Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Muğîre İbn Şu'be r.a.'den rivayet edildiğine göre o bir yolculukta Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteydi. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tuvalet ihtiyacını görmek için gitti. Muğîre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in eline su döküyor, o da abdest alıyordu. Nebi s.a.v. yüzünü ve kollarını yıkadı, mestleri üzerine ise mesh etti. Tekrar: 203, 206, 363, 388, 2918, 4421, 5798, 5799
Aişe (r.anha)'dan şöyle dediği nakledilmiştir: "Bizi köpek ve merkeple bir tutmanız ne kadar da çirkin! Haberiniz olsun ki ben, Resulullah'ı kıble ile onun arasında yattığım bir sırada namaz kılarken gördüm. Secde etmek istediği zaman, ayaklarıma dokunurdu. Ben de hemen ayaklarımı toplardım."
İbn Abbas (r.a.) hakkında şöyle bir hâdise nakledilmiştir: "Birisi gelip Abdullah İbn Abbâs'a; 'Sen hiç Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bayram namazı için musallaya (namazgah - namaz kılınan yer) gittin mi?' diye sorar. İbn Abbâs ona şu cevabı verir; 'Evet, bayram namazı için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte musallada bulundum. O zamanlar yaşım küçük olduğu için rahatlıkla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yakın durabiliyordum. Zaten küçük olmasaydım onu görmem mümkün olmazdı. Bir defasında Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bayram namazı için Kesir İbnüs-Salt'a ait arazinin yanı başında bulunan bir mekana gelmiş ve burada insanlara hutbe îrad etmişti. Ardından kadınlara yönelip bazı nasihatlerde bulunmuştu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o gün kadınlara mallarını sadaka olarak vermelerini emretmişti. Bunun üzerine kadınlar parmaklarında bulunan alyanslarını hemen çıkarıp Bilâl'ın tuttuğu elbisesine bırakmaya başladılar. Ardından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bilâl ile birlikte eve döndü."
Ebu Katâde (r.a.), Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Beni görünceye kadar ayağa kalkmayın ve üzerinizde tam bir vakar ve sükunet olsun."
Abdullah İbn Dînar babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Abdullah İbn Ömer (r.a.)'in Ebu Talib'e ait şu şiiri sık sık okuduğunu duydum: "Yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur inmesi İstenen böyle cömert bir insan hiç terk edilir mi!? Bu zat, yetimlerin sığınağı, dayanağı ve yardımcısı, dulların koruyucusudur."
Abdullah İbn Ömer (r.a.)'in oğlu Salim, babası Abdullah'ın şöyle dediğini nakleder: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem yağmur duası ettiğinde daha minberden inmeden önce bütün oluklardan gürül gürül yağmur suları akardı. Ben O Sallallahu Aleyhi ve Sellem yağmur duası ederken yüzüne bakar ve hep şairin şu sözlerini hatırlardım: "Yüzü suyu hürmetine bulutlardan yağmur inmesi istenen böyle cömert bir insan hiç terk edilir mi!? Bu zat, yetimlerin sığınağı, dayanağı ve yardımcısı, dulların koruyucusudur." Bu şair Ebu Talib'tir.
Enes r.a. şöyle demiştir: Sahabeden Kur'an'ı ezbere bilenler (Bi'r-i Maune olayında) şehit edilince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ay boyunca namazlarda kunut yaptı (onları öldürenlere beddua etti). Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bundan daha şiddetli üzüldüğünü hiç görmedim."
Aişe r.anha şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Resulü! Siz umre yaptınız. Fakat ben yapmadım." Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey Abdurrahman! Kız kardeşinle git, onun Ten'im'den umre için ihrama girmesini sağla" buyurdu. Bunun üzerıne Abdurrahnıan Aişe'yi devenin heybesinin bir tarafına koydu (ve gittiler). Daha sonra. Aişe umre yaptı.
İbn Abbas r.a.'ın rivayetine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kabe'yi yıkacak olan siyah, çarpık ayaklı kimseyi Kabe'nin taşlarını teker teker söker bir şekilde görür gibiyim."
