İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre: "Ve sizi birbirinizle tanışasınız diye kavimlere ve kabilelere ayırdık" buyruğu hakkında dedi ki: "şu'ub (kavimler), büyük kabileler demektir. Kabileler (el-kabail) ise batınlar (boylar) demektir."
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, insanların en . kerimi kimlerdir diye soruldu. O: En takvalılarıdır, dedi. Biz sana bunu sormuyoruz, dediler. O zaman Allah'ın Nebii Yusuftur, dedi."
Kuleyb b. Vail dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üvey kızı Ebu Seleme'nin kızı Zeyneb'e: Sence Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mudar'dan mı idi, diye sordu. O: O, Mudar'dan en-Nadr b. Kinane'nin oğullarından başkasın(ın soyun)dan mı idi ki? dedi." Tekrar:
3492Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üvey kızı -zannederim adı Zeyneb idi- dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, (Cahiliye döneminde içki yapıp saklama kabı olarak kullanılan) kabağın, sırlı testilerin, katranlanmış ve ziftlenmiş kapların kullanılmasını nehyetti. Ben (hadisi Zeyneb'ten rivayet eden Kuleyb) ona dedim ki: Bana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kimlerden olduğunu haber ver, o Mudar'dan mı idi? Dedi ki: Ya Mudar'dan başka kimden olacaktı? O, en-Nadr b. Kinane'nin çocuklarındandır."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizler, insanları(n) madenler (gibi) görürsünüz. Cahiliye döneminde onların en hayırlıları fıkhetmeleri şartıyla İslamda da en hayırlılarıdır. Bu hususta {yönetici olmayı istemekte} insanların en hayırlılarının da, ondan en çok hoşlanmayanlar olduğunu göreceksiniz." Tekrar:
3496 ve 3588
"İnsanların en kötülerinin ise şunlara bir yüzle, berikilere bir (başka) yüzle giden iki yüzlü kimse olduğunu göreceksiniz. " Tekrar:
6058 ve 7179
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu hususta insanlar Kureyş'e tabidirler. Müslüman olanlar Müslüman olanlarına tabidir, kafir olanları da kafir olanlara tabidir."
"İnsanlar madenler (gibi)dir. Cahiliye döneminde hayırlı olanlar fıkhetmeleri şartıyla İslamda da hayırlılardır. Sizler insanların en hayırlıları arasında . bu işe -içine düşünceye kadar- en çok tiksinen kimselerin olduğunu göreceksinizdir."
İbn Abbas r.a.'dan: "Akrabalıkta sevgiden başka"[Şura, 23] (buyruğunu okuyunca) Said b. Cubeyr: "Maksat" Muhammed'in akrabalığıdır deyince, İbn Abbas dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendileriyle akrabalığı bulunmadığı Kureyş'in hiçbir kolu yoktur. İşte bu ayet ona bu hususta nazil olmuştur. Benimle sizin aranızdaki akrabalık bağını gözetmenizden başka(sını istemiyorum, demektir.)" Tekrar:
4818Ebu Mes'ud'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: "Fitneler işte bu taraftan, doğu tarafından gelmiştir (gelecektir). Katılık ve haşin kalplilik, develerin ve ineklerin kuyrukları dibinde bulunan, çölde yaşayan, ekinlerini sürerken yüksek sesle bağırıp çağıran Rabia ile Mudarlılar arasındadır."
Ebu Hureyre r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Övünmek ve kibirlilik çöllerde yaşayan, deve sahibi, çığırtkan bedevilerde görülür. Ağır başlılık ve sükunet koyun sahiplerinde olur. İman da Yemenlidir, hikmet de Yemenlidir." Ebu Abdullah dedi ki: Yemen'e bu adın veriliş sebebi Ka'be'nin sağında oluşundan, Şam'a da bu adın verilişi Ka'be'nin solunda oluşundan dolayıdır. Meş'eme, meysera (solda olmak) demektir; el-yedu'l-yusra eş-şu'ma (sol el) demektir. Sol tarafa da el-eş'em denilir.
Abdullah b. Amr b. el-As'dan rivayete göre o Kahtan'dan bir hükümdar çıkacağını anlatırken Muaviye kızdı. Ayağa kalktı. Yüce Allah'a layık olduğu şekilde övgüde bulunduktan sonra dedi ki: Bana ulaştığına göre sizden bazı adamlar Allah'ın Kitabında olmayan Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den nakledilmeyen bazı hadisleri naklediyorlar. Onlar sizin cahillerinizdir. Sahiplerini sapıklığa götüren temennilerden kendinizi koruyunuz. Çünkü ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Bu iş Kureyşliler arasında (kalacak)dır. Bir kimse onlara düşmanlık edecek olursa mutlaka Allah da onu yüzüstü yıkar. Dini dimdik ayakta tuttukları sürece. " Tekrar:
7139İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Bu iş (yönetim), onlardan iki kişi dahi kalsa Kureyşliler arasında kalmaya devam edecektir. " Tekrar:
7140Cubeyr b. Mut'im dedi ki: Ben ve Osman b. Affan beraber yürüdük. (Osman r.a.) dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, sen Muttalib oğullarına verdin ve bizi bıraktın. Oysa biz de, onlar da sana aynı derecede yakınız. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Evet, Haşimoğulları ile Muttalib oğulları gerçekten aynı şeydir."
Urve b. ez-Zubeyr dedi ki: "Abdullah b. ez-Zübeyr, Zühre oğullarından birkaç kişi ile birlikte Aişe'nin yanına gitti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e olan akrabalıkları dolayısıyla onlara karşı her şeyden çok ince (ve hassas) idi." Tekrar:
3505 ve 6073
Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kureyşliler, Ensar, Cuheyne, Eslem, Eşca' ve Ğıfar benim mevlalarımdır. Onların Allah'tan ve Resulünden başka mevlaları yoktur."
Urve b. ez-Zubeyr dedi ki: Abdullah b. ez-Zubeyr, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile Ebu Bekir'den sonra Aişe'nin insanlar arasında en sevdiği kişi idi. o da bütün insanlar arasında ona karşı en iyi davranan kimse idi. Allah'ın rızkından kendisine gelen hiçbir şeyi elinde tutmaz, tasadduk ederdi. İbnu'z-Zubeyr: Bunun bu gibi tasarruflardan alıkonulması gerekir deyince, Aişe r.anha: Benim mi tasarrufum engellenecek, dedi. Onunla konuşmamayı adıyorum. İbnu'z-Zubeyr Kureyşli bazı adamları ve özellikle de Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in deyılarını ona şefaatçi gönderdi. Ancak o kabul etmedi. Aralarında Abdurrahman b. el-Esved b. Abd-i Yeğus ile el-Misver b. Mahreme'nin de bulunduğu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in deyıları olan Zühre oğullarına mensup kimseler ona dediler ki: Biz ondan (yanına girmek için) izin istediğimizde sen de kendini içeri hicabı geçerek yanına gir. O da bunu yaptı. (Daha sonra yemin keffareti dolayısıyla azat etmek üzere) ona on köle gönderdi, o da bu köleleri azad etti. Bundan sonra köle azad etmeye devam etti. Nihayet azad ettiği kölelerin sayısı kırka ulaştı ve şöyle dedi: "Keşke yemin ettiğim zaman yapıp da bitireceğim bir ameli sözkonusu etmiş olsaydım."
Enes r.a.'den rivayete göre Osman r.a., Zeyd b. Sabit, Abdullah b. ez-Zubeyr, Said b. el-As ve Abdurrahman b. el-Haris b. Hişam'ı çağırdı. Onlar da onları (kuran'ın yazılı olduğu sahifeleri) Mushaflara istinsah ettiler (aynen kopya edip yazdılar). Osman, Kureyş'ten olan üç kişiye dedi ki: "Sizler kuran'ın herhangi bir lafzı hakkında Zeyd b. Sabit ile görüş ayrılığına düşecek olursanız onu Kureyş diliyle yazınız. Çünkü o ancak onların diliyle inmiştir." Onlar da bunu yerine getirdi. Tekrar:
4984 ve 4987
Seleme r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, pazarda Eslemlilerden birbirleriyle ok atma yarışı yapan bir topluluğun yanına çıkageldi. Ey İsmailoğulları, ok atınız, çünkü sizin babanız da bir atıcı idi. Ben de -iki kesimden birisini kastederek- filan oğullarıyla birlikteyim deyince, onlar da ellerini geri çektiler. Onlara: Ne oldu, diye sorunca, sen filan oğullarıyla birlikte olunca biz nasıl atış yapabiliriz, dediler. Bu sefer haydi atınız, ben hepinizle beraberim, diye buyurdu."
Ebu Zer' r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir: "Bildiği halde babasından başkasına mensup olduğunu iddia eden bir adam, mutlaka Allah'a karşı kafir olur. Kendileriyle bir nesep bağı olmayan bir kavimden olduğunu iddia eden bir kimse de cehennem ateşindeki yerine hazırlansın. " Tekrar:
6045Vasile b. el-Eska' didi ki: ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "En büyük iftiralardan birisi de bir adamın babasından başka birisinden olduğunu iddia etmesi yahut gözünün görmediği şey hakkında gördüğünü söylemesi ya da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem aleyhine söylemediğini söylemesidir. "
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Abdu'l-Kays heyeti ResuluIlah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek dediler ki: Ey Allah'ın Resulü, Rabialıların bir kolu olan bizler ile senin aranda Mudar kafirleri bir engel teşkil etmektedir. Bundan dolayı biz senin yanına ancak her haram ayda ulaşabiliyoruz. Keşke bize senden alıp öğreneceğim iz ve geride şeyi emrediyor, dört şeyden de sizi nehyediyorum: Allah'a iman (demek olan) Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şahadet getirmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek ve ganimet olarak aldıklarınızın beşte birini Allah'a vermektir. Diğer taraftan sizlere kabağı, sırlı testileri, oyularak kap haline getirilmiş kütükleri ve ziftlenmiş kapları (kullanmanızı) yasaklıyorum. "
Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i minber üzerinde iken şöyle buyururken dinledim: ''Doğu tarafına işaret ederek Dikkat edin, fitne buradan şeytan'ın boynuzunun çıktığı yerden çıkacaktır." Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Hadis-i şerif te bilinen nesebin reddedilerek başka bir nesep iddiasında bulunmanın haram olduğu belirtilmektedir. Hadis-i şerif bunun için de ilim (bilmek) kaydını getirmiş bulunmaktadır. İster olumlu, ister olumsuz iddia halinde bilgi kaydı kaçınılmazdır. Çünkü günah, bir şeyi bilen ve onu kasti olarak yapan kimse için sözkonusudur. 2- Hadisten -daha önce açıkladığımız gibi- kesin olarak vazgeçirmek maksadıyla masiyetler hakkında küfür lafzının kullanılmasının caiz olduğu anlaşılmaktadır. Müslim'in rivayetinden, davacıya ait olmayan bir şeyi iddia etmenin haram olduğu da anlaşılmaktadır. Böylelikle bunun kapsamını bilmek, öğrenmek, nesep, durum, salih oluş, nimet, vera' bağı ve buna benzer bütünbatıl iddialar da girmektedir. Bu haksız iddianın doğuracağı kötülüğün çoğalması ile haramlığın vurgusu da artar. "Şüphesiz en büyük iftiralardan birisi de" (anlamındaki) buyrukta geçen "elfira: iftiralar" kelimesi "firye"nin çoğuludur. Firye ise yalan ve bühtan demektir. Hadis-i şerifte bu üç hususta yalan söylemenin ne kadar ağır olduğu belirtilmektedir. Bu üç husus rüya da görmemiş olduğu halde bir şeyi gördüğünü bildirmek, babasından başkasından olduğunu iddia etmek ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e yalan bir şeyi isnad etmektir. Bu sonuncusu ile ilgili gerekli açıklamalar daha önce İlim bahsinde geçmiş bulunmaktadır. (Hadis no: 106'da) Rüya ile alakalı yalan iddiaya gelince, buna dair açıklamalar da Rüya Tabiri bölümünde gelecektir. Yalan yere nesep iddiasına gelince, bu da bundan önceki babta, az önce geçmiş bulunmaktadır.
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kureyşliler, Ensar, Cuheyne, Muzeyne, Eslem, Ğıfar ve Eş'ca' benim velilerimdir. Onların da Allah'ın ve Resulünün dışında bir velileri yoktur."
