Sahîh-i Müslim 1. Mukaddime (Giriş)

İpuçları: tırnak içindeki kelimeler zorunludur ("namaz vakti"); Arapça yazarak metinde arayabilirsiniz; sadece sayı yazarsanız o numaralı hadise gidilir.
المقدمة
Introduction
3-7555. hadisler (148 hadis)
Bana Züheyr b. Harb'da rivayet etti. (Dediki:) Bize İsmaîl yanî İbni Uleyye, Abdulazîz b. Suhayb'dan o da Enes b. Malik'den naklen rivayet etti ki, Enes; Sizlere çok hadîs rivayet etmeme Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in şu hadîsi cidden mani' olmaktadır. Her kim kasdî olarak benim üzerimden bir yalan uydurursa hemen Cehennem'deki yerine hazır olsun.» buyurdular; demiştir.
Bize Muhammed b. Ubeyd el-Guberi rivayet etti. (Dedi ki:) Bize Ebu Avane, Ebu Hasîn'den o da Ebu Salih'den o da Ebu Hureyre'den naklen rivayet etti.Ebu Hureyre şöyle demiş: Resulllah (Sallallahu aleyhi ve sellem): *Her kim benim üzerimden kasden yalan söylerse Cehennemdeki yerine hazır olsun.* buyurdular.
Rivayet zinciri: Müslim ← Muhammed ← Ebû Avâne ← Ebû Hasîn ← Ebû Sâlih ← Ebû Hureyre
Bana Muhammed b. Abdillah b. Numeyr ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. Dedilerki: bize Abdullah b. Yezid rivayet etdi. Dediki: Bana Saîd b. Ebi Eyyûb rivayet etti. Dediki: Bana Ebû Hâni, Ebu Osman Müslim b. Yesâr'dan O da Ebu Hureyre radiyallahu anh'den, o Rasuılullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den şöyle buyurduğunu nakletti: "Ümmetimin son zamanlarında sizlere sizin de, babalarınızın da duymadığı şeyleri anlatacak kimseler olacaktır. Onlardan olabildiği kadar uzak durunuz. "
(Bize Muhammed b. El-Müsennâ rivâyet etti. ki) Yahya b. Saîd, Hişâm'dan rivâyet etti. ki: Bana İbn Ebû Kesir, Ebû Seleme'den, o da Muaykîb'den naklen rivâyet etti ki: Ashâb Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e namaz içinde (taş) gidermeyi sormuşlar. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): «Bir defa'd ir» buyurmuşlar
(Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî rivâyet etti. ki): Bize Ebû Ahmed rivâyet etti. ki): Bize Hamzetü'z - Zeyyât, Hakem'den, o da Abdurrahmân b. Ebî Leylâ'dan, o da Kâ'b b. Ucra'dan, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuşlar: takım muakkibât vardır ki onlan söyleyen —yahut yapan— haybete uğramaz. (Bunlar) her namazın sonunda otuzüç tesbîh, otuzüç tahmîd ve otuzdört tekbîrden ibâretdir.»
(Bana Züheyr b. Harb rivâyet etti. ki): Bize Cerîr, Umâretâ'bnü Ka'kaa’dan, o da Ebû Zür'a'dan, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti. Ebû Hüreyfe şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) namaz için tekbîr aldığı vakit Kur'ân okumazdan Önce bir an sükût ederdi. Ben: Tâ Resûlüllah- Anam babam sana feda olsun şu tekbir ile kıraat arasındaki sükûtunu lütfen bana söyle; o esnada ne diyorsun?» dedim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Benimle, günahlarımın arasını mağrible, maşrık arası gibi ırak eyle! Yâ Rabb! Beni günahlarımdan beyaz elbisenin, kirden temizlendiği gibi temiz pâk eyle! Yâ Rabb! Beni günahlarımdan kar ile, su ile ve dolu ile yıka; derim» buyurdular
(Bana Muhammed b. Hatim ile Ubeydullah b. Satd rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Yahya b. Saîd, Haccâc-ı Savvâf dan rivâyet etti. ki): Bize Yahya b. Ebî Kesîr, Ebû Seleme ile Abdullah b. Ebû Katâde'den, onlar da Ebû Katâde'den naklen rivâyet etti. Ebû Katâde şöyle dedi; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ikaamet getirildiği zaman beni görmedikçe ayağa kalkmayın» buyurdular. İbn Hatim: «İkaamet getirildiği yahut ezan okunduğu zaman...» dedi
Bana, Bu hadîsi Harmele de rivayet etti. (Dediki): Bize, İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana, Yûnus, İbni Şihâb'dan bu isnâdla haber verdi. Harmele, bu hadîsi yukarki gibi rivayet etti. Yalnız: «Sabahın olduğunu iyice anladığı ve kendisine müezzin geldiği vakit...» cümlelerini söylemed. İkaameti de anmadı. Hadîsin, geri kalan kısmı tamâmı ile Amr hadîsi gibidir.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe İle İbn Ebî Ömer rivi ettiler. Ebû Bekir dedi ki: Bize Süfyânü'bnü Uyeyne rivâyet etti. (di ki): Bize, Eyyûb rivâyet etti. ki: Ben, Atâ'dan dinledim dedi İbn Abbâs'ı şöyle derken işittim: (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şehâdet ederim ki, » dileri bayram namazını hutbeden önce kıldı, sonra hutbe okudu. Mütakiben hutbeyi kadınlara işittiremediğini düşünerek, onların yanına geldi. Kendilerine va'z-u nasîhatda bulundu ve sadaka vermelerini emretti. Bilâl elbisesini açmış, bekliyordu. Derken kadınlar yüzük, halka ve kıymetli şeylerini atmaya başladılar.»
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe İle İbn Ebî Ömer rivi ettiler. Ebû Bekir dedi ki: Bize Süfyânü'bnü Uyeyne rivâyet etti. (di ki): Bize, Eyyûb rivâyet etti. ki: Ben, Atâ'dan dinledim dedi İbn Abbâs'ı şöyle derken işittim: (sallallahü aleyhi ve sellem)’e şehâdet ederim ki, » dileri bayram namazını hutbeden önce kıldı, sonra hutbe okudu. Mütakiben hutbeyi kadınlara işittiremediğini düşünerek, onların yanına geldi. Kendilerine va'z-u nasîhatda bulundu ve sadaka vermelerini emretti. Bilâl elbisesini açmış, bekliyordu. Derken kadınlar yüzük, halka ve kıymetli şeylerini atmaya başladılar.»
(Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. ki): Bize Şube, Adiyye'den, o da Saîdü'bnü Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'dan naklen rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kurban veya Ramazan bayramı günü (namazgaha) çıkarak iki rekat namaz kılmış. Bu namazdan önce ve sonra hiç bir namaz kılmamış. Sonra maiyyetinde Bilâl olduğu hâlde kadınların yanına gelerek, onlara sadaka vermelerini emir buyurmuş. Bunun üzerine kadınlardan bâzısı halkasını, bâzısı da gerdanlığım atmaya başlamış
(Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. ki): Bize Şube, Adiyye'den, o da Saîdü'bnü Cübeyr'den, o da İbn Abbâs'dan naklen rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Kurban veya Ramazan bayramı günü (namazgaha) çıkarak iki rekat namaz kılmış. Bu namazdan önce ve sonra hiç bir namaz kılmamış. Sonra maiyyetinde Bilâl olduğu hâlde kadınların yanına gelerek, onlara sadaka vermelerini emir buyurmuş. Bunun üzerine kadınlardan bâzısı halkasını, bâzısı da gerdanlığım atmaya başlamış
Zühri demiş ki: Bana Kesîr b. Abbâs, İbni Abbâs'dan, o da Peygamber {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki rek'atlık namazı dört rükû, dört de secde ile kılmış.
Bana Yâkûb b. İbrahim Ed-Devrakî rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye, Hişâm-ı Destevâî'den, rivayet etti. Demişki: Bize Ebû'z-Zübeyr Câbir b. Abdillâh'dan naklen rivayet etti. Câbir şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında pek sıcak bir günde güneş tutuldu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabına namaz kıldırdı. Amma kıyam'ı uzattı. O derecede ki, ashâb (yorgunluktan) düşmeye başladılar. Sonra rükû'a gitti» onu da uzattı. Sonra rükû'dan başını kaldırdı; kavmeyi de uzattı. Sonra (tekrar) rükû'a vardı, onu da uzattı. Sonra rükû'dan başını kaldırdı ve kavmeyi yine uzattı. Sonra iki secde yaptı. Sonra kalkarak yine bu şekilde hareket etti. Böylece namaz dört rükû ile dört secdeli (olarak) kılındı. Sonra şöyle buyurdular: «Şu muhakkak ki, sizin gireceğiniz her yer bana arzolundu. Ezcümle bana cennet arzolundu. O derece (yaklaştırıldı) ki, ondan bir salkım koparmak için elimi uzatsam, onu alabilirdim, (yahut ondan bir salkım üzüm koparmaya uzandım da, koparmaya elim varmadı, dedi.) Bana cehennem de arz olundu, orada Benî İsrail'den kedisi yüzünden azâb olunan bir kadın gördüm. (Vaktiyle) hayvanı bağlamış da, doyurmamış. Yerin haşerâtından yemesine de müsâade etmemiş. Ebu Sümâme Amr b. Mâlik'i de gördüm, cehennemde bağırsaklarını sürükleyip duruyordu. Bu gibiler: (Şüphesiz güneşle ay yalnız bir büyüğün vefatından dolayı tutulurlar) derlerdi. Güneş'le ay Allah'ın size gösterdiği âyetlerinden iki âyettirler. Bunlar tutuldukları vakit, açılıncaya kadar siz namaz kılın.»
Bana, bu hadîsi Ebû Gassân El-Mismaî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülmelik b. Sabbâh, Hişâm'dan bu isnâdla, bu hadisin mislini rivayet etti. Şu kadar var ki o: «Ben, cehennemde Hımyerli siyah ve uzun bir karı gördüm.» dedi? «Benî İsrail'den.» kaydını söylemedi.
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Ebû Küreyb rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Ebû Üsâme, Hişâm'dan, o da Fâtıme'den, o da Esmâ'dan naklen rivâyet etti. Esma şöyle dedi: Âişe'ye geldim. Bir de baktım halk ayakta! Âişe de namaz kılıyor. Bu insanlara ne oluyor? dedim... hadisi İbn Nümeyr'in Hişâm'dan rivâyet ettiği hadis gibi anlattı
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe ile Ebû Küreyb rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Ebû Üsâme, Hişâm'dan, o da Fâtıme'den, o da Esmâ'dan naklen rivâyet etti. Esma şöyle dedi: Âişe'ye geldim. Bir de baktım halk ayakta! Âişe de namaz kılıyor. Bu insanlara ne oluyor? dedim... hadisi İbn Nümeyr'in Hişâm'dan rivâyet ettiği hadis gibi anlattı
Bize Dâvûd b. Ruşeyd rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Uleyye rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb, Abdullah b. Ebî Müleyke'den naklen rivayet etti. Demişki: ibni Ömer'in yanıbaşında oturuyordum, Osman'ın kızı Ümmü Ebâh'ın cenazesini bekliyorduk. Onun yanında Amr b. Osman da vardı. Derken îbni Abbâs geldi, kendisini bir zât yediriyordu. Zannederim o zât İbni Abbâs'a, ibni Ömer'in bulunduğu yeri haber verdi de, gelerek yanıma oturdu. Ben İbni Ömer'le İkisinin arasında idim. Bu sırada evden ansızın bir ses geldi. Bunun üzerine İbni Ömer —galiba Amr'a kalkıp, onları nehyetmesini işaret ederek şunları söyledi: Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i «Şüphesiz ki ölen kimse ailesinin ağlaması sebebi ile azâb görür.» buyururken işittim. İbni Ömer, bu rivayetini mürsel olarak yaptı. (927). (927) Bunun üzerine ibni Abbâs şunu söyledi: «Emîrü'l-Mu'minîn Ömerü'bnü'l-Hattâb ile birlikte idik. Beydâ' denilen yere vardığımızda birden bire bir ağacın altına inmiş bir adam gördü, bana: — Git de şu adamın kim olduğunu bana öğreniver; dedi. Hemen gittim. Bir de baktım ki o zât Suheyb'miş. Ömer yanına dönerek (kendisine): — Sen, bana bu zâtın kim olduğunu öğrenmemi emrettin; o Suheyb'miş, dedim. Ömer: — Ona emret de bize katılsın dedi. Ben: — Ama onunla birlikte ailesi de var! dedim; Ömer: — Velev ki yanında ailesi olsun! dedi. Gâlibâ râvî Eyyûb, ona emret bize katılsın, (demiştir.) (Medine'ye) geldiğimizde çok geçmeden emîrü'l-Mu'minîn vuruldu. Müteakiben Suheyb: — Vah kardeşim! Vah arkadaşım! diye diye geldi. Ömer: — Sen, bilmezmisin yahut işitmedinmi ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): (Şüphesiz ölen kimse ailesinden bâzılarının ağlaması ile azâb görür.) buyurmuştur, dedi. (Râvi Eyyûb: Yahut, Sen bilmedin mi veya işitmedinmiki, dedi; demiş.) Râvî Dediki: «Abdullah'a gelince, o bu rivayeti mürsel olarak bıraktı. Ömer ise (Bâzı) kaydı ile rivayet etti.» (929):. (929) Sonra ben kalkıp Aişe'nin yanına girdim ve ona îbni Ömer'in söylediklerini naklettim. Aişe: — «Hayır, Vallahi! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) asla: (Ölen bir kimse, birinin ağlaması sebebiyle azâb olunur.) dememiştir. Lâkin o şöyle buyurdu: (Şüphesiz ki ailesinin ağlaması sebebiyle Allah kâfirin azabını artırır. Gerçekten güldüren de ağlatan da ancak Allah'dır. Hiç bir günahkâr nefis, başkasının günâhını yüklenmez.)» dedi. Râvi Eyyüb demiş ki: îbni Ebî Müleyke şöyle dedi: Bana Kaasim b. Muhammed rivayet etti. Dediki: Aişe, Ömer'in söylediklerini duyunca: — «Siz, bana hakîkaten yalan söylemeyen ve tekzip olunmayan iki zât'tan hadis rivayet ediyorsunuz. Lâkin kulak hatâ eder.» dedi.
