Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
5663, sondan
574. ayet;
77. sure ve
Mürselât Suresinin
41. ayetidir.
Mürselât Suresi 41. ayetinin kelime sayisi
5, harf sayısı
20 ve toplam ebced değeri ise
1875 olarak hesaplanmıştır.
Mürselât Suresinin toplam ebced değeri
71828 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
İnne-lmuttekîne fî zilâlin ve ’uyûn(in)
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.
Râzî, Şevkânî gibi müfessirler, sûrenin bütünündeki konuların uyumunu dikkate alarak bu âyetlerde âhiretteki durumları özetlenen “takvâ sahipleri” ile bilhassa Allah’a ortak koşmaktan sakınan müminlerin kastedildiğini belirtirler. Râzî âyetteki takvâ kelimesinin itaatkâr olan ve olmayan bütün müminleri kapsadığını önemle hatırlatır (XXX, 281-282; Şevkânî, V, 417). Ancak gerek takvâ kavramının Kur’an-ı Kerîm’deki genel anlamı gerekse burada “takvâ sahipleri”nin niteliğini ve ödüllerini açıklayan 43-44. âyetler, kavramın burada da hem imanı hem itaati kapsadığını göstermektedir.
41,42. Şüphesiz ki [muttakî]ler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.
41,42. Şüphesiz o gün, takvâ sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.
Takva sahipleri¹ gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.
1- Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kendisini kötü ve zararlı şeylere karşı korumaya alan.
Şüphesiz müttaki olanlar ise, gölgeliklerde ve pınar başlarındadır;
Şüphe yok ki çekinenler, gölgeliklerdedir ve pınar başlarında,
Yollarını Allah'ın kitabıyla bulanlar, gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.
Allah'a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minler gölgeliklerde, akarsu kıyılarında ve pınar başlarındadır.
Şüphesiz takva sahipleri gölgelerde ve pınar başlarındadırlar.
Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadır;
Doğrusu takva sahibleri, gölgelerle kaynaklarda;
Özlerini koruyanlar ise, gölgeler içinde ve çeşme başlarındadırlar.
Sakınanlar gölgeliklerde, pınarların başlarında
Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar, (serin) gölgeler altında ve pınar başlarında olacaklar.
Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.
41, 42. Şüphesiz (o gün) takvâ sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.
Erdemliler gölgeliklerde ve pınarlar arasında...
Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.
Şübhesiz ki (korunan) müttakîler gölgelerde kaynaklar
41,42. Hakıykat, takva saahibleri gölgeler, pınarlar ve canları ne isterse onlardan bir çok meyveler içindedirler.
41,42. Şübhesiz ki takvâ sâhibleri (ise, o gün) gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çekmekte olduğu meyveler arasındadırlar.
Allah’dan korunanlar ise, gölgelerin içinde ve pınarların başlarındadır.
Sakınanlar yok mu, onlar gölgelerde rahat içinde ve pınar başlarında eğlenceler içindedir.
Şüphesiz takva sahipleri olanlar, gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.
Öte yandan; dürüst ve erdemlice davranarak kötülüklerden sakınmış olanlar, o Gün sonsuz nîmetlerle bezenmiş serin gölgeliklerde, kaynağından tatlı sular fışkıran pınar başlarında oturacaklar.
Sakınıp Korunanlar / Müttakîler gölgelerde ve pınar başlarındadır.
Şüphesiz Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar o gün, kesinlikle gölgeler altındaki tahtlara1 kurulurlar ve pınar başlarında otururlar.
1 Erîke: gelin odasına döşenen koltuk demektir.
[AMA,] Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar, [serin] gölgeler altında ve pınarlar arasında oturacaklar,
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise gölgeler ve pınar başlarında olacaklar. 13/35, 76/14
ŞÜPHE YOK Kİ muttakiler (huzur veren) gölgeler altında ve (ebedî saadetin) kaynağında bulunacaklar;[5508]
[5508] ‘Ayn için bkz:
76:18, not 14.
Şüphe yok ki, muttakîler ise gölgelerde ve çeşmelerdedirler.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise o gün gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar.
Korunanlar ise gölgeler altında, çeşme başındadırlar.
Kendini koruyanlar gölgeliklere, pınar başlarına gidecekler.
[*] Takva sahibi olanlar, kendini koruyanlar, doğal yapıyı bozmayanlar, Allah'tan çekinerek korunanlar. Bkz. Bakara
2:2 ve dipnotu
Allah'tan sakınanlar ise gölgeler ve pınar başlarındadır.
Takvâ sahipleri ise gölgelerde, pınar başlarındadır.
Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.
bayıķ ķorķıcılar gölgeler içinde daħı çeşmeler
Taḥḳīḳ müttaḳīler gölgeler ve aḳar ṣularda ḫoş geçüreler.
Həqiqətən, (o gün) müttəqilər kölgəliklərdə və çeşmələr başında,
Lo! those who kept their duty are amid shade and fountains,
As to the Righteous, they shall be amidst (cool) shades and springs (of water).(5883)*
5883 This is in contrast to the triple shade of smoke and sin for the sinners, which neither gives them coolness nor protects them from the Blazing Fire. The Shade, i.e., Covering, of Allah's Good Pleasure, will be the greatest Boon of all, and the Spring of Allah's Love will be inexhaustible. (R).