Nafi'den, o da Abdullah'tan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem minber üzerinde iken dedi ki: "Ğrfar'a Allah mağfiret buyursun. Eslemlilerle Allah silm yapsın. Usayya ise Allah'a ve Resulüne isyan etti."
Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Eslemlilere Allah silm (barış) yapsın. Ğifarlılara da Allah mağfiret buyursun."
Abdullah b. Ebi Bekre, babasının şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Cuheyne, Muzeyne, Eslem ve Ğıfarlıların, Temim oğullarından, Esed oğullarından, Abdullah b. Gatafan oğullarından, Amir b. Sa'saa oğullarından hayırlı olmalarına ne dersiniz? Bunun üzerine bir adam: Ziyan ettiler, hüsrana uğradılar (demektir), dedi. Allah Resulü şöyle cevap verdi: (Evet) onlar Temim oğullarından, Esed oğullarından, Abdullah b. Gatafan oğullarından ve Amir b. Sa'saa oğullarından hayırlıdırlar. " Tekrar:
3516,
6635Abdurrahman b. Ebi Bekre, babasından rivayet ettiğine göre el-Akra' b. Habis, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedi ki: Sana Eslem, Ğıfar ve Muzeynelilerden --zannederim Cuheyne'den de dedi. Şüphe eden ravilerden İbn Ebi Ya'kub'tur-- hacıların mallarını çalan kimseler bey'at etti. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Eğer Eslem, Ğıfar, Muzeyne --zannederim Cuheyne de dedi-- Temim oğullarından Amir ve Esed oğullarından ve Gatafan'dan hayırlı iseler ne dersin? Zarara ve hüsrana uğrarlar (değil mi?) (el-Akra' b. Habis): Evet dedi. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: Nefsim elinde olan'a yemin ederim ki şüphesiz onlar berikilerden hayırlıdır."
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "(Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Eslem, Ğıfar ve Muzeyne ile Cuheyne'den bir kesim -ya da: Cuheyne yahut Muzeyne'den bir kesim diye buyurdu- Allah nezdinde -ya da: Kıyamet gününde dedi- Esed, Temim, Hevazin ve Gatafan'dan hayırlıdır."
[-3518-] Ebu Hureyre r.a'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kahtan'dan insanları önüne katıp, asasıyla sürecek bir adam çıkmadıkça Saat (Kıyamet) kopmayacaktır." Tekrar:
7117Cabir r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte gazaya gittik. Etrafında muhacirler toplandı ve oldukça kalabalık oldular. Muhacirlerden oldukça güçlü, kahraman birisi vardı. Ensardan birisine vurdu. Ensardan olan kişi de oldukça öfkelendi ve nihayet herkes kendi taraftarlarını yardıma çağırdı. Ensardan olan kişi: Ey ensar yetişin, dedi. Muhacirlerden olan kişi de: Ey muhacirler yetişin, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem çıkıp dedi ki: O şekilde dava gütmeyi bırakınız; çünkü o çok pis bir şeydir. Abdullah b. Ubeyy b. Selul: Bizim aleyhimize taraftarlarını yardıma mı çağırdılar? Andolsun Medine'ye dönecek olursak, daha aziz olan oradan daha zelil olanı çıkartacaktır, dedi. Bunun üzerine Ömer dedi ki: Ey Allah'ın Nebii, bu pis herifi öldürmeyelim mi? Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: İnsanlar o ashabını öldürüyordu diye konuşmamalı." Tekrar:
4905 ve 4907
Abdullah r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Yanaklarına vuran, yakalarını yırtan, cahiliye davasını güden kimseler bizden değildir."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Amr b. Luhay b. Kamia b. Hindif Huzaahların babasıdır."
Said b. el-Müseyyeb dedi ki: "Bahira, tağutlar (putlar) adına başkası tarafından sağılması yasaklanan ve hiç kimse'nin sağmadığı (deve) vurulmayan (deve) demektir." Ebu Hureyre dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben Huzaalı Amr b. Amir b. Luhay'ı cehennemde bağırsaklarını sürüklerken gördüm. O, saibeleri serbest bırakan ilk kişi idi. " Tekrar:
4623Ebu Cemra dedi ki: "İbn Abbas bize dedi ki: Size Ebu Zer' 'in Müslüman oluşunu anlatayım mı? Ebu Cemre dedi ki: Anlat, dedik. İbn Abbas da Ebu Zer' dedi ki: Ben Ğıfar'dan bir adam idim. Bize nebi olduğunu iddia eden bir adam'ın Mekke'de ortaya çıktığı haberi ulaştı. Kardeşime: Bu adamın yanına git, onunla konuş ve ona dair ondan bana haber getir, dedim. Kardeşim gitti, onunla karşılaştı, sonra geri döndü: Ne haber, diye sordum. O, Allah'a yemin ederim, ben hayrı emreden, kötülükten de alıkoyan bir adam gördüm dedi. Ben de ona, bu getirdiğin haber beni rahatlatmadı, dedim. Yanıma bir dağarcık ve bir asa aldım. Sonra da Mekke'ye doğru yola koyuldum. Ben onu tanımıyordum. Onun hakkında kimseye soru sormaktan da hoşlanmıyordum. Zemzem suyundan içiyor ve mescidde kalıyordum. (Ebu Zerr devamla) dedi ki: Ali yanımdan geçti. Bu adam sanki bir yabancı, dedi. Ben evet dedim. Haydi gel eve gidelim dedi. Ben de onunla birlikte yola koyuldum. O bana hiçbir şeye dair bir şey sormuyor, ben de ona söylemiyordum. Sabah olunca ona dair soru sormak üzere mescide gittim. Fakat onun hakkında bana haber verecek kimse yoktu. (Ebu Zer') dedi ki: Yine yanıma Ali geldi. Acaba bu adam henüz onun evini kendisine söyleyecek birisini bulamadı mı, dedi. Ben hayır dedim. Haydi benimle beraber yürü, dedi. Sonra bana senin halin ne? Bu şehre gelmenin sebebi ne, dedi. Ben de ona, eğer benim durumumu gizleyecek olursan sana haber veririm dedim. Dediğini yaparım diye cevap verdi. O zaman bende burada kendisinin bir nebi olduğunu iddia eden bir adamın ortaya çıktığına dair bize bir haber ulaştı. Kendisiyle konuşmak üzere kardeşimi gönderdim. Fakat geriye döndüğünde getirdiği haber beni rahatlatmadı. Kendim onunla karşılaşmak istedim, dedim. Ali ona dedi ki: Sen doğru yoldasın. İşte ben de onun yanına gidiyorum, sen de arkamdan gel. Benim gireceğim yere sen de gir, sana zarar vereceğinden korktuğum birisini görecek olursam ayakkabımı düzeltiyormuşum gibi duvarın yanında ayakta duracağım. Sen de yoluna devam et. Nihayet o gitti, ben de onunla birlikte yola koyuldum. O bir yere gitti, ben de onunla birlikte Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdim. Ona, Bana,İslaml arzet, dedim, o da arzetti. Olduğum yerde Müslüman oldum. Bana: Ey Ebu Zer', bu işi gizle ve şehrine geri dön. Bizim ortaya çıktığımız haberi sana ulaştığı takdirde geri gel, diye buyurdu. Ben dedim ki: Seni hak ile gönderene yemin ederim ki ben bunu onların arasında feryat ederek söyleyeceğim. Daha sonra Ebu Zer' mescide geldi. Kureyş de mescidde idi. Ey Kureyşliler topluluğu, dedi. Şüphesiz ki ben Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şahitlik ettiğim gibi Muhammed'in de onun kulu ve Resulü olduğuna şahitlik ederim. Kureyşliler: Bu dinini terk edenin üzerine gidiniz, dedi. Hepsi birlikte ayağa kalktılar. Ölesiye bana vurdular. Abbas yetişip ve üzerime kapandı. Sonra da onlara dönerek dedi ki: Vay sizin halinize! Sizler Ğıfarlılardan birisini öldürecektiniz. Halbuki sizin ticaret yollarınız ve gidip gelişiniz Ğıfarlıların bulunduğu yerler üzerindendir. Bunun üzerine beni terk ettiler. Ertesi gün sabah olunca yine oraya döndüm, bir gün önce söylediğimin benzerini söyledim. Yine onlar da: Bu dininden dönene kalkınız deyip, bir gün önce bana yapılanların benzeri yapıldı. Yine Abbas bana yetişti, üzerime abandı ve bir gün önce söylediği sözlerin benzerini söyledi. (İbn Abbas) dedi ki: İşte Ebu Zer' 'in -Allah'ın rahmeti üzerine olsun- ilk Müslüman oluşu böyle olmuştu." Tekrar:
3761 12. ZEMZEM KISSASI İLE ARAPLARıN CEHALETİ
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Eğer sen Arapların cehaletini bilmek istiyor isen En'am suresinin 130. ayetinden sonrasından itibaren: "Bilgisizlik yüzünden evlatlarını beyinsizce öldürenler ... Şüphesiz onlar sapmışlar ve doğru yolu da bulamamışlardır."[En'am, 140] buyruğuna kadar olan buyrukları oku."
İbn Abbas r.a dedi ki: "Yüce Allah'ın: "Aşiretini yakın akrabanı inzar et (korkut)."[Şuara,214] buyruğu nazil olunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Fihr oğulları, ey Adiy oğulları diye seslendi ve Kureyş'in kollarını zikretti."
İbn Abbas dedi ki: "Aşiretini, yakın akrabanı inzar et" buyruğu nazil olunca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onları kabile kabile davet etmeye başladı."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ey Abdi Menaf oğulları! Allah'tan canlarınızı satın almaya (kurtarmaya) bakınız. Ey Abdu'l-Muttalib oğulları! Allah'tan canlarınızı satın alınız. Ey Resulullah Sallallahu aleyhi ve Sellem'in halası Zubeyr b. el-Avvam'ın annesi ve ey Muhammed'in kızı Fatima! İkiniz de Allah'tan canlarınızı satın alınız. Benim Allah'a karşı size hiçbir fayda sağlamaya imkanım olmaz. Malımdan ne isterseniz isteyiniz. "
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ensarı çağırdı ve: Aranızda sizden olmayan bir kimse var mı, diye sordu. Onlar: Hayır sadece bizim bir kızkardeşimizin oğlu var, dediler. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Bir topluluğun kızkardeşlerinin oğlu onlardandır, diye buyurdu."
Aişe r.anha'dan rivayete göre, Ebu Bekir Mina günlerinde onun yanına girdi. Aişe'nin huzurunda def çalan iki cariye vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de elbisesiyle yüzünü örtmüştü. Ebu Bekir onları azarlayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzünü açarak dedi ki: Bırak onları ey Ebu Bekir! Çünkü bu günler bayram günleridir, bu günler Mina günleridir."
Aişe dedi ki: "Ben mescidde oynayan Habeşlilere bakarken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in benim önümü kapattığını gördüm. Ömer onları azarlayınca Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bırak onları, dedi. Siz güvenlik içindesiniz, ey Erfide oğulları!"
Hişam, Aişe r.anha'nın şöyle dediğini nakletli dedi ki: "Hassan müşrikleri hicvetmek hususunda Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den izin isteyince: Ya benim nesebimin durumu ne olacak, diye sordu. Hassan: Andolsun bir kıl hamurdan nasıl çekiliyor ise seni de aralarından öyle çekip çıkaracağım." Hişam'ın babasından şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Aişe'nin önünde Hassan'a dil uzatmak istedim. O bana: Ona dil uzatma, dedi. Çünkü o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i savunan birisi idi. " Tekrar:
4145 ve 6150
Muhammed b. Cubeyr b. Mut'im, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim beş ismim vardır: Ben Muhammed'im, ben Ahmed'im, ben Allah'ın benim vasıtamla küfrü mahvettiği el-Mahf (mahvedici)yim ve ben insanların kademim üzerine haşrolacakları el-Haşir'im ve ben el-Akib'im. " Tekrar:
4896Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizler, Kureyş'in sövmelerini, lanetlerini Allah'ın benden nasıl geri çevirdiğine hayret etmez misiniz? Onlar Müzemmem dediklerine sövüyorlar, Müzemmem dediklerine lanet okuyorlar. Ben ise Muhammed'im."
