Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5612, sondan
625. ayet;
76. sure ve
İnsân Suresinin
21. ayetidir.
İnsân Suresi 21. ayetinin kelime sayisi
13, harf sayısı
59 ve toplam ebced değeri ise
5699 olarak hesaplanmıştır.
İnsân Suresinin toplam ebced değeri
73518 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
عاليهم ثياب سندس خضر واستبرق وحلوا اساور من فضة وسقيهم ربهم شرابا طهورا
عاليهمثيابسندسخضرواستبرقوحلوااساورمنفضةوسقيهمربهمشراباطهورا
‘Âliyehum śiyâbu sundusin ḣudrun ve-istebrak(un)(s) ve hullû esâvira min fiddatin ve sekâhum rabbuhum şerâben tahûrâ(n)
Üstlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süsleneceklerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.
Allah Teâlâ yukarıdaki özellikleri taşıyan müminleri kıyamet gününün sıkıntılarından koruyacağını, onlara sevinç ve mutluluk dolu bir hayat nasip edeceğini ifade buyurduktan sonra vereceği nimetleri açıklamıştır. Başka âyetlerde de kıyamet gününde bir kısım yüzlerin mutluluktan parıldayacağını bir kısım yüzlerin de sıkıntıdan sararıp solacaklarını haber vermiştir (Kıyâmet
75:22-24). Bu âyetlerin genelinden çıkan sonuca göre yüce Allah’ın müminlere ikram edeceği cennet, her türlü ihtiyacın karşılandığı, rahat ve huzur kaynağı imkânların bol bol bulunduğu bir yerdir. Orada canların çektiği ve gözleri okşayan her türlü nimetin bulunduğu haber verilmiştir (bk. Zuhruf
43:71). 13. âyet müminlerin âhirette güneş ışınlarından kaynaklanan yakıcı sıcakla karşı karşıya kalmayacaklarını ifade eder. Âyetten cennetin kendine has bir nurla aydınlatılacağı, orada her şey mutedil olup sıkıntı verecek herhangi bir şeyin bulunmayacağı anlaşılmaktadır. 14. âyette belirtilen gölgelerin de cennetteki ağaçların gölgeleri olduğu belirtilir. 15-21. âyetlerde cennetliklerin içecekleri içkiler, sunucular ve hizmetçiler anlatılmakta; elbiseleri ve takıları tasvir edilmektedir. Müfessirler buradaki kâselerin gümüş ve billûrla tanıtılmasının, sadece bilinmeyeni bilinenle anlatmak, böylece muhatabın zihninde cennet nimetleriyle ilgili bir imaj, bir fikir ve sonuçta bir arzu uyandırmak maksadıyla yapılmış bir benzetmeden ibaret olduğunu belirtirler. Bunların mahiyetleri hakkında bir şey söylemek mümkün değildir. Nitekim Abdullah b. Abbas, “Cennetteki nimetlerle dünyadakiler arasında isim benzerliğinden başka benzerlik yoktur” demiştir (Râzî, XXX, 249; ayrıca bk. Bakara
2:25).
Üzerlerinde ince ipekten yeşil elbiseler ve kalın ipek kumaşlar olacaktır; gümüş bilezikler takacaklardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek ikram edecektir.
Onların üzerlerinde ince yeşil ve kalın ipekten elbiseler olacaktır. Gümüş bilezikler takınacaklardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.
Üzerlerinde yeşil ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bileziklerle süslenecekler. Rabb'leri onlara tertemiz içecekler sunacak.
Onların üzerinde hafif ipekten (iç giysiler) ve ağır işlenmiş atlastan (dış) yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarap içirmiştir.
Üstlerinde, ipincecik yeşil ve ipek elbiseler, kalın ipekten dokunmuş libaslar vardır ve gümüş bilezikler takınırlar ve Rableri, onları tertemiz bir şarapla suvarır.
O kimselerin üzerinde yeşil ipekten ve atlastan elbiseler olacak, onlar gümüş bileziklerle süslenecekler ve Rableri onlara en temiz içeceklerden ikram edecektir.
Onların göz alıcı halleri zarif, yeşil sırmalı, kalın ipekten elbiselerinin olmasıdır. Gümüş bileziklerle süslenirler. Rableri onlara tertemiz bir meşrubat içirmiştir.
Üstlerinde ince ipekten ve kalın atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirmiştir.
Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarab içirmiştir.
Üstlerinde, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır; ve gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri de onlara tertemiz bir şarab içirmiştir.
Üzerlerinde yeşil ipekten kalın ve ince elbiseler vardır. Gümüşten bilezikler ile bezenirler. Ve Rableri olan Allah, onlara temiz br içecek içirir.
Onların üstlerinde yeşil, kalın ipek dokumadan giysiler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir, Tanrıları da onlara temiz içecekle su verecektir
Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek ikram eder.
Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.
Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir.
Üstlerinde yeşil kadifeden elbiseler ve ipekler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rab'leri onlara temiz bir içecek içirir.
Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.
Üstlerinde bir sündüs esvab yem yeşil ve kalın istebrak, gümüşten bileziklerle süslenmişler, rabları onlara bir şarabı tahûr sonmaktadır
Üzerlerinde ince ve kalın ipekden yeşil elbiseler vardır. Gümüşden bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri de onlara gaayet temiz bir şarab içirmişdir.
Üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Ve Rableri onlara tertemiz bir içecek (Cennet şarâbı) içirmiştir.
Onların üzerinde yeşil ipekten ve parlak kumaştan elbiseler olacak ve gümüşten bilezikler takılacak ve Rableri onlara tertemiz içeceklerden içirecek.
Onların üzerlerinde ince ve kalın dibadan yeşil elbise bulunacak, onlara gümüşten bilezikler takılacak. Rableri onlara gayet pâk bir şarap içirecek.
Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlas olan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarap içirmiştir.
Cennette yaşayanlar, yeşil ipekten ve atlastan hârika işlemeli elbiseler giyinecek, göz kamaştıran altın ve gümüş bilezikler takınacaklar ve Rableri onlara, tadı iliklere kadar işleyen tertemiz bir içecek ikram edecek.
Onların üstlerinde ince ipek kumaş (sündüs) ve kalın ipek kumaş (istebrak, atlas) yeni elbiseler vardır.
Gümüş bilezikler takınmışlardır.
Rabb’leri onlara ferahlatıcı / temiz içecekler içirdi.
(O cennetliklerin) üstlerinde yeşil ipekten ince ve sırmalı elbiseler olacak, gümüş bileziklerle süslenecekler ve Rableri onlara tertemiz içecekler, içirecektir.
O [kutsanmış kimse]lerin üzerinde yeşil ipekten ve atlastan giysiler olacak: onlar gümüş bilezikler ile süslenecekler. 19 Ve Rableri onlara en temiz içeceklerden ikram edecek. 20
Üzerlerinde yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler olacak. Onlar gümüş bileziklerle süslenecekler ve Rabbleri onlara tertemiz nefis bir içecek ikram edecek. 18/30-31, 52/24, 56/17-18
Onların üzerinde yemyeşil, capcanlı[5489] ipek elbiseler, atlastan kaftanlar bulunacak; ve onlar tarifsiz gümüşten künyeler-bilezikler takınacak;[5490] dahası Rableri onlara temiz ve temizleyici olan tarifsiz bir içecek ikram edecek.[5491]
[5489] Hudrun, lafzen “yeşil” rengi, mecazen “canlılığı” ifade eder. Akleden kalbi diri tuttukları için bunun alâmetini üzerlerinde taşıyacaklar.
[5490] Ruhlarını ubudiyet ve ibadetle özgür kıldıkları, yüreklerinin bileğine kelepçe takmadıkları için bileklerine cennet takısı takılacak. Burada “gümüş” olarak geçen bilezikler, Kehf 31 ve Fâtır 33’te altın olarak geçer. Altın ve gümüş değeri sembolize eder. Aynı şeyin iki ayrı cins olması, mü’minin makbul amelleri arasındaki kalite farkının cennete yansıyacağına delâlet eder. Altının güneş ışığını, gümüşün ay ışığını temsil edişinden yola çıkarak, birincisinin gün ışığı gibi doğrudan, ikincisinin ay ışığı gibi dolaylı sevabı temsil ettiği de düşünülebilir.
[5491] Fe‘ûl vezni, hem fail hem mef‘ûle delâlet eder. Zımnen: İçlerini tüm korku, kaygı, endişe, kin ve kirden yıkayan bir içecek sunacak.
Onların üzerlerinde ince ve kalın dîbadan yeşil esvap vardır. Ve gümüşten bilezikler ile bezetilmişlerdir, ve onlara Rabbleri de gâyet temiz bir şurup içirmiştir.
21, 22. Elbiseleri ince veya kalın yeşil renkli ipeklerden, atlaslardandır. Gümüş bilezikler takınırlar. Onların Rabbi, kendilerine tertemiz bir içki ikram edip şöyle demiştir: “İşte bütün bunlar sizin mükâfatınızdır! Gayretleriniz makbul oldu. ”
(Cennet ehlinin) Üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirmiş(ve şöyle demiş)tir:
Cennetliklerin üzerinde ince ve kalın ipekten yeşil giysiler olur; gümüş bilekliklerle bezendirilirler. Rableri (Sahipleri) onlara tertemiz içecekler içirir.
Üzerlerinde yeşil ipekli ve parlak atlastan elbiseler vardır. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirmiştir
Üzerlerinde ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler vardır; bir de gümüş bilezikler takınmışlardır. Ve Rableri onlara tertemiz bir şarap içirir.
Üzerlerinde yeşil-ince ipeklerle, sırmalı, kalın ipeklerden giysiler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Rableri onlara tertemiz bir içki ikram etmiştir.
anlaruñ üzerinde olıcıyiken yufķa ḥarir ŧonları yaşıllar daħı ķalıñ ŧon. daħı bezenildiler bilezükler-ile gümişden. [308a] daħı śuvardı anları çalabı’ları şarab arı arıdıcı.
Anlaruñ üstindeki ṭonlar yaşıl ḥarīrdendür ve özge renglü ḥarīrḳumāşlardur. Daḫı bezeneler gümişden bilezükler‐ile. Daḫı anlara içürürTañrıları ḫumārdan ve esrüklükden arınmış şarābdan.
(Cənnət əhlinin) əyinlərində taftadan və atlazdan (nazik və qalın ipəkdən) yaşıl libaslar olacaq, onlara gümüşdən bilərziklər taxılacaqdır. Rəbbi onlara çox pak bir şərab içirdəcəkdir.
Their raiment will be fine green silk and gold embroidery. Bracelets of silver will they wear. Their Lord will slake their thirst with a pure drink.
Upon them will be green Garments of fine silk and heavy brocade, and they will be adorned with Bracelets of silver;(5853) and their Lord will give to them to drink of a Wine Pure and Holy.(5854)*
5853 Cf.
18:31. The bracelets are there said to be of gold. 5854 This would seem to be the culmination of the honour which the Blessed receive at the Royal and Divine Banquet. The words in the next verse express the sort of speech which will make the Guest a denizen of Heaven. (R).