Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5649, sondan
588. ayet;
77. sure ve
Mürselât Suresinin
27. ayetidir.
Mürselât Suresi 27. ayetinin kelime sayisi
7, harf sayısı
38 ve toplam ebced değeri ise
2887 olarak hesaplanmıştır.
Mürselât Suresinin toplam ebced değeri
71828 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
وجعلنا فيها رواسي شامخات واسقيناكم ماء فراتا
وجعلنافيهارواسيشامخاتواسقيناكمماءفراتا
Ve ce’alnâ fîhâ ravâsiye şâmiḣâtin ve eskaynâkum mâen furâtâ(n)
Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?
Arzın, jeolojik yapısı ve bilhassa su kaynakları sayesinde canlılar için uygun ortam ve şartlarda yaratılmış olduğuna dikkat çekilmekte, böylece dolaylı olarak bunun, aklını işletip ibret nazarıyla görenler için, yeniden dirilme olayından daha şaşırtıcı ve daha büyük bir olay olduğu ima edilmektedir (Şevkânî, V, 414).
Oraya sabit ağırlıklar koydukve size tatlı sular içirdik.
Oraya sabit ve yüksek dağlar yerleştirmedik mi? Size tatlı sular içirmedik mi?
Orada oturaklı ağır baskılar yaptık. Size tatlı su içirdik.
Ve onda sabit yüksek dağlar yaratmadık mı? Size tatlı bir su içirip (rahatlatmadık mı?)
Ve orada, sabit ve metin dağlar yarattık ve sizi, tatlı suyla suvardık.
orada yüce dağlar meydana getirmedik mi? Size tatlı sular içirmedik mi?
Orada, yüksek, ağır baskılı oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirmedik mi? Size tatlı sular içirmedik mi?
Orada yüksek sabit dağlar var etmedik mi ve size tatlı bir su içirmedik mi?
Ve onda sabit yüksek dağlar var etmedik mi? Size tatlı bir su içirmedik mi?
Orada yerli yerinde sabit yüce dağlar yerleştirip de size tatlı bir su içirmedik mi?
Demirlemiş gemiler gibi onda yüksek dağlar yarattık (değil mi?) Size tatlı bir su içirdik (değil mi?)
Orda yüksek dağlar yaratmadık mı? Size tatlı sular içirmedik mi?
Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?
Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?
Yeryüzünde haşmetli dağlar yarattık, sizlere tatlı sular içirdik.
Üzerine yüksek dağlar yerleştirip size tatlı su içirmedik mi?
Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?
Ve oturdupda onda yumru yumru oturaklı dağlar, sunmadıkmı size bir su (tatlı) bir furat
Orada sabit sabit, yüce yüce (dağlar) vücûde getirmedik mi? Size tatlı bir su da içirmedik mi?
Orada yüksek, sâbit dağlar meydana getirmedik mi? Hem size tatlı bir su içirmedik mi?
Yeryüzün de sapasağlam yüksek dağlar yaptık ve size tatlı lezzetli sular içirdik.
Orada muhkem, ulu ve yüce dağlar vücude getirdik. Size tatlı sular içirdik.
Ve onda sabit yüksek dağlar var ettik ve size tatlı bir su içirdik.
Ve oraya yüksek dağlar yerleştirip, size tatlı sular içirmedik mi?
Orada yüksek dağlar yaptık; size tatlı sular içirdik.
Ve orada yüksek dağlar yaratarak, size tatlı bir su içirtmedik mi?
Onun üzerinde haşmetli, sarsılmaz dağlar meydana getirmedik mi ve size içmeniz için tatlı sular vermedik mi? 10
Orada yüksek dağlar yerleştirip, oradan size tatlı sular içirmedik mi? 27/60...63, 31/10
Ve orada başı yüce heybetli dağlar var ettik; ve size billur gibi suları sebil ettik.[5504]
[5504] Sekaytuhu, “ona su sundum” anlamına gelir. Eskaytuhu, “ona sudan bir pay verdim” anlamına gelir (Furûk). Başı yüce haşmetli dağlar rahmet bulutlarının altına başını tutuyor da, şerefini Allah’tan alan insan akleden kalbini neden vahyin rahmet bulutlarının altına tutmayıp hakikati yalanlıyor? Vahiy bir dağa inseydi dağ haşyetten paramparça olurdu (
59:21). Fakat insana indiği halde insan neden vahye karşı taş kesilir? Bulut dağa nâzil olur vahiy insana. Bulutu çeken dağ yeşile kavuşur, vahiy hakikatine yüreğini tutan insan cennete kavuşur. Aksi halde dağ nasıl kıraç kalırsa, insan da cennetinden olur.
Ve orada yüksek, sabit dağlar kıldık, ve size bir tatlı su içirdik.
Orada, sağlam yüksek dağlar yarattık ve size tatlı bir su ihsan ettik.
Dünya hayatının mezkûr âyetlerde bildirildiği tarzda düzenlenmesi, kesin olarak hikmetli bir Yaratıcı tarafından tanzim edildiğini ispatlar. Bu da âhiretin aklen mümkün olduğunun bir delilidir. Sayısız yaratıklar, milyonlarca tür bitkiler, yüz binlerce tür hayvanlar ve bunlardan bir nevi olarak insanlar, milyonlarca yıldan beri dünyanın bağrında beslenmektedirler. Bunların, milyonlarca çeşit ihtiyaçları hep dünyada yerleştirilmiştir. Bunların hepsini yerli yerinde yaratan üstün kudret, hikmet, irade ve adalet sahibi Allah, elbette yeni bir ülke kurmaya kadirdir.
Orada yüksek yüksek dağlar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) içirmedik mi?
Orada yüksek dağlar oluşturduk. Size tatlı sular içirdik, değil mi?
Orada yüksek dağlar yaratıp, size tatlı su içirmedik mi?
Üstüne de sapasağlam, yüce dağlar diktik; size tatlı bir su içirdik.
Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.
daħı ķılduķ anuñ içinde berk durur ŧaġlar yüceler. daħı śuvarduķ size datlu śu.
Daḫı ol yir yüzinde yüce ṭaġlar yaratduḳ. Daḫı içürdük size ṭatlu ṣular.
Biz orada möhkəm durmuş uca dağlar yaratdıq və sizə şirin su içirtdik.
And placed therein high mountains and given you to drink sweet water therein?
And made therein mountains standing firm,(5876) lofty (in stature); and provided for you water sweet (and wholesome)?*
5876 See n. 2038 to
16:15. The solid mountains are frequently referred to: cf.
13:3. The parable here is that the mountains are hard, solid rock, and yet they act as sponges to collect, store up, and filter sweet and wholesome water, which on account of their altitude they are able to distribute by gravity to the lower, dry land by means of rivers or springs. Anyone who has seen the parched Makkan valleys and the delicious springs in the mountains around, or the Zubaydah Canal , which is the main source of Makkah's water supply, will appreciate the aptness of the metaphor, but it applies to any country, though not to so striking a degree. If the wisdom and power of Allah can do such things before your eyes, how can you reject His teaching of a still more wonderful future Life?