Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5125, sondan
1112. ayet;
58. sure ve
Mücadele Suresinin
21. ayetidir.
Mücadele Suresi 21. ayetinin kelime sayisi
9, harf sayısı
34 ve toplam ebced değeri ise
2286 olarak hesaplanmıştır.
Mücadele Suresinin toplam ebced değeri
131377 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
كتب الله لاغلبن انا ورسلي ان الله قوي عزيز
كتباللهلاغلبناناورسلياناللهقويعزيز
Keteba(A)llâhu leaġlibenne enâ ve rusulî(c) inna(A)llâhe kaviyyun ‘azîz(un)
Allah, “Şüphesiz ben ve peygamberlerim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphe yok ki, Allah çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
Allah’a ve peygamberine düşmanlık edenlerin dayanışma görünümü altında gerçekte kendilerini ve birbirlerini aldattıkları ve sonlarının hüsran olduğu belirtildikten sonra samimi müminlerin bu gibi kimselerle ilişkilerinde daha dikkatli olmaları gerektiği uyarısı yapılmaktadır. 14. ve müteakip âyetlerde başlıca özelliklerine değinilen kimselerin müslüman gibi görünen ama gerçekte İslâm düşmanlığı yapan münafıklar olduğu açıktır. Bunların kendileriyle iş birliği yaptıkları kimselerden “Allah’ın gazabına uğramış bir topluluk” diye söz edilmektedir. Âyette kimlikleriyle ilgili açık bir bilgi verilmemekle beraber, bağlamı dikkate alan hemen bütün müfessirler burada, o dönemde Medine ve çevresinde yaşayan yahudilerin kastedildiği kanaatindedirler. Dolayısıyla, 8. âyetin tefsiri sırasında belirtilen ihtimallerin bu âyetlerin iniş zamanı konusunda da göz önünde bulundurulması uygun olur (münafıkların müslümanlara tuzak kurmak üzere yahudilerle işbirliği yapmaları ve söz konusu yahudilerin Allah’ın gazabına müstahak olmaları hakkında bk. Enfâl
8:27, 55-57; Ahzâb
33:9-27; Haşr
59:2-6; ilâhî gazaba uğrayanlar hakkında ayrıca bk. Fâtiha
1:7). Tefsirlerde bu gruptaki âyetlerin veya bir kısmının nüzûl sebebi olarak –bazı rivayetlere göre Abdullah b. Nebtel isimli– bir münafığın, Resûlullah’ın huzurunda onun aleyhine sözler söylemediğine dair yalan yere yemin etmesi ve bulup getirdiği tanıkların da bile bile yalan yere yemin etmeleri olayına yer verilir (Zemahşerî, IV, 76-77). Bununla birlikte âyetin hedefinin bu olaya değinmekle sınırlı olmayıp, bile bile yalan yere yemin etmenin, yeminlerini kalkan olarak kullanmanın, yani yeminlerinin arkasına sığınıp onlarla insanları aldatmanın münafıklara özgü en belirgin özelliklerden olduğuna dikkat çekmek olduğu anlaşılmaktadır. 17. âyette yer alan “Malları da evlâtları da Allah katında kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır” anlamındaki cümle değişik vesilelerle başka âyetlerde de bir uyarı ifadesi olarak yer almış, dünya hayatında kişiye güvence sağlayabilen hiçbir yolun kıyamet gününde bir yarar sağlayamayacağına ve herkesin tek başına yaptıklarının hesabını vermek durumunda kalacağına dikkat çekilmiştir (bk. Âl-i İmrân
3:10). 18. âyetin “... sanacaklar ki işe yarar bir şey yapmaktalar!” diye çevrilen kısmı şöyle açıklanmıştır: Dünyada yalan yere yemin etmek ve muhatabı kandırmaya çalışmak onlarda öylesine bir alışkanlık ve âdeta meleke haline gelmiştir ki âhirette dahi bu tutumlarını sürdürecekler, bunun kendilerine bir fayda getireceğini sanıp Allah’ı bile kandırmaya kalkacaklar, böylece iyiden iyiye rezil rüsvâ olacaklardır. Gerek duyular âlemindeki gerekse bunun ötesindeki her şeyi bilen Allah’a karşı bile böyle bir tutum sergilemeye kalkışan bu insanların dünyada müminleri kandırma çabası içinde olmalarını yadırgamamak gerekir (Zemahşerî, IV, 77; Râzî, XXIX, 274-275). 22. âyetin nüzûl sebebiyle ilgili birçok rivayet bulunmakla beraber bunları buradaki mânaların uygulanmasına ilişkin örnekler olarak düşünmek uygun olur, yoksa âyetin anlamını bunlardan birine bağlamak gerekmez. Âyet, içeriği bakımından öncesi ve sonrasıyla irtibatlıdır; Allah ve resulüne husumet besleyenlerin, akrabalık bağı gibi motifleri kullanarak müminleri kendileriyle –münafıkların yahudilerle yaptığı iş birliğine benzer– bir dayanışma ilişkisi içine çekmeye çalışabilecekleri tehlikesine karşı uyarı anlamı taşımaktadır (İbn Âşûr, XXVIII, 58). Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûl sürecinde, müslümanlar başka dinlerin mensuplarıyla, özellikle putperestlerle farklı konumlarda ve çeşitli ilişkiler içinde bulunduklarından, bu konuya ilişkin âyetlerde üslûp ve içerik farklılığının bulunması tabiidir. Dolayısıyla, bu konuda sağlıklı sonuca ulaşabilmek için, her âyeti kendi bağlamında ele almak ve ayrıca müslümanların müslüman olmayanlarla ilişkilerini düzenleyen âyetleri ve Resûlullah’ın uygulamalarını topluca değerlendirmek gerekir (bu konuda genel bir değerlendirme için bk. Âl-i İmran
3:28; sevginin anlamı ve dereceleri ile ilgili tasnif ışığında bu âyette ve daha sonraki yıllarda nâzil olan iki âyette söz konusu edilen sevgi bağının yorumu için bk. Tevbe
9:23-24; ayrıca bk. Mümtehine
60:7-9). 22. âyetin “Onları katından bir ruh ile desteklemiştir” diye çevrilen kısmı “Onları katından bir lutuf ile, Kur’an’dan ve Hz. Peygamber’in sözlerinden kaynaklanan ilâhî bir lutuf, ışık ve başarı ile, Kur’an ile, Cebrâil (a.s.) ile desteklemiştir” gibi mânalarla açıklandığı üzere “Onları iman ruhuyla desteklemiştir” tarzında da yorumlanmıştır; çünkü bizatihî iman, kalplere hayat veren bir ruh mesabesindedir (Zemahşerî, IV, 78; İbn Atıyye, V, 282).
Allah “Ben -elbette ben- ve elçilerim şüphesiz ki galip geleceğiz.” diye yazmıştır.Şüphesiz ki Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Gerçek anlamda Yüce Allah’a inanılıp güvenilir ve O’nun buyrukları doğrultusunda hareket edilirse, tıpkı Bedir’de olduğu gibi başka savaşlarda da farklı zamanlarda da müslümanlar üstün gelecekler ve üstünlüklerini sürdürmüş olacaklardır. Benzer mesajlar: Bakara
2:249; Âl-i İmrân
3:139; Mâide
5:23, 56; Kasas
28:35; Sâffât
37:171-173; Mü’min
40:51.
Allah, “Kesinlikle ben ve peygamberim galip geleceğiz” diye yazmıştır. Çünkü Allah güçlüdür; her şeyin üstesinden gelir.
Allah: “Ben ve Resûl'lerim kesinlikle galip geleceğiz.” diye hükmetmiştir. Kuşkusuz Allah; Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
(Unutmayınız ki) Allah, “muhakkak Ben ve Elçilerim galip geleceğiz” diye yazmış (ve kararlaştırmış) tır. (Allah’ın partisi ve Kur’an’ın takipçisi olanlar mutlaka kazanacak ve başarıya ulaşacaklardır.) Gerçekten Allah, en büyük Kuvvet sahibidir, Güçlü ve Üstün olandır.
Allah yazdı, takdir etti ki andolsun, ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz; şüphe yok ki Allah pek kuvvetlidir, üstündür.
Şüphesiz Allah: “Ben ve elçilerim mutlaka galip geleceğiz” diye yazmış ve hükmetmiştir. Şüphesiz Allah, çok güçlüdür, çok üstündür.
Allah:
“Elbette ben ve Rasullerim, elçilerim galip geleceğiz.” diye Levhi mahfuz'da yazmıştır. Allah güçlü, kudretli ve hükümrandır.
Allah: "Elbette ben ve peygamberlerim galip geleceğiz" diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, yücedir.
Allah, yazmıştır: 'Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de.' Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.
Allah, şöyle hüküm vermiştir: “- Celâlim hakkı için, muhakkak ki, hem ben gâlib geleceğim, hem Peygamberlerim. Şübhe yok ki Allah çok kuvvetlidir, her şeye gâlibdir.
Allah: “Ben ve elçilerim, kesinlikle üstün geleceğiz” diye yazmıştır. Gerçekten Allah, çok güçlü ve izzet sahibidir.
Allah böyle yazdı ki: «Hem ben, hem de benim peygamberlerim, herhalde yeneceğiz!», Allah kuvvetlidir, Allah elverir
Çünkü Allah: “Ben ve resullerim elbette galip geleceğiz” diye hükmetmiştir. Şüphesiz ki Allah güçlüdür, her şeyin mutlak galibidir.
Allah, "And olsun ki Ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz" diye yazmıştır. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Allah: Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir.
ALLAH, "Ben ve benim elçilerim kazanacaklardır," diye yazmıştır. ALLAH Güçlüdür, Üstündür.
Allah: "Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz." diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galipdir.
Allah yazdı: Celâlim hakkı için herhalde ben yenerim ben ve Resullerim, şübhe yok ki Allah kavîdir azîzdir
Allah (şöyle) yazmışdır: «Andolsun ki ben gaalib geleceğim, peygamberlerim de». Şübhesiz Allah yegâne kuvvet saahibidir, mutlak gaalibdir.
Allah, (Levh-i Mahfûz'da): “Celâlim hakkı için, ben muhakkak galib geleceğim, peygamberlerim de!” diye yazmıştır. Çünki Allah, Kavî (çok kuvvetli olan)dır, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir.
Allah “Ben ve elçim mutlaka galip gelecektir” diye yazmıştır. Elbetteki Allah çok kuvvetli ve güç sahibidir.
Allah, Levh-i Mahfuz/da «— Ben ve peygamberlerim herhalde galip olacağız» diye yazmıştır [³]. Allah kuvvetlidir, yegâne galiptir [⁴].
[3] Seyf ile veya hüccetle yahut böyle hükmetmiştir, yemin makamındadır.[4] Artık düşman tutmak münafıklara ne fayda verir!
Allah, “Şüphesiz ben galip geleceğim ve peygamberlerim de” diye yazmıştır. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Çünkü Allah, hak ile bâtılın mücâdelesinde insanlığın kader kitabına şu değişmez kanunu yazmıştır: “Ben mutlaka üstün geleceğim; Elçilerim de!” Hiç kuşkusuz Allah güçlüdür, mutlak otorite sahibidir.
Allah yazdı ki: “Ben elbette galip gelirim, benim rasûllerim de!”.
Allah, azîz kaviyydir.
Şüphesiz Allah: “Yemin olsun ki daima Ben ve Peygamberlerim galip geleceğiz.” diye buyurmuştur. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok şereflidir.
[Çünkü] Allah böyle buyurdu: “Ben kesinlikle üstün geleceğim, Ben ve Elçim!” Şüphesiz Allah, güçlüdür, kudret sahibidir!
Zira Allah şöyle hükmetmiştir: – Elbet ben galip geleceğim. Ben ve mesajlarını tebliğ eden elçilerim. Çünkü Allah çok güçlüdür ve daima galiptir. 10/78
(Zira) Allah şöyle diledi: “Elbet Ben galip geleceğim; Ben ve elçilerim! Şüphe yok ki Allah tarifsiz güçlüdür, mutlak üstün ve yüce olandır.
Muhakkak o kimseler ki, Allah'a ve resûlune muhalefette bulunurlar, işte onlar, zelîl olanların arasındadırlar. Allah yazdı ki, «Elbette ben galebe edeceğim Ben. Peygamberlerim de...». Şüphe yok ki Allah kavîdir, azîzdir.
Çünkü Allah: “Ben ve Resullerim elbette galip geliriz. ” diye hükmetmiştir. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir, mutlak galiptir. [40, 51-52; 10, 103]
Bu galibiyet, İslâm’ın hüccet ve delille galibiyeti yahut buna ilaveten, kuvvet ile de olan galibiyetidir.
Allah: "Elbette ben ve elçilerim galib geleceğiz" diye yazmıştır. Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir.
Allah şöyle yazmıştır: “Ben, elçilerimle mutlaka galip gelirim.” Çünkü Allah güçlüdür, her işin üstesinden gelir.
Allah, “Ben ve elçilerim mutlaka galip geleceğiz, diye hükmetmiştir. Şüphesiz Allah, güçlüdür, daima galiptir.
Allah, “Ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz” diye yazmıştır. Gerçekten de Allah karşı konulmaz kuvvet sahibi ve herşeyin mutlak galibidir.
Allah, "Ben ve resullerim mutlaka galip geleceğiz!" diye yazmıştır. Allah çok güçlüdür, Azîz'dir.
yazdı Tañrı ya'nį lavḥ'da «bayıķ ġālib olam ben daħı yalavaçlarum. bayıķ Tañrı ķavįdur ġālibdur.
Tañrı Ta‘ālā yazupdur levḥ‐i maḥfūẓda ki ben ġālib‐men, peyġamberlerümdaḫı. Tañrı Ta‘ālā muḥkem ḳuvvetlüdür, ‘azīzdür.
Allah (lövhi-məhfuzda): “And olsun ki, Mən və peyğəmbərlərim qalib gələcəyik!” – deyə yazmışdır. Həqiqətən, Allah yenilməz qüvvət sahibi, qüdrət sahibidir!
Allah hath decreed: Lo! I verily shall conquer, I and My messengers. Lo! Allah is Strong, Almighty.
Allah has decreed: "It is I and My messengers who must prevail": For Allah is One full of strength, able to enforce His Will.(5362)*
5362 For the meaning of 'Aziz, see n. 2818 to
22:40.