Vefath. 135
KünyeEbû Üsâme
Nisbeel-Adevî, el-Kureşî, el-Medenî
Yaşadığı yerlerMedine
Tabaka3. tabaka
Cerh-ta'dîlhüccet

Ailesi

Babası
Aslam Client Of 'Umar
Çocukları
Usamah bin Zayd bin Aslm, 'Abdur Rahman bin Zayd bin Aslam, 'Abdullah bin Zayd bin Aslam

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Abdullah ibn-i Abbas r.a şöyle demiştir: Nebiyy-i Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Bana afeş (cehennem) gösterildi. Cehennemliklerin çoğunluğunun kadınlar olduğunu gördüm. Zira onlar inkar edenlerdir". Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e soruldu: "Allah'ı mı inkar ederler?" Nebi sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdu: Kocalarını(n hakkını) inkar ederler, iyiliği inkar ederler. Onlardan birine uzun zaman iyilikte bulunsan, sonra senden (sevmediği) bir şey görse hemen 'zaten senden hiçbir iyilik görmedim' der". Tekrar: 431, 748, 1052, 3206, 5197
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← İbn Abbâs
Ebu Said-i Hudri r.a. şöyle demiştir: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem`den işittim, buyurdu ki: "Kişi Müslüman olur da Müslümanlığını iyi yaparsa Allah onun önceki bütün günahlarını bağışlar. Bundan sonra kadar sevap vardır. Kötülüğe ise kendi misli kadar günah vardır, ancak Allah dilerse bundan da vazgeçer (bağışlar)".
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← Ebû Saîd el-Hudrî
Rivayet edildiğine göre İbn Abbas r.a. abdest alırken yüzünü yıkadı. Şöyle ki; bir avuç su alıp ağzını çalkaladı ve burnuna çekti. Sonra bir avuç su alıp bu avucu ile diğerini birleştirerek yüzünü yıkadı. Yine bir avuç su alıp sağ kolunu yıkadı, bir avuç su alıp sol kolunu yıkadı. Sonra başını mesnetti. Sonra bir avuç su alıp sağ ayağını iyice yıkayacak şekilde döktü. Yine bir avuç su alıp sol ayağını yıkadı. Sonra da: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i bu şekilde abdest alırken gördüm" dedi.
İbn Abbas (r.a.) "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) abdest organlarını birer kere yıkayarak abdest aldı" demiştir. Diğer tahric: Bu hadisi Tirmizi Tahare; İbn Mâce, Tahara de tahric etti.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Muhammed b. Yûsuf ← Süfyân b. Uyeyne ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← İbn Abbâs
Abdullah İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir koyun'un küreğinden yedi, sonra abdest almaksızın namaz kıldı. Tekrar: 5404, 5405.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Yûsuf ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← İbn Abbâs
Ebu Saîd el-Hudrî r.a.'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban veya ramazan bayramı namazını kıldırmak üzere namazgaha yöneldi. Yolda kadınlara rastladı. Onlara: ‘‘£y kadınlar topluluğu sadaka verin! Zira cehennem ehlinin çoğunluğunun kadınlardan oluştuğu bana gösterildi' dedi. Kadınlar: ‘‘Neden ey Allah'ın elçisi?' diye sordu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de: 'Lanet eder ve kocalarınızın iyiliğine nankörlük yaparsınız. Kararlı ve basiretli bir adamın aklını sizden daha fazla çelen, dinî ve aklı bakımdan eksik birini görmedim.' diye cevap verdi. Bunun üzerine kadınlar: ‘‘Ey Allah'ın elçisi aklımızın ve dinimizin noksanlığı nedir?' diye sordular. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): 'Bir kadın'ın şahitliği erkeğin şahitliğinin yarısına denk değil midir?' diye sorunca, kadınlar Tabiî ki' dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'İşte bu, onların akıllarının eksik olmasından ileri gelir.' dedi. Sonra kadınlar hayız olduğu zaman, namaz kılmazlar, oruç tutmazlar, değil mi?' diye sordu. Kadınlar: 'Evet' deyince 'Bu da, onların dinî bakımdan eksik olduğundan ileri gelir.' buyurdu. Tekrar;1462, 1951
Abdullah İbn Abbâs'tan şöyle nakledilmiştir: "Güneş tutuldu. Bunun üzerine Allah Resulü namaz kıldı ve şöyle buyurdu: Cehennem bana gösterildi. Bugün gördüğümden daha korkunç bir manzarayla karşılaşmadım"
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← İbn Abbâs
Ebu Hureyre (r.a.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Her kim güneş doğmadan önce sabah namazından bir rekat'a yetişirse, sabah namazına yetişmiş demektir. Her kim de, güneş batmadan önce ikindi namazına yetişirse, ikindi namazına yetişmiş demektir."
