

Nebi s.a.v.'in küfrün başının doğu tarafında olduğunu söylemesi Mecusilerin inkarda ne kadar ileri gittiklerine işaret eder. Çünkü İranlılar ile onlara bağlı olan Arapların yaşadıkları yerler Medine'nin doğusunda bulunmaktadır. Bunlar kabalık, katılık, kibir, zulüm ve azgınlık gibi kötü hasletlerde zirvededirler. Hatta İranlıların kralı ileride de anlatılacağı gibi Resulullah s.a.v.'in mektubunu yırtıp parçalamış ve fitneler doğu tarafında sürgit devam etmiştir. (Ayrıntılı bilgi için bkz. Kitabü'l-fiten, Bab 16) Horoz, gece vaktini bilme konusunda Allah tarafından diğer canlılarda bulunmayan özelliklerle donatılmıştır. Gerçekten de horoz gece boyunca ardı sıra fazla ses çıkarmadan öterken şafak sökmeden önce ve şafak söktükten sonra vakti hiç şaşırmadan ötmeye devam eder. Gecelerin uzun veya kısa olması onun bu özelliğini hiç etkilemez. Hatta bu yüzden bazı Şafiiler vakit konusunda şaşmayan horozun ötüşüne itibar edileceği konusunda fetva vermişlerdir.
Horozun melek görmesiyle ilgili olarak Kadi iyad şunları söylemiştir: "Kişi, horoz öttüğü zaman dua edince ve Allah'ın fazlından isteyince şu üç ümidi taşır: 1. Bu sırada edilecek dualara meleklerin amin demelerini sağlamak, 2. Meleklerin dua eden kişi için Allah'tan af dilemelerini temin etmek ve 3. Meleklerin o kişinin ihlaslı samimi bir insan olduğuna yönelik şahitliklerini kazanmak. Bu rivayetten şöyle bir sonuç da çıkarılmıştır: Salih insanların bulunduğu yerlerde onların bereketinden istifade ederek dua etmek müstehaptır."
Ebu Hureyre r.a.'in "Ne yani, benim Tevrat'ı okuduğumu mu düşünüyorsun?" şeklindeki sözünü İmam Müslim: "Ne yani, bana Tevrat mı indirildi?" diye nakletmiştir. Bu rivayet, Ebu Hureyre r.a.'in ehl-i kitaba ait rivayetleri nakletmediğini göstermektedir. Ayrıca bir sahabenin içtihat ve akıl yoluyla bilinmesi mümkün olmayan konulardaki rivayetleri hükmen merfu' sayılır. Ka'b'ın, Ebu Hureyre böyle söyledikten sonra herhangi bir cevap vermemesi onun vera sahibi bir insan olduğunu gösterir.
Gerek Ebu Hureyre r.a.'in gerekse Ka'b'ın, Abdullah İbn Mesud'dan nakledilen ve İsrailoğullarının maymun ve domuza dönüştürülmesini (mesh) anlatan rivayetten habersiz oldukları anlaşılıyor. Abdullah ıbn Mesud şöyle demiştir: "Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanında maymun ve domuzdan söz edilince Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Allah mesh sonunda farklı bir yaratığa donüşen canlıların soyunu devam ettirmemiştir. Maymun ve domuz meshten önce de vardı!' buyurdu." Buna göre Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ancak bana öyle geliyor ki bunlar bir ceza olarak) fareye dönüştürülmüş!er" şeklindeki sözünü şöyle anlamak gerekir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yaşayan farelerin, meshe uğramış farelerin soyundan geldiğini kesin olarak bilmiyordu, sadece böyle bir tahminde bulunmuştu. Ancak daha sonra bunların meshe uğramış farelerin soyundan olmadığını bildirdi. İbn Kuteybe konu hakkında şunları söylemiştir: "Eğer hadis sahih değilse benim görüşüm şudur: Maymunlar ve domuzlar meshe uğramış bir şeklde türemişler ve soylarını devam ettirmişlerdir." Ancak bu hadis sahihtir ve konu Kitabü'l-Enbiya başlığı altında ele alınacak hadislerde ayrıntılı bir şekilde işlenecektir.
