Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Musa İbn Ukbe şöyle demiştir: "Salim İbn Abdullah'ın yol üzerinde yer arayıp, sonra aradığını bulduğu yerde namaz kıldığını gördüm. Babasının da, buralarda namaz kıldığından bahsetti. O da, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu yerlerde namaz kıldığını görmüştü." Musa İbn Ukbe anlatmaya şöyle devam etti: "Nâfi', İbn Ömer'in de o yerlerde namaz kıldığını nakletti." Bunun doğru olup olmadığını Sâlim'e sordum o da şöyle cevap verdi: "Kesinlikle biliyorum ki, Şerafu'r-ravhâ'da bulunan mescid dışında Nâfi'nin kıldığı bütün yerlerde o da namaz kıldı. Tekrar: 1535, 2336, 7345.
Ibn Ömer'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem devesinin tam karşısına geçip ona doğru namaz kılardı." Ravi'lerden Ubeydullah şöyle demiştir. "Nâfi'e 'develer huysuzlandığı zaman ne yapılır, ne dersin?' diye sordum. O da '(Allah Resulü bu tür durumlarda), palanı alıp başka tarafa kor, sonra onu düzler ve onun son kısmına doğru namaz kılardı. İbn Ömer de, böyle yapardı."
Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir: Ashâb-ı kirâmın fakirleri Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek: 'Ey Allah'ın Resulü, çok mal'a sahip olan zengin kardeşlerimiz yüksek dereceleri ve ebedî nimet yurdunu kazandılar gitti! Onlar bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyorlar. Fakat malları çok olduğu için bizim yapamayacağımız amelleri de işliyorlar. Hacca gidiyorlar, umre yapıyorlar, cihâd'a rahatlıkla katılıyorlar ve üstelik sadaka da veriyorlar. Biz ise bunların hiçbirini yapamıyoruz' dediler. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlara şöyle buyurdu: "Ben size öyle bir şey söyleyeceğim ki, bunları sağlam bir şekilde yaptığınız takdirde sizi geçen bu kişilerin derecesine ve sevabına yetişirsiniz. Hatta siz'den başka hiç kimse daha sonra size yetişemez ve içinde bulunduğunuz cemaat'in en hayırlıları olursunuz. Fakat bunun aynısını yapanlar olursa onlar da size yetişip sizin gibi hayırlı insanlar zümresine dahil olurlar. Bu görev şudur: Her namaz'ın ardından otuz üçer defa Sübhanallah, El-Hamdu Lillah ve Allahu Ekber deyiniz." Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem böyle söyledikten sonra biz aramızda görüş ayrılığına düştük: Bazılarımıza göre yapmamız gereken görev şuydu; otuz üç defa Sübhanallah otuz üç defa El-Hamdu Lillah ve otuz dört defa Allahu Ekber demek. Ben de bu görüşü benimsedim. Buna göre her birinden otuz üçer defa olmak üzere şöyle söylersiniz; Sübhânallah, Elhamdu Lillah, Allahu Ekber. Tekrar: 6329.
Enes İbn Mâlik (r.a.), Cum'a namazını kasdederek şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hava çok soğuk olursa namaz'ı vakit girer girmez kılardı. Havanın aşırı sıcak olması durumunda ise namazı kılmak için hararetin geçip serinliğin düşmesini beklerdi." Yunus İbn Bükeyr dedi: Ebu Halde bize bu rivayeti mutlak olarak nakledip Cum'a namazı kaydını zikretmedi: Bişr İbn Sabit dedi: Ebu Halde bize anlattı: "Bir defasında Cum'a İmamı bize namazı kıldırmış ve sonra Enes İbn Mâlik (r.a.)'e, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in öğle namazını nasıl kıldırdığını sormuştu."
Enes İbn Malik (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Cuma günü hutbe okurken cemaatten birileri ayağa kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü yağmurlar artık yağmaz oldu, kuraklık içindeyiz; ağaçlar kurudu, hayvanlar helak oldu. Bize yağmur yağdırması için Allah'a dua etseniz!" diye seslendiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine iki defa: "Allah'ım bize yağmur gönder! Allah'ım bize yağmur gönder!" diye dua etti. Allah'a yemin ederim ki gökyüzünde bulut namına hiçbir şey göremiyorduk. Fakat Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in duasından sonra bir bulut çıktı ve yağmur yağmaya başladı. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de minberden indi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem minberden indikten sonra diğer Cuma'ya kadar yağmur hiç kesilmeden devam etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve bağırmaya başladılar: "Evler yıkıldı, yollar kesildi. Allah'a dua etseniz de artık bu yağmurları bizden uzaklaştırsa!" Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) tebessüm etti ve sonra: "Allah'ım, çevremize yağdır, üzerimize değil!" diye dua etti. Bu duanın ardından Medine semalarındaki bulutlar açıldı ve yağmur çevredeki yerlere yağmaya başladı. Artık Medine'ye tek bir damla yağmur bile düşmüyordu. Medine adeta bir taç gibiydi."
