Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
4731, sondan
1506. ayet;
51. sure ve
Zâriyât Suresinin
56. ayetidir.
Zâriyât Suresi 56. ayetinin kelime sayisi
6, harf sayısı
27 ve toplam ebced değeri ise
1613 olarak hesaplanmıştır.
Zâriyât Suresinin toplam ebced değeri
116578 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
وما خلقت الجن والانس الا ليعبدون
وماخلقتالجنوالانسالاليعبدون
Vemâ ḣalaktu-lcinne vel-inse illâ liya’budûn(i)
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Öyle anlaşılıyor ki 56. âyette sözü edilen öğüdün özü, insanların ve cinlerin yaratılış amacını hatırlatmaktır. 56. âyette açıkça ifade edildiği üzere bu yaratılış amacı, onların sadece Allah’a kulluk etmeleridir. Fakat burada fert fert her bir insan ve cinin zorunlu olarak Allah’a kulluk etmeleri değil, bu iki türden isteyenlerin kendi seçimleriyle bunu yapmaları kastedilmektedir (Zemahşerî, IV, 32). Nitekim başka birçok âyetten de bu mâna anlaşılmaktadır. Meselâ Mülk sûresinin 2. âyetine göre hayat ve ölüm insanların sınanması amacıyla var edilmiştir. 56. âyetin “sırf bana kulluk etsinler” şeklinde tercüme edilen kısmı “sırf beni tanısınlar” şeklinde de anlaşılmıştır (Şevkânî, V, 106); fakat son tahlilde Allah’ı tanımanın anlamı O’na gerektiği şekilde kulluk etmektir. Burada “kulluk” ile Allah Teâlâ’nın buyruk ve yasaklarına uymanın değil, mümin olsun inkârcı olsun bütün cinlerin ve insanların Allah’ın kudreti ve koyduğu ilâhî-tabii yasalar önünde zorunlu olarak boyun eğmelerinin kastedildiği yorumu da yapılmıştır; Taberî’nin tercih ettiği yorum budur (XXVII, 11-12). İbn Atıyye’ye göre bu ifadeyle, anılan varlıkların Allah’a kulluk etmeye yatkın bir yapıda yaratıldıkları ve onları buna yöneltecek yeteneklerle donatıldıkları da kastedilmiş olabilir (V, 183; İbn Atıyye’nin burada kullandığı deliller ve izahı için bk. Rûm
30:30). 57 ve 58. âyetlerde bu kulluğun –hâşâ– Allah’ın yararınaymış gibi algılanmaması için çok açık ifadelerle O’nun buna muhtaç olmadığı, asıl şuurlu varlıkların O’na kulluk etme ihtiyacı içinde oldukları belirtilmiştir.
Ben cinleri ve insanları, sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.[583]
[583] Yaratılışın gayesi hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 298-300.
Ben, cinni¹ ve insi¹ yalnızca bana kulluk etsinler diye yaratırım.²
1- Gördüğümüz- görmediğimiz, bilinen-bilinmeyen, tanınan-tanınmayan, yerli-yabancı, gelmiş geçmiş kim varsa. Kur'an cinn kavramını daha çok bilinmeyen, tanınmayan yani yabancı olan, yabancı yerlerden olan kimseler ve toplumlar için kullanmaktadır. (29) 2- Ayette, Kendisini bırakıp başka varlıklara kulluk yapanlara kulluğun yalnızca Kendisine yapılması uyarısında bulunmaktadır. Diğer bir ifadeyle “Ben sizi başka varlıklara kulluk yapasınız diye yaratmadım.” denmektedir.
Ben, cinnleri ve insanları ancak ve yalnız Bana ibadet etsinler (her şeyi Benden bilip, Benden isteyip, Benden beklesinler ve her konuda hükümlerimi yerine getirsinler) diye yarattım. (Evet; insanın sahip kılındığı nimet ve meziyetlerin büyüklüğü oranında da; sorumluluğu ve yükümlülükleri vardır. Çünkü insan Rabbini tanıyıp Ona ibadet ve hizmet için yaratılmıştır.)
Ve ben, cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
"Kulluk etsinler diye" sözünü "tanısınlar diye" tarzında tefsir edenler olmuş ve Sufiyye de ibadette şart, marifettir, yani tanımaktır, bilmektir diyerek bu tevili kabul etmişlerdir.
Ve iyi bilin ki, ben insanları ve cinleri ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben cinleri ve insanları yalnız beni ilâh tanısınlar, candan müslüman olarak bana teslim olsunlar, saygıyla bana kulluk ve ibadet etsinler, yalnızca benim şeriatıma bağlansınlar, bana boyun eğsinler diye yarattım.
Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yarattım.
Ben, cinleri ve insanları sadece bana ibadet etsinler diye yarattım.
Ben, insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.
Ve Ben, cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.
Yalnız bana tapsınlar diye insanları, cinleri yaratmışımdır
Ben görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen tüm iradeli varlıkları sadece (Beni tanıyıp bilsinler ve) Bana kulluk etsinler diye yarattım.
Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yarattım.
Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.
Ve ben, Cinn-ü İnsi ancak bana kulluk etsinler diye yarattım
Ben cinleri de, insanları da (başka bir hikmete değil) ancak bana kulluk etsinler diye yaratdım.
(Ben) cinleri ve insanları, ancak bana ibâdet etsinler diye yarattım!(1)
(1)“Bu âyet-i uzmânın (büyük âyetin) sırrıyla, insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gāyesi; Hâlık-ı Kâinât’ı (kâinâtın yaratıcısını) tanımak ve O’na îmân edip, ibâdet etmektir. Ve insanın vazîfe-i fıtratı(yaratılış vazîfesi) ve farîza-i zimmeti (boynunun borcu), ma‘rifetullah ve îmân-ı billahtır (Allah’ı tanımak ve îmân etmektir) ve iz‘ân (iyice anlamak) ve yakīn (şübhesiz bilmek) ile vücûdunu ve vahdetini (birliğini)tasdîk etmektir.” (Şuâ‘lar, 7. Şuâ‘, 95)
Bilinmeyen ve bilinen her şeyi, bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben periyi ve insanı «— Yalnız bana ibadet [⁴] etsinler» diye yarattım,
[4] Evvelâ beni bilsinler, saniyen bana tapsınlar. Peri ile insanın müşterek ibadetleri «Tanrı'ya ta'zim, kullara şefkattir.»
Ben cinleri de insanları da yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.
Ben cinleri ve insanları, başka bir gaye için değil, ancak Beni Rabb olarak tanımaları ve yalnızca Bana kulluk ve itaat etmeleri için yarattım. Ve bu kulluğun yararı Bana değil, bizzat kendilerine olacaktır. Öyle ya;
İnsanlar’ı ve Cinnler’i ancak bana kulluk etmeleri için yarattım.
Ben cinleri de insanları da sadece Bana kulluk1 etsinler diye yarattım.2
1 İbadet: Niyete göre yapılmasında sevap olan, Allah’a yakınlık ifade eden, şekil, zaman ve türü Allah ve Rasulü tarafından belirlenen kulluğu ifade etme fiilidir. Bir kulluğun ibadet olabilmesi için sadece Allah ve Rasûlü tarafından belirlenmesi şart olduğundan, tüm fırka, mezheb ve tasavvuf ekollerinin, Kitap ve Sünnet’e dayanmayan ve yapılması ile ilgili delili ancak kendi hevâlarından ve önderlerinden menkul olan ayinleri, ibadet değildir. Olsa olsa boşu boşuna yapılmış, ne olduğu belirsiz, sonuçta belki de şirke bile götüren gayretlerdir. Nafile ibadetlerin farz gibi telakki edilerek (farzlaştırılarak) zikir veya başka bir ad altında belirli zamana ve meşreplere göre yapılması ve yapılmasının emredilmesi yeni bir din koymaktan yani şirkten başka bir şey değildir. Efendimizin veda haccında dinin tamamlandığı (Maide: 3) Allah tarafından tüm Müslümanlara vahiyle bildirilmiştir. Artık ondan sonra kimsenin keyfi yorumlarıyla veya “toplum mühendisi” efendilerinin uydurma rüyaları ve keşif dedikleri hokkabazlıklarıyla din koyma hakkı ve yetkisi yoktur. Bunların yaptıkları yatıp-kalkıp din uydurmaktan başka bir şey değildir. Bir kısım zavallılar da bunlara kızıp Peygamberi bile dinin dışına itmeleri ifratın, akılcılığın ve cahilliğin başka bir çeşididir. İslam Dini orta bir dindir ve her şeyin en hayırlısı orta olanıdır.2 Yani; cinler de insanlar da sadece Allah’a ibâdet ile yükümlü olmak üzere yaratılmıştır, yaratılışlarının hikmeti de budur. Başka uyduruk hikmetler aramaya veya uydurmaya hiç gerek yoktur. Cinler ve insanlar, Allah tarafından ibadet ile mükellef olmak üzere yaratılmıştır ve özellikle salih kullar olsunlar diye yaratılmamıştır. Demek ki Allah’a kulluğun faydası, Allah’a değil, kullarınadır. Bazı müfessirler, cinlerin içerisine melekleri de dâhil etmişlerse de meleklerin irade yönüyle insanlar ve cinlerden farklı olduğu, birçok âyette açıkça belirtilmiştir. Onlarınki olsa olsa ibadet değil, emre itaatle yapılan secdedir. Cinlerin ve insanların yaratılış hikmetleridir diye uydurulan tasavvufî yorumların tamamı, kerametleri kendilerinden ve müridlerinden menkul şeyhlerin nefsani yorumlarından başka bir şey değildir.
Ve [onlara söyle:] görünmez varlıkları 37 ve insanları yalnızca [Beni tanımaları ve] Bana kulluk etmeleri için yarattım. 38
Ben cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım. 3/64, 39/64-65
Ben görünür-görünmez, bilinir-bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece Bana kulluk etsinler diye yarattım.[4738]
[4738] Çevirimiz için bkz:
6:112, not 94. (Krş: Zemahşerî). Sadece cinler ve insanlar değil, bütün varlıklar O’na boyun eğmişlerdir (Krş:
41:11 ve
55:6). Fakat insan “sınava” tâbidir (
67:2). İradesiz varlıkların kulluğu ityan ve secde ile ifade edilirken, insanınki ubudiyet ile ifade edilmiştir. Çünkü bu sonuncusu bilinç ister (İmanın insanın iradesine bırakılması için bkz:
18:29;
73:19;
10:99). Cinlerin anılmasının nedeni ilk muhatapların “cinler Allah’a bile boyun eğmez” şeklindeki tasavvurlarını red içindir. Onlar putlarını melek ve cinlerin sûretleri sayıyorlardı. Vahyin insana değil de meleğe inmesini istiyorlardı. Allah cinlerin de insanlar gibi mükellef olduğunu beyan ile bu tasavvuru reddetti.
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben cinleri ve insanları sırf Beni tanıyıp yalnız Bana ibadet etsinler diye yarattım.
Burada Allah, Allah’tan başka nesneleri şerik sayan insanları ve cinleri azarlayarak “Ben onları başkalarına kulluk etsinler diye değil, Bana ibadet etsinler diye yarattım.” diyor. Bütün kâinatı yarattığı halde onlardan sadece ikisinin ele alınmasının sebebi şudur: Kâinattaki bütün varlıklar Allah’a itaat ve ibadet içindedirler. Fakat irade ve tercih hakkı insanlarla cinlere verilmiştir. Bunların başka nesnelere yönelip şirk koşmalarını önlemek gerekir.
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Cinleri ve insanları, kulluğu sadece bana yapsınlar diye yarattım.
Cinleri ve insanları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben cinleri ve insanları Bana kulluk etsinler diye yarattım.
Ben, cinleri ve insanları bana ibadet etmeleri/benim için iş yapıp değer üretmeleri dışında bir şey için yaratmadım.
daħı yaratmadum perrįyi daħı ādemiyi illā tā ŧapalar baña
Daḫı ben yaratmadum cinn‐ile ādem oġlanlarını, illā anlar baña ṭapmaġ‐ıçun.
Mən cinləri və insanları yalnız Mənə ibadət etmək üçün yaratdım!
I created the jinn and humankind only that they might worship Me.
I have only created(5032) Jinns and men, that they may serve Me.*
5032 Creation is not for idle sport or play:
21:16 . Allah has a serious Purpose behind it, which, in our imperfect state, we can only express by saying that each creature is given the chance of development and progress towards the Goal, which is Allah. Allah is the source and centre of all power and all goodness, and our progress depends upon our putting ourselves into accord with His Will. This is His service. It is not of any benefit to Him: (see the next two verses)—it is for our own benefit.