16. BEŞ TÜR ZARARLI HAYVAN HAREM SINIRLARI İÇERiSiNDE DAHİ ÖLDÜRÜLÜR حدثنا مسدد: حدثنا يزيد بن زريع: حدثنا معمر، عن الزهري، عن عروة، عن عائشة رضي الله عنها: عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: (خمس فواسق، يقتلن في الحرم، الفأرة، والعقرب، والحديا، والغراب، والكلب العقور). Uyurken kandillerin söndürülmesi ve yanan herhangi bir cihaz bırakılmaması konusunda İsti'zan başlığı altında Abdullah İbn Ömer'den merfU. olarak nakledilen hadisi ele alacağız. Bu hadiste Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Uyuduğunuz zaman evlerinizde yanan hiçbir şey bırakmayın!"
İmam Nevevı bu hadisle ilgili olarak şunları söylemiştir: "Abdullah İbn Ömer'den nakledilen bu hadis, kandil ateşi veya bunun dışındaki bütün ateşleri kapsamına almaktadır. Fakat duvarlara asılan kandiller için hüküm değişik olabilir. Buna göre eğer asılı kandiller dolayısıyla ateş çıkabileceği korkusu varsa bunların da söndürülmesi gerekecektir. Fakat eğer güvenli bir yerdeyse söndürülmesi gerekmez. Nitekim günümüzde genelde böyle bir güven durumu söz konusudur. Dolayısıyla hadiste bildirilen gerekçe ortadan kalktığı için bu tür kandillerin uyurken söndürülmeden kullanılmasında herhangi bir sakınca yoktur."
Mürselat suresi hakkındaki rivayetten yılanın harem sınırları içerisinde ve yuvasında iken dahi öldürülebileceği sonucu çıkmaktadır. Kediye işkence yaptığı için cehenneme atılan kadınla ilgili olarak Kadı Iyaz şunları söylemiştir: "Bu kadın için şu ihtimallerden söz etmek mümkündür: 1. Kadın kafirdir ve gerçekten cehennemde azap görecektir. 2. Kadın kafirdir ve hesaba çekilme yoluyla azap görecektir.
Çünkü sıkı bir şekilde hesaba çekilmek de bir azaptır. 3. kadın kafirdir ve küfrü dolayısıyla azap görecektir. Ayrıca kediye işkence ettiği için de azabı artırılacaktır. 4. Kadın müslümandır ve kediye işkence ettiği için cehennemde cezalandırılacaktır." İmam Nevevi ise: "Hadisten anlaşıldığı kadarıyla bu kadın müslümandır ve işlediği günah yüzünden cehenneme girmiştir."
İmam Kurtubi bu rivayete dayanarak şunları söylemiştir: "Kedi, beslenmesi ve suyu ihmal edilmiyorsa bağlanabilir. Zira kediler zaptedilmeleri güç hayvanlardır. Kedi dışındaki diğer canlılar için de aynı şeyi söylemek mümkündür. Fakat bunları alıkoyan kişinin beslemesi gerekir." Ancak hadisin bu hükümlere delalet ettiğini söyleyemeyiz. ["Sonra da bu yuvanın yakılmasını emretti" diye tercüme ettiğimiz ifadede geçen yuva kelimesi] Hadiste .... (karınca evi) diye geçen tamlama, Cihad başlığı altında Zühri'den nakledilen rivayette .....
(karınca köyü) şeklinde kullanılmıştır. Her iki ifade de karınca yuvasını anlatır. Araplar canlıların yaşadıkları yerlere ve yuvalarına farklı isimler verirler: İnsanların yaşadıkları yerlere …..(vatan, yurt), develerin barınaklarına (develik), aslanların yuvalarına (in, yatak, mağara), ceylanların ve geyiklerin yaşadıkları yerlere (keler, kertenkele yuvalarına (delik), kuşların barınaklarına (kuş yuvası), eşek arılarının barınaklarına (kovan), arap tavşanının yaşadığı yere Ji\,j ve karıncaların yaşadıkları yere de (karınca yuvası) denir.
Kadi iyad karınca hakkındaki hadise dayanarak şunları söylemiştir: "Bu hadis zarar veren ve can yakan her türlü canlının öldürülebileceğini gösterir."

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.