Sümame İbn Abdullah İbn Enes şöyle demiştir: "Enes bineği üzerinde eğer bulunduğu halde haccetmiştir. Bunu cimriliğinden yapmış değildi. Çünkü o, Resûiullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (yiyecek ve diğer eşya olarak) üzerinde yükleri bulunan eğerli bir deve üzerinde iken hac yaptığını nakietmiştir."
Salim İbn Abdullah'ın babasından naklettiğine göre, Vadi'nin ortasında, Zu'l-huleyfe'deki Muarras'ta iken Hz. Nebi'in kendisine: "Sen mubarek bir vadidesin" denildi. Salim, babası Abdullah'ın, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in devesini çökerttiği yer diye araştırdığı Muarres'de devesinden inerdi. Söz konusu yer, vadi'nin ortasındaki mescidin alt tarafında, vadi ile yolun ortasında idi.
İbn Abbas r.a. şöyle anlatır: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) saçlarını salıp yağ süründükten, îzar ve ridasını giydikten sonra ashabıyla birlikte Medine'den ayrıldı. Kokusu deriye geçecek şekilde za'feran bulunanlar hariç, hiçbir îzar ve rida'nın giyilmesini de yasaklamadı. Gündüz vakti Zul Huleyfe'ye vardılar ve sabaha kadar orada kaldılar. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bineğine bindi. Çöle girdikleri zaman ashabıyla birlikte telbiye getirdi. Kurbanlık hayvanına gerdanlık taktı. Bu olay Zillkade'nin 25'inde gerçekleşmişti. Zülhicce'nin 4. gecesi Mekke'ye vardılar. Kabe'yi tavaf etti, Safa ile Merve arasında sa'y etti. Kurbanına gerdanlığını taktığı İçin artık ihram'dan çıkmadı. Daha sonra Mekke'nin yüksek bir yeri olan Hacûn bölgesinde konakladı. O sırada hac ihramı içinde bulunuyordu. Yaptığı İlk tavaftan sonra Arafat'tan dönünceye kadar bir daha Kabe'ye yaklaşmadı. Sahabilere, Kabe'yi tavaf etmelerini ve Safa ile Merve arasında sa'y da bulunmalarını, daha sonra da traş olup ihramdan çıkmalarını emretti. Bu emir, yanlarında gerdanlık takılmış kurbanlık bulunmayan kimselere yönelikti. Hanımları ile gelenler için artık cinsel ilişkide bulunmak, güzel koku sürünmek ve elbise giymek helaldi. Tekrar: 1265, 1731
İbn Abbas r.a. şöyle demiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye geldiği zaman tavaf yaptı, Safa İle Merve arasında sa'y etti. Bu tavaftan sonra Arafat'tan dönene kadar bir daha hiç (nafile) tavaf yapmadı."
İbn Abbas r.a. şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye gelince ashabına Kabe'yi tavaf etmelerini, Safa ve Merve arasında say yapmalarını, sonra da ihramdan çıkarak başlarını kazıtmalarını yahut saçlarını kısaltmalarını emretti.
Abdullah İbn Ebu Katade babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Ben Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bir yolculukta bulunuyordum. Yolculuk sırasında bir ara ihramlı olan bazı arkadaşlarımla birlikte geride kaldım. Fakat ben ihramlı değildim. Bu sırada onlar bir yaban eşeği görmüşler ve hiç dokunmadan bırakıp yola devam etmişler. Ben zebrayı görünce Cerade adı verilen atıma atlayıp peşine düştüm. Arkadaşlarımdan kamçımı bana vermelerini istediğim halde vermediler. Ben de kendim aldım ve zebrayı bağlayıp boğazladım. Sonra hepimiz bunu yedik. Fakat onlar (ihramlı oldukları için) yediklerine pişman oldular. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yetiştiğimizde durumu anlattılar. O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) da: "Yanınızda onun etinden bir parça kaldı mı?" diye sordu. Ben bir budunun kaldığını söyledim ve Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu alıp yedi.
