Vekî' b. el-Cerrâh…
- Künye
- Ebû Süfyân
- Nisbe
- er-Ruvâsî, en-Nîsâbûrî, el-Kûfî, el-Hâfız, el-A'ver, el-Kaysî
- Tabaka
- 9. tabakanın büyükleri
- Şehir
- Irak, Kûfe
- Vefat kaydı
- h. 196 (bazı kaynaklarda 197, 198)
- Cerh-ta'dîl
- sika hâfız
Babası al-Jarrah bin Malih bin 'Ady. Çocukları: Sufyan bin Wky' bin al-Jrah, Mlyh bin Wky' bin al-Jrah, 'Ubaid bin Wky' bin al-Jrah. Yaşadığı yerler: Kufa.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış, kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir; eşleşmeyen yazımlar ayrı kayıt olarak kalabilir.
Ebu Cuhayfe şöyle demiştir: Hz. Ali'ye: "Sizin yanınızda bir kitap var mıdır?" diye sordum. O: "Hayır, ancak Allah'ın kitabı, Müslüman bir adam’a verilen kavrama kabiliyeti ve bir de şu sahifedekiler vardır" dedi. Ben: "O sahifede ne var?" diye sordum. Ali: "Diyetler, esirin serbest bırakılması vardır. Bir Müslüman bir kafire karşılık olarak öldürülmez" dedi. Tekrar:
187,
3047,
3172,
3179,
6755,
6903,
6915,
7300Cabir İbn Abdullah (r.a.) şöyle demiştir: "Hendek savaşında Ömer (bin el-Hattab r.a.)'anımıza gelmişti. Kureyş müşriklerine sövüp duruyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e de; "Ey Allah'ın Resulü, ben hâlâ ikindi namazını kılmış değilim ve güneş de battı batacak..." diyerek derdini söyledi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Allah'a yemin ederim ki, ben de hala ikindi namazını kılamadım" buyurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonra Buthân'a gitti ve orada abdest alıp ikindi namazını kıldı. İkindiyi kıldığında güneş batmıştı. İkindi namazından sonra da akşam namazını edâ eyledi."
Sehl İbn Sa'd r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu rivayet etmiştir: Tesbih (sübhanallah demek) erkekler, el çırpmak kadınlar içindir."
Ümmü Atiyye r.anha şöyle demiştir; Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızını yıkarken o bize şöyle buyurdu: "O'nun sağ tarafından ve abdest azalarından yıkamaya başlayın."
Enes r.a. şöyle anlatır: Resûlullah'a, Berire'ye sadaka olarak verilmiş koyundan bir miktar et getirilmişti. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Bu, onun için sadaka, bizim için hediyedir" buyurdu. Tekrar:
2577Zübeyr İbn Avvam r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini söylemiştir: "Sizden birinin boynuna ipini alıp (ormana gitmesi ve orada) bir kucak odun toplaması, sonra da getirip bunu satması, bu sayede Allah'ın onun yüzünü insanlara zillet ile eğmekten koruması, insanlar kendisine bir şey versin yahut vermesin dilencilik etmesinden daha hayırlıdır."
Cabir r.a., "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem müdebber köleyi satmıştır" dedi.
Abdullah İbn Ebu'l-Mücalid şöyle anlatır: Abdullah İbn Şeddad ibnü'l-Had ve Ebu Bürde selef (selem) hakkında görüş ayrılığına düştüler. Daha sonra beni, İbn Ebi Evfa'ya gönderdiler. Ben de konuyu ona sordum. Bana şöyle dedi: "Biz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir ve Ömer zamanında iken, buğday, arpa, kuru üzüm ve kuru hurma konusunda selem akdi yapardık." İbn Ebza'ya sordum. O da aynı şekilde cevap verdi. 2242 Tekrarı:
2244,
2255. 2243 Tekrarı:
2245,
2254.