Bize Muhammedü'bnü Rafi ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. îbni Râfi' Dediki: Bize Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Îbni Cûreyc haber verdi. (Dediki): Bana Abdullah b. Ebî Müleyke haber verdi. (Dediki): Osman b. Affân'ın Mekke de bir kızı vefat etti; biz de cenazesinde bulunmak üzere geldik. Cenazeye îbni Ömer ile Îbni Abbas da geldiler. Ben aralarında oturuyordum. (Evvelâ) birinin yanına oturmuştum, sonra diğeri gelerek, benim yanıma oturdu. Abdullah b. Ömer, Amr b. Osman'ın yüzüne karşı: — «Sen, bu ağlamayı yasak etmiyormusun? Zira Resûlullah (Sallallahû Aeyhi ve Sellem), (Şüphesiz ki ölen kimse ailesinin ona ağlaması yüzünden azâb olunur.) buyurdular, dedi. (927). (927) Bunun üzerine îbni Abbas: (Evet) Ömer bunun bir kısmına kaaildi.» dedi ve sözüne şöyle devam etti: «Ömer ile beraber Mekke'den döndüm. Beydâ' denilen yere geldiğimiz vakit Ömer ansızın bir ağacın gölgesi altında bir deve kervanı gördü. (Bana): — Git bak, bu kervan kimlermiş? dedi. Ben hemen gidip baktım; bir de ne göreyim Suheyb'miş. Onu derhâl Ömer'e haber verdim; — Onu bana çağır! dedi. Suheyb'e dönerek: — Emîrü'l-mu'mininin yanma buyur ve onun kaafilesine katıl! dedim. Bilâhare Ömer vurulunca Suheyb ağlayarak ve: — Vah kardeşim! Vah arkadaşım! diyerek yanına girdi. Ömer, (ona): — Ey Suheyb! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): (Şüphesiz ki ölen kimse ailesinden bâzılarının ona ağlaması sebebiyle azöb olunur.) buyurmuşken, sen hâlâ bana mı ağlıyorsun? dedi.»:.:. [35 // 18]. (929) İbni Abbâs Dediki: Ömer vefat edince, ben bu mes'eleyi Âişe'ye anlattım; Âişe: — «Allah, Ömer'e rahmet eylesin; hayır vallahi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (Allah mu'min bir kimsenin ağlaması sebebi ile azâb eder.) demedi. Lâkin: (Ailesinin ağiaması sebebiyle Allah kâfirin azabını arttırır.) buyurdu.» dedi ve sözlerine şöyle devam etti:. «Size Kur'an yeter! (Teâlâ Hazretleri): Hiç bir günahkâr nefis başkasının günâhını yüklenmez, (buyuruyor.)» O zaman ibni Abbâs: — «Güldüren ve ağlatan da Allah'dır. dedi. îbni Ebî Müleyke: -Vallahi İbni Ömer hiç bir şey söylemedi.» demiş.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (dediki): Bize Gunder, Şu'be'den rivayet etti. H. Bize Muhammedü'bnü'I-Müsennâ ile ibni Beşşâr da rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Muhammedü'bnü Ca'fer rivayet etti. (dediki): Bize Şu'be, Amr b. Mürra'dan, o da İbni Ebi Leylâ'dan naklen rivayet ettiki, Kays b. Sa'd ile Sehl b. Huneyf, Kaadisiyye'de bulunmuşlar. (Bir gün) yanlarından bir cenaze geçmiş. Bunlar hemen ayağa kalkmışlar, kendilerine: — «Bu cenaze yerlilerdendir.» demişler. Onlar: — «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanından bir cenaze geçti de, ona ayağa kalktı, kendisine onun bir Yahudi olduğu söylenince: (O da bir nefis değil mî?) cevâbını verdi.» demişler.
Bana Hârûn b. Saîd El-Leylî rivayet etti. (dediki): Bize îbni Vehb haber verdi. (dediki): Bana Muâviyetü'bnü Salih, Habîb b. Ubeyd'den, o da Cübeyr b. Nüfeyr'den naklen haber verdi. Habib Cübeyr'i: Ben, Avf b. Mâlik'i şöyle derken işittim, diye anlatırken dinlemiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir cenazenin namazını kıldı, ben onun duasından şunları belledim: Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım bunu mağfiret eyle, buna merhamet buyur ve afiyet ihsan et. Bunu affeyle, vardığı yerde ona ikramda bulun. Yerini genişlet, bunu su ile, kar ve dolu ile yıka ve beyaz elbiseyi kirden nasıl temiz pâk edersen, bunu da günahlarından öylece pakla. Kendisine (dünyâdaki) yurdunun yerine daha hayırlı bir yurt; ailesinin yerine daha hayırlı bir aile, zevcesinin yerine daha hayırlı bir zevce ihsan eyle. Bunu cennete koy ve kabir azabından (yahut cehennem azabından) koru.» diyordu. Hattâ «keşke o cenaze ben olaydım.» diye temenni ettim.
(Bana, bu hadîsi Ebû Bekir b. Hallâd-ı Bâhili de rivâyet etti. ki): Bize Yahya yani Kattan rivâyet etti. ki): Bize Süfyân rivâyet etti. ki): Bana Habîb bu isnâdla rivâyette bulundu. Ve: «Tarumar etmediğin hiç bir suret bırakmayasın.» dedi. düzeltmekten murâd: Pek fazla yükseltmeyip, bir karış kadar yerden kaldırmaktır. göre: Kabrin üzerini deve hörgücü gibi kamburlaştırmak müstehabdır. Zira Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'in kabri bu şekilde tesviye edilmiştir. Ekseri ulemânın ve İmâm Mâlik'in mezhepleri de budur. diğer bâzı ulemâya göre: Kabrin üzerini kambur değil, tavan şeklinde düz yapmak müsıehabdır. hadisdeki timsâl ve suretlerden murâd: Canlıların heykel ve suretleridir
Bize Ebû'r-Rabî' Ez-Zehrânî rivayet eti. (Dediki): Bize Hammâd, Amr b. Dinar ile Eyyûb'dan, onlar da Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma)'dan naklen rivayet etti. İbni Abbâs şöyle demiş: Bir adam Arafât'da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte vakfe yaparken ansızın hayvanından düştü. —Eyyûb: Hayvan onun boynunu kırdı. Yahut onu derhâl öldürdü; Amr ise: Hayvan onun boynunu kırdı; demiş.— Bu hâdise Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e haber verilince: «Onu su ve sidirle yıkayın da iki elbise içine kefenleyin! Kokulamayın; başını da örtmeyin!» buyurdular. (Eyyûb): «Çünkü Allah kıyamet gününde onu telbiyecî olarak diriltecektir.» (Amr) : «Çünkü Allah, onu kıyamet gününde telbiye eder bir hâlde diriltecektir.» diyerek rivayet etmişlerdir
Bana bu hadîsi Amru'n-Nâkıd dahi rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. İbrahim, Eyyûb'dan rivayet etti. (Demişki): «Ben, Saîd b. Cübeyr'den, o da İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma'dan naklen haber aldımki, Bir adam ihram hâlinde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte vakte yapıyormuş...» Râvi, Hammâd'ın Eyyûb'dan rivayet ettiği şekilde rivayette bulunmuştur.
Bana bu hadîsi Haccâc b. Şair de rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah b. Ahdülmecid rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bana Muhammed b. Vâsi, Mutarrif b. Abdillâh b. Şihhîr'den, o da İmrân b. Husayn (Radiyallahu anh)'dan bu hadisi rivayet eyledi. (Yalnız bu rivayette): «Nebiyyullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) temettu yaptı; onunla birlikde biz de temettü' yaptık.» demiş.
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bana Abdüssamed rivâyet etti,. (Dediki): Bize Hemmâm rivayet etti. (Dediki): Bize Katade Mutarrif'den o da İmrân b. Husayn (Radiyallahu anh)'dan naklen rivayet eyledi. Şöyle demiş: « Biz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte temettu yaptık. Bu babta Kur'an nâzil olmadı (Yalnız) bir adam kendi re'yi ile dilediğini söyledi»
Bana Ubeydullah b. Ömer El-Kavârîrî rivayet etti. (De­diki): Bize Abdüla'lâ b. Abdil'a'lâ rivayet etti. (Dediki): Bize Dâvûdj Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd'den naklen rivayet etti. Ebû Saîd şöyle demiş: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte hacc için avazımızın çıktığı kadar yüksek sesle telbiye getirerek yola çıktık. Mekke'ye vardığımız zaman bize bu haccı, Umre'ye tebdil etmemizi yalnız hedy götürenlerin bundan müstesna olduğunu emir buyurdu. Terviye günü gelip de Mina'yâ gitmek istediğimiz vakit hacc için telbiye getirdik.
(Bize Yâhyâ b. Yahya rivâyet etti. ki): Bize Hti-seyn, Yahya b. Ebî İshâk ile Abdülazîz b. Suhayb ve Humeyd'den naklen haber verdi ki, bu zevat Enes' (radıyallahü anh)'ı şöyle derken işitmişler: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i ömre ile haccın ikisine birden: «Ömre İle hacc için Lebbeyk; ömre İle hacc için Lebbeyk! buyururken işittim.»
(Bize Yâhyâ b. Yahya rivâyet etti. ki): Bize Hti-seyn, Yahya b. Ebî İshâk ile Abdülazîz b. Suhayb ve Humeyd'den naklen haber verdi ki, bu zevat Enes' (radıyallahü anh)'ı şöyle derken işitmişler: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i ömre ile haccın ikisine birden: «Ömre İle hacc için Lebbeyk; ömre İle hacc için Lebbeyk! buyururken işittim.»
Bize Yahya b. Eyyûb ile Kuteybetü'bnu Saîd ve İbni Hucr rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İsmail rivayet etti. H. Biıe Yahya b. Yahya da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize İsmail b. Ca'fer, Muhammed b. Ebî Harmele'den, o da İbni Abbâs'ın azatlısı Kureyb'den, o da Usâmetü'bnü Zeyd'den naklen haber verdi. Usâme şöyle demiş : -Arafâttan (çekilirken) Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in terkisine bindim. Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Müzdelife yakınındaki sola giden dağ yoluna varınca devesini çökertti de küçük abdest bozdu. Sonra geldi. Ben, kendisine abdest suyu döktüm. Hafif bir abdest aldı. Sonra : — (Haydi) namaza yâ Resûlallah! dedim. O: — Namaz ilerde kılınacaktır! buyurdu. Müteakiben Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayvanına binerek Müzdelife'ye geldi ve namazı (orada) kıldı. Sonra Müzdelife sabahı Rcsûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in terkisine Fadl bindi.»
(Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Ebû'l-Ahvas, Husayn'dan, o da Kesir b. Müdrik'den, o da Abdurrahmân b. Yezîd'den naklen rivâyet etti. Abdurrahmân Şöyle dedi: Müzdelife'deyken Abdullah şunları söyledi: Ben kendisine Bakara sûresi indirilen zâtın bu makaamda: (Tekrar îcâbet sana yâ Rabbî! Tekrar îcâbet sanal) derken işittim. Bize Süreye b. Yûnus rivâyet etti. ki): Bize Hü-seyn rivâyet etti. ki): Bize Hüsayn, Kesir b. Müdrik-i Eşcai'den, o da Abdurrahmân b. Yezidden naklen haber verdi ki Abdullah, Müz-delife'den akın ettiği vakit tel biye getirmiş. (Bunu görünce) acaba bu adam bedevi midir? diyenler olmuş. Bunun üzerine Abdullah: Bu insanlar unuttular mı yoksa saptılar mı? Ben kendisine Bakara sûresi indirilen zâtı bu yerde: İcabet sana yâ Rabbî! Tekrar icabet sanal» buyururken işittim!» demiş
(Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Ebû'l-Ahvas, Husayn'dan, o da Kesir b. Müdrik'den, o da Abdurrahmân b. Yezîd'den naklen rivâyet etti. Abdurrahmân Şöyle dedi: Müzdelife'deyken Abdullah şunları söyledi: Ben kendisine Bakara sûresi indirilen zâtın bu makaamda: (Tekrar îcâbet sana yâ Rabbî! Tekrar îcâbet sanal) derken işittim. Bize Süreye b. Yûnus rivâyet etti. ki): Bize Hü-seyn rivâyet etti. ki): Bize Hüsayn, Kesir b. Müdrik-i Eşcai'den, o da Abdurrahmân b. Yezidden naklen haber verdi ki Abdullah, Müz-delife'den akın ettiği vakit tel biye getirmiş. (Bunu görünce) acaba bu adam bedevi midir? diyenler olmuş. Bunun üzerine Abdullah: Bu insanlar unuttular mı yoksa saptılar mı? Ben kendisine Bakara sûresi indirilen zâtı bu yerde: İcabet sana yâ Rabbî! Tekrar icabet sanal» buyururken işittim!» demiş
(Bize Yahya b. Yahya rivâyet etti. ki): Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Saîd'den naklen haber verdi. ki): Bana Adîyyü'bnü Sabit haber verdi. Ona, da Abdullah b. Yezîd El-Hat-mî rivâyet etmiş, ona da Ebû Eyyûb haber vermiş ki, kendisi veda hac cin da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife'de beraberce kılmış
(Bize Yahya b. Yahya rivâyet etti. ki): Bize Süleyman b. Bilâl, Yahya b. Saîd'den naklen haber verdi. ki): Bana Adîyyü'bnü Sabit haber verdi. Ona, da Abdullah b. Yezîd El-Hat-mî rivâyet etmiş, ona da Ebû Eyyûb haber vermiş ki, kendisi veda hac cin da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile birlikte akşam ve yatsı namazlarını Müzdelife'de beraberce kılmış
Bize Kuteybetu’bnu Said tahdis etti (Dediki:) Bize Leys tahdis etti H. Ve Bize Muhammed b. Rumh rivayet etti. (Dediki:) Bize Leys, İbn-i Şihab dan o da Ebi Seleme ve Urve’den ikiside Aişe r.a.’dan rivayet ettiler ve «Safiyye binti Huyey tavâf-ı ifâzayı yaptıktan sonra hayz gördü. Ben onun hayz hâlini Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e anlattım da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — O bizi yolumuzdan alıkoyacakmı ? buyurdu. Ben : — Yâ Resûlullah! O ifâsını yapmış ve beyti tavaf elmişdi. İfâzadan sonra hayız gördü dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Öyle ise yola revan olsun!» buyurdular
Bana Ebu't-Tahir ile Harmeletu'bnü Yahya ve Ahmed b. îsâ rivayet ettiler. Ahmed (bize rivayet etti). Ötekiler (bize haber verdi) tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, İbni Şihâb'dan bu isnâdla haber verdi. Âişe Leys hadîsinde olduğu gibi : «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Safiyye binti Huyeyy veda haccında temiz iken ifâzasını yaptıktan sonra hayzını gördü...» demiş
{…} Bize Kuteybe yani İbni Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Leys rivayet etti. H. Bize Züheyr b. Harb da rivayet etti, (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bana Muhammedu'bnü'l-Mûsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Vehhâb rivayet etti. (Dediki): Bize Eyyûb rivayet etti, Bu râvilerin hepsi Abdurrahmân b. Kaasim'dan, o da babasından, o da Aişe'den naklen onun Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e Safiyye'nin hayız gördüğünü söylediğini Zührî'nin hadîsi mânâsında rivayet etmişlerdir
Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivayet etti. (Dediki): Bize Eflâh, Kaasim b. Muhammed'den, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Âişe şöyle demiş : «Safiyye'nin tavafı ifâzayi yapmadan hayız göreceğinden korkuyorduk. Derken yanımıza Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelerek: — Safiye bizi yolumuzdan alıkoyacakmı diye sordu. Biz: — O ifâzasını yaptı, dedik. — Öyleyse alıkoymayacak buyurdular
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (dediki); Mâlik'e, Abdullah b. Ebî Bekr'den dinlediğim, onun da babasından, onun da Amra binti Abdirrahmân'dan, onun da Âişe'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum. Âişe Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e : — Yâ Resûlallah! Safiyye binti Huyeyy hayz gördü, demiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : — Galiba o bizi yolumuzdan alıkoyacak. Sizinle birlikte beyti tlvâf etmiş miydi? demiş. Oradakiler : — Hay hay etmişti! cevâbını vermişler. — Öyle ise yola çıksın! buyurmuşlar.