İbn Cüreyc şöyle demiştir: Bana Ata'nın verdiği habere göre, İbn Hişam, kadınların erkeklerle birlikte tavaf etmesini yasaklayınca Ata ona, "Hz. Nebi'in kadınları erkeklerle birlikte tavaf ettiği halde sen nasıl bunu yasaklarsın ?" demiştir. Ben {İbn Cüreyc) Ata'ya, bu olayın örtünme emrinden önce olup olmadığını sorunca bana, "Yemin olsun ki, ben bu olayı örtünme ayetinden sonra gördüm" demiştir. İbn Cüreyc: "Peki kadınlar erkeklere nasıl bir arada karışık olarak tavaf yapardı ?" Ata: "Kadınlar ile erkekler karışmazlardı. Hz. Aişe, erkeklerden ayrı bir yerde tavaf eder onlara karışmazdı. Bir kadın ona, "Ey Mu'minlerin annesi! Haydi Hacerü'l-Esved'i istilam edelim" demişti de ona, "Sen git" diyerek bunu yapmaktan kaçınmıştı. Kadınlar, geceleyin tanınmayacak bir şekilde erkeklerle birlikte tavaf ederdi. Fakat içeri girdikleri zaman erkekler çıkarıldıktan sonra yine ibadet etmeye devam ederlerdi." Ata: "Ben, Ubeyd İbn Ömer ile birlikte Aişe'nin yanına giderdim, Bu sırada o, Sebir dağında ikamet ediyordu" dedi. İbn Cüreyc: "Ata'ya, "O sırada Hz.Aişe'nin örtüsü ne idi" diye sordum" demiştir. Ata: "Aişe, o gün, perdesi bulunan bir Türk çadırında idi. Aramızda sadece bu perde vardı. Ben Aişe'nin üzerinde gül renkli bir giysi gördüm" demiştir.
Abdullah bin Amr r.a. şöyle demiştir: Benim peşpeşe (sürekli) oruç tuttuğum ve geceleri namaz kıldığım Hz. Nebi'e Sallallahu Aleyhi ve Sellem iletilmiş. Ya o bana haber gönderdi yahut da ben onunla karşılaştım. Bana şöyle dedi: "Senin sürekli oruç tutup, iftar etmediğin ve sürekli namaz kıldığın bana iletilmedi mi zannediyorsun? (Böyle yapma). Bazen oruç tut, bazen bırak. Bazen namaz kıl, bazen uyu. Çünkü gözlerinin senin üzerinde payı vardır. Nefsinin senin üzerinde payı vardır. Ailenin senin üzerinde payı vardır". Ben: "Ben bundan daha fazlasını yapabilecek güçteyim" dedim. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Öyleyse Davud (A.S.)'ın orucundan tut" buyurdu. Ben: "O nasıldır?" diye sordum. Hz. Nebi: "Davud bir gün oruç tutar, bir gün bırakırdı. Düşmanla karşılaştığında kaçmazdı". Ben: "Ben kim bu mertebe kim ey Allah'ın Nebisi!" dedim. (Ravi:) Ata dedi ki: 'Tüm ömrü oruçla geçirme hakkında ne dedi bilmiyorum". Nebi s.a.v. iki kere şöyle buyurdu: "Tüm ömrünü oruçla geçiren kişinin orucu yoktur".
Süleyman İbn Ebu Müslim'den rivayet edilmiştir: Ebu'I-Minhal'e peşin bozdurmanın (sarf) hükmünü sordum. Şöyle dedi: "Bir ortağımla birlikte bir kısmı peşin ve bir kısmı veresiye mal almıştık. Bera İbn Azib r.a. geldi. Ona bunun hükmünü sorduk. Dedi ki: "Ben ve ortağı m Zeyd İbn Erkam da böyle yapmıştık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bunun hükmünü sorduk. "Peşin olanı alınız; veresiye olandan vazgeçiniz" buyurdu."
Süleyman İbn Ebu Müslim'den rivayet edilmiştir: Ebu'I-Minhal'e peşin bozdurmanın (sarf) hükmünü sordum. Şöyle dedi: "Bir ortağımla birlikte bir kısmı peşin ve bir kısmı veresiye mal almıştık. Bera İbn Azib r.a. geldi. Ona bunun hükmünü sorduk. Dedi ki: "Ben ve ortağı m Zeyd İbn Erkam da böyle yapmıştık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bunun hükmünü sorduk. "Peşin olanı alınız; veresiye olandan vazgeçiniz" buyurdu."
İbn Abbas'ın naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Artık fetihten sonra hicret yoktur. Ancak cihad ve niyet devamlıdır. Eğer savaşa çağırılırsanız derhal savaşa çıkın!"
Amr İbnü'l-Haris'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettiğinde arkasında sadece şu üç malı bırakmıştı: Beyaz katırı, silahı ve sadaka olarak verdiği bir arazi."
Hz. Aişe Radiyallahu anha'dan nakledilmiştir: "Aişe r.anha Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, ashabın hem hac hem de umre sevabı aldılar. Halbuki ben sadece hac görevini yapabildim ve umre sevabından mahrum kaldım!" diyerek yakındı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona: "Haydi git Abdurrahman seni terkisine alıp umre yapmaya götürsün" dedi ve Abdurrahman'a Hz. Aişe'yi Ten'ım'e götürmesini emretti. Hz. Aişe Ten'ım'e giderek oradan itibaren umreye niyetlendi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Hz. Aişe'yi Mekke'nin yukarılarında gelinceye kadar bekledi.
