'Abdul 'Aziz bin Abi Hazim, Abd al-jabbar bin Abi Hazm
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ebû Hazim, Sehl İbn Sa'd es-Sâidî'nin, İnsanlar kendisine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yarasının ne ile tedavi edildiğini sorduklarında, şöyle söylediğini duymuştur: "Bunu benden iyi bilen kimse kalmadı. Ali, (r.a.) Uhud günü kalkanına su doldurarak getiriyordu. Fâtıma da Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in yüzünden kanı silîyordu. Bir hasır alınarak yakıldı ve yarasına bastırıldı. Tekrar: 2903, 2911, 3037, 4075, 5248, 5722 Diğer tahric: Tirmizî, Tıp
Ebu Hâzim'den şöyle nakledilmiştir: "Sehl b. Sa'd'a Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in minberinin neden yapıldığı soruldu. O da şöyle cevap verdi: İnsanlar arasında bunu benden iyi bilen biri kalmadı. Söz konusu minber, ormandan getirilen bir ağaçtan yapıldı. Onu Falanca kadının filanca kölesi Allah Resulü için yaptı. Yapılıp yerine konduktan sonra Rasûlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun üstüne çıkıp kıbleye yöneldi ve tekbir getirip namaza başladı, insanlar da onun arkasında namaza durdu. (Fatiha ve zammı sureden oluşan) Kur'ân'ı okuduktan sonra rüku'a gitti. Peşi sıra cemaat da rüku'a eğildi. Sonra başını kaldırdı. Yönünü kıbleden çevirmeden minberden indi ve yere secde etti. Sonra tekrar minbere çıktı. Rüku'a eğilip kalktı. Yine yönünü kıbleden çevirmeden indi ve yere secde etti." (Sehl) İşte minberin hikayesi böyle (dedi). Ebu Abdullah (İmam Buhârî) şöyle dedi: Ali İbn Abdullah'dan şöyle dediği nakledildi: Ahmed b. Hanbel bana bu hadisi sordu. Ben de, Nebi s.a.v.in namaz kıldırırken insanlardan yukarıda olduğunu, bü hadise göre imamın cemaatin bulunduğu yerden yüksek bir yerde bulunmasında bir sakınca olmadığını, Süfyan İbn Uyeyne'ye sıkça bu konunun sorulduğunu söyledim ve ona 'Bu husus hakkında ondan bir şey duymadın mı? diye sordum. O da 'hayır' cevabını verdi. Tekrar: 448, 917, 2094, 2569.
Sehl İbn Sa'd'dan şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Fatıma'nın evine gitti. O esnada Hz. Ali'yi evde bulamadı. Fatıma'ya: 'Amca'nın oğlu nerede?' diye sordu. O da 'O-nunla aramda bir tartışma oldu, bunun üzerine bana kızdı ve evden çıkıp gitti. Yanımda kaylule yapmadı' dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem birine 'Bak bakalım Ali nereye gitmiş' diye talimat verdi. Bir müddet sonra adam çıkageldi ve: 'Ya Resulallah şu anda Ali mescidde uyuyor dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescide geldi. Bu esnada Ali uyuyordu. Ridasının bir kısmı açılmıştı. Bu yüzden vücudunun bir bölümü toprağa bulaşmıştı. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir yandan toprağı temizliyor bir yandan da: 'Kalk Ebu turâb! Kalk Ebu turâb! diyordu. Tekrar: 3703, 6204, 6280
Sehl'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kadın'a haber gönderip 'Marangoz kölene emret de benim için üzerine oturacağım bir minber yapsın' buyurdu."
Ebu Hazim Sehl İbn Sa'd'ın şöyle dediğini işittiğini nakletmiştir: "Ailemle birlikte sahur yapardım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile sabah namazını kılmaya yetişmek için acele ederdim. Tekrar: 1920.
Sehl İbn Sa'd es-Sâidî'den nakledilmiştir: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Amr İbn Avf oğullarını barıştırmak, aralarını bulmak üzere onların mahallesini teşrif buyurmuşlardı. Namaz vakti yaklaşınca müezzin, Ebu Bekir (r.a.)'e gelerek; 'Sen insanlara namaz'ı kıldırır mısın, namaz için kamet getireyim mi?' diye sordu. Ebu Bekir (radiyallahu anh) bu teklifi kabul edip namazı kıldırmaya başladı. Cemaat bu şekilde namaz kılarken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkageldi ve safları yararak ilk saf'a kadar ulaştı. Bunun üzerine cemaat ellerini çırpmaya başladı. Ancak Ebu Bekir (r.a.) bu duruma hiç aldırış etmiyor dönüp bakmıyordu bile. Cemaat daha şiddetli bir şekilde ellerini çırpmaya devam edince dönüp baktı ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona, yerinde kal ve namazı kıldırmaya devam et, anlamında işaret buyurdu. Bunun üzerine Ebu Bekir (radiyallahu anh) ellerini kaldırıp Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'ın kendisine olan bu emrinden dolayı Allah'a hamd etti ve ilk saf'a girinceye kadar geri çekildi. Ebu Bekir (r.a.)ilk saf'a girince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öne geçip namazı kıldırdı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namazı bitirdikten sonra Ebu Bekir (r.a.)'e: "Sana yerinde kalıp namaza devam etmeni işaret ettiğim halde niçin geri çekildin?" diye sordu. Ebu Bekir (r.a.) şu cevabı verdi: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünde namaz kıldırmak Ebu Kuhâfe'nin oğlunun haddi değildir..." Daha sonra Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cemaat'e dönüp şöyle buyurdu: Size ne olduğunu anlayamadım, bu el çırpma işini ne kadar çok abarttınız... Namazla ilgili olarak herhangi bir kuşkuya düşüp imam'ı uyarmak istediğinizde tesbih getirin. Eğer tesbih getirirseniz, imam'ın dikkatini çekmiş olursunuz ve böylece hata düzeltilir, imam'ı uyarmak için el çırpmayı kadınlar yapsın. Tekrar: 1201, 1204, 1218, 1234, 2690, 2693 ve 7190.
Sehl ibn Sa'd şöyle demiştir: "Ashâb-ı kiramın erkeklerine namaz kılarken kıyamda sağ ellerini sol kollarının (zira') üstüne koymaları emredilmişti." Ebû Hâzim de şöyle demiştir: "Sehl'in bunu kesinlikle Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e isnâd ettiğini biliyorum."
Sehl İbn Sa'd şöyle demiştir: "Ashâb-ı kiram Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte namaz kılarlardı ve üst taraflarını da örtebilecek kadar büyük olmayan izarlarını boyunlarına bağlarlardı. Bu yüzden erkeklerin arkasında saf olup namaz kılan kadınlara erkekler iyice doğrulup oturana kadar başlarını kaldırmamaları, emredilmişti."
Ebu Hazim İbn Dinar'dan nakledilmiştir: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in minberinin hangi ağaç'tan yapıldığı konusunda görüş ayrılığına düşen bir kesim Sehl İbn Sa'd es-Sâidî'ye gelerek minber'in neden yapıldığını sordular. Sehl onlara şu cevabı verdi: "Allah'a yemin ederim ki, ben bu minber'in hangi ağaç'tan yapıldığını, mescid'e konduğu ilk günü ve Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzerine oturduğu ilk günü çok iyi biliyorum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kölesi marangozlukla meşgul olan bir kadın'a -Sehl bu kadının kim olduğunu söylemişti- haberci göndererek, 'Kölene söyle insanlara hitap ettiğim zaman üzerine oturacağım bir minber yapsın' diye emir buyurmuştu. Kadın da kendisine söylendiği gibi kölesine bu minberi yaptırdı. Köle Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in istediği minberi orman'dan temin ettiği ılgın ağacından yapmış ve getirmişti. Kadın bu minberi daha sonra Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gönderdi ve minber Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in istediği yere kondu, işte ben Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu minber üzerinde namaz kıldığını ve yine minber'in üzerinde iken tekbir getirdiğini gördüm. Sonra minber'den inmeden rükû etmişti ve ardından geri geri çekilerek minber'den inmişti. Bu şekilde geriye çekildikten sonra minber'in ilk basamağının dibine secde etmiş ve ardından aynı uygulamayı tekrar etmişti. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'ı bitirince insanlara dönerek şöyle buyurdu: "Ey insanlar, ben bu şekilde namaz kıldım ki bana uyasınız ve benim namazımın nasıl olduğunu öğrenesiniz.
Sehl bin Sa'd şöyle demiştir: "Bizim aramızda bir kadın vardı. Küçük bir dere kenarında ziraatle meşgul olur ve pazı yetiştirirdi. Cuma günleri olduğunda pazıları ayıklar ve saplarını yapraklarından ayırarak bir tencereye atardı. Sonra üzerine bir tutam arpa atıp pişirirdi. Dilim dilim yaparak yemeğe kattığı saplar bize yemeğin eti gibi gelirdi. İşte biz Cum'a namazını kıldıktan sonra ona gider ve selam verirdik. O da hazırlamış olduğu yemeği bize ikram ederdi. Biz, keşke Cuma günü gelse de onun yemeğini yesek, diye temenni ederdik. Tekrarr: 939, 941, 2349, 5403, 6248 ve 6279
Sehl (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir: "Biz Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Cum'a namazını kılardık ve daha sonra öğle uykusuna yatardık."
Sehl İbn Sa'd r.a. şöyle demiştir: İnsanlar, izarlarının küçük olması sebebiyle bunları boyunlarına bağlayarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile namaz kılarken kadınlara da "erkekler oturuncaya kadar siz (secdeden) başlarınızı kaldırmayın" denildi.
Sehl İbn Sa'd r.a. şöyle demiştir: Kuba'da yaşayan Ben-i Amr İbn Avf kabilesinin mensupları arasında bir anlaşmazlık çıktığı haberi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'a ulaştı. O da ashabından birkaç kişi ile birlikte onların arasını düzeltmek için gitti. Namaz vakti geldiği halde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönemedi. Bilal, Ebu Bekir'e r.a. gelerek: "Ey Ebu Bekir! Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönemedi, namaz vakti de girdi. Sen insanlara imamlık yapar mısın?" diye sordu. Ebu Bekir: "Evet, İsterseniz yaparım" dedi. Bilal namaz için kamet getirdi, Ebu Bekir mihrab'a geçerek tekbir aldı. Tam o sırada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi. Safları yara yara ilk saf'a kadar ulaştı ve orada namaz'a durdu. Cemaat (Ebu Bekir'i uyarmak için) ellerini çırpmaya başladı. Ebu Bekir namaz kılarken sağ'a sol'a bakmıyordu. Cemaattekiler ellerini çokça çırpmaya devam edince onlara döndü. Bir de baktı ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem orada! Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eliyle ona namazı kıldırmaya devam etmesini işaret etti. Ancak Ebu Bekir ellerini kaldırarak Allah'a hamd etti sonra da yavaşça geriye gelerek saf'a girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da ön'e çıkarak namazı kıldırdı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'ı bitirince cemaat'e dönerek şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Namazda iken bir durumla karşılaştığınızda niçin ellerinizi çırpmaya başladınız? El çırpmak kadınlara özgüdür. Namazda iken bir durumla karşılaşan kişi 'Sübhanallah' desin." Sonra Ebu Bekir'e dönerek: "Ya Eba Bekr! Ben sana işaret ettiğimde niçin namazı kıldırmaya devam etmedin?" diye sordu. Ebu Bekir: "Ebu Kuhafe'nin oğlunun, Resulullah'ın önünde namaz kılması yakışık almaz" dedi.
Sehl İbn Sa'd es-Saidî r.a. şöyle rivayet etmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Kuba'da olan Ben-i Amr İbn Avf kabilesinin mensupları arasında bir anlaşmazlık çıktığı haberi ulaştı. O da ashabından birkaç kişi ile birlikte onların arasını düzeltmek için gitti. Namaz vakti geldiği halde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hala dönememişti. Bunun üzerine Bilal, Ebu Bekir r.a.'e gelerek: "Ya Eba Bekr! Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönemedi, namaz vakti de girdi. Sen insanlara imamlık yapar mısın?" diye sordu. Ebu Bekir: "Evet, eğer isterseniz yaparım" dedi. Bilal namaz için kamet getirdi, Ebu Bekir mihraba geçerek tekbir aldı. Bu arada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi. Safları yara yara İlk saf'a kadar ulaştı ve orada namaza durdu. Cemaat (Ebu Bekir'i uyarmak için) ellerini çırpmaya başladı. Ebû Bekir namaz kılarken sağ'a sol'a bakmıyordu. Ashab ellerini çokça çırpmaya devam edince onlara döndü. Bir de baktı ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem orada! Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eliyle ona namazı kıldırmasını emretti. Ancak Ebû Bekir ellerini kaldırarak Allah'a hamdetti sonra da yavaşça geriye gelerek saf'a girdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ön'e çıkarak namazı kıldırdı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz'ı bitirince cemaate dönerek şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Namazda iken bir durumla karşılaştığınızda niçin ellerinizi çırpmaya başladınız? El çırpmak kadınlara özgüdür. Namaz'da iken aykırı bir durumla karşılaşan kişi 'Sübhanallah' desin." Sonra Ebu Bekir'e dönerek: ‘‘£y Ebu Bekir! Ben sana işaret ettiğimde niçin namazı kıldırmaya devam etmedin?" diye sordu. Ebu Bekir: "Ebu Kuhafe'nin oğlunun, Resulullah'ın önünde namaz kılması yakışık almaz" dedi.
Sehl (r.a) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Cennette Reyyan adında bir kapı vardır. Kıyamet gününde bu kapıdan sadece oruç tutanlar girecektir; onlardan başka hiç kimse bu kapıdan geçemeyecektir, O gün: "Oruç tutanlar nerede?" diye sorulacak. Oruçlular da ayağa kalkacak ve bu kapıdan geçip cennete girecek. Onlar girdikten sonra bu kapı kapanacak ve hiç kimse bir daha bu kapıdan giremeyecek." Tekrar: 3257
Sehl İbn Sa'd'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Sizin için beyaz iplik siyah iplikten seçilinceye kadar yeyin için. Sonra gece girinceye kadar orucu tamamlayın" ayeti inmiş fakat ........ (şafak vaktine kadar) kısmı inmemişti. Bu ayet indikten sonra bazı kimseler oruç tutmak istediklerinde ayaklarına beyaz ve siyah ipler bağlarlar ve ipler birbirinden ayırdedilinceye kadar yemeye devam ederlerdi. Bundan sonra Allah Teala , (şafak vaktine kadar) kısmını vahyetti ve insanlar ayette gece ve gündüzün kasdedildiğini anladılar."
Sehl İbn Sa'd'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Ben ailemle birlikte sahur ederdim ve sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraber sabah namazını kılabilmek için hızla mescide giderdim."
Sehl İbn Sa'd r.a. şöyle demiştir: Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir bürde getirdi. (Sözün burasında Sehl) etrafındakilere: Bürde nedir bilir misiniz? diye sordu. Etrafındakiler: Evet, astarı bulunan kaftandır, dediler) Kadın: Ey Allah'ın elçisi! Ben senin giymen için bunu kendi ellerimle dokudum, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ihtiyacı olduğu için onu aldı. Bu kaftanı giyerek yanımıza çıktı. Orada bulunanlardan bir adam: Ey Allah'ın elçisi onu bana ver de ben giyeyim, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Tamam, dedi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) topluluğun içinde bir süre oturdu, sonra dönüp evine gitti. Kaftanı üzerinden çıkarıp katladı ve o adama gönderdi. Orada bulunanlar adama: Hiç de iyi bir şey yapmadın. Onun, isteyen bir kimseyi geri çevirmeyeceğini bildiğin halde ondan istedin, dediler. Adam: Vallahi ben bunu ölünce kefenim olsun diye istedim, dedi. Nitekim o elbise onun kefeni oldu.
Ebu Hazim şöyle dedi: Birkaç kişi Sehl İbn Sa'd'a minber hakkında soru sormak için geldiler. Sehl şöyle dedi: Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kadına (Sehl kadının adını da söyledi) "Marangoz olan kölene söyle, cemaate hitap ederken üzerine oturmam için odunlar(dan minber) yapsm" diye haber gönderdi. Kadın da kölesine, Medine'ye yakın ormandaki ağaçlardan bunu yapmasını emretti. Marangoz bunu yapıp kadına getirdi. Kadın da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yolladı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun mescide konulmasını emretti. (Hutbeye çıkarken) üzerine oturdu.
Sehl İbn Sa'd şöyle demiştir: Bir kadın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek, "Ey Allah'ın Resulü! Kendimi sana hibe ettim" dedi. Orada bulunan bir sahabı de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, "Onu bana nikahlayınız" dedi. Nebiimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Kur'an'dan bildiğin şeyleri ona öğretmen karşılığında onu sana nikahladık" buyurdu. Tekrar: 5029, 5030, 5087, 5121, 5126, 5132, 5135,5141, 5149, 5150
Sehl İbn Sa'd r.a. şöyle anlatır: Biz cuma günleri çok sevinirdik. Çevremizde yaşlı bir kadın vardı. Silk denilen çöğür kökünü toplardı. Biz küçük nehir kenarında ağaç dikerdik. Yaşlı kadın bunları bir kaba koyar, içine bir miktar da arpa atarak pişirirdi. Ravi, "İçinde iç yağı veya et yağı olup olmadığını bilmiyorum" demiştir.Cuma namazını kıldıktan sonra onu ziyaret ederdik. O da bize hazırladığı yemeği ikram ederdi. Bundan dolayı biz, cuma gününün gelmesine çok sevinirdik. Cuma namazı kılmadan önce yemek yemez, kaylule (öğle uykusu) yapmazdık.
Sehl İbn Sa'd r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir bardak (su veya süt) getirilmiş ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ondan bir miktar içmişti. Hz. Nebi sağında bir genç, solunda ise ihtiyarlar bulunuyordu. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem genc'e, "Ey genç! İzin verirsen bunu yaşlılara ikram edeyim" buyurdu. Genç de, "Ey Allah'ın Resulü! Senin artığını içme şerefi konusunda hiçbir kimseyi kendime tercih edemem" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bardağı o gence verdi. Tekrar: 2366. 2451, 2602, 2605, 5620
Sehl bin Sa'd r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir bardak (su veya süt) getirilmiş ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ondan bir miktar içmiştL Hz. Nebi'in sağında bir genç, solunda ise ihtiyarlar bulunuyordu. Genç, topluluktaki en küçük kimse idi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selle m gence, "Ey genç' İzin verirsen bunu yaşlılara ikram edeyim" buyurdu. Genç de, "Ey Allah'ın Resulü Senin artığını içme şerefi konusunda hiçbir kimseyi kendime tercih edemem" dedi. Bunun üzerine Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bardağı o gence verdi.
Sa'd es-Saidı'den rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir su getirildi. O da sudan içti. Sağında (suyu getiren) delikanlı; solunda ise yaşlılar vardı. Hz. Nebi delikanlıya: "Bunlara da su vermeme izin verir misin?" buyurdu. Delikanlı "Hayır, Allah'a yemin olsun ki, senden gelecek nasibimi kimseye değişmem" dedi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem suyu çocuğun eline bıraktı. Not: Başlıkta geçen "izin verdiğinde" ifadesi "hakkını başkasının almasına izin verdiğinde" anlamındadır. Bu konu Müsakat bölümünde (2366. hadiste) ele alınmıştır.
Abdullah b. Ebu Katade es-Sülemi'den nakledilmiştir: Babası Ebu Katade şöyle anlatmıştır: Bir gün Mekke'ye giderken bir konaklama yerinde Hz. Nebi'in ashabından bir grup ile birlikte oturduk. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizim biraz ilerimizde konaklamıştı. Orada bulunan herkes ihramlı idi, ben ise değildim. Bu sırada yabani bir eşek (zebra) gördüler. Ben ayakkabımı onarmakla meşguldüm. Bana yabani eşek gördüklerini sezdirmediler ama görmemi arzulamışlardı. O tarafa doğru yöneldim ve zebrayı gördüm. Hemen atıma koşup onu eyerleyip sırtına atladım, kırbacımı ve mızrağımı yerde unutmuştum. "Bana kırbacımı ve mızrağımı uzatsanız" dedim. "Hayır, sana kesinlikle yardım edemeyiz" dediler. (Zira ihramlıydılar) Öfkelendim, inip kendim aldım ve tekrar bindim. Sonra zebranın üzerine yürüdüm ve onu avladım. Alıp getirdiğimde ölmüştü. Hemen yemeye üşüştüler. Sonra ihramlı iken bunu yiyip yiyemeyecekleri konusunda kuşkulandılar. Hz. Nebi'e yöneldik. Ben avımm bir budunu yanıma alıp saklamıştım. Hz. Nebi'e yolda yetiştik ve bunun hükmünü sorduk. Hz. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yanınızda ondan hiçbir şey kaldı mı?" diye sordu. Ben de elimdeki budu kendisine uzattım. İhramlı iken onu yiyip bitirdi.
Sehl b. Sa'd r.a.'dan rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir içecek getirildi ve onu içti. Sağında bir delikanlı, solunda da yaşlı başlı kimseler vardı. Delikanlıya: "Müsaade edersen önce yaşlılara vereyim" buyurdu. Delikanlı "Ey Allah'ın Resulü! Ben senden gelecek nasibimin kimseye gitmesini istemem" deyince Hz. Nebi içeceği çocuğun eline verdi.
Sehl b. Sa'd'dan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir içecek getirilmişti. Sağında bir genç, solunda birkaç yaşlı oturuyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gence: "İçeceği önce bunlara vermeme izin verir misin?" buyurdu. Genç "Vallahi, hayır. Senden gelen nasibimi kimseyle değişmem" deyince Hz. Nebi içeceği çocuğun eline verdi.
Sehl İbn Sad'dan nakledilmiştir: Amr İbn Avf oğulları'ndan bazı şahıslar arasında bir anlaşmazlık olmuştu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem arkadaşlarıyla birlikte onların arasını düzeltmek için oraya gitti. Namaz vakti geldiğinde Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem henüz dönmemişti. Bilal namaz için ezan okudu ama halen dönmemişti. Bilal, Ebu Bekir'in yanına giderek "Namaz vakti geldi ama Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) henüz dönemedi. İnsanlara namazı kıldırırmısın?" dedi. Ebu Bekir "İstiyorsan, elbette kıldırırım" dedi. Bunun üzerine Bilal kamet getirdi ve Ebu Bekir öne geçti. Sonra Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem safların arasından ilerleyerek ilk safta durdu. İnsanlar alkış tutmaya başladılar. Öyle alkışladılar ki, namazda iken hiç etrafına bakınmayan Ebu Bekir dönüp baktı. Bir de ne görsün! Hz. Nebi arkada duruyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona eliyle işaret ederek namazı kıldırmasını istedi. Ama Ebu Bekir elini kaldırarak Allah'a hamdettikten sonra geri geri arkaya çekilip birinci safa girdi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem öne geçerek cemaate namazı kıldırdı. Namazı bitirdikten sonra insanlara yönelerek şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Namazda başınıza bir iş geldi diye alkış tutmaya başladınız. (Namazda) alkış tutmak kadın/ara özgüdür. Namazda bir durum ile karşı karşıya kaldığınızda "SübhanAllah!" deyiniz. Bu sözü kim duyarsa yönelip bakar. EbU Bekir! Sana cemaate namazı kıldırman için işaret verdiğim halde niye kıldırmadın?" buyurdu. Ebu Bekiı, "İbn Ebi Kuhafe'nin, Hz. Nebi'in önünde namaz kıldırması yakışık almaz" dedi.