Rivayet zinciri (1. tarîk): Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr
Rivayet zinciri (2. tarîk): Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Büsr b. Saîd
Rivayet zinciri (3. tarîk): Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Abdurrahman b. Hürmüz ← Ebû Hureyre
Ebu Hureyre (r.a.)'in naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Her kim mescide gidip gelirse her gidip gelmesi karşılığında Allah (Celle Celaluhu) o'na cennetteki yerini hazırlar."
Ebu Hureyre (r.a.) Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "İmamlar sizin için namaz kıldırıyorlar. Eğer doğru kıldırırlarsa kıldığınız namaz'ın sevabını alırsınız. Buna karşılık hatalı kıldırırlarsa kıldığınız namaz'ın sevabını siz alırsınız, günahı İse namazı kıldıran imamlara olur."
Abdullah İbn Abbâs (r.a.) şöyle demiştir: "Bir defasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında güneş tutulmuştu. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir namaz kıldırdı. Ashâb-ı kiram Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Ey Allah'ın Resulü, namazda İken bulunduğunuz yerde bir şey almak üzere elinizi uzattınız ama sonra sizin geri çekildiğinizi gördük?!' deyince Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Ben cenneti gördüm ve oradan bir salkım meyve almaya yeltendim. Şayet onu alsaydım dünya var olduğu sürece bunu yiyebilecektiniz."
Rivayet zinciri: Buhârî ← İsmâil b. Abdullah ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← İbn Abbâs
Ebu Saîd el-Hudrî (r.a.) şöyle anlatır: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan ve Kurban bayramlarında namaz için musallaya giderdi. Onun bayramlarda ilk yaptığı şey namaz'ı kılmak olurdu. Namaz bittikten sonra ayağa kalkıp insanlara döner ve onlara öğütler verir, tavsiyelerde bulunur ve bazı emirler verirdi, insanlar da saflar halinde oturup onu dinlerdi. Hatta askerî birlikler gönderecekse buradan gönderir veya vermek istediği talimatlar / emirler varsa verir ve sonra giderdi. Ben Mervân İbnü'l-Hakem'in Medine valisi olduğu günlerde onunla da bir Ramazan veya Kurban bayramı namazı için musallaya çıktım. Zaten onun zamanına kadar insanlar Resulullah (sallallahu aleyhi ve Sellem) dönemindeki bu uygulamayı devam ettirmişlerdi. Fakat namaz kılacağımız yere vardığımızda ne göreyim; bir minber... Bu minberi Kesîr İbnü's-Salt yapmıştı. Bu şaşkınlığım henüz geçmemişti ki Mervân'ın daha bayram namazını kılmadan önce minbere çıkmaya yeltendiğini gördüm. Bunun üzerine hemen elbisesinden tutup onu geri çektim. Fakat o direnip elimden kurtuldu ve çıkıp namaz kılmadan önce hutbe îrad etmeye başladı. Ben de ona: 'Vallahi, siz Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanındaki uygulamayı değiştirdiniz!' dedim. Bunun üzerine aramızda şöyle bir konuşma geçti. O: Ebu Saîd, senin bildiğin o uygulamanın artık bir geçerliliği kalmadı. Allah'a yemin ederim ki, benim bildiğim bu uygulama hiç bilmediğim şu uygulamanızdan çok daha hayırlıdır. Fakat halk namazdan sonra oturup bizi beklemiyor ki, dağılıp gidiyorlar. Ben de bu yüzden hutbeyi namazın önüne aldım!
Abdullah İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında güneş tutulmuştu. Bunun üzerine Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem namaza başladı ve kıyamda Bakara suresi okunacak kadar uzun bir süre bekledi. Sonra rükuya gidip uzun bir müddet rü-kuda bekledi. Ardından doğruldu ve ilk kıyam kadar olmasa da uzun bir süre kıyamda bekledi. Sonra yeniden rükuya gitti ve ilk rüku kadar olmasa da uzun bir süre rükuda durdu. Sonra secde edip kalktı. Bu kıyamda da ilk kıyamdaki kadar olmasa da uzun bir müddet bekledi. Ardından rükuya gitti ve İlk rüku kadar olmasa da uzun bir süre rükuda bekledi. Sonra kalktı ve ilk kıyam kadar olmasa da uzun bir süre kıyamda durdu. Ardından rükuya vardı ve ilk rüku kadar olmasa da uzun bir müddet rükuda bekleyip secdeye gitti. Namazı bitirdiğinde güneş de açılmıştı. Namaz bitince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Ay ve güneş Allah'ın birer ayetidir. Bunlar ne bir kimsenin ölümü ne de hayatı yüzünden tutulurlar. Eğer ay ve güneşin tutulduğunu görürseniz Allah'ı zikredin!" Ashab-ı kiram, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: "Ey Allah'ın Resulü, namazda durduğunuz yerde sanki bir şeyi alır gibi uzandığınızı gördük. Fakat sonra geri çekildiniz" diye sorunca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle cevap verdi: "Ben cenneti gördüm ve bir üzüm salkımı almaya uzandım. Eğer onu alsaydım dünya durduğu müddetçe onu yiyecektiniz. Sonra cehennemi de gördüm. Ben bu günde gördüğüm manzara kadar korkunç bir tablo daha önce hiç görmemiştim. Ben cehennemliklerin çoğunun kadın olduğunu gördüm." Sahabîler bunun sebebini sorunca Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "İnkarları (küfr) sebebiyle" buyurdu. Ashab: "Onlar Allah'ı mı inkar (küfr) ediyorlar?" diye tekrar sorunca Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Kocalarına karşı nankörlük ediyorlar, yapılan iyiliği inkar ediyorlar. Sen onlardan birisine dünyaları bağışlasan fakat daha sonra bu kadın senin bir açığını görse hemen şöyle der; Ben senden şimdiye kadar ne hayır gördüm ki!" diye cevap verdi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Mesleme ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Atâ b. Yesâr ← İbn Abbâs
Ebu Saîd el-Hudrî şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Kurban veya Ramazan bayramında musallaya gitti. Sonra ayrıldı, insanlara öğüt verdi, "Ey insanlar, sadaka verin" buyurarak, sadaka vermelerini emretti. Daha sonra bir grup kadına rastgeldi. "Ey kadınlar topluluğu, sadaka verin. Çünkü ben, cehennemdekilerin çoğunun sizlerden oluştuğunu gördüm" buyurdu. Kadınlar, "Neden Ey Allah'ın Resulü!" diye sordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Çok lanette bulunuyor, refikinize (kocanıza) karşı nankörlük ediyorsunuz. Ey kadınlar! Ne kadar garip ki, akıllı ve dinine bağlı bir kimsenin aklını, sizin gibi akıl ve din bakımından noksan kadınlar kadar başka hiçbir kimsenin gelebildiğini görmedim" buyurdu ve ayrıldı. Evine ulaşınca, Ibn Mes'ud r.a.'in hanımı Zeyneb, huzuruna girmek için izin istedi. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, "Zeyneb izin istiyor" dediler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Hangi Zeynep" diye sordu. İbn Mes'ud'un hanımı olduğu söylenince izin verdi. Zeyneb, "Ey Allah'ın Resulü! Bugün siz sadaka vermemizi emrettiniz. Benim bazı ziynetlerim var. Onları sadaka olarak vermek istedim. Fakat İbn Mes'ud, kendisinin ve oğlunun, sadaka vereceğim kimselerden daha hak sahibi olduğunu iddia etti. Ne dersiniz?" dedi. Bunun üzerine Resul-İ Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "İbn Mes'ud doğru söylemiş. Onlar, senin vereceğin kimselerden daha çok hak sahibidir" buyurmuştur.
Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle anlatır: "Ömer'i şöyle söylerken işittim: "Allah için bir atı sadaka olarak vermiştim. Alan kimse ata bakamayıp güçsüz bıraktı. Ben de onu satın almak istedim. O kimsenin, İzin alarak sattığını zannettim. Durumu Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sorunca, bana, "Satın alma, onu sana bir dirheme verse bile asla verdiğin sadakaya geri dönme. Çünkü sadakasından geri dönen, kustuğunu geri ağzına alan gibidir" buyurmuştur. Tekrar: 2623, 2636, 2970, 3003
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Yûsuf ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî ← Ömer b. Hattâb
Ebû Saîd şöyle demiştir: "Biz (fitr) sadakasını bir sa' arpa olarak verirdik." Tekrar: 1506, 1507 ve 1510
Ebu Said el-Hudrî r.a. şöyle demiştir: "Biz fitr zekatını bir sa’ taam (yiyecek maddesi - buğday), arpa, hurma, kurutulmuş yoğurt veya kuru üzüm'den verirdik."
Ebu Saîd el-Hudrî r.a. şöyle demiştir: "Biz Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında iken, (fitr sadakasını) yiyecek maddesinden, kuru hurmadan, arpadan veya kuru üzümden bir sa' olarak verirdik. Muaviye devlet başkanı olup, Şam'ın buğdayları gelince, 'bir müdd (buğday) diğerlerinden iki müdde denktir' görüşünü belirtmiştir."
Ebu Saîd el-Hudrî r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında, bayram günü, bir sa' yiyecek maddesi (fitr sadakası olarak) verirdik. Yiyecek maddelerimiz, arpa, kuru üzüm, kurutulmuş yoğurt ve kuru hurma idi."
Zeyd İbn Eslem babasından şöyle nakletmiştir: Ömer r.a., rükün (Hacerü'l-Esved) için, 'Allah (C.C.)'ya yemin olsun ki, sen sadece bir taşsın. Ne zararın ne de faydan var. Eğer Hz. Nebi'i seni istilam ederken görmeseydim ben de istilam etmezdim" dedikten sonra istilam etmiştir. Hz. Ömer daha sonra, "Biz hala neden remel yapıyoruz? Biz bunu, müşriklere karşı gövde gösterisi için yapmıştık. Oysa artık Allah onları helak etmiştir" demiş ve ardından, "Bu, Hz. Nebi'in yaptığı bir şeydir, onu terketmek istemem" demiştir.
Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle demiştir: "Hz. Ömer'i r.a., Hacerü'l-Esved'i öptükten sonra, "Eğer Resulullah'ı seni öperken görmeseydim ben de öpmezdim" derken gördüm."
Zeyd İbn Eslem babasından şunu aktarmıştır: Mekke yolunda Abdullah İbn Ömer ile birlikte idik. Safiyye binti Ebi Ubeyd'in çok hasta olduğu haberi ona ulaştı. Bunun üzerine acele etti. Şafak kaybolduktan sonra bineğinden inerek akşam ile yatsıyı cem ederek kıldı. Sonra da şöyle söyledi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yola devam etmekte acelesi olduğunda akşam namazını ertelediğini, akşam ile yatsıyı cem ettiğini gördüm. "Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer ihsar edilirseniz (alıkonursanız) kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin." [Bakara 196] Ata' şöyle dedi: îhsar (engellenme), kişiyi alıkoyan her şeyden olur.
Abdullah İbn Abbas ve Misver İbn Mahreme r.a. Ebva'da görüş ayrılığına düştüler: Abdullah İbn Abbas "ihramlı kişi başını yıkayabilir" dedi. Misver "İhramlı kişi başını yıkayamaz" dedi. (Ravi Abdullah İbn Huneyn dedi ki): İbn Abbas beni bu konuyu sormak üzere Ebu Eyyub el-Ensarî'ye gönderdi. Onu kuyu başında iki direk arasına gerilmiş perde gerisinde yıkanırken buldum. Selam verdim. "Kimsin?" diye sordu. Ben: "Abdullah İbn Huneyn'im. Beni Abdullah İbn Abbas, Resulullah'ın ihramlı iken başını nasıl yıkadığını sormak için gönderdi" dedim. Bunun üzerine Ebu Eyyub elini perdenin üzerine bastırdı, başı göründü. Kendisine su döken birine "dök" dedi. Adam onun başına su döktü. Sonra Ebu Eyyub iki elini başının üzerinde öne ve arkaya hareket ettirdi. Sonra "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in böyle yaptığını gördüm" dedi.
Ömer r.a.'in şöyle dua ettiği nakledilmiştir: "Allah'ım bana senin yolunda şehit olmayı nasip et, şehadet nimeti ile rızıklandır ve bana Resulünün şehrinde ölmeyi lutfet!"
Ebu Saîd el-Hudrî'den nakledildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kadın, adet dönemine girdiği zaman namaz kılmadığı gibi oruç da tutmuyor, değil mi? İşte bu da onun dininin eksik olduğunu gösterir"
Zeyd İbn Eslem'in naklettiğine göre babası şöyle anlatmıştır: Ömer r.a. şöyle demiştir: "Eğer daha sonra yaşayacak olan müslümanlar olmasaydı, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hayber'i paylaştırdığı gibi, ben de fethettiğim her yeri, hak sahiplerine (ehline) dağıtırdım." Tekrar: 3125, 4235, 4236. 131 el-Haşr,59110
Ebu Hureyre r.a.'in rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "At; bir kimse için sevap; bir kimse için (fakirliğe karşı) bir örtü; bir kimse için de günahtır: Sevap olması, atını Allah yolunda tahsis eden kimse içindir. Atını, otlağı bol geniş bir araziye veya geniş bir bahçeye uzun bir iple bağlamıştır. At otlardan veya bahçeden yedikçe bunlar sahibi için birer hasene (sevap) olur. Hele bir de ipini koparıp da bir veya iki yüksek tepede koştursa, yaptığı izler ve gübreleri sahibi için sevap olur. Bir nehre varıp da su içse, sahibi onu sulamayı istememiş olsa bile bu da onun için bir sevap olur. İşte bu sebeple, at o kimse için sevap (kaynağı) olur. Örtü olması; atını, insanlara muhtaç olmadan onurlu bir şekilde yaşamak arzusu içinde (kazanç) amacıyla kullanan kimse içindir. Bu kimse sahip olduğu otlarla ilgili olarak Allah hakkını (zekat) ve haddinden fazla yük taşıtmamayı gözettiği için at onun için, (fakirliğe karşı) bir örtü niteliğindedir. Günah olması, atını, insanlara karşı övünme, gösteriş ve müslümanlara karşı düşmanlık amacıyla kullanan kimse hakkındadır. Bu at onun için günah kaynağıdır. " Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, eşeklerin durumu sorulduğu zaman Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, "Bana bu konuda, sorunuzu da kapsayan şu veciz ayetlerden [Zilzal, 7-8] başka bir şey indirilmedi: 'Kim zerre kadar bir hayır işlerse onun karşılığını görecektir. Kim de zerre kadar şer işlerse onun karşılığını görecektir' şeklinde cevap vermiştir. Tekrar: 2860, 3646, 4962, 4963, 7356
Rivayet zinciri: Buhârî ← Abdullah b. Yûsuf ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Ebû Sâlih ← Ebû Hureyre
Ebu Said el-Hudri r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Yollarda oturmaktan uzak durunuz" buyurdu. Bunun üzerine "Bizim yolda oturmaktan başka çaremiz yoktur. Orada buluşur, sohbet ederiz" dediler. Buna karşılık Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O zaman oturma yerlerine geldiğinizde yolun hakkını verin" buyurdu. "Yolun hakkı nedir?" diye sordular. "Gözü yere indirmek, insanlara sıkıntı vermemek, selam almak ve iyiliği emredip kötülüğü yasaklamaktır" buyurdu. Tekrar: 6229
Zeyd b. Eslem'den rivayet edilmiştir: Babası, Ömer İbnü'l-Hattab'ı şöyle derken işittiğini nakletmiştir: Birine, Allah yolunda cihad etmesi için bir at vermiştim. Ama o, verdiğim ata yazık etti. Ben de bana ucuz fiyata satar diye düşünerek onu tekrar satın almak istedim. Gidip Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e danıştım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurduki: "Bir dirheme de satacak olsa onu satın alma. Çünkü sadakasından dönen kişi, kustuğunu yiyen köpek gibidir."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Yahyâ b. Kaza'a ← Mâlik b. Enes ← Zeyd b. Eslem ← Eslem el-Adevî ← Ömer b. Hattâb
Ebu Said el-Hudri r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kadının şahitliği, erkeğin şahitliğinin yarısı kadar değil midir?" diye sordu. Kadınlar "Evet, öyledir" dediler. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) "İşte bu, onların akıllarının eksikliğindendir" buyurdu.