(Bize Kuteybe yani İbn Saîd rivâyet etti. ki): Bize Leys rivâyet etti. H. Züheyr b. Harb da rivâyet etti, ki): Bize Süfyân rivâyet etti. H. Muhammedu'bnü'l-Mûsennâ dahi rivâyet etti. ki): Bize Abdü'l-Vehhâb rivâyet etti. ki): Bize Eyyûb rivâyet etti, Bu râvilerin hepsi Abdurrahmân b. Kâsım'dan, o da babasından, o da Âişe’den naklen onun Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e Safiyye'nin hayız gördüğünü söylediğini Zührî'nin hadîsi mânâsında rivâyet etmişlerdir
(Bize Abdullah b. Meslemete'bni Ka'neb rivâyet etti. ki): Bize Eflâh, Kâsım b. Muhammed'den, o da Âişe'den naklen rivâyet etti. Âişe şöyle dedi: tavafı ifâzayi yapmadan hayız göreceğinden korkuyorduk. Derken yanımıza Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) gelerek: Safiye bizi yolumuzdan alıkoyacak mı diye sordu. Biz: O ifâzasım yaptı, dedik. Öyleyse alıkoymayacak buyurdular
(Bize Yahya b. Yahya rivâyet etti. ki) ; Mâlik'e, Abdullah b. Ebî Bekr'den dinlediğim, onun da babasından, onun da Amra binti Abdirrahmân'dan, onun da Âişe'den naklen rivâyet ettiği şu hadîsi okudum. Âişe Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: Ya Resûlallah! Safiyye binti Huyeyy hayz gördü, demiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): Galiba o bizi yolumuzdan alıkoyacak. Sizinle birlikte beyti tavâf etmiş miydi? demiş. Oradakiler: Hay hay etmişti! cevâbını vermişler. Öyle ise yola çıksın! buyurmuşlar
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← Cerîr ← Mansûr ← İbrâhîm en-Nehaî ← el-Esved b. Yezîd ← Âişe bint Ebû Bekir
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Halid b. Abdillah, Mutarrif'ten, o da Âmir'den, o da Ebu Burde'den, o da Ebu Musa'dan naklen haber verdi. Ebu Musa şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cariyesini âzâd edip de sonra onunla evlenen hakkında : — «O kimse için iki ecir vardır.» buyurdular
Bize İshâk b. İbrahim el-Hanzalî ile Muhammed b. Ebî Ömer rivayet ettiler. Hadîsin lâfzını ikisi de birbirine yakın ifâde ettiler. İbni Ebî Ömer: (Bize rivayet etti) labîrini kullandı. İshâk ise: (Bize Abdürrezzâk haber verdi) dedi. Abdürrezzâk: Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Ubeydullah b. Abdillâh b. Ebî Sevr'den, o da İbni Abbas'dan naklen haber verdi, demiş. İbni Abbâs şunları söylemiş : «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden, haklarında Allah Teâlâ'nın: (Eğer tevbe ederseniz kalpleriniz söz dinledi demektir.) [Tahrim 4] buyurduğu iki kadının kimler olduğunu Ömer'e sormayı arzu eder dururdum. Nihayet Örner hacc etti. Onunla birlikte ben de hacc ettim. Biraz yol aldıktan sonra Ömer saptı. Elimde su tulumu olduğu halde onunla birlikte ben de saptım. Kazay-i hacet etti; sonra yanıma geldi. Ellerine su döktüm; abdest aldı. (O zaman) : — Yâ Emîrelmü'minîn: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden kendilerine Allah (Azze ve Celle)'nin : (Eğer tevbe ederseniz kalpleriniz söz dinledi demektir} buyurduğu iki kadın kimlerdir? dedim. Ömer: — Şaşarım sana ey İbni Abbas Onlar Hafsa ile Aişe'dir; cevabını verdi. (Zührî demiş ki: Vallahi Ömer, İbni Abbâs'ın sorduğu suâlden hoşlanmamış, fakat gizlememiştir.) Bundan sonra Ömer, hadîsi rivayete başladı, dediki: — Biz, Kureyş cemaati kadınlara tahakküm eden bir kavim idik. Medine'ye geldiğimizde (orada) kadınları kendilerine tahakküm eden bir kavim bulduk. Az sonra bizim kadınlarımız da onların kadınlarından huy kapmağa başladılar. Benim evim Avâlî'deki Benî Ümeyye b. Zeyd kabilesinde idi. Bir gün karıma kızdım. Bir de baktım bana kafa tutuyor!.. Bana karşı söz söylemesini men'etüm. Kadın : — Benim sana karşılık vermemi neden men ediyorsun? Vallahi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri bile ona kafa tutuyorlar da (bâzan) biri bütün gün akşama kadar kendisini terkediyor, dedi. Bunun üzerine oradan giderek Hafsa'nın yanına girdim. Ve : ~— Sen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kafamı tutuyorsun? dedim. Hafsa : — Evet, cevâbını verdi. — Sizden biriniz onu bütün gün akşama kadar terk ediyor mu? diye sordum. (Yine) : — Evet, cevâbını verdi. Dedim ki: — Sizden bunu yapan muhakkak kendine yazık etmiştir. Biriniz Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gazabından dolayı Allah'ın kendisine gazâb etmeyeceğinden emîn olabiliyor mu? Şu halde böylesi helak olmuş demektir. Sen Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kafa tutma, ondan bir şey isteme! Aklına geleni benden iste! Sakın ortağının Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nezdinde senden daha güzel ve daha sevgili olması seni aldatmasın!» (Ömer burada Âişe'yi kasdetmiştir. Sözüne devamla) demiştir kî: — Benim Ensardan bir komşum vardı. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına inmek hususunda onunla nevbetleşirdik. Bir gün o iner, bir gün ben inerdim. Bu suretle bâzan vahi haberini ve saireyi o bana getirir; bâzan da bunların mislini ben ona getirirdim. Aramızda: Gassânlılar bizimle harb etmek için atlarını nallatıyor; diye konuşurduk. Derken dostum Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına indi. Sonra yatsı zamanında bana gelerek kapımı çaldı; ve bana seslendi. Yanına çıktım. — Büyük bir hâdise olmuş; dedi. Ben : — Ne o? Yoksa Gassânlılar mı gelmiş? diye sordum. — Hayır; ondan daha büyük ve uzun!.. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarını boşamış!.. dedi. — Yazık! Hafsa mahvoldu, dedim: Ben bunun olacağını biliyordum. Onun için sabah namazını kıldığım gibi elbisemi kuşandım; sonra aşağı inerek Hafsa'nın yanına girdim. Hafsa ağlıyordu. — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sizi boşadı mı? diye sordum. — Bilmiyorum; işte kendisi! Şu yatak odasına çekilmiştir, dedi. Bunun üzerine onun siyah bir kölesinin yanına gelerek: — Ömer için izin iste! dedim. Köle hemen içeri girdi. Sonra benim yanıma çıkarak: — Ona senin geldiğini söyledim, ama ses çıkarmadı, dedi. Bunun üzerine oradan çekilerek minberin yanına gittim; oturdum. Bîr de ne göreyim! Onda bir cemaat oturuyorlar; bâzıları da ağlıyor!.. Biraz oturdum Sonra efkârım bana galebe çaldı; ve (tekrar) köleye gelerek: — Ömer için izin iste! dedim. Köle içeri girdi. Sonra benim yanıma çıkarak: — Ona senin geldiğini söyledim; ama ses çıkarmadı; dedi. Bunun üzerine geri döndüm. Az sonra baktım köle beni çağırıyor!.. — İçeri gir; sana izin verdiler! dedi. Artık içeri girdim. Ve Resûlullah'a selâm verdim. Baktım, dokuma bir hasır üzerine yaslanmış: hasır yan tarafında iz bırakmış. — Yâ Resûlâllah. kadınlarını boşadınmı? dedim. Başını bana doğru kaldırarak : «Hayır!» cevâbını verdi. Bunun üzerine ben şunları söyledim: -- Allah her şeyden büyüktür! Bizi bir görse idin yâ Resûlâllah! Biz Kureyş cemaati kadınlara tahakküm eden bir kavim idik. Medine'ye geldiğimizde (orada) kadınları kendilerine tahakküm eden bir kavim bulduk. Az sonra bizim kadınlarımız da onların kadınlarından huy kapmağa başladılar. Derken bir gün karıma kızdım. Bir de baktım, bana kafa tutuyor!.. Bana karşı söz söylemesini men' ettim. Kadın : ~ Benim sana karşılık vermemi neden men' ediyorsun? Vallahi Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri bile ona kafa tutuyorlar da (bâzan) birisi bütün gün akşama kadar kendisini terk ediyor; dedi. — Onlardan bunu yapan muhakkak kendine yazık etmiştir; hiç biri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in gazabından dolayı Allah'ın kendisine gazab etmeyeceğinden emin olabiliyor mu? O halde muhakkak helak olmuştur; dedim. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gülümsedi. Ben (sözüme devamla) dedim ki: — Yâ Resûlâllah, Hafsa'nın yanına girdim de (ona) şunları söyledim: Sakın ortağının Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nezdinde senden daha güzel ve daha sevgili olması seni aldatmasın! Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir daha gülümsedi. (Bu arada) : — Seninle sohbet edebilir miyim yâ Resûlâllah? dedim. «Evet!» cevâbını verdi. Ben de oturdum. Müteakiben başımı kaldırarak içeriye bir göz gezdirdim. Vallahi içeride üç deriden başka göze dokunur bir şey göremedim. Ve: — Yâ Resûlâllah, Allah'a duâ et de ümmetine bol rızk ihsan eylesin. İranlılarla Romalılar Allah'a tapmadıkları halde onlara bol rızklar ihsan eylemiştir; dedim. Bunun üzerine doğrularak oturdu ve : «Sen şüphede misin ey Hattâb oğlu? Onlar iyi amellerinin karşılığı kendilerine dünya hayatında peşin verilen bir kavimdirler.» buyurdu. — Benîm için mağfiret dile yâ Resûlâllah, dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevcelerine pek ziyade gücendiğinden bir ay yanlarına girmemeye yemîn etmişti.
Bu hadîsi Zeyneb, annesi île Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Zeyneb'den, yahut Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden birinden naklen rivayet etmiştir.
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Mâlik'e, Abdullah b. Ebi Bekr'den dinlediğim, onun da Humeyd b. Nâfi'den, onun da Zeyneb binti Ebi Seleme'den naklen rivayet ettiği şu hadîsi okudum : Zeyneb Humeyd'e şu üç hadîsi haber vermiş. Humeyd (Dediki): Zeyneb şunları söyledi : Babası Ebû Süfyân vefat ettiği vakit Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Ümmü Habîbe'nin yanına girdim. Ümmü Habîbe, içinde sarı renk bulunan bir koku, halûk yahud başka bir şey istedi; ve ondan (evvelâ) bir cariyeye sürdü. Sonra (kendi) yüzünün yanlarına sürdü; ve şunu söyledi: — Vallahi kokuya hiç bir ihtiyacım yok: ancak ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde : »Allah'a ve âhiret gününe îmân eden bir kadına ölü için üç günden fazla yas tutmak helâl değildir. Yalnız koca için dört ay on gün yas müstesna!» buyururken işittim.
Zeyneb (Dediki): Sonra kardeşi vefat ettiği zaman Zeyneb binti Cahş'ın yanına girdim. O da koku getirterek ondan süründü. Ve şunu söyledi : — Vallahi kokuya hiç bir ihtiyacım yok; ancak ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i minber üzerinde :' «Allah'a ve âhiret gününe îmân eden bir kadına ölü için üç günden fazla yas tutmak helâl değildir. Yalnız koca için dört ay on gün yas tutmak müstesna!» buyururken işittim.
{…} Bu hadîsi Zeyneb, annesi île Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcesi Zeyneb'den, yahut Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden birinden naklen rivayet etmiştir.
Rivayet zinciri: Müslim ← Zeyneb ← Zeyneb ← Ümmihâ
(Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Hüseyn b. Aliy el-Cu'fî, Zâide'den, o da Süleyman'dan, o da Ebû Sâlih’den, o da Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti. kimse kendini âzâd edenlerin izni olmaksızın bir kavmi kendisine velî İttihâz ederse Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun! Kıyâmet gününde onun farz veya nafile hiç bir ibâdeti kabul edilmeyecektir.» buyurmuşlar
İbni Ömer şöyle demiş: «Biz zahireyi de hayvanla gelenlerden göz kararı ile satın alırdık; sonra Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi zahireyi aldığımız yerden götürmeden satmaktan nehî buyurdu.»
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Ali b. Müshir ← Abdullah b. Ömer ← Nâfi' Mevlâ b. Ömer ← İbn Ömer
Bana bu hadîsi Muhammed b. Hatim ile İbn Ebî Halef de rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Ravh b. Ubâde rivâyet etti. ki): Bize İbn Cüreyc rivâyet etti. ki): Bana Yahya b. Eyyûb haber verdi. Ona da Yezîd b. Habîb bu isnâdla Abdurrazzâk hadîsi gibi ihbarda bulunmuş. hadîsi Buhârî «CezâüVSayd» ve «Nüzûr» bahislerinde; Ebû Dâvûd «Nüzûr»da tahrîc etmişlerdir. yapan kadın Hazret-i Ukbe'nin kız kardeşi Ümmü Hibbân binti Âmir'dir. Bir rivâyette bu kadının şişman olduğu, bu sebeple yürümek kendisine güç geldiği bildirilmiştir. Hadîsi muhtelif rivâyetleri vardır. Bunlardan birinde: emret de baş örtüsünü sarınsın, vasıtaya binsin ve üç gün oruç tutsun.» buyurulmuştur. Halbuki: Enes ve Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) rivâyetlerinde ihtiyara doğrudan doğruya hayvana binmesi emrolunuyor, bir şey istenmiyordu. Bu bâbta Nevevî şunları söylemiştir: «Birinci hadîs yürümekten âciz olanlara hamledilmiştir. Böylesi vasıtaya binebilir; ama kurban kesmesi îcâbeder. Ukbe'nin kız kardeşi hadîsin gelince: Onun mânâsı, yürümeye kudreti olduğu zaman yürüsün, yürüyemediği yahut çok yorulduğu zaman vâsıtaya binsin. Bunun da hayvan kesmesi îcabeder; demektir. söylediğimiz her iki surette de hayvan kesmesi İmâm Şafiî'nin râcıh olan kavlidir. Ulemâdan bir cemaat da buna kaildir. Şâfiî'nin ikinci kavline göre ihtiyara hayvan kesmek vâcîb değil, mus-tehaptır. Yalın ayak yürüme meselesinde mutlaka yalın ayak bulunması şart değildir; ayakkabı da giyebilir. Ukbe'nin kız kardeşi hadîsinin «Süneni Ebî Dâvûd»daki rivâyetinde kadının âciz kaldığı için hayvana bindiği bildirilmiştir...»
Bana bu hadîsi Muhammed b. Hatim ile İbn Ebî Halef de rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Ravh b. Ubâde rivâyet etti. ki): Bize İbn Cüreyc rivâyet etti. ki): Bana Yahya b. Eyyûb haber verdi. Ona da Yezîd b. Habîb bu isnâdla Abdurrazzâk hadîsi gibi ihbarda bulunmuş. hadîsi Buhârî «CezâüVSayd» ve «Nüzûr» bahislerinde; Ebû Dâvûd «Nüzûr»da tahrîc etmişlerdir. yapan kadın Hazret-i Ukbe'nin kız kardeşi Ümmü Hibbân binti Âmir'dir. Bir rivâyette bu kadının şişman olduğu, bu sebeple yürümek kendisine güç geldiği bildirilmiştir. Hadîsi muhtelif rivâyetleri vardır. Bunlardan birinde: emret de baş örtüsünü sarınsın, vasıtaya binsin ve üç gün oruç tutsun.» buyurulmuştur. Halbuki: Enes ve Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) rivâyetlerinde ihtiyara doğrudan doğruya hayvana binmesi emrolunuyor, bir şey istenmiyordu. Bu bâbta Nevevî şunları söylemiştir: «Birinci hadîs yürümekten âciz olanlara hamledilmiştir. Böylesi vasıtaya binebilir; ama kurban kesmesi îcâbeder. Ukbe'nin kız kardeşi hadîsin gelince: Onun mânâsı, yürümeye kudreti olduğu zaman yürüsün, yürüyemediği yahut çok yorulduğu zaman vâsıtaya binsin. Bunun da hayvan kesmesi îcabeder; demektir. söylediğimiz her iki surette de hayvan kesmesi İmâm Şafiî'nin râcıh olan kavlidir. Ulemâdan bir cemaat da buna kaildir. Şâfiî'nin ikinci kavline göre ihtiyara hayvan kesmek vâcîb değil, mus-tehaptır. Yalın ayak yürüme meselesinde mutlaka yalın ayak bulunması şart değildir; ayakkabı da giyebilir. Ukbe'nin kız kardeşi hadîsinin «Süneni Ebî Dâvûd»daki rivâyetinde kadının âciz kaldığı için hayvana bindiği bildirilmiştir...»
{…} Bana Ebû't-Tâhir ile Harmele de rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus hıaber verdi. H. Bana Amru'n-Nâkıd dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ya'kûb b. İbrahim b. Sa'd rivayet etti. (Dediki): Bize babam, Salih'den naklen rivayet etti. H. Bize Abd b. Humeyd de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdürrazzâk, Ma'mer'den rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Zührî'den bu isnâdla bu hadisin benzerini rivayet etmişlerdir
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ahmed b. Amr ve Harmele b. Yahyâ ← İbn Vehb ← Yûnus b. Yezîd ← İbn Şihâb (ez-Zührî)
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Amr b. Muhammed ← Ya'kûb b. İbrâhîm b. Sa'd ← İbrâhîm b. Sa'd ← Sâlih b. Keysân
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Abd b. Humeyd ← Abdürrezzâk b. Hemmâm ← Ma'mer b. Râşid ← İbn Şihâb (ez-Zührî)
Bana Ebû't-Tahir Ahmed b. Anır b. Şerh de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Dahhak b. Osman, Ebû'n-Nadr'dan, o da Büsr b. Saîd'den, o da Zeyd b. Hâlid El-Cühenî'den naklen rivayet etti. Zeyd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e lukatanın hükmü soruldu da: «Onu bir sene i'lân et! Şayet İ'tiraf edilmezse onun mahfazasını ve bağını belle! Bilâhare onu ye! Ama sahibi gelirse onu kendisine veri ver!» buyurdular.
Bu hadîsi bana İshâk b. Mansûr dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Bekir El-Hanefî haber verdi. (Dediki): Bize Dahhâk b. Osman bu isnadla rivayette bulundu. Bu hadîste o şunu da söyledi: Şayet i'tiraf edilirse onu veriver! Aksi takdirde onun mahfazasını, bağını ve sayısını belle!»
H. Bana Abdullah b. Hâşim dahî rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bana Abdurrahmân (yâni îbni Mehdî) rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân, Alkame b. Mersed'den, o da Süleyman b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir orduya veya müfrezeye kumandan ta'yin ettiği zaman kendisine hassaten Allah'ın takvasını beraberindeki müslümanlara da hayır tavsiye eder; sonra şöyle buyururdu: «Allah yolunda besmele ile gaza edin! Allah'a küfredenlerle çarpışın! Gaza edin! Ama ganimete hıyanette bulunmayın! Gadir etmeyin! Ölülerin burnunu, kulağını kesmeyin! Çocuk öldürmeyin! Müşriklerden olan düşmanınla karşılaştığın zaman onları üç haslete (veya güzel huya) da'vet et! Bunların hangisinde sana icabet ederlerse onu kabul et; ve kendilerini bırak! Sonra : Onları islâm'a davet et! Şayet sana icabet ederlerse onu kabul et; ve kendilerini (serbest) bırak! Sonra kendilerini yurdlarından muhacirler diyarına göçmeye davet et! Ve onlara haber ver ki (bunu yaparlarsa muhacirlerin lehine olan onların da lehine, aleyhine olan onların da aleyhine olacaktır. Yurdlarından göçmeyi kabul etmezlerse onlara haber ver ki, müslümanların bedevileri gibi olacaklar; kendilerine Allah'ın, mü'minler üzerine cereyan eden hükmü uygulanacak; ganimet ve harada hiç bir hakları olmayacaktır. Meğer ki, müslümanlarla birlikte mücâhede edeler!.. Eğer bunu kabul etmezlerse onlardan cizyeyi iste! Şayet sana icabet ederlerse onu kabul et; ve kendilerini (serbest) bırak! Kabul etmezlerse artık Allah'dan yardım dileyerek onlarla harb et! Bir kal'a ahâlisini muhasara eder de senden Allah'ın ahdini ve Peygamberinin ahdini kendilerine bahşetmeni dilerlerse onlara ne Allah'ın ahdini ver; ne de Nebiinin ahdini!.. Lâkin onlara kendi ahdini ve arkadaşlarının ahdini ver! Çünkü sizin kendi ahidlerinizi ve arkadaşlarınızın ahidlerini bozmanız, Allah'ın ve Resulünün ahdini bozmaktan ehvendir. Bir kal'a ahalisini muhasara eder de, senden kendilerine Allah'ın hükmünü tatbik etmeni isterlerse onlara Allah'ın hükmünü tatbik etme! Lâkin onlara kendi hükmünü tatbik et! Zîrâ Allah'ın onlar hakkındaki hükmüne isabet edip etmiyeceğini bilmezsin!» Abdurrahmân bunu yahut benzerini söylemiştir. ishâk ise Yahya b. Âdem'den rivayet ettiği hadîsinin sonunda şunları ziyâde etmiştir: «Dediki: Ben bu hadisi Mukaatil b. Hayyan'a andım da: Bana Müslim b. Heysam, Numân b. Mukarrin'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti; dedi. (Yahya: Yâni hadîsi Alkame, İbnî Hayyan'a söylüyor, demiştir.)
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ← Süfyân
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Yahyâ b. Âdem ← Süfyân es-Sevrî
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' b. Cerrah, Süfyân'dan naklen rivayet etti. H. Bize İshâk b. ibrahim de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Âdem haber verdi. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. (Dediki): Bize bu hadîsi imlâ sureti ile yazdırdı. Metin 3 tedir
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ← Süfyân
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Yahyâ b. Âdem ← Süfyân es-Sevrî
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. '(Dediki): Bize Yezîd b. Hârûn rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme, Sâbit'ten, o da Enes'den naklen haber verdi ki, Ümmü Süleym, Huneyn (harbi) günü bir hançer edinmiş. Hançer yanında imiş. Onu (kocası) Ebû Talha görerek: — Yâ Resûlâllah! Şu Ümmü Süleym'dir; yanında hançer var! Demiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: «Bu hançer ne?» diye sormuş. Ümmü Süleym: — Onu edindim. Şayet müşriklerden biri bana yaklaşırsa onunla karnını deşeceğim! cevabını vermiş. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de gülmeye başlamış. Ümmü Süleym: — Yâ Resûlâllah! Bizden gayri âzâdlılardan olup senden bozguna uğrayanları öldür! Demiş. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Yâ Ümmü Söleyml Şüphesiz Allah kâfi geldi ve iyi yaptı!» buyurmuşlar.
Bu hadîsi bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dediki): Bize Behz rivayet etti. (Dediki): Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti. (Dediki): Bize ishâk b. Abdullâh b. Ebî Taiha, Enes b. Mâlik'den, Ümmü Süleym kıssasında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Sabitin hadisi gibi haber verdi.
(Ebû İshâk dedi ki: Bize de Hasen b. Bişr rivâyet etti. ki): Bize Abdullah b. Nümeyr, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da İbn Ömer'den bu hadîsi, Leys'in Nâfi'den rivâyeti gibi rivâyet etti
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Muhammed b. Bişr ← Ubeydullah b. Ömer ← Eyyûb es-Sahtiyânî
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İbn Nümeyr ← babam ← Ubeydullah b. Ömer ← Eyyûb es-Sahtiyânî
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Müsennâ ← Hâlid b. el-Hâris ← Ubeydullah b. Ömer ← Eyyûb es-Sahtiyânî
Rivayet zinciri (4. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Saîd ← Yahyâ b. Saîd ← Ubeydullah b. Abdullah b. Ömer ← Eyyûb
Rivayet zinciri (6. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← İsmâil b. İbrâhîm ← Eyyûb es-Sahtiyânî
Rivayet zinciri (7. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Râfi' ← İbn Ebû Füdeyk ← ed-Dahhâk b. Osman
(Ebû İshâk dedi ki: Bize de Hasen b. Bişr rivâyet etti. ki): Bize Abdullah b. Nümeyr, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da İbn Ömer'den bu hadîsi, Leys'in Nâfi'den rivâyeti gibi rivâyet etti
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Muhammed b. Bişr ← Ubeydullah b. Ömer ← Eyyûb es-Sahtiyânî
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İbn Nümeyr ← babam ← Ubeydullah b. Ömer ← Eyyûb es-Sahtiyânî
Rivayet zinciri (3. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Müsennâ ← Hâlid b. el-Hâris ← Ubeydullah b. Ömer ← Eyyûb es-Sahtiyânî
Rivayet zinciri (4. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Saîd ← Yahyâ b. Saîd ← Ubeydullah b. Abdullah b. Ömer ← Eyyûb
Rivayet zinciri (6. tarîk): Müslim ← Züheyr b. Harb ← İsmâil b. İbrâhîm ← Eyyûb es-Sahtiyânî
Rivayet zinciri (7. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Râfi' ← İbn Ebû Füdeyk ← ed-Dahhâk b. Osman
Bize Yahya b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Muğîra b. Abdirrahman El-Hızânıî, Ebû'z-Zinâd'dan, o da A'ruc'dan, o da Ebû Hureyre'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber verdi. «Kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş; ve her kim bana İsyan ederse Allah'a isyan etmiş olur. Bir de kim âmire itaat ederse bana itaat etmiş; kim âmire isyan ederse bana isyan etmiş olur!» buyurmuşlar.
Bu hadîsi bana Züheyr b. Harb da rivayet etti. (Dediki): Bize İbnü Uyeyne, Ebû'z-Zinâd'dan bu isnâd ile rivayet etti. Ama «kim âmire isyan ederse bana isyan etmiş olur!» cümlesini anmadı.
(Bu hadîsi bana Ubeydullah b. Muâz dahi rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. ki): Bize Şu'be bu isnadla rivâyet etti. Ama: (sallallahü aleyhi ve sellem)'le baş başa kaldı.» demedi. hadîsi Buhârî «Fiten» ve «Menâkıbu'l-Ensâr» bahislerinde; Tirmizî «Fiten» de; Nesâî «Menâkıb» bahsinde muhtelif râvîlerden tahric etmişlerdir. Ensârînin «filânı vâlî tâyîn ettiğin gibi...» diyerek örnek gösterdiği zâtın Amr b. Âs (radıyallahü anh) olduğu söylenir. (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hadîsde dahi gâibten haber vermek sureti ile mu'cize göstermiş; netice onun haber verdiği gibi çıkmıştır. Buradaki kayırmadan murâd vâlî ve âmirlerin kendilerine devletten mal kayırıp başkalarına vermemeleridir. Havzdan murâd: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in âhiretteki Havz-ı Kevseridir
(Bu hadîsi bana Ubeydullah b. Muâz dahi rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. ki): Bize Şu'be bu isnadla rivâyet etti. Ama: (sallallahü aleyhi ve sellem)'le baş başa kaldı.» demedi. hadîsi Buhârî «Fiten» ve «Menâkıbu'l-Ensâr» bahislerinde; Tirmizî «Fiten» de; Nesâî «Menâkıb» bahsinde muhtelif râvîlerden tahric etmişlerdir. Ensârînin «filânı vâlî tâyîn ettiğin gibi...» diyerek örnek gösterdiği zâtın Amr b. Âs (radıyallahü anh) olduğu söylenir. (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hadîsde dahi gâibten haber vermek sureti ile mu'cize göstermiş; netice onun haber verdiği gibi çıkmıştır. Buradaki kayırmadan murâd vâlî ve âmirlerin kendilerine devletten mal kayırıp başkalarına vermemeleridir. Havzdan murâd: Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in âhiretteki Havz-ı Kevseridir
(Bize bu hadîsi Ilânıid b. Ömer'de rivâyet etti. ki): Bize Ebû Avâne, Tarık'dan, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den naklen rivâyet etti. Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ağaç yanında bey'-at edenlerdendi. Ertesi sene hacca gittik. Ama ağacın yeri bize gizli kaldı. Şayet sizin için belli ise sîz daha iyi bilirsiniz
Rivayet zinciri: Müslim ← Hâmid b. Ömer ← Ebû Avâne ← Târık b. Abdurrahman ← Saîd b. Müseyyeb
(Bize bu hadîsi Ilânıid b. Ömer'de rivâyet etti. ki): Bize Ebû Avâne, Tarık'dan, o da Saîd b. El-Müseyyeb'den naklen rivâyet etti. Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ağaç yanında bey'-at edenlerdendi. Ertesi sene hacca gittik. Ama ağacın yeri bize gizli kaldı. Şayet sizin için belli ise sîz daha iyi bilirsiniz
Rivayet zinciri: Müslim ← Hâmid b. Ömer ← Ebû Avâne ← Târık b. Abdurrahman ← Saîd b. Müseyyeb
(Bu hadîsi bana İshâk b. Mansûr da rivâyet etti. ki): Bize Abdüssamed (yânı İbn Abdilvâris) haber verdi. ki): Babamı rivâyet ederken dinledim. ki): Bize El-Hüseyn, Yahya'dan rivtiyet etti. ki): Bana Mehrî'nin âzâdlısı Ebû Saîd rivâyet etti. ki): Bana Ebû Saîd El-Hudrî rivâyet etti ki, Resûlüllah bir müfreze göndermiş... yukarıki hadîs mânâsında rivâyette bulunmuştur
(Bu hadîsi bana İshâk b. Mansûr da rivâyet etti. ki): Bize Abdüssamed (yânı İbn Abdilvâris) haber verdi. ki): Babamı rivâyet ederken dinledim. ki): Bize El-Hüseyn, Yahya'dan rivtiyet etti. ki): Bana Mehrî'nin âzâdlısı Ebû Saîd rivâyet etti. ki): Bana Ebû Saîd El-Hudrî rivâyet etti ki, Resûlüllah bir müfreze göndermiş... yukarıki hadîs mânâsında rivâyette bulunmuştur
{…} Bu hadisi bana Yahya b. Habib dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Ravh rivayet etti. (Dedi ki): Bize Şu'be bu isnadla rivayette bulundu
Bize Ebû Bekir b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî', Süfyan'dan, o da Muharîb'den, o da Câbir'den naklen rivayet etti. Cabir şöyle demiş: ResûluIIah (Sallalldhu Aleyhi ve Sellem): Erkeğin seferden geceleyin gelerek ailesinin yanına dalmasını onların hıyanetini anlamak istemesini yahut kusurlarını araştırmasını yasak etti
{…} Bu hadîsi bana Muhammed b. Müsenna da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan bu isnadla rivayette bulundu. Abdurrahman şöyle demiş : «Süfyan (onların hıyanetlerini anlamak istemesini yahut kusurlarını araştırmasını) cümlesini kasdederek burası hadisde var mıdır yok mudu; bilmiyorum dedi.»
