

Aşere-i mübeşşere'den birisi olan "Said b. Ebi Vakkas ez-Zühri'nin menkıbeleri" Künyesi, EbÜ İshak'tır. "Zühre oğulları Nebi (s.a.v.)'in deyılarıdır." Çünkü annesi Amine onlardandır. Anne tarafından akrabalar da dayılardır. "O (adı) Said b. Malik'tir." Yani EbÜ Vakkas'ın adı Malik b. Uhey -Uheyb de denilir- b. Abdi Menaf b. Zühre b. Kilab b. Murre'dir. Nesebi Nebi (s.a.v.) ile birlikte Kilab b. Murrelde bir araya gelmektedir.
İkisi arasındaki ata sayısı birbirine yakındır. Annesi, Süfyan b. Umeyye b. Abdi Şems'in kızı Hamne'dir. Müslüman olmadı. el•-Akik'te 55 yılında vefat etmiştir. Bundan sonra vefat ettiği söylenmiş, 58 yılına kadar farklı tarihler verilmiştir. Yaklaşık 80 yıl yaşamıştır. . "Uhud günü Nebi (s.a.v.) benim için babasını ve annesini bir arada zikretti." Yani, sana feda olsun, derken ikisini de sözkonusu etti. Bu da "babam, anam sana feda olsun" sözü ile ifade edilmiştir.
"Ve ben İslamın üçte biri idim." O bunu bu husustaki bilgisine göre söylemiş. Buna sebep ise işin başında Müslüman olanların Müslüman olduklarını gizlemeleridir. Muhtemelen diğer iki kişi ile Hatice ve EbÜ Bekir (r.a.)'ı ya da Nebi (s.a.v.) ile Ebu Bekir r.a.'ı kastetmiş olabilir. O sırada Hatice'nin Müslüman olduğu kesindir. Bu durumda özelolarak erkekleri sözkonusu etmiş olma ihtimali söz konusu olur "Ben, Araplar arasında ilk ok atanım." Bu ok atması, Ubeyde b. el-Haris b. el-Muttalib seriyesinde olmuştur. Bu seriyede meydana gelen çarpışma müşriklerle Müslümanlar arasındaki ilk savaş olmuştur.
Resulullah (s.a.v.)'in hicretin birinci yılında gönderdiği ilk seriyedir. O Müslümanlardan bir miktar kimseyi Kureyş kervanının karşısına çıksınlar diye Rabiğ denilen yere göndermişti. Karşılıklı olarak ok atmışlar fakat göğüs göğüse gelerek kılıçla savaşmamışlardı. Said ilk ok atan kişi olmuştu. Bunu ez-Zubeyr b. Bekkar kendi senediyle zikretmiş ve bu rivayetinde Sa'd'den o gün şu beyti terennüm ettiğini de rivayet etmiştir: "Resulullah (s.a.v.)'e ulaştı mı acaba? Benim arkadaşlarımı sınanan göğüslerle himaye ettiğim."
"Başka şeyle karışmayan katı" yani aşırı kuru ve dağınık oluşundan ötürü birbiriyle karışmayan bir şekilde (def-i hacette bulunurduk.) "İslam dolayısıyla beni ayıplıyorlar." Bundan dolayı beni tedib ediyorlar, demektir. Yani onlar bana namazı öğretiyorlar yahut da ben güzel bir şekilde namaz kılmıyorum diye beni ayıplıyorlar. Eğer benim onların bana (namazı) öğretmelerine ihtiyacım varsa "Hüsrana uğradım." demektir. Onun doğru dürüst güzel bir şekilde namaz kılmadığını iddia eden kimseler ile başından geçenleri anlatan rivayet, Namazın kılınışı bahsinde geçmiş bulunmaktadır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.