Abâye b. Rifâ'a Râvi

Vefat: h. 91
Künye
Ebû Rifâa
Nisbe
el-Ensârî, ez-Zürakî, el-Medenî, el-Hârisî
Tabaka
3. tabaka
Vefat kaydı
h. 91 (bazı kaynaklarda 100)
Cerh-ta'dîl
sika (güvenilir)

Ebû Rifâa Abâye b. Rifâa, Ensâr'dan sahâbî Râfi' b. Hadîc'in torunu olan Medineli bir tâbiîdir. Dedesi Râfi' b. Hadîc'ten hem doğrudan hem de babası vasıtasıyla rivayette bulunmuş; ayrıca Hz. Hüseyin, Abdullah b. Ömer ve Ebû Abs b. Cebr'den hadis nakletmiştir.

Kendisinden Saîd b. Mesrûk es-Sevrî, Muhârib b. Disâr, Âsım b. Küleyb, Leys b. Ebû Süleym ve Ebû Hayyân et-Teymî gibi râviler hadis almıştır. Hadis münekkitleri onu güvenilir (sika) kabul etmiştir. Vefatı h. 91-100 (m. 710-718) yılları arasına yerleştirilir.

Babası Rfa'h bin Rafa'i bin Khdyj. Yaşadığı yerler: Medina. Doğum yeri: Medina.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış, kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir; eşleşmeyen yazımlar ayrı kayıt olarak kalabilir.

13 hadis
Ubâde İbn Rufâa'dan nakledilmiştir: "Bir defasında ben Cum'a namazına giderken Ebu Abs arkamdan yetişti ve şunları söyledi: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: "Kimin ayakları Allah yolunda tozlanırsa Allah (c.c.) o kişiyi cehenneme haram kılar. buyurduğunu işittim. Tekrar: 2811
Abaye İbn Rifaa İbn Rafi' İbn Hadlc, dedesinden şöyle rivayet etmiştir: Zu'l-huleyfe'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Ashab iyice acıkmıştı. Düşmandan ganimet olarak bir deve ve koyun sürüsü aldılar. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem topluluğun en arkasında bulunuyordu. Acele edip onları kesmeye başladılar ve kazanları kurdular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kazanların dökülmesini emretti. Sonra aralarında paylaştırdı ve on koyunu bir deveye eşit tuttu. Sonra develerden biri kaçtı. Onun peşinden koştular ama yetişemediler. Ordu da az sayıda atlı vardı. İçlerinden biri bir ok attı ve Allah deveyi durdurdu. Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu hayvanların yabani hayvanlar gibi kaçanları vardır. Hayvanınız kaçıp, yakalayamadığınız zaman ona böyle yapın" buyurdu. Dedem "Yarın düşmanı bekliyoruz -veya düşmanla karşılaşmaktan endişe ediyoruz-, yanımızda bıçak da yok. Kamışla boğazlasak olmaz mı?" dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kan akıtan bir şey olduktan ve kesilirken Allah'ın adı anıldıktan sonra ondan yiyebilirsiniz. Ancak diş ve tırnak olmaz. Size bunlarla niye olmayacağını da söyleyeyim: Diş kemiktir; tırnak ise Habeş/ilerin bıçağ/dır" buyurdu. Tekrar: 2507, 3075, 5498, 5503, 5506, 5509, 5543, 5544 Not: Bu hadis, Zebaih bölümünde 5498. hadiste açıklanacaktır inşaallah.!
Abaye İbn Rifaa, dedesi Rafi' İbn Hadic r.a.'den rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Zülhuleyfe'de idik. Ganimet olarak bir deve ve koyun sürüsü elde ettik. Topluluk acele etti ve hemen kazanları kurdular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gelip kazanları döktürdü. Sonra on koyunu bir deveye denk kabul ederek ganimeti pay etti. Sonra develerden biri kaçtı. Aramızda az sayıda atlı vardı. Onlardan biri kaçan deveyi bir ok atarak durdurdu. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Bu hayvanların da yabani hayvanlar gibi kaçanları vardır. Yakalayamadıklarınıza işte böyle yapın" buyurdu. . i Dedem (Rafi' Ibn Hadic) "Ey Allah'ın Resulü! Yarın düşmanı bekliyoruz -ve- ya düşmanla karşılaşmaktan endişe ediyoruz-, yanımızda bıçak da yok. Kamışla boğazlasak olmaz mı?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Bunu çok hızlı yapman gerekir. Hayvanın kanını akıtan kesici bir şeyolduktan ve Allah'ın adı anıldıktan sonra ondan yiyebilirsiniz. Ancak diş ve tırnakla olmaz. Ben size bunun sebebini açıklayayım: Diş bir kemiktir. Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır" buyurdu.
Rivayet zinciri: Buhârî Muhammed b. Yahyâ Vekî' Süfyân babası Abâye b. Rifâ'a Râfi' b. Hadîc
Künyesi Ebu Abs olan Abdurrahman İbn Cebr'den nakledildiğine göre ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bir kimsenin Allah yolunda ayakları tozlanacak da ona ateş dokunacak! Bu olacak iş değildir."
Abaye İbn Rifa'a dedesi Rafi' İbn Hadic'in şöyle dediğini nakletmiştir: "Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Zu'l-huleyfe'de bulunuyorduk. Bu yolculukta insanlar azıkları tükendiği için aç kaldılar. Bir süre sonra deve ve koyun sürüleri ele geçirdik. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de başka bir grupla birlikte idi. Yolculukta bulunanlar herhangi bir izin almadan alelacele hayvanlardan birisini kesip etini pişirmek üzere tencereleri kurdular. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem tencerelerin hemen ters çevrilmesini emretti ve onun emri üzerine tencereler kaldırıldı. Daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ele geçirilen ganimeti paylaştırdı ve her on koyunu bir deveye denk saydı. Bu sırada develerden biri azgınlaşıp kaçtı. Kafilemizde çok sayıda at da yoktu. İnsanlar deveyi yakalamak için epey uğraştılar fakat başarılı olamadılar, iyice bitkin düştüler. Bunun üzerine birisi yayını gerip deveye bir ok fırlattı. Böylece Allah o deveyi etkisiz kıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de şöyle buyurdu: "Bu hayvanların vahşi hayvanlar gibi saldırgan ve azgın olduğu zamanlar olur. Size saldıracak olurlarsa onları bu şekilde etkisiz hale getirin!" Dedem Rafi' İbn Hadic şöyle dedi: "Biz ertesi gün düşmanla karşı karşıya gelmekten endişe duyuyorduk. Yanımızda hayvanı boğazlamak için bıçak bulunmuyordu. "Kamışla kesebilir miyiz?" diye sorduk. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Diş ve tırnak / pençe dışında hayvanın kanını akıtan her şey olabilir. Kesilirken Allah'ın adı anılmışsa artık onu yiyebilirsiniz. Dişin ve tırnağın niçin kullanılamayacağını size söyleyeyim: Diş kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin hayvan kesmek için kullandıkları bir alettir. "
Rivayet zinciri: Buhârî Mûsâ b. İsmâil Ebû Avâne Saîd b. Mesrûk Abâye b. Rifâ'a Ceddihi Râfi'
Rafi' İbn Hadic şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: 'Hararet, adeta cehennemin fokurdamasından ileri gelir. Su ile bu harareti giderip serinlemeye çalışın!' buyurduğunu işittim,"
Abaye b. Rifaa b. Rafi'den, o dedesi Rafi' b. Hadic'den, dedi ki: "Zülhuleyfe'de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. İnsanlar açlık musibeti ile karşı karşıya kaldılar. Biz de bir miktar deve ve koyun ele geçirdik. -Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de orduların arka taraflarında idi.- Ellerini çabuk tutarak tencereleri ocakların üzerine koydular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların yanına gelip emir vererek tencereler baş aşağı edildi. Daha sonra ganimetIeri paylaştırdı. On koyunu bir deveye denk kabul etti. Develerden birisi kaçtı. Gazada bulunanlar arasındaki at sayısı pek azdı. Devenin arkasından koştular, koşanları oldukça yordu. Bir adam ona bir ok atıverdi. Allah da o devenin ilerlemesini engelledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine şöyle buyurdu: Şüphesiz bu evcil hayvanların da vahşi hayvanların kaçışları gibi bir kaçışları vardır. Bunlar arasından elinizden kaçıp kurtulan olursa onlara bunun yaptığı gibi yapınız. Abaye dedi ki: Dedem dedi ki: Şüphesiz biz yarın düşman ile karşılaşacağımızı ümit ediyoruz -ya da onlarla karşılaşmaktan endişeleniyoruz.- Beraberimizde bıçaklar da bulunmamaktadır. Bu durumda kamışlarla hayvan kesebilir miyiz? Allah Rasulü şöyle buyurdu: Kanı akıtan (aletlerle kesilen) ve üzerine Allah 'ın adı anılmış bulunanları yiyiniz. Ama diş ve tırnak ile (kesilen) değiL. Size buna dair haberi vereyim: Diş bir kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır."
Abaye b. Rifaa'dan rivayete göre; "O, dedesinden: Ey Allah'ın Resulü, bıçaklanmız yoktur, dediğini nakletmiştir. Allah Resulü: Kanı bolca akıtan ve üzerine Allah'ın adı anılan olursa ye! Ama tırnak ve diş müstesnadır. Çünkü tırnak Habeşlilerin bıçağıdır, diş ise bir kemiktir. Bu arada bir deve de kaçmıştı. Onu (birisinin attığı bir ok) alıkoymuştu. Bunun üzerine Allah Rasulü şöyle buyurdu: Şüphesiz bu develerin de yabani hayvanlar gibi ürküp yabanileştikleri olur. Onlardan bu şekilde elinizden kaçıp kurtulanlar olup yakalayamayacak olursanız ona bumin gibi yapınız."
Rafi' b. Hadic'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Diş ve tırnak ile olması müstesna, kanı akıtan her bir şey ile kesileni yiyebilirsin, diye buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî Kabîsa b. Ukbe Süfyân babası Abâye b. Rifâ'a Râfi' b. Hadîc
Rafi' b. Hadic'den, dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, yarın biz düşman ile karşılaşacağız. Beraberimizde de bıçaklarımız yok, dedim. O şöyle buyurdu: Acele et, elini çabuk tut -yahut: Güzelce kes-, kanı bolca akıtan (şey) ile kes, Allah'ın adını an ve ye! Ama diş ve tırnak ile kesme. Sana bunun sebebini anlatayım. Çünkü diş bir kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır. Ayrıca bizler ganimet olarak deve ve koyun ele geçirmiştik. Bu ganimetIerden bir deve ürküp kaçtı. Bir adam ona bir ok atarak kaçışını engelledi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şüphesiz bu develerin de vahşi hayvanların ürküp kaçışları gibi bir kaçışları vardır. Bunlardan herhangi birisi elinizden kaçacak olursa ve siz onu yakalamakta acze düşerseniz, ona da buna yapıldığı gibi yapınız, diye buyurdu."
Rivayet zinciri: Buhârî Amr b. Ali Yahyâ b. Saîd İbn Uyeyne Uyeyne b. Ebû Abâye b. Rifâ'a Râfi' b. Hadîc
Abaye b. Rifaa'dan, o babasından, o da dedesi Rafı' b. Hadic'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Yarın biz düşmanla karşılaşacağız. Beraberimizde de bıçak yok, dedim. O: Kanı bolca akıtan (şeyle) ve üzerine Allah'ın adı anılarak kesileni yiyiniz; Elverir ki diş ya da tırnak olmasın. Size bunun açıklamasını yapayım: Diş bir kemiktir. Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır. Askerler arasında önden gidenler bir kısım ganimetler elde ettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de askerlerin geridekalanları arasında idi. Önden gidenler tencereleri ocaklara koymuşlardı. Allah Resulü ise tencerelerin ters çevrilip dökülmesini emir buyurdu ve tencereler döküldü. Aralarında ganimeti taksim etti. Bir deveyi on koyuna denk saydı. Daha sonra bu develerden ordunun ön taraflarında bulunanlar arasında olan bir deve kaçtı; Beraberlerinde atları yoktu. Bir adam ona bir ok attı. Böylece yüce Allah o deveyi hareket etmekten alıkoydu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunun üzerine: Bu hayvanların bazen vahşi hayvanlar gibi ürküp kaçışları olur. Onlardan bu şekilde yapanlarına siz de bunun gibisini yapınız, buyurdu."