Abdullah İbn Ebu'l-Mücalid şöyle anlatır: Abdullah İbn Şeddad ibnü'l-Had ve Ebu Bürde selef (selem) hakkında görüş ayrılığına düştüler. Daha sonra beni, İbn Ebi Evfa'ya gönderdiler. Ben de konuyu ona sordum. Bana şöyle dedi: "Biz, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Ebu Bekir ve Ömer zamanında iken, buğday, arpa, kuru üzüm ve kuru hurma konusunda selem akdi yapardık." İbn Ebza'ya sordum. O da aynı şekilde cevap verdi. 2242 Tekrarı:
2244,
2255. 2243 Tekrarı:
2245,
2254.
İbn Abbas r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muaz'ı Yemen'e gönderdi ve ona "Mazlumun (haksızlığa uğrayanın) bedduasından sakın. Çünkü onun duası ile Allah arasında perde yoktur" buyurdu. Not: Zekat bölümünün sonunda bu konu ayrıntılı olarak ele alınmıştır. O AÇIKLAMA İÇİN […]
Abaye İbn Rifaa, dedesi Rafi' İbn Hadic r.a.'den rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Zülhuleyfe'de idik. Ganimet olarak bir deve ve koyun sürüsü elde ettik. Topluluk acele etti ve hemen kazanları kurdular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelip kazanları döktürdü. Sonra on koyunu bir deveye denk kabul ederek ganimeti pay etti. Sonra develerden biri kaçtı. Aramızda az sayıda atlı vardı. Onlardan biri kaçan deveyi bir ok atarak durdurdu. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Bu hayvanların da yabani hayvanlar gibi kaçanları vardır. Yakalayamadıklarınıza işte böyle yapın" buyurdu. . i Dedem (Rafi' Ibn Hadic) "Ey Allah'ın Resulü! Yarın düşmanı bekliyoruz -ve- ya düşmanla karşılaşmaktan endişe ediyoruz-, yanımızda bıçak da yok. Kamışla boğazlasak olmaz mı?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Bunu çok hızlı yapman gerekir. Hayvanın kanını akıtan kesici bir şeyolduktan ve Allah'ın adı anıldıktan sonra ondan yiyebilirsiniz. Ancak diş ve tırnakla olmaz. Ben size bunun sebebini açıklayayım: Diş bir kemiktir. Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır" buyurdu.
Saıd İbn Ebi Bürde - Babası - Dedesi senediyle nakledilen bir rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Muaz İbn Cebel ile Ebu Musa'yı Yemen'e görevli olarak gönderirken onlara şu talimatı vermiştir: "Kolaylaştırın, güçleştirmeyin; müjdeleyin, nefret ettirmeyin; birbirinizle uyumlu olun, çekişmeyin!"
Cabir İbn Abdullah r.a.'den nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye döndüğünde bir deve veya inek kurban etti." Muaz İbn Cebel, Cabir İbn Abdullah'tan daha ayrıntılı bir rivayet nakletmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem benden iki ukiyye ve bir dirhem ya da iki dirhem karşılığında bir deve satın aldı. Sirar denen Medine yakınlarındaki bir yere geldiğinde bir inek kesilmesini emretti. Kervanda bulunanlar kesilen hayvandan yediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye varınca bana mescide gidip iki rekat namaz kılmamı emretti ve sattığım devenin bedelini tartıp ödedi."
İbrahim et-Teymi babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Hz. Ali bir gün bize hutbe irad ederek şunları söyledi: "Bizim elimizde Allah'ın kitabından ve işte şu yazılı sahifeden başka bir şey yoktur. Bu belgede ise yaralama suçlarına verilecek ceza, zekat alınacak develerin yaşları ve Ayir (Air) Dağı ile şurası arasında kadar Medine'nin haram bölge olduğu kayıtlıdır. Kim bu konuda aslı olmayan yeni bir şey türetirse veya asılsız yenilikler türetenlere baş vurursa Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Böyle bir kimsenin ne tevbesi ne de fidyesi kabul edilir. Efendisinden başka birisine ait olduğunu / kendisini azat eden kişinin başka birisi olduğunu iddia eden köle de aynı lanete uğrasın! Müslümanların verdiği koruma güvencesi ve eman tektir; bu bakımdan en alt derecede bulunan bir Müslümanın verdiği koruma güvencesi herkesi bağlar. Kim bir Müslümana verdiği söze ihanet edip ahdini bozarsa o da aynı lanete uğrasın!" Ayrıntılı açıklama için bkz. Kitabü fedaili'l-Medıne, Bab, 1; Kitabü'l-feraiz, Bab, 21
Abdullah İbn Abbas r.a.'dan nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cebrail'e: "Bizi daha sık ziyaret etseniz keşke?" dedi ve bu talep üzerine "Rabbinin emri olmadıkça biz (meleklerden olan elçiler) inmeyiz. Geçmişimizi, geleceğimizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O'na mahsustur. "[Meryem, 64] ayeti nazil oldu." Tekrar:
4731,
7455Ebu Musa r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Erkeklerden pek çok kişi kemale ermiştir. Kadınlardan ise kemale ancak Firavun'un karısı Asiye ile İmran kızı Meryem kemale ermiştir ve şüphesiz Aişe'nin diğer kadınlara üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir." Tekrarı:
3433,
3769 ve 5418 Diğer tahric: Tirmizi Et’ime; Nesai, Muaşeret […]
Kays b. Ubad dedi ki: "Ebu Zer' r.a.'i şuna dair yemin ederken dinledim: Andolsun şu ayetler Bedir günü şu altı kişi hakkında inmiştir ... " diyerek hadisi buna yakın zikretmiştir.
Kays dedi ki: "Ben Talha'nın Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kendisiyle koruduğu elinin felç olmuş olduğunu gördüm."
Aişe r.anha'dan rivayete göre o yüce Allah'ın: "O zaman siz o sözü birbirinizin dilinden alıp duruyordunuz." [Nur. 15] buyruğunu okuyor ve: "el-velk, yalandır" diyordu. 122 İbn Ebi Müleyke dedi ki: "O bunu başkalarından daha iyi biliyordu. Çünkü bu buyruk onun hakkında inmiştir […]
Abdullah İbnü'z-Zübeyr'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sen af yolunu tut, iyiliği em ret" ayeti ancak insanların ahlakı konusunda inmiştir. Hadisin geçtiği diğer yer: 4644.
HabbSb'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ben demirci idim. el-As İbn VSil'den alacağım vardı. Alacağımı almak üzere onun yanına gittim. Bana; "Muhammed'i inkar edinceye kadar sana hiçbir ödeme yapmayacağım," dedi. Ben de; "Asla onu inkar etmeyeceğim! Hatta sen ölsen, sonra dirilsen bile!" diye karşılık verdim. Bu defa bana; "Elbette öldükten sonra diriltileceğim! Mala ve evlada kavuştuğum o zaman sana olan borcumu ödeyeceğim," dedi. Bunun üzerine: "(Resulüm!) Ayetlerimizi inkar eden ve "Muhakkak surette bana mal ve evlat verilecek" diyen adamı gördün mü? 0, gaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı? Kesinlikle hayır! Biz onun söylediğini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız, "(Meryem 77-79) ayeti indi. KİTABU’T-TEFSİR EK SAYFA – 1715-2 TAHA SURESİ قال ابن جبير: بالنبطية {طه} /1/: يا رجل. İbn Cübeyr şöyle demiştir: طه taha Nebatiyye dilinde "Ey Adam!" anlamına gelir. Bir harfi telaffuz edemeyen veya kekeleyen ya da pepeleyen kimse için "dilinde düğüm var" denir. قال مجاهد: {ألقى} /87/: صنع. يقال: كل ما لم ينطق بحرف، أو فيه تمتمة، أو فأفأة، فهي عقدة. {أزري} /31/: ظهري. {فيسحتكم} /61/: يهلككم. {المثلى} /63/: تأنيث الأمثل، يقول: بدينكم، يقال: خذ المثلى خذ الأمثل. {ثم ائتوا صفا} /64/: يقال: هل أتيت الصف اليوم، يعني المصلى الذي يصلى فيه. {فأوجس} /67/: أضمر خوفا، فذهبت الواو من {خيفة} لكسرة الخاء. {في جذوع} /71/: أي على جذوع. {خطبك} /95/: بالك. {مساس} /97/: مصدر ماسه مساسا. {لننسفنه} /97/: لنذرينه: {قاعا} /106/: يعلوه الماء، والصفصف المستوي من الأرض. Mücahid şöyle demiştir: ألقى Elka (Taha 65) "yaptı," أزري ezri (Taha 31) sırtım," فيسحتكم feyeshatekum (Taha 61) "sizi helak eder" demektir. مثلى Musla (Taha 63) "أمثل emsel (en üstün) kelimesinin müennesidir." Ayette geçen en "üstün yol," din anlamına gelir. Nitekim Arapçada "en iyi olana tutun" anlamında " خذ المثلى خذ الأمثل huz emsel ve huz musla" denir. ثم ائتوا صفا summetu saffa (Taha 64) [ayetinin açıklaması şu şekildedir:] Arapçada " هل أتيت الصف hel eteyte's-saffe yevm" dendiği vakit, [saf kelimesi ile] namaz kılınan yer kastedilir. فأوجس Feevcese fi nefsihi (Taha 67) "korkuyu içinde gizledi." Hı harfi kesreli olduğu için خيفة hifeten (Taha 67) kelimesindeki vav harfi ya'ya dönüşmüştür. في جذوع Ficuzu' (Taha 71) ifadesindeki [fi - içinde harfi] ala - üzerinde anlamında kullanılmıştır. خطبك Hatbuke (Taha 95) "aklın" anlamına gelir. مساس Misas (Taha 97).......masse fiilinin masdandır. لننسفنه Lenensifennehu (Taha 97) "onu savuracağız" manasındadır. قاعا Kaan (Taha 106) "suyun üze;ine çıktığı yer," صفصف safsafa (Taha 106) ise "düz yer" anlamını ifade eder. وقال مجاهد: {أوزارا} أثقالا {من زينة القوم} وهي الحلي التي استعاروا من آل فرعون {فقذفناها} /87/: فألقيناها. {ألقى} /87/: صنع. {فنسي} /88/: موساهم، يقولونه: أخطأ الرب. {لا يرجع إليهم قولا} /89/: العجل. {همسا} /108/: حس الأقدام. {حشرتني أعمى} /125/: عن حجتي. {وقد كنت بصيرا} /125/: في الدنيا. Mücahid şöyle demiştir: أوزارا Evzara (Taha 87) "ağırlıklar" anlamına gelir. من زينة القوم Min zlneti'l-kavm (Taha 87) [ifadesinde geçen ziynet] "israiloğullannın Firavunun milletinden ödünç aldıkları süs eşyası" manasınadır. فقذفناها Fekazefnuha "onu attım" ve ألقى elka (Tana 87) "yaptım" anlamına gelir. فنسي Fenesiye (o unuttu (Tahiı 88) ifadesi ile İsrailoğulları, Hz. Musa'nın Rabbini şaşırdığını söylemişlerdir. لا يرجع إليهم قولا La yerciu ileyhim kavla (Taha 89) [ayetinde geçen yerdu fiilinin öznesi] buzağıdır. همسا Hemsa (Taha 108) "ayak sesi" anlamına gelir. حشرتني أعمى Haşerteni a'ma (Taha 125) ise "Beni neden delilimi göremez haşrettin," وقد كنت بصيرا ve kad kuntu besira (Taha 125) ise "dünyada görüyordum" manasını ifade eder. قال ابن عباس: {بقبس} /10/: ضلوا الطريق، وكانوا شاتين، فقال: إن لم أجد عليها من يهدي الطريق آتكم بنار توقدون. İbn Abbas şöyle demiştir: بقبس Bi kabes (Taha 10) [açıklaması şöyledir:] Hz. Musa ve beraberindekiler [Medyen'den d(inerken] yollarını şaşırdılar. Mevsim kıştı. Bu yüzden Hz. Musa, "Eğer ateşin yanında bize yol gösterecek birini bulamazsam, ısınmanız için size bir parça ateş getiririm," demiştir. وقال ابن عيينة: {أمثلهم} /104/: أعدلهم طريقة. İbn Uyeyne şöyle demiştir: أمثلهم Emseluhum tarikaten (Taha 104) "onların en adili anlamına" gelir. ' وقال ابن عباس: {هضما} /112/: ليظلم فيهضم من حسناته. {عوجا} /107/: واديا. {أمتا} /107/: رابية. {سيرتها} حالتها {الأولى} /21/. {النهى} /54/: التقى. {ضنكا} /124/: الشقاء. {هوى} /81/: شقي. {بالوادي المقدس} المبارك {طوى} /12/: اسم الوادي. {بملكنا} /87/: بأمرنا. {مكانا سوى} /58/: منصف بينهم. {يبسا} /77/: يابسا. {على قدر} /40/: موعد. {لاتينا} /42/: تضعفا. İbn Abbas şöyle demiştir: هضما Hedm (Taha 112) "Ona haksızlık edilmez, böylece iyilikleri çiğnenmez," عوجا iveca (Taha 107) "vadi," أمتا emta (Taha 107) "tepe," سيرتها sirateha (Taha 21) [ilk] haline, النهى en-nuha (Tafa, 54) "takva;" ضنكا danka (TaM. 124) "bedbaht," هوى heva (Taha 81) "bedbaht oldu," وادي المقدس vadi'l-mukaddes "mübarek vadi," طوى tuva (Taha 12) "vadinin adı" بملكنا bi milkina (Taha 87) "kendi isteğimizle " مكانا سوى mekanen siva (Taha 58) "orta yerde " يبسا yebesa (Taha 77) "kuru" على قدر ala kaderin (Taha 40) "bir söze binaen" لاتينا la teniya (Taha 42) "zayıflık göstermeyin!" .....yefruta (Taha 45) ise "cezalandırma bakımından aşırı gitmek" anlamına gelir. AÇiKLAMA : İkrime ve Dahhak, Taha harflerinin Nebatıyye dilinde "Ey Adam!" anlamına geldiğini söylemişlerdir. Hakim başka bir senetle lkrime kanalıyla Taha hakkında İbn Abbas'ın şöyle söylediğini nakletmiştir: "Bu ifade Habeş dilinde 'Ey Muhammed!' sözüne benzer." Firyabi, "........min zlneti'l-kavm [ifadesinde geçen ziynet] 'İsrailoğullarının Firavunun milletindn ödünç aldıkları süs eşyası' manasınadır," yorumunu senetli olarak nakletmişti!'. Bu olay, Musa kıssasında daha önce geçmişti. Hakim ise Ali hadisinde geçen şu ifadeyi rivayet etmiştir: "Samirı gücünün yettiği kadar süs eşyası toplamaya yöneldi. Sonra onlardan buzağı yaptı. Ardından aldığı bir avuç toprağı onun içine attı. Yaptığı şekil birden böğüren buzağıya döndü." İmam Nesai, "Fitneler hadisi" adı verilen uzun bir hadiste İbn Abbas'tan şunları nakletmiştir: "Hz. Musa Rabbi ile olan randevusuna yöneldiği zaman Hz. Harun İsrailoğullarına şu şekilde bir konuşma yaptı: Kuşkusuz, Mısır'dan çıktınız. Firavun halkının size bıraktığı emanet ile size verdiği ödünç eşyalar var. Bence bir çukur kazalım ve onlardan aldığınız eşyaları içine atalım, sonra da onları yakalım." Samirı ineğe tapan bir toplumdandı. Aslında İsrailoğullarının komşusu idi. Onlarla birlikteeşyaları yüklendi. Derken bir iz gördü. Ondan bir avuç toprak aldı ve Hz. Harun'un yanına geldi. Hz. Harun ona; "Elindekini atsana!" dedi. Samiri"İstediğimin gerçekleşmesi için Allah'a dua etmediğin sürece bunu atmayacağım," dedi. Bunun üzerine Hz. Harun onun için dua etti. Sonra Samiri elindekini attı ve "İçinden ses gelen bir buzağı olmasını istiyorum," dedi. İbn Abbas şöyle demiştir: "Samirı'nin yaptığı buzağının ruhu yoktu. Rüzgar arkasından girip ağzından çıkıyordu. Bundan dolayı ses oluşuyordu. Buzağıdan ses çıkmaya başlayınca İsrailoğulları ikiye bölündü. Katade'nin ...........hemsa kelimesini "ayak sesi" şeklinde açıkladığı nakledilmiştir . ".........Danka (Taha 124) 'bedbaht' anlamına gelir," yorumunu İbn Ebı Hatim, Ali İbn Ebı Talha kanalıyla İbn Abbas'tan senediyle nakletmiştir. Kays İbn Ebı Hazim'in de bu ayet hakkında şöyle dediğini aktarmıştır: ............. Maişeten danka, "isyan ederek kazanılan rızık" anlamına gelir. ' باب: قوله: {واصطنعتك لنفسي} /41/. 1. "SENi. KENDİM İÇİN ELÇİ SEÇTİM;"(Taha 41) AYETİNİN TEFSİRİ […]
Ebu Zerr'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Hz. Nebie 'Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar' [ayetinde geçen yerin neresi 01duğudunu] sordum. O da şöyle buyurdu: Güneşin yeri, Arş'zn altzndadır.
Mesru.k'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Abdullah İbn Mes'ud'un yanına gittim. O şöyle dedi: Bilmediğin bir konuda "Allah daha iyi bilir," demen ilmin bir parçasıdır. Allah Teala Peygpmberi'ne sallallii.hu aleyhi ve selle m şöyle buyurmuştur: "(Resulüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim. "(Sad 86) Kureyş Hz. Nebi'e İslam'a girmeme konusunda üstün geldi ve ona karşı gelmeyi sürdürdü. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ey Allahım! Yusuf Nebi döneminde verdiğin yedi kıtlık yılının benzeri yedi yıl ile bana yardım et!" diyerek onlara beddua etti. Bunun üzerine kıtlık başladı. Müşrikler içinde bulundukları zor şartlardan dolayı kemikleri ve ölü hayvan etlerini yediler. Hatta kimi açlıktan kendisi ile gök arasında duman görmeye başladı. İşte böylesi bir halde iken "Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz, "(Duhan 12) dediler. Sonra Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e şöyle buyuruldu: "Biz bu azabı kaldınrsak, onlar tekrar eski hallerine dönerler." Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem Rabbine dua etti ve bunun üzerine Allah Teala onların azabını bitirdi. Onlar da tekrar eski hallerine döndüler. En sonunda Allah Teala Bedir savaşında onlardan intikamını aldı. İşte bu durum şu ayetlerde anlatılmaktadır: "Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır. İşte o zaman insanlar:} Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler). Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğreti/miş bir deli! dediler. Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz. Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikam!mız! alırız. "(Duhan […]
Abdullah İbn Mes'ud'un şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Kıyametin şu beş alameti gerçekleşmiştir: Uzam, Rumiarın İranlılara üstün gelmesi, yakalama, ayın yarılması ve duhan/duman.
Mesruk'un şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Hz. Aişe'ye "Ey Anneciğim! Hz. Muhammed Rabbini gördÜ mü?" diye sordum. O da şöyle cevap verdi: "Bu sözlerin yüzünden tüylerim diken diken oldu! Şu üç hususu nasıl bilmezsin! Kim sana şu üç konuda bir şeyler anlatırsa, bil ki o yalan söylemiştir. 1- Her kim sana Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Rabbini gördüğünü söylerse, bil ki o yalan söylemiştir." Sonra Hz. Aişe şu ayetleri okudu: "Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri görür. 0, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır, " "Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. " 2- "Her kim Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yarın ne olacağını bildiğini söylerse, bil ki o yalan söylemiştir." Sonra Hz. Aişe şu ayeti okudu: "Hiç kimse yarın ne kazanacağın! bilemez. "(Lukman 34) 3- "Her kim Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vahiyden bir şey gizlediğini söylerse, bil ki o yalan söylemiştir." Sonra Hz. Aişe: "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, "(Maide 67) ayetini okudu ve şöyle dedi: Fakat Hz. Nebi aslı suretinde CebralI'i iki kez görmüştür.
Abdullah İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem [şu ayeti] فهل من مذكر fe hel min muzzekir şeklinde okudum. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu ayetin okunuşunun فهل من مدكر fe hel min muddekir şeklinde olduğunu söyledi. باب: قوله: {سيهزم الجمع ويولون الدبر} /45/. 5. "O TOPLULUK YAKINDA BOZULACAK VE ONLAR ARKALARINI DÖNÜP KAÇACAKLAR,"(Kamer 45) AYETİNİN TEFSİRİ […]
Yahya İbn Ebı Kesir'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ebu Seleme İbn Abdirrahman'a ilk olarak hangi Kur'an bölümünün indiğini sordum. O da ..... Ya eyyuhe'l-müddessir" diye cevap verdi. Ben, insanların "ikra' bismi rabbikellezi halakılın ilk inen ayetler olduğunu söylediklerini ifade ettim. Bunun üzerine o şöyle dedi: Bu konuyu Cabir İbn Abdillah'a sordum ve senin bana söylediklerini ben de ona söyledim. Bunun üzerine Cabir şöyle dedi: Ben sana sadece Allah. buyurmuştu: Bir müddet Hira mağarasında itikafa girdim. İtikafımılamamlayınca dağdan indim. Birden bana seslenildi. Hemen sağıma baktım, fakat hiç kimseyi görmedim, sonra soluma baktım, yine hiç kimseyi görmedim, ardından önüme baktım, yine hiç kimseyi görmedim, daha sonra ardıma baktım yine hiç kimseyi görmedim. En sonunda başımı kaldırdım ve bir şey gördüm. Hemen Hatice'nin yanına gittim ve "Beni örtün! Üzerime soğuk su serpin!" dedim. Ev halkı beni örttü ve üzerime soğuk su serpti. İşte bunun üzerine şu ayetler indi: "Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar! Rabbinin büyüklüğünü an!" Müddessir 1-3 باب: {قم فأنذر} /2/. 2. "AYAĞA KALK VE İNSANLARI KORKUT" (Müddessir 2)
Ali r.a.'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında oturuyorduk. Derken o; "Sizin her birinizin Cennette oturacağı yer ile Cehennemde oturacağı yer yazılmıştır," buyurdu. Biz: "Ey Allah'ın Resulü Öyleyse bu yazıya itim ad etmeyelim mi?" diye sorduk. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Çalışın! Her şey kolay kılınmıştır." Ardından şu ayetleri okudu: "Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız (onda başarılı kılarız). Kim de cimrilik eder, kendini müstağni sayar, en güzeli de yalanlarsa, biz de onu en zora hazırlanz. " (LeyI 5-7) باب: قوله: {وكذب بالحسنى} /9/. 6. "EN GÜZELİ DE YALANLARSA"(LeyI 9) AYETİNİN TEFSİRİ […]
Aişe r.anha'dan "Kendileri için yazılmış olanı onlara vermediğiniz, bununla birlikte kendilerini nikahlamayı istediğiniz öksüz kızlar ile küçük çocuklar ve yetimler hakkında adaleti elden bırakmamanız hususunda, Kitapta sizlere okunup duran ayetler de vardır. "(Nisa, 127) buyruğu hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bu buyruk, bir adamın yanında (velayetinde, himayesinde) bulunan yetim kız çocuğu hakkındadır. Hatta bu kız çocuğu malında onun ortağı da bulunabilirdi. O buna daha evla olduğu halde o kızı nikahlamak istemezdi. Malı dolayısıyla da onun evlenmesine engelolur ve o kızın malında herhangi bir kimsenin kendisi ile ortak olmasını istemediği için o kızı başkasıyla da nikahlamaya yanaşmazdl. "
Sehl İbn Sa'd'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir adama: Demirden bir yüzük ile dahi olsa evlen, diye buyurdu."