Sehl İbn Sa'ad'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ümmetimden yetmiş bin - veya yediyüz bin - kişi hep birlikte, aralarında öncelik sonralık olmaksızın cennete girecek. Bunların yüzleri dolunay gecesindeki ay gibi parlar. " Tekrar: 6543, 6554
Ebu Osman dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in savaştığı o günlerden birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Talha ile Sa'd'den başkası sebat göstermemişti. (Ebu Osman bunu) ikisinden naklettiği hadislere dayanarak söylemiştir." Tekrar: 4060 ve 4061
Ebu Osman dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in savaştığı o günlerden birisinde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Talha ile Sa'd'den başkası sebat göstermemişti. (Ebu Osman bunu) ikisinden naklettiği hadislere dayanarak söylemiştir." Tekrar: 4060 ve 4061
Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Beldah denilen yerin alt taraflarında kendisine vahiy nazil olmadan önce Zeyd b. Amr b. Nufeyl ile karşılaştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önüne bir sofra serildi. Ondan yemek istemedi. Daha sonra Zeyd dedi ki: Ben sizlerin putlarınız üzere kestiklerinizden yemem. Ben ancak üzerine Allah'ın adı anılarak kesilenleri yerim. Şüphesiz Zeyd b. Amr Kureyşlilerin kestiği hayvanları ayıplar ve şöyle derdi: Koyunu yaratan Allah'tır. Ona sema'dan su indirdi, yerden de ona ot bitirdi. Daha sonra sizler onu Allah'tan başkası adına kesiyorsunuz. Böylece kanaatinde olduğunu açığa vurmuş oluyordu." Tekrar: 5499
Mücaşi' b. Mes'ud'dan "Ebu Mabed ile hicret üzere bey'atleşsin diye Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanınagittim. Şöyle buyurdu: Hicret, ehli olanlar için geçip gitmiştir. Ama ben İslam ve cihad üzere onunla bey'atleşeyim." (Ebu Osman dedi ki): Ebu Mabed ile karşılaştım, ona sordum. Mücaşi' doğru söylemiştir dedi." Halid de Ebu Osman'dan, o Mücaşi'den rivayetle dedi ki: O kardeşi Mücalid ile (Allah Resulünün huzuruna) gitti."
Mücaşi' b. Mes'ud'dan "Ebu Mabed ile hicret üzere bey'atleşsin diye Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanınagittim. Şöyle buyurdu: Hicret, ehli olanlar için geçip gitmiştir. Ama ben İslam ve cihad üzere onunla bey'atleşeyim." (Ebu Osman dedi ki): Ebu Mabed ile karşılaştım, ona sordum. Mücaşi' doğru söylemiştir dedi." Halid de Ebu Osman'dan, o Mücaşi'den rivayetle dedi ki: O kardeşi Mücalid ile (Allah Resulünün huzuruna) gitti."
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Kişi, Mekke'de ihramlı olmadığı sürece Hac için ihrama girinceye kadar Ka'be'yi tavaf eder. Arafat'a gidince gücü nispetinde, deve, sığır veya koyun hediye (kurban) olarak sunar. Bunlardan dilediğini tercih eder. Eğer bunlardan birine gÜç yetiremiyorsa, üç gün oruç tutması gerekir. Bu oruçları Arafat'a Çıkacağı günden önce tutar. Ancak üçüncü orucu Arafat gününe rastlarsa bunda bir sakınca yoktur. Daha sonra (Arafat'a) hareket eder. Burada, ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar vakfe yapar. Daha sonra insanlar Arafat'tan ayrılsın. Buradan ayrılıp hayrın arandığı Cem'e (Müzdelife - Meş'aru'l-haram) gelinceye kadar sel gibi aksınlar. Sonra sabaha kadar sürekli Allah'ı zikredip, tekbir ve tehlll getirsinler. Daha sonra insan seli gibi aksınlar. Zira insanlar, adeta bir sel gibi akarlardı. Allah Teala da şöyle buyurmuştur: 'Sonra insanların (sel gibi) aktığı yerden siz de akın! Allah'tan mağfiret dileyin. Çünkü Allah affedici ve esirgeyicidir. '[Bakara 199] Şeytan taşlamaya kadar bu şekilde hareket edin."
Cabir İbn Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben cennete girdim -yahut cennete gittim-, bir köşk gördüm. Bu kimindir, diye sordum, Ömer İbn el-Hattab'ındır, dediler. İçine girmek istedim; ama (Ey Ömer) senin bildiğim gayretin (kıskançlığın) dışında hiçbir şey beni içine girmekten alıkoymadı. Ömer İbn el-Hattab dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü, babam, anam sana feda olsun, ey Allah'ın nebisi, ben seni mi kıskanacağım, dedi."
Nafi', Ka'b b. Malik'in oğlunu İbn Ömer'e şunu naklederken dinlemiştir: Babası (Ka'b b. Malik) kendisine şunu habervermiştir: Sel' dağında koyun -otlatan bir cariyeleri vardı. Koyunlarından birisinin can çekişmekte olduğunu görünce bir taşı kırıp, o taşla o koyunu kesti. Ka'b aile halkına: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip, ona soruncaya kadar yahut ona bu hususu kendisine soracak birisini gönderinceye kadar yemeyiniz, dedi. Daha sonra Ka'b, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti -yahut ona birisini gönderdi.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem O koyunun yenilmesini emir buyurdu."
Enes b. Malik'ten rivayete göre "Hamr (içki) haram kılındığında o gün içki busr (denilen taze hurma)dan ve temr (denilen olgun kuru hurma)dan yapılıyordu."
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geceleyin bir hasırı hücre edinir, namaz kılardı. Gündüzün. de onu yayar, üzerine otururdu. Bu sefer insanlar da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmeye ve ona uyarak namaz kılmaya başladılar. Nihayet sayıları çoğaldı. Bunun üzerine onlara dönerek şöyle buyurdu: Ey insanlar, amellerden güç yetirebileceğiniz kadarını alın. Şüphesiz Allah sizler usanmadığınız sürece (size sevap yazmaktan) vazgeçmez. Hiç şüphesiz Allah'ın ameller arasında en sevdiği, az dahi olsa devamlı alanıdır."
Sehl İbn Sa'd'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Her kim iki çene kemiği arasındaki (dili)ni ve iki budu arasında bulunan (organ)'ı (kötülükten korumayı) bana garanti ederse ben de ona cenneti garanti ederim!" buyurmuştur.
Hakim b. Ebi Hurra el-Esleml'nin nakline göre Abdullah b. Ömer' e bundan sonra karşılaşacağı her gün muhakkak oruç tutacağına nezreden ve bu orucu da kurban veya ramazan bayramı gününe tesadüf eden kimsenin durumu soruldu. İbn Ömer şöyle dedi: "Andolsun ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sizin için Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. "(Ahzab 21) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kurban ve ramazan bayramı günlerinde oruç tutmazdı. Biz onun bugünlerde oruç tu.tmasını (doğru) görmeyiz."
Sehl b. Sa'd es-Saidl'nin nakline göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kim bana iki bacağı arasındaki ile iki çene kemiği arasındakini günahtan korumayı garanti ederse, ben de o kimseye cenneti garanti ederim."
Abdullah b. Ömer' in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine hakkındaki rüyasım şöyle anlatmıştır: "Rüyamda başı dağınık siyah bir kadın gördüm ki o Medine'den Çıktı da nihayet Mehyea'da konakladı. Ben bu rüyamı Medine vebasının Mehyea'ya -Cuhfe'ye- sıçrayacağı şeklinde tabir ettim."
Enes şöyle demiştir: Zeyd b. Harise geldi. Eşi Zeyneb binti Cahş'tan şikayet ediyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de (Zeyd zevcesini boşamak istedikçe) ona "Ya Zeyd! Allah'tan kork, eşini yanında tut" diyordu. Aişe r.anha eğer Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah'ın kitabından bir şey gizleseydi, şu "Eşini yanında tut. Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa uuracağı şeyi insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah'tır"(Ahzab 37) ayetini gizlerdi demiştir. Enes şöyle dedi: Zeyneb bnt. Cahş, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in diğer kadınlarına karşı övünür ve "Sizleri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile kendi aileleriniz evlendirdi. Halbuki beni onunla yedi kat göklerin üstünden Yüce Allah evlendirdil" derdi. Ravi Sabit el-Bünanı 'fillah'ın açığa u uracağı şeyi insanlardan çekinerek içinde gizliyordun" ayeti Zeyneb ile Zeyd b. Harise hakkında indi demiştir.