Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
4865, sondan
1372. ayet;
54. sure ve
Kamer Suresinin
19. ayetidir.
Kamer Suresi 19. ayetinin kelime sayisi
9, harf sayısı
36 ve toplam ebced değeri ise
2353 olarak hesaplanmıştır.
Kamer Suresinin toplam ebced değeri
118436 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
انا ارسلنا عليهم ريحا صرصرا في يوم نحس مستمر
اناارسلناعليهمريحاصرصرافييومنحسمستمر
İnnâ erselnâ ‘aleyhim rîhan sarsaran fî yevmi nahsin mustemir(rin)
Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
Âd, Hûd peygamberin gönderildiği kavmin adıdır; çok tanrıcı inanca taassupla bağlanma ve tevhid inancına yapılan çağrıya karşı zorba bir tavır sergileme konusunda Kur’an’ın değişik yerlerinde kötü bir örnek olarak anılır (bilgi için bk. A‘râf
7:65-72; Hûd
11:50-60). 20. âyette şiddetli rüzgârın sürüklediği insanlardan söz edilirken onların, “sökülmüş hurma kütükleri”ne benzetilmesi Âd kavmi mensuplarının iri yapılı ve uzun kimseler olması ve kafalarının kopup gövdelerinin kütük gibi yuvarlanıp gitmesiyle açıklanmıştır (Taberî, XXVII, 99; Zemahşerî, IV, 46).
19,20. Sürekliliği olan kara bir günde onların üzerine, insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seren bir kasırga göndermiştik.
Biz onların üzerine, uğursuzluğu devamlı bir günde, dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
Biz, onların üzerine felaketleri gün boyu süren çok sarsıcı rüzgârı gönderdik.
Biz, o uğursuzluğu (ve korkunçluğu) sürekli olan bir günde, üzerlerine 'kulakları patlatan (felaket taşıyan) bir kasırga' yolladık.
Şüphe yok ki sürüp giden uğursuz bir günde onlara bir kasırgadır yolladık.
Biz gerçekten onların üzerine, uğursuzluğu devam eden bir günde, ortalığı alt üst eden şiddetli bir rüzgar gönderdik.
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde, dondurucu bir rüzgârı görevlendirerek estirdik.
Biz onların üzerlerine, (uğursuzluğu) süregiden bir uğursuz günde çok gürültülü bir fırtına gönderdik.
Biz, o uğursuz (felaket yüklü ve) sürekli bir günde üzerlerine 'kulakları patlatan bir kasırga' gönderdik.
Çünkü biz, uğursuzluğu devamlı bir günde, (Hûd peygamberin gönderildiği) Âd kavminin üzerlerine kökü kurutan şiddetli bir rüzgâr gönderdik.
Biz onların üzerine, uğursuzluğu, onları helak edinceye kadar devam eden bir günde, çok soğuk, fırtınalı bir rüzgâr gönderdik.
Hem sürekli, hem uğursuz bir günde, onlara sarsıcı bir yel gönderdik
Biz onların üstüne o pek talihsiz günde, her şeyi söküp atan bir kasırga gönderdik.
19,20. Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik.
Fussılet
41:16’nın açıklamasına bak.
Uğursuzluk üstüne uğursuzluğa sahip bir günde üzerlerine vahşi bir rüzgar gönderdik.
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.
çünkü salıverdik üzerlerine müstemirr, nühusetli bir günde bir soğuk rüzgâr ki sarsar
Çünkü biz (haklarında) uğursuz (ve uğursuzluğu) sürekli bir günde onların üstüne çok gürültülü fırtına gönderdik.
Şübhesiz biz, onların üzerlerine devamlı bir uğursuzluk gününde, dondurucu (ve uğultulu) bir kasırga gönderdik.
Onlar için uğursuz gün olacak bir zamanda, üzerlerine çok şiddetli uzun süreli bir rüzgâr göndermiştik.
Haklarında uğursuzluğu hepsine şâmil olan [⁹] bir günde, üzerlerine pek uğultulu [¹⁰] bir rüzgâr gönderdik.
[9] Veya sekiz gün devam eden, pek dehşetli görünen, haklarında ilelebet uğursuz olan.[10] Veya pek soğuk bir fırtına.
Biz, o uğursuz (felâket dolu ve azabı yedi gün yedi gece) ardı arkası kesilmeyen bir günde, üzerlerine kasıp kavurucu bir kasırga gönderdik.
Onların üzerine, felâketi sürekli olan bir günde dondurucu bir kasırga gönderdik.
Biz, etkili kara bir günde kasıp kavuran bir rüzgârı (sıcak / soğuk - kasırgayı) üzerilerine gönderdik.
Biz, o uğursuzluğu devam eden günde, onların üzerlerine soğuk ve gürültülü bir fırtına gönderdik.
Biz onların üstüne müthiş uğursuz bir günde şiddetli bir kasırga gönderdik:
Biz de onların üzerine kapkara bir günde şiddetli ve sürekli bir kasırga gönderdik. 41/15-16
Elbet Biz de onların üzerine kapkara bir günde gürültülü bir kasırga gönderdik:
Şüphe yok ki, Biz onların üzerine uğursuz, devamlı bir günde bir soğuk rüzgar gönderdik.
Biz onların üstüne o pek talihsiz günde, her şeyi söküp atan bir kasırga gönderdik.
Biz onların üstüne uğursuz mu uğursuz bir günde uğultulu bir kasırga saldık.
Her şeyin ters gittiği bir günde üstlerine çok sert bir fırtına göndermiştik.
Onların üzerine zor ve meşakkatli baskın süren bir günde kavuran rüzgarları göndermiştik.
Biz de, uğursuzluğu uzun süre devam eden günlerde onların üzerine gürültülü bir fırtına gönderdik.
Biz onların üzerine uğursuzluğu kesiksiz bir günde, dondurucu/uğultulu bir kasırga gönderdik.
bayıķ biz viribidük anlaruñ üzere yil ķatı esici nāhs gün içinde hemįşe yā ķavį
Biz viribidük anlar üstine ḳatı ṣovuḳ esici, meyşūm günlerde.
Biz (əzabı) uzun sürən nəhs bir gündə onların üstünə uğultulu (çox soyuq) bir külək göndərdik.
Lo! We let loose on them a raging wind on a day of constant calamity,
For We sent against them(5144) a furious wind, on a Day of violent Disaster,*
5144 Cf.
41:16. How graphic is the description of the tornado that uprooted them! It must indeed be a dreadful tornado that plucks up the palm trees by their taproots. The "Day" is an indefinite period of time. The wind that destroyed the 'Ad people lasted seven nights and eight days:
69:7.