İbrahim İbn Muhammed İbn Münteşir babasının şöyle dediğini nakletmiştir: "Ben bu konuyu Hz. Aişe'ye sordum. Bana şöyle cevap verdi: Allah Abdurrahman'ın babasına merhametîyle muamele etsin! Halbuki ben Neni (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e koku sürerdim. Sonra o, diğer hanımlarını dolaşırdı. Sabah olunca kendisinden güzel koku yayıldığı halde ihrama girerdi. Tekrar:
270.
Enes İbn Malik (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Bazen namaza başlarken uzun uzun kılmak istiyorum. Fakat bir çocuk ağlamasını duyunca kısa tutuyorum. Çünkü annenin çocuğun ağlaması dolayısıyla içinde hissettiği acıma duygusunu çok iyi biliyorum." Bu Hadislerden Çıkarılan Sonuçlar 1. Çocukların mescide getirilmesinde herhangi bir sakınca yoktur. Ancak bu hüküm hemen kabul edilebilecek gibi değildir. Çünkü çocuk ağladığında sesi duyulabilecek kadar mescide yakın bir evde bırakılmış olabilir. 2. Kadınlar erkeklerle birlikte cemaat olup namaz kılabilir. 3. Resûlullah ashabına ve ümmetine karşı çok şefkatli ve merhametli idi. 4. Namaz kıldırırken hem yaşlılar hem de çocuklar dikkate alınmalıdır. Resûlullah'ın uzun uzun kılmak istiyorum" diye niyetlendiği halde çocukları ve annelerini düşünerek bundan vazgeçmesi, müstehap olan bir iş yapmak üzere niyet edildikten sonra bundan vazgeçilebileceğini, söz konusu niyetin yerine getirilmesinin vacib olmadığını gösterir. Resûlullah (s.a.v.)'in namazı annenin hissettiği acıma duygusu dolayısıyla kısalttığını göz önünde bulunduran bazı âlimler: "İmam birisinin cemaate katılmak üzere mescide girdiğini hissederse rükûyu uzatabilir" demişlerdir. Fakat Ibnü'l-Müneyyir bu görüşle ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapmıştır: "Namazı uzatmak ile kısa tutmak birbirinden tamamen farklı iki durumdur. Dolayısıyla namazın kısaltılmasını uzatmaya kıyas etmek doğru olmaz. Ayrıca bu hüküm Resulullah (s.a.v.)'in gözettiği maksada da aykırıdır. Çünkü Resûlullah hafifletme yoluna gittiği halde bu hüküm sırf bir kişi için bütün bir cemaatin bekletilmesine ve sıkıntıya sokulmasına sebep olmaktadır." Fakat gelen kişinin namaza yetişebilmesi için rükûnun uzatılabileceği ile ilgili hüküm cemaate sıkıntı vermeyen durumlar için geçerli olabilir. Nitekim Ahmed Ibn Hanbel, İshâk İbn Râhûye ve Ebû Sevr gibi âlimler bir kimsenin cemaate yetişebilmesi için rükûnun uzatılabilmesini cemaate sıkıntı vermemesi kaydıyla kabul etmişlerdir. İbn Battal ve ondan daha önce Hattâbî bu görüşle ilgili olarak şu açıklamayı yapmışlardır: "Dünyevî bir ihtiyacın giderilmesi İçin namazın kısaltılması caiz olduğuna göre, dînî bir ihtiyacın giderilebilmesi için namazı uzatmak haydi haydi caiz olmalıdır." Kurtubî, İbn Battal ve Hattâbî tarafından yapılan bu değerlendirme hakkında şunları söylemiştir: "Namazın uzatılması durumunda namaza matlûb olmayan bir eklemede bulunulmuş olur. Halbuki namazı kısaltmak böyle değildir (çünkü kısaltma durumunda herhangi bir çıkarma olmaz), hatta daha güzel ve daha geçerlidir." Konuyla ilgili olarak Şafiî mezhebine mensup âlimler arasında da görüş ayrılıkları bulunmaktadır. İmam Nevevî Şafiî mezhebinin görüşünü "Mutlak olarak bu durumda namazı uzatmak müstehaptır" şeklinde nakletmiştir. Fakat Mehâmilî'nin et-Tecrid adlı eserinde bunun mekruh olduğu zikredilmektedir. Evzâi, İmam Mâlik, Ebu Hanife ve Ebû Yûsuf'un görüşleri de mekruh olduğu yönündedir. Hatta İmam Muhammed: "Bu uzatmanın şirk olmasından korkarım" demiştir. KİTABU’L-CEMAAT VE’L-İMAME EK SAYFA – 408-1 باب: إذا صلى ثم أم قوما. 66. Namazı Kılan Bir Kimsenin Daha Sonra Aynı Namazı Başkalarına Kıldırması […]
Ümmü Atiyye'den nakledilmiştir: "Bize bayram namazları için namazgaha çıkmamız emredildi. Biz de bunun üzerine hayız olan olmayan bütün kadınları, evlilik çağına yaklaşmış genç kızlar ile kendilerine ev içinde özel bir oda ayrılmış olan genç kızları - bu rivayet nakledenlerden İbn Avn farklı bir ifade ile şöyle demiştir; kendilerine ev içinde özel bir oda ayrılan evlilik çağına yaklaşmış genç kızları - musallaya çıkardık. Namazgaha kadar gelen kadınlar (namaz kılmazdı fakat) namazgahtan ayrı bir yerde durup müslümanların cemaat halinde olduğu ve topluca dua ettiği ortamlara şahit olurlardı."
Enes İbn Malik (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yağmur duası dışında hiçbir duada ellerini kaldırmazdı. Yağmur duası sırasında ellerini kaldırdığında ise koltuk altlarındaki beyazlık bile görünürdü. Tekrar:
3565,
6341.
Mücahid şöyle anlatır: "İbn Abbas r.a.'ın yanında bulunuyorduk. Deccal'ın iki gözü arasında "kafir" yazılı bulunduğundan söz ettiler. İbn Abbas r.a., "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den böyle bir şey duymadım. Fakat O Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Sanki Musa'ya vadiye indiği zaman telbiye eder bir halde bakmaktayım" buyurmuştur." Tekrar:
3355,
5913Nu'man İbn Beşîr r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Helal bellidir, haram da bellidir. Bu ikisi arasında şüpheli olan bazı şeyler vardır. Kim günah olup olmadığı şüpheli olan bir şeyi terk ederse, günah olduğu kesin olan bir şeyi daha çok terk eder. Kim günah olup olmadığı şüpheli olan bir şeye karşı cür'et ederse, günah olduğu kesin olan bir şeye düşebilir. Günahlar Allah'ın koruluğudur. Kim koruluğun etrafında koyun otlatırsa çok geçmeden koyunlar koruluğa dalabilir." Tekrar:
2218,
2421,
2533,
2745,
4303,
6749,
6765,
6817,
7182Habbab r.a. şöyle demiştir: Ben cahiliye döneminde demirci idim. As Ibn Vail'de alacağım vardı. Ben alacağımı istemek için ona gittiğimde bana "Muhammed'i inkar etmedikçe sana alacağını vermem" dedi. Ben "Allah seni öldürüp de diriltinceye kadar ben Muhammed'i inkar etmem" dedim. O "Ben ölüp de dirilinceye kadar beni bırak. Bana dirildikten sonra mal ve çocuk verilecek. Sana borcumu bundan öderim" dedi. Bunun üzerine şu ayetler indirildi: (Resulüm!) ayetlerimizi inkar eden ve "Muhakkak surette bana mal ve evlat verilecek" diyen adamı gördün mü? O, ğaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı?"[Meryem 77,78] Tekrar:
2275,
2425,
4732,
4733,
4734,
4735Ebu Hureyre r.a.'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "İçimden namaz için ezan okunmasını emrettikten sonra namaza gitmeyerek, namaz için cemaate gelmeyenlerin evlerine gidip evlerini yakmayı geçirdim."
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle dedi: "Paça yemeye bile davet edilsem giderim; paça da hediye edilse kabul ederim." Tekrar:
5178İbn Abbas r.a.'dan rivayet edilmiştir: Hilal b. Ümeyye r.a. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in huzurunda hanımının Şerik b. Sahma ile zina ettiğini söylemişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ya şahit getirirsin, ya da sırtına sopa yersin" buyurdu. Hilal: "Ey Allah'ın Resulü! Bir adam hanımının üzerinde bir erkek gördüğünde hiç gider de şahit arar mı?" dedi. Hz. Nebi yine: "Ya şahit getirirsin, ya da sırtına sopa yersin" buyurdu. İbn Abbas daha sonra lian hadisini zikretti. Tekrar:
4747,
5307Cabir İbn Abdullah şöyle demiştir: "Biz yüksek bir yere çıktığımız zaman tekbir getirir, indiğimizde ise tesbih lafzını (sübhanallah) söylerdik."
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ri'l, Zekvan, Usayye ve Lihyan oğulları kabilelerinden İslam'ı kabul ettiklerini söyleyen bazı kimseler Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldiler ve kabilelerine karşı mücadelelerinde yardımcı olması için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den destek birlikleri istediler. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem de Ensar'ın önde gelenlerinden yetmiş kişiyi onlarla birlikte gönderdi. Biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gönderdiği bu kimselere Kurra derdik. Onlar gündüzleri odun toplayarak geçimlerini sağlar ve geceleri de namaz kılarak ibadetle geçirirlerdi. İşte onların yardımına başvuran bu insanlar hainlik ettiler ve ashabın önde gelen bu kurralarını pusuya düşürüp şehit ettiler. Bunun üzerine ResuI-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir ay boyunca Ri'l, Zekvan ve Lihyan oğulları kabilelerine namazda kunut dualarını okuyarak beddua etti." Katade şöyle demiştir: "Enes İbn Malik r.a. ashabın şehit edilen bu sahabiler hakkında Kur'an cümlesinden olarak şu ayeti okuduklarını bize anlattı: "Haydi, kavmimize bizim hakkımızda şu haberi verin: Biz Rabbimize kavuştuk, Rabbimiz bizden hoşnut oldu ve bizi de halimizden hoşnut kıldı." Ancak daha sonra bu ayet ref' edildi (kaldırıldı).
Ebu Zer'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Cebrail bana, 'Senin ümmetinden Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmaksızın ölenler cennete girecektir veya cehenneme girmeyecektir' dedi." Ben: "Zina etse ve hırsızlık yapsa bile, öyle mi?!" deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Evet!" buyurdu.
İbn Ebi Müleyke'nin naklettiğine göre Abdullah İbn Ömer yılanları öldürürdü fakat daha sonra bunu yasakladı. İbn Ömer şöyle demişti: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir bahçe sökerken orada bir yılan derisi gördü ve: 'Bakın, yılanı bulun ve öldürün!' buyurdu. Oradakiler de aramaya koyuldular. İşte ben yılanları bu yüzden öldürüyordum.
Fakat bir defasında Ebu Lübabe ile karşılaştım ve bana Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: 'Sırtında iki beyaz çizgi bulunan zehirli, kuyruğu küt / güdük yılanlar dışındaki yılanları öldürmeyin. Böyle olan yılanlar hamile kadınların çocuklarını düşürmelerine sebep olur ve gözün nurunu söndürür. Bunları öldürün!' buyurduğunu nakletti."
Ebu Said el-Hudri r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İsrailoğullarından doksan dokuz insan öldürmüş bir adam vardı. Daha sonra çıkıp soruşturmaya koyuldu. Bir rahibin yanına gitti. Ona sorarak: Tevbem kabulolur mu, dedi. Rahip: Olmaz deyince, onu da öldürdü, ama yine sormaya devam etti. Bir adam kendisine: Şu, şu kasabaya git, dedi. Fakat (yolda iken) ölüm ona yetişti. Göğsüyle o kasabaya doğru yöneldi. Rahmet melekleri ile azap melekleri onun hakkında anlaşmazlığa düştü. Yüce Allah bu (taraftaki) yere: Yaklaş diye vahyetti, ötekine de: Uzaklaş diye vahyetti. Sonra: Bu ikisi arasındakini ölçün, dedi. Bu (gideceği) kasabaya bir karış daha yakın olduğu görüldü. Bu sebeple günahları bağışlandı."
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ez-Zevra denilen yerde iken ona bir kap getirildi. Elini o kaba daldırdı. Su, parmakları arasından kaynamaya başladı. Etrafında bulunanlar abdest aldılar." Katade dedi ki: Enes'e: Kaç kişi idiniz, diye sordum. O: "Üçyüz yahut üçyüz kadardık" dedi.
Huzeyfe'den rivayete göre "Ömer b. el-Hattab r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fitne hakkında söylediklerini hanginiz ezbere biliyor? Huzeyfe dedi ki: Ben onu söylediği gibi hıfzetmiş bulunuyorum. Ömer: Haydi söyle, sen cesur birisin, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki: Adamın ailesi, malı ve komşusu dolayısıyla fitneye maruz kalması (günaha düşmesi)ne namaz, sadaka, iyiliği emredip kötülükten alıkoymak keffarettir. Ömer: Benim istediğim bu değiL. Ben denizin dalgaları gibi coşup gelecek olandan söz ediyorum. Huzeyfe dedi ki: Ey mu'minlerin emiri, ondan dolayı senin için korkacak bir şey yok. Çünkü seninle onun arasında kilitlenmiş bir kapı vardır. Ömer r.a.: Bu kapı açılacak mı yoksa kırılacak mı diye sorunca, Huzeyfe: Hayır kırılacak deyince, Ömer dedi ki: Böyle ise muhtemelen kapanmayacaktır. Bizler (Huzeyfe'ye): (Ömer) kapının kim olduğunu bildi mi, diye sorduk. Huzeyfe: Evet dedi. Yarın gelmeden önce bu gecenin geleceğini bildiği gibi biliyordu. Çünkü ben ona yalan yanlış olmayan bir hadis nakletmiştim. Bizler ona sormaya çekindiğimiz için Mesruk'a söyledik de ona sordu: Peki kapı kimdi, o: Ömer'di dedi."
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bedir günü, Ebu Cehil'in ne yaptığına kim bakacak, diye buyurdu. İbn Mes'ud gitti. Ebu Afra'nın iki oğlunun hareketsiz yere yıkılıncaya kadar vurmuş olduklarını gördü. Sakalından tutarak, sen ha, ey Ebu Cehil, dedi. Ebu Cehil: Kavmi tarafından öldürülen --yahut sizin kendisini öldürdüğünüz, dedi-- bir adamdan daha başka ne olabilir, dedi."
Suveyd b. en-Nu'man -ki ağaç(ın altında bey'at eden) ashabdandı dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashabına bir (miktar) sevik getirildi de onu çiğnediler."
Ebu Hureyre r.a. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu aktardı: "Size Yemen halkı geldi. Onlar yürekleri en yufka, kalpleri en yumuşak olanlardır. İman Yemenlidir, hikmet Yemenlidir, böbürlenmek ve büyüklenmek deve sahiplerinde, ağır başlılık ve sükunet ise koyun sahiplerindedir." Diğer tahric edenler: Tirmizi Menakib; Müslim, İman […]
Abdullah'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "İmanlarına herhangi bir haksızlık karıştırmayanlar" ayeti indiği zaman, Hz. Nebi'in ashabı: "Hangimiz zulmetmedi ki?" dedi. Bunun üzerine, "Kuşkusuz şirk, büyük bir haksızlıktır, "Lukman 13 ayeti nazil oldu.
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Hilal İbn Ümeyye Hz. Nebi'in yanında hanımını Şerık İbn Sehma ile zina etmekle suçladı. Bunun üzerine Hz. Nebi; "Ya delil getirirsin, ya da sana had cezası uygulanm," dedi. Bunun üzerine Hilal "Ey Allah'ın elçisi! Bizden biri hanımının üzerinde birini görecek, [onları öylece bırakıp] delil aramaya mı koyulacak?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Ya delil getirirsin, ya. da sana had cezası uygularım," demeye devam etti. Bunun üzerine Hilal: "Seni hak ile gönderene yemin ederim ki, ben doğru söylüyorum! Andolsun ki, Allah Teala beni had cezasından kurtaracak bir ayet indirecektir," dedi. Sonra Cebrall aleyhisselam indi ve Hz. Nebi'e "Eşlerine zina isnadında bulunup da ... "(Nur 6) ayetinden başlayıp "Eğer (kocası) doğru söyleyenlerden ise" 899 ayetine kadar olan kısmı indirdi. Bunun üzerine Hz. Nebi oradan ayrıldı ve Hilal'in hanımına haber gönderdi. Sonra Hilal geldi ve şahitlik yaptı. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Elbette Allah ikinizden birinin yalancı olduğunu biliyor. İçinizden tevbe edecek biri yok mu?" buyurdu. Sonra Hilal'in hanımı kalkıp şahitlik etti. Beşinci yeminine gelince onu durdurmak istediler. Etrafındakiler: "Bu beşinci yemin, azabı getirir," dediler. İbn Abbas olayı anlatmaya şöyle devam etti: Kadın duraksadı ve geri döndü. Hatta biz, vazgeçeceğini zannettik. Sonra kadın: "Bu günden sonra kavmimi rezil etmeyeceğim," dedi ve beşinci yeminini yaptı. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu kadını takip edin. Eğer gözleri sürmeli, kalçaları iri ve baldırı kalın bir çocuk doğurursa, bilin ki, çocuğun babası Şerik İbn Sehma'dır." Kadın, Hz. Nebi'in tavsif ettiği tipte bir çocuk doğurdu. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Eğer Allah'ın kitabında bu konuda hüküm/mülaane hükmü verilmemiş olsaydı, bu kadına vereceğim ceza başka olacaktı."
Mesruk'tan şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Hassan İbn Sabit Hz. Aişe'nin yanına girdi ve ona iltifatta bulunup şu beyitleri okudu: Hiçbir şüphe ile itham edilmeyen iffetli ve ağırbaşlı Habersiz kadınların etini yemeden aç çıkar sabahlara Bunun üzerine Hz. Aişe şöyle söyledi: "Ama sen ... " Ben de Hz. Aişe'ye; "Allah Teala 'Onlardan (elebaşlık yapıp) bu günahın büyüklüğünü yüklenen kimse' (Nur 11) buyurmuşken, böylelerinin yanına girmesi için izin mi veriyorsun?" dedim. O da; "Körlükten daha büyük azab mı olur!" dedi ve arkasından şunu ekledi: Hassan Hz. Nebi'i şiirleri ile savunurdu.
Ebu Hureyre r.a.'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Erkek, hanımını yatağına davet ettiği takdirde kadın gelmeyi kabul etmezse sabahı edinceye kadar melekler ona lanet okur."
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Hilal İbn Umeyye hanımına kazfte (zina isnadında) bulundu. Bunun üzerine gelip şahitlik etti. Bu arada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: Şüphesiz Allah sizden birinizin yalancı olduğunu biliyor. İkinizden tevbe edecek birisi yok mu, diyordu. Daha sonra karısı kalktı ve o da şahitlikte bulundu."
ibn Ebi Leyla'dan, dedi ki: "Biz Huzeyfe ile birlikte çıktık. Huzeyfe Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu zikretti: Altın ve gümüş kaplarda içmeyiniz. İpek ve atlas da giyinmeyiniz. Çünkü bunlar kıyamet gününde onlarındır, ahirette de sizin olacaktır."
İbn Abbas'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Lahyu Cemel denilen bir su yakınında ihramlı olduğu halde, kendisinde bulunan bir baş ağrısı dolayısı ile hacamat yaptırdı."
İbn Abbas'tan rivayete göre "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ihramlı olduğu halde kendisinde bulunan bir başağrısı dolayısı ile hacamat yaptırdı."
Enes r.a.'dan, dedi ki: "Ümmü Süleym doğum yapınca bana: Ey Enes, bu çocuğa dikkat et. Onu sabah Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e damağına tatlı bir şey çalmak (tahnik etmek) için götürünceye kadar, sakın ağzına bir şey girmesin, dedi. Sabah çocuğu alıp yanına götürdüm. O bir bahçede idi ve üzerinde Hureysı bir hamisa vardı. O sırada da fetih (zafer) dolayısıyla kendisine ganimet olarak gelmiş bulunan yük develerini damgalıyordu."