Cabir İbn Abdullah r.a.'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "(Hendek savaşı için hazırlıkların yapıldığı sırada) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, küçük bir oğlağımız vardı onu kestik ve bir küçük ölçek arpa öğüttük. Sizinle birlikte birkaç kişi daha bize buyurunuz!" dedim. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüksek sesle: "Hey hendek kazanlar! Cabir sizi ziyafete çağırıyor! Haydi hemen koşun, koşun!" diye bağırdı. Tekrar: 4101, 4102
İbn Ebi Müleyke'nin naklettiğine göre Abdullah İbn Ömer yılanları öldürürdü fakat daha sonra bunu yasakladı. İbn Ömer şöyle demişti: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bahçe sökerken orada bir yılan derisi gördü ve: 'Bakın, yılanı bulun ve öldürün!' buyurdu. Oradakiler de aramaya koyuldular. İşte ben yılanları bu yüzden öldürüyordum.
Fakat bir defasında Ebu Lübabe ile karşılaştım ve bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: 'Sırtında iki beyaz çizgi bulunan zehirli, kuyruğu küt / güdük yılanlar dışındaki yılanları öldürmeyin. Böyle olan yılanlar hamile kadınların çocuklarını düşürmelerine sebep olur ve gözün nurunu söndürür. Bunları öldürün!' buyurduğunu nakletti."
Ebu Cuhayfe r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Ali'nin oğlu Hasen -ikisine de selam olsun- ona benziyordu. Ben (hadisi Ebu Cuhayfe'den rivayet eden İsmail b. Ebi Halid) Ebu Cuhayfe'ye: Onun niteliklerini bana anlatır mısın, dedim. Dedi ki: Saçlarının beyazı siyahına karışmış, beyaz tenli birisi idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere onüç (genç) dişi deve verilmesini emretti. (Ebu Cuhayfe) dedi ki: Biz o develeri ele geçirmeden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildi."
Şa'bi'den rivayete göre İbn Ömer r.a. Ca'fer'in oğluna selam verdi mi: "Ey Zülcenaheyn (iki kanatlı)in oğlu, es-selamu aleyke derdi." Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: İki cenah, her iki taraf demektir. Bu Hadis 401 4264 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Cafer b. Ebi Talib el-Haşimı'nin menkıbeleri" Cafer, Ali r.a.'ın annebaba bir kardeşidir. Ondan on yaş daha büyüktü. İleride Meğazi (gazalar) bölümünde 4261 numaralı hadiste açıklaması geleceği üzere Mute'de kırk yaşını geçkin şehit düşmüştür. "el-Habır (güzel elbiseler) giymezdim." Kastedilen el-Habır, çizgili ve nakışlı olan güzel elbiseler demektir. "Yağ tulumu (el-ukke)" yağın konulduğu kap (tulum) demektir. "İbn Ömer, Cafer'in oğluna selam verdiğinde" kastedilen kişi ise Cafer b. Ebi Talib'in oğlu Abdullah'tır. el-İsmail1'nin rivayetinde Huşeym'in, şöyle dediği rivayet edilmektedir: Bizler eş-Şa'bl'ye: Cafer'in oğluna Zülcenaheyn'in oğlu da deniliyor mu idi, diye sorduk. O: Evet dedi. Ben İbn Ömer'in bir gün onun yanına gittiğini ya da onunla karşılaştığını ve ona Zulcenaheyn'in oğlu es-selam u aleyke, diye ona selam verdiğini gördüm. "Ey Zülcenaheyn'in oğlu es-selamu aleyk." Bu sözleriyle Abdullah b. Cafer'• in rivayet ettiği hadise işaret ediyor gibidir. O dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana dedi ki: Ne mutlu sana, senin baban semada meleklerle birlikte uçuyor." Hadisi Tabedmi hasen bir senedIe rivayet etmiştir
Enes b. Malik r.a.'den rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Şüphesiz her ümmetin bir emini vardır ve elbette bizim eminimiz de -ey ümmet- Ebu Ubeyde b. el-Cerrah'tır." Tekrar: 4282 ve 7255
İbn Abbas dedi ki: "Bir Nebi tarafından öldürülen kimseye Allah'ın gazabı pek şiddetli olur. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzünü kanatan kimseye de Allah'ın gazabı pek şiddetli olur."