Abaye b. Rifaa'dan, o dedesi Rafi' b. Hadic r.a.'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Bir seferde iken develerden bir deve ürküp kaçtı. (Rafi') dedi ki: Bir adam ona bir ok atarak deveyi hareketsiz hale soktu. Rafi' dedi ki: Sonra Rasulullah: Şüphesiz bunların da vahşi hayvanların ürküp kaçmaları gibi bir kaçışları vardır. Bunlardan elinizden kaçıpkurtulan olursa siz de ona bunun gibi yapınız, diye buyurdu. Rafi' dedi ki: Ey Allah'ın Rasulü, bizler gazalarda ve yolculuklarda bulunuyoruz. Hayvan boğazlamak istiyoruz, ama bıçak bulamıyoruz (ne yapalım), diye sordu. O: Uzerine Allah'ın adı anılmış ve kanı bolca akıtan şey ile kesilmiş olanı ye. Ancak diş ile tırnak müstesnadır. Çünkü diş bir kemiktir, tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır, diye buyurdu." باب: أكل المضْطَرِّ. 38. ZARURET HALİNE DÜŞMÜŞ OLANIN YEMEĞİ لقوله تعالى: {يا أيها الذين آمنوا كلوا من طيبات ما رزقناكم واشكروا لله إن كنتم إياه تعبدون، إنما حرَّم عليكم الميتة والدم ولحم الخنزير وما أهِلَّ به لغير الله فمن اضْطُرَّ غير باغ ولا عاد فلا إثم عليه} /البقرة: 172، 173/. Çünkü yüce Allah: "Ey iman edenler! Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin ve Allah'a şükredin. Eğer ona kulluk ediyorsanız ... O size ancak (boğazlanmadan) ölmüşü, (akan) kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkası adına kesileni haram kıldı. Fakat kim mecbur kalırsa (zaruret duyarsa) saldırmamak ve haddi aşmaksızın (yerse) ona günah yoktur."(Bakara, 172-173) وقال: {فمن اضْطُرَّ في مَخْمَصَةٍ غير مُتَجَانِفٍ لإثم} /المائدة: 3/. وقوله: {فكلوا مما ذُكر اسم الله عليه إن كنتم بآياته مؤمنين. وما لكم أن لا تأكلوا مما ذُكر اسم الله عليه وقد فصَّل لكم ما حرَّم عليكم إلا ما اضطررتم إليه وإن كثيراً ليُضِلُّون بأهوائهم بغير علم إنَّ ربك هو أعلم بالمعتدين} /الأنعام: 118 - 119/. "Kim de zaruret duyar (son derece aç ve çaresiz kalır) da günaha meyletmeksizin (yemeğe) mecbur kalırsa ... "(Maide, 3) "Şayet onun ayetlerine iman edenler iseniz, arbk üzerlerine Allah'ın adı anılanlardan yiyin. Üzerine Allah'ın adı anılanlardan yememenize sebep ne? Halbuki o size -zaruret halinde (kaçınılmaz olarak ihtiyaç duyduklarınızı) müstesna kılarak- neyi haram kıldığını ayrı ayrı açıklamışbr. Gerçekten birçok kimseler bilgisizce hevaıarıyla sapbrıyorlar. Şüphesiz Rabbin haddi aşanları çok iyi bilendir."(En'am, 118-119) {قل لا أجد فيما أوحي إليَّ محرَّماً على طاعم يَطْعَمُهُ إلا أن يكون ميتة أو دماً مسفوحاً أو لحم خنزير فإنه رجس أو فسقاً أهِلَّ لغير الله به فمن اضْطُرَّ غير باغ ولا عاد فإنَّ ربك غفور رحيم} /الأنعام: 145/. Ve yine yüce Allah: "De ki: Bana vahyolunanlararasında bir kimseye haram olduklarını bulduğum yiyecekler şunlardan ibarettir: Ölü, akmış kan, domuz eti -ki o pistir- ve Allah'tan başkasının adına boğazlandığından dolayı fısk olanlar. Kim zaruret duyarsa (mecbur kalırsa) zulmetmeksizin ve haddi aşmaksızın (yerse), şüphesiz Rabbin çok bağışlayıcıdır, rahimdir."(En'am, 145) وقال: {فكلوا مما رزقكم الله حلالاً طيباً واشكروا نعمت الله إن كنتم إياه تعبدون. إنما حرَّم عليكم الميتة والدم ولحم الخنزير وما أهِلَّ لغير الله به فمن اضْطُرَّ غير باغ ولا عاد فإنَّ الله غفور رحيم} /النحل: 114، 115/. Ve: "Arbk Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve temiz olarak yiyin ve ona ibadet ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin. O size ancak ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkasının adı anılarak boğazlanmış olanları haram kıldı. Kim zaruret duyarsa (çaresiz kalırsa) saldırmamak ve haddi aşmamak şarbyla (yiyebilir). Şüphesiz Allah GafUrdur, Rah1mdir." (Nahl, 114-115) AÇiKLAMA: "Zaruret halinde olanın" meyteden (kesilmeden ölen hayvandan) "yemesİ." Buhari bu başlıkla bu husustaki görüş ayrılıklarına işaret etmiş gibidir. Söz konusu görüş ayrılıkları iki yerdedir: Birisi, yemenin mubah olması için zaruret ile nitelendirmenin sahih olacağı durumdur, diğeri ise yenilecek miktar ile ilgilidir. Birincisi açlık sebebiyle kişinin ölüm sınırına yahut ölüme götürecek bir hastalığa yakalanması halidir. Cumhurun görüşü budur. Malikl bazı alimlerden ise bu, üç gün ile sınırlandırılmışbr: İbn Ebi Cemra dedi ki: Bundaki hikmet de şudur: Ölü hayvanda ileri derecede bir zehirleme gücü vardır. Eğer hemen onu yiyecek olursa onu öldürür. Bundan dolayı bedeninde ölü hayvanın zehirinden daha ağır bir zehirleme gücünün açlık sebebiyle oluşması için aç kalması şer'an uygun görülmüştür. İşte ondan sonra o hayvandan yiyecek olursa zarar görmez. Eğer onun bu dediği sabit ise, son derece güzel bir açıklamadır. İkinci hususu da Buhari, yüce Allah'ın: "Günaha meyletmeksizin" (Maide, 3) buyruğunun tefsirinde zikretmiş bulunmaktadır. Katade bunu haksızlık eden, saldırganlık eden diye tefsir etmiştir ki, bu da mana yoluyla bir tefsirdir. Başkası ise günahı, kendisini açlıktan dolayı ölümden kurtaracak miktardan fazlasını yemek diye açıklamıştır. Adetin fevkinde yemek diye de açıklamıştır ki, ayetin mutlak oluşu dolayısıyla bu daha çok tercih edilir. Diğer taraftan doyuncaya kadar yemenin caiz oluşu, yakında meyte dışında yiyecek bir şey bulmayı ümit etmemesine bağlıdır. Eğer böyle bir ihtimal var ise ve açlığa dayanabiliyor ise -onu bulamaması hali dışında- yemesi caiz olmaz. İmamu'l-Harameyn de doymaktan maksadın açlığı ortadan kaldıran miktar olduğunu, başka yiyecek bir şeye yer bırakmayacak kadar karnı doldurmak olmadığını söylemiştir. Çünkü bu kadar yemek haramdır. "Saldırmamak"(Bakara, (Maide, 3). En'am, 145. Nahl, 115) Yani meyte (leş)den yemek hususunda saIdırmamak (haddi aşmamak) demektir. Cumhur da Allah'a asi olmayı da bağyden (saldırganlık türünden) saymışlardır. Bundan dolayı yaptığı yolculuk sebebiyle isyankar olan bir kimsenin meyteden yemesini kabul etmeyerek: Yiyebilmesinin yolu, tevbe ettikten sonra yemesidir, demişlerdir. Bazıları ise kayıtsız ve şartsız olarak yemeği caiz kabul ederler. "Kim son derece aç"anlamındaki "mahmasa" açlık demektir; "Günaha meyletmeksizin"(Maide, 3) günah maksadı ile, eğilimi ile yapmaksızın demektir.
Rafi' b. Hadic de dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Humma, cehennem ateşi alevinin sıcağındandır. Bu sebeple onu su ile soğutunuz."