Ümmü Kays bint Mihsan, künyesiyle tanınan bir sahâbiyyedir; bazı kaynaklara göre asıl adı Âmine'dir. Esed b. Huzeyme kabilesine mensuptur ve Bedir'e katılan meşhur sahâbî Ukkâşe b. Mihsan'ın kız kardeşidir. Mekke'de erken dönemde Müslüman oldu, Hz. Peygamber'e biat etti ve ailesiyle birlikte Medine'ye hicret etti. Zehebî onu ilk muhâcir kadınlar arasında sayar, İbn Hacer de meşhur sahâbiyyelerden biri olarak niteler.
Ondan gelen iki rivayet özellikle bilinir. Birinde henüz yemek yemeyen küçük oğlunu Resûlullah'a getirmiş, çocuk onun elbisesini ıslatınca Peygamber elbiseyi yıkamayıp üzerine su serpmekle yetinmiştir. Diğerinde ise boğaz rahatsızlığına karşı ud-ı hindî kullanılmasını tavsiye ettiğini nakleder. Kendisinden Ubeydullah b. Abdullah gibi râviler hadis aldı.
Oğlu vefat ettiğinde duyduğu derin acıyı kardeşi Ukkâşe Hz. Peygamber'e anlatınca Resûlullah onun uzun ömürlü olması için dua etti. Kaynaklar, bu duanın bereketiyle çok uzun yaşadığını ve onun kadar uzun ömür süren başka bir kadının bilinmediğini kaydeder. Vefat tarihi kesin olarak bilinmemektedir.
Ailesi
Babası
Mihsan b. Hurthan b. Qays
Kardeşleri
Abu Sinan bin Mihsan al-Asadi, 'Ukkasha bin Mihsan al-Asadi, 'Amr bin Mihsan al-Asadi, Wahb bin Mihsan al-Asadi
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Ümmü Kays binti Mıhsan r.anha'dan rivayet edildiğine göre o henüz yemek yeme çağına gelmemiş olan küçük çocuğunu Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem 'e getirdi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çocuğu kucağına oturttu. Çocuk, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem 'in elbisesine İdrarını yaptı. Bunun üzerine Nebi sallallahu aleyhi ve sellem su istedi, suyu çocuğun idrarını yaptığı yere döktü, o. burayı yıkamadı. Tekrar; 5693. Diğer tahric: Tirmizi Tahare; Müslim, Tahara
Mihsan kızı Ümmü Kays'tan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Ben size bu Ud-i hindi'yi tavsiye ederim. Çünkü onda yedi türlü şifa vardır: Uzre (denilen boğaz) hastalığı için o buruna ilaç olarak çekilir ve zatu'l-cenb hastalığından ötürü de (su ile) hastaya içirilir." Bu Hadis 5713.5715 ve 5718 numara ile de geçiyor
(Yine Ümmü Kays'tan, dedi ki): "Henüz yemek yemeğe başlamamış bir oğlum ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdim. Onun üzerine küçük abdestini bozunca bir su getirilmesini istedi ve değdiği yere serpti."
Ümmü Kays'tan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir oğlumla birlikte Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna girdim. Bademciklerindeki rahatsızlığı dolayısıyla da ona bir tedavide bulunmuş idim. Allah Rasulü şöyle buyurdu: Siz çocuklarınızı bu tedavilerle niçin rahatsız ediyorsunuz? Canlarını acıtıyorsunuz, size bu udi hindı'yi tavsiye ederim. Onda yedi tane şifa vardır. Bunlardan birisi de zatu'l-cenb hastalığıdır. Bu udihindi, boğaz rahatsızlığı dolayısı ile buruna çekilir; zatu'l-cenb hastalığı dolayısı ile de ağzından verilip içirilir." (Süfyan dedi ki:) Ben ez-Zührı'yi şöyle derken dinledim: (Rasulullah) bize bunların ikisini açıkladı. Ama beşini açıklamadı. (Ali İbnu'I-Medınl) dedi ki: Süfyan'a dedim ki: Ma'mer: (A'laktu anhu: Boğaz hastalığından onu tedavi etmiştim) lafzı yerine "a'laktu aleyhi" demektedir, dedi. O: Ma'mer bunu iyi bellememiş dedi. O sadece "a'laktu anhu" demiştir. Ben bunu ez-Zührı'nin ağzından ezberledim. Süfyan da çocuğun parmakla damağının dibinden bademciklerinin sıkıştırılmasını anlatmak üzere kendi parmağını damağının içine soktu. Parmağı ile damağının yukarı kaldırılmasını kastetmektedir ve o: A'likuu anhu şey'en: Ondan bir şeyi izale ediniz, gideriniz, demedi.
Ubeydullah b. Abdullah'tan rivayete göre; "Ümmü Kays, kendisine şunu haber vermiştir: O boğaz ağrısından dolayı tedavi etmiş olduğu bir oğlu ile Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gitmişti. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştu: Boğaz hastalığı dolayısıyla böyle bir tedavide bulunarak niçin çocuklarınıza eziyet ediyorsunuz? Sizler şu udihindi ile tedavi etmeye bakınız. Çünkü onda yedi tane şifa vardır. Zatu'l-cenb de bunlardan birisidir. "Üdihindi ile kastettiği el-küst'tür, udihindi ile aynı şeydir."
Ümmü Kays'tan rivayete göre ona (Ubeydullah b. Abdullah'a) şunu haber vermiştir: "Kendisi Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna boğaz ağrısi dolayısıyla tedavi etmiş olduğu bir oğlu ile birlikte gitti. Allah Rasulü bunun üzerine şöyle buyurdu: Allah'tan korkunuz. Niçin çocuklarınızın boğaz hastalıklarını, boğazlarını böylece sıkarak rahatsız ediyorsunuz? Size bu udihindi'yi tavsiye ederim. Şüphesiz onda yedi hastalığa şifa vardır. Bunlardan birisi de zatu'l-cenb'dir. " Allah Rasulü udi hindi ile (kef harfi ile) el-küst'ü yani (kaf harfi ile) el-kust'u kastetmiştir. (ez-Zührl) dedi ki: Bu söyleyiş de bir ağızdır.
Bize Muhammed b. Runıh b. el-Muhacir rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Leys, İbni Şihap'tan, o da Ubeydullah b. Abdillah'tan, o da Ümmü Kays binti Mihsan'dan naklen haber verdi ki Ümmü Kays: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e henüz yemek yemeye başlamamış bir oğlunu götürüp onun kucağına koydu. Çocuk da işecli. (Ravi) dedi ki: Su serpmekten fazla bir şey yapmadı.
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti (Dediki): Bize ibn-i Vehb haber verdi (Dediki): Bana Yunus b. Yezid İbn-i Şihab’dan haber aldı. Dediki: Bana Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe b. Mes’ud haber verdi. onada Ümmü Kays binti Mıhsan haber vermiş. (Bu kadın Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) e bey'at eden ilk muhacirlerdendir. Kendisi Ben-i Esed b. Huzeyme'den bir zat olan Ukaşetü'bnü Mıhsan'ın kız kardeşidir) Ubeydullah demişki: Ümmü Kays'ın bana haber verdiğine göre; kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e henüz yemek yiyecek yaşa gelmemiş bir oğlunu götürmüştü. Ubeydullah dedi ki: Um Kays'ın bana haber verdiğine göre o oğlu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kucağına işedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir su getirilmesini istedi, onu elbisesine serpti ve onu (bilinen) bir şekilde yıkamadı
Bana Harmele b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus b. Yezid haber verdi. Ona da İbni Şiha'b haber vermiş. (Demişki): Bana Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe b. Mes'ud haber verdi ki: Ümmü Kays binti Mihsan şöyle demiş: Bu kadın Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'at eden ilk muhacirlerdendir. Benî Esed b. Huzeyme'den bir zât olan Ukkâşe b. Mihsan'ın kız kardeşidir. UbeyduIIah demişki: Bana Ümmü Kays haber verdiki: Kendisi henüz yemek yiyecek çağa ermemiş bir oğlu ile Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelmiş. Boğaz olduğu için ona ilâç yapmışmış. (Yûnus demiş ki) : A'lakat sıktı demektir. Ümmü Kays çocuğun boğaz olmasından korkmuştur. Ümmü Kays demişki: Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Çocuklarınıza bu ilâcı niye vuruyorsunuz? Şu Ûd-ı Hind'yi (yâni Kust'u) kullanın. Çünkü onda yedi şifâ vardır. Bunlardan biri de Zâtü'l-Cenb'dir.» buyurdular.
(Bize Muhammed b. Rumh b. Muhacir rivâyet etti. ki): Bize Leys, Ukayl'den, o da İbn Şilıâb'dan, naklen haber verdi. ki): Bana Ebû Seleme b. Abdirrahman ile Saîd b. Müseyyeb haber verdiler. Onlara da Ebû Hüreyre haber vermiş ki: Kendisi Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i şöyle buyururken işitmiş: çörek otunda her derde deva vardır. Yalnız sâm müstesna!» Sâm, ölüm demektir. Habbe-i Sevda da Çörek otu'dur