Cabir b. Abdullah r.a. dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim misalim ile diğer nebilerin misali -bir kerpiçlik yer dışında- eksiksiz ve çok güzel bir ev yapmış olan bir adamın misaline benzer. İnsanlar bu eve giriyor, onu oldukça beğeniyor ve fakat: Keşke şu bir kerpiçlik yer (boş bırakılmış) olmasaydı demeye koyuldular."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim misalim ile benden önceki nebilerin misali, bir ev bina etmiş, onu da oldukça güzel ve alımlı inşa etmiş birisine benzer. Ancak bu evi inşa eden, bir köşede bir kerpiçlik bir yer boşluk bırakmıştı. İnsanlar bu evi dolaşmaya koyulunca onu çok beğendiler ve: Keşke şu kerpiç de (yerine) konulmuş olsaydı, diyorlardı. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: O kerpiç işte benim ve ben nebilerin sonuncusuyum."
Aişe r.anha'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem altmış üç yaşında vefat etmiştir." İbn Şihab der ki: Said b. el-Müseyyeb de bana böyle haber vermiştir. Tekrar:
4466Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem pazarda iken bir adam: Ey Ebe'l-Kasım dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönüp baktı ve şöyle buyurdu: Benim adımı veriniz, fakat benim künyem ile künyelenmeyiniz."
Cabir r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Benim adımı ad olarak alabilirsiniz, fakat benim künyemi künye olarak kullanmayınız."
İbn Sirin dedi ki: Ebu Hureyre r.a.'i şöyle derken dinledim: "Ebu'I-Kasım Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Benim adımı ad olarak veriniz, fakat benim künyemi künye olarak kullanmayınız."
el-Ca'd b. Abdurrahman dedi ki: Ben es-Saib b. Yezid'i doksan dört yaşında, gücü kuvveti yerinde ve dimdik olarak gördüm. O dedi ki: Ben kendisinden çokça yararlandığım bu halimin -kulağımın, gözümün (sağlıklı oluşunun)ancak Resulullah'ın duası ile olduğunu biliyorum. Çünkü benim teyzem beni alıp ona götürdü ve: Ey Allah'ın Resulü benim kızkardeşimin oğlu rahatsızdır, onun için Allah'a dua et, dedi. es-Saib b. Yezid dedi ki: Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana dua buyurdu."
Saib b. Yezid dedi ki: "Teyzem beni Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Ey Allah'ın Resulü, benim kızkardeşimin oğlu rahatsızdır, dedi. Başımı sıvazladı ve bana bereket ihsan edilmesi için dua etti. Abdest aldı, abdest suyundan içtim. Sonra da sırtının arkasında ayakta durdum. İki omzu arasındaki nübuvvet mührüne baktım."
Ukbe b. el-Haris dedi ki: "Ebu Bekir r.a ikindi namazını kıldı. Sonra dışarı çıktı, yürüdü. el-Hasen'i küçük çocuklarla birlikte oynarken gördü. Onu omzuna alıp, taşıdı ve: Babam hakkı için Nebi'ye benziyor, Ali'ye benzemiyor. Ali de gülüyordu." Tekrar:
3750Ebu Cuhayfe r.a dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Hasen (r.a.) ona benziyordu." Tekrar:
3544Ebu Cuhayfe r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Ali'nin oğlu Hasen -ikisine de selam olsun- ona benziyordu. Ben (hadisi Ebu Cuhayfe'den rivayet eden İsmail b. Ebi Halid) Ebu Cuhayfe'ye: Onun niteliklerini bana anlatır mısın, dedim. Dedi ki: Saçlarının beyazı siyahına karışmış, beyaz tenli birisi idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere onüç (genç) dişi deve verilmesini emretti. (Ebu Cuhayfe) dedi ki: Biz o develeri ele geçirmeden Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedildi."
Vehb, Ebu Cuhayfe es-Sevai'den rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. Onun alt dudağının altında beyazlaşmış saçlar da gördüm.
Hureyz b. Osman'dan rivayete göre o, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabisi Abdullah b. Busr'e: Ne dersin, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ihtiyarlamış mıydı, diye sordu. (Abdullah b. Busr): Onun alt çenesinde (dudağının altında) beyazlaşmış birkaç saç teli vardı, dedi."
Rabia b. Abdurrahman dedi ki: "Enes b. Malik r.a.'i Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in niteliklerini anlatırken gördüm. Dedi ki: O insanlar arasında ne uzun, ne kısa fakat uzuna daha yakın boylu idi. Kırmızıya çalan bir ten rengi vardı. Ne aşırı beyazdı, ne de esmerdi. Saçları ne dümdüz, ne de çok kıvrımlı idi (hafif dalgalı idi). Kırk yaşında iken ona vahiy indirildi. Mekke'de on yıl kaldığı süre boyunca vahiy ona nazil olup durdu. Medine'de de on yıl kaldı. Ruhu kabzedildiğinde başında ve sakalında yirmi beyaz tel yoktu. Rabia dedi ki: Saçlarından bir tel gördüm. O kırmızı idi. Sebebini sordum, kokuların etkisiyle renginin kırmızılaşmış olduğu söylendi." Tekrar:
3548 ve 5900
(Rabia b. Abdurrahman), Enes b. Malik r.a.'i şöyle derken dinlemiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ne ileri derecede uzun, ne de kısa boylu idi. Ne aşırı beyaz tenli, ne de esmerdi. Saçları oldukça kıvrımlı olmadığı gibi, büsbütün düz de değildi. Allah onu kırk yaşında iken Nebi olarak gönderdi. Mekke'de on yıl, Medine'de on yıl (Nebi olarak) yaşadı. Allah onun ruhunu kabzettiğinde başında ve sakalında yirmi beyaz saç teli yoktu."
Ebu İshak dedi ki: Ben el-Bera'yı şöyle derken dinledim: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hem yüzü itibariyle insanların en güzeli, hem de ahlakı itibariyle en güzelleri idi. Ne aşırı derecede uzundu, ne de kısa boylu idi."
Katade dedi ki: "Ben Enes'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kına yaktı mı diye sordum. Hayır dedi. Sadece şakaklarında az bir şey (beyazlık) vardı." (Kına yakmasını gerektirecek kadar saçları ağarmamıştı. )" Tekrar:
5894 ve 5895 BİLGİ: Parantez arası bu ibareler Fethu'l-Bari'nin ilgili hadise dair açıklamalarından yararlanılarak eklenmiştir.
Bera' bin Azib r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem omuzları arası geniş, uzun’a yakın orta boylu idi. Kulak yumuşaklarına kadar ulaşan saçları vardı. Bir gün onu kırmızı renkli bir hulle giymiş gördüm. Ondan güzel hiçbir şey görmedim." Yusuf bin İshak babasından rivayetle: "(Saçları) omuzlarına kadar (ulaşırdı)" diye rivayet etmiştir. Tekrarı:
5848 ve 5901
Bera'ya Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yüzü kılıç gibi mi idi, diye soruldu. O: "Hayır, aksine ay gibi idi" diye cevap verdi.
el-Hakem dedi ki: Ebu Cuhayfe'yi şöyle derken dinledim: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle sıcağında Batha'ya çıktı. Abdest aldı, sonra öğle namazını iki rekat, ikindi namazını iki rekat olarak kıldı. Önünde de bir harbe vardı." Bu hadiste Avn, babası Ebu Cuhayfe'den rivayetinde şu fazlalığı da eklemektedir: "Bu harbenin arka tarafından kadın (lar) gider, gelirdi. İnsanlar kalkıp onun ellerini tutup, ellerini yüzlerine sürdüler. (Ebu Cuhayfe) dedi ki: Ben de onun elini aldım, yüzüme koydum. Kardan daha soğuk, kokusunun da miskten daha hoş olduğunu gördüm."
İbn Abbas r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu dönem ise Ramazanda Cibril aleyhlsselam'ın onunla karşılaştığı zamandı. Cibril aleyhisselam Ramazanın her gecesi onunla karşılaşıyor ve onunla karşılıklı Kur'an'ı okuyordu. Bu sebeple Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hayır hususundaki cömertliği, insanlar için türlü faydalarla esen rüzgardan daha çoktu."
Aişe r.anha'dan rivayete göre; "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yüzü sevinçten parıldar halde sevinçli olarak yanıma girdi ve şöyle dedi: Müdlic oğullarından olan o zatın, -ayaklarını gördüğü- Zeyd ve Usame içın ne söylediğini duymadın mı: Bu ayaklar birbirlerindendir (dedi)." Tekrar:
3731,
6770 ve 6771
Abdullah b. Ka'b dedi ki: "Ben Ka'b b. Malik'in, Tebuk'ta geride kalışını anlatırken şunları söylediğini dinledim: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e selam verdim, sevinçten yüzü parıldıyordu. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sevindi mi yüzü nurlanır, bir ay parçasını andırırdı. Biz bunu (sevindiğini) bundan (bu halinden) anlardık."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben Adem oğullarının ardı arkasına gelen en hayırlı nesilleri arasından gönderildim ve nihayet kendisinden geldiğim bu nesil arasında oldum."
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem saçlarını alnı üzerine sarkıtırdı. Müşrikler ise saçlarını ayırırlardı. Kitap ehli de saçlarını alınları üzerine sarkıtırlardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine herhangi bir emir verilmemiş olan hususlarda kitap ehline muvafakat etmeyi severdi. Fakat daha sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem saçlarını ayırdı. " Tekrar:
3944 ve 5917
Abdullah b. Amr r.a.'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisi ne çirkin söz söyleyen birisi idi, ne de çirkin söz söylemek için Kendisini zorlardı ve şöyle derdi: Şüphesiz ahlakı en güzel olanlarınız sizin en hayırlılarınızdandırlar. " Tekrar:
3759,
6029,
6035Aişe r.anha'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki iş arasında muhayyer bırakıldı mı, günah olmadığı sürece mutlaka en kolay olanlarını seçerdi. Eğer günah ise insanlar arasında ondan en uzak duran kişi o olurdu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem asla kendi nefsi adına intikam almamıştır. Allah'ın haram kıldığı bir şey'in çiğnenmesi hali müstesna. O vakit onun karşılığında Allah için intikam alırdı (ceza verirdi)." Tekrar:
6126,
6786 ve 6853
Enes r.a. dedi ki: "Elim, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elinden daha yumuşak ne bir atlasa, ne bir ipeğe değmiş değildir. Burnum da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kokusundan daha hoş bir koku almış değildir."
Ebu Said el-Hudri r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem örtülerinin arkasında bakire bir kızdan daha ileri derecede bir hayaya sahipti." Şu'be'den de ona benzer bir rivayet gelmiştir. "Bir şeyden hoşlanmadığı vakit de bu, yüzünden anlaşılırdı" (ibaresini de eklemektedir.) Tekrar:
6102 ve 6109
3562. hadisin kaynakta aynı numara altında verilen, farklı senedle gelen 2. rivayetidir.
Ebu Said el-Hudrı r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem örtülerinin arkasında bakire bir kızdan daha ileri derecede bir hayaya sahipti." Şu'be'den de ona benzer bir rivayet gelmiştir. "Bir şeyden hoşlanmadığı vakit de bu, yüzünden anlaşılırdı" (ibaresini de eklemektedir.) Bu Hadis ileride 6102 ve 6109 numara ile gelecektir
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) asla bir yemeğin kusurunu sayıp dökmüş değildir, Canı onu çekerse yer, değilse bırakırdı. " Tekrar:
5409Abdullah b. Malik b. Buhayne el-Esedi dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem secdeye vardı mı koltuk altları görününceye kadar kollarını ayırırdı." İbn Bukeyr dedi ki: "Bize Bekr (aynı sened ile) koltuk altlarının beyazı ... " diye nakletmiştir.
Katade'den rivayete göre Enes r.a. kendilerine şunu söylemiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem istiska (yağmur duası) dışında yaptığı hiçbir duada ellerini kaldırmazdı. İstiskada da koltuk altlarının beyazı görününceye kadar ellerini kaldırırdı." Ebu Musa da şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dua etti ve ellerini kaldırdı."
Avn b. Ebi Cuhayfe, o babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Abtah denilen yerde bir çadırda bulunuyor iken öğle sıcağında Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna çıkarıldım. Bilal dışarı çıktı ve namaz için ezan okudum. Daha sonra içeri girdi, akabinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem abdest suyundan artanı dışarı çıkardı. İnsanlar onun üzerine atılarak o su'dan aldılar. Daha sonra tekrar içeri girip, perdeyi alıp dışarı çıktı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de çıktı. Halen onun iki baldırının parıltısını görür gibiyim. Harbeyi yere sapladı, sonra da öğle namazını iki rekat, ikindi namazını da iki rekat kıldı. Önünden (bu halde iken) eşek de, kadın da gidip geliyordu."
Urve'den rivayete göre Aişe r.anha'dan nakledildiğine göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem konuştuğu takdirde bir kimse onun lafızlarını saymak isteseydi sayabilirdi." Tekrar:
3568Aişe r.anha'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Filan'ın babasının gelip benim odamın yanında oturarak Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hadis nakledip, bana bunu işittirmesi seni şaşırtmıyor mu? Ben o sırada namaz kılıyordum. Namazımı bitirmeden önce kalkıp gitti. Eğer ona yetişmiş olsaydım, ona şu şekilde cevap verirdim: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hadisi (konuşurken sözleri) sizin bu şekilde alel acele dizdiğiniz gibi birini diğerinin ardı arkasına sıralamazdı." Diğer tahric edenler: Tirmizi, Menakıb; Müslim, Fedail-üs Sahabe
Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan rivayete göre; "O, Aişe r.anha'ya: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Ramazan ayında namazı nasıldı diye sormuş, o da şu cevabı vermişti: Ramazanda olsun başka aylarda olsun onbir rekattan fazla namaz kılmazdı. (Önce) dört rekat kılardı, güzelliklerini uzunluklarını hiç sorma, sonra dört rekat daha kılardı, onların da güzelliklerini uzunluklarını hiç sorma, sonra da üç rekat kılardı. Ben: Ey Allah'ın Resulü, vitir kılmadan önce mi uyuyacaksın, diye sordum. O: Gözlerim uyur ama kalbim uyumaz, diye buyurdu."
Şerik b. Abdullah b. Ebi Nemir'den: "Enes b. Malik'i bizlere Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in geceleyin Ka'be'deki mescidden İsra ile götürülüşünü anlatırken dinledim: Ona vahiy gönderilmeye başlamadan önce Mescid-i Haram'da uyurken üç kişi geldi. Onlardan ilki: Bunların hangisi odur, dedi. Ortancaları: O bunların hayırlısıdır, diye cevap verdi. Diğeri: Onların en hayırlılarını alın, dedi. İşte bu böyle olmuştu. Daha sonra yine kalbinin gördüğü bir husus olarak, bir diğer gece ona geldikleri zamana kadar bir daha onları görmedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gözleri uyuyor fakat kalbi uyumazdı. Nebiler hep böyledir. Gözleri uyur, kalpleri uyumaz. Sonra Cibril onu veli edindi ve onu alıp semaya yükseltti. Tekrar:
4964,
5610,
6581 ve 7517
İmran b. Husayn'dan rivayete göre; "Bir yolculukta Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idiler. Geceleri boyunca yol aldılar. Sabaha doğru inip konakladılar. Fakat uykuya yenilip uykuya daldılar. Nihayet güneş yükseldi. İlk uyanan kişi Ebu Bekir idi. O da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i kendisi uykusundan uyanmadıkça uyandırmazdı. Sonra Ömer uyandı. Ebu Bekir başının ucunda oturdu. Yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Nihayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem uyandı. (Yerinden) indi ve bize sabah namazını kıldırdı. Aramızdan birisi bir kenara çekildi, bizimle beraber namaz kılmadı. Namazını bitirince: Ey filan, bizimle beraber namaz kılmana engelolan nedir, dedi. Adam: Ben cünup oldum deyince, ona toprak ile teyemmüm etmesini emretti. Daha sonra namaz kıldı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de beni önünden giden binekler üzerinde gönderdi. İleri derecede susadık. Biz yolda giderken (bineği üzerinde) ayaklarını iki su kırbası arasına salmış bir kadın ile karşılaştık. Ona: Su nerede, diye sorduk. O, su diye bir şey yok, dedi. Peki senin yakınların ile su arasında ne kadarlık bir mesafe var, diye sorduk. Bir gündüz, bir gece, dedi. Biz Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına git, dedik. Kadın: Resulullah da ne demek, dedi. Bizler onu Nebi (s.a.v.)'in karşısına çıkarıncaya kadar onunla konuşmadık. Bize söylediklerinin benzerini ona da anlattı. Ancak ona ayrıca kendisinin yetimleri olan bir kadın olduğunu söyledi. Allah Resulü onun iki kırbasının getirilmesini emretti. Elini kırbaların ağzına sürdü. Susamış kırk adam olduğumuz halde kanıncaya kadar su içtik. Ayrıca beraberimizde kırba, matara gibi her ne varsa onları da doldurduk. Ancak hiçbir deveye de su vermedik. Kaplarımız adeta su ile dolup taşıyordu. Sonra: Yanınızda ne varsa getirin, dedi. Ne kadar ekmek parçası ve hurma varsa o kadın için getirilip, bir araya konuldu. Nihayet kadın yakınlarının yanına gitti ve dedi ki: Ben insanların en büyücü olanları ile karşılaştım ya da o kendilerinin iddia ettikleri gibi bir Nebidir. Yüce Allah, o kadın vesilesi ile o birkaç haneye hidayet verdi. Kadın da Müslüman oldu, onun yakınları da Müslüman oldular."
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ez-Zevra denilen yerde iken ona bir kap getirildi. Elini o kaba daldırdı. Su, parmakları arasından kaynamaya başladı. Etrafında bulunanlar abdest aldılar." Katade dedi ki: Enes'e: Kaç kişi idiniz, diye sordum. O: "Üçyüz yahut üçyüz kadardık" dedi.
Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gördüm. İkindi namazı vakti yaklaşmıştı. Abdest almak üzere su arandı, bulamadılar. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir abdest suyu getirildi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem elini o su kabının içine koydu. İnsanlara da ondan su almalarını emretti. Suyun parmaklarının altından kaynadığını gördüm. Sonuncularına kadar herkes abdest aldı."
Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dışarı çıktığı seferlerinden birisinde idi. Beraberinde ashabından bazı kimseler de vardı. Yola koyuldular. Namaz vakti geldiğinde abdest alacakları su bulamadılar. Aralarından bir kişi gitti ve bir çömlekte az miktarda bir su ile geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu alıp abdest aldı. Sonra da dört parmağını o çömleğin üzerine uzattı. Sonra: Haydi kalkın ve abdest alın, diye buyurdu. Beraberinde bulunanlar istedikleri gibi abdest aldılar. Yetmiş kişi ya da o civarda idiler."
Enes r.a. dedi ki: Namaz vakti geldi. Evi mescide yakın olan kalktı ve gidip abdest aldı. Geriye de bazı kimseler kaldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e içinde su bulunan taştan bir leğen getirildi. O da elini içine koydu. Fakat leğen elini içinde açacak kadar geniş değildi. Bundan dolayı parmaklarını bir araya getirerek onları leğenin içine koydu. Orada bulunanların hepsi abdest aldılar." Ben (Enes'ten rivayet eden Humeyd): Kaç kişi idiler, diye sordum. O: "Seksen kişi idiler" dedi.
Cabir b. Abdullah r.a dedi ki: "Hudeybiye günü insanlar susadı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in önünde ise küçük bir su kabı vardı. Abdest aldı. Orada bulunanlar ona doğru hızlıca koşuşunca, ne oluyor size, dedi. Onlar: Şu önündekinden başka yanımızda abdest alacağımız, içeceğimiz su yok, dediler. O da elini o kaba koydu. Su, parmakları arasından pınarlar gibi fışkırmaya başladı. Bizler de su içtik ve abdest aldık." Ben (Cabir'den rivayet eden Salim b. Ebi'I-Ca'd): Kaç kişi idiniz, diye sordum. O şöyle dedi: "Yüzbin kişi dahi olsaydık bize yeterdi. Biz binbeşyüz kişi idik." Tekrar:
4152,
4153,
4154,
4854 ve 6539
Bera' r.a. dedi ki: "Hudeybiye günü bindörtyüz kişi idik. Hudeybiye, bir kuyunun adıdır. O kuyudan su çektik ve nihayet orada tek bir damla dahi su bırakmadık. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kuyunun başında oturdu. Su getirilmesini istedi. Suyu ağzında çalkaladıktan sonra kuyuya püskürttü. Aradan fazla zaman geçmeden kuyudan su çektik. Biz de suya kandık, bineklerimiz de suya kandı." Tekrar:
4150 ve 4151
Enes b. Malik dedi ki: "Ebu Talha, Ümmü Süleym'e dedi ki: Andolsun Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sesinin çok güçsüz çıktığını duydum. Onun aç olduğunu anladım. Sende bir şeyler var mı? Ümmü Süleym: Evet deyip, birkaç parça arpa ekmeği çıkardı. Daha sonra bir başörtüsünü çıkartıp, ekmeği o örtünün bir kısmı ile sardı. Sonra onu elime verdi. Diğer kısmı ile beni sardıktan sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gönderdi. (Enes) dedi ki: Onu alıp gittiğimde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mescidde olduğunu gördüm. Onunla beraber diğer insanlar da vardı. Yanlarında ayakta dikildim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana: Seni Ebu Talha mı gönderdi, diye sordu. Ben: Evet dedim. Beraberinde yiyecek de gönderdi mi, diye sordu. Ben: Evet deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem beraberindekilere: Kalkın, dedi. Yola koyuldu, ben de önlerinde yola koyuldum. Nihayet Ebu Talha'nın yanına geldim, ona durumu bildirdim. Ebu Talha: Ey Ümmü Süleym, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem diğer insanlarla birlikte geldi. Bizde de onlara yedirecek bir şey yok, dedi. Ümmü Süleym: Allah ve Resulü daha iyi bilir dedi. Ebu Talha onları karşılamaya çıktı. Nihayet Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile karşılaştı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Talha ile birlikte geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Ey Ümmü Süleym, yanında ne varsa getir, dedi. O da o ekmekleri getirdi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emri üzere ekmek doğrandı. Ümmü Süleym yağın bulunduğu bir torbayı sıktı ve böylece ekmeğe de katık oldu. Arkasından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun üzerine Allah'ın dilediği şeyleri söyledi, sonra şöyle buyurdu: On kişiye izin ver. Onlara izin verdi, doyuncaya kadar yediler sonra çıktılar. Daha sonra: On kişiye daha izin ver, diye buyurdu. Onlara izin verdi, onlar da doyuncaya kadar yediler sonra çıktılar. Arkasından yine: On kişiye izin ver, dedi. Onlara izin verdi. Onlar da doyuncaya kadar yediler, sonra çıktılar. Daha sonra tekrar: On kişiye izin ver dedi, onlara izin verdi. Doyuncaya kadar yediler, sonra çıktılar. Daha sonra: On kişiye izin ver, dedi. Böylelikle hepsi doyuncaya kadar yemiş oldular. Orada bulunanların sayısı yetmiş ya da seksen kişi idiler."
Abdullah (b Mes'ud) dedi ki: "Bizler ayetleri (harikulade olayları) bir bereket sayıyorduk. Sizler ise bunları korkutan şeyler olarak sayıyorsunuz. Bir yolculukta Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte idik. Su azaldı. Bana bir miktar artık su arayın, diye buyurdu. İçinde az bir miktar su bulunan bir kap getirdiler. Elini o kaba soktu, sonra: Haydi bu mubarek su'ya geliniz, dedi. Bereket Allah'tandır. Andolsun ben suyun Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in parmaklarının arasından kaynadığını gördüm. Andolsun bizler yemeğin yenilirken tesbih getirciğini duyardık."
Cabir r.a.'dan rivayete göre: "Babası borçlu olduğu halde vefat etmişti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına vardım. Babam geriye borç bıraktı. Bende ise hurma ağaçlarının vereceği mahsülden başkası yok. Senelerce alınacak mahsül onun borcunu ödemeye yetmez. Alacaklılar bana karşı aşırı gitmesinler diye benimle birlikte gel, dedim. O da hurma harmanlarından bir harmanın etrafında yürüdü, dua etti. Daha sonra bir başkası(na da bunu yaptı). Sonra başına oturarak: Bunu ayırın, dedi. Alacaklılara haklarını verdi, geriye de onlara verdiği kadar kaldı."
Abdurrahman b. Ebi Bekr r.a.'dan rivayete göre; "Suffa ashabı fakir kimseler idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bir defasında şöyle buyurdu: Kimin yanında iki kişilik yemek varsa üçüncüsünü alıp götürsün. Yanında dört kişilik yemek bulunan kimse beşincisini ya da altıncısını alsın -ya da buna yakın buyurdu- o Ebu Bekir de üç kişi alıp geldi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem on kişi alıp götürdü, Ebu Bekir ise üç kişi (getirmişti). (Abdurrahman) dedi ki: Durum şu ki ben, babam ve annem -(Ebu Osman hadisinde) dedi ki: Hanımım ve bizim evimiz ile Ebu Bekir'in evi arasında (ortaklaşa hizmet eden) hizmetçim (deyip) de(me)diğini bilmiyorum.- Ebu Bekir, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında akşam yemeğini yedi. Sonra da yatsı namazını kılıncaya kadar orada kaldı. Sonra geri döndü ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de akşam yemeğini yiyinceye kadar bekledi. Gecenin Allah'ın dilediği kadar bir bölümü geçtikten sonra geldi. Hanımı ona: Misafirlerinin yanına -ya da misafirinin yanına- gelmekten seni alıkoyan ne oldu, dedi. Onlara yemek yedirmedin mi yoksa, diye sordu. Hanımı: Sen gelinceye kadar yemek yemeyi kabul etmediler, dedi. (Hizmetçiler) Onlara yemek yemelerini söylediler ama kabul ettiremediler. (Abdurrahman) dedi ki: Ben de gidip saklandım. Ey pis herif, ağzın, burnun, kulağın kopsun deyip, ağır sözler de söyledi. (Misafirlere): Yiyin dedi. Ben asla ondan yemeyeceğim, diye ekledi. (Abdurrahman) dedi ki: Allah'a yemin ederim, bizim aldığımız her bir lokmanın altından ondan daha fazlası artıyordu. Nihayet hepsi doydular ve yemek önceki halinden daha fazla kaldı. Ebu Bekir yemeğe baktığında olduğu gibi hatta daha fazla kaldığını görünce, hanımına: Ey Firas oğullarının kızkardeşi, dedi. Hanımı: Hayır, gözümün aydınlığına yemin ederim, o şu anda öncekinin üç kat fazlasıdır, dedi. Ebu Bekir ondan yiyerek dedi ki: O -yeminini kastediyor- şeytandan idi. Sonra ondan bir lokma yedi. Daha sonra yemeği alıp Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e götürdü. Sabaha kadar yemek orada kaldı. Bizimle başka bir topluluk arasında bir antlaşma vardı. Antlaşma süresi sona erince (onlardan da) gelenler oldu. Bunun üzerine (Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizleri, her bir grupta kaç kişinin olduğunu en iyi Allah'ın bildiği on iki gruba ayırdı ve her bir grubun başına bir kişiyi tayin etti. Şu kadar var ki, onlarla birlikte bu kimseleri gönderdiği muhakkaktı. (Abdurrahman) dedi ki: Hepsi de o kaptaki yemekten yediler -ya da buna yakın bir ifade kullandı.- (Şüphe eden hadisi Abdurrahman'dan rivayet eden kişi olan Ebu Osman'dır.) "Başkası ise: "Ariflik"ten gelen bir kelime olarak "biz de ona tarif ettik" (yani durumu Allah Resulüne bildirdik) demiştir."
Enes r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde Medinelilerde kıtlık baş gösterdi. Cuma günü hutbesini verirken bir adam ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Resulü, bineklerimiz telef oldu, koyunlarımız telef oldu. Yüce Allah'a dua et de bize yağmur yağdırsın, dedi. O da ellerini uzatıp, dua etti. Enes dedi ki: Gerçekten gök bir cam parçası gibi idi. Bir rüzgar esti ve bir bulut meydana geldi. Daha sonra bulutlar bir araya geldi. Arkasından gök ağzını salıverdi, bizler adeta suda kesilmedi. Aynı adam -ya da bir başkası- kalkıp ona: Ey Allah'ın Resulü dedi. Evler yıkıldı. Allah'a dua et de bu yağmuru kessin. Resulullah gülümsedi, sonra: (Rabbim) etrafımıza yağdır, üzerimize değil. Bulutlara baktım, Medine'nin etrafında adeta bir taç oluşturur gibi parçalanmakta olduğunu gördüm."
İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir hurma kütüğünün yanında hutbe okuyordu. Minber edinince oraya geçti. Bunun üzerine kütük inledi. Nebiimiz onun yanına gitti ve eliyle üzerini sıvazladı. "
Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cuma günü bir ağacın ya da bir hurma ağacının yanında ayakta dururdu (ve öylece hutbe okurdu.) Ensardan bir kadın -ya da bir adam- dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, sana bir minber yapmayalım mı? Allah Resulü: Dilerseniz (yapınız), dedi. Bunun üzerine ona bir minber yaptılar. Cuma günü olunca minbere doğru gitti. Bu sefer hurma ağacı küçük bir çocuk gibi feryat etti. Daha sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem indi, onu kucakladı. Tıpkı teskin edilen küçük çocuk gibi inliyordu. (Cabir) dedi ki: O hurma ağacı (kütüğü) yanıbaşında duyduğu zikirlerden uzak kaldığı için ağlamıştı."
Cabir b. Abdullah r.a. diyor ki: "Mescidin tavanı hurma kütükleri üzerinde duruyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de hutbe irad etti mi bu kütüklerden birisinin yanında dururdu. Ona minber yapılınca minberin üzerinde (hutbe okur) oldu. Bu sebeple biz de o kütüğün on aylık gebe develerin sesi gibi bir ses çıkardığını işittik. Nihayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi. Elini o kütüğün üzerine koydu ve kütük sakinleşti."
Huzeyfe'den rivayete göre "Ömer b. el-Hattab r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in fitne hakkında söylediklerini hanginiz ezbere biliyor? Huzeyfe dedi ki: Ben onu söylediği gibi hıfzetmiş bulunuyorum. Ömer: Haydi söyle, sen cesur birisin, dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dedi ki: Adamın ailesi, malı ve komşusu dolayısıyla fitneye maruz kalması (günaha düşmesi)ne namaz, sadaka, iyiliği emredip kötülükten alıkoymak keffarettir. Ömer: Benim istediğim bu değiL. Ben denizin dalgaları gibi coşup gelecek olandan söz ediyorum. Huzeyfe dedi ki: Ey mu'minlerin emiri, ondan dolayı senin için korkacak bir şey yok. Çünkü seninle onun arasında kilitlenmiş bir kapı vardır. Ömer r.a.: Bu kapı açılacak mı yoksa kırılacak mı diye sorunca, Huzeyfe: Hayır kırılacak deyince, Ömer dedi ki: Böyle ise muhtemelen kapanmayacaktır. Bizler (Huzeyfe'ye): (Ömer) kapının kim olduğunu bildi mi, diye sorduk. Huzeyfe: Evet dedi. Yarın gelmeden önce bu gecenin geleceğini bildiği gibi biliyordu. Çünkü ben ona yalan yanlış olmayan bir hadis nakletmiştim. Bizler ona sormaya çekindiğimiz için Mesruk'a söyledik de ona sordu: Peki kapı kimdi, o: Ömer'di dedi."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ayakkabıları kıldan yapılmış bir kavimle savaşmadıkça; gözleri küçük, yüzleri kırmızı, burunları basık, yüzleri kat kat derilerden yapılmış kalkanları andıran Türklerle de savaşmadığınız sürece kıyamet kopmayacaktır."
"Bu işten -içine düşünceye kadar- en ileri derecede hoşlanmayan kimselerin insanların en hayırlıları olduğunu göreceksinizdir. İnsanlar maden cevherleridir. Cahiliye dönemindeki hayırlıları, İslam'da da hayırlılarıdır."
"Andolsun sizden birinizin üzerine öyle bir zaman gelecek ki, beni görmeyi, ailesinin ve malının bir mislinin daha kendisine verilmesinden daha çok sevecektir."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Acemlerden kırmızı yüzlü, basık burunlu, küçük gözlü, yüzleri kat kat deriden yapılmış kalkanları andıran, ayakkabıları kıldan yapılmış Huz ve Kerman(lılar) ile savaşmadığınız sürece kıyamet kopmayacaktır."
Kays dedi ki: "Ebu Hureyre r.a.'ın yanına gittik. Dedi ki: Üç yıl Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sohbetinde bulundum. Bu zaman zarfında olduğu kadar hadisi bellemeye olan tutkum gibisini geçmiş yaşlarımın hiçbirisinde görmemişimdir. Ben onu -eliyle şöyle yaparak- şöyle buyururken dinledim: Kıyamet kopmadan önce ayakkabıları kıldan olan bir kavim ile savaşacaksınız. Bu kavim işte bu Bazir (denilen yerde) bulunanlardır." Bir defasında da ravi Süfyan: "Onlar Bariz halkıdırlar demiştir."
Amr b. Tağlib dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Kıyamet gününden önce sizler kıldan ayakkabılar giyen bir kavim ile çarpışacaksınız. Yine sizler yüzleri kat kat deriden yapılmış kalkanları andıran bir kavim ile de savaşacaksınızdır."
Abdullah b. Ömer r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Yahudiler sizinle savaşacak, siz onlara musallat kılınacaksınız. O kadar ki taş: Ey Müslüman, işte bu bir yahudidir, arkama saklanmıştır, onu öldür, diyecektir."
Ebu Said r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İnsanlar üzerine öyle bir zaman Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sahabelik etmiş olan kimse var mı denilecek, onlar: Evet diyecekler. Bunun üzerine onlara zafer verilecektir. Daha sonra yine savaşa girecekler. Onlara: Aranızda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerin{den birisin)e arkadaşlık yapan bir kimse var mıdır denilecek, onlar: Evet diyecekler. Yine onlara zafer nasip olacaktır."
Adiy b. Hatim dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında iken ona bir adam gelerek kendisine fakirliğinden şikayette bulundu. Sonra ona bir başkası geldi. O da kendisine çaresizlikten şikayet etti. Allah Resulü: Ey Adiy Hire'yi gördün mü, diye sordu. Ben: Hayır onu görmedim ama onun hakkında bana haber verildi, dedim. Şöyle buyurdu: Eğer ömrün uzarsa andolsun sen yola koyulan bir kadının Hire'den yola çıkacağını, Ka'be'ye kadar gelip tavaf edeceğini ve Allah'tan başka kimseden de korkmayacağını göreceksin. -Ben kendi kendime dedim ki: Peki her tarafı fitne ateşiyle yakan Tay'lıların kötü adamları nerde olacak?- Andolsun eğer hayatın uzarsa, Kisra'nın hazineleri de fethedilecektir (ve bunu sen göreceksin.) Ben: Hürmüz'ün oğlu Kisra mı, dedim. O: Hürmüz'ün oğlu Kisra, dedi. Yine: Andolsun hayatın uzarsa bir adamın avuç dolusu altın veya gümüş ile dışarı çıkıp bunu kendisinden kabul edecek birisini arayacağını fakat ondan bunu kabul edecek kimseyi bulamayacağını da göreceksin. Yemin ederim ki, sizden herhangi biriniz, Allah'ın huzuruna çıkacağı gün, Rabbi ile arasında tercümanlık yapacak bir kimse bulunmaksızın ona şöyle diyecektir: Ben sana, sana tebliğde bulunan bir Resul göndermedim mi? O: Evet diyecek. Ben sana mal verip çokça lütufta bulunmadım mı diyecek, kul yine: Evet diyecek. Sağına bakacak cehennemden başkasını görmeyecek, soluna bakacak cehennemden başkasını görmeyecek." Adiy dedi ki: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Bir hurmanın yarısı ile dahi olsa kendinizi ateşten koruyunuz. Bir hurmanın yarısını bulamayan bir kimse güzel bir söz ile (korunsun). Adiy dedi ki: Ben bir kadının Hire'den çıkıp Allah'tan başkasından korkmaksızın gelip Ka'be'yi tavaf ettiğini gördüm. Hürmüz'ün oğlu Kisra'nın hazinelerini fethedenler arasında idim. Andolsun ömrümüz uzayacak olursa Nebi Ebu'I-Kasım Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediği gibi, adamın avuç dolusu (altın ve gümüş) ile çıkacağını (ve kimsenin ondan bu sadakayı kabul etmeyeceğini) da göreceksinizdir."
3595. hadisin kaynakta aynı numara altında verilen, farklı senedle gelen 2. rivayetidir.
Adiy b. Hatim dedi ki: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında iken ona bir adam gelerek kendisine fakirliğinden şikayette bulundu. Sonra ona bir başkası geldi. O da kendisine çaresizlikten şikayet etti. Allah Resulü: Ey Adiy Hire'yi gördün mü, diye sordu. Ben: Hayır onu görmedim ama onun hakkında bana haber verildi, dedim. Şöyle buyurdu: Eğer ömrün uzarsa andolsun sen yola koyulan bir kadının Hire'den yola çıkacağını, Ka'be'ye kadar gelip tavaf edeceğini ve Allah'tan başka kimseden de korkmayacağını göreceksin. -Ben kendi kendime dedim ki: Peki her tarafı fitne ateşiyle yakan Tay'lıların kötü adamları nerde olacak?- Andolsun eğer hayatın uzarsa, Kisra'nın hazineleri de fethedilecektir (ve bunu sen göreceksin.) Ben: Hürmüz'ün oğlu Kisra mı, dedim. O: Hürmüz'ün oğlu Kisra, dedi. Yine: Andolsun hayatın uzarsa bir adamın avuç dolusu altın veya gümüş ile dışarı çıkıp bunu kendisinden kabul edecek birisini arayacağını fakat ondan bunu kabul edecek kimseyi bulamayacağını da göreceksin. Yemin ederim ki, sizden herhangi biriniz, Allah'ın huzuruna çıkacağı gün, Rabbi ile arasında tercümanlık yapacak bir kimse bulunmaksızın ona şöyle diyecektir: Ben sana, sana tebliğde bulunan bir Resul göndermedim mi? O: Evet diyecek. Ben sana mal verip çokça lütufta bulunmadım mı diyecek, kul yine: Evet diyecek. Sağına bakacak cehennemden başkasını görmeyecek, soluna bakacak cehennemden başkasını görmeyecek." Adiy dedi ki: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: "Bir hurmanın yarısı ile dahi olsa kendinizi ateşten koruyunuz. Bir hurmanın yarısını bulamayan bir kimse güzel bir söz ile (korunsun). Adiy dedi ki: Ben bir kadının Hire'den çıkıp Allah'tan başkasından korkmaksızın gelip Ka'be'yi tavaf ettiğini gördüm. Hürmüz'ün oğlu Kisra'nın hazinelerini fethedenler arasında idim. Andolsun ömrümüz uzayacak olursa Nebi Ebu'I-Kasım Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediği gibi, adamın avuç dolusu (altın ve gümüş) ile çıkacağını (ve kimsenin ondan bu sadakayı kabul etmeyeceğini) da göreceksinizdir."
Ukbe b. Amir'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir gün dışarı çıktı. Uhud şehitlerine cenaze namazı kılar gibi namaz kıldı. Daha sonra minbere geçti ve şöyle buyurdu: Ben sizden önce gidecek ve sizin için gerekli hazırlıkları yapacağım. Ben size karşı bir şahidim. Şüphesiz ki Allah'a yemin ederek söylüyorum: Şu anda Havz'ıma bakıyorum ve bana yeryüzü hazinelerinin anahtarları verildi. Ve şüphesiz ben Allah'a yemin ederek söylüyorum: Benden sonra şirk koşacağınızdan yana korkmuyorum, fakat ben sizin için onda (dünyalık hususunda) birbirinizle yarışacağınızdan korkuyorum.
Usame r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medinelilere ait kalelerden birisine çıktı. Benim gördüğümü siz de görüyor musunuz, diye sordu. Şüphesiz ben fitnelerin, evlerinizin arasında yağmur damlaları gibi düştüğünü görüyorum."
Cahş kızı Zeyneb'ten rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir defasında şöyle diyerek dehşete kapılmış bir halde yanına girdi: La ilahe illallah yaklaşmış bulunan bir şerden dolayı Arapların vay haline! İşte bugün Ye'cuc ile Me'cuc seddinden şunun gibi bir gedik açıldı. Bu arada (baş) parmağını yanındaki (şehadet parmağı) ile birlikte halka yapmıştı. Zeyneb: Ey Allah'ın Resulü dedim. Aramızda salihler bulunduğu halde helak olur muyuz, dedi. O: Kötülük çoğalırsa evet, diye buyurdu.
Ümmü Seleme dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, (bir keresinde) uyandı ve şöyle buyurdu: Subhanallah, bugün ne hazineler indirildi ve ne fitneler indirildi."
(Abdurrahman b. Abdullah b. Abdurrahman babası Abdullah'tan) Ebu Said el-Hudri r.a.'nin şöyle dediğini rivayet etmektedir: "(Ebu Said) bana dedi ki: Ben senin koyunları sevdiğini ve koyun edindiğini görüyorum. Onların da, çobanlarının da hallerini düzelt. Çünkü ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda dinini fitnelere maruz kalmaktan korumak için müslümanın en hayırlı malı, yağmurların yağdığı dağların tepelerinde arkalarından gideceği koyunları olacaktır. "
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Öyle fitneler kopacaktır ki, o fitnelerde oturan ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen koşandan hayırlı olacaktır. Bunlara göz dikeni bu fitneler de alıp helak edecektir. Her kim bir sığınak ya da onlara karşı korunacak bir yer bulursa onunla kendisini korumaya baksın." Tekrar:
7081 ve 7082
Ebu Hureyre r.a.'in bu hadisi gibi olup, ancak Ebu Bekir (yani ez-Zühri'nin hocası İbn Abdurrahman) şunu eklemektedir: "Namazlardan öyle bir namaz vardır ki onu kaçıran, sanki ailesinde ve malında musibete uğramış gibi olur."
İbn Mes'ud r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İleride (size) başkalarının tercih edileceğini ve sizin uygun görmeyeceğiniz bir çok işler olduğunu göreceksiniz. Ey Allah'ın Resulü, bize ne emredersin, diye sordular. Şöyle buyurdu: Siz üzerinizdeki hakkı eksiksiz yerine getirirsiniz, hakkınızı da Allah'tan istersiniz." Tekrar:
7052Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kureyş'in bu kolu insanları helak edecektir. Bize ne emredersin, diye sordular. O: Keşke insanlar onlardan uzak dursalar diye buyurdu. Tekrar:
3605 ve 7058
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Ben doğru sözlü ve doğru sözlülüğü tasdik edileni şöyle buyururken dinledim: Ümmetimin helaki Kureyş'ten yeni yetme birkaç kişinin eliyle olacaktır. Mervan: Yeni yetme mi dedin deyince, EbU Hureyre şu cevabı verdi: Dilersem onların adını da filan oğulları ve filan oğulları diyerek verebilirim.
Huzeyfe r.a. diyor ki: "İnsanlar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hayra dair sorarlardı. Ben de bana yetişir korkusuyla şerre dair ona sorardım. Ey Allah'ın Resulü dedim. Bizler cahiliye ve şer içinde idik. Allah bize bu hayrı gönderdi. Bu hayırdan sonra bir şer olacak mıdır? Evet, diye buyurdu. Ben: Peki, gelecek olan bu şerden sonra bir hayır olacak mıdır, diye sordum. Evet ama onu bir parça bulandıran şeyler de bulunacaktır, buyurdu. Peki, onu ne bulandıracaktır, diye sordum. Şöyle buyurdu: Benim yolumun dışında çeşitli uygulamalarda bulunacak bazı kimseler (olacaktır). Sen onların hayırdan sonra bir şer gelecek mi, diye sordum. Evet, cehennem'in kapılarına çağıran davetçiler olacaktır. Onların cehenneme davetlerini kabul edenleri onlar da oraya atacaklar (atılmalarına sebep olacaklar) dır, diye buyurdu. Ey Allah'ın Resulü, bize onların niteliklerini anlat, dedim. Şöyle buyurdu: Onlar bizim cinslerimizdendir. Bizim dillerimizi konuşacaklardır. Peki eğer bu hal bana yetişecek olursa bana ne emredersin, dedim. Şöyle buyurdu: Müslümanların cemaatine ve imamlarına bağlı kalırsın. Şayet onların bir cemaati ve bir imamları yoksa, diye sordum. O takdirde bütün bu fırkalardan uzak dur. Bir ağacın kökünü ısıracak dahi olsan sen bu halde iken ölüm sana gelip yetişinceye kadar (böyle kal) ." Tekrar:
3607 ve 7084
Huzeyfe r.a. dedi ki: "Benim arkadaşlarım hayrı öğrendi, ben ise şerri öğrendim."
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her ikisinin de davası bir olan iki büyük kesim birbiriyle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Her ikisinin de davası bir olan iki büyük kesim birbiriyle savaşıp aralarında çok sayıda ölümler olmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Hepsi de Allah'ın Resulü olduğunu iddia eden, çok yalan söyleyen otuz'a yakın Deccal de ortaya çıkmadıkça kıyamet kopmayacaktır."
Ebu Said el-Hudri r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bazı malları paylaştırırken biz onun yanında idik. Derken ona Temim oğullarından bir adam olan Zul huveysira adındaki birisi gelerek: Ey Allah'ın Resulü, adaletli ol, dedi. Allah Resulü: Yazık sana! Eğer ben adaletli olmazsam başka kim adaletli olabilir? Eğer adaletli olmazsam zarar ve hüsrandayım, dedi. Bunun üzerine Ömer: Ey Allah'ın Resulü, bana izin ver de boynunu vurayım, dedi. Allah Resulü şöyle buyurdu: Hayır, onu bırak. Onun öyle arkadaşları olacak ki, sizden herhangi bir kimse kendi namazını onların namazına kıyasla, kendi orucunu onların orucuna kıyasla küçümseyecektir. Kur'an'ı okuyacaklar fakat gırtlaklarını aşmayacaktır. Okun hedefini delip geçtiği gibi dinden öylece çıkarlar. Okçu attığı okun sivri demir ucuna bakar, onda hiçbir şey görmez. Sivri uçlu demirinin tahtasına bağlandığı iplere bakar yine bir şey bulmaz. Daha sonra okun tahtasına bakar yine onda bir şey görmez. Arkasından okun tüylerine bakar yine hiçbir şey bulamaz. Hedefinin içindeki pisliği ve kanı geride bıraktığını görür. Bunların alametlerine gelince, pazularından birisi kadının memesini ya da sarkıp sallanan dışarı fırlamış bir et parçasını andıran siyah bir adam olacaktır. Bunlar insanların ayrılık içinde olduğu bir zamanda çıkacaklardır. Ebu Said dedi ki: Ben bu hadisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dinlemiş olduğuma şahitlik ederim. Yine şuna şahitlik ederim ki, Ali b. Ebi Talib onlarla savaştı ve ben de onunla beraberdim. Emir vererek bu adamın aranmasını istedi. Bu adam getirildi ve ben onun Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisini nitelediği gibi olduğunu gördüm."
Ali r.a. dedi ki: "Size Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye bir hadis nakledecek olursam şunu bilin ki, gökten düşmek benim için ona yalan söylemekten daha çok sevdiğim bir iştir. Benimle sizin aranızdaki bir hususa dair sizinle konuşacak olursam şunu bilin ki, harb bir hiledir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Ahir zamanda yaşları küçük, akılları kıt bir takım kimseler gelecektir. Bunlar yaratılmışların en hayırlıları gibi söz söyleyecekler, fakat okun hedefini delip gitmesi gibi dinden çıkacaklardır. İmanları gırtlaklarını aşmaz. Onlarla karşılaştığınız yerde onları öldürünüz. Çünkü onları öldürmek, Kıyamet gününde onları öldürenler için bir eçir (sebebi) olacaktır." Tekrar:
5057 ve 6930
Habbab b. el-Erett dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Ka'be'nin gölgesinde elbisesini yastık gibi yapmış dayanırken şikayette bulunduk ve ona: Bizim için yardım istemeyecek misin? Bizim için Allah'a dua etmeyecek misin, dedik. O şöyle buyurdu: Sizden öncekilerden adam getirilir, yerde onun için bir çukur kazılır, o çukura konulurdu. Daha sonra testere getirilerek başının üzerine konulur, iki parçaya ayrılırdı. Bu dahi onu dininden çevirmezdi. Eti kemiğinden ya da damarlarından demir taraklarla taranarak ayrılırdI. Bu dahi onu dininden geri çevirmezdi. Allah'a yemin ederim, Allah bu işi tamamlayacaktır. Hatta süvari San'a'dan Hadramevt'e kadar yol alacak ve Allah'tan başkasından ya da kurdun koyunlarına saldırmasından başka bir şeyden korkmayacaktır. Fakat siz acele ediyorsunuz." Tekrar:
3852 ve 6943
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Sabit b. Kays'ı aradı (ve sordu). Bir adam: Ey Allah'ın Resulü, dedi. Onun durumunu senin için ben öğreneyim. Yanına gitti, onun evinde başını önüne eğmiş 'oturduğunu gördü. Bu halin ne, diye sorunca, Sabit: Kötü dedi. Çünkü (ben olacak o kişi) sesini Nebiin sesinden fazla yükseltirdi. O henüz dünyadakilerden bir kişi olduğu halde ameli boşa çıkmış bulunuyor. Adam gelip Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Sabit'in şunları şunları söylediğini haber verdi: (Hadisi Enes b. Malik'ten rivayet eden) Musa b. Enes dedi ki: Bundan sonra ise pek büyük bir müjde ile geri dönerek dedi ki: Onun yanına git ve ona: Sen cehennemliklerden değilsin, fakat cennetliklerdensin, de." Tekrar:
4846Bera b. A'zib r.a'dan rivayete göre "Bir adam Kehf suresini okudu. Evde bir binek vardı. Binek serkeşlik etmeye başladı. Selam verince (okumasını bitirince) onu bir sisin bürüdüğünü gördü. Olanı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatınca: Ey filan okumaya devam et, çünkü o Kur'an sebebiyle nazil olmuş ya da Kur'an sebebiyle inmiş bir sekinettir (huzur ve sükundur) diye buyurdu." Tekrar:
4839 ve 5011
Bera b. A'zib dedi ki: "Ebu Bekir r.a. babamın yanına evime geldi. Ondan deve, eğer takımı satın aldı. (Babam) Azib'e: Oğlunu gönder de bunu benimle taşısın, dedi. (Bera) dedi ki: Eğeri onunla beraber taşıdım. Babam da çıkıp bedelini aldı. Babam ona: Ey Ebu Bekir dedi. Geceleyin (hicretiniz esnasında mağaradan çıkarken) Resulullah ile birlikte yürüdüğünüz zaman nasıl yaptığınızı bana anlat. Anlatayım dedi (ve anlattı): - O gece boyunca yol yürüdük. Ertesi gün, gün ortasına kadar yürümeye devam ettik. Yol kimse geçmeyecek şekilde tenhalaşınca da gölgesi bulunan ve gölgelediği yere güneş isabet etmeyen uzunca bir kaya ile karşılaştık. Biz de onun yakınında konakladık. Kendi elimle orada uyusun diye Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir yer hazırladım. Oraya da bir kürk sererek ona: Ey Allah'ın Resulü, uyu dedim. Ben senin etrafında olanları silkelerim. O da uyudu. Etrafında bulunanları silkelemeye koyuldum. Derken koyunlarıyla kayaya doğru bizim kayadan beklediğimizi elde etmek isteğiyle gelen bir çoban gördüm. Sen kimin çobanısın, ey delikanlı, dedim. O: Medine -ya da Mekke- ahalisinden bir adamın çobanıyım, dedi. Koyunlarında süt var mı, diye sordum, evet dedi. Peki süt sağar mısın dedim. Yine evet dedi. Bir koyunu yakaladı. Ben: Memenin üzerindeki toprak, kıl ve diğer kirleri silkele, dedim. (Ebu İshak) dedi ki: Bera'nın bir elini diğerine vurarak silkelediğini gördüm. Çoban bir kaba bir miktar süt sağdı. Beraberinde de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ondan su içip abdest alması için taşıdığım bir mataram vardı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim. Onu uyandırmak hoşuma gitmedi. Onun uyandığına denk düşünce sudan sütün üzerine döktüm ve alt tarafı serinlemiş oldu. İç ey Allah'ın Resulü, dedim. Ben rahat edene kadar o içti, sonra: Yola koyulma zamanı gelmedi mi, dedi. Ben: Geldi, dedim. (Ebu Bekir devamla) dedi ki: Güneş batıya doğru kaydıktan sonra yola koyulduk. Suraka b. Malik peşimizden geldi. Ben: Ey Allah'ın Resulü, bize yetiştiler, deyince, üzülme muhakkak Allah bizimle beraberdir, dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona beddua etti. O atının üzerinde olduğu halde atı karnına kadar yere gömüldü. -Zannederim sert bir yere gömüldü, dedi. Şüphe eden Zuheyr'dir.- Gördüğüm kadarıyla bana beddua ettiniz. Haydi, bu sefer benim için dua ediniz. Allah adına size, sizi takip edenleri geri çevireceğime ant veriyorum, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona dua etti ve kurtuldu. Suraka da kiminle karşılaşıyor ise onlara: Buraya gitmenize gerek yok. Bu hususta sizin yapacağınızı ben yaptım, demeye koyuldu ve kiminle karşılaştı ise onu geri çevirdi. (Ebu Bekir) dedi ki: Ve bize verdiği sözünde durdu."
İbn Abbas r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hasta ziyaretinde bulunmak üzere bedevi bir arabın yanına girdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ziyaret etmek amacıyla bir hastanın yanına girdiği vakit: Hayırdır, inşallah (günahlardan) bir arınmadır, dedi. Bedeviye de: Hayırdır, inşallah (günahlarından) bir arınmadır, dedi. Bedevi: Sen arınmadır mı dedin? Hayır, aksine o oldukça yaşlı bir ihtiyar üzerine kaynayıp taşan ve ona kabirleri ziyaret ettirecek bir hummadır, dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O zaman öyle olsun, diye buyurdu." Tekrar:
5656,
5662 ve 7470
Enes r.a. dedi ki: "Hristiyan bir adam vardı. Müslüman oldu ve Bakara suresi ile Ali İmran suresini okudu (öğrendi)." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e de katiplik yapardı. Bir hristiyanın hasta ziyaretinde bulundu. Şöyle derdi: Muhammed, benim ona yazdıklarımdan başka bir şey bilmiyor. Daha sonra Allah onu öldürdü. Onu defnettiler. Sabah olduğunda yer onu dışarı atmıştı. (Yakınları): Bu Muhammed'in ve arkadaşlarının işidir. Onlardan kaçınca (dinlerini terk edince) bizim arkadaşımızın kabrini açtılar ve onu dışarıda bıraktılar deyip, ona daha derin bir mezar kazdılar. Sabah olunca yine yer onu dışarı atmıştı. Yine: Bu Muhammed'in ve arkadaşlarının işidir. O, onlardan kaçınca arkadaşımızın kabrini açtılar ve onu kabrin dışına bıraktılar deyip, ona bir daha mezar kazdılar ve güçleri yettiği kadarıyla yeri derinleştirdiler. Sabah olunca yine yer onu dışarı atmıştı. Böylece bu işin insanlar tarafından yapılmadığını anladılar ve onu bu haliyle bıraktılar."
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Kisra helak olursa artık ondan sonra Kisra olmayacaktır. Kayser helak olursa artık ondan sonra Kayser olmayacaktır. Muhammed'in canı elinde olana yemin ederim ki o ikisinin de hazinelerini Allah yolunda infak edeceksinizdir."
Cabir b. Semure r.a.'dan hadisi ref ederek şöyle dediğini nakletti: "Kisra helak olursa artık ondan sonra Kisra olmayacaktır ve -başka şeyler zikrederek- şunları da söyledi: Andolsun o ikisinin de hazinelerini Allah yolunda infak edeceksinizdir."
İbn Abbas r.a dedi ki: "Müseylimetu'l-Kezzab, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde (yanına) geldi ve şöyle demeye başladı: Eğer Muhammed kendisinden sonra işi (yönetimi) bana bırakacak olursa ona uyarım. Medine'ye kavminden pek çok kimse ile birlikte geldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de onun yanına beraberinde Sabit b. Kays b. Şemmas bulunduğu halde gitti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in elinde de kurumuş hurma dalından bir parça vardı. Nihayet arkadaşları ile birlikte bulunan Müseylime'nin önünde durdu ve ona dedi ki: Eğer benden şu sopayı vermemi isteyecek olsan, onu dahi sana vermeyeceğim. Sen Allah'ın senin hakkındaki emrini aşamazsın. Eğer (bana itaatten) yüz çevirecek olursan andolsun Allah seni helak edecektir. Gerçekten ben bana gösterilenlerin senin hakkında gerçekleşeceğini görüyorum." Tekrar:
4373,
4378 ve 7033 ve 7461
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ben uyurken (rüyamda) ellerimde iki altın bilezik gördüm. Durumları beni düşündürdü. Rüyada bana onları üfle, diye vahyedildi. Ben de onları üfledim. Her ikisi de uçtu. Bu iki bileziği benden sonra ortaya çıkacak iki yalancı (Nebi) diye yorumladım. Onlardan birisi el-Ansi çıktı, diğeri ise Yemome'nin sahibi Müseylimetu'l-Kezzab çıktı." Tekrar:
4374,
4375,
4379,
7034 ve 7037
Ebu Musa'dan -zannederim o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye nakletti-: "Rüyada Mekke'den hurmalıkları olan bir yere hicret ettiğimi gördüm. Hatırıma oranın Yemome yahut Hecer olduğu geldi. Bir de baktım ki o Medine yani Yesrib imiş. Yine rüyamda benim bir kılıç salladığımı gördüm. Bu kılıcın üst tarafı koptu. Meğer o Uhud günü isabet alan müminler demekmiş. Onu bir daha salladım, olduğundan güzel hale geldi. Meğer bu da Allah'ın nasip ettiği fetih ve müminlerin bir araya gelmesi, toplanması imiş. Ben orada (Medine'de) bazı inekler de gördüm. Allah(ın sevabı) hayırlı olandır. Meğer onlar Uhud günü (şehit düşen) müminler imiş ve hayır ise Bedir gününden sonra Allah'ın bize ihsan ettiği hayır ile doğruluğun sevabıdır." Tekrar:
3987,
4081Aişe r.anha'dan dedi ki: "Fatıma karşıdan yürüyerek geldi. Yürüyüşü sanki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yürüyüşü idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Kızıma merhaba, dedi. Sonra onu sağ tarafına -ya da sol tarafına- oturttu. Daha sonra ona gizlice bir söz söyledi. Bunun üzerine ağladı. Ben ona: Niye ağlıyorsun, diye sordum. Daha sonra yine ona gizlice bir söz söyledi, bu sefer güldü. Ben: Bugün gibi üzüntüye yakın bir sevinç görmüş değilim, dedim. Ona kendisine neler söylediklerini sordum. Dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sırrını açıklamam. Nihayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedilince ona (sebebini) sordum." Tekrar:
3625,
3715,
4433 ve 6285
"(Fatıma) dedi ki: Bana gizlice şunu söyledi: Cibril her yıl Kur'an-ı Kerim'i bir defa benimle karşılıklı okuyordu. Fakat bu sene benimle onu iki defa okudu. Gördüğüm kadarıyla bunun tek sebebi ecelimin yaklaşmış olmasıdır ve şüphesiz sen benim ehl-i beytim arasında bana ilk kavuşacak olansın. Bunun üzerine ağladım. Bu sefer dedi ki: Cennet ehlinin -ya da müminlerin- hanımlarının efendisi olmaya razı olmaz mısın? Bundan dolayı da güldüm." Tekrar:
3626,
3716Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatı ile neticelenen hastalığında kızı Fatıma'yı çağırdı. Ona gizlice bir şey söyledi, o da ağladı. Sonra onu bir daha çağırdı ve ona gizlice bir şey söyledi. Bunun üzerine de güldü. (Aişe) dedi ki: Ben de ona bunun sebebini sordum."
"(Fatıma) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana gizlice bir söz söyleyerek vefatı ile sonuçlanan rahatsızlığı halinde ruhunun kabzedileceğini bana haber verdi. Ben de bunun üzerine ağladım. Daha sonra bana gizlice bir söz daha söyledi ve bana ehl-i beyti arasında ondan sonra arkasından gidecek ilk kişinin ben olacağımı haber verdi. Bunun üzerine güldüm."
İbn Abbas dedi ki: "Ömer b. el-Hattab r.a., İbn Abbas'ı kendisine yakın tutardı. Abdurrahman b. Avf ona: Bizim onun gibi çocuklarımız var, deyince, Ömer: Sen bunun sebebinin ne olduğunu biliyorsun, dedi. Ömer, İbn Abbas'a şu: "Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman" [Nasr 1] ayeti hakkında sordu. İbn Abbas: Bu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eceli olup (Allah) onu kendisine bildirmiştir, diye cevap verdi. Ömer: Benim de onun hakkında bildiğim, senin bildiğinden başkası değildir, dedi." Tekrar:
4294,
4430,
4969 ve 4970
İbn Abbas r.a. dedi ki"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefatı ile sonuçlanan hastalığında başını siyah bir bezle bağlamış ve bir örtüye bürünmüş olarak çıktı. Minberin üstüne oturdu. Allah'a hamd-u sena ettikten sonra dedi ki: Emma ba’du, İnsanlar çoğalmakta, Ensar ise azalmaktadır. Hatta onlar insanlar arasında yemekteki tuz mesabesinde olacaklardır. Sizden her kim bir takım kimselere zarar verebilecek, başkalarına da faydalı olabilecek bir işin başına gelecek olursa, onların iyilikte bulunanlarının bu iyiliklerini kabul etsin, kötülük yapanlarını da affetsin. İşte bu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in oradaki son oturuşu oldu."
Ebu Bekre r.a.'dan: "Bir gün Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hasen'i çıkardı. Onu alıp minbere çıktı ve şöyle buyurdu: Benim bu oğlum bir seyyiddir. Umulur ki Allah onun sayesinde Müslüman iki kesim arasında sulh yapacaktır. "
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem (Mute'de şehit düştükleri) haberleri gelmeden önce Cafer ve Zeyd'in şehit düştüklerini söyledi. Bu arada gözlerinden yaş akıyordu."
Cabir r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sizin saçaklı yaygılarınız var mı, diye sordu. Ben: Bizim saçaklı yaygılarımız nereden olsun, diye cevap verdim. Şöyle buyurdu: Öyle ama ileride sizin saçaklı yaygılarınız olacaktır. (Cabir r.a. bir süre geçtikten sonra eşini kasdederek) Ben ona -hanımını kastediyor-: Şu saçaklı yaygılarını bizden uzaklaştır diyorum. O: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sizin tüylü yaygılarınız olacaktır demedi mi, diye cevap verince, bu sefer ona ilişmiyorum." Tekrar:
5161 Diğer tahric edenler: Tirmizi Edeb; Müslim, Libas
Abdullah b. Mes'ud r.a dedi ki: "Sa'd b. Muaz umre yapmak üzere yola koyuldu. Umeyye b. Halef, Ebu Safvan'ın yanına misafir oldu. Umeyye de Şam'a gittiği vakit yolu Medine'ye uğradığında Sa'd'ın yanına misafir olurdu. Umeyye, Sa'd'a dedi ki: Hele gün ortası gelene kadar ve insanlar seni fark etmeyecekleri vakte kadar bir bekle. O zaman gider tavaf edersin. Sa'd tavaf etmekte iken Ebu Cehil ile karşılaştı. Ka'be'nin etrafında tavaf eden bu kişi kim, dedi. Sa'd: Ben Sa'd'ım dedi. Ebu Cehil: Sizler Muhammed'i ve onun ashabını barındırdığınız halde güvenlik içerisinde Ka'be'nin etrafında tavaf mı ediyorsun deyince, Sa'd: Evet dedi. Kendi aralarında tartıştılar. Umeyye, Sa'd'a: Ebu'I-Hakem'e sesini yükseltme, dedi. Çünkü o bu vadidekilerin efendisidir. Daha sonra Sa'd dedi ki: Allah'a yemin ederim eğer Beyt'in etrafında tavaf etmekten beni engelleyecek olursan andolsun senin Şam ile olan ticaretini keserim. (Abdullah b. Mes'ud) dedi ki: Umeyye, Sa'd'a: Sesini yükseltme, demeye koyuldu ve onu tutmaya çalıştı. Fakat Sa'd kızarak: Beni bırak, çünkü ben Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i seni öldüreceğini söylerken dinledim, dedi. Beni mi, diye sordu. Sa'd: Evet dedi. Bunun üzerine Umeyye: Allah'a yemin ederim, Muhammed konuştu mu yalan söylemez deyip, hanımının yanına döndü ve dedi ki: Yesribli kardeşimin bana ne söylediğini bilmiyor musun? Hanımı: Ne söyledi diye sordu. Umeyye dedi ki: Onun söylediğine göre o Muhammed'i beni öldüreceğini söylerken dinlemiş. Hanımı dedi ki: Allah'a yemin ederim Muhammed yalan söylemez. (Abdullah b. Mes'ud) dedi ki: (Mekkeliler) Bedir'e gitmek üzere çıkıp da Bedir için savaş çağrısı yapıldığında hanımı ona: Yesribli kardeşinin sana söylediğini hatırlamadın mı, dedi. Umeyye savaşa çıkmak istemedi Fakat Ebu Cehil ona: Sen bu vadinin şereflilerindensin. Bir ya da iki gün yola devam et, dedi. O da onlarla iki gün yola gitti ve Allah canını aldı." Tekrar:
3950Abdullah (ibn-i Ömer) r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İnsanların yüksekçe bir yerde toplanmış olduklarını gördüm. Ebu Bekir kalktı, bir ya da iki kova çekti, fakat kova çekişinde kısmen bir zayıflık vardı. Allah ona mağfiret buyursun. Sonra Ömer (kovayı) aldı. Elinde büyükçe bir kovaya dönüştü. Onun çekişi gibi insanlar arasında çeken bir dahiyi görmedim ve nihayet insanlar çevresinde (o sudan, bereketinden yararlanmak üzere) konaklayıp, yerleşti. " Tekrar:
3676,
3682,
7019 ve 7020
Ebu Osman dedi ki: "Bana haber verildiğine göre Cibril aleyhisselam, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Yanında Ümmü Seleme bulunuyordu. Konuşmaya koyuldu, sonra kalktı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ümmü Seleme'ye: Bu kimdir diye sordu. -Ya da bunun gibi bir söz söyledi.- Ümmü Seleme: Bu, Dihye'dir dedi. Ümmü Seleme dedi ki: Allah'a yemin ederim Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Cibril'den haber verdiği hutbesini işitinceye kadar ben o kimseyi Dihye'den başka birisi sanmadım. -Yada ravi buna yakın sözler söyledi.- Dedi ki: Ebu Osman'a sen bunu kimden dinledin, diye sordum. O: Usame b. Zeyd'den diye cevap verdi." Tekrar:
4980Abdullah b. Ömer r.a.'dan rivayete göre "Yahudiler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldiler. Ona aralarından bir erkek ve bir kadının zina ettiğini söylediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendilerine: Recm ile ilgili olarak Tevrat'ta ne görüyorsunuz, dedi. Onlar: Biz bunu yapanları rezil ederiz ve onlara celde vururuz, dediler. Bunun üzerine Abdullah b. Selam: Yalan söylediniz, dedi. Onda (Tevrat'ta) recm vardır. Bunun üzerine Tevrat'ı getirdiler ve yaydılar. Onlardan birisi elini recm ayeti üzerine koydu. Öncesini ve sonrasını okudu. Abdullah b. Selam ona: Elini kaldır dedi. Elini kaldırınca Tevrat'ta recm ayetinin olduğunu gördüler. Muhammed doğru söylemiştir, onda recm ayeti varmış, dediler. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zina edenlerin recmedilmesini emir buyurdu. Abdullah (b. Ömer) dedi ki: Ben adamın kadının üzerine eğilerek taşlardan onu korumaya çalıştığını gördüm."
Abdullah b. Mes'ud r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde ay iki parçaya ayrıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şahit olunuz, diye buyurdu." Tekrar:
3869,
3871,
4864 ve 4865 Diğer tahric edenler: Tirmizi Tefsirul Kur’an; Müslim, Sıfat-il Kıyame
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre onlara şunu anlatmıştır: "Mekkeliler Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den kendilerine bir ayet (mucize) göstermesini istediler. O da onlara ayın yarılmasını gösterdi." Tekrar:
3868,
4867 ve 4868
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayete göre: Ay Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında (ikiye) yarıldı. (şakk-i kamer) Tekrar:
3870 ve 4866
Enes r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ashabından iki adam karanlık bir gecede Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şey de vardı. Yolları ayrılınca onlardan her birisiyle bir tane kaldı ve her biri hanımının yanına varıncaya kadar bu böyle sürdü."
Muğire bin Şu'be'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Ümmetimden bir kısım insanlar üstün olarak kalmaya devam edecekler ve Allah'ın emri onlara gelinceye kadar onlar bu üstünlüklerini sürdüreceklerdir. " Tekrar:
7311 ve 7459
Muaviye dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Ümmetimden bir topluluk, Allah'ın emrini dimdik ayakta tutmaya devam edeceklerdir. Onları yardımsız bırakanların da, onlara muhalefet edenlerin de onlara zararı olmayacaktır. Onlar, Allah'ın emri kendilerine gelinceye kadar bu halleri üzere böyle devam edeceklerdir." Umeyr dedi ki: "Ve onlar Şam'da olacaklardır." Muaviye dedi ki: İşte bu Malik, onun Muaz'ı: 'Ve onlar Şam'da olacaklardır' derken işittiğini ileri sürmektedir."
Urve (el-Bariki)'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona kendisine bir koyun satın almak üzere bir dinar vermişti. O da bir dinara onun için iki koyun aldı. Daha sonra o koyunlardan birisini bir dinara sattı. Ona bir dinar ve bir koyun getirince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem alışverişlerinin bereketli olması için ona dua etti. O bakımdan toprak dahi satın alsaydı, hiç şüphesiz ondan da kar ederdi." Diğer tahric edenler: Tirmizi Buyu; Ebu Davud, Buyu’
Fakat ben (Urve'den rivayette bulunan Şebib) onu şöyle derken dinledim: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Hayır kıyamet gününe kadar atların perçemlerinde düğümlenmiştir." (Şebib) dedi ki: Ben onun evinde yetmiş tane at gördüm. Süfyan dedi ki: "(Urve) ona (Nebi efendimize) kurbanlık bir koyun satın alırdı."
İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Atların perçeminde hayır kıyamet gününe kadar düğümlenmiş kalacaktır."
Enes b. Malik'ten rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Atların perçeminde hayır düğümlüdür."
Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "At üç kişi içindir: Bir adam için ecirdir, bir adam için setredicidir, bir adam için de vebaldir. Atın kendisi için ecre sebep olduğu kişiye gelince: Bir adam atı Allah yolunda bağlamış ve bir meradan ya da bir bahçeden ona uzun bir yular salmış. Bu atın o yuları uzunluğunda meradan ya da bahçeden yediği her bir şey, onun için hasenat olarak yazılır. Eğer yularını koparıp bir ya da iki tur atacak olur ise çıkaracağı pislikler onun için hasenat olur. Eğer bir ırmağa uğrayıp,ordan su içse kendisi ona su içirmek istemese dahi bu onun için hasenat olur. Bir adam da atı muhtaç olmamak, iffetini korumak için bağlar ve atın kendisinde ve sırtında Allah'ın hakkını unutmazsa bu at, aynı şekilde onun için setredici olur . Bir diğer adam atı övünmek, riyakarlık ve Müslümanlara düşmanlık için bağlayacak olursa o da bir vebal olur. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e eşeklere dair de soru sorulunca şöyle buyurdu: Onlar hakkında bana sadece şu eşsiz ve kapsamlı ayet indirilmiş bulunmaktadır: "Kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onu görecektir, kim de zerre ağırlığınca bir şer işlerse onu görecektir."[Zilzal
Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sabahleyin erkenden Hayber'in önüne vardı. Oradakiler ellerinde çapalarıyla dışarı çıkmışlardı. Onu görünce: Muhammed ve ordu, dediler. Koşarak kaleye doğru gittiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırarak şöyle buyurdu: Allahu ekber harap oldu Hayber. Biz bir kavmin düzlüğüne indik mi uyarılanların sabahı pek kötü olur."
Ebu Hureyre r.a. dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü dedim. Senden çokça hadis dinledim ama onları unutuyorum. Sırtındaki ridanı (yere) yay, diye buyurdu. Ben de yaydım. Onun içine eliyle avuçlar gibi yaptı. Sonra: Bunu topla, dedi. Ben de topladım, ondan sonra hiçbir hadisi unutmadım."