Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5099, sondan
1138. ayet;
57. sure ve
Hadîd Suresinin
24. ayetidir.
Hadîd Suresi 24. ayetinin kelime sayisi
12, harf sayısı
56 ve toplam ebced değeri ise
4543 olarak hesaplanmıştır.
Hadîd Suresinin toplam ebced değeri
189037 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
الذين يبخلون ويأمرون الناس بالبخل ومن يتول فان الله هو الغني الحميد
الذينيبخلونويأمرونالناسبالبخلومنيتولفاناللههوالغنيالحميد
Elleżîne yebḣalûne veye/murûne-nnâse bilbuḣl(i)(k) vemen yetevelle fe-inna(A)llâhe huve-lġaniyyu-lhamîd(u)
Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganîdir, zengindir, övülmeye lâyıktır.
İlk iki âyette insanın hayata bakışını belirlemede çok önemli bir gerçeğe ve bunun hikmetine değinilmektedir: Olan ve olacak her şey Allah’ın ezelî ilminde kayıtlıdır; bunu böylece bilen ve kabul eden insan kaçırdığı fırsatlara hayıflanarak veya Allah’ın kendisine verdiği imkânların sarhoşluğuna kapılarak ömrünü tüketmez. Çünkü bunların ikisi de olmuş bitmiştir. Bu bir musibetse kendisinin bundaki payını düşünüp sonuç çıkarmalı ve bu sonucun gelecekteki davranışlarına ışık tutmasını sağlamalı, şayet bu bir nimetse asıl kaynağının kendi bilgi, beceri ve çabası değil yüce Allah olduğunu dikkate alıp övünme ve böbürlenmesi için bir sebep bulunmadığı, bilâkis bu nimetin kendisine sorumluluk getirdiği bilinci içinde hareket etmelidir. Buna karşılık insanın asıl yükümlülüğü kaçırılanlar ve elde edilenlerden sonrasında, yani “olacak”lar ve “olması gereken”ler sınırında başlamaktadır. İmtihan gereği olarak başa gelecekleri (musibet) önlemek insanın gücü dahilinde değildir; fakat insan bunları bilemeyeceği için, bu onun yükümlülüğünü etkilemez ve koyu kaderci bir anlayışı haklı kılmaz. Çünkü onun yükümlülüğü, yapılması irade ve tercihine bırakılan davranışlarla ilgilidir, bir başka anlatımla onun görevi hür iradesiyle buyruk ve yasaklara uygun davranmaktır. Nitekim 23. âyetin sonunda ve 24. âyette, kendini beğenmiş, böbürlenen ve elindeki imkânları sırf kendisine ait gibi görüp cimrilik yapan, üstelik başkalarının da öyle davranmasını isteyen kimseler ağır bir dille eleştirilmiştir. 25. âyette de insanın sorumluluk gerekçesi açıklanıp bunun kendisine getirdiği yükümlülükler genel bir ilke halinde ifade edilmiştir: İnsanın sorumluluğu, kanıtları değerlendirebilme melekesine yani akıl ve muhakeme gücüne sahip olma temeline dayalıdır ve yüce Allah ona doğru yolu bulması için yeterli kanıt ve aydınlatıcı vahiy göndermiştir; sorumlu tutmanın amacı, Allah’ın gayb yoluyla iman edip gereğini yapanları ortaya çıkarması yani insanın sınanmasıdır. Bu statünün getirdiği yükümlülük de adaleti yani olması gerekeni gerçekleştirmeye çalışmak ve bu uğurda Allah’ın lutfettiği imkânları en iyi şekilde kullanmaktır (musibet konusunda değerlendirme için ayrıca bk. Şûrâ
42:30-35; bu bağlamda daha çok “adalet” anlamıyla açıklanan mîzan kelimesinin anlamları için bk. Rahmân
55:7-9). 22. âyetin “biz onu yaratmadan” diye çevrilen kısmındaki “o” zamirinin “musibet, nefisler veya yeryüzü”nün yahut hepsinin yerini tuttuğu yorumları yapılmıştır (Şevkânî, V, 204). 25. âyette, hem güç sembolü olan hem de insanlara çeşitli faydalar sağlayan demirin de bir nimet olarak yaratıldığından söz edilmektedir. “İndirme” anlamına gelen kelime, Zümer