Katade dedi ki: "Kıyamet gününde arap kabileleri arasında Ensardan nurlu şehitleri daha çok olacak olan herhangi bir kabile bilmiyorum. Katade dedi ki: Ayrıca bize Enes b. Malik'in anlattığına göre Uhud günü Ensardan 70 kişi öldürüldü. Bi'ri Maune'de 70 kişi, kıyamet gününde 70 kişi şehit düştü. (Enes) dedi ki: Bi'ri Maune, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken olmuştu, Yemame günü de Ebu Bekir'in halifeliği döneminde Müseylimetu'I-Kezzab'ın öldürüldüğü gündür."
Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: "Hendek kazıldığında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in karnının ileri derecede içeriye çekilmiş olduğunu gördüm. Ben de kalkıp hanımımın yanına gittim. Yanında (yiyecek) bir şey var mı diye sordum .. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in (açlıktan dolayı) karnının ileri derecede içeriye çekilmiş olduğunu gördüm, dedim. Bana içinde bir sa' arpa bulunan bir torba çıkardı. Ayrıca bizim evde küçük bir hayvanımız vardı. Onu da kestim, hanımım da arpayı öğüttü. Ben işimi bitirdiğimde, o da işini bitirmişti. Kestiğim hayvanı parçalayıp tenceresine koydum. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. Hanımım: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile beraberindekileri getirerek beni onlara karşı mahcup etme, dedi. Ben de onun yanına gidip gizlice ona: Ey Allah'ın Resulü, Bir hayvancığımız vardı, onu kestik ve evimizde bulunan bir sa' kadar arpayı da öğüttük. Sen ve beraberinde birkaç kişi ile birlikte (bize) buyurun, dedim. Bu sefer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey hendektekiler, Cabir bize yiyecek bir şeyler hazırlamış bulunuyor, haydi gidelim diye seslendikten sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem (bana) dedi ki: Ben gelinceye kadar sakın tencerenizi indirmeyiniz, hamurunuzu da pişirmeyiniz. Ben ve misafirlerin önünde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bulunduğu halde geldik. Nihayet hanımımın yanına varınca o: Şöyle şöyle olasın dedi. Ben ona: Ben senin dediğini yaptım dedim. Hanımım bir miktar hamur çıkarıp Nebi'in önüne koydu, o da ona tükürdü ve bereketlenmesi için dua etti. Daha sonra tenceremize doğru gitti, ona da tükürdü ve bereketlenmesi için dua ettikten sonra şöyle buyurdu: Ekmek pişirecek bir kadın daha çağır da seninle birlikte o da ekmek pişirsin. Tencerenizden de kepçeyle al,. Fakat onu ocaktan indirme. Onlar da bin kişi idiler. Allah adına yemin ederim ki hepsi de (doyduklarından dolayı) yemeği bırakıp bir kenara çekilinceye kadar yediler. Tenceremiz ise olduğu gibi kaynayıp taşıyor, hamurumuz da pişirilip durduğu halde olduğu gibi duruyordu."
İmran b. Husayn dedi ki: "Temim oğulları Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelince şöyle buyurdu: Ey Temim oğulları sizlere müjdeler olsun. Onlar: Madem bize müjde verdin. O halde bize (dünyalık) bir şeyler ver dediler. Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzü değişti. Yemen ahalisinden de bazı kimseler gelince, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Müjdeyi siz kabul ediniz. Çünkü Temim oğulları onu kabul etmediler. Yemenliler de: Kabul ettik ey Allah'ın Resulü, dediler."
İbn Abbas'tan rivayete göre kişi Beyt'i tavaf etti mi ihramdan çıkmış olur. Ben (Ata'dan rivayet eden İbn Cüreyc): İbn Abbas bunu nereden söyledi diye sordum. O: Yüce Allah'ın: "Sonra (o kurbanlıkların) varacakları yer el-Beytu'I-Atik'dir." [Hac, 33] buyruğu ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabına Veda haccında ihramdan çıkmalarını emretmiş olduğundan hareketle söylemiştir, dedi. (İbn Cureyc) ben: Ama bu ancak el-Muarraftan (Arafat'ta vakfe yaptıktan) sonradır dedim. (Ata) dedi ki: İbn Abbas Arafat'ta durmadan önce de, sonra da bu (ihramdan çıkma) görüşte idi."
İbn Abbas'tan şöyle dediği nakledilmiştir: "Hz. Ömer dedi ki: Bizim en güzel Kur'an okuyanımız, Ubeyy İbn Ka'b; en iyi hüküm verenimiz Ali İbn Ebı Talib'dir. Yine de biz, Ubeyy'in sözüne itibar etmeyiz. Çünkü o, 'Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiğim bütün ayetleri hafızamda tutuyorum.' iddiasını ileri sürdürmektedir. Halbuki Allah Teala şöyle buyurmuştur: Biz, bir ayetin hükmünü nesheder veya onu ertelersek (unutturursak) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz."