Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ebu Musa el-Eş'arî (r.a.) şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalanmıştı. Hastalığı ilerleyip ızdırabı artınca 'Ebu Bekir'e söyleyin cemaate namazı kıldırsın' buyurdu. Aişe (r.anha) 'O pek yufka yürekli bir insandır, senin yerine geçerse halka namaz kıldıramaz’ deyince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aynı emrini tekrarladı; 'Söyleyin Ebu Bekir'e namazı kıldırsın.' Aişe (r.anha) da aynı şekilde mukabelede bulununca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem emrini bizzat ona yönelterek şöyle dedi: 'Ebu Bekir'e söyle cemaate namazı kıldırsın. Yusuf'un başını derde sokan siz kadınlar değil misiniz zaten!?' Bunun üzerine Ebu Bekir (r.a.)'e haberci geldi ve o da Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken halka namaz kıldırdı. Tekrar: 3385. Not: Bu habercinin Bilal olduğu rivayet edilmiştir. (Mütercim)
Cabir İbn Semure (radiyallahu anh) şöyle demiştir: "Kufeliler Sa'd İbn Ebi Vakkâs'ı Ömer (r.a.)'e şikayet ettiler. - Ömer (r.a.) de onu görevden alıp yerine Ammâr İbn Yâsir'İ tayin etmişti. - Kufeliler Sa'd'ı şikayet ederken işi o kadar ileri götürmüşlerdi ki onun namaz'ı iyi kıldıramadığını söylüyorlardı. Bunun üzerine Ömer (r.a.) Sa'd'a bir elçi gönderdi. Elçi Sa'd'in yanına varınca şöyle dedi; 'Ebu İshâk! Halk senin namazı iyi kıldıramadığını iddia ediyor.' Buna karşılık Sa'd'ın cevabı şöyle oldu; 'Beni mi şikayet ediyorlar, sanırım şimdi söz sırası bana geldi. Allah'a yemin ederim ki, ben onlara Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem nasıl namaz kıldırdıysa öyle namaz kıldırıyorum, asla O'nun kıldırmış olduğu namaz'dan bir şey eksiltmiyorum; yatsı - veya öğle ve ikindi namazlarını kıldırırken ilk iki rekatta kıraati biraz uzatıyorum ve kıyamda fazla duruyorum ancak son iki rekatı kısa kıldırıyorum.' Ömer (r.a.)'in elçisi; 'Zaten onların senin hakkındaki şikayetleri de bundan kaynaklanıyor fakat biz senin söylediğin gibi doğru davrandığını düşünüyorduk, Ey Ebû İshak' dedi. Ömer, Sa'd'ın yanına bir adam göndermişti. Bu şahıs Sa'd ile birlikte Kufe'deki mescidleri geziyor ve halkın onun hakkındaki düşüncelerini öğrenmeye çalışıyordu. Kufe'de uğramadıkları mescid kalmadı. Herkese Sa'd'ı soruyor ve halk da o'ndan sitayişle bahsediyor, övgülerde bulunuyordu. Sonunda Beni Abs mescidine girdi ve oradakilere de Sa'd'ı sordu. Mescidde bulunanlardan Usame İbn Katâde (künyesi Ebu Sa'de'dir) adında birisi kalkıp şöyle dedi; 'Bize-Sa'd'ı mı soruyorsunuz? Size onu anlatayım; o cihad'a giden birliklere katılmaz, istihkakımızı eşit şekilde paylaştırmaz ve herhangi bir da'va hakkında hüküm verirken adil davranmaz.' Bunun üzerine Sa'd şunları söyledi; 'Söz sırası sanırım bana geldi. Ben sadece şu üç bedduayı etmekle yetinececeğim; Allah'ım, eğer bu kulun yalan söylüyorsa, gösteriş ve şöhret düşkünü biri olduğu için halk arasında anılmak arzusuyla bunu yapıyorsa onun ömrünü uzat, fakirliğini çoğalt ve kendisini fitnelere, çeşitli musibetlere düşür. Usame daha sonraki yıllarda halini soranlara şöyle cevap verirdi: 'Ne olsun, beli bükülmüş ve ağır fitnelere düşmüş yaşlı bir adam'ım işte. Sa'd'ın bana ettiği beddua tam yerini buldu. Bu rivayeti Cabir İbn Semure'den nakleden Abdülmelik İbn Umeyr şöyle demiştir; 'Ben bu Usame denen adam'ı gördüm. Yaşlılıktan kaşları sarkmış ve gözlerini örtmüştü; yoldan geçen cariyelere sarkıntılık ediyor ve onları çimdiklemeye çalışıyordu. Tekrar: 758 ve 770
Cabir İbn Semure'nİn naklettiği bir rivayete göre Sa'd İbn Ebu Vakkas şöyle demiştir: "Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle ve ikindi namazlarını nasıl kıldırdıysa, hçbir şey eksiltmeden öyle namaz kıldırıyordum; öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatında kıraati biraz uzatıyorum ve kıyamda fazla duruyorum ancak son iki rekatı kısa tutuyorum." Bunun üzerine Ömer (r.a.) 'Zaten biz de senin söylediğin gibi doğru davrandığını düşünüyorduk' dedi.
Muğire İbn Şu'be (r.a.)'in kâtibi Verrâd şöyle demiştir: "Bir defasında Muğîre ibn Şu'be Muaviye'ye gönderilmek üzere bana yazdırdığı bir mektupta şunları söylemişti: Resûîullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem her farz namaz'ın ardından şöyle dua ederdi: La İlahe İllallahu vahdehu la şerike Lehu, Lehul mulk ve Lehul hamd ve Huve ala kulli şey'in kadir Allahumme lâ mania limâ e'tayte velâ mu'tlye limâ mena'te ve lâ yenfeu ze'l-Ceddi minke'l-Cedd Meali: Tek olan Allah'tan başka İlah yoktur, Onun ortağı yoktur, mülk hakimiyet Onundur, övgü Onadır. Onun her şeye gücü yeter. Allah'ım, Senin verdiğine engel olacak hiçbir şey yoktur. Senin engel olduğunu da verebilecek yoktur. Senin yanında zenginin zenginliği fayda vermez. Zenginlik Senden gelir. Tekrar: 1477, 2408, 5975, 6330, 6473, 6615 ve 7292
Kaza'a şöyle demiştir: Ebû Saîd radıyallahu anh'ı dört (söz) söylerken dinledim. Dedi ki: Bunları Nebî sallallahu aleyhi ve sellem'den işittim. — Ebû Saîd, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte on iki gazveye katılmıştı. [Bu rivayetin tercümesi kaynak nüshada bulunmadığından Arapça aslından çevrilmiştir.]
Ziyad'ın azatlısı Kazaa' şöyle demiştir: Ebu Said el-Hudrî'nin Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den aktardığı dört şeyi İşittim. Bunlar hoşuma gitti ve beni mutlu etti, Bu dört şey şunlardır: 1) Kadın yanında kocası veya mahremi olmaksızın iki günlük mesafeye yolculuk yapmasın. 2) İki günde, yani Ramazan ve Kurban Bayramı günlerinde oruç tutmak yoktur. 3) İki namaz'dan sonra namaz kılmak yoktur: Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar, ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar. 4) Ancak şu üç mescid'e yolculuk yapılır: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve benim mescidim.
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte on iki savaşa katılan Ebu Saîd şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiğim şu dört şey çok hoşuma gider: 1- Bir kadın, yanında kocası veya mahremi bulunmaksızın iki günlük yolculuğa çıkamaz. 2- İki günde; Ramazan bayramı ve kurban bayramında oruç tutulmaz. 3- İki namazdan sonra namaz yoktur: İkindiden sonra güneş batıncaya kadar, sabahtan sonra güneş doğuncaya kadar. 4- Yalnızca üç mescide gitmek için yolculuk yapılabilir: Mescid-i haram, benim mescidim (Mescid-i nebevi) ve Mescid-i aksa.
Ebu Said el-Hudrî r.a. Hz. Nebile birlikte on iki gazaya katılmıştır. O şöyle demiştir: Nebi'den Sallallahu Aleyhi ve Sellem hoşuma giden dört şey işittim. O Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: 1- Kadın yanında kocası veya mahremi bulunmaksızın iki günlük yola, yolculuğa çıkmasın. 2- Şu iki günde oruç tutmak caiz değildir: Ramazan bayramı ve kurban bayramı günlerinde. 3- Sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar, ikindiden sonra da güneş batıncaya kadar (nafile) namaz kılınmaz. 4- İbadet niyetiyle ancak üç mescid'e yolculuk yapılır: Mescid-i Haram, Mescid-i Aksa ve benim mescidim (Mescid-i Nebevi)".
Huzeyfe r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: "Bir adam ölmüştü. Ona, '(Dünyada iken) ne yapardın?' diye soruldu. Adam, 'Ben ticaretle meşgul idim. Ödeme gücü yeten kimselere kolaylık sağlar, ödeme gücü bulunmayan kimselerin de borcunu hafifletirdim , dedi. O kimse bu yüzden bağışlanmıştır. " Ebu Mes'ud, bu hadisi, Hz. Nebi'den işittiğini söylemiştir.
Amr İbn Meymun el-Evdi anlatıyor: "Sa'd, oğullarına şu sözleri bir öğretmenin öğrencisine okuma - yazmayı öğretmesi gibi öğretiyor ve Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in namazdan sonra bu şekilde Allah'a sığındığını söylüyordu: "Allahım, korkaklıktan sana sığınırım. Erzel-i ömürden (yani Hayatın en kötü ve çekilmez olduğu yaşlılıktan) sana sığınırım. Allahım, dünyanın fitne ve sınamasından ve kabir azabından da sana sığınırım." Ben bunu Mus'ab'a anlattım ve doğru olduğunu söyledi. " Tekrar: 6365, 6370, 6374, 6390
Cabir İbn Semure, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kisra helak olduğunda ondan sonra artık bir Kisra gelmeyecek. Kayser helak olduğunda ondan sonra bir Kayser de gelmeyecek. Canımı elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki siz onların sahip oldukları hazineleri Allah yolunda harcayacaksınız."
Ebu Burde b. Ebi Musa'dan rivayete göre o babasından şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem hastalandı. "Ebu Bekir'e emredin cemaate namaz kıldırsın" dedi. Aişe: Ebu Bekir, şöyle şöyle bir adamdır, dedi. Yine aynı şeyi söyledi, o da aynı şeyleri tekrarlayınca, şöyle buyurdu: "Ebu Bekir'e emredin, siz Yusufun (başına o işleri açan) kadınlarsınız. " Ebu Bekir, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hayatta iken imamlık yaptı.
Ukbe b. Amr, Huzeyfe'ye dedi ki: "Bize Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den duyduğun (bir) şey (hadis)i nakletmez misin? Huzeyfe dedi ki: Ben onu şöyle buyururken dinledim: Deccal çıkacağı zaman onunla birlikte bir su ve bir ateş bulunacaktır. İnsanların ateş diye görecekleri şey soğuk bir sudur, ama insanların soğuk su diye görecekleri şey de yakan bir ateştir. Sizden (ona) kim yetişirse ateş diye gördüğü şeye düşsün. Şüphesiz o tatlı ve serindir." Tekrar: 7130
Huzeyfe (devamla) dedi ki: "Ve onu şöyle buyururken dinledim: Sizden öncekiler arasında bir adam vardı. Melek ruhunu kabzetmek üzere geldi, Ona: Hayır namına bir şey işledinmi, diye soruldu. O: Bilmiyorum dedi. Ona: Düşün denildi. Hiçbir şey bilmiyorum dedi. Şu kadar var ki dünyada iken insanlar ile alışveriş yapar, onlara hem bir şeyler verir, hem de onlardan bir şeyler alırdım. Ödeme imkanı olanlara süre tanır, ödemekte zorlananları affederdim. Bunun üzerine Yüce Allah onu cennete koydu."
(Huzeyfe) dedi ki: "Yine onu şöyle buyururken dinledim: Bir adamın ölüm vakti geldi. Artık hayattan ümidini kesince ailesine şu vasiyeti yaptı: Ben öldükten sonra benim için çok miktarda odun toplayın ve o odunu ateşe verin. Nihayet ateş etimi yiyip, kemiklerime ulaşıp, kemiklerim de yandıktan sonra o yanmış olan kemiklerimi alın, iyice öğütün. Sonra da rüzgarlı bir günü bekleyin ve o öğüttüğünüzü denize savurun. Onlar da bunu yaptılar. Yüce Allah onu bir araya getirdi ve ona: Bunu neden yaptın diye sordu, senin korkundan dedi. Allah da ona mağfiret etti." Ukbe b. Amr dedi ki: "Ben de onu (yani Allah Resulünü) böyle buyururken dinledim ve o (yakılmak isteyen) şahıs nebbaş (kefen soyucu) birisi idi." Tekrar: 3479 ve 6480
Ukbe, Huzeyfe'ye: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dinlediğin bir hadisi bize nakletmez misin? dedi. Huzeyfe dedi ki: "Ben onu şöyle buyururken dinledim: Bir adamın ölüm vakti yaklaşmıştı. Hayattan ümidini kesince, ailesine şu vasiyeti yaptı: Öldüğüm takdirde benim için çok miktarda odun toplayın. Sonra bir ateş yakın. Ateş etimi yiyip kemiklerime ulaşınca kemiklerimi alın, öğütün. Beni sıcak -ya da rüzgarlı- bir günde savurun. Allah onu bir araya getirip, topladı. Niye yaptın, diye sordu. O: Senden haşyetim dolayısıyla deyince, ona mağfiret etti."
İbn Abbas r.a.'dan: "Akrabalıkta sevgiden başka"[Şura, 23] (buyruğunu okuyunca) Said b. Cubeyr: "Maksat" Muhammed'in akrabalığıdır deyince, İbn Abbas dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendileriyle akrabalığı bulunmadığı Kureyş'in hiçbir kolu yoktur. İşte bu ayet ona bu hususta nazil olmuştur. Benimle sizin aranızdaki akrabalık bağını gözetmenizden başka(sını istemiyorum, demektir.)" Tekrar: 4818
Abdullah b. Ebi Bekre, babasının şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Cuheyne, Muzeyne, Eslem ve Ğıfarlıların, Temim oğullarından, Esed oğullarından, Abdullah b. Gatafan oğullarından, Amir b. Sa'saa oğullarından hayırlı olmalarına ne dersiniz? Bunun üzerine bir adam: Ziyan ettiler, hüsrana uğradılar (demektir), dedi. Allah Resulü şöyle cevap verdi: (Evet) onlar Temim oğullarından, Esed oğullarından, Abdullah b. Gatafan oğullarından ve Amir b. Sa'saa oğullarından hayırlıdırlar. " Tekrar: 3516, 6635
Cabir b. Semure r.a.'dan hadisi ref ederek şöyle dediğini nakletti: "Kisra helak olursa artık ondan sonra Kisra olmayacaktır ve -başka şeyler zikrederek- şunları da söyledi: Andolsun o ikisinin de hazinelerini Allah yolunda infak edeceksinizdir."
Ebu Hureyre r.a. Nebi'in şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Bir şairin söylemiş olduğu en doğru söz, Lebid'in şu sözüdür: Dikkat edin, Allah'ın dışında her bir şey batıldır. Umeyye b. es-Salt da neredeyse Müslüman oluverecekti. " Tekrar: 6147 ve 6489 Diğer tahric: Tirmizi edeb; Müslim, Şiir
Abbas b. Abdulmuttalib r.a., Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e dedi ki: "Senin amcana faydan ne oldu? O seni himaye ediyor, senin için kızıp öfkeleniyordu. (Allah Resulü) şöyle buyurdu: O topuklarına kadar varan bir ateştedir. Ben olmasaydım şüphesiz ateşin en aşağı basamağında olacaktı." Tekrar: 6208 ve 6572
Ebu Burde dedi ki: "Resulullah sallallilhu aleyhi ve sellem Ebu Musa ile Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderdi. (Ebu Burde) dedi ki: Onların her birisini ayrı bir bölgeye gönderdi. (Ebu Burde devamla) dedi ki: Yemen ise iki ayrı bölgedir. Daha sonra (Allah Resulü) şöyle buyurdu: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Akabinde onların her biri işinin başına gitti. Onlardan her biri kendi bölgesinde dolaşırken arkadaşına yaklaştı mı onunla dostluğun u yenilemek üzere gider ona selam verirdi. Muaz bir sefer kendi bölgesinde dolaşıp, arkadaşı Ebu Musa'ya yaklaşınca katırı üzerinde onun yanına geldi. Onu oturmuş etrafında da insanlar toplanmış olduğu halde gördü. Yanında da elleri boynuna bağlanmış bir adam duruyordu. Bu sebeple Muaz ona: Ey Abdullah b. Kays, bu ne diye sordu. Ebu Musa: Bu daha önce Müslüman iken kafir olmuş bir adamdır, dedi. Muaz: Öldürülmedikçe bineğimden inmem dedi. Ebu Musa: Onun buraya getiriliş sebebi de budur, haydi in deyince, Muaz: Hayır, öldürülmedikçe inmem dedi. Ebu Musa emir vererek öldürüldü. Sonra Muaz inerek: Ey Abdullah sen Kur'2m'l nasılokursun diye sordu. Ebu Musa: Onu zaman zaman değışik aralıklarda kısım kısım okurum, dedi. Sonra Ebu Musa: Peki ey Muaz ya sen nasılokursun, diye sordu, Muaz: Gecenin ilk saatlerinde uyurum. Sonra uykumun bir kısmını almış olarak kalkarım. Allah'ın bana takdir buyurmuş olduğu kadarını okurum. Ben ayakta duruşumun mükafatını ümit ettiğim gibi uyku halimin mükafatını da ümit ederim, dedi." Bu Hadis 4345 numara ile gelecektir.
Ebu Burde dedi ki: "Resulullah sallallilhu aleyhi ve sellem Ebu Musa ile Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderdi. (Ebu Burde) dedi ki: Onların her birisini ayrı bir bölgeye gönderdi. (Ebu Burde devamla) dedi ki: Yemen ise iki ayrı bölgedir. Daha sonra (Allah Resulü) şöyle buyurdu: Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Akabinde onların her biri işinin başına gitti. Onlardan her biri kendi bölgesinde dolaşırken arkadaşına yaklaştı mı onunla dostluğun u yenilemek üzere gider ona selam verirdi. Muaz bir sefer kendi bölgesinde dolaşıp, arkadaşı Ebu Musa'ya yaklaşınca katırı üzerinde onun yanına geldi. Onu oturmuş etrafında da insanlar toplanmış olduğu halde gördü. Yanında da elleri boynuna bağlanmış bir adam duruyordu. Bu sebeple Muaz ona: Ey Abdullah b. Kays, bu ne diye sordu. Ebu Musa: Bu daha önce Müslüman iken kafir olmuş bir adamdır, dedi. Muaz: Öldürülmedikçe bineğimden inmem dedi. Ebu Musa: Onun buraya getiriliş sebebi de budur, haydi in deyince, Muaz: Hayır, öldürülmedikçe inmem dedi. Ebu Musa emir vererek öldürüldü. Sonra Muaz inerek: Ey Abdullah sen Kur'2m'l nasılokursun diye sordu. Ebu Musa: Onu zaman zaman değışik aralıklarda kısım kısım okurum, dedi. Sonra Ebu Musa: Peki ey Muaz ya sen nasılokursun, diye sordu, Muaz: Gecenin ilk saatlerinde uyurum. Sonra uykumun bir kısmını almış olarak kalkarım. Allah'ın bana takdir buyurmuş olduğu kadarını okurum. Ben ayakta duruşumun mükafatını ümit ettiğim gibi uyku halimin mükafatını da ümit ederim, dedi." Bu Hadis 4345 numara ile gelecektir.
Adiy b. Hatim dedi ki: "Biz (halifeliği döneminde) Tay kabilesinden bir heyet ile birlikte Ömer'in yanına geldik. O isimlerini söyleyerek birer birer adamları çağırmaya başladı. Ben: Beni tanımıyor musun, ey mu'minlerin emiri dedim. O: Tanıyorum. Onlar kMir iken sen Müslüman olmuştun. Onlar geri dönüp gittikleri zaman sen hakka yüzünü çevirerek gelmiştin. Onlar ahidıerinde durmayıp, gadrettikleri zaman ahdinin gereğini eksiksiz yerine getirdin. Onlar hakkı tanımayıp, inkar ettiklerinde sen hakkı bilip tanıdın, dedi. Adiy bunun üzerine: O halde artık hiçbir şeye aldırış etmem, dedi."
Said bin Zeyd Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kem'e (kızılımtırak beyaz mantar), kudret helvası türünden bir yiyecektir. Suyu ise göz içİn şifadır. " Hadisin geçtiği diğer yerler: 4639, 5708.
Said İbn Zeyd'den Nebi'in sallalliihu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kem'e (kızılımtırak beyaz mantar), kudret he/vası türünden bir yiyecektir. Suyu ise göz için şifadır."
Said b. Zeyd'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Yer mantan, men türündendir. Onun suyu da göz için bir şifadır diye buyururken dinledim." Şu 'be dedi ki: Ayrıca bana el-Hakem, el-Hasen el-Urani'den, o Amr b. Hureys'den, o Said b. Zeyd'den, o Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den diye bana haber verdi. Şube dedi ki: el-Hakem bana bunu tahdis edince, Abdulmeliklin hadisi dolayısıyla ben onu inkar etmedim.
Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Şairin söylediği en doğru söz Lebid'in: Dikkat edin, Allah'ın dışındaki her şey batııdır sözüdür. Umeyye İbn Ebi's-Salt da az kalsın Müslüman olacaktı."
Abbas İbn Abdulmuttalib'den, dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! (Amcan) Ebu Talib'e herhangi bir faydan oldu mu? Çünkü o seni koruyor ve senin için düşmanlarına öfkeleniyordu, diye sordu. Allah Rasulü: Evet, o topuklarına kadar yakın ateşten bir çukur içindedir. Ben olmasaydım ateşin en alt basamağında olacaktı, buyurdu."
Huzeyfe r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem yatmaya gittiğinde: "Senin adınla ölür ve dirilirim" uyandığında da "Bizi öldürdükten sonra tekrar dirilten ve en sonunda mezarlarımızdan bizi çıkaracak olan Allah'a hamdolsun" dermiş.