39:6. âyetinde olduğu gibi “yarattı, lutfetti, insana onu kullanabilme yeteneğini ilham etti” anlamındadır (İbn Âşûr, XXVII, 416-417). Âyetin üslûbundan, Allah’ın dinine ve peygamberlerine yardım eden, hak ve adaleti ayakta tutmak isteyenlerin bu gayelerini gerçekleştirebilmek için demirle sembolize edilen maddî güce ve siyasî otoriteye sahip olmaları gerektiği anlaşılmaktadır (Emin Işık, “Hadîd Sûresi”, DİA, XV, 14). Kimyasal element olarak birçok bileşiği bulunan ve değişik endüstri kollarında önemli işlevleri olan demir, metaller arasında da kullanımı en yaygın ve en ucuz olanıdır. Bir bütün olarak yerküreyi meydana getiren elementler arasında yaklaşık üçte birlik oranla ilk sırayı tutan demirin güneşte ve başka yıldızlarda da bolca bulunduğu tesbit edilmiştir. Teknolojinin gelişmesinde demirin tuttuğu yeri özellikle modern çağın insanı günlük hayatının hemen her adımında yaşar ve hisseder. Hayatı kolaylaştıran pek çok ürün demire dayalı olduğu gibi, gerek beşerî zaafların vahşete dönüşmesinden ibaret olan haksız saldırılarda gerekse varlığını koruma amacıyla bunlara karşı koymada, gerek yıkmada gerekse yapmada demir insanın asırlardan beri vazgeçemediği unsur olagelmiştir. Kısacası demir, kontrollü kullanımı insanlık için büyük yararlar, kontrolsüz kullanımı ise büyük tehlikeler taşıyan bir madde olduğu gibi bu özellikleri taşıyan başka nesneleri ve imkânları da güçlü bir biçimde temsil eden bir örnektir. Başka elementlerle birleşmiş durumda pek çok mineralde de bulunan demir insan vücudu bakımından özel bir önemi haizdir. İnsan vücudunda demir eksikliğinin yol açtığı kansızlık, en sık rastlanan kansızlık tipidir. Demirin özellikleri ve insan hayatındaki önemiyle ilgili bu ve benzeri bilgiler ışığında âyetin “Onda büyük bir güç ve insanlar için yararlar vardır” diye tercüme edilen kısmı daha iyi anlaşılabilmektedir.
Onlar, cimrilik edip insanlara da cimriliği emredenlerdir. Kim yüz çevirirse şüphesiz ki yalnızca Allah zengindir, [hamd]e (övgüye) layık olandır.
Benzer mesaj: Nisâ
4:37.,Benzer mesaj: Mümtehine
60:6.
Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse bilsin ki, yegâne ihtiyacı olmayan ve övgüye lâyık olan, Allah'tır.
Böyleleri cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını tavsiye ederler. Kim yüz çevirirse¹ bilsin ki Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegâne Varlık'tır.
1- Allah'ın verdiği nimetleri, Allah'ın buyurduğu şekilde harcamaktan kaçınırsa.
Ki onlar, (zekât ve infak konusunda ve halka hayır yolunda) kendileri cimrilik edenler ve (başka) insanlara da cimriliği emr (teklif ve tavsiye) edenlerdir. Her kim (hayır ve infak çağrısına ve cihad yolunda harcamaya yanaşmayıp) arkasını dönerse, artık şüphesiz Allah, Ğaniy’dir (hiçbir şeye muhtaç olmayan), Hamîd (övülmeye layık olan Rabbinizdir).
Onlar, öyle kişilerdir ki nekeslik ederler ve insanlara da nekes olmalarını emrederler; gerçekten de Allah, müstağnidir ve hamde layık, odur.
Ki o kendini beğenmişler, Allah'ın nimetleri üzerinde cimrilik edip, başkalarına da cimrice davranmayı tavsiye ederler. Kim hak yolda, malını vermekten yüz çevirirse, bilsin ki Allah, hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir ve tek övülmeye layık olandır.
Onlar, cimrilik edenler, mâlî mükellefiyetleri yerine getirmeyenler devlethazine harcamalarında cimri davranarak beytülmâli, mâliyeyi yönetenler, cimriliği tavsiye edenlerdir. Kim Allah yolunda harcamaya sırtını çevirir, gücünü ve iktidarını kullanarak halkı istediği istikamette yönlendirirse, Allah'ın azâbından kurtulamaz. Bilinmelidir ki, Allah zengindir, muhtaç değildir, övgüye ve şükre lâyıktır.
Onlar cimrilik eder ve insanlara da cimriliği önerirler. Kim de yüz çevirirse (bilsin ki), şüphesiz Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, övgüye layık olandır.