Bize yine Muhammed b. Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. H. -- Bize Ubeydullah b. Muaz da rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Her iki râvi demişler kî) bize Şu'be, Muharib'den, o da Cabir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Yoldan geceleyin gelmenin mekruh olduğunu rivayet etti. Ama «Onlaeın hıyanetlerini anlamak yahut kusurlarını araştırmak» kaydını zikretmedi.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Ubeydullah b. Muâz ← babam ← Şu'be b. el-Haccâc ← Muhârib b. Disâr ← Câbir b. Abdullah
Bana bu hadîsi Abdullah b. Abdirrahman Ed-Dârimî dahi rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Mübarek haber verdi. (Dediki): Bize Yahya b. Hamza bu isnadla rivayette bulundu. Ama «Veda' haccın da» demedi.
Bana İshak b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Müshir haber verdi. (Dediki): Bize Yahya b. Hamza rivayet etti. Bana Zübeydi, Abdurrahman b. Zübeyr b. Nüfeyr'den, o da babasından, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in azatlısı Sevban'dan naklen rivayet etti. Sevbân şöyle demiş: Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Veda' haceında: «Şu eti ıslâh et!» buyurdu. Ben de onu ıslâh ettim. Artık Medine'ye varıncaya kadar ondan yemeye devam etti.
Ebû'z-Zübeyr (Demişki): Ben Câbir b. Abdullah'ı da «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) küp, müzeffet ve nekîr'i yasak etti» derken işittim.
Rivayet zinciri: Müslim ← Ebü'z-Zübeyr ← Câbir b. Abdullah
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ rivayet ettiler. (Dedilerki) : Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Ebû Bekr, Ebû Sinan'dan dedi: İbn-i Müsennâ ise : Dırara b. Mürre'den, dedi.) O da Muharib'den, o dü İbn-i Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etmiştir. H. Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Fudayl rivayet etti. (Dediki): Bize Dırar b. Mürre Ebû Sinan, Muharib b. Disar'dan, o da Abdullah b. Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), «Ben sizi tulumdan başka kablardan nebiz içmekten nehy ettim. Artık bütün tulumlardan için ama sarhoşluk veren şey içmeyin!» buyurdular
Bize Haccâc b. Şair de rivayet etti. (Dediki): Bize Dahhâk b. Mahled, Süfyân'dan, o da Alkame b. Mersed'den, o da İbn-i Büreyde'den, o da babasından naklen rivayet etti ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben sizi kaplardan nehy ettim. Gerçekten kaplar —yahut kab— bir şeyi ne helâl kılar, ne haram! Her sarhoşluk veren şey haramdır.» buyurmuşlar
Râvi diyor ki: Bunun üzerine ben Âişc'ye gelerek: Bu adam bana Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'n: «içinde köpek ve suret bulunan eve melekler girmez.» Buyurduğunu haber veriyor. Sen Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in huını söylediğini işittin mî? dedim. (Âişe): Hayır! Velâkin onun yastığını gördüğüm bir şeyi anlatacağını. Onun bir gazaya çıktığını gördüm. Ve bir yaygı alarak onu kapıya örttüm. (Gazadan) geldiği vakit örtüyü gördü. Ben hoşlanmadığını yüzünden anladım. Derken Örtüyü çekerek kesti yahut parçaladı. Ve: bize taşları, toprakları giydirmemizi emretmedi.» buyurdu. Bunun üzerine biz de ondan iki yastık kestik ve ben içlerine lîf doldurdum. Ama bunu bana ayıb görmedi, dedi
(Bana Züheyr b. Harb rivâyet etti. ki): Bize ismail b. İbrahim, Dâvud'dan, o da Azrâ'dan, o da Humeyd b. Abdirrahman'dan, o da Sa'd b. Hişâm'dan, o da Âişe'den naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Bizim bir perdemiz vardı ki, içinde kuş resmi vardı. Biri içeri girdiği vakit onu karşısında bulurdu. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana: çevir! Çünkü ben her içeri girdiğimde onu görüyor, dünyayı hatırlıyorum.» buyurdu. kadifemiz vardı. Bunun çizgileri ipektir derdik ve onu giyerdik
(Bana Züheyr b. Harb rivâyet etti. ki): Bize ismail b. İbrahim, Dâvud'dan, o da Azrâ'dan, o da Humeyd b. Abdirrahman'dan, o da Sa'd b. Hişâm'dan, o da Âişe'den naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Bizim bir perdemiz vardı ki, içinde kuş resmi vardı. Biri içeri girdiği vakit onu karşısında bulurdu. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana: çevir! Çünkü ben her içeri girdiğimde onu görüyor, dünyayı hatırlıyorum.» buyurdu. kadifemiz vardı. Bunun çizgileri ipektir derdik ve onu giyerdik
Müslim derki: Nasr b. Alî El-Cehdamî'ye Abdü'I-A'Ia b. Abdi'I-A'Iâ'dan dinlediğim şu hadîsi okudum. (Abdü'l-A'lâ dediki): Bize Yahya b. Ebî İshâk, Saîd b. Ebi'l-Hasen'den rivayet etli. Saîd (Şöyle demiş): Bir adam İbni Abbas'a gelerek : — Ben şu suretleri yapan bir adamım. Onlar hakkında bana bir fetva ver! dedi. İbni Abbâs ona : — Bana yaklaş! dedi. O da yaklaştı. Sonra (yine) : — Bana yaklaş! dedi. O da yaklaştı. Nihayet elini onun başı üzerine koydu. — Sana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den dinlediğimi haber vereceğim. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Her ressam cehennemdedir. Allah ona yaptığı her suret karşılığı bir can verecek ve onu cehennemde azab edecektir.» buyururken işittim, dedi. Şunu da ilâve etti. Mutlaka yapacaksan bari ağaç ve cansız şeyleri yap, dedi. Nasr b. Alî bu hadîsi ikrar etmiştir.
Bize Nasr b. Alî El-Cehdamî de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdü'l-Aziz b. Abdü's-Samed rivayet etti. (Dediki): Bize Mansûr, Müslim b. Subeyh'den rivayet etti. (Şöyle demiş) : Mesrûk'la beraber içerisinde Hz. Meryem'in resimleri bulunan bir evdeydim. Mesrûk : — Bunlar Kisrâ'nın suretleridir, dedi. Ben : — Hayır! Bunlar Meryem'in suretleridir, dedim. Bunun üzerine Mesrûk: — Beri bak, ben Abdullah b. Mes'ud'u şunu söylerken işittim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Kıyamet gününde İnsanların en şiddetli azab görecek olanları ressamlardır.» buyurdular, dedi.
(Bana Züheyr b. Harb da rivâyet etti. ki): Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den rivâyet etti. ki): Bana Hişâm b. Zeyd rivâyet etti. ki): Enes'i şunu söylerken işittim: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'in yanına bir deve ağılına girdik, kendisi koyun damgalıyordu, Râvi ki: Zannederim kulaklarından, dedi
(Bana Züheyr b. Harb da rivâyet etti. ki): Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den rivâyet etti. ki): Bana Hişâm b. Zeyd rivâyet etti. ki): Enes'i şunu söylerken işittim: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'in yanına bir deve ağılına girdik, kendisi koyun damgalıyordu, Râvi ki: Zannederim kulaklarından, dedi
(Bana Züheyr b. Harb rivâyet etti. ki): Bize Zeyd b. Hubab, İbrahim b. Nâfi’den rivâyet etti. ki): Bana Hasen b. Müslim b. Yennak, Safiyye binti Şeybe'den, o da Âişe'den naklen haber verdi ki, Ensârdan bir kadın bir kızını evlendirmiş. Ve kız hasta olarak saçları dökülmüş. Derken kadın Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e gelerek: Kocası onu istiyor. Saçlarını ekliyeyim mi? diye sormuş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ekleyenlere lanet olundu.» buyurmuşlar
(Bana Züheyr b. Harb rivâyet etti. ki): Bize Zeyd b. Hubab, İbrahim b. Nâfi’den rivâyet etti. ki): Bana Hasen b. Müslim b. Yennak, Safiyye binti Şeybe'den, o da Âişe'den naklen haber verdi ki, Ensârdan bir kadın bir kızını evlendirmiş. Ve kız hasta olarak saçları dökülmüş. Derken kadın Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'e gelerek: Kocası onu istiyor. Saçlarını ekliyeyim mi? diye sormuş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ekleyenlere lanet olundu.» buyurmuşlar
(Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. H. Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ da rîvâyei ettiler. Lâfız Züheyr'indir. (Dediler ki): Bize Yahya (bu zat Kattan'dır) Ubeydullah'dan rivâyet etti. ki): Bana Nâfi', İbn Ömer'den naklen haber verdi İd, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) saç ekleyenle ekletene, döğme yapanla yaptırana lanet buyurmuşlar
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr ← Abdullah b. Nümeyr
(Bize Muhammed b. Abdillah b. Nümeyr rivâyet etti. ki): Bize babam rivâyet etti. H. Züheyr b. Harb ile Muhammed b. Müsennâ da rîvâyei ettiler. Lâfız Züheyr'indir. (Dediler ki): Bize Yahya (bu zat Kattan'dır) Ubeydullah'dan rivâyet etti. ki): Bana Nâfi', İbn Ömer'den naklen haber verdi İd, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) saç ekleyenle ekletene, döğme yapanla yaptırana lanet buyurmuşlar
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr ← Abdullah b. Nümeyr
(Bu hadîsi bize Ebû Küreyb de rivâyet etti. ki): Bize İbn Nümeyr rivâyet etti. ki): Bize Hişam bu İsnadla rivâyette bulundu. Ve: vücudu bütün insanlardan uzun bir kadındı.» dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hakkında da: «O akşam yemeği yiyordu.» dedi
Rivayet zinciri: Müslim ← Ebû Küreyb ← İbn Nümeyr ← Hişâm
(Bu hadîsi bize Ebû Küreyb de rivâyet etti. ki): Bize İbn Nümeyr rivâyet etti. ki): Bize Hişam bu İsnadla rivâyette bulundu. Ve: vücudu bütün insanlardan uzun bir kadındı.» dedi. Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) hakkında da: «O akşam yemeği yiyordu.» dedi
Rivayet zinciri: Müslim ← Ebû Küreyb ← İbn Nümeyr ← Hişâm
Ümmü Kays şöyle dedi: Onun yanına boğaz olup, ilaçladığım bir oğlumla girdim de: neden bu ilâcı vuruyorsunuz! Şu ûd-ı hindî'yi kullanın; çünkü onda yedi şifa vardır. Onlardan biri de Zâtü'l-Cenb'dir. Boğaz olmaya karşı burundan akıtılır Zâtü'l-Cenb'e karşı ağzın bir yanına sürülür.» buyurdular
Bana Harmele b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus b. Yezid haber verdi. Ona da İbni Şiha'b haber vermiş. (Demişki): Bana Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe b. Mes'ud haber verdi ki: Ümmü Kays binti Mihsan şöyle demiş: Bu kadın Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'at eden ilk muhacirlerdendir. Benî Esed b. Huzeyme'den bir zât olan Ukkâşe b. Mihsan'ın kız kardeşidir. UbeyduIIah demişki: Bana Ümmü Kays haber verdiki: Kendisi henüz yemek yiyecek çağa ermemiş bir oğlu ile Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelmiş. Boğaz olduğu için ona ilâç yapmışmış. (Yûnus demiş ki) : A'lakat sıktı demektir. Ümmü Kays çocuğun boğaz olmasından korkmuştur. Ümmü Kays demişki: Bunun üzerine Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Çocuklarınıza bu ilâcı niye vuruyorsunuz? Şu Ûd-ı Hind'yi (yâni Kust'u) kullanın. Çünkü onda yedi şifâ vardır. Bunlardan biri de Zâtü'l-Cenb'dir.» buyurdular.
(Bize Hâcib b. Velid de rivâyet etti. ki): Bize Muhammed b. Harb Zübeydî'den, o da Zührî'den naklen rivâyet etti. ki): Bana Sâlim b. Abdillah, İbn Ömer'den naklen haber verdi. İbn Ömer Şöyle dedi: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i köpeklerin öldürülmesini emrederken işittim: köpekleri öldürün, iki çizgili yılanla ebteri de öldürün. Çünkü onlar gözü kapar ve gebelere çocuk düşürtürler.» buyuruyordu. ki: Biz bunu bu iki yılanın zehirlerinden zannediyoruz. Allah daha iyi bilir. şunu söylemiş: Abdullah b. Ömer dedi ki: Artık ben bir yılan gördüm mü onu öldürmeden bırakmaz oldum. Bir gün ben evlerde yaşayan yılanlardan birini kovalarken yanımdan Zeyd b. Hattâb yahut Ebû Lübâbe geçti. Ben (hâlâ) yılanı kovalıyordum. Yavaş ol yâ Abdellah! dedi. Ben: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların öldürülmesini emir buyurdu, dedim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) evlerde yaşayanları öldürmekten nehıy buyurdu, dedi
(Bize Hâcib b. Velid de rivâyet etti. ki): Bize Muhammed b. Harb Zübeydî'den, o da Zührî'den naklen rivâyet etti. ki): Bana Sâlim b. Abdillah, İbn Ömer'den naklen haber verdi. İbn Ömer Şöyle dedi: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i köpeklerin öldürülmesini emrederken işittim: köpekleri öldürün, iki çizgili yılanla ebteri de öldürün. Çünkü onlar gözü kapar ve gebelere çocuk düşürtürler.» buyuruyordu. ki: Biz bunu bu iki yılanın zehirlerinden zannediyoruz. Allah daha iyi bilir. şunu söylemiş: Abdullah b. Ömer dedi ki: Artık ben bir yılan gördüm mü onu öldürmeden bırakmaz oldum. Bir gün ben evlerde yaşayan yılanlardan birini kovalarken yanımdan Zeyd b. Hattâb yahut Ebû Lübâbe geçti. Ben (hâlâ) yılanı kovalıyordum. Yavaş ol yâ Abdellah! dedi. Ben: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların öldürülmesini emir buyurdu, dedim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) evlerde yaşayanları öldürmekten nehıy buyurdu, dedi
Bize Amru'n-Nâkıd ile İbni Ebî Ömer ikisi birden İbni Uyeyne'den rivayet ettiler. İbni Ebî Ömer dediki: Bize Süfyân, İbrahim b. Meysera'dan, o da Amr b. Şerîd'den, o da babasından naklen rivâyei etti. Şöyle demiş: Bir gün ResûluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in terkisine bindim: «Hatırında Umeyye b. Ebi's-Salt'ın şiirinden bir şey var mı?» diye sordu. —Evet! dedim. — Hîh! buyurdu. Ben de kendisine bir beyt okudum. Yine: — Hîh! dedi. Sonra kendisine bir beyit daha okudum. O yine: — Hîh! buyurdu. Tâ ki kendisine yüz beyit okudum.
Bana bu hadîsi Züheyr b. Harb ile Ahmed b. Abde dahî hep birden İbni Uyeyne'den, o da İbrahim b. Meyserâ'dan, o da Amr b. Şerid'den yahut Yâkub b. Âsım'dan, o da Şerid'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beni arkasına bindirdi... Râvi yukarki hadîsin mislini nakletmiştir.
îbni Abbâs demişki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: «Sen, hakkında bana ne gösterildi ise gösterilmiş olan kimsesin.» sözünü sordum da Ebû Hureyre bana haber verdiki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar: «Bir defa ben uyurken elimde altından iki bilezik gördüm. Bunların hâli beni meşgul etti. Derken rü'yamda bana onları üfürmem vahy edildi. Ben de üfürdüm de uçtular. Ben bunları benden sonra çıkacak iki yalancı (Nebi) diye te'vil ettim. Bunlardan birisi San'a'nın reisi Ansi, diğeri Yemame'nin reisi Müseyleme idi.»
Bize Kuteybe b. Saîd rivayet etti. (Dediki): Bize Yâ'kub (yani İbni Abdirrahman El-Karî) Ebû Hâzim'den, rivayet etti. (Demişki): Ben Sehl'i şunu söylerken işittim. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Ben havzın başına sizden önce varacağım, kim gelirse ondan içecek ve kim içerse ebediyen susamayacaktır. Muhakkak benim üzerime beni tanıyan, benim de kendilerini tanıdığım bir takım kavimler gelecek, sonra benimle onların arasına girilecektir.» buyururken işittim. Ebû Hazım demiş ki: Ben bu hadîsi cemaata rivayet ederken Nu'man b. Ebî Ayyaş işitti de : — Sehl'i böyle derken mi dinledin? diye sordu. Ben de : — Evet! cevâbını verdim.
(Bize Dâvûd b. Amr Ed-Dabbî rivâyet etti. ki): Bize Nâfi b. Ömer El-Cümahî, İbn Ebî Müleyke'den rivâyet etti. ki): Abdullah b. Amr b. Âs şunu söyledi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): havzım bir aylık yol mesâfesindedir. Onun köşeleri düzdür. Suyu gümüşten daha beyaz, kokucu miskden daha güzeldir. Bardakları gökyüzünün yıldızları gibidir. Ondan kim içerse bir daha ebediyyen susamaz.» buyurdular
Rivayet zinciri: Müslim ← Dâvûd b. Amr ← Nâfi' b. Ömer ← İbn Ebî Müleyke ← Abdullah b. Amr
Bize Ebû Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. Müsennâ ve İbn Beşşâr rivâyet ettiler. Lâfızları birbirine yakındır. (Dediler ki): Bize Muâz (bu zât İbn Hişam'dır) rivâyet etti. ki): Bana babam Katade'den, o da Salim b. Ebi'l-Ca'd'dan, o da Ma'dân b. Ebi Talhate'l-Ya'merî'den, o da Sevban'dan naklen rivâyet etti ki: Nebiyyullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: havzımın kenarında Yemenliler için insanları koğacağım. Sopamla vuracağım. Hatta üzerlerine (su) sıçrayacak». havzın genişliği soruldu da: yerden Amman'a kadardır.» buyurdu. Suyu da soruldu: daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Ona gürül gürül iki oluk akar. Onu cennetten akıtırlar. Biri altından, diğeri gümüşdendir.» buyurdular
Bize Ebû Gassân El-Mismaî ile Muhammed b. Müsennâ ve İbn Beşşâr rivâyet ettiler. Lâfızları birbirine yakındır. (Dediler ki): Bize Muâz (bu zât İbn Hişam'dır) rivâyet etti. ki): Bana babam Katade'den, o da Salim b. Ebi'l-Ca'd'dan, o da Ma'dân b. Ebi Talhate'l-Ya'merî'den, o da Sevban'dan naklen rivâyet etti ki: Nebiyyullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdular: havzımın kenarında Yemenliler için insanları koğacağım. Sopamla vuracağım. Hatta üzerlerine (su) sıçrayacak». havzın genişliği soruldu da: yerden Amman'a kadardır.» buyurdu. Suyu da soruldu: daha beyaz, baldan daha tatlıdır. Ona gürül gürül iki oluk akar. Onu cennetten akıtırlar. Biri altından, diğeri gümüşdendir.» buyurdular
(Bana Ebû Ma'n Er-Rakâşî Zeyd b. Yezid rivâyet etti. ki) ; Bize Ömer b. Yûnus haber verdi. ki): Bize İkrime (bu zât İbn Ammar'dır.) rivâyet etîi. ki): İshâk şunu söyledi: Enes ki): Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ahlâkça insanların en güzel-lerindendi. Bir gün beni bir hacet için gönderdi. Ben: Vallahi gitmem, dedim. Halbuki içimden Nebiyyullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'in bana emrettiği işe gitmek geliyordu. Derken dışarı çıktım. Tâ ki çocukların yanına uğradım. Onlar çarşıda oynuyorlardı. Birdenbire Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) arkamda kafamı tutuverdi. Ona baktım, gülüyordu: Enescik, sana emrettiğim yere gittin mi?» dedi. — Evet! Gidiyorum ya Resûlallah! dedim
Bana bu hadisi Haecâc b. Şâir de rivayet etti. (Dediki): Ya'kub b. İbrahim rivayet etti. (Dediki); Bize babam, bahasından rivayet etti. (Demişki): Bana Muhammed b. Cübeyr b. Mutim haber verdi. Ona da babası Cübeyr b. Mut'un haber vermiş ki, Kadının biri Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek bir şey hususunda onunla konuşmuş. O da kadına bir şey verilmesini emretmiş... Râvi Abbâd b. Musa'nın hadisi gibi rivayette bulunmuştur.
(Bize Muhammed b. Ebî Ömer El-Mekkî rivâyet etti. ki): Bize Mervân b. Muâviyete'l-Fezârî Yezid'den (bu zat İbn Keysan'dır), o da Ebû Hâzhn El-Eşcaî'den, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti. Şöyle dedi: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'. sizden kim oruçlu olarak sabahladı?» diye sordu. Ebû Bekr: Ben! cevâbını verdi. sizden kim bir cenazenin arkasından gitti?» dedi. Ebû Bekr: Ben! cevâbını verdi. sizden kim bir fakiri doyurdu?» diye sordu. Ebû Bekr: Ben! cevâbını verdi. bugün sizden hanginiz bir hastayı dolaştı?» buyurdular. (Yine) Bekr: Ben! cevâbını verdi. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): hasletler bir kimsede toplanmaya görsün mutlaka cennete girer!» buyurdular. hadis zekât bahsinde geçmişti. Iyâz diyor ki: «Bunun mânâsı: Bu hasletler kendinde bulunan bir kimse kötü amelleri bulunmakla beraber soruşuz sualsiz cennete girer, demektir. Aksi takdirde mücerred iman dahi Allah'ın lûtfuyla cennete girmeyi iktiza eder
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. O da İbni Şihab Said b, Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber vermişki: Şöyle buyurmuşlar : «Bir defa ben uyurken aniden kendimi cennette gördüm. Bir de baktım bir kadın..Bir köşkün yanında abdest alıyor! — Bu köşk kimin? dedim. — Ömer b. Hatiab'ın cevâbını verdiler. Derhal Ömer'in kıskançlığını hatırladım ve dönüp geldim.» Ebû Hureyre şöyle demiş: Bunun üzerine Ömer ağladı. Biz de hepimiz o meclisde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber (ağlaşdık). Sonra Ömer: — Babam sana feda olsun yâ Resûlallah! Seni mi kıskanacağım! dedi
Bana Harmele b. Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. O da İbni Şihab Said b, Müseyyeb'den, o da Ebû Hureyre'den, o da Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen haber vermişki: Şöyle buyurmuşlar : «Bir defa ben uyurken aniden kendimi cennette gördüm. Bir de baktım bir kadın..Bir köşkün yanında abdest alıyor! — Bu köşk kimin? dedim. — Ömer b. Hatiab'ın cevâbını verdiler. Derhal Ömer'in kıskançlığını hatırladım ve dönüp geldim.» Ebû Hureyre şöyle demiş: Bunun üzerine Ömer ağladı. Biz de hepimiz o meclisde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'le beraber (ağlaşdık). Sonra Ömer: — Babam sana feda olsun yâ Resûlallah! Seni mi kıskanacağım! dedi
Bize Abdullah b. Berrâd El-Eş'ari ile Muhammed b. Ala' El-Hemdâni rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Ebû Usâme rivayet elti (Dediki): Bana Büreyd, Ebû Bürde'den, o da EbÛ Musa'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Biz Yemen'de iken Resûlullah. (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zuhuru kulağımıza geldi. Ben ve iki kardeşim —ki biri Ebû Bürde, diğeri Ebû Ruhm'dur. Ben en küçükleriyim— onun yanına gitmek üzere muhacir olarak yola çıktık. —Ya küsur demiş yahut kavmimden elliüç veya elliiki adam— sözüne şöyle devam etmiş: Bir gemiye bindik. Gemimiz bizi Habeş'deki Necâşi'nin yanına bıraktı. Onun yanında Ca'fer b. Ebi Tâlib ile arkadaşlarına rastladık, Ca'fer : — Bizi buraya Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gönderdi. Ve burada oturmamızı emretti. Siz de bizimle beraber kalın! dedi. Biz de toptan hepimiz gelinceye kadar onunla beraber kaldık. Müteakiben Hayber'i fethettiği gün Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)''e rastladık. Bize (ganimetten) hisse verdi. —Yahut bize ondan atıyye verdi demiş.— Hayber'in fethinde bulunmayan hiç bir kimseye ganimetten hisse ayırmadı. Yalnız kendisiyle birlikte bulunanlara hisse verdi. Ancak Ca'fer ve arkadaşlarıyle birlikte bizim gemimizde bulunanlar müstesna! Gazilerle beraber onlara da hisse ayırdı. Bunun üzerine bazı insanlar bize —yâni gemide bulunanlara— biz hicrette sizi geçtik, diyorlardı. Devamı ve İzahı : 2503 te .
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer ile Abdurrahman b. Mehdi rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Nadr b. Enes'den, o da Zeyd b. Erkam'dan naklen rivayet etti. Zeyd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım! Ensâra, ensârın çocuklarına ve ensârın çocuklarının çocuklarına mağfiret buyur.» diye duâ etti
Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer ile Abdurrahman b. Mehdi rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Nadr b. Enes'den, o da Zeyd b. Erkam'dan naklen rivayet etti. Zeyd şöyle demiş: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allah'ım! Ensâra, ensârın çocuklarına ve ensârın çocuklarının çocuklarına mağfiret buyur.» diye duâ etti
{M-5} Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Habib'den rivayet etti. (Demişki): Ben Ebû'l-Abbâs'dan dinledim. (Dediki): Ben Abdullah b. Amr b. Âs'ı şöyle derkçn işittim : Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi... Râvi yukarıki hadîsin mislini anlatmıştır. Müslim derki: «Ebû'l-Abbâs'ın ismi, Sâib b. Ferrûh El-Mekkî'dir.»
{M-5} Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Habib'den rivayet etti. (Demişki): Ben Ebû'l-Abbâs'dan dinledim. (Dediki): Ben Abdullah b. Amr b. Âs'ı şöyle derkçn işittim : Bir adam Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi... Râvi yukarıki hadîsin mislini anlatmıştır. Müslim derki: «Ebû'l-Abbâs'ın ismi, Sâib b. Ferrûh El-Mekkî'dir.»
Bana bu hadîsi Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir rivayet etti. H. Bile Kuteybe b. Saîd ile Ahmed b. Abdeted Dabbî de Abdü'l-Aziz Ed Derâverdî'den rivayet ettiler. Her iki râvi Süheyl'den o da babasından naklen Mâlik'in isnadıyla onun hadisi gibi rivayette bulunmuşlar, yalnız Derâverdi'nin hadîsinde ibni Abde'nin rivayetinden olmak üzere: Yalnız birbirini terk eden iki kîşi.... denilmiş, Kuteybe ise: Yalnız birbirlerine çirkin söx söyleyen iki kişi müstesna! demiştir.
Rivayet zinciri: Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Mâlik b. Enes ← Süheyl b. Ebû Sâlih ← babası ← Ebû Hureyre
(Bize İbn Ebî Ömer rivâyet etti. ki): Bize Süfyân, Müslim b. Ebî Meryem'den, o da Ebû Sâlih'den naklen rivâyet etti. Ebû Salih, Ebû Hüreyre'yi bir defa merfu olarak şunu söylerken işitmiş: her perşembe ve pazartesi günleri Allah'a arz olunur. Ve o gün Allah (Azzeve Celle) Allah'a hîç bir şeyi şerik koşmayan herkesi af buyurur. Yalnız din kardeşi ile aralarında düşmanlık bulunan kimse müstesna! (Bunlar hakkında) Bu iki kişiye barışıncaya kadar mühlet verin! Bu iki kişiye barışıncaya kadar mühlet verin! denilir.»
Rivayet zinciri: Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Mâlik b. Enes ← Süheyl b. Ebû Sâlih ← babası ← Ebû Hureyre
{…} Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız bunda : «Bir zekât ve ecir kıl.» ibaresi vardır
{…} Bize İbni Numeyr rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize A'meş, Ebû Süfyân'dan, o da Câbir'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız bunda : «Bir zekât ve ecir kıl.» ibaresi vardır
Bana bu hadîsi Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivayet ettiler. Abd: Ahberanâ; İbni Râfi' ise : Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. (Dedilerki): Bize Abdürrezzâk rivayet etti. (Dediki): Bize Ma'mer, Zührî'den naklen haber verdi. (Demişki): Bana Enes b. Mâlik rivayet etti ki: Bedevilerden bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş... Râvi yukarki hadîs gibi rivayet etmiştir. Yalnız o: «Kıyamet için kendimi övecek çok bir şey hazırlamadım.» demiştir.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd, Züheyr b. Harb, Muhammed b. Abdillah b. Numeyr ve İbni Ebî Ömer rivayet ettiler Lafız Züheyr'indir. (Dedilerki): Bize Süfyân Zührî'deu, o da Enes'den naklen rivayet etti. Enes şöyle demiş: Bir adam: — Yâ Resûlallah! Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Resûlullafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Sen onun için ne hazırladın?» dedi. Adam büyük bir şey söylemedi. Lâkin : — Ben Allah ve Resulünü severim! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «O halde sen sevdiklerinle berabersin.» buyurdular.
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbn Beşşâr rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. ki): Bize Şu'be rivâyet etti. ki): Ben Ebû İshâk'ı, Ebû Müslim El-Egar’dan rivâyet ederken dinledim. (Şöyle dedi): Ben Ebû Hüreyre ile Ebû Saîd'i Hudrî aleyhine şehâdet ederim ki, kendileri Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğuna şehâdet etmişlerdir: kavm Allah (azze ve celle)'yi zikir için otururlarsa, onları melekler kuşatırlar, rahmet kaplar, üzerlerine sekinet iner ve onları Allah kendi nezdindekilere anar.»
Bize Muhammed b. Müsennâ ile İbn Beşşâr rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. ki): Bize Şu'be rivâyet etti. ki): Ben Ebû İshâk'ı, Ebû Müslim El-Egar’dan rivâyet ederken dinledim. (Şöyle dedi): Ben Ebû Hüreyre ile Ebû Saîd'i Hudrî aleyhine şehâdet ederim ki, kendileri Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğuna şehâdet etmişlerdir: kavm Allah (azze ve celle)'yi zikir için otururlarsa, onları melekler kuşatırlar, rahmet kaplar, üzerlerine sekinet iner ve onları Allah kendi nezdindekilere anar.»
(Bize Harun b. Ma'ruf ile Ebû't-Tâhir ikisi birden İbn Vehb'den rivâyet ettiler. Lâfız Harun'undur. ki): Bize Abdullah b. Vehb rivâyet etti. ki): Bize de Amr (bu zat İbn Hâris'dir) haber yerdi. Ona da Zeyd b. Ebî Hasib ile Haris b. Ya'kub, Ya'kub b. Abdillah b. Eşec'den, o da Bûsr b. Saîd'den, o da Sa'd b. Ebi Vakkas'dan, o da Havle binti Hakim Es-Sülemiyye'den naklen rivâyet etmişler ki: Havle, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i: bir yere indi mi Allah'ı tam olan kelimeleriyle yarattıklarının şerrinden Allah'a sığınırım, desin. Çünkü oradan gidinceye kadar kendisine bir şey zarar vermez.» buyururken işitmiş
(Bana Ümeyye b. Bistâm El-Ayşî rivâyet etti. ki): Bize Yezîd (yani; İbn Zürey') rivâyet etti. ki): Bize Havlı (bu zat İbn Kâsım'dır) Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti ki: Fâtime hizmetçi istemek için Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelmiş ve işten şikâyet etmiş. Bunun üzerine: «Onu bizde bulamıyacaksın!» buyurmuş. Şöyle devam etmiş: «Sana hizmetçiden daha hayırlı bir şey göstereyim mi: Yatağına yaî-tığın vakit otuz üç defa teşbih, otuz üç defa tahmid, otuz dört defa da tekbir getirirsin.»
(Bana Ümeyye b. Bistâm El-Ayşî rivâyet etti. ki): Bize Yezîd (yani; İbn Zürey') rivâyet etti. ki): Bize Havlı (bu zat İbn Kâsım'dır) Süheyl'den, o da babasından, o da Ebû Hüreyre'den naklen rivâyet etti ki: Fâtime hizmetçi istemek için Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e gelmiş ve işten şikâyet etmiş. Bunun üzerine: «Onu bizde bulamıyacaksın!» buyurmuş. Şöyle devam etmiş: «Sana hizmetçiden daha hayırlı bir şey göstereyim mi: Yatağına yaî-tığın vakit otuz üç defa teşbih, otuz üç defa tahmid, otuz dört defa da tekbir getirirsin.»
Bize İshâk b. İbrahim rivayet etti. (Dedikî): Bize İsa b. Yûnus haber verdi. (Dedikî): Bize Abdû'l-Melik b. Ebî Süleyman Ebû'z-Zübeyr'den, o da Safvan'dan (bu zat İbnû Abdillah b. Safvan'dır. Derda onun nikâhlısı idi.) demişki: Şam'a geldim. Ve Ebû'd-Derda'ya evinde vardım. Fakat onu bulamadım da Ümmü Derdâ'yı buldum. — Bu sene haccetmek mi istiyorsun? dedi. — Evet! dedim. — Öyle ise Allah'a bizim için hayr duasında bulun! Çünkü Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Müslüman kişinin din kardeşine gâibâne duası müstecabdır. Onun başında mövekke! bir melek vardır. Din kardeşi için hayr duasında bulundukça, ona muvekkel olan melek: Âmin! Senin için de bir misli var, der.» buyururdu, dedi. (2732). (Safvân) demiş ki: Çarşıya çıktım da Ebû Derda'ya rasladım. O da bana bunun mislini söyledi. Onu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ediyordu.
Bu hadîsi bana Ahmed Ed-Dârimî de rivayet etti. (Dediki): Bize Habban rivayet etti. (Dediki): Bize Hemmam rivayet etti. (Dediki): Bize Katâde rivayet etti. (Dediki): Bize Enes b. Mâlik, Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bu hadîsin mislini rivayet etti.
Rivayet zinciri: Müslim ← Hüdbe b. Hâlid ← Hemmâm b. Yahyâ ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
(Bu hadîsi bana Ahmed Ed-Dârimî de rivâyet etti. ki): Bize Habban rivâyet etti. ki): Bize Hemmam rivâyet etti. ki): Bize Katâde rivâyet etti. ki): Bize Enes b. Mâlik, Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’âcn bu hadîsin mislini rivâyet etti. rivâyetleri Buhârî «Kitâbu'd-Dcavât»'da; Tirmizî «Kitâbu'z-Zühd»'de; Nesâî «Kitâbu'n-Nuût»'da muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Lügatte dönmek manasınadır. Burada ondan murad; günah-dan dönmektir. İman bahsinde de görüldüğü vecihle tevbenin üç rüknü vardır: Günahdan vazgeçmek, yaptığına pişman olmak, bir daha işleme-meye azmetmek. Ve işlediği suç kul hakkına dâirse helâllaşmak. Tevbenin en büyük rüknü pişmanlıktır. İşlenen günah büyük olsun, küçük olsun hemen Arkacığından tevbe etmenin vâcib olduğunda ulemanın ittifakı vardır. Ehl-i sünnete göre tevbenin vucûbu şeriatla sâbitdir. Tevbenin kabulü Allah'a vâcib değildir. Delâlet fırkalarından Mutezile'ye göre tevbenin vucûbu akılla sâbitdir. Ve aklen şartları bulunduğu vakit, onu kabul etmek Allah'a vâcib olur. Ehl-i sünnet'e göre tevbe eden bir kimse aynı günâhı tekrarlarsa, ikinci günâhı yazılır. Fakat evvelce yaptığı tevbesi bâtıl olmaz. yahut Dîıviye: Çorak yer, sahra mânâsına gelir. Mchlekc: Korkulacak yerdir. Müslim, Hazret-i Abdullah'ın kendine ait olan hadîsini kitabına almamıştır. Buhârî ile Tirmizî ve diğer sahih sahipleri onu da rivâyet etmişlerdir. Hadîs şudur: «Mü'min günahlarını sanki bir dağın altındaymış da üzerine düşeceğinden korkuytormuş gibi görür. Fâcir ise günahlarım burnuna konan bir sinek gibi görür de şöyle yapıverir (yani kovalar).» son rivâyetindeki «isteygaza» kelimesi Sahih-i Müslim'in bütün nüshalarında bu şekilde rivâyet edilmişse de, bazıları bunun vehim olduğunu söylemiş, doğrusu «sekata»'dır, demişlerdir. Bunun mânâsı devesine rastladı, onu tesadüfen buldu, demektir. İsteykaza, uyandı manasınadır
Rivayet zinciri: Müslim ← Hüdbe b. Hâlid ← Hemmâm b. Yahyâ ← Katâde b. Diâme ← Enes b. Mâlik
Bize Muhammed b. Râfi' ile Abd b. Humeyd rivâyet ettiler. (Abd: Ahberana, İbn Râfi' ise: Haddesena tâbirlerini kullandılar. Lâfız İbn Râfi'indir. Dedi ki): Bize Abdûrrezzak rivâyet etti. ki): Bize Ma'mer haber verdi. ki): Bana Zührî şunu söyledi: Sana iki acaib hadîs rivâyet edeyim mi? Zührî dedi ki: Bana Humeyd b. Abdîrrahman, Ebû Hüreyre'den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den naklen haber verdi. Şöyle buyurmuşlar: adam kendine israf etti. Ölüm zamanı gelince çocuklarına vasiyette bulundu ve: Ben öldüğüm vakit beni yakın. Sonra beni ezin, sonra beni rüzgâra ve denize saçın! Vallahi Rabbim bana kâdirse, beni hiç bir kimseyi azab etmediği bir azaba çeker, dedi. Onlar da kendisine bunu yaptılar. Bunun üzerine (Allah) yere: Aldığını ver, dedi. Bir de ne göresin, adam kalkmış. Ona: Seni bu yaptığına sevkeden nedir? dedi. Adam: Senin haşyetin Yarab! cevabını verdi. Yahut: Senden korkum, dedi. Allah da bu sebeple onu affetti.» hadîsi Buhârî «Kitâbu't-Tevhid», «Kitâbu'r-Rikâk» ve «Kitâtu-Benî İsrâil»'de tahric etmiştir. beyânına göre: Ulemâ bu hadîsin te'vilinde ihtilâf etmişlerdir. Bir taife: Bunu adamın Allah'ın kudretini inkârına hamletmek doğru değildir. Çünkü Allah'ın kudretinden şüphe eden kâfir olur. Halbuki hadîsin sonunda adam bunu Allah korkusundan yaptığını söylemiştir. Kâfir Allah'dan korkmaz. Allah da onu affetmez, demişlerdir. Onlara göre hadîsin iki te'vili vardır. Birinci tevili: Allah bana azabı takdir ettiyse, beni görülmemiş surette azab eder, manasınadır. Çünkü (kadera) ve (kaddera) fiilleri aynı mânâyadırlar. İkisi de takdir etti, demektir. İkinci te'vili: Burada (kadera) fiili, beni tazyik ederse, manasınadır. Diğer bir taife lâfzın zahiri mânâsında olduğunu söylemişlerdir. Onlara göre bu adam ne söylediğini bilememiş; sözünün hakikatim kastetmemiştir. O bu sözü korku, dehşet ve şiddet şâikasıyle söylemiş, söylerken aklı başından gitmiş ve unutan gafil hükmüne girmiştir. Bu halde ise muaheze yoktur. Bazıları bu sözün Arabların mecazlarından ve bedİ'Jerinden olduğunu söylemişlerdir. Buna edebiyatta şekle yakını karıştırmak derler. Sözün şekli şüphe bildirir. Halbuki maksat şüphe değil, yakînen ilimdir. Ulemâdan bir takımları da bu adamın Allahü teâlâ’nın sıfatlarından bir sıfatı bilmediğine kail olmuşlardır. Sıfatı bilmeyen bir kimsenin kâfir olup olmadığı ihtilaflıdır. Bu adamın fetret devrinde yaşadığını söyleyenler de vardır. Bunlar o devirde mücerred tevhid kâfidir. Başka teklif yoktur, derler. Onların şeriatına göre kâfirin affı caiz olabilir, bizim şeriatımızda bu yoktur diyenler de olmuştur. kendine israf etmesinden murâd; fazla günah işlemesidir
(Bize Muhammed b. Müsennâ rivâyet etti. ki) Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. ki) Bize Şu'be, Amr b. Mür ra'dan rivâyet etti. ki): Ebû Ubeyde'yi, Ebû Mûsa'dan, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den naklen rivâyet ederken dinledim (Şöyle buyurmuşlar): kul, bir günah işlerse...» buyururken işittim. ki: Allah (azze ve celle) gündüzün günah işleyenin şubesini kabul etmek için, geceleyin elini açar. Geceleyin günah işleyenin tevbesini kabul etmek İçin de, gündüzün elini açar. (Bu) Tâ güneş baîtığı yerden doğuncaya kadar (devam eder).»
(Bize Muhammed b. Müsennâ rivâyet etti. ki) Bize Muhammed b. Ca'fer rivâyet etti. ki) Bize Şu'be, Amr b. Mür ra'dan rivâyet etti. ki): Ebû Ubeyde'yi, Ebû Mûsa'dan, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'den naklen rivâyet ederken dinledim (Şöyle buyurmuşlar): kul, bir günah işlerse...» buyururken işittim. ki: Allah (azze ve celle) gündüzün günah işleyenin şubesini kabul etmek için, geceleyin elini açar. Geceleyin günah işleyenin tevbesini kabul etmek İçin de, gündüzün elini açar. (Bu) Tâ güneş baîtığı yerden doğuncaya kadar (devam eder).»
(Baha bu hadîsi Muhammed b. Râfi' de rivâyet etti. ki): Bize Hüceyn b. Müsenna rivâyet etti. ki): Bize Leys Ukayl'den, o da İbn Şihab'dan naklen tamamen Yûnus'un, Zührî'den naklettiği hadîsin isnâdıyle rivâyet etti
Rivayet zinciri: Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Yûnus b. Yezîd ← İbn Şihâb (ez-Zührî)
(Baha bu hadîsi Muhammed b. Râfi' de rivâyet etti. ki): Bize Hüceyn b. Müsenna rivâyet etti. ki): Bize Leys Ukayl'den, o da İbn Şihab'dan naklen tamamen Yûnus'un, Zührî'den naklettiği hadîsin isnâdıyle rivâyet etti
Rivayet zinciri: Müslim ← Ahmed b. Amr ← İbn Vehb ← Yûnus b. Yezîd ← İbn Şihâb (ez-Zührî)
Bana Züheyr b. Harb ile Abd b. Humeyd rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Yûnus b. Muhammed rivâyet etti, ki): Bize Şeyban rivâyet etti. ki): Bize Katâde, Enes'den rivâyet etti ki: Mekkeliler Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den kendilerine bir mucize göstermesini istemişler. O da onlara ayın yarılmasını iki defa göstermiş
Bana Züheyr b. Harb ile Abd b. Humeyd rivâyet ettiler. (Dediler ki): Bize Yûnus b. Muhammed rivâyet etti, ki): Bize Şeyban rivâyet etti. ki): Bize Katâde, Enes'den rivâyet etti ki: Mekkeliler Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den kendilerine bir mucize göstermesini istemişler. O da onlara ayın yarılmasını iki defa göstermiş
(Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Ebû Muâviye ile Ebû Üsâme, A'meş'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den, o da Ebû Mûsa'dan naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ezaya Allah (azze ve celle)’den daha sabırlı kimse yoktur. Kendisine şirk koşulur. Çocuk iddia edilir. Sonra o yine bunlara afiyet verir. Rızık ihsan eder.» buyurdular
(Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivâyet etti. ki): Bize Ebû Muâviye ile Ebû Üsâme, A'meş'den, o da Saîd b. Cübeyr'den, o da Ebû Abdirrahman Es-Sülemî'den, o da Ebû Mûsa'dan naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ezaya Allah (azze ve celle)’den daha sabırlı kimse yoktur. Kendisine şirk koşulur. Çocuk iddia edilir. Sonra o yine bunlara afiyet verir. Rızık ihsan eder.» buyurdular
(Bize Kuteybe b. Saîd rivâyet etti. ki): Bize Leys Bükeyr'den, o da Büsr b. Saîd'den, o da Ebû Hüreyre'den, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den naklen rivâyet etti ki, şöyle buyurmuşlar: hiç bir kimseyi ameli kurtarmayacaktir.» Bir adam: Seni de mi ya Resûlallah! diye sormuş. de! Meğer ki, Allah kendinden bir rahmeîle beni örtmüş ola. Lâkin doğruyu dileyin!» buyurmuşlar
Rivayet zinciri: Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Leys b. Sa'd ← Bükeyr b. el-Eşecc ← Büsr b. Saîd ← Ebû Hureyre
(Bize Kuteybe b. Saîd rivâyet etti. ki): Bize Leys Bükeyr'den, o da Büsr b. Saîd'den, o da Ebû Hüreyre'den, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'den naklen rivâyet etti ki, şöyle buyurmuşlar: hiç bir kimseyi ameli kurtarmayacaktir.» Bir adam: Seni de mi ya Resûlallah! diye sormuş. de! Meğer ki, Allah kendinden bir rahmeîle beni örtmüş ola. Lâkin doğruyu dileyin!» buyurmuşlar
Rivayet zinciri: Müslim ← Kuteybe b. Saîd ← Leys b. Sa'd ← Bükeyr b. el-Eşecc ← Büsr b. Saîd ← Ebû Hureyre
(Bize İshak b. İbrahim El-HanzaH rivâyet etti. ki): Bize Mahzûmî haber verdi. ki): Bize Vüheyb Ebû Hâzim'den, o da SeM b. Sa'd'dan, o da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti. (Şöyle buyurmuşlar): cennette bir ağaç vardır. Binek giden onun gölgesinde yüz sene yürür bitiremez.»
Rivayet zinciri: Müslim ← İshâk b. İbrâhîm ← Ebû Hişâm ← Vüheyb b. Hâlid ← Ebû Hâzim ← Sehl b. Sa'd
(Bize Kuteybe b. Saîd rivâyet etti. ki): Bize Ya’kub (yani; İbn Abdirrahman El-Kaârî) Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa'd'dan naklen rivâyet etti ki, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): şüphe yok ki, cennetlikler cennette köşkleri sizin semâda yıldızı gördüğünüz gîbi göreceklerdir.» buyurmuşlar
Bize Abdullah b. Ömer b. Muhammed b. Eban b. Salih ile Muhammed b. Yezîd Er- Rıfâî rivayet ettiler. Lâfız İlini Ebân'ındır. (Dedilerki): Bize İbni Fudayl, Ebû İsmail'den, o da Ebû Hâzîm'den, o da Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah ($allallahu Aleyhi ve Sellem): «Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, bir adam birinin kabrinin yanından geçerek üzerinde yuvarianmadıkça ve keşke bu kabir sahibinin yerinde ben olaydım, demedikçe dünya bitmeyecektir. Halbuki bu sözü ona söyleten din değil, ancak belâ olacaktır.» buyurdular
(Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe de rivâyet etti. ki): Bize Ebû Muâviye, Dâvud b. Ebî Hind'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Ebû Saîd den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen bu hadîsin mislini rivâyet etti. Câbir rivâyetinin izahı biraz yukarda 2896 numaralı hadîsde geçmişti. Diğer rivâyetlerdeki halîfenin kim olduğu bildirilmemişse de, Tirmizî ile Ebû Dâvud bunun Mehdi olduğunu söylemişlerdir, Tirmizî'nin rivâyet ettiği bir hadîsde: benim ehl-i beytimden ismi ismime uygun bir adam hükmetmedikçe kıyâmet kopmayacaktır.» buyurulmuştur. Tirmizî: «Bu hadîsi hasen sahihdir.» demiştir. Aynı hadisi Ebû Dâvud da rivâyet etmiştir. Onun rivâyetinde: zulümle nasıl doldurulduysa, o da doğruluk ve adaletle dolduracaktır.» ziyâdesi vardır. ve «Yahsî» fiilleri avuçla almak mânâsına gelirler. Halîfenin malı saymadan avuçla vermesi, mal ve ganimetlerin çokluğundan ve kendisinin cömertliğinden olacaktır
(Bana Harmele b. Yahya b. Abdillah b. Harmele b. Imrân Et-Tûcîbî rivâyet etti. ki): Bana İbn Vehb haber verdi. ki): Bana Yûnus, İbn Şihab'dan, o da Salim b. Abdillah'dan naklen haber verdi. Sâlim'e de Abdullah b. Ömer haber vermiş ki, Ömer b. Hattâb Resûlillah (sallallahü aleyhi ve sellem)'lc birlikte bir cemaatın içinde İbn Sayyâd in tarafına gitmiş. Onu Benî Magâle'nin kal'ası yanında çocuklarla beraber oynarken bulmuş, İbn Sayyâd o gün bulûğa yaklaşmış bulunuyormuş. Hiç hissetmeden Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) eliyle sırtına dokunmuş. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) İbn Sayyâd'a: «Benim Resûlüllah olduğuma şehâdet ediyor musun?» demiş. İbn Sayyâd ona bir bakmış ve: Şehâdet ederim ki, sen câhillerin Resûlüsün! demiş. İbn Sayyâd da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ; Sen benim Resûlüllah olduğuma şehâdet ediyor musun? demiş Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu reddetmiş ve: Allah'a ve Peygamberlerine iman ettim!» buyurmuş. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: görüyorsun?» diye sormuş. İbn Sayyâd: Bana bir doğrucu ile bir yalancı geliyor, cevâbını vermiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de kendisine: bu İş karıştırıldı.» demiş. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: senin İçin bir şey sakladım.» buyurmuş. İbn Sayyâd: O dumandır, demiş. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: Sen asla değerini aşamazsın!: buyurmuşlar. Derken Ömer b. Hattab: Bana müsaade buyur ya Resûlallah! Şunun boynunu vurayım, demiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: bu oysa, sen ona asla musallat olamazsın. O değilse, onu öldürmekte senin İçin bir hayır yokîur.» buyurmuşlar
(Bana Harmele b. Yahya b. Abdillah b. Harmele b. Imrân Et-Tûcîbî rivâyet etti. ki): Bana İbn Vehb haber verdi. ki): Bana Yûnus, İbn Şihab'dan, o da Salim b. Abdillah'dan naklen haber verdi. Sâlim'e de Abdullah b. Ömer haber vermiş ki, Ömer b. Hattâb Resûlillah (sallallahü aleyhi ve sellem)'lc birlikte bir cemaatın içinde İbn Sayyâd in tarafına gitmiş. Onu Benî Magâle'nin kal'ası yanında çocuklarla beraber oynarken bulmuş, İbn Sayyâd o gün bulûğa yaklaşmış bulunuyormuş. Hiç hissetmeden Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) eliyle sırtına dokunmuş. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) İbn Sayyâd'a: «Benim Resûlüllah olduğuma şehâdet ediyor musun?» demiş. İbn Sayyâd ona bir bakmış ve: Şehâdet ederim ki, sen câhillerin Resûlüsün! demiş. İbn Sayyâd da Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e ; Sen benim Resûlüllah olduğuma şehâdet ediyor musun? demiş Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu reddetmiş ve: Allah'a ve Peygamberlerine iman ettim!» buyurmuş. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: görüyorsun?» diye sormuş. İbn Sayyâd: Bana bir doğrucu ile bir yalancı geliyor, cevâbını vermiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) de kendisine: bu İş karıştırıldı.» demiş. Sonra Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: senin İçin bir şey sakladım.» buyurmuş. İbn Sayyâd: O dumandır, demiş. Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: Sen asla değerini aşamazsın!: buyurmuşlar. Derken Ömer b. Hattab: Bana müsaade buyur ya Resûlallah! Şunun boynunu vurayım, demiş. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ona: bu oysa, sen ona asla musallat olamazsın. O değilse, onu öldürmekte senin İçin bir hayır yokîur.» buyurmuşlar
Bize Ubeydullah b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet etti. H. Bize Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. Lâfız onundur. (Dediki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Abdû'l-Melik b. Umeyr'den, o da Rıb'î b. Hıraş'dan, o da Huzeyfe'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Seilem)'den naklen rivayet etti ki, Deccal hakkında şöyle buyurmuşlar: «Gerçekten onunla beraber su ve ateş vardır. Ama onun ateşi soğuk şu, suyu da ateştir. Binâenaleyh helak olmayın!» (2935). Ebû Mes'ud: «Bunu Resulullah (Sallallahu Aleyh! ve Sellem)'den ben de işittim, dedi.»
(Bize Kuteyue b. Saîd rivâyet etti. ki): Bize Leys, Ukayl'dan, o da Zühri'den, o da İbn Müseyyeb'den, o da Ebû Hüreyre’den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti: bir delikten iki defa ısırılmaz.» buyurmuşlar
(Bize Kuteyue b. Saîd rivâyet etti. ki): Bize Leys, Ukayl'dan, o da Zühri'den, o da İbn Müseyyeb'den, o da Ebû Hüreyre’den, o da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’den naklen rivâyet etti: bir delikten iki defa ısırılmaz.» buyurmuşlar
Bize nârım b. Ma'ruf ile Muhammed b. Abbâd rivâyettiler. (Hadîsin lâfzında birbirlerine yakındırlar.) Siyak Harun'undur. ki): Bize Hatim b. İsmail, Ebû Hazre Yakub b. Mücâhid'den, o da Ubâde b. Velîd b. Ubâde b. Sâmit'den naklen rivâyet etti. (Şöyle dedi): Ben ve babam bilgi edinmek için ensardan şu kabileye —vefatlarından önce— çıktık. Bize ilk rastlayan Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ve sahâbisi Ebû’l-Yûsr oldu. Beraberinde bir de hizmetçisi vardı ki, elinde sahîfelerden müteşekkil bir bohça vardı. Ebû'l-Yüsr'un üzerinde çizgili bir elbise ile bir maafir kumaşı vardı. Hizmetçisinin üzerinde dahi çizgili bir elbise ile maafir kumaşı vardı. Babam kendisine: Ey amca! Ben senin yüzünde bir kızgınlık alâmeti görüyorum, dedi. Ebû’l-Yüsr: Evet, benim Benî Haram kabilesinden filân oğlu filânda alacağım vardı. Ailesine gelerek selâm verdim ve o burada mı? diye sordum. Hayır! dediler. Yanıma bulûğa yaklaşmış bir oğlu çıktı. Ona: Baban nerede? diye sordum. Senin sesini işitti de, annemin yatağına giriverdi, dedi. Yanıma çık! Nerede olduğunu öğrendim, dedim. Bunun üzerine çıktı. Ben: Benden saklanmaya seni sevkeden nedir? dedim: Ben, vallahi sana anlatayım. Sonra sana yalan söylemem. Vallahi seninle konuşup da sana yalan söyleyeceğimden, sana va'd edip sözümden döneceğimden korktum. Sen Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in sahâbisi idin. Ben vallahi yoksul idim, dedi. Allah aşkına mı? dedim. Allah aşkına, dedi, Allah aşkına mı? dedim. Allah aşkına, dedi. Allah aşkına mı? dedim. Allah aşkına, dedi ve senedini getirdi. Babam onu eliyle yırttı. Müteakiben şunu söyledi: Ödeyecek bir şey bulursan hana öde! Yoksa sana helâl olsun. Şu iki gözümün görmesiyle (iki parmağını iki gözünün üzerine koydu) ve şu iki kulağımın işitmesiyle, şu kalbimin bellemesiyle (kalbinin damarına işaret etti). Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: kim bir yoksula mühlet verir yahut borcunu bağışlarsa, Allah onu kendi gölgesinde gölgelendirir.» buyururken şâhid oldum. ki: Ben de kendisine: Ey amca! Hizmetçinin çizgili elbisesini alsan da, ona kendi maafirini versen yahut onun maafirisini alsan da, kendi çizgilini ona versene, bu suretle senin üzerinde bir hülle, onun üzerinde de bir hülle olurdu, dedim, Bunun üzerine başımı sıvazladı ve ; Allahım! Buna bereket veri Ey kardeşim oğlu! Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendi yediklerinizden doyurun ve giydiklerinizden giydirin!» buyururken, şu iki gözüm görmüş, şu iki kulağım işitmiş ve şu kalbını bellemiştir. (Kalbinin damarına işaret etti.) Dünya malından ona vermem kıyâmet gününde benim hasenatımdan almasından, benim için daha ehvendir, dedi
Bana Ebû Bekr b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah'dan : «Bunlar o kimselerdir ki, dua ederler. Rablerinden vesileyi dilerler.,.» âyeti hakkında rivayette bulundu. Abdullah şöyle demiş : İnsanlardan bir cemâat, cinlerden bir cemaata taparlardı. Derken cinlerden olan cemâat müslüınanliği kabul etti. İnsanlar İbâdetlerinde sabit kaldılar. Bunun üzerine : «Onlar öyle kimselerdir ki, dua ederler; Rablerinden vesileyi dilerler.» âyeti indi