Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5651, sondan
586. ayet;
77. sure ve
Mürselât Suresinin
29. ayetidir.
Mürselât Suresi 29. ayetinin kelime sayisi
6, harf sayısı
24 ve toplam ebced değeri ise
1974 olarak hesaplanmıştır.
Mürselât Suresinin toplam ebced değeri
71828 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
انطلقوا الى ما كنتم به تكذبون
İntalikû ilâ mâ kuntum bihi tukeżżibûn(e)
Onlara şöyle denecek: “Yalanlamakta olduğunuz şeye (cehennem azabına) gidin.”
O gün hesaplar görülüp herkesin gideceği yer belli olduktan sonra görevliler inkârcılara, dünyada yalan saymış oldukları cehenneme doğru yürümeleri için âyetlerde geçtiği gibi hitap edeceklerdir. Müfessirler “üç parçalı gölge”den maksadın cehennem yakıtlarının çıkardığı, üçe ayrılmış yoğun duman olduğunu söylemişlerdir (Taberî, XXIX, 146). Âyetlerde cehennemin fırlattığı kıvılcımların benzetildiği “kasr” kelimesinin farklı anlamları bulunmakla birlikte (bk. Râzî, XXX, 277; Şevkânî, V, 415-416) bunlar içinde cehennem tasvirine en uygun olanı “hurma kütüğü” olduğu için meâlde bu anlam tercih edilmiştir.
Kıraat farkları dikkate alınarak 32 ve 33. âyetlere şöyle de mâna verilmiştir: “Cehennem, kütükler gibi kocaman kıvılcımlar fırlatır. Her bir kıvılcım birer sarı (kızgın) deve gibidir” (Şevkânî, V, 416).
(İnkârcılara şöyle denecektir): “Yalanlamış olduğunuz şeye doğru yürüyün!
29,30,31,32,33. Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
Haydi, kendisini yalanlamış olduğunuz şeye gidin bakalım!
(Ey kâfirler! Şimdi dünyada iken) Kendisini yalanladığınıza (cehennem azabına kavuşmak üzere) yola çıkın (ve gerçek olduğunu anlayın).
Haydi yürüyün yalanladığınıza doğru.
O gün inkârcılara şöyle denilecek: “Haydi o yalanlayıp durduğunuz o azaba gidin.
Haydi yalanladığınız yere, cezalandırma merkezine uğrayın.
Yalanlamakta olduğunuz (azab)a doğru gidin.
Kendisini yalanladığınız (azab)a gidin.
(Kıyameti inkâr edenlere o gün şöyle denir): Haydi (dünyada) yalan saydığınız azaba gidin.
(Onlara:) “Yalanladığınız şeyin önüne çıkın!” denilir.
Yalan sandığınız şeye doğru yürüyün !
(Kıyameti inkâr edenlere o gün şöyle denir): Haydi yalan saydığınız azaba gidin.
İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"
(İnkârcılara o gün şöyle denilir:) yalan sayageldiğiniz azaba doğru gidin!
Haydi yalanlamakta olduğunuz şeye doğru yürüyün.
(Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."
Haydi boşanın o yalan dediğinize
(O kâfirlere şöyle denilecek:) «(Haydi) o yalan diyegeldiğiniz şey'e (azaba) gidin».
(Ki o gün kâfirlere şöyle denilir:) “Kendisini, yalanlamakta olduğunuz (azâb)a gidin!”
Haydi bakalım! Şu yalanlamış olduğunuz hesap gününe gidin.
Dünyada yalan dediğiniz azaba gidiniz.
Kendisini yalanlamakta olduğunuza (azaba) gidin.
O Gün zâlimlere, “Haydi yürüyün bakalım!” diyeceğiz, “Vaktiyle yalanlamış olduğunuz bu cehennem azâbına!”
Ayrılıp gidin, yalanlıyor olduğunuz şeye!
(Ey kâfirler!) yalanlayıp durduğunuz azaba doğru gidin.
HAYDİ, yalanlayıp durduğunuz şu [kıyamete] doğru gidin bakalım!
Haydi artık yalan deyip de inanmadığınız şu azaba doğru yürüyün bakalım. 6/26...28, 18/53
HAYDİ artık, yalanlayıp durduğunuz (Hesap Günü’ne) doğru ilerleyin bakalım!
Kendisini yalanladığınız şeye gidiniz.
Nankörlere ise şöyle denir: “Haydi, durmayın yalan dediğiniz o azaba girin bakalım! ”
Haydi yalanladığınız(azab)a gidin!
Yalan saydığınız yere gidin şimdi!
Haydi yalanladığınıza yürüyün.
Haydi, yalanlayıp durduğunuz şeye gidin.
Haydi, yalanlamakta olduğunuz şeye gidin!
varuñ andın yaña kim olduñuz anı ya'nį 'aźāb yalan dutarsız.
Varup gidüñüz dinile siz yalanladuġuñuz nesneye.
(O gün kafirlərə belə deyiləcəkdir: ) “Girin (dünyada) yalan hesab etdiyiniz (cəhənnəm əzabının) içinə!
(It will be said unto them:) Depart unto that (doom) which ye used to deny;
(It will be said:) "Depart ye to that which ye used to reject as false!