Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
6018, sondan
219. ayet;
89. sure ve
Fecr Suresinin
25. ayetidir.
Fecr Suresi 25. ayetinin kelime sayisi
5, harf sayısı
20 ve toplam ebced değeri ise
2450 olarak hesaplanmıştır.
Fecr Suresinin toplam ebced değeri
47998 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Feyevme-iżin lâ yu’ażżibu ‘ażâbehu ehad(un)
Artık o gün, Allah’ın edeceği azabı kimse edemez.
Kıyamet sahnelerini tasvir eden bu âyetler, benlik iddiasına, mal-mülk ihtirasına kapılarak Allah’a ve insanlara karşı sorumluluğunu unutan insana, hayatın geçiciliğini, kıyametin dehşetini, bunun ardından kendisini bekleyen, hak ettiği büyük cezayı ve sonuç vermeyecek pişmanlığı hatırlatmaktadır. “Rabbin gelip melekler de saf saf dizildiğinde” diye çevirdiğimiz 22. âyeti selef dediğimiz daha çok ilk dönem müfessirleri herhangi bir te’vile gitmeksizin, âyetin lafzına bağlı kalarak anlamışlardır. Bu âlimler, hesap gününde Allah’ın geleceğine inanırlar, fakat “gelmek”ten maksadın ne olduğu bilgisini Allah’a bırakırlar. Halef denilen sonraki müfessirler ise tenzih ilkesinden hareket ederek âyeti, “Allah’ın gelmesinden maksat O’nun emrinin gelmesidir” şeklinde te’vil etmişlerdir. Buna göre âyetin meâli şöyle olmaktadır: “Rabbinin emri gelip melekler de saf saf dizildiğinde...” Allah’ın veya emrinin gelmesi ve meleklerin saf saf olması gayb âleminden olduğu için bunların mahiyeti hakkında bir şey söylemek mümkün değildir. Müminlerin görevi ise âhiret hayatına ve dünyada yaptıklarından dolayı orada Allah’ın huzurunda hesap vereceklerine iman etmektir.
O gün, O’nun (Allah’ın) edeceği azap (gibi) kimse azap edemez.
25,26. O gün Allah'ın günahkârlara vereceği azabı, hiç kimse veremez ve hiç kimse O'nun gibi bağ vuramaz.
Artık İzin Günü, O'nun azabı hiç kimsenin azabına benzemez.
Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azap gibi azaplandıramayacaktır.
Derken o gün öylesine bir azaplandırır onu ki kimsecikler, o çeşit azab edemez.
Fakat o gün hiçbir kimse Allah'ın günahkarlara ettiği azap gibi azap edemez.
Artık o gün, kimse onu Allah'ın cezalandırdığı gibi cezalandıramaz. Kimse onun yerine cezalandırılamaz.
İkinci mânalar, Kisâî’nin kırâatine göredir.
Artık o gün O'nun azabı gibi hiç kimse azap edemez.
Artık o gün hiç kimse (Allah'ın) vereceği azab gibi azablandıramaz.
Artık o gün, Allah'ın ettiği azabı kimse edemez;
İşte o gün, o kâfire verilen azap gibi hiçbir azap verilmeyecektir.
Kimse onun bağınca da bağlayamaz da
O gün, O'nun (Allah'ın) azabı hiç kimsenin azabına benzemez.
O gün, hiç kimse, Allah'ın azabettiği gibi azabedemez.
Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
O gün, O'nun cezası gibi bir cezayı kimse veremez.
Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
artık o gün onun ettiği azâbı kimse edemez
Artık o gün (Allahın) azâbı gibi hiçbir kimse azâb yapamaz,
Artık o gün, O'nun (Allah'ın) azâbı gibi, hiçkimse azâb edemez!
Artık O gün, Allahın azap ettiği gibi, hiçbir kimse azap edemez.
O gün Allah/ın azabı gibi hiçbir kimse azap edemez,
Artık o gün hiç kimse, (Allah'ın) vereceği azap gibi azap etmez.
İşte o Gün, hiç kimse O’nun zâlimlere vereceği cehennem azâbı gibi bir azap veremez!
Artık o gün kimse O’nun azabını yapamaz.
25,26. Artık o gün Allah’ın edeceği azabı kimse edemediği gibi, Onun vuracağı bağı da kimse vuramaz.1
1 Yukarıdaki tercüme (عَذَابَهُ) ve (وَثَاقَهُ)’nun zamirleri lafzatullah’a gönderilerek yapılmıştır. Bu zamirlerin, o kimseye de gönderilmesi mümkündür. O zaman tercüme; “Artık o gün, o kimsenin kendisine edeceği azabı kimse edemediği gibi, kendisine vuracağı bağı da kimse vuramaz.” şeklinde olur.
Hiç kimse Allah'ın o Gün [günahkarlara verdiği] azap gibi azap veremez;
İşte o gün Rabbinin tattırdığı azap, hiç kimsenin azabına benzemez. 4/56, 52/7-8
İşte o gün hiçbir kimse O’nun tattırdığı can yakıcı mahrumiyeti tattıramaz;[5723]
[5723] ‘Azâbı çevirimizin gerekçesi için bir önceki nota ve ayrıca Kalem sûresinin 33. âyetinin notuna bkz.
Artık o gün O'nun yapacağı azabı bir kimse yapamaz.
İşte o gün O'nun ettiği azabı kimse edemez.
O gün O'nun yapacağı azabı kimse yapamaz.
O gün Rabbinin vereceği azabı kimse veremez.
İşte, hiç kimse o gün Allah'ın cezalandırdığı gibi cezalandıramaz.
O gün Onun vereceği azabı hiç kimse veremez.
O gün hiç kimse O'nun azabı gibi azap edemez.
pes ol gün 'aźāb eylemeye anuñ 'aźābını.»
Ol gün anuñ ‘aẕābı gibi ‘aẕāb olmaya.
O gün (Allahın) etdiyi əzabı heç kəs edə bilməz!
None punisheth as He will punish on that day!
For, that Day, His Chastisement will be such as none (else) can inflict,(6126)*
6126 "Chastisement" in this verse and the "binding in bonds" in the next verse are two distinct phases of the Penalty. "Chastisement" involves pain and agony, such as cannot be imagined anywhere else, or from any other source, for it touches our inmost soul and cannot be compared with anything our bodies may suffer or others may inflict. "Bonds" imply confinement, want of freedom, the closing of a door which was once open but which we deliberately passed by. We see that others accepted in faith and entered that door. This shutting out of what might have been is worse than any other bonds or confinement we can imagine, and may be worse than actual chastisement.