Ki onlar, cimrilik ederler ve insanlara cimriliği emr (tavsiye) ederler. Her kim yüz çevirirse, artık şüphesiz Allah, Ğaniy (hiç bir şeye muhtaç olmayan), Hamid (övülmeye layık olan) O'dur.
Onlar, o kimselerdir ki, hem cimrilik ederler, hem de insanlara cimriliği emrederler. Her kim (imandan ve Allah yolunda malını sarfetmekten) yüz çevirirse, bilsin ki Allah, Ganî'dir= hiç bir şeye muhtaç değildir; (ancak kullar O'na muhtaçtır), Hamîd'dir= hamd edilmeğe lâyıktır.
Onlar ki cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler. Artık kim sırt çevirirse bilsin ki Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O, bütün hamd ve kemalata sahiptir.
23, 24. Kayırmayın elinizden çıkana, ele geçene de çok sevinmeyin, hem cimrilik edeni, hem de halka cimriliği yayanı, öğüneni, kendisini beğeneni Allah da sevmez, kim ki yüz çevirirse; Allah zengin, Allah öğülmüş!
Onlar hem kendileri cimrice davranırlar hem de başkalarına cimri olmayı önerirler. Kim hayır yapmaktan kaçınırsa bilsin ki, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir (kimsenin yapacağı hayra, vereceği sadakaya ihtiyacı yok, aksine her varlık O'na muhtaçtır) ve O, övgüye (en) layık olandır.
Bunlar cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını söylerler. Allah'ın buyruğundan kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah şüphesiz müstağni ve övülmeğe layık olandır.
Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse şüphesiz ki Allah zengindir, hamde lâyıktır.
Burada, cimrilik eden ve gerekli yerlere harcamaktan kaçanlara sorumlulukları hatırlatılmıştır.
Onlar ki cimrilik ederler ve halka cimri olmayı öğütlerler. Kim yüz çevirirse, kuşkusuz ALLAH Zengindir, Övgüye layık olandır.
Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse Allah, zengindir, övgüye layıktır.
Onlar ki hem behıllik ederler hem de halka behıllik emrederler, her kim de ardını dönerse haberi olsunki Allah, ganiy Hamîd o
Onlar cimrilik yapanlar insanlara da cimriliği emredenlerdir. Kim arka dönerse şübhe yokdur ki Allah, her şeyden müstağnî, bütün hamdlere lâyık olanın ta kendisidir.
Onlar (o şımaran kimselerdir) ki, cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler. İşte kim (Allah yolunda sarf etmekten) yüz çevirirse, artık (bilsin ki) şübhesiz Ganî (hiçbir şeye muhtaç olmayan), Hamîd (hamd edilmeye yegâne lâyık olan), ancak Allah'dır.
Cimrilik edenler ve insanlara cimrilik etmeyi tavsiye edenler var. Kim ki (Allah’ın emirlerinden veya ihtiyaç sahiplerine vermekten) uzaklaşıp yüz çevirirse, elbetteki Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övülmeye layık olandır.
Yâni cimrilik edip [⁴] halka cimriliği emredenleri sevmez [⁵]. Her kim hayra harcetmeden yüz çevirirse (varsın yüz çevirsin.) Çünkü Allah (onlardan da harcından da) müstağnidir, zâtında övülmüştür; artık Allah/a ne olur!
[4] Malda, tâlimde ve neşr-i ilimde, evsaf-ı peygamberiyi beyanda.[5] Veya bunlar için şiddetli azap vardır.
Onlar, cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler. Her kim yüz çevirirse, artık şüphesiz Allah, hiç bir şeye muhtaç olmayan, övülmeye layık olan sadece O'dur.
Çünkü onlar, hem kendileri cimrilik yapar, hem de başkalarına cimriliği öğütlerler. Her kim böyle davranarak Allah’ın hükmünden yüz çevirecek olursa, yalnızca kendisine zarar vermiş olur. Çünkü Allah, insanların lütuf ve cömertliğine muhtaç değildir; asıl buna muhtaç olan kendileridir. Ve hiçbir varlık O’nu övüp yüceltmese bile, O kendi zatıyla Yücedir; zira gerçek anlamda yüceltilmeye, şükredilmeye ve övülmeye lâyık olan, sadece Odur.O hâlde, Allah’ın bahşettiği nîmetleri yoksullarla paylaşmaktan sizi alıkoymaya çalışan insan ve cin şeytanlarının sözlerine aldanmayın! Unutmayın ki;
Onlar ki cimrilik ediyorlar; Cimriliği İnsanlar’a da emrediyorlar.
Kim yüz çevirirse, gerçekten Allah, Hamîd Ganiyy’dir.
Çünkü onlar, hem cimrilik ederler, hem de insanlara cimriliği emrederler. Kim (haktan) yüz çevirirse (şunu iyi bilsin ki) hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, övülmeye layık olan, sadece Allah’tır.
ki onlar [Allah'ın nimetleri üzerinde] cimrilik edip başkalarına da cimrice davranmayı tavsiye ederler! 39 Ve sırtını [bu hakikate] çevirenler 40 [bilsin ki] Allah kendi-kendine yeterlidir, bütün övgülere layıktır!
Çünkü onlar kendileri cimrilik ettiği gibi başkalarına da cimriliği emrederler. Kim Allah yolunda harcamadan kaçınırsa bilsin ki Allah, kimseye ihtiyacı olmayan ve tüm övgülere layık olandır. 36/47, 17/111
yani cimrilik edip insanlara da cimriliği teklif edenleri... Kim (O’na) sırt çevirirse, iyi bilsin ki Allah, evet O’dur kendi kendine yeten mutlak zengin, bütün övgülerin tek layığı.[4967]
[4967] Yani: Dinine sizden yardım istiyorsa, size muhtaç olduğu için değil, siz O’na muhtaç olduğunuz içindir. Zira Allah her ne ki ister, almak için değil, daha çok vermek için ister.
(Onlar) O kimselerdir ki, cimrilikte bulunurlar ve nâsa cimrilik ile emrederler ve her kim, ardını döndürürse (zararı kendisine aittir). İşte şüphe yok ki Allah, ancak O (Hâlık-ı Kerîm) ganîdir, hamîddir.
Böyleleri hayır işlerinde hem kendileri cimri davranır, hem de başkalarına cimriliği öğütlerler. Ama bunlar bilsinler ki kim malını Allah yolunda harcamaktan yüz çevirirse Allah ganîdir, hamîddir (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan müstağnîdir, her türlü hamd ve övgüye lâyıktır).
Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim (Allah yolunda harcamaktan) yüz çevirirse (bilsin ki) Allah, zengindir, övgüye layıktır.
Onlar, cimrilik eden ve insanlardan da cimrilik etmelerini isteyen kimselerdir. Allah'tan yüz çeviren çevirsin; Allah’ın kimseye ihtiyacı yoktur, yaptığını da güzel yapar.
Onlar, cimrilik eder ve insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah'ın ihtiyacı yoktur. Hamde layık olan O'dur.
Öyle kimseler hem cimrilik eder, hem de insanlara cimriliği öğütler. Fakat kim Allah'ın buyruklarından yüz çevirirse çevirsin, Allah'ın hiç kimseye ihtiyacı yoktur; bütün âlemlerin şükür ve övgüleri de Ona aittir.
Onlar; cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden kişilerdir. Yüz çeviren bilsin ki, Allah Ganî'dir, Hamîd'dir.
anlar kim baħıllıķ eylerler daħı buyururlar ādemįlere baħıllıġı. daħı her kim yüz döndürür-ise bayıķ Tañrı oldur bay ögülmiş.
Ol kişiler ki baḫīllıḳ iderler [...]
O kəslər ki, həm özləri xəsislik edər, həm də xalqa xəsis olmağı əmr edərlər. Kim (Allahın əmrlərindən, öyüd-nəsihətindən) üz döndərsə (ancaq özünə zərər edər). Həqiqətən, Allah ehtiyacsızdır, şükrə (və tə’rifə) layiqdir! (Onun bütün əməlləri bəyəniləndir!)
Who hoard and who enjoin upon the people avarice. And whosoever turneth away, still Allah is the Absolute, the Owner of Praise.
Such persons as are(5311) covetous and commend covetousness to men. And if any turn back(5312) (from Allah.s Way), verily Allah is Free of all Needs, Worthy of all Praise.*
5311 Neither the Covetous nor the Boasters have any place in the Good Pleasure of Allah. The Covetous are particularly insidious, as their avarice and miserliness not only keep back the gifts of Allah from men, but their pernicious example dries up the streams of Charity in others. 5312 It is Charity in Allah's Way that is specially in view here. If people are selfish and withhold their hand, they only injure themselves. They do not hurt Allah's Cause, for He is independent of all needs, and He will find other means of assisting His more meagerly endowed servants; He is worthy of all praise in His