Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
İbn Mes'ud şöyle anlatır: Sadakayı emreden ayet nazil olduğu zaman biz {sadaka verebilmek için) hammallık yapardık. Bu arada bir kişi geldi ve çok miktarda sadaka verdi. Etraftakiler, "Bu adam gösterişçidir" dediler. Başka bir kişi geldi ve bir sa' kadar sadaka verdi. Bu sefer de "Allah'ın bu bir sa' ya ihtiyacı yoktur" dediler. Bunun üzerine bu ayet nazil olmuştu: "Sadakalar hususunda, mu'minlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.[Tevbe 79] Tekrar: 1416, 2273, 4668, 4669
Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzuruna ilk gelişimde, yolda iken şu beyti söylemiştim: Nasıl bir geceydi bu, ne kadar uzundu' Verdiği yorgunluk ise cabası, Varsın olsun, bizleri Küfür yurdundan kurtardı ya! Yolda kölem benden kaçmıştl. Hz. Nebi'in yanına geldim ve ona biat ettim. Huzurunda bulunduğum sırada kölem çıkageldi. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Ebu Hureyre! Bak, işte kölen!" buyurdu. Bunun üzerine "O, Allah rızası için hürdür" diyerek onu azat ettim.
Esma r.anha'dan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "İnfak et ve hesabını tutma ki Allah da sana verdiği nimetlerini tutar, çömlekte para saklama, sonra Allah da senden saklar" buyurmuştur.
Abdullah b. Ömer'den rivayet edilmiştir: İbn Ömer, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e henüz on dört yaşında iken Uhud savaşına katılmak için teklif edilmişti. Hz. Nebi onun katılmasını kabul etmedi. Sonra on beş yaşında iken Hendek savaşına katılması teklif edildi ve Hz. Nebi onu kabul etti. Nafi' şöyle demiştir: Ömer b. Abdülaziz'e gelerek bu olayı ona aktardım. "Bu, küçükle büyük arasındaki sınırdır" diyerek valilerine on beş yaşına girmiş olanlar için ordu divanından maaş bağlanmasını emretmiştir. Tekrar: 4097 Diğer tahric: Tirmizi Ahkam Tirmizi der ki: İbn ebî Ömer, Sûfyân b. Uyeyne yoluyla Ubeydullah b. Ömer’den, Nafi’den, İbn Ömer’den bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiş olup bu rivâyetinde: “Ömer b. Abdulaziz’in küçük ile büyük arasındaki yaş sınırının bu olduğunu yazı ile bildirdi” bölümünü zikretmemiştir. İbn Uyeyne rivâyetinde ise Nafi’ şöyle der: “Buhadisi Ömer b. Abdulaziz’e rivâyet ettiğimde işte bu savaşa katılamayanlar ile savaşa katılabilecekler arasındaki yaş sınırıdır” dedi. Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir. İlim adamlarının bir kısmının uygulaması bu hadise göre olup Sûfyân es Sevrî, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır ve şöyle derler: “On beş yaşını dolduran kimsenin erkek konumunda olduğu, on beş yaşından önce ihtilam olanların da yine erkek konumuna geldikleri görüşündedirler.” Ahmed ve İshâk ise şöyle derler: Ergenlik bûluğ yaşına girmek üç modelle bilinir: 1- On beş yaşını doldurmak, 2- İhtilam olmak, 3- Yaş ve ihtilam olması bilinmez ise kasıklardan kıl bitmesi.
Ma'n b. Abdurrahman dedi ki: Babamı şöyle derken dinledim: "Ben Mesruk'a, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Kur'an'ı dinledikleri gece cinleri kim haber verdi, diye sordum. O dedi ki: Bana senin babanın --yani Abdullah'ın-- anlattığına göre onların gelişini bir ağaç haber verdi"
Aişe r.anha dedi ki: "Buas günü, yüce Allah'ın Resulü lehine ve İslama girişlerine zemin olmak üzere önceden hazırlamayı takdir buyurduğu bir gün olmuştu. Çünkü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye geldiğinde onların ileri gelenleri darmadağın olmuş, önderleri öldürülmüş bulunuyordu."
Aişe r.anha dedi ki: "Uhud gününde (ilkin) müşrikler bozguna uğradı. İblis --üzerine Allah'ın Ianeti olsun--: Ey Allah'ın kulları, arkanıza dikkat ediniz, diye feryat etti. Bunun üzerine onların önlerinde olanlar geri döndü, arkada kalanlarıyla birlikte şiddetlice savaştılar. Huzeyfe bakınınca babası el-Yeman'ı görüverdi. Ey Allah'ın kulları babam, babam (onu sakın öldürmeyin) dedi. (Urve) dedi ki: Aişe r.anha dedi ki: Allah'a yemin ederim onu öldürmekten geri durmadılar. Bunun üzerine Huzeyfe: Allah size mağfiret buyursun, dedi. Urve dedi ki: Allah'a yemin ederim, Huzeyfe'de Allah'a kavuşuncaya kadar hayır hep devam etti."
İbn Ömer'den rivayete göre "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile ashabından bir takım kimseler saçlarını traş ettikleri gibi bazıları da kısaltmışlardı."
Ya'la. b. Umeyye, babasından rivayetle dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte Usra gazvesine katıldım. (Ravi) dedi ki: Ya'iş': İşte o gazve bana göre benim en güvendiğim amelimdir derdi." Ata, Safvan'dan, o da Ya'la'dan rivayetle dedi ki: "Benim bir işçim vardı. Bir insan ile kavga etti. Onlardan biri diğerinin elini ısırdı. -Ata dedi ki: Safvan bana kimin diğerinin eliniısırdığını söylemişti ama ben onu unuttum.- (Devamla) dedi ki: Eli ısınlan kişi ısıranın ağzından elini çekince ısıranın ön dişlerinden birisini söktü. Her ikisi de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidince Nebi onun dişinin karşılığında diyet ödenmeyeceğine hüküm verdi." Ata der ki: Onun şöyle dediğini de zannediyorum: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: O elini senin ağzına bıraksın da sen de bir devenin ağzında imişcesine onun elini ısırasın diye bırakacak mıydı, diye buyurdu."
Hasan'dan şöyle nakledilmiştir: "Kocası, Ma'kıl İbn Yesar'ın kızkardeşini boşamıştı. İddeti doluncaya kadar da ona dönmemişti. Sonra tekrar ona talip olmuştu. Ma'kil onun eski kocası ile evlenmesine karşı çıktı. Bunun üzerine "Onlann (eski) kocalanyla eulenmelerine engelolmayın!" ayeti indi. Hadisin geçtiği diğer yerler: 5130, 5330, 5331.
İbn Ömer şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sahabilerinden bazıları onun zamanında rüya görürlerdi de bunu kendisine anlatırlardı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de o rüyalar hakkında Allah' ın dilediği tabirleri söylerdi. Ben ise o sırada yaşı küçük bir oğlan idim. Evlenmeden önce evim mescid idi. Kendi kendime 'Eğer sende bir hayır varsa, elbette bu adamların görmekte olduğu gibi rüya görürsün!' dedim. Nihayet bir gece yattıffi. "Allah'ım! Eğer bende bir hayır bilmekte isen bana bir rüya göster!" diye dua ettim. Ben böyle uyumakta iken birden yanıma iki melek geldi. Onlardan her birinin elinde demirden yapılmış, ucu çevgenli birer sopa vardı. Bunlar beni cehenneme yöneltip götürüyorlardı. Ben onların ikisi arasında iken "Ya Allah! Cehennemden sana sığınırım!" diye dua ediyordum. Sonra bana şöyle gösterildi: Beni elinde demirden yapılmış çevgenli bir sopası bulunan bir melek karşıladı ve bana "Sen asla korkutulmayacaksın! (Gece) namazını çok kıldığın takdirde ne iyi kişisin!" dedi. Sonra beni götürdüler ve nihayet cehennemin kenarına durdurdular. Bir de baktım ki cehennem kuyu duvarı gibi örülmüştü. Onun, örülü kuyunun yanları gibi birçok çıkıntılı yanları vardı. Her iki çıkıntı arasında elinde demirden yapılmış ucu çevgenli bir sopası bulunan melek vardı. Cehennemde başları önlerine eğik, zincirlerle asılmış birtakım insanlar gördüm. Orada Kureyş'ten birçok insanları tanıdım. Sonra melekler beni sağ taraftan götürdüler.
Ben (uyandıktan sonra) bu rüyamı kızkardeşim Hafsa'ya anlattım. Hafsa da bunu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e aktarmış. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şüphesiz Abdullah iyi bir adamdır" buyurmuş. Nafi şöyle der: Abdullah, bu olaydan sonra gece namazını çok çok kılmaya devam etti.
Bize Ubeydullah b. Said ve Abd b. Humeyd tahdis edip dediler ki: Bize Ebu Amir el-Akadi tahdis etti (Dedi ki:) Bize Süleyman b. Bilal, Abdullah b. Dinar dan, o da Ebu Salih'den, o da Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet etti. Ebu Hureyre Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyurduğunu nakletti: "İman yetmiş küsur şubedir. Haya'da imandan bir şubedir. "
Bana Ubeydullah b. Said ve İshak b. Mansur, ikisi Ravh'dan tahdis etti. Ubeydullah dedi ki: Bize Ravh b. Ubade el-Kaysi tahdis etti, bize İbn-i Cüreyc tahdis edip dedi ki: Bana Ebu'z-Zübeyr'in tahdis ettiğine göre o Cabir b. Abdillah'a vurud (geliş) hakkında soru sorulurken dinlemiş (Cabir) şöyle demiştir: Bizler kıyamet gününde filan ve filan yerden geleceğiz. Bunların hangisinin insanların üstünde olduğuna bir bak. (Cabir devamla) dedi ki: Ümmetler putlarıyla ve tapındıkları şeylerle bir bir çağrılacak. Sonra Rabbimiz bize gelip: Kimi bekliyorsunuz diyecek, onlar: Rabbimizi bekliyoruz diyecekler. Ben Rabbinizim diyecek, onlar sana bakmadan kabul etmeyiz, diyecekler. Onlara gülerek tecelli edecek. Sonra onları alıp gidecek, onlar da arkasından gidecekler. Münafık yahut mümin olsun onlardan her bir insana bir nur verilecek, onlar da onun arkasından gidecekler. Cehennem üzerindeki köprü üzerinde ise kancalar ve dikenler olacaktır. Allah'ın dilediği kimseleri yakalayacaklar. Sonra münafıkların nuru sönecek, sonra müminler kurtulacak. İlk zümre yüzleri ondördündeki ay gibi kurtulacaklar. Bunlar yetmiş bin kişi olup hesaba çekilmeyecekler sonra onların arkasından gelecekler semadaki bir yıldızın ışıkları gibi gelecekler sonra bu şekilde (gelmeye devam edecekler). Sonra şefaate izin verilecek. Cehennem ateşinden la ilahe illallah deyip, kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır namına bir şeyler bulunan kimseler çıkıncaya kadar şefaat edecekler. Bu çıkarılanlar cennetin içine bırakılacaklar. Cennet ehli onların üzerine su dökmeye başlayacaklar, nihayet bunlar selde gelen bir şeyin bitmesi gibi bitecekler. Onun (her birinin) ateş yanığı gidecek sonra ona dünya ve onunla birlikte on misli verilinceye kadar dilekte bulunacak. Bunu yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 2841
Bize Saîd b. Muhammed el-Cermî ve UbeydullaJı b. Saîd rivayet ettiler. Dediler ki: Bize Ebu Usame, Mis'ar'dan, o da Ma'n'dan naklen rivayet etti. Demiş ki: Babamı şunu söylerken işittim: «Mesruk'a sordum: Kur'ân'ı dinledikleri gece cinlerin geldiğini Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e kim bildirdi?» dedim. — Bana babam, yâni İbni Mes'ud söyledi ki: Onların gelişini Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bir ağaç bildirmiş» dedi.
Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Saîd ve Muhammed b. El-Müsennâ hep birden Yahya El-Kattân'dan rivayet ettiler. Züheyr Dediki: Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan rivayet etti. Demişki: Bana Nâfî', ibni Ömer'den naklen şöyle haber verdi: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kur'ân-ı okur; içinde secde bulunan bir sure de okur ve secde ederdi. Biz de onunla beraber secde ederdik. Hattâ bâzılarımız alnını koyacak yer bulamazdı.
(Bana Muhammed b. Hatim ile Ubeydullah b. Satd rivâyet ettiler. Dediler ki: Bize Yahya b. Saîd, Haccâc-ı Savvâf dan rivâyet etti. ki): Bize Yahya b. Ebî Kesîr, Ebû Seleme ile Abdullah b. Ebû Katâde'den, onlar da Ebû Katâde'den naklen rivâyet etti. Ebû Katâde şöyle dedi; Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): ikaamet getirildiği zaman beni görmedikçe ayağa kalkmayın» buyurdular. İbn Hatim: «İkaamet getirildiği yahut ezan okunduğu zaman...» dedi
Bize bu hadîsi İbnü'l-Müsennâ ile Ubeyduîlah b. Saîd de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Yahya -ki el-Kattân'dir- rivayet etti. H. Bize bu hadisi Ebû Kureyb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İbni Ebî Zaide haber verdi. H. Bize bu hadisi İbnü Nümeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize Ukbetü'-bnü Hâlid rivayet etti. Bu râvîlerin hepsi Ubeydullah'dan bu isnâdla bu hadîsin benzerini rivayet etmişlerdir.
Bize, Yahya b. Yahya İle Kuteyhe ve İbni Rumh da Leys b. Sa'd'dan naklen rivayet ettiler. H. Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b, Saîd de rivayet ettiler. DedirIerki: Bize, Yahya, Ubeydullah'dan naklen rivayet etti. H. Bana Züheyr b. Harb dahî rivayet etti. (Dediki): Bize İsmail, Eyyûb'dan rivayet etti. Bunların hepsi Nâfi'den, bu isnâdla Malik'in dediği gibi rivayet etmişlerdir.
Bana, Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Saîd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize, Yahya (yâni İbni Saîd) Ubeydullah'dan naklen rivayet etti. Demişki: Bana, Nâfi', İbni Ömer'den naklen haber verdi. H. Bize, Ebû Bekir b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize, Ubeydullah, Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. İbni Ömer şöyle demiş: «Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde öğleden evvel iki secde, öğleden sonra da iki secde, akşam namazından sonra iki secde, yatsıdan sonra iki secde, cum'a namazından sonra iki secde namaz kıldım. Akşam, yatsı ve cum'a namazlarını (in sünnetlerini) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile, onun evinde kıldım.» İzah Bu hadîsi Buhari «Ebvâbü't-Tetavvu» un bir kaç yerinde ve «Cum'a» bahsinde tahrîc ettiği gibi; diğer sahîh sahipleri de rivayet etmişlerdir. İbni Ömer (Radiyallahû anh)'in burada bahsettiği beraberlik, mücerred rek'ât sayısına âiddir. Yoksa nafile namazları da cemaatla kıldık demek istememişdir. Onları herkes yalnız kılmışdır. Yine İbni Ömer (Radiyallahû anh)'in bahsettiği ikişer secdeden murâd, ikişer rek'âtdır. Hadîsin sonunda İbni Ömer (Radiyallahû anh) akşam, yatsı ve cum'a namazlarının sünnetlerini Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikde, onun evinde kıldıklarını bildiriyor. Geri kalan sünnetleri ise mescidde kılmışlardır. İbni Ömer'in bîr rivayetinde : «Resûl-ü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): cum'a namazından sonra mescidde nafile kılmaz, oradan ayrılarak iki rek'ât nafileyi başka yerde kılardı.» denilmiş; burada ise cum'a'dan sonra mescidde iki rek'ât sünnet kıldığı bildirilmişdir. Bu suretle iki rivayet arasmda zahiren tezâd görülürse de, Aynî 'nin beyânına göre «İnsırâf» dan murâd, eve gitmeye de şâmil olan umûmî bir mânâdır. Hadîsler arasında tezâd bulunduğunu, teslim etsek bile buradaki muhtelif rek'âtlı sünnetler her iki şıkkın caiz olduğunu göstermek için böyle kılınmışlardır. Buhârî 'nin rivayetinde, bu hadîsin sonunda : «Bana, kız kardeşim Hafsa (Radiyallahû anha)'nin anlattığına göre, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : Fecir doğdukdan sonra hafif iki rek'ât namaz kılarmış. (Hafsa şöyle dedi): «Bu, öyle bir saat idiki, o saatte ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmezdim.» ibaresi vardır. Ümmehât-ı Mü'minîn'den, Hafsa (Radiyallahû anha) Hz. Ömer'in kızı olduğuna göre, İbni Ömer (Radiyallahû anh)'ın hakîki kız kardeşidir . «Bu, öyle bir saatti ki, o saatde ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına girmezdim.» ifâdesi, İbni Ömer (Raâiyallahu anh) ındır. O saatte Fahr-i Kâinat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin, yanına girmemesi, onu meşgul etmemek içindir. Çünkü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o saatte başkaları ile meşgul olur, kimi kendisine müracaat edenlerin dâvalarını hall-ü fasl eder; kimi de teblîğ ve irşâd için îcâb eden yerlere giderdi.
Bize, Züheyr b. Harb ile Muhammedü'bnü'I-Müsennâ ve UbeyduIIah b. Saîd rivayet ettiler. Dedