Ebu Said el-Hudri dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki insanlardan bir topluluk gazaya çıkacaklar ve (onlara): Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sohbet etmiş kimse var mı, diyecekler. Onlar bu soruyu soranlara, evet diyecekler ve onlara fetih nasip olacak. Bundan sonra yine insanlar üzerinden bir zaman geçecek, insanlardan bir grup gazaya çıkacaklar. Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashdbı ile arkadaşlık etmiş olanlar var mı, denilecek. Evet, diyecekler ve onlara fetih nasip olacak. Sonra yine insanlar üzerinden bir zaman geçecek, insanlardan bir kısmı gazaya çıkacak. Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı ile arkadaşlık yapanlara arkadaşlık yapan kimse var mı denilecek, evet diyecekler ve onlara fetih nasip olacak
İmran b. Husayn r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ümmetimin hayırlıları benim çağdaşlarımdır. Sonra onlardan sonra gelecekler, sonra onlardan sonra gelecekler. İmran dedi ki: Kendi çağdaşlarından sonra iki mi yoksa üç defa mı böyle zikrettiğini bilemiyorum. Daha sonra da sizin ardınızdan şahit!ik etmeleri istenmediği halde şahitlik edecek, emanete hainlik edecek, kendilerine güvenilmeyecek. Adaklarda bulunup, adaklarını yerine getirmeyecek kimseler gelecektir. Aralarında şişmanlık da baş gösterecektir
Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İnsanların en hayırlıları benim çağdaşlarımdır. Sonra onlardan sonra gelenler, sonra onlardan sonra gelenler. Bundan sonra herhangi birileri yeminden önce şahit\ik edecek, şahitliğinden önce yemin edecek kimseler gelecektir." İbrahim dedi ki: Bizler henüz küçükken şahitlik ve verilen sözler dolayısıyla bizi dövüyorlardı. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Resulullah ashabının faziletleri" (Yuniniyye nüshasında Resulullah değil Nebi şeklindedir) Yani önce genel olarak, sonra da etraflı olarak faziletleri ele alınacaktır. Genel olarak faziletlerine dair hadisler onların hepsini kapsar. Fakat Buhari bu hususta kendi şartına uygun bazı rivayetleri kaydetmekle yetinmiştir. Kişiler hakkında kaydettiği etraflı rivayetlerden de kendi şartına uygun olan rivayetleri almıştır. "Müslüman olarak onun sohbetinde bulunan ya da onu gören kimse onun ashabındandır." Yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından olma adı, kendisi ile sohbette bulunan kimselerin hak ettiği bir isimdir. Sözlükte bu isim, asgari süre kadar onunla sohbette bulunanlara verilir. Örfe göre bir süre birliktelik için kullanılsa dahi bu böyledir. Aynı şekilde uzaktan dahi olsa onu gören kimseler hakkında da bu isim kullanılır. Buhari'nin sözkonusu ettiği bu tanım, Ahmed'in ve muhaddislerin cumhurunun kabul ettiği görüştür. Buhari'nin "Müslüman olarak" kaydı ile de kafir olarak onun sohbetinde bulunan ya da onu gören kimseleri kapsarnın dışına çıkarmaktadır. Bu durumda olup, onun vefatından sonra Müslüman olanlara gelince, eğer Buhari'nin "Müslüman olarak" kaydı hal ifade ediyor ise, bu nitelikte olan kimseler de yine bu kapsarnın dışına çıkmaktadır. Kuwetli görülen görüş de budur. Ancak bu tanıma karşı mu'min olarak onun sohbetinde bulunan ya da onu gören bir kimsenin bundan sonra irtidad etmesi ve bir daha da İslama dönmemesi hali ile itiraz edilmiştir. Çünkü böyle bir kimsenin sahabe olmayacağı ittifakla kabul edilmiştir. O halde bu tarife "ve bu hal üzere ölen" kaydının da ilave edilmesi gerekmektedir. 3649- "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki insanlardan bir kesim gazaya çıkacaklar ... " Bu hadisten, son dönemlerde Nebiin ashabından -if olduğunu iddia eden kimselerin iddialarının batı! olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü hayırlı oluş, cihadın devamlılığını, kafirlerin yurtlarına askerler göndermeyi de ihtiva etmektedir. Onlar da: Aranızda onun ashabından kimse var mı, diye sorunca hayır diyeceklerdir. Tabii'n hakkında aynı durum sözkonusudur. Tabii'nin tabileri hakkında da. Bütün bunlar geçmişte gerçekleşmiş olaylardır ve bu dönemlerde ise kafirlerin diyarlarına asker göndermek kesintiye uğramış bulunmaktadır. Hatta bu hususta durum aksine dönmüştür. Uzun bir dönemden bu yana bilinen ve görülen budur. Özellikle de Endülüs ülkesinde durum böyledir. Hadis ehli ashab-ı kiram'dan en son vefat edenleri tespit etmişlerdir. Mutlak olarak en son vefat eden sahabi Leys oğullarından Ebu't-Tufeyl Amil b. Vasile'dir. Nitekim Müslim bunu Sahih'inde kat'i bir ifade olarak belirtmiştir. Vefatı h.lOO yılındadır. Vefatının h.l07 ve h.11O olduğu da söylenmiştir. Bu, Nebi sallall€ıhu aleyhl ve sellem'in vefatından bir ay önce söylemiş olduğu: "Yüz yılın başında bugün yeryüzünde bulunanlardan hiçbir kimse kalmayacaktır" buyruğuna da uygun düşmektedir. 3650- "Ümmetin en hayırlıları benim çağdaşlarımdır." Hadisteki "benim karn'ımdır" ifadesi benim karn'ımda bulunanlar (yani çağdaşlarım) demektir. Çünkü karn, maksat olarak gözetilen hususlardan birisinde ortak nitelikleri bulunan ve birbirine yakın zamanlarda yaşayan aynı zamanın (çağın) insanları demektir. Bunun, çağdaşları belli bir din, bir mezhep ya da bir iş etrafında toplayan bir nebi ya da bir başkan çağında bir araya gelmiş kimseler için özellikle kullanılan bir ad olduğu da söylenmiştir. Karn, aynı zamanda zamanın belli bir süresi hakkında da kullanılır. Fakat bu sürenin sınırının ne olduğu hususunda on yıldan başlayıp, yüzyirmi yıla kadar farklı görüşler ortaya atılmıştır. Bu hadiste Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in karnı (çağdaşları) ile kastedilenler ise ashab-ı kiramdır. Nebisallallfıhualeyhivesellem'in niteliği sözkonusu edilirken: "Ve ben Ademoğullarının karn'larının en hayırlısında Nebi olarak gönderildi" buyruğu açıklanırken geçmiş bulunmaktadır. Hadis alimlerinin ittifak ettiğine göre etbau't-tabiinden sözü kabul edilebilir kimseler arasında olup en son vefat eden kişi yaklaşık 220 yılına kadar yaşamıştır. Bu dönemde bid'atler yaygın bir şekilde ortaya çıkmaya başlamış, Mutezile'nin dili çözülmüş, felsefeciler başlarını kaldırmış, ilim ehli Kur'an'ın yaratıldığını söylesinler diye mihnete tabi tutulmuş, durumlarda ileri ölçüde değişiklikler baş göstermiştir. Durum şu ana kadar gerileyip, durmaktadır ve nihayet Nebi sallallfıhu aleyhi ve sellem'in dediği şekilde: "Yalan bundan sonra yaygınlık kazanacaktır" sözü, olduğu gibi gerçekleşmiş ve o kadar açık bir yaygınlık kazanmış ki sözleri, fiilleri, inançları kapsayacak dereceye ulaşmıştır. Yardım Allah'tandır. "Sonra onlardan sonra gelenler." Yani onlardan sonra gelecek nesiller demektir ki, bunlar da tabiindir. "Sonra onlardan so..pra gelenler" Bunlar da etbau't-tabilndir. Bu hadise göre ashab tabiOndan, tabıOn da etbau't-tabilnden daha faziletlidir. Fakat bu faziletli oluş, genel toplam bakımından mıdır yoksa tek tek fertler hakkında mıdır? Bu da araştırılması gereken bir konudur. Cumhur ikinci görüşe meyletmiştir. Birincisi İbn Abdi'l-Berr'in görüşüdür. Anlaşıldığı kadarıyla Nebi sallallfıhu aleyhi ve selle m ile birlikte ya da onun zamanında onun verdiği emir ile savaşan yahut onun için malından bir şeyler infak etmiş bulunan bir kimseye, kim olursa olsun ondan sonra gelen hiçbir kimse fazilet itibariyle denk olamaz. Bununla birlikte bunların hiçbirisini yapmayan kimseler için durum araştırma konusudur. Bunda asıl dayanak ise yüce Allah'ın: "Aranızdan fetihten önce infak edip savaşanlar (ile diğerleri) bir olmaz. Onların dereceleri fetih sonrasında infak edip savaşanlardan daha büyüktür." (el-Hadid, 10) ayetidir. İbn Abdi'l-Berr şu hadisi de delil göstermiştir: "Benim ümmetimin misali yağmur gibidir. Onun öncesi mi hayırlıdır, sonrası mı hayırlıdır bilinmez." Bu hasen bir hadis olup, çeşitli rivayet yolları vardır ve bu yollar sayesinde hadis sıhhat derecesine dahi ulaşabilir. Yine İbn Abdi'l-Berr şunu delil göstermiştir: İlk karnın (çağın) diğer çağların en hayırlısı olmasının sebebi, onların o dönemde kafirlerin çokluğu sebebiyle imanları bakımından garip oluşlarıdır. Ayrıca kafirlerin eziyetlerine sabretmiş ve dinlerine sımsıkı sarılmışlardır. Onlardan sonrakiler de dini dosdoğru uygulayıp, masiyetlerin ve fitnelerin ortaya çıkması halinde dinlerine sımsıkı sarılıp, itaat üzere sabredecek olurlarsa, onlar da o takdirde garip olurlar. Öbürlerinin (ilk nesildekilerin) amelleri artış gösterdiği gibi, o dönemlerde yaşayacak olanların amelleri de artar ve çoğalır. Buna Müslim'in Ebu Hureyre'den Nebi Efendimize merfu olarak zikrettiği şu hadis tanıklık etmektedir: "İslam garip olarak başladı ve başladığı gibi garip olarak dönecektir. Garipler ne mutlu!" Ancak İbn Abdi'I-Berr'in açıklamalarına şu şekilde cevap verilmiştir: Onun bu sözleri ashab-ı kiram'dan sonra gelecekler arasında bazı sahabelerden daha faziletli kimselerin gelmesini de gerektirmektedir. Kurtubi de bunu açıkça ifade etmiştir. Fakat İbn Abdi'l-Berr'in sözleri bütün ashab-ı kiram hakkında mutlak olarak kullanılmış değildir. O bu sözlerinde Bedir ve Hudeybiye'ye katılanların müstesna olduğunu da açıkça ifade etmiştir. Evet, cumhurun benimsemiş olduğu sahabe olma faziletine denk hiçbir am el yoktur. Çünkü sahabe olan, Resulullah sallallahu aıeyhi ve sellern'i görmüştür. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellern'e gelecek zararlara karşı onu savunmak, erken dönemde ona hicret etmek yahut ona yardımcı olmak, ondan alınmış olan şeriati bellemek ve ondan sonra gelenlere de tebliğ etmek imkanına sahip olanlara daha sonra gelen hiçbir kimse denk olamaz. Çünkü sözü geçen bu hasletlerin her birisini yerine getiren bir kimseye mutlaka ondan sonra o hasleti yapan kimsenin ecri gibi ecir verilecektir. Böylelikle onların faziletli oldukları açıkça ortaya çıkmış olmaktadır. Tartrşma noktası az önce açıklandığı üzere sadece onu görmek faziletine sahip o!{n ve başka hiçbir üstün-'t lüğü olmayan kimseler hakkındadır. Şüphesiz sözü geçen çeşitli hadislerin arası telif edilirse ... 3651- "Sonra onlardan sonra bir kavim ... (gelecektir)."(2651 nolu hadis) Bu hadis, fazilet itibariyle konumları farklı olsa dahi ilk üç karn (nesil)in sınırlandırılmasına delil gösterilmiştir. Bu da çoğunluk görülen hakkında yorumlanmıştır. Ayrıca ashab-ı kiram arasında fazilet farkı gözetmenin caiz oluşuna da delil gösterilmiştir. Bu el-Mazeri'nin görüşü olup, hadisin diğer bölümlerine dair açıklamalar daha önce Şehadetler bölümünde geçmiş bulunmaktadır
Bera' (b. Azib) dedi ki: "Ebu Bekir r.a. (babam) Azib'den onüç dirheme bir eğer aldı. Ebu Bekir, Azib'e: Bera'ya söyle de bu eğeri (takımını) benim için taşısın, dedi. Azib ise: Hayır, sen bize Mekke'den çıkıp da müşrikler arkanızdan sizi takip ettikleri vakit Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte neler yaptığınızı anlatmadıkça kabul etmem, dedi. Ebu Bekir dedi ki: Mekke'den yola çıktık. Gece boyunca ve ertesi gün öğle vaktine kadar yolumuza devam ettik. Etrafa sığınacağım bir gölge görür müyüm diye bir göz attım. Bir kaya görüverdim, yanına gittim. Onun gölgelendirdiği bölüme baktım ve orayı hazırlayıp düzenledim. Daha sonra orada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir yer açtım. Ona: Ey Allah'ın Nebisi yat, dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yattı. Sonra etrafıma bakmaya gittim. Acaba takip eden birisini görür müyüm diye. Önündeki koyunları kayaya doğru süren bir çoban görüverdim. O da bizim kayadan yararlandığımız gibi yararlanmak istiyordu. Ona: Delikanlı, sen kimin için çalışıyorsun diye sordum, o da Kureyş'ten adını verdiği bir kişi için çalıştığını söyledi. O dediği kişiyi tanıdım. Koyunlarında süt var mı, diye sordum. Evet, dedi. Peki bizim için süt sağabilir misin, diye sordum. Yine: Evet dedi. Ona süt sağmasını söyleyince, koyunlarından birisini yakaladı. Daha sonra ona memesindeki tozları silkelemesini emrettim. Sonra da ellerini silkelemesini emrettim. -O da şöyle yaptı deyip, ellerinin birini diğerine vurdu.- Benim için bir miktar süt sağdı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e ağzını bir bezle kapattığım bir matara ayırmıştım. Dibi soğuyuncaya kadar sütün üzerine (o mataradan su) döktüm. Onu alıp, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdüm. Uyanmış olduğunu gördüm. İç ey Allah'ın Resulü dedim. Ben hoşnut olana kadar içti. Sonra da: Ey Allah'ın Resulü, yola koyulma zamanı geldi mi, diye sordum. Evet, diye buyurdu. Bunun üzerine yola koyulduk. Onlar (Mekkeliler) de bizi takip ediyorlardı. Atı üzerinde (bizi takip eden) Süraka b. Malik b. Cu'şum dışında onlardan kimse bize yetişemedi. Ey Allah'ın Resulü, işte bizi takip eden birisi bize yetişti dedim. O: Üzülme, şüphesiz Allah bizimle beraberdir dedi." (Nahl, 6. ayet-i kerime'de geçen) "turihun" akşam getirişiniz, "tesrahun" sabahleyin salıverişiniz, demektir.
Ebu Bekir r.a. dedi ki: "Ben Nebi ile birlikte mağaradayken ona: Eğer onlardan birisi ayağının ucuna bakacak olsa şüphesiz bizi görecektir, dedim. O da şöyle: Ey Eba Bekr üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkındaki kanaatin nedir? diye buyurdu." Tekrar:
3922 ve 4663
Ebu Said el-Hudri r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Müslüman cemaate irad ettiği bir hutbesinde dedi ki: Şüphesiz Allah bir kulu dünya ile nezdindekilerden birisini seçmek hususunda muhayyer bıraktı. O kul da Allah'ın nezdindekileri seçti. (Ebu Said) dedi ki: Bunun üzerine Ebu Bekir ağladı. Biz de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in seçimde serbest bırakılan bir kula dair haber vermesi dolayısıyla onun niçin ağladığına hayret ettik. Meğer seçmekte serbest bırakılan kişi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem imiş ve Ebu Bekir aramızda en bilgili olanımızmış. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Şüphesiz sohbetinde (arkadaşlığında) ve malında kendisine karşı en çok minnettar olduğum kişi Ebu Bekir'dir. Eğer Rabbimin dışında bir halil edinecek olsaydım şüphesiz Ebu Bekir'i edinirdim. Fakat İslamın kardeşliği ve sevgisi (zaten varolan bir şeydir). Mescidde Ebu Bekir'in kapısı dışında kapatılmadık hiçbir kapı kalmasın."
İbn Ömer r.a. dedi ki: "Biz insanlar (ashab) arasında Nebi zamanında kimin hayırlı olduğunun sıralamasını yapar, önce Ebu Bekir'in sonra Ömer b. el-Hattab'ın, sonra Osman b. Affan r.a.'ın hayırlı olduğunu söylerdik." Tekrar:
3697İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Eğer bir halil edinecek olsaydım, elbetteki Ebu Bekir'i edinirdim. Fakat (o) benim kardeşim ve benim ashabımdan birisidir."
Ebu Eyyub'un rivayetiyle Nebi buyurdu ki: "Eğer ben bir halil edinecek olsaydım, elbetteki onu halil edinirdim. Fakat İslam kardeşliği daha faziletlidir. "
Abdullah b. Ebi Muleyke dedi ki: Kufe halkı İbnu'z-Zubeyr'e dede(nin mirası) hakkında mektup yazdılar (ve sordular). O da dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in buyurduğuna gelince: "Eğer ben bu ümmetten bir halil edinecek olsaydım, elbette ki onu edinirdim dediği zat, onu (yani dedeyi) baba gibi değerlendirmiştir. " Kastettiği kişi Ebu Bekir'dir.
Muhammed b. Cubeyr b. Mut'im, dedi ki: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi. Ona daha sonra yanına dönmesini emretti. Kadın -Sanki ölümü kastedercesine-: Ne dersin, gelir de seni bulamazsam (ne yapayım) dedi. Resulullah: Beni bulamazsan Ebu Bekir'e git, diye buyurdu." Tekrar:
7220 ve 7360
Ammar'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beraberinde sadece beş köle, iki kadın ve Ebu Bekir'den başka kimse yokken gördüm." Tekrar:
3857Ebu'd-Derda r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyordum, aniden Ebu Bekir'in -elbisesinin eteğini diz kapağı görününceye kadar toplamış olarak- geldiğini gördüm. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sizin bu arkadaşınız tartışmış bulunuyor. Ebu Bekir selam vererek: Ey Allah'ın Resulü dedi. Benimle Hattab'ın oğlu arasında bir anlaşmazlık oldu. Ben de acelecilik ederek ona bir şeyler söyledikten sonra pişman oldum. Beni affetmesini istediğim halde kabul etmedi. Ben de senin yanına geldim. Allah Resulü: -Üç defa- Allah sana mağfiret etsin ey Ebu Bekir, dedi. Daha sonra Ömer pişman oldu, Ebu Bekir'in evine gitti ve: Ebu Bekir burada mıdır, diye sordu. Hayır, dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellemin yanına gitti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (kızgınlığından) yüzünün rengi değişmeye başladı. Hatta Ebu Bekir korktu, bunun üzerine dizleri üzerine çökerek: Ey Allah'ın Resulü dedi. Allah'a yemin ederim ben daha çok haksızlık yaptım. Bu sözlerini iki defa tekrarlayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Allah beni size (Nebi olarak) gönderdi. Sizler, yalan söylüyorsun dediniz. Ebu Bekir ise doğru söylüyor dedi, canıyla, malıyla beni koruyup gözetti. Benim arkadaşımı bana bırakmayacak mısınız (onu rahatsız edecek şeyler yapmaktan vazgeçmeyecek misiniz), sözünü iki defa tekrarladı ve bundan sonra onu rahatsız edecek bir şey yapılmadı." Tekrar:
4640Amr b. el-As (r.a.)'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini Zatu's-Selasil'e gönderdiği askeri birliğin kumandanı olarak tayin etmişti. Onun yanına vardım, en sevdiğin insan kimdir, diye sordum. O: Aişe'dir dedi. Erkeklerden (kimdir), dedim. Babasıdır dedi. Sonra kimdir, diye sordum. Sonra Ömer b. el-Hattab'dır dedi ve başka kimseleri saydı." Tekrar:
4358Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Bir çoban koyunlarının yanıbaşında bulunuyor iken bir kurt üzerine saldırarak koyunlar arasından bir koyun aldı. Çoban onun arkasına takıldı. Kurt ona dönerek: Benden başka çobanının bulunmayacağı bir gün olan kıyamet gününde onu kim kurtaracak? Yine bir adam bir ineğin üzerine yük yüklemiş sürerken inek ona dönüp onunla konuştu ve dedi ki: Ben bunun için yaratılmadım, ben yeri sürmek için yaratıldım. İnsanlar: Subhanallah dediler (ve hayretlerini ifade ettiler.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz buna ben, Ebu Bekir ve Ömer b. el-Hattab r.a. iman ediyoruz, diye buyurdu."
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Ben uyurken rüyada kendimi üzerinde kovası bulunan bir kuyunun başında gördüm. O kuyudan Allah'ın dilediği kadar su çektim. Daha sonra Ebu Kuhafe'nin oğlu (Ebu Bekir) kovayı benden aldı, o da onunla bir ya da iki kova çekti. Çekişinde bir parça zayıflık da vardı. Allah onun zayıflığını gidersin. Daha sonra bu büyükçe bir kovaya dönüştü. Onu İbnu'l-Hattab aldı. İnsanlar arasında Ömer'in çekişi gibi çeken bir dahi görmedim. Nihayet insanlar etrafında yerleştiler. " Tekrar:
7021,
7022 ve 7475
Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim kibirlenerek elbisesini çekecek olursa kıyamet gününde Allah ona bakmayacaktır. Ebu Bekir dedi ki: Gereken dikkati göstermeyecek olursam elbisemin iki ucundan birisi gevşeyebiliyor. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sen bu işi büyüklenmek için yapmazsın diye buyurdu." Musa dedi ki: Ben Salim'e: Abdullah: "Kim izarını çekerse" diye mi zikretti, diye sordum. O: Ben onun ancak "elbisesini" derken işitmişimdir, dedi. Tekrar:
5783,
5784,
5791 ve 6062
Ebu Hureyre dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Her kim Allah yolunda herhangi bir şeyden iki avuç infak ederse cennetin kapılarından: Ey Allah'ın kulu bu (daha) hayırlıdır diye davet edilir. Namaz ehlinden olan kimse namaz kapısından davet olunur. Cihad ehlinden olan kimse cihad kapısından çağrılır. Sadaka ehlinden olan kimse sadaka kapısından davet edilir. Oruç ehlinden olan kimse oruç kapısından ve reyyan kapısından çağırılır: Ebu Bekir dedi ki: Bu kapılardan (herhangi birisinden) davet edilen için herhangi bir sıkıntı olmaz. Devamla dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, acaba bir kimse bütün bunlardan davet olunur mu? Şöyle buyurdu: Evet, umarım -ey Ebu Bekirsen de onlardan olursun."
Nebi (s.a.v.)'in zevcesi Aişe r.anha'dan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde Ebu Bekir, es-Sunh denilen yerde idi. -(Ravilerden) İsmail: el-Aliye'yi kastetmektedir, demiştir.- Ömer ayağa kalkıp: Allah'a yemin ederim, Resulullah ölmedi, demeye koyuldu. Aişe dedi ki: Ve Ömer, Allah'a yemin ederim (o an için) içimde başka bir kanaat doğmamıştı, dedi. (Ömer sözlerine şöyle devam etmişti): Andolsun Allah onu gönderecek ve o bir takım kimselerin ellerini ve ayaklarını kesecektir. Derken Ebu Bekir geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (yüzünün) üzerini açtı, onu öptü ve: Anam babam sana feda olsun dedi. Hayatta iken de hoştun, vefat etmiş halinle de hoşsun. Nefsim elinde olana yemin ederim ki, Allah ölümü sana iki defa tattırmayacaktır. Daha sonra dışarı çıktı ve: Ey yemin eden kişi yavaş ol, dedi. Ebu Bekir konuşmaya başlayınca Ömer oturdu."
"Sonra Ebu Bekir Allah'a hamd-u sena edip dedi ki: Dikkat edin, kim Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ibadet ediyor idiyse şüphesiz Muhammed ölmüş bulunuyor. Kim de Allah'a ibadet ediyorsa muhakkak Allah haydır, ölmez. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir."[Zümer, 30] "Muhammed ancak bir resuldür. Ondan önce resuller gelip geçmiştir. Şimdi eğer o ölür ya da öldürülürse siz ökçelerinizin üzerine gerisin geri mi döneceksiniz.? Kim ökçelerinin üzerine gerisin geri dönerse asla Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır."[Al-i İmran, 144] Oradakilerin hepsi içlerini çeke çeke ağlamaya başladılar. Ensar Ben-i Saide Sakifesinde Said b. Ubade'nin etrafında toplanarak: Bizden bir emir, sizden bir emir (olsun) dediler. Yanlarına Ebu Bekir, Ömer b. el-Hattab ve Ebu Ubeyde b. el-Cerrah gitti. Ömer konuşmak istediyse de Ebu Bekir onu susturdu. Ömer (sonraları) şöyle derdi: Allah'a yemin ederim konuşmak isteyişimin tek sebebi uygun görüp beğendiğim bir konuşma tasarlamış olmamdı. Ebu Bekir'in bunu ifade edemeyeceğinden korkmuştum. Daha sonra Ebu Bekir konuşunca insanların en belağatlisi olarak konuştu. Sözleri arasında şunları da söyledi: Bizler emirleriz, sizler de vezirlersiniz. Hubab b. el-Munzir: Hayır, Allah'a yemin ederim böyle yapmayınız. Bizden bir emir, sizden bir emir (olsun), dedi. Ebu Bekir dedi ki: Hayır bizler emirleriz, sizler vezirlersiniz. Çünkü onlar hane olarak Arapların en üstünleri, soy sop olarak Arapların hususiyetlerini kendilerinde en çok toplayanlardır. Bu sebeple ya Ömer'e, ya da Ebu Ubeyde'ye bey'at ediniz. Bunun üzerine Ömer: Hayır, sana bey'at ederiz, sen bizim efendimiz, bizim en hayırlımız, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in de aramızda en sevdiği kişisin. Ömer elini yakalayarak ona bey'at etti, arkasından diğer insanlar da ona bey'at etti. Oradakilerden birisi: Sa'd b. Ubade'yi öldürdünüz deyince, Ömer: Onu öldüren Allahltır ,dedi."
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri yukarı doğru baktı, sonra da -üç defa-: Fi’r-Refiki’l a’la (En yüce dost) la beraber dedi ve (ravilerden el-Kasım b. Muhammed b. Ebi Bekr es-Sıddik) hadisin geri kalan kısmını nakletti. (Aişe) dedi ki: O gün ikisinin söyledikleri her bir sözü Allah mutlaka faydalı kıldı. Ömer aralarında münafıklar da varken insanları korkuttu ve bununla Allah onları geri çevirdi."
"Sonra andolsun Ebu Bekir insanlara hidayeti göstermiş, onlara üzerlerindeki hakkın ne olduğunu ancak bir resuldür. Ondan önce resuller geçip gitmiştir ... Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır."[Al-i İmran, 144] ayetini okuyarak çıktılar."
Muhammed b. el-Hanefiyye dedi ki: "Ben babama sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra insanların hayırlısı kimdir? O: Ebu Bekir'dir dedi. Sonra kimdir, diye sordum, sonra Ömer'dir dedi. Daha sonra Osman'dır diyeceğinden korktuğum için: Sonra sen misin deyince: Ben ancak Müslümanlardan bir adamım, dedi."
Aişe r.a. dedi ki: "Seferlerinden birisinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte çıktık. Nihayet biz Beyda'da ya da ordugahta iken bir gerdanlığım koptu. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu aramak üzere kaldı, onunla birlikte bulunanlar da kaldı. Bir suyun yanı başında da değillerdi. Beraberlerinde su da yoktu. Orduda bulunanlar Ebu Bekir'e gelerek: Aişe'nin yaptığını görmez misin, dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i de onunla beraber diğer insanları da alıkoydu. Üstelik su kenarında da değiller, beraberlerinde su da yok. Ebu Bekir geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de başını uyluğumun üzerine koymuş uyumuştu. Resulullahı da, diğer insanları da alıkoydun dedi. Üstelik suyun başında olmadıkları gibi beraberlerinde su da yok. Aişe dedi ki: (Babam) bana sitem etti ve Allah'ın söylemesini dilediği şeyleri söyleyip durdu. Eliyle böğrümden dürtmeye koyuldu. Hareket etmekten beni alıkoyan tek sebep de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in başını uyluğumun üzerine koymuş olması idi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanlar susuz olarak sabahı edinceye kadar uykusuna devam etti. Yüce Allah da teyemmüm ayetini: "...teyemmüm ediniz."[Nisa, 4] diye buyurarak indirdi. Useyd b. el-Hudayr dedi ki: Ey Ebu Bekir hanedanı, bu sizin ilk bereketiniz değildir. Aişe dedi ki: Yolculukta üzerine bindiğim çökmüş deveyi kaldırınca gerdanlığı onun altında bulduk."
Ebu Said el-Hudri r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ashabıma sövmeyiniz. Sizden herhangi bir kimse Uhud dağı kadar altın infak edecek olsa dahi onlardan herhangi birisinin bir mud veya onun yarısı kadar (infak)ına ulaşmaz."
Ebu Musa el-Eş'arı'den rivayete göre o evinde abdest aldıktan sonra dışarı çıktı. (Kendi kendime) dedim ki: Andolsun Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından ayrılmayacağım. Bir gün boyunca onunla beraber olacağım, dedi. Mescide geldi, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i sordu. Dışarı çıktı, dediler ve şu tarafa doğru gittiğini söylediler. Ben de onun arkasından gittim. Onu sorup durdum. Nihayet Eris kuyusun(un bulunduğu bahçey'e girdi. Ben de kapının yanında oturdum. -Kapısı hurma dallarındandı.- Nihayet Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihtiyacını gördü, sonra abdest aldı. Yanıbaşında durdum. Onun Eris kuyusunun başında oturduğunu gördüm. Kuyunun ağzının ortasına oturdu ve baldırlarını açarak kuyuya sarkıttı. Ona selam verdikten sonra geri çekildim, kapının yanında oturdum. Andolsun bugün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kapıcısı olacağım, dedim. Ebu Bekir geldi, kapıyı itti. Bu kim, dedim. Ebu Bekir dedi. Biraz bekle, dedim. Sonra gittim. Ey Allah'ın Resulü Ebu Bekir izin istiyor, dedim. O: Ona izin ver ve onu cennetle müjdele, dedi. Ben de yanına geldim ve Ebu Bekir'e: Gir, hem Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seni cennetle müjdeliyor, dedim. Ebu Bekir girdi, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sağ tarafına kuyunun ağzında oturdu ve o da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığı gibi ayaklarını kuyuya sarkıttı ve baldırlarını açtı. Daha sonra geri döndüm ve oturdum. (Evden çıkmadan) kardeşimi abdest alsın ve bana yetişsin diye bırakmıştım. (Kendi kendime) dedim ki: Eğer Allah filan hakkında --kardeşini kastediyor-- hayır murad etmişse onun buraya gelmesini sağlar. Bir de baktım ki birisi kapıyı oynatıyor. O kim dedim, Ömer b. el-Hattab dedi. Ben biraz bekle dedim. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. Ona selam verdim. Ömer geldi, izin istiyor, dedim. Ona izin ver ve onu cennetle müjdele, dedi. Ben de gelip içeri gir, dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem seni cennetle müjdeledi. O da içeri girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte kuyunun ağzı başında sol tarafına oturdu ve o da ayaklarını kuyuya sarkıttı. Sonra geri döndüm yine oturdum. (Kendi kendime): Allah filan hakkında hayır murad ettiyse onun buraya gelmesini sağlar, dedim. Birisi gelip kapıyı oynattı. O kim dedim. Osman b. Affan dedi. Biraz bekle dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gelerek ona haber verince şöyle buyurdu: Ona izin ver ve ona isabet edecek bir bela üzerine onu cennetle müjdele. Ben de yanına geldim ve ona: İçeri gir dedim. Ayrıca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sana isabet edecek bir bela üzerine seni cennetle müjdeliyor. O da içeri girdi. Kuyunun ağzının dolmuş olduğunu görünce onun karşısında diğer tarafta oturdu. Şerik b. Abdullah dedi ki, Said b. el-Müseyyeb dedi ki: Ben bunu onların kabirleri diye tevil ettim." Tekrar:
3693,
6216,
7079,
7262 Diğer tahric edenler: Tirmizi, Menakib; Müslim, Fedail-üs-Sahabe
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir, Ömer ve Osman ile birlikte Uhud'a çıktılar. Onlar üzerinde iken Uhud sarsıldı. Sağlam dur Uhud! Çünkü senin üzerinde bir nebi, bir sıddik ve iki şehit vardır, diye buyurdu." Tekrar:
3686 ve 3699
Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bir kuyunun başında su çekiyor iken yanıma Ebu Bekir ve Ömer geldi. Ebu Bekir benden kovayı aldı. Su çekmesinde bir parça zayıflık olmakla birlikte bir ya da iki kova çekti. Allah ona mağfiret buyurasıca. Daha sonra Hattab'ın oğlu kovayı Ebu Bekir'in elinden aldı. Elinde büyük bir kovayla döndü. Ben insanlar arasında onun çekişi gibi çeken bir başkasını daha görmedim. O kadar su çekti ki nihayet insanlar etrafında yerleşti." Vehb dedi ki: (İnsanlar etrafına yerleşti anlamı verilen) el-atan kelimesi, develerin çöktükleri yer demektir. Nihayet develer suya kandı ve çöktü, demek istemektedir.
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Ben bir topluluk arasında ayakta duruyorken Ömer b. el-Hattab'a -teneşiri üzerine yerleştirilmiş iken- dua ettiler. Bir de ne göreyim, arkamdan bir adam dirseğini omzumun üzerine koymuş şöyle diyordu: Allah sana rahmet eylesin. Gerçekten ben Allah'ın seni iki arkadaşın ile birlikte kılacağını ümit ediyorum. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Ben, Ebu Bekir ve Ömer ile şöyle idik. Ben, Ebu Bekir ve Ömer şunu yaptık. Ben, Ebu Bekir ve Ömer gittik dediğini çokça işitirdim. Gerçekten ben Allah'ın seni onlarla birlikte bir araya getireceğini ümit ederim. Dönüp baktığımda onun Ali b. Ebi Talib olduğunu gördüm."
Urve b. ez-Zubeyr dedi ki: "Ben Abdullah b. Amr'a müşriklerin oIduğunu sordum. Dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılarken Ukbe b. Ebi Muayt'ın yanına geldiğini gördüm. Ridasını onun boynuna doladı ve boğazını o ridası ile alabildiğine sıktı. Ebu Bekir geldi ve onu Allah Resulünün üzerinden itip uzaklaştırarak: "Sizler -Rabbinizden size apaçık deliller getirmiş oIduğu haIde- Rabbim Allah'tır dediği için bir adamı mı öIdüreceksiniz?"[Mu'min, 28] dedi." Tekrar:
3856 ve 3815
Cabir b. Abdullah r.a.'dan dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "(Rüyamda) cennete girdiğimi gördüm. Karşımda Ebu Talha'nın hanımı Rumeysa'yı görüyordum. Diğer taraftan bir hareket duydum. Bu kimdir dedim. Bu Bilal'dir dedi. Avlusunda bir cariyenin durduğu bir köşk gördüm. Bu köşk kimindir, dedim. Ömer'indir dedi. Köşkün içerisine girip, içine bakmak istedim, fakat (ey Ömer) senin kıskançlığını hatırladım. Ömer dedi ki: Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü, senden mi kıskanacağım?" Tekrar:
5226 ve 7024
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Bizler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda bulunuyorken o şöyle deyiverdi: Ben uyurken kendimi cennette gördüm. Bir köşkün yanında abdest alan bir kadın gördüm. Bu köşk kimindir, dedim. Ömer'indir, dediler. Ben de onun kıskançlığını hatırlayınca geri dönüp gittim. Ömer ağladı ve: Ey Allah'ın Resulü, senden mi kıskanacağım, dedi."
Hamza'nın, onun babasından rivayetine gör'e Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben uyurken --sütü kastederek-- içtim. Nihayet süte kanmışlığımın tırnağımda -ya da tırnaklarımda- aktığını hissettim. Sonra Ömer'e verdim. Ey Allah'ın Resulü, ne diye yorumladın, diye sordular. O da: İlim, diye cevap verdi."
Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Rüyada kendimi bir kuyu başında, genç bir dişi devenin kovası ile su çektiğimi gördüm. Ebu Bekir geldi, nispeten zayıf bir şekilde bir ya da iki kova çekti. Allah onu mağfiret etsin. Daha sonra Ömer b. el-Hattab geldi. O kova büyükçe bir kovaya dönüştü. Onun çekişi gibi çeken bir dahi görmedim. Nihayet insanlar suya kandı ve etrafa konakladılar." İbn Cubeyr dedi ki: el-Abkari (dahi anlamı verilen kelime aynı zamanda) oldukça güzel yaygı demektir. Yahya der ki: Zerabi: (Enli ve güzel yaygı) ince saçakları bulunan güzel yaygılar demektir. "Saçılmış" pek çok demektir. İbn Cubeyr'den nakledilen lafza dair açlklamalar: er-Rahman 76 ile el-Gaşiye, 15 ayetlere dairdir.
Muhammed b. Said b. Ebi Vakkas dedi ki: "Ömer b. el-Hattab r.a., Resulullah'ın huzuruna girmek üzere izin istedi. Yanında da onunla konuşan ve ondan kendilerine daha çok vermesini isteyen, seslerini onun sesinden yükselten Kureyşli kadınlar da vardı. Ömer b. el-Hattab girmek için izin isteyince hemen kalkıp perdenin arkasına çekildiler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de girmek üzere ona izin verdi. Ömer girdiğinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gülüyordu. Ey Allah'ın Resulü Allah dişlerini gösterircesine seni gülümsetsin, (gülümsemenizin sebebi ne olabilir)? dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Az önce yanımda bulunan şu kadınlara şaştım. Senin sesini işitir işitmez alelacele kalkıp perdenin (hicabın) arkasına çekildiler. Ömer dedi ki: Onların senden çekinmeleri daha uygundur, ey Allah'ın Resulü. Daha sonra Ömer (kadınlara hitaben) dedi ki: Ey kendi öz nefislerine düşman olan kadınlar, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den çekinmez de benden mi çekinirsiniz? Kadınlar: Evet diye cevap verdiler. Çünkü sen Resulullah'tan farklı olarak sert ve haşinsin. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Başka bir konuya geçelim ey Hattab'ın oğlu, nefsim elinde olana yemin ederim ki, şeytan bir yolda giderken seninle karşılaşacak olursa mutlaka o senin gittiğin yoldan bir başka yola geçer."
Abdullah (r.a. dediki): "Ömer Müslüman olduğundan itibaren hep güçlü olduk" demiştir. Tekrar:
3863İbn Abbas dedi ki: "Ömer teneşiri üzerine konuldu. İnsanlar dört bir yandan onun etrafını sardılar. Daha (yerinden) kaldırılmadan ona dua etmeye, salat etmeye (namazını kılmaya) koyuldular. -Bende aralarında bulunuyordum.Bir de baktım ki arkamdan bir adam omzumu yakalamış. Ali b. Ebi Talib olduğunu gördüm. Ömer'e rahmetler okuyarak dedi ki: Ameline benzer bir amelle Allah'ın huzuruna çıkmayı senden daha çok sevdiğim bir kimseyi geri bırakmadın. Allah'a yemin ederim, Allah'ın seni iki arkadaşınla birlikte kılacağını hep zannetmişimdir. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Ben, Ebu Bekir ve Ömer gittim. Ben, Ebu Bekir ve Ömer girdim. Ben, Ebu Bekir ve Ömer çıktım derken çok işitmişimdir."
Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, beraberinde Ebu Bekir, Ömer ve Osman olduğu halde Uhud'a çıktı. Onlar Uhud'un üzerinde iken sarsıldı. Ayağıyla onu vurarak: Sağlam dur Uhud! Senin üzerinde bir nebi, ya bir sıddık ya da iki şehitten başka kimse yoktur, diye buyurdu."
Zeyd b. Eslem babasından şöyle dediğini rivayet etmektedir: "İbn Ömer bana onun -yani Ömer'in- bazı durumları hakkında soru sordu. Ben de ona anlattım. (İbn Ömer) bunun üzerine dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den sonra, onun ruhunun kabzedilmesinden sonra Ömer b. el-Hattab'dan daha gayretle çalışan ve daha cömert bir kimseyi -ömrümün sona erdiği zamana kadar- görmedim."
Enes r.a. dedi ki: "Bir adam Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kıyamete dair soru sordu. Kıyamet ne zaman kopacaktır, dedi. Allah Resulü: Onun için ne hazırladın, diye sordu. Adam hiçbir şey, dedi. Ancak ben Allah'ı ve Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i seviyorum. Allah Resulü: Sen sevdiğin kimselerle berabersin, diye buyurdu." Enes dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: Sen sevdiğin kimselerle berabersin sözüne sevindiğimiz kadar hiçbir şeyden dolayı sevinmedik. Enes dedi ki: İşte ben de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i, Ebu Bekir'i ve Ömer'i seviyorum. Onlara olan sevgim sebebiyle -onların amelleri gibi amelde bulunamamış olsam dahi onlarla birlikte olmayı ümit ediyorum." Tekrar:
6167,
6171,
7153Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden önceki ümmetler arasında muhaddes insanlar vardı. Eğer benim ümmetim arasında (böyle) birisi olacaksa şüphesiz ki o Ömer'dir." Ebu Hureyre dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Andolsun sizden öncekiler arasında -yani İsrailoğulları arasında- nebi olmadıkları halde kendileri ile konuşulan adamlar vardı. Eğer benim ümmetim arasında onlardan birisi varsa o da Ömer'dir." İbn Abbas (el-Hac, 52. ayet-i kerimede geçen "ve la nebiyyin" buyruğunu): ...... bir Nebi ve bir muhaddes ... " diyerek ("bir muhaddes" lafzını ilave ederek) okumuştur.
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Vaktiyle bir çoban koyunlarıyla beraber iken kurt saldırıp, sürüden bir koyun kaptı. Çoban koyunun arkasından gitti ve nihayet onu kurtardı. Kurt ona dönerek: Peki, arslan saldırdığı (veya kıyamet) gününde onun yardımına kim gelecek? O gün benden başka ona çobanlık edecek kimse de olmayacak, dedi. İnsanlar: Subhanallah, dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: Şüphesiz ki ben de buna iman ediyorum, Ebu Bekir'de, Ömer de, diye buyurdu. O sırada Ebu Bekir de, Ömer de yoktu."
Ebu Said el-Hudri r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Ben uyurken (rüyamda) insanların, üzerlerinde gömlekler olduğu halde bana arzedildiklerini gördüm. Bunların kimisi memelerine ulaşıyordu, kimisi bundan daha aşağı idi. Bana Ömer de üzerinde sürüklediği bir gömleği bulunduğu halde arzedildi. Ey Allah'ın Resulü ne diye te'vil ettin (yorumladın), diye sordular. O da: Din! diye cevap verdi.
Misver b. Mahreme dedi ki: "Ömer hançerlenince acı çekmeye başladı. İbn Abbas -onun acılarını hafifletmeye çalışmak ister gibi- ona dedi ki: Ey Mu'minlerin emiri, varsın böyle olsun. Andolsun sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e arkadaşlık ettin. Hem de onunla güzel arkadaşlık yaptın. Sonra o senden razı olduğu halde ondan ayrıldın. Daha sonra Ebu Bekir ile arkadaşlık ettiğin halde ondan ayrıldın. Arkasından onların (diğer) arkadaşlarıyla arkadaşlık ettin, onlarla da arkadaşlığın güzel oldu. Şayet kendilerinden ayrılacak olursan şüphesiz onlar senden razı oldukları halde onlardan ayrılmış olacaksın. (Ömer) dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in arkadaşlığı ve onun hoşnutluğu ile ilgili olarak söylediklerin, hiç şüphesiz Yüce Allah'tan bana bir lutuftur. Ebu Bekir'in sözünü ettiğin arkadaşlığı ve hoşnutluğu da hiç şüphesiz o da Allah'ın bana ihsan ettiği bir lutfudur. Gördüğün şu acı ve ızdırabıma gelince, o senin için ve senin arkadaşların içindir. Allah'a yemin ederim, eğer yeryüzünü dolduracak kadar altınım olsa şüphesiz Allah'ın azabından kurtulmak için -daha onu görmeden önce- fidye olarak verirdim." Ebu Muleyke, İbn Abbas'tan "Ömer'in yanına girdim ... " diyerek bu hadisi (böylece) zikretmiştir.
Ebu Musa r.a. dedi ki: "Medine'deki bahçelerden birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idim. Bir adam gelerek kapının açılmasını istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ona kapıyı aç ve onu cennetle müjdele, diye buyurdu. Ben de ona kapıyı açtım. Gelenin Ebu Bekir olduğunu gördüm. Ona Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dediği müjdeyi verdim. Bunun üzerine Allah'a hamdetti. Daha sonra bir başka adam geldi. Kapının açılmasını istedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ona kapıyı aç ve onu cennetle müjdele, diye buyurdu. Ona kapıyı açtım, Ömer olduğunu gördüm. Ben de ona Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediğini haber verdim. Bunun üzerine o da Allah'a hamdetti. Daha sonra bir adam daha kapının açılmasını istedi. Bana: Ona kapıyı aç ve kendisine isabet edecek bir bela ile birlikte onu cennetle müjdele, diye buyurdu. Gelenin Osman olduğunu gördüm. Ona da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dediğini bildirdim. O da Allah'a hamdetti. Sonra da: Allah'tan yardım talep ederiz, diye ekledi."
Abdullah b. Hişam dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte. idik. O sırada Ömer b. el-Hattab'ın elinden tutmuştu ... " Tekrar:
6264 ve 6632
Ebu Musa r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bahçeye girdi ve bana bahçenin kapısında bekçilik yapmamı emretti. Bir adam geldi (içeri girmek üzere) izin istedi. Allah Resulü: Ona izin ver ve onu cennetle müjdele, dedi. Gelen Ebu Bekir idi. Daha sonra bir başkası gelip izin istedi. Ona izin ver ve onu cennetle müjdele, dedi. Gelen Ömer'di. Daha sonra bir diğeri gelip izin istedi. Bir süre sustuktan sonra şöyle buyurdu: Ona izin ver ve kendisine isabet edecek bir bela ile birlikte onu cennetle müjdele. Gelen Osman b. Affan idi." Yine Ebu Musa'dan buna yakın rivayet gelmiş olup, o rivayette (ravilerinden) Asım şunu eklemektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içinde su bulunan bir yerde diz kapaklarının -yahut diz kapağının- üzerlerini açmış olduğu halde oturuyordu. Osman girince de onu örttü."
(Ubeydullah b. Adiy b. el-Hiyar'ın ona -yani Urve'ye- haber verdiğine göre) Misver b. Mahreme ile Abdurrahman b. Esved b. Abdi Yeğus, (Ubeydullah'a) dediler ki: "Senin (Osman'ın anne bir) kardeşi Velid hakkında Osman ile konuşmana engel olan nedir? Çünkü insanlar onun hakkında çokça konuşmaya başladılar. Bunun üzerine ben de Osman'a gittim. Onun namaza çıkmasını bekledim. Sana bir ihtiyacım var ve bu aynı zamanda senin için bir nasihattir, dedim. O: Ey adam senden ... -Ma'mer dedi ki: Zannederim senden Allah'a sığınırım,- dedi. Ben de geri dönüp ikisinin yanına gittim. Bu sırada Osman'ın elçisi geldi. Bunun üzerine onun yanına gidince, nasihatin nedir diye sordu. Dedim ki: Şüphesiz şanı yüce Allah-Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hak ile göndermiştir. Ona kitabı indirmiştir. Sen de Allah'ın ve Resulünün davetini kabul edenlerden oldun, iki defa hicret ettin. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından oldun. Onun hidayet usulünü gördün. İnsanlar ise Velid hakkında çokça konuşmaya başladılar. Dedi ki: Sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yetiştin mi? Ben: Hayır, dedim fakat bana örtüleri arkasında bulunan bakire kız'a ulaştığı kadar onun ilminden bir şeyler ulaştı, dedim. Dedi ki: Şüphesiz Allah Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i hak ile göndermiştir. Ben de Allah'ın ve Resulünün davetini kabul edenlerden oldum. Onunla gönderilenlere iman ettim. Dediğin gibi iki defa hicret ettim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sohbetinde bulundum, ona bey'at ettim. Allah'a yemin olsun ki ona isyan etmedim. Allah onun ruhunu kabzedinceye kadar onu aldatmadım. Daha sonra Ebu Bekir'e karşı durumum da böyle idi. Sonra Ömer'e karşı durumum da bu oldu. Bundan sonra ben halifeliğe getirildim. Onların sahip oldukları hak kadar benim hakkım yok mu? Ben: Elbette vardır dedim. Dedi ki: O halde sizden bana kadar gelen bu konuşmalar ne oluyor? Velid ile ilgili söylediklerine gelince, inşallah bu hususta hakka uygun ne ise onu yapacağız. Sonra Ali'yi çağırdı, celde vurmasını emretti, o da ona seksen celde vurdu." Tekrar:
3872 ve 3927
Osman -ki İbn Mevheb'dir-'den dedi ki: "Mısır halkından bir adam geldi ve Beyt'i haccetti. Oturmakta olan bir topluluk gördü. Bunlar kimlerdir, diye sordu. Bunlar Kureyş'tir, dediler. Aralarındaki bu yaşlı adam kimdir, diye sordu. Abdullah b. Ömer'dir dediler. Adam: Ey İbn Ömer dedi, ben sana bir hususa dair soru soracağım, sen de bana onun hakkında (bildiklerini) anlat. Osman'ın Uhud günü kaçtığını biliyor musun? İbn Ömer: Evet dedi. Peki, Bedir'de bulunmadığını ve Bedir'e tanık olmadığını da biliyor musun? Evet, dedi. Adam: Peki, onun Rıdvan bey'atinde de bulunmadığını, orada hazır olmadığını da biliyor musun, diye sordu. İbn Ömer, evet dedi. Adam: Allahu ekber dedi. İbn Ömer dedi ki: Gel de sana açıklayayım: Onun Uhud günü kaçışını ele alalım. Şehadet ederim ki Allah onu affetmiş ve ona mağfiret etmiştir. Bedir'de bulunmayışına gelince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı onun nikahı altında idi ve hastalanmıştı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: Senin için de Bedir'de fiilen bulunan kimsenin ecri ve (ganimetten) payı vardır, diye buyurdu. Rıdvan bey'atinde bulunmayışına gelince, şayet Mekke vadisinde Osman'dan daha aziz birisi bulunsaydı onun yerine onu gönderirdi. Resulullah, Osman'ı gönderdi. Rıdvan bey'ati ise Osman'ın Mekke'ye gidişinden sonra olmuştu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sağ elini göstererek: Bu Osman'ın elidir dedi ve onu diğer eline vurarak, bu (bey'at) da Osman içindir, dedi. İbn Ömer adama: Şimdi bunları beraberinde al ve git, dedi."
İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında kimseyi Ebu Bekir'e denk saymazdık. Ondan sonra Ömer, ondan sonra Osman gelir, diyorduk." Sonra da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabını aralarında fazilet farkı gözetmeksizin bırakırdık."
Katade'den rivayete göre Enes r.a. onlara anlatarak dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberinde Ebu Bekir, Ömer ve Osman olduğu halde Uhud'a çıktı. Bu sırada dağ sarsıldı. Sakin ol Uhud, dedi. -Zannederim ayağı ile de dağa vurdu.- Senin üzerinde bulunanlar bir nebi, bir sıddik ve iki şehitten başkası değildir."
Amr b. Meymun dedi ki: Ömer r.a.'i öldürülmeden birkaç gün önce Medine'de gördüm. Huzeyfe b. el-Yeman ile Osman b. Huneyf ile birlikte ayakta durmuş şöyle diyordu: Ne yaptınız, araziye kaldıramayacağı kadar yük yüklemiş olmaktan korkuyor musunuz yoksa? Onlar: Biz ona kaldırabileceği kadar yük yükledik. Ona yüklediğimizde fazla büyük bir şey yok, dediler. Onlara dedi ki: İyi düşünün, sizler o araziye gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemiş olmayasınız. Onlar yine: Hayır dediler .. Bunun üzerine Ömer dedi ki: Eğer Allah bana esenlik verecek olursa Irklıların dul kadınlarını benden sonra birisine ebediyen muhtaç bırakmayacağım. (Amr) dedi ki: Üzerinden tam dört gün geçti ki, isabet aldı. (Devamla) dedi ki: Ona suikast yapıldığı sabah ben ayakta iken benimle onun arasında sadece Abdullah b. Abbas vardı. -O iki saf arasından geçti mi, saflarınızı düzgün tutunuz, derdi. Nihayet onların safları arasında bir boşluk görmeyince öne geçer ve tekbir alırdı. Bazen Yusuf ya da Nahl suresini yahut da ona yakın bir sureyi birinci rekatte okurdu, ki (geç kalan) cemaat toplanabilsin (namaza yetişebilsin).- Ancak tekbir alır almaz onun: O köpek beni Öldürdü -yahut beni yedi" dediğini işittim. Ona hançeri sapladığı zaman bunu söylemişti. O kefere iki tarafı kesen bir bıçak ile kaçıp gitti. Sağında ve solunda kimin yanından geçtiyse mutlaka hançeri ona saplıyordu ve nihayet hançerini onüç kişiye sapladı. Bunların yedisi öldü. Müslümanlardan bir adam onun bu halini görünce üzerine başlığı bulunan bir cübbesini (bornoz) bıraktı. Kafir yakalanacağını anlayınca intihar etti. Ömer, Abdurrahman b. Avfın elinden tutarak onu öne geçirdi. Ömer'in arkasında duranlar da onları gördüler. Mescidin kenarındakiler ise Ömer'in sesini işitmemenin dışında hiçbir şeyin farkına varmamışlardı. Bu arada: Subhanallah deyip duruyorlardı. Abdurrahman onlara kısa bir namaz kıldırdı. Namazı bitirdiklerinde (Ömer): Ey İbn Abbas bir bak beni kim öldürdü, dedi. Bir süre dolaştıktan sonra geri geldi ve: Muğire'nin kölesi, dedi. O: O eli iş tutan, sanatkar kölesi mi, diye sordu, İbn Abbas: Evet deyince, Ömer: Allah kahretsin onu, ben onun hakkında iyilik emretmiş idim. Ölümümü MüsIümanlığı iddia eden bir adam eliyle kılmayan Allah'a hamdoIsun. Sen ve baban Medine'de bu gavurların çoğaImasını çok seviyordunuz. --Abbas da aralarında köleleri en çok olan bir kişi idi.-- Bunun üzerine İbn Abbas: Arzu edersen yaparım --yani (onları) öIdürürüz-- dedi. Ömer: Doğru söylemiyorsun. Onlar sizin dininizi konuşmaya başladıktan, sizin kıblenize yönelerek namaz kıldıktan, sizin gibi haccettikten sonra mı (bu işi yapmaya kaIkacaksınız)? Daha sonra Ömer evine götürüIdü. Biz de onunla birlikte gittik. İnsanlar bugünden önce adeta hiçbir musibetle karşılaşmamış gibi idiler. Kimisi: Bir zararı oImaz diyordu, kimisi öleceğinden korkuyorum diyordu. Ona bir nebiz getirildi, onu içti. Fakat karnından çıktı. Sonra ona süt getirildi, onu da içti, yine yarasından dışarı çıktı. Artık öleceğini anladılar. Yanına girdik. İnsanlar da yanına girip ondan övgüyle söz etmeye koyuldular. Genç bir adam gelerek dedi ki: Müjdeler oIsun ey mu'minlerin emiri, Allah'ın sana müjdesi var. Çünkü sen Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sohbetinde bulundun ve bildiğin şekilde erken bir zamanda MüsIüman oIdun. Sonra halifeliğe getirildin ve adalet yaptın, sonra da şehid oIdun. Ömer dedi ki: Bunun ne lehime, ne aleyhime çıkmayarak başa baş çıkmasını çok arzu ederim. Geri dönüp gittiğinde elbisesi yere değiyordu. Ömer: Bu delikanlıyı bana geri çağırınız, dedi. Kardeşimin oğlu dedi. Elbiseni yukarı kaldır. Çünkü böylesi elbisenin ömrünü uzatır, Rabbine karşı da senin daha takvalı oImana sebep olur. Ey Abdullah b. Ömer üzerimdeki borçlara bir bak! Borçlarını hesap ettiler, seksen aItıbin ya da ona yakın oIduğunu gördüler. Dedi ki: Şayet Ömer'in ailesinin malı bu borcu karşılarsa sen de bu borcumu onların malından karşıla. Aksi takdirde Adiy b. Ka'b oğullarından iste, onların malları buna yetmezse Kureyş'ten iste, fakat Kureyş'ten sonra başkalarından kimse bir şey isteme ve benim adıma bu borcu öde. mu'minlerin annesi Aişe'ye git ve: Ömer'in sana selamı var, de -fakat mu'minlerin emiri deme, çünkü artık ben bugün mu'minlerin bir emiri değilim- ve şunları ekle: Ömer bin el-Hattab, iki kardeşinin yanında defnedilmek için izin istiyor. İbn Ömer (gitti) selam verdi ve içeri girmek için izin istedi. Sonra Aişe'nin huzuruna girdi. Oturmuş ağladığını gördü. Ona dedi ki: Ömer b. el-Hattab'ın sana selamı var. İki arkadaşı ile birlikte defnedilmek için izin istiyor. Aişe dedi ki: Ben orayı kendim için arzu ediyordum. Fakat bugün burasının Ömer'e ayrılmasını kabul ederek onu kendime tercih edeceğim. İbn Ömer geri dönünce, işte Abdullah b. Ömer de geldi, dediler. Beni kaldırınız dedi. Bir adam ona destek vererek kaldırdı. Ne haber getirdin, diye sordu. İbn Ömer: Sevdiğin haber, ey mu'minlerin emiri dedi, izin verdi. Ömer: Allah'a hamdolsun. Benim için bundan önemli bir şey yoktu. Nihayet benim işim bittikten sonra beni taşıyın. Sonra selam ver ve Ömer b. el-Hattab izin istiyor, de. Eğer bana izin verirse beni içeriye sokunuz. Eğer beni geri çevirecek olursa siz de beni Müslümanların kabristanına geri götürünüz, dedi. Mu'minlerin annesi Hafsa ile başka kadınlar onunla birlikte geldiler. Biz onu görünce ayağa kalktık. Yanına girdi ve bir süre onun için ağladı. Erkekler izin istedi, Hafsa da onlar dolayısıyla içerideki bir yere girdi. İçerden onun ağlamasını duyduk. Yanındakiler: Ey mu'minlerin emiri vasiyet et, halife tayin et, dediler. Ömer dedi ki: Ben bu işe Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendilerinden razı olarak vefat etmiş olduğu şu kimselerden daha bir hak sahibi olanı bulamıyorum deyip Ali, Osman, Zubeyr, Talha, Sa'd ve Abdurrahman'ın adını verdi ve şunları ekledi: Abdullah b. Ömer de yanınızda hazır bulunacak, fakat bu işte onun hiçbir dahli olmayacaktır. -Ömer bu sözlerini ona bir çeşit taziyede bulunmak (teselli etmek) için söylemişti.- Eğer emirlik Sa'd'a isabet ederse o bu işe ehildir. Aksi takdirde kim emir olarak görevlendirilirse ondan yardım istesin. Ben onu acizliğinden dolayı da, hainliğinden dolayı da azletmiş değilim. Şunları da ekledi: Benden sonraki halifeye ilk muhacirlerin haklarını bilip vermesini, onların saygıdeğer hallerini korumasını tavsiye ederim. Muhacirler'den önce Medine'yi yurt edinen ve imana bağlanan Ensa-r hakkında da ona hayır tavsiyede bulunurum. Onların iyilik yapanlarının iyiliklerini kabul etsin, kötülük yapanlarının kötülüklerini affetsin. Diğer ülkelerdeki insanlar hakkında da ona hayır tavsiye ederim. Çünkü onlar İslamın destekleyicisidir. Malın (ve, servetin) toplayıcıları, düşmanların kalbine öfke salanlardı. Onlardan ancak ihtiyaçlarından arta kalanı ve razı oldukları şeyleri alsın. Ona bedevi Araplara da hayırla davranmasını tavsiye ederim. Çünkü onlar Araplar'ın aslı, İslam'ın temel unsurlarıdır. Onların mallarından orta yollu olanlarını alsın ve bu aldığını araları.ndaki fakirlere geri.versin. Ayrıca ona Allah'ın zimmeti ile Resulünün sallallahu aleyhi ves•ellem zimmetini de tavsiye ederim. Onlara karşı akitlerini eksiksiz yerine getirsin ve onları korumak için savaşsın. Güç yetirdiklerinden fazlası onlara yükletilmesin. Ömer ruhunu teslim ettikten sonra onu dışarı çıkarttık ve yürümeye koyulduk. Abdullah b. Ömer selam vererek dedi ki: Ömer b. el-Hattab izin istiyor. Aişe: Onu içeri alınız, dedi. Ömer içeri alındı ve orada iki arkadaşı ile birlikte konuldu. Defn işi bitirilince bu kişiler bir araya gelip toplandı. Abdurrahman (b. Avf) dedi ki: Sizler işlerinizi aranızdan üç kişiye havale edin. (Herkes kendi hakkından başkasılehine feragat etsin.) Zubeyr: Ben kendi işimi (hakkımı) Ali'ye verdim, dedi. Talha: Ben de işimi (hakkımı) Osman'a verdim dedi. Sa'd: Ben de işimi (hakkımı) Abdurrahman b. Avf'a devrettim, dedi. Abdurrahman (Ali ile Osman'a): İkinizden bu işten kim vazgeçerse o işi (halifeyi seçme işini) ona bırakalım. Allah da, Müslümanlar da kendisine göre en faziletlilerini seçeceği hususunda ona şahitlik ederler dedi. Her ikisi de susunca Abdurrahman: Peki bu işi bana havale eder misiniz, dedi. Allah'a yemin ederim, aranızdan en faziletli olanı seçmek hususunda elimden geleni yapacağım. İkisi de: Evet dedi. Onlardan birisinin elini tutarak şunları söyledi: Senin Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile akrabalığın vardır. Bildiğin üzere de İslamda belli bir geçmişin vardır. Allah'a yemin ederim ki, eğer seni emir tayin edersem şüphesiz adaletle davranacaksın ve eğer Osman'ı emir tayin edersem şüphesiz onu dinleyip ona itaat edeceksin. Sonra diğeriyle baş başa kalarak aynı şeyi ona da söyledi. Bu ahdi aldıktan sonra: Ey Osman elini kaldır dedi, ona bey'at etti, Ali de ona bey'at etti. Sonra o evde bulunan diğerleri de ona bey'at ettiler."
Sehl b. Sa'd r.a.'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Andolsun yarın sancagı Allah'ın onun elleri ile fethi nasip edeceği bir adama vereceğim, diye buyurdu (Sehl) dedi ki: İnsanlar gecelerini, bu sancak hangilerine verilecek diye konuşarak geçirdiler. Herkes sabah olunca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Hepsi de sancağın kendilerine verileceğini ümit ediyordu. Ali b. Ebi Talib nerede, diye sordu. Onlar: Ey Allah'ın Resulü gözlerinden rahatsız, diye cevap verdiler. Ona haberci gönderin ve onu yanıma getirin, diye buyurdu. Ali yanına gelince, gözlerine tükürdü, ona dua etti. Hemen iyileşti. Hiç rahatsızlanmamış gibi oldu. Ona sancağı verdi. Ali: Ey Allah'ın Resulü, onlar da bizim gibi oluncaya kadar onlarla savaşayım mı, diye sordu. Allah Resulü şöyle buyurdu: Onların düzlüklerine ininceye kadar ağır ağır git. Sonra onları İslam'a davet et ve onlara bu hususta yerine getirmeleri gereken Allah'ın üzerlerindeki haklarını haber ver. Allah'a yemin ederim, Allah'ın senin vasıtan ile bir tek adama hidayet vermesi, senin için kırmızı develere sahip olmaktan daha hayırlıdır
Selerne dedi ki: "Ali r.a., Hayber'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den geri kalmıştı. Gözlerinden rahatsız idi. Ben mi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den geri kalacağım, dedi ve yola koyulup, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Yüce Allah'ın, ertesi sabahında fethi nasip kıldığı gecenin akşam ında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Andolsun yarın bu sancağı Allah'ın ve Resulünün kendisini sevdiği -yahut da Allah'ı ve Resulünü seven diye buyurdu- ve Allah'ın kendisine fethi nasip edeceği bir adama vereceğim -ya da bir adam alacaktır.- Bir de baktık ki -hiç o alacağını ümit etmediğimiz- Ali, işte Ali dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellern de sancağı ona verdi, Allah da ona fethi nasip erti
Ebu Hazim'in babasından rivayet ettiğine göre: "Bir adam Sehl b. Sa'd'ın yanına gelerek dedi ki: Bu --Medine emırini kastediyor-- filankes minberin yakınında Ali'yi (alışılmadık bir şekilde) çağırıyor. Sehl: Ne diyor diye sordu. Adam: Ona Ebu Turab diyor dedi. Sehl bundan dolayı güldü ve dedi ki: Allah'a yemin ederim bu adı ona Nebiden başkası vermedi. Onun da ondan daha çok sevdiği bir adı yoktu. Bunun üzerine ben de Sehl'den bana olayı anlatmasını isteyerek: Ey Abbas'ın babası bu nasılolmuştu, diye sordum. Dedi ki: Ali, Fatıma'nın yanına girip çıktı. Sonra da mescide gidip yattı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Amcanın oğlu nerededir, diye sordu. Fatıma: Mesciddedir dedi. Onun yanına çıkıp gidince üzerindeki ridasının sırtından düşmüş olduğunu ve sırtına da toprağın yapışmış olduğunu gördü. Sırtından toprakları silerken ona -iki defa-: Otur ey Ebu Turab, diyordu
Sa'd b. Ubeyde dedi ki: "Bir adam İbn Ömer'in yanına gelerek ona Osman hakkında sordu. O da yaptığı güzel işlerden sözetti. Muhtemelen bu senin hoşuna gitmez, dedi. O da: Evet deyince, İbn Ömer: Allah senin burnunu yere sürtsün dedi. Daha sonra adam ona Ali hakkında sordu. Onun da yaptığı güzel şeyleri sözkonusu etti ve: İşte o böyle birisi idi. Onun evi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in evlerinin en ortasında idi. Daha sonra (adama): Herhalde bu da senin hoşuna gitmez deyince, adam yine: Evet dedi. İbn Ömer dedi ki: Allah senin bumunu yere sürtsün. Bana karşı elinden ne geliyorsa yapabilirsin
İbn Ebi Leyla dedi ki: "Ali r.a.'ın bize anlattığına göre Fatıma aleyhesselam değirmen taşı ile öğütmenin (elinde) bıraktığı izlerden şikayette bulundu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e (bir gazveden) alınan esirler getirildi. Gitti, fakat onu bulamadı. Aişe'yi buldu, durumu ona haber verdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelince, Aişe ona Fatıma'nın geldiğini haber verdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza geldi. --Bu sırada yatmış bulunuyorduk.-- Kalkmak istedim, olduğunuz yerde durunuz diye buyurdu. İkimizin arasında oturdu. O kadar ki ayaklarının serinliğini göğsümün üzerinde hissettim. Şöyle buyurdu: Size benden istediğinizden daha hayırlı olanını öğretmeyeyim mi? Yatacağınız vakit otuzdört defa tekbir getirirsiniz, otuzüç defa tesbih edersiniz, otuzüç defa da hamd edersiniz. Bu sizin için bir hizmetçiden daha hayırlıdır
Said dedi ki: Ben İbrahim b. Saidiı babasından şöyle dediğini nakIederken dinledim: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ali'ye dedi ki: Harun'un, Musa nezdindeki konumu ne ise sen de bana göre aynı konumda olmaya razı gelmez misin?" Bu hadis 4916 numara ile gelecektir
Ali r.a. dedi ki: "Daha önce nasıl hükmediyorsanız öyle hükmediniz. Çünkü ben ayrılıktan hoşlanmam; ta ki insanların bir cemaati oluncaya ya da ben de arkadaşlarım öldüğü gibi ölünceye kadar." İbn Sirin, Ali r.a. nakledilen (ve bu husustaki sahih rivayetlerle bağdaşmayan) rivayetlerin genel olarak yalan olduğu görüşünde idi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ali b. Ebi Talib" b. Abdulmuttalib "el-Kuraşı el-Haşimı Ebu'l-Hasen'in menkıbeleri." Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in babasının öz kardeşi olan amcasının oğludur. Tercih edilen görüşe göre Nebiliğin verilişiriden on yıl önce dünyaya gelmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, -Nebevi sırette açıklanmış bir olay sebebiyle- küçüklüğünden beri onu yanına alıp büyütmüştür. Bu sebeple küçüklüğünden beri Nebi efendimizin yanında bulunmuş, vefatına kadar yanından ayrılmamıştır. Annesi Esed b. Haşim'in kızı Fatıma'dır. O da Müslüman olmuş ve Nebiin sahabisi olmuştur. Nebi salı allah u aleyhi ve sellem hayatta iken vefat etmiştir. Ahmed, İsmail el-Kadi, en-Nesai ve Ebu Ali en-Neysaburı'nin dediklerine göre; Ali hakkında ceyyid (güzel, sağlam) senedler ile varid olduğundan daha çok ashab-ı kiram'dan herhangi bir kimse hakkında rivayet varid olmuş değildir. Bunda muhtemelen onun vefatının sonraya kalmış olması, zamanında görüş ayrılıklarının meydana gelmesi ve ona karşı baş kaldıranların ayaklanmasıdır. Bu onunla ile ilgili menkıbelerin yaygınlaşmasına sebep teşkil etmiştir. Bununla birlikte bu menkıbelerin çoğu diğer ashab için de sözkonusu olmuştur. Ancak onun hakkında yaygınlaşmasının sebebi, ona muhalefet edenlerin kanaatlerini reddetmek içindir. Böylelikle insanlar Ali hakkında: Ehl-i sünnet, bid'at ehlinden Haricller ile ona karşı savaşan Umeyye oğulları ve onlara uyanlar olmak üzere üç gruba ayrılmış oldu. Bu sebeple ehl-i sünnet, onun faziletlerinin yaygınlaştırılmasına ihtiyaç duydu. Bundan dolayı bu hususta muhalefet edenlerin çokluğundan ötürü bunları nakledenler de çoğalmış oldu. Yoksa hakikatte olan şudur: Her dört halifenin de, adalet terazisi ile ölçüldüğü takdirde kesinlikle ehl-i sünnet ve'l-cemaatin görüşünün dışına çıkmayan faziletleri bulunmaktadır. Yakub b. Süfyan sahih bir senedIe Urve'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Ali henüz sekiz yaşında iken Müslüman oldu." İbn İshak ise "on yaşında iken" demiştir. Bu husustaki rivayetler arasında en tercihe değer olanı budur. 3704- "Sonra Ali hakkında ona sordu. Onun da güzel amellerini sözkonusu etti." Onun Bedir ve diğer gazvelere katılışını, yüce Allah'ın Hayber'in fethini onun vasıtası ile gerçekleştirmesini, Merhab'ı öldürülüşünü ve buna benzer hususları zikretmiş gibidir. "Allah burnunu yere sürtsün." Yani Allah hoşuna gitmeyecek şeyleri başına getirsin. 3706- "Harun'un, Musa'ya göre konumu ne ise sen de bana göre o konumda olmaya razı olmaz mısın?" Yani Harun'un, Musa'nın yanındaki konumu, mevkii ne ise sen de benim yanımda o konumda olmaya razı değil misin? Said b. el-Müseyyeb 'in, Sa'd'dan naklettiği rivayetinde: "Bunun üzerine Ali: Razı oldum, razı oldum" dediği nakıdilmektedir. Bunu da Ahmed rivayet etmiştir. , İbn Sa'd da el-Bera ve Zeyd b. Erkam'dan buna yakın bir şekilde olayı naklettikten sonra "(Ali) dedi ki: Razıyım ey Allah'ın Resulü, dedi. Bunun üzerine Allah Resulü: Şüphesiz ki bu böyledir" diye buyurdu. Her ikisinin de naklettikleri hadisin baş tarafında belirtildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, Ali r.a.'a: "Mutlak olarak ya benim kalmam ya da senin kalman gerekiyor, dedi. Bunun üzerine Ali kaldı. Bazılarının: Nebi onu hoşuna gitmeyen bir hali dolayısıyla geriye bıraktı, dediklerini işitince Ali arkasından giderek ona bunu zikretti, Allah ResuIü de ona ... dedi" deyip hadisi zikretmektedirler. Senedi kavidir. Musannıf (Buhari) Ali r.a.'ın menkıbelerine dair bazı rivayetleri başka bir yerde de zikretmiş bulunmaktadır. Bunlardan birisi Ömer r.a.'ın söylediği: "Ali aramızda en güzel hüküm verenimizdir" sözüdür. İleride Bakara suresinin tefsirinde gelecektir. Ayrıca bunun Hakim tarafından zikredilmiş, İbn Mes'ud yoluyla gelen sahih bir şahidi de vardır. Bu kabilden rivayetlerden birisi de Ali r.a.'ın bağller ile savaşmış olmasıdır. Ebu Said yoluyla gelen hadiste: "Ammarlı bağı olan (meşru yöneticiye haksızca baş kaldıran) bir kesim öldürecektir" denilmektedir. Ammar da Ali r.a. ile birlikte idi. Yine onun menkıbeleriyle ilgili rivayetlerden birisi de Hariciler ile savaşmasıdır. Onun menkıbelerine dair ceyyid hadislerin bir araya getirilerek telif edilmiş en kapsamlı eser Nesai'nin "el-Hasais" adlı eseridir. "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır" hadisini de Tirmizi ve Nesai rivayet etmiş olup, rivayet yolları gerçekten pek çoktur. İbn Ukbe bunları ayrı bir kitapta bir araya getirmiştir. Bunların senedierinin de bir çoğu sahih ve hasendir. 3707- "Ali r.a.'dan nakledilen rivayetlerin genelolarak" yani çoğunluk ile "uydurma olduğu görüşünde idL" Bu inanca ve kanaate sahipti, demektir. Bundan maksat ise Rafızilerin Ali'den diye naklettikleri ve Şeyhayn (Ebu Bekir ve Ömer)'e muhalefeti ihtiva eden türden rivayet ettikleri sözlerdir. O bu sözleri ile şer'i ahkama dair gelmiş olan rivayetleri kastetmemiştir. Çünkü İbn Sa'd sahih bir sened ile İbn Abbas'tan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Sika birisi bize Ali'den bir fetva nakledecek olursa biz onun dışına çıkmayız
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "İnsanlar: Ebu Hureyre çok hadis naklediyor diyorlardı. Ben ise karın tokluğuna Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanından ayrılmıyordum. Öyle ki mayalı ekmek yemez, yumuşak, güzel elbiseler giyinmezdim, ne filan adam, ne filan kadın da bana hizmet etmezdi. Açlıktan dolayı karnımı yerdeki çakıl taşlarına yapıştırıyordum ve ben --beni alır, bana yemek yedirmeye götürür ümidiyle-- bildiğim bir ayeti bir adama okumasını (ve bana öğretmesini) isterdim. İnsanlar arasında da yoksullara karşı en hayırlı olan kişi Cafer b. Ebi Talib idi. O bizi alır, götürür, evinde ne varsa bize yedirirdi. Hatta o bize içinde hiçbir şey kalmamış olan yağ tulumunu önümüze koyar, biz de bu kabı ortadan yarar, onun içindekileri yalardık
Şa'bi'den rivayete göre İbn Ömer r.a. Ca'fer'in oğluna selam verdi mi: "Ey Zülcenaheyn (iki kanatlı)in oğlu, es-selamu aleyke derdi." Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: İki cenah, her iki taraf demektir. Bu Hadis 401 4264 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cafer b. Ebi Talib el-Haşimı'nin menkıbeleri" Cafer, Ali r.a.'ın annebaba bir kardeşidir. Ondan on yaş daha büyüktü. İleride Meğazi (gazalar) bölümünde 4261 numaralı hadiste açıklaması geleceği üzere Mute'de kırk yaşını geçkin şehit düşmüştür. "el-Habır (güzel elbiseler) giymezdim." Kastedilen el-Habır, çizgili ve nakışlı olan güzel elbiseler demektir. "Yağ tulumu (el-ukke)" yağın konulduğu kap (tulum) demektir. "İbn Ömer, Cafer'in oğluna selam verdiğinde" kastedilen kişi ise Cafer b. Ebi Talib'in oğlu Abdullah'tır. el-İsmail1'nin rivayetinde Huşeym'in, şöyle dediği rivayet edilmektedir: Bizler eş-Şa'bl'ye: Cafer'in oğluna Zülcenaheyn'in oğlu da deniliyor mu idi, diye sorduk. O: Evet dedi. Ben İbn Ömer'in bir gün onun yanına gittiğini ya da onunla karşılaştığını ve ona Zulcenaheyn'in oğlu es-selam u aleyke, diye ona selam verdiğini gördüm. "Ey Zülcenaheyn'in oğlu es-selamu aleyk." Bu sözleriyle Abdullah b. Cafer'• in rivayet ettiği hadise işaret ediyor gibidir. O dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana dedi ki: Ne mutlu sana, senin baban semada meleklerle birlikte uçuyor." Hadisi Tabedmi hasen bir senedIe rivayet etmiştir
Enes r.a.'dan rivayete göre "Ömer b. el-Hattab kıtlık oldu mu Abbas b. Abdulmuttalib ile yağmur duasına çıkar ve şöyle derdi: Allah'ım, bizler, (hayatta iken) Nebimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i vesile ederek sana dua ediyor, sen de bize yağmur yağdırıyordun. Şimdi de Nebiimizin amcası vesilesi ile sana dua ediyoruz, bize yağmur yağdır." (Enes) dedi ki: Ve onlara yağmur yağdırılırdı. Bu Hadis 1010 numara ile geçmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "el-Abbas b. Abdulmuttalib" Bu başlık altında Enes'in rivayet ettiği hadisi zikretmiş bulunmaktadır. el-Abbas, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den iki ya da üç yıl daha yaşlı idi. Meşhur olan görüşe göre o Mekke'nin fethinden önce Müslüman olmuştur. Bundan önce Müslüman olduğu da söylenmiştir. Bu da uzak bir ihtimal değildir. Ancak Mekke fethinden önce hicret etmediği için Ömer onun faziletini bilmekle onun vesilesi ile yağmur dilernek ile birlikte, (kendisinden sonraki halifeyi seçecek olan) şura ehli arasına almamıştır .. İleride Aişe radıyaHahu anh€ı'nın rivayet ettiği Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in amcası el-Abbasla gösterdiği saygı ve tazime dair hadis, Meğazi bölümünün sonlarında Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in vefatından sözederken zikredilecektir. el-Abbas'ın künyesi Ebu'l-Fadl olup, Osman radıyall€ıhu anh'ın halifeliği döneminde 32 yılında, seksen küsur yaşında olduğu halde vefat etmiştir
Aişe r.anha dedi ki: "Fatıma (ona selam olsun) Ebu Bekir'e haber göndererek: Allah'ın, Resulüne fey' olarak verdiklerinden olan ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendisine miras olarak kalan, Medine ile Fedek'te bulunan Nebi'in sadaka olan malını ve Hayber'in beşte birinden kalanı istedi." [-3712-] Ebu Bekir dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bize mirasçı olunmaz. Biz geriye ne bırakırsak o bir sadakadır. Muhammed'in ailesi bu maldan -Allah'ın malını kastediyor- yiyebilirler fakat yediklerinden daha fazlasını almaya hakları yoktur. Bana gelince, Allah'a yemin ederim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sadakalarından hiçbir şeyi değiştirmeksizin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde nasıl idiyse öyle bırakacağım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlarda nasıl bir uygulama yaptıysa aynen öylesini yapacağım. Ali r.a. teşehhüd ettikten sonra dedi ki: Ey Ebu Bekir, biz senin faziletini biliyoruz -deyip sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e olan akrabalıklarını ve haklarını hatırlattı. Bunun üzerine Ebu Bekir konuşarak: Nefsim elinde olana yemin ederim ki, Restilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in akrabalarını gözetmeyi kendi akrabalarımı gözetmekten daha çok severim, dedi
Aişe r.anha dedi ki: "Fatıma (ona selam olsun) Ebu Bekir'e haber göndererek: Allah'ın, Resulüne fey' olarak verdiklerinden olan ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendisine miras olarak kalan, Medine ile Fedek'te bulunan Nebi'in sadaka olan malını ve Hayber'in beşte birinden kalanı istedi." [-3712-] Ebu Bekir dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bize mirasçı olunmaz. Biz geriye ne bırakırsak o bir sadakadır. Muhammed'in ailesi bu maldan -Allah'ın malını kastediyor- yiyebilirler fakat yediklerinden daha fazlasını almaya hakları yoktur. Bana gelince, Allah'a yemin ederim, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sadakalarından hiçbir şeyi değiştirmeksizin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde nasıl idiyse öyle bırakacağım. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlarda nasıl bir uygulama yaptıysa aynen öylesini yapacağım. Ali r.a. teşehhüd ettikten sonra dedi ki: Ey Ebu Bekir, biz senin faziletini biliyoruz -deyip sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e olan akrabalıklarını ve haklarını hatırlattı. Bunun üzerine Ebu Bekir konuşarak: Nefsim elinde olana yemin ederim ki, Restilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in akrabalarını gözetmeyi kendi akrabalarımı gözetmekten daha çok severim, dedi
İbn Ömer'in rivayetine göre "Ebu. Bekir r.a. dedi ki: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatırını, ehl-i beyti hususunda gözetiniz,'' Bu Hadis 3751 numara ile gelecektir
Misver b. Mahreme'den rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Fatıma benim bir parçamdır. Onu kızdıran beni de kızdırmış olur
Aişe r.anha'dan gelen hadiste dedi ki: "Nebi, Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığında kızı Fatıma'yı çağırdı. Ona gizlice bir şeyler söyledi. Bunun üzerine ağladı. Daha sonra yine onu çağırdı ve ona gizlice bir şeyler söyledi. Bu sefer güldü. Aişe dedi ki: Ben de ona bunun sebebini sordum. [-3716-] "Bunun üzerine bana dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ilk defa) bana gizlice bir şeyler söylediğinde vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığında ruhunun . kabzedileceğini bana bildirdi. Bunun üzerine ben de ağladım. Sonra bana, ehl-i beyti arasında onun arkasından ilk gidecek olanın ben olacağım! gizlice haber verdi. Bunun üzerine de güldüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Resulullah sallal1ahu aleyhi ve sellem'in akrabalarının menkıbeleri" başlığındaki "Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in akrabaları" ibaresi ile, akrabalarından olup, onunla sohbet etmiş bulunan ve en yakın dedesi olan Abdulmuttalib'in nesebinden gelen yahut da erkek ya da kadınlardan onu gören kimseler kastedilmektedir. Bunlar da Ali ve onun Fatıma A.S.'dan çocukları Hasan, Hüseyin, Muhsin ve Ümmü Kulsum ile Cafer ve çocukları olan Abdullah, Avn ve Muhammed'dir. Cafer b. Ebi Talib'in, Ahmed adında bir oğlu olduğu da söylenir. Bu kabilden diğer bir yakını da Ebu Talib'in bir diğer oğlu olan Akil ve onun oğlu Akil oğlu Müslim'dir. Hamza b. Abdulmuttalib ile çocukları Ya'la, Umare ve Umarne, Abbas b. Abdulmuttalib ile onun onu bulan erkek çocukları el-Fadl, Abdullah, Kusem, Ubeydullah, el-Haris, Mabed, Abdurrahman, Kesir, Avn ve Temmam'dır. Onun hakkında el-Abbas şunları söylemektedir: "Temmam ile tamam oldular, böylece on kişiyi buldular. Rabbim sen onları keremli ve iyilerden kıL." Bunların her birisinin rivayette bulunduğu da söylenmiştir. el-Abbas'ın kız çocukları arasında Ümmü Hubeyb, Amine ve Safiye de vardır. Bunların çoğunluğu ise el-Fadl'ın annesi Üm mü Lubabe'dendir. Bir diğer akrabası Muattib b. Ebu Leheb ile el-Abbas b. Utbe b. Ebi Leheb'dir. Bu da el-Abbas'ın kızı Amine'nin kocası idi. Abdullah b. ez-Zubeyr b. Abdulmuttalib, onun kızkardeşi ve el-Mikdad b. el-Esved'in eşi olan Dubaa, Ebu Süfyan b. el-Haris b. Abdulmuttalib, oğlu Cafer, Nevfel b. el-Haris b. Abdulmuttalib ile iki oğlu el-Muğire ve el-Haris ile Abdulmuttalib'in kızları olan Umeyye, Erva, Atike ve Safiye de akrabaları arasındadır. Safiye İslamı kabul etrniş ve ashab'dan olmuştur. "Ehl-i beyt'i hususunda Muhammed'in hakkını gözetiniz" sözleri ile diğer insanlara hitap etmekte ve onlara ehl-i beytini gözetrnelerini -tavsiye etmektedir. "Bir şeyi gözetrnek (murakabe)" onu korumak, muhafaza etmek demektir. Yani onları gözeterek onun haklarını koruyunuz. Onlara eziyet etmeyiniz, onlara kötülük yapmayınız, demek istemektedir. Bundan sonra ise el-Misver'in: "Fatıma benden bir parçadır. Onu kızdıran beni de kızdırır" hadisini zikretrniştir ki, bu da Ali r.a.'ın Ebu Cehil'in kızına talip olmasını anlatan hadisin bir parçasıdır. İleride biraz sonra Ebu'ı-As b. Rabl'in tercümesi zikredilirken uzun uzadıya kaydedilecektir. (3729 nolu hadiste) Aişe r.a.'ın rivayet ettiği hadise gelince "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona gizlice bir şey söyledi, o da ağladı" hadisi, açıklaması ile birlikte Meğazi bölümünün sonlarında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı bahsinde açıklanacaktır. 4433 nolu hadiste
Aişe r.anha'dan gelen hadiste dedi ki: "Nebi, Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığında kızı Fatıma'yı çağırdı. Ona gizlice bir şeyler söyledi. Bunun üzerine ağladı. Daha sonra yine onu çağırdı ve ona gizlice bir şeyler söyledi. Bu sefer güldü. Aişe dedi ki: Ben de ona bunun sebebini sordum. [-3716-] "Bunun üzerine bana dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (ilk defa) bana gizlice bir şeyler söylediğinde vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığında ruhunun . kabzedileceğini bana bildirdi. Bunun üzerine ben de ağladım. Sonra bana, ehl-i beyti arasında onun arkasından ilk gidecek olanın ben olacağım! gizlice haber verdi. Bunun üzerine de güldüm." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Resulullah sallal1ahu aleyhi ve sellem'in akrabalarının menkıbeleri" başlığındaki "Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in akrabaları" ibaresi ile, akrabalarından olup, onunla sohbet etmiş bulunan ve en yakın dedesi olan Abdulmuttalib'in nesebinden gelen yahut da erkek ya da kadınlardan onu gören kimseler kastedilmektedir. Bunlar da Ali ve onun Fatıma A.S.'dan çocukları Hasan, Hüseyin, Muhsin ve Ümmü Kulsum ile Cafer ve çocukları olan Abdullah, Avn ve Muhammed'dir. Cafer b. Ebi Talib'in, Ahmed adında bir oğlu olduğu da söylenir. Bu kabilden diğer bir yakını da Ebu Talib'in bir diğer oğlu olan Akil ve onun oğlu Akil oğlu Müslim'dir. Hamza b. Abdulmuttalib ile çocukları Ya'la, Umare ve Umarne, Abbas b. Abdulmuttalib ile onun onu bulan erkek çocukları el-Fadl, Abdullah, Kusem, Ubeydullah, el-Haris, Mabed, Abdurrahman, Kesir, Avn ve Temmam'dır. Onun hakkında el-Abbas şunları söylemektedir: "Temmam ile tamam oldular, böylece on kişiyi buldular. Rabbim sen onları keremli ve iyilerden kıL." Bunların her birisinin rivayette bulunduğu da söylenmiştir. el-Abbas'ın kız çocukları arasında Ümmü Hubeyb, Amine ve Safiye de vardır. Bunların çoğunluğu ise el-Fadl'ın annesi Üm mü Lubabe'dendir. Bir diğer akrabası Muattib b. Ebu Leheb ile el-Abbas b. Utbe b. Ebi Leheb'dir. Bu da el-Abbas'ın kızı Amine'nin kocası idi. Abdullah b. ez-Zubeyr b. Abdulmuttalib, onun kızkardeşi ve el-Mikdad b. el-Esved'in eşi olan Dubaa, Ebu Süfyan b. el-Haris b. Abdulmuttalib, oğlu Cafer, Nevfel b. el-Haris b. Abdulmuttalib ile iki oğlu el-Muğire ve el-Haris ile Abdulmuttalib'in kızları olan Umeyye, Erva, Atike ve Safiye de akrabaları arasındadır. Safiye İslamı kabul etrniş ve ashab'dan olmuştur. "Ehl-i beyt'i hususunda Muhammed'in hakkını gözetiniz" sözleri ile diğer insanlara hitap etmekte ve onlara ehl-i beytini gözetrnelerini -tavsiye etmektedir. "Bir şeyi gözetrnek (murakabe)" onu korumak, muhafaza etmek demektir. Yani onları gözeterek onun haklarını koruyunuz. Onlara eziyet etmeyiniz, onlara kötülük yapmayınız, demek istemektedir. Bundan sonra ise el-Misver'in: "Fatıma benden bir parçadır. Onu kızdıran beni de kızdırır" hadisini zikretrniştir ki, bu da Ali r.a.'ın Ebu Cehil'in kızına talip olmasını anlatan hadisin bir parçasıdır. İleride biraz sonra Ebu'ı-As b. Rabl'in tercümesi zikredilirken uzun uzadıya kaydedilecektir. (3729 nolu hadiste) Aişe r.a.'ın rivayet ettiği hadise gelince "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona gizlice bir şey söyledi, o da ağladı" hadisi, açıklaması ile birlikte Meğazi bölümünün sonlarında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı bahsinde açıklanacaktır. 4433 nolu hadiste
Mervan b. Hakem dedi ki: "Osman b. Affan r.a.'ın, Ruaf (burun kanaması) yılı diye bilinen yılda aşırı derecede burnu kanadı. O kadar ki hacca gitmesini engelledi ve vasiyetini yaptı. Kureyş'ten bir adam onun yanına girerek, yerine halife göster, dedi. Osman (r.a.): Bu sözü söylediler mi, diye sordu. O: Evet dedi. Peki kimi, diye sorunca, sustu. Yanına bir başka adam -zannederim el-Haris- girdi. O da: Yerine halife göster dedi. Osman, kim olsun dediler mi, diye sordu. Evet, dedi. Peki, o dedikleri kimdir, diye sordu, fakat el-Haris sustu. Osman: Onların söyledikleri Zubeyr olmalıdır, dedi. O, evet dedi. Osman dedi ki: Nefsim elinde olana yemin ederim ki bildiğim kadarıyla o, onların en hayırlılarıdır ve şüphesiz o aralarında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in en çok sevdiği kişi idi." Tekrar:
3718Yine Mervan b. Hakem dedi ki: "Osman'ın yanında idim. Ona bir adam gelerek: Yerine halife göster dedi. O, bu söylendi mi, diye sordu. Evet, Zubeyr (olsun, diyorlar), dedi. Osman: Allah'a yemin ederim, siz de biliyorsunuz ki o sizin en hayırlılarınızdır, dedi ve bu sözlerini üç defa tekrarladı."
Cabir r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz her bir nebinin bir havarisi vardır ve gerçekten benim havarim Zubeyr b. Avvam'dır."
Abdullah b. Zubeyr dedi ki: "Ahzab (Hendek gazvesi) günü ben ve Ömer b. Ebi Seleme kadınlar arasında kalmakla görevlendirilmiştik. Etrafıma bakınca ne göreyim (babam) Zubeyr atı üzerinde iki ya da üç defa Kureyza oğullarına gidip geliyordu. Evimize döndüğümde: babacığım, senin gidip geldiğini gördüm (sebebi nedir), dedim. O: Yavrucuğum gerçekten sen beni gördün mü diye sordu. Ben: Evet deyince, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Kureyza oğullarına kim gider de onların durumuna dair bana haber getirir, demişti. Bunun üzerine ben de yola koyuldum. Geri döndüğümde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hem annesini, hem de babasını bir arada zikrederek: Babam anam sana feda olsun, dedi."
Urve'den, rivayete göre, "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabı Yermuk vakası günü Zubeyr'e dediler ki: Bizim de seninle hamle yapmamız için sen hamle yapmaz mısın? O da onlara bir hamle yapınca, omzuna iki darbe indirdiler. Bu iki darbe arasında da Bedir günü yemiş olduğu bir başka darbe vardı. Urve der ki: Ben küçükken parmaklarımı bu darbelerin bulunduğu yere sokar ve oynardım." Tekrar:
3973 ve 3875
Ebu Osman dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in savaştığı o günlerden birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Talha ile Sa'd'den başkası sebat göstermemişti. (Ebu Osman bunu) ikisinden naklettiği hadislere dayanarak söylemiştir." Tekrar:
4060 ve 4061
Ebu Osman dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in savaştığı o günlerden birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Talha ile Sa'd'den başkası sebat göstermemişti. (Ebu Osman bunu) ikisinden naklettiği hadislere dayanarak söylemiştir." Tekrar:
4060 ve 4061
Kays b. Ebi Hazim'den dedi ki: "Talha'nın, kendisi ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i koruduğu elinin felç olmuş olduğunu gözlerimle gördüm."
Said b. el-Müseyyeb dedi kİ: Ben Sa'd'ı şöyle derken dinledim: "Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem benim için babasını ve annesini bir arada zikretti (ve babam anam sana feda olsun, dedi.)" Tekrar:
4055,
4056 ve 4057 Diğer tahric edenler: Tirmizi edeb; Müslim, Fedail-üs Sahabe
Amir b. Sa'd, babasının şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Andolsun ben kendimi İslamın üçte biri olarak görmüşümdür." Tekrar:
3727 ve 3858
Utbe b. Ebi Vakkas dedi ki: Ben Said b. el-Museyyeb'i şöyle derken dinledim: Ben Sad b. Ebi Vakkas'ı şöyle derken dinledim: "Benim İslam'a girdiğim gün, benden başka hiçbir kimse Müslüman olmuş değildir. Yedi gün süre ile ben İslamın üçte biri olarak kaldım."
İsmail dedi ki: Sa'd (r.a.)'i şöyle derken dinledim: "Şüphesiz ben Araplar arasında Allah yolunda ok atan ilk kimseyim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gazaya çıkar ve ağaç yaprağından başka yiyecek bir şey bulamazdık. Hatta bizden birimiz devenin ya da koyunun yaptığı gibi kaskatı bir şekilde def-i hacette bulunurduk. Bundan sonra Esed oğulları kalkmış, İslam dolayısıyla beni ayıplıyor. Dedikleri gibi ise gerçekten ben hüsrana uğradım ve amelim boşa çıktı demektir." Onlar onunla ilgili Ömer'e bir şeyler söylemiş ve: Güzel namaz kılmıyor demişlerdi. Tekrar:
5412 ve 6453
Misver b. Mahreme dedi ki: Ali, Ebu Cehil'in kızına talip oldu. Fatıma bunu işitti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına giderek dedi ki: Senin kavmin, kızların için kızıp öfkelenmediğini ileri sürüyorlar. İşte Ali, Ebu Cehil'in kızıyla evlenecek. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ayağa kalktı. Teşehhüd getirdikten sonra onun şöyle dediğini dinledim: Ben Ebu'I-As b. er-Rabi'e kızımı nikahladım. O bana ne söylediyse sözünde durdu, doğru söyledi. Şüphesiz ki Fatıma da benim bir parçamdır ve şüphesiz onun hoşuna gitmeyen bir şeyden ben de hoşlanmam. Allah'a yemin ederim, Resulullah'ın kızı ile Allah'ın düşmanının kızı aynı adamın yanında (nikahla) bir araya gelmeyeceklerdir. Bunun üzerine Ali ona talip olmaktan vazgeçti." Misver'den (şöyle dediği rivayet edilmiştir): "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Abd-i Şems oğullarından bir damadını sözkonusu ettiğini, bu akrabalığı hususunda ondan övgüyle bahsedip, güzel bir şekilde onu yad ettiğini, sonra da şunları eklediğini dinledim: O, konuştuğunda bana doğruyu söyledi, söz verdiğinde sözünde durdu."
Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir askeri birlik gönderdi ve Usame b. Zeyd'i onlara kumandan tayin etti. Bazı insanlar onun kumandanlığına dil uzattılar. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Siz (şu anda) onun kumandanlığına dil uzatıyorsanız gerçek şu ki, daha önce de babasının kumandanlığına dil uzatmış idiniz. Allah'a yemin ederim ki babası kumandanlığa layık birisi idi ve şüphesiz onun babası benim insanlar arasında en sevdiğim kişilerdendi. Şüphesiz bu da ondan sonra benim insanlar arasında en sevdiğim kişilerdendir." Tekrar:
4250,
4468,
4469,
6627,
7187 Diğer tahric: Tirmizi, Menakib; Müslim, Fedail
Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımda iken bir kaaif yanıma girdL O sırada Usame b. Zeyd ile (babası) Zeyd b. Harise de yatıyorlardı. Bu kaaif: Bu ayaklar birbirlerindendir, dedi." (Ravi) dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bundan dolayı sevindi ve hoşuna gittiğinden ötürü bu söylediklerini Aişe'ye de haber verdi" Diğer tahric: Müslim, rada; Tirmizi, vela; Ebu Davud ile Nesai Talak
Aişe r.anha'dan rivayete göre; "Kureyşliler Mahzum oğullarına mensup kadının durumu dolayısıyla endişelendi ve: Buna (yani bu iş için iltimas etmeye) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in çok sevdiği Usame b. Zeyd'den başkası kim cesaret edebilir, dediler."
Süfyan dedi ki: Zühri'ye, Mahzumoğullarına mensup kadın ile ilgili hadisi sormak üzere gittim. Bana bağırdı. (İbnu'l-Medini diye tanınan Ali b. Abdullah) dedi ki: Süfyan'a: Sen bunu başka kimseden almadın mı, dedim. O bana dedi ki: Ben bunu Eyyub b. Musa'nın, ez-Zühri'den, onun Urve'den, onun Aişe r.anha'dan diye yazmış olduğu bir kitapta buldum. Buna göre (Aişe şöyle demiştir): "Mahzumoğullarından bir kadın hırsızlık yaptı. Ashab: Bu kadın hakkında Nebi ile kim konuşabilir, dedi. Kimse onunla konuşma cesaretini gösteremedi. Onunla Usame b. Zeyd konuştu. Bunun üzerine şöyle buyurdu: İsrailoğulları arasında soylu birisi hırsızlık yaptı mı ona ilişmezlerdi. Fakat güçsüz bir kimse hırsızlık yaptı mı elini keserlerdi. Eğer bu işi yapan Fatıma olsaydı onun dahi elini keserdim."
Abdullah b. Dinar dedi ki: "İbn Ömer bir gün -mescidde bulunuyorken- mescidin bir tarafında elbisesini sürükleyerek bir adam gördü. Bunun kim olduğuna bir bak, keşke bu adam yakınımda olsaydı, dedi. Bir kişi ona: Ey Ebu Abdurrahman sen bunu tanımıyor musun, diye sordu. Bu Muhammed b. Usame'dir. (Abdullah b. Dinar) dedi ki: İbn Ömer başını önüne eğdi ve ellerini yere (gagalar gibi) vurdu, sonra dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görmüş olsaydı, andolsun onu sevecekti."
Usame b. Zeyd r.a.'dan rivayete göre, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini ve Hasen'i alır ve: Allah'ım, sen bu ikisini sev! Çünkü ben bu ikisini seviyorum, derdi." Tekrar:
3747 ve 6003
Nuaym, İbnu'I-Mübarek dedi ki: Bize Ma'mer, Zührı'den haber verdi. (Zühri) dedi ki: Bana Usame b. Zeyd'in bir mevlası (azatlısı)nın haber verdiğine göre, Ümmü Eymen'in oğlu Eymen'in oğlu Haccac'ın --ki Ümmü Eymen'in oğlu Eymen, Usame b. Zeyd'in anne bir kardeşi ve Ensardan birisi idi- rüku'unu ve sücudunu tam yapmadığını İbn Ömer görünce, ona (namazını) iade et, dedi." Tekrar:
3737Usame b. Zeyd'in mevlası Harmele'den rivayete göre; Abdullah b. Ömer ile birlikte bulunduğu bir sırada Eymen'in oğlu Haccac girdi. rükuunu da, sücudunu da tam yapmadı. Bunun üzerine (İbn Ömer ona): (Namazını) iade et, dedi. Geri dönüp gittiğinde İbn Ömer: Bu kimdir dedi, ben: Bu, Ümmü Eymen'in oğlu Eymen'in oğlu Haccac'dır, dedim. Bunun üzerine İbn Ömer dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu görmüş olsaydı andolsun onu sevecekti. Sonra da ona (Usame'ye) ve Ümmü Eymen'den doğanlara (erkek ya da dişi olsun) sevgisini zikretti. (Yakub b. Süfyan yahut ez-Zühri) dedi ki: Arkadaşlarımdan bazıları da Süleyman'dan naklen: "(Ümmü Eymen) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dadısı idi" ilavesini de yapmışlardır.
İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken, bir kimse gördüğü bir rüyayı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatırdı. Bu sebeple Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatacağım bir rüya görmeyi temenni ettim. Bekar bir delikanlı idim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde mescidde uyurdum. Rüyamda sanki iki meleğin beni alıp ateşe götürdüklerini gördüm. Bir de ne göreyim, tıpkı kurumuş kuyu gibi idi ve kuyuya benzer iki tarafının olduğunu gördüm. Orada kendilerini tanıdığım bir takım insanlar da vardı. Kendi kendime: Cehennem ateşinden Allah'a sığınırım, cehennem ateşinden Allah'a sığınırım, dedim. Beraberimdeki iki melek ile bir başka melek daha karşılaştı. O da bana: Korkma, dediler. Ben de bu rüyamı Hafsa'ya anlattım."
"Hafsa da onu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattı, şöyle buyurdu: Abdullah ne iyi adamdır! Bir de geceleyin namaza kalksa." Salim dedi ki: Bu sebeple Abdullah geceleyin ancak çok az bir süre uyurdu.
İbn Ömer'den, onun kızkardeşi Hafsa'dan rivayet ettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hafsa'ya: "Şüphesiz Abdullah salih bir adamdır ... " dedi.
İbn Ömer'den, onun kızkardeşi Hafsa'dan rivayet ettiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Hafsa'ya: "Şüphesiz Abdullah salih bir adamdır ... " dedi.
Alkame'den dedi ki: Şam'a geldim. İki rekat namaz kıldıktan sonra dedim ki: Allah'ım, bana yanımda oturacak salih bir kimseyi nasip et. Sonra bir topluluğun yanına gittim, onların yanında oturdum. Derken yaşlıca bir adam çıkageldi ve nihayet yanımda oturuverdi. Bu kimdir, diye sordum. Onlar: Ebu'd-Derda'dır dediler .. Ona: Ben yüce Allah'a salih bir insanın yanıma gelip oturması için dua etmiştim ve senin yanıma oturmanı nasip etti, dedim. Kimlerdensin dedi. Ben: Kufe ahalisindenim dedim. O,şöyle dedi: Yanınızda (Nebi efendimizin) nalınlarının, yastığının ve taharet suyunun görevlisi Ümmü Abd'in oğlu yok mu? Yüce Allah'ın şeytandan koruduğu -Nebiinin dili ile (ifade ettiği üzere) demek istemektedir- kişi aranızda yok mu? Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sır sahibi -ki o sırları ondan başkası bilmez- olan yok mu? (Devamla): Abdullah (b. Mes'ud), "Velleyli iza yağşa: Örtüp bürüdüğü zaman geceye andolsun" buyruğunu nasıl okur? Diye sordu. Ben de ona: "Ve'l-leyli iza yağşa, ve'n-nehari iza tecella, vezzekeri ve'l-unsa: Örtüp bürüdüğü zaman geceye, aydınlandığı zaman gündüze, erkeğe ve dişiye andolsun" diye okudum. Dedi ki: Allah'a yemin ederim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu bana kendi ağzından, benim ağzıma (vasıtasız olarak) okutmuştur."
Muğire dedi ki: "Alkame Şam'a gitti. Mescide girdi. Allah'ım, bana beraber oturacağım salih bir arkadaş nasip et, diye dua etti ve Ebu'd-Derda'nın yanına oturdu. Ebu'd-Derda: Sen kimlerdensin diye sordu. Ben Kufe halkındanım, dedi. Peki başkasının bilmediği (Nebi efendimize ait sırları bilen şahıs olan) sır sahibi aranızda yok mu -yahut sizden değil mi-? Bununla Huzeyfe'yi kastediyordu. Ben: Evet vardır, dedim. Peki aranızda -yahut sizden- Allah'ın Nebiinin dili (ifade ettiği üzere) ile ateşten koruduğu kimse yok mu, dedi. -Kastettiği şeytandan koruduğu kimse olan Ammar'dır.- Ben: Evet dedim. Peki aranızda -yahut sizden- misvak ve yastığın -yahut da sirarin- sahibi (görevlisi) yok mu? Ben evet dedim. Peki, Abdullah (b. Mes'ud) "velleyli iza yağşa ve'n-nehari iza tecella ... : Örtüp bürüdüğü zaman geceye, aydınlattığı zaman gündüze ... andolsun"u nasıl okurdu? Ben: Ve'z-zekeri ve'l-unsa: Erkeğe ve dişiye (andolsun)" dedim. Dedi ki: Bunlar az kalsın beni Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dinlemiş olduğum bir şeyden vazgeçirecek noktaya gelinceye kadar üzerime gelip durdular."
Enes b. Malik r.a.'den rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz her ümmetin bir emini vardır ve elbette bizim eminimiz de -ey ümmet- Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'tır." Tekrar:
4282 ve 7255
Huzeyfe r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Necranlılara dedi ki: Ben üzerinize gerçekten emin mi emin birisini göndereceğim. Ashabı(nın her biri kendi adına) ümitlendi. O da Ebu Ubeyde (r.a.)’ı gönderdi." Tekrar:
4380,
4381 ve 7254
Hasen'den rivayete göre o Ebu Bekre'yi şöyle derken dinlemiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i --Hasen yanında iken bir insanlara, bir kendisine bakınırken-- minber üzerinde şunları söylerken dinledim: Benim bu oğlum seyyiddir. Ümit ederim ki Allah onun vasıtası ile Müslümanlardan iki kesim arasını ıslah edip düzeltecektir."
Usame b. Zeyd r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini ve Hasen'i alır ve Allah'ım, ben bu ikisini seviyorum. Sen de bu ikisini sev, diye buyururdu veya bunun gibi dua ederdi."
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Huseyn b. Ali'nin başı Ubeydullah b. Ziyad'a getirilince bir leğene konuldu. O da (elindeki sopayla) dokunmaya koyuldu ve: Güzelliği hakkında bir şeyler söyledi. Enes dedi ki: Aralarında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e en çok benzeyenleri o idi. Huseyn'in saçları el-vesme denilen bitki ile boyalı (kınalı) idi."
Bera r.a.'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Hasen b. Ali omuzları üzerinde iken: Allah'ım, ben bunu seviyorum, sen de bunu sev, derken gördüm." Diğer tahric edenler: Tirmizi, Menakib; Müslim, Fedail
Ukbe b. el-Haris dedi ki: "Ben Ebu Bekir r.a.'l Hasen'i taşımış olduğu halde şöyle derken gördüm: Yemin ederim ki Nebi'e çok benziyor. Ali'ye hiç benzemiyor. O sırada Ali de gülüyordu.
İbn Ömer r.a. dedi ki: "Ebu Bekir dedi ki: Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hatırını Ehl-i Beyti hususunda gözetiniz."
Enes r.a. dedi ki: "Hasen b. Ali'den daha çok Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e benzeyen hiçbir kimse yoktu." Diğer tahric eden: Tirmizi, Menakib
Abdullah b. Ömer'den rivayetle --ki bir kimse ona ihramlı hakkında sormuştu-- Şu'be dedi ki: -zannederim sineği öldürmesi hakkında sormuştu- dedi ki: "Iraklılar sinek hakkında soruyorlar.Öyle mi? Halbuki onlar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızının oğlunu öldürmüşlerdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise: Bu ikisi dünyadan benim iki reyhanımdır, diye buyurmuştur." Tekrar:
5994 Diğer tahric eden: Tirmizi, Menakib
Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: "Ömer şöyle derdi: Ebu Bekir bizim seyyidimizdir ve bizim seyyidimizi kölelikten kurtarmıştır." Bu: sözleriyle de Bilal'i kastediyordu.
Kays'dan rivayete göre; "Bilal, Ebu Bekir'e dedi ki: Eğer beni kendin için satın almış idiysen beni burada tut ve eğer beni ancak Allah için satın aldı isen beni Allah için yapmak istediklerimle baş başa bırak."
İbn Abbas'tan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni bağrına basarak: Allah'ım ona hikmeti öğret, diye buyurdu." Bize Ebu Ma'mer anlattı, bize Abdu'l-Varis anlattı: "Ve Allah'ım, ona kitabı öğret, diye buyurdu." Bize Musa anlattı, bize Vuheyb, Halid'den anlattı, deyip onun (Ebu Ma'mer) gibi hadisi zikretti. "Hikmet" ise nübuvvetin dışındaki hususlarda isabet etmek demektir. Diğer tahric edenler: Tirmizi, Menakib; Müslim, Fedail
3756. hadisin kaynakta aynı numara altında verilen, farklı senedle gelen 2. rivayetidir.
İbn Abbas'tan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem beni bağrına basarak: Allah'ım ona hikmeti öğret, diye buyurdu." Bize Ebu Ma'mer anlattı, bize Abdu'l-Varis anlattı: "Ve Allah'ım, ona kitabı öğret, diye buyurdu." Bize Musa anlattı, bize Vuheyb, Halid'den anlattı, deyip onun (Ebu Ma'mer) gibi hadisi zikretti. "Hikmet" ise nübuvvetin dışındaki hususlarda isabet etmek demektir. Diğer tahric edenler: Tirmizi, Menakib; Müslim, Fedail
Enes r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Zeyd'in, Cafer'in ve İbn Revaha'nın şehit düştüklerini, şehadet haberleri kendilerine gelmeden önce Müslümanlara duyurdu ve şöyle dedi: Sancağı Zeyd aldı ve isabet aldı. Sonra onu Cafer aldı, o da isabet aldı. Sonra onu İbn Revaha aldı ve isabet aldı. --Gözlerinden de yaş akıyordu.-- Nihayet sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı ve nihayet Allah onlara zafer nasip etti."
Mesruk dedi ki: Abdullah b. Amr'ın huzurunda Abdullah (b. Mes'ud)'un adı geçince dedi ki: "Bu, benim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Kur'an'ı şu dört kişiden öğreniniz, deyip önce Abdullah b. Mes'ud --diyerek saymaya başladığından beri-- sevdiğim ve sevmeye devam edeceğim kişidir." (Sonra saymaya şöyle devam etti): "Ebu Huzeyfe'nin mevlası Salim, Ubeyy b. Ka'b ve Muaz b. CebeL" (Abdullah b. Amr): Önce Ubeyy'i mi yoksa Muaz'ı mı saydı bilemiyorum, dedi. Bu Hadis 3760, 3806, 3808, 3999 numara ile gelecektir. Diğer tahric edenler: Tirmizî, menakÎb; Müslim, Fedail Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Ebu Huzeyfe" b. Utbe b. Rabia b. Abdi Şems"in mevlası (azatlısı) Salim'in menkıbeleri" Salim'in mevlası Ebu Huzeyfe b. Utbe, ashab-ı kiram'ın büyüklerinden idi. Nebi sallallfıhu aleyhi ve sellem ile Bedir'de bulunmuş, o günde babası kafir olarak öldürüldüğüne üzülmüş ve: "Ben onun akıllı birisi olduğunu gördüğümden dolayı Müslüman olacağını ümit ederdim, demiştir." Ebu Huzeyfe Yemame'de şehit düşmüştür. Salim de ilk Müslüman olanlardand!. Bu hadis ile onun Kur'an-ı Kerim'i bilen birisi olduğuna işaret edilmektedir. Daha önce Namaz bölümünde Mekke'den geldikleri sırada Kuba'da muhacirlere imamlık ettiği kaydedilmiş bulunmaktadır. Salim Bedir'e ve ondan sonraki gazvelere katılmıştır. Babasının adının Ma'kil olduğu söylenir. O ensardan bir kadının kölesi iken Ebu. Huzeyfe o kadın ile evlendikten sonra onu evlatlık edindiğinden ötürü Ebu. Huzeyfe'ye nispet edilmiştir. Buna dair açıklamalar da ileride Rada' (süt emme) bahsinde gelecektir. Salim de Yemame'de şehit düşmüştür
Ebu. Vail dedi ki: Mesruk'u şöyle derken dinledim: "Abdullah b. Amr dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne çirkin konuşur, ne de çirkin konuşmaya gayret gösterirdi. Yine şöyle buyurmuştur: Aranızda en sevdiklerim ahlakı en güzel olanlarınızdır." [-3760-] Ayrıca şöyle buyurmuştur: "Kur'an okumayı şu dört kişiden öğreniniz: Abdullah b. Mes'ud'dan, Ebu. Huzeyfe'nin mevlası Salim'den, Ubey b. Ka'b'dan ve Muaz b. Cebel'den
Ebu. Vail dedi ki: Mesruk'u şöyle derken dinledim: "Abdullah b. Amr dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne çirkin konuşur, ne de çirkin konuşmaya gayret gösterirdi. Yine şöyle buyurmuştur: Aranızda en sevdiklerim ahlakı en güzel olanlarınızdır." [-3760-] Ayrıca şöyle buyurmuştur: "Kur'an okumayı şu dört kişiden öğreniniz: Abdullah b. Mes'ud'dan, Ebu. Huzeyfe'nin mevlası Salim'den, Ubey b. Ka'b'dan ve Muaz b. Cebel'den
Alkame'nin (şöyle dediği rivayet edilmiştir): "Şam'a girdim. İki rekat namaz kıldıktan sonra: Allah'ım, bana yanıma oturacak (Salih) birisini nasip et, dedim. Yaşlıca bir adamın gelmekte olduğunu gördüm. Yaklaşınca: Umarım Allah duamı kabul etmiştir, dedim. Sen nerelisin dedi. Ben KUfelilerdenim dedim. Peki aranızda nalınların, yastığın ve abdest suyu taşınan mataranın görevlisi yok mu? Yahut aranızda şeytandan korunan kimse yok mu? Yine aranızda ondan başka kimsenin bilmediği sırrın sahibi yok mu? Ya Ümmü Abd'in oğlu (Abdullah b. Mes'ud) "Ve'l-leyli (suresin)"i nasıl okur, dedi. Ben de: "Ve'l-leyli iza yağşa, ve'nnehari iza tecella, ve'z-zekeri ve'l-unsa: Örtüp bürüdüğü zaman geceye, aydınlandığı zaman gündüze, erkeğe ve dişiye andolsun" diye okudum. O da bana dedi ki: Bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana ağzından (arada kimse olmaksızın) ağzıma (böylece) okuttu. Fakat bunlar neredeyse beni geri döndürecekler. " Burada zikredilen son ayetin "ve ma halaka'z•zekera ve'l-unsa" şeklindeki okuyuşa döndürülmek istendiğini kast etmektedir. (Aynı, XVI)
Abdurrahman b. Yezid dedi ki: "Biz, Huzeyfe'ye, (ashab arasında) güzel görünüşü ve gidişi itibariyle Nebie en yakın kişinin kim olduğunu -onu bilip öğrenelim diye- sorduk. Dedi ki: Ben güzel görünüşü, gidişi, şekli ve şemaili itibariyle İbn Ümmü Abd'den daha çok Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e 'yakın (benzer) kimse bilmiyorum." Bu Hadis 6097 numara ile gelecektir
Esved b. Yezid'den dedi ki: Ebu Musa el-Eş'ari r.a.'i şöyle derken dinledim: "Kardeşim ile birlikte Yemen'den geldik. Belli bir süre hep Abdullah b. Mes'ud'u -kendisinin ve annesinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdiklerini (çokça) gördüğümüz için- ancak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ehl-i Beyt'inden bir adam olarak düşünürdük." Bu Hadis 3484 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Abdullah b. Mes'ud" b. Gafil b. Hubeyb b. Şemah b. Huzeyl b. Mudrike b. İlyas b. Mudar "ın menkıbeleri" Babası cahiliye döneminde ölmüş, annesi Müslüman olmuş ve sahabeler arasına katılmıştır. Bundan dolayı bazı hallerde ona nispet edilmiştir. Kendisi erken Müslüman olanlardandır. İbn Hibban'ın onun yoluyla rivayet ettiğine göre İslama giren altıncı kişidir. Her iki hicrete de katılmıştır. İleride Bedir gazvesinde bulunduğu da kaydedilecektir. Kufe'de Ömer ve Osman tarafından Beytu'l-Mal'ın başına getirilmiştir. Ömrünün sonlarına doğru Medine'ye gelmiştir. Osman radıyAllahu anh'ın halifeliği döneminde 32 yılında altmışı aşkın yaşında iken vefat etmiştir. Ashab-ı kiram'ın alimlerinden olup, arkadaşlarının çokluğu ve ondan ilim öğrenenlerin fazlalığı dolayısıyla ilmi yaygınlaşanlardandır. Daha sonra musanmf (Buhari) bu başlık altında Huzeyfe'nin şu sözlerini nakletmektedir: "Görünüşü" yani huşOu "gidişi" yol alışı, tutumu "şekli, şemaili" yani yaşayışı, hali "(Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'e Abdullah b. Mes'ud'dan daha yakın) hiçbir kimse bilmiyorum" sözlerini zikretmektedir. Bu rivayet onun dışa yansıyan halinin güzel işlerine delil teşkil eden hususlardan birisidir, diye zikrediimiş gibidir. "Ümmü Abd'in oğlu" ile kast edilen Abdullah b. Mes'ud'dur. Onun annesinin künyesi Ümmü Abd idi. Hakim ve başkaları, Ebu Vail yolu ile Huzeyfe'den şöyle dediğini rivayet etIT!ektedir: "Muhammed sallall€ıhu aieyhi ve sellem'in ashabından mahfilz olanlar da andalsun biliyorlardı ki, Ümmü Abd'in oğlu Kıyamet gününde vesile itibariyle onların (Allah'a) en yakınları olacaktır
İbn Ebi Muleyke dedi ki: "Muaviye yanında İbn Abbas'ın bir mevlası (azatlısı) bulunduğu halde yatsı namazından sonra vitiri bir rekat olarak kıldı. Mevlası İbn Abbas'a gidince dedi ki: Ona ilişme! Çünkü o, Reslilullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sahabelik yapmıştır." Bu Hadis 3765 numara ile gelecektir
İbn Ebi Muleyke'den rivayete göre "İbn Abbas'a denildi ki: Mu'minlerin emiri Muaviye hakkında ne dersin? O vitiri ancak bir reat olarak kıldı. İbn Abbas: O bir fakihtir, diye cevap verdi
Muaviye r.a. dedi ki: "Sizler bir namaz kılıyorsunuz. Andolsun biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sohbet ettiğimiz halde onun böyle bir namaz kıldığını görmedik. Andolsun o bu ikisini --ikindiden sonra iki rekat namaz kılmayı kastetmektedir-- yasaklamıştı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Muaviye" b. Ebi Süfyan b. Harb b. Umeyye b. Abdi Şems olup, asıl adı Sahr'dır. Ebu Hanzala diye de künyelenir. Mekke fethedilmeden Önce Müslüman olmuştur. Annesi ve babası ise ondan sonra İslama girmiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikteliği (sahabeliği) olmuş ve ona katiplik yapmıştır. Kardeşi Yezid b. Ebi Süfyan'ın ölümünden sonra 19 h. yılında Ömer r.a. tarafından Dımaşk valiliğine atanmış ve bundan sonra Osman r.a.'ın halifeliği dönemine kadar bu görevi sürmüştür. Daha sonra Ali ve Hasen ile savaştığı döneme kadar da bu devam etmiştir. Daha sonra 41 h. yılında Müslümanlar ona itaat.üzere birleşmiş ve bu durum 60 yılında vefat ettiği zamana kadar böylece sürmüştür. Onun valiliği emirlik, savaş ve hükümdarlık dahil kesintisiz kırk yıldan fazla sürmüştür. "Yanında İbn Abbas'ın mevlası (azatlısı)" Kureyb "bulunduğu haldeOna ilişme, dedi" Yani onun hakkında bir şey söylemeyi ve onun yaptığına tepki göstermeyi bırak. "Çünküonun sahabeliği vardır." Yani o dayanaksız bir iş yapmaz. Bir Uyarı Buhari bu başlığı zikrederken fazilet ve menkıbe kelimesini kullanmayarak "zikru zikredilmesi" tabirini kullanmıştır. Çünkü fazilet bu başlıkta zikredilen hadisten anlaşılmamaktadır. Zira İbn Abbas'ın onun hakkında fakih ve sahabe oluşuna dair tanıklıkta bulunmasının zahiri ifadesi, pek çok fazilete delil teşkil etmektedir
Misver b. Mahreme radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Fâtıma benden bir parçadır; onu öfkelendiren beni öfkelendirmiş olur.” [Bu rivayetin tercümesi kaynak nüshada bulunmadığından Arapça aslından çevrilmiştir.]
Aişe r.anha dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün şöyle buyurdu: "Ey Aişe! İşte bu Cibril'dir, sana selam söylüyor. Ben de: Ve aleyhisselamu ve rahmetullahi ve berekatuhu dedim. Sen benim görmediğimi görürsün. --Bununla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kastetmektedir.--"
Ebu Musa el-Eş'ari r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise İmran kızı Meryem ile Fir'avun'un hanımı Asiye'nin dışında kimse kemale ermemiştir. Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü de tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir."
Abdullah b. Abdurrahman'dan rivayete göre o Enes b. Malik r.a.'i şöyle derken dinlemiştir: ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Aişe'nin kadınlara üstünlüğü tiridin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir."
Kasım b. Muhammed'den rivayete göre Aişe'nin rahatsız olduğu bir sırada İbn Abbas gelerek dedi ki: "Ey mu'minlerin annesi, senden önce gitmiş bulunan sadık kimselerin, ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ve Ebu Bekir'in yanına' gidiyorsun. " Tekrar:
4753 ve 4754
Ebu Vail dedi ki: Ali, Ammar ve Hasen'i Kufe'ye. Kufelileri savaşa katılmaya çağırmak üzere gönderdi. Ammar bir hutbe irad ederek dedi ki: "Gerçekten ben çok iyi biliyorum ki o, onun dünyada da, ahirette de zevcesidir, fakat Allah, ona mı (Ali'ye mi) yoksa ona mı (Aişe'ye mi) uyacaksınız diye sizi sınamaktadır." Tekrar:
7100 ve 7101
Aişe r.anha'dan rivayete göre o Esma'dan iğreti bir gerdanlık aldı. Bu gerdanlığı kaybol lu. Bu sebeple Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ashabından bazılarını onu aramak üzere gönderdi. Namaz vakti girince abdest almadan namaz kıldılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geri geldiklerinde bu durumu ona şikayet ettiler. Bunun üzerine teyemmüm ayeti nazil oldu. Bu sebeple de Useyd b. Hudayr dedi ki: Allah sana hayırlı mükafat versin. Allah'a yemin ederim ki senin başına bir iş geldi mi mutlaka Allah senin için ondan bir çıkış yolu takdir etmiş ve o işi de Müslümanlara mübarek kılmıştır."
Hişam'ın, rivayetine göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalığında hanımlarının evlerini dolaşıyor ve Aişe'nin evine (bir an önce) sıra gelmesi arzusu ile: Yarın neredeyim, diye soruyordu. Aişe, benim günümün sırası gelince rahat etti, dedi."
Hişam, babasının şöyle dediğini nakletmektedir: "İnsanlar hediye vermek istedikleri zaman Aişe'nin gününü kollarlardı. Aişe dedi ki: Benim diğer arkadaşlarım, Ümmü Seleme'nin yanında bir araya gelerek: Ey Ümmü Seleme dediler. Allah'a yemin ederiz insanlar hediye vermek istedikleri zaman Aişe'nin gününü araştırıyorlar. Bizler de Aişe'nin istediği gibi hayır isteriz. Bu sebeple Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyle de insanlara nerede bulunuyorsa yahut kimin evine gitmişse ona hediyelerini orada vermelerini söylesin. (Aişe) dedi ki: Ümmü Seleme bu hususu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e söyledi. (Ümmü Seleme dedi ki: Ama benden yüz çevirdi. Tekrar yanıma geri gelince yine ona bu hususu hatırlattım. Yine benden yüz çevirdi. Üçüncü defa ona bunu hatırlatınca dedi ki: Ey Ümmü Seleme, Aişe hususunda beni rahatsız etme! Çünkü Allah'a yemin ederim ki aranızda onun dışında sizden herhangi bir kadın ile aynı yorganın altında iken üzerime vahiy inmemiştir."