ve onlar için daimi bir azap vardır.
Onlar ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değiller. Onlara devamlı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için sürekli bir azab vardır.
O ateşten çıkmak isteyecekler ama çıkamayacaklardır. Onların hak ettiği kalıcı bir azaptır.
Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azap vardır.
Onlar ateşten çıkmak isterler, fakat çıkamazlar. Onlar için kalıcı bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır. Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır.
dileyeler kim çıķalar oddan daħı degül anlar çıķıcılar andan. daħı anlaruñdur 'aźāb durıcı.
İsterler çıḳmaġa cehennem odından, anlara çıḳmaḳ yoḳdur andan. Daḫıanlar‐çun dāyim ‘aẕāb vardur.
Onlar atəşdən çıxmaq istədilər, lakin heç cür oradan çıxa bilməzlər. Onlar əbədi əzaba düçar olanlardır!
They will wish to come forth from the Fire, but they will not come forth from it. Theirs will be a lasting doom.
Their wish will be to get out of the Fire, but never will they get out therefrom: their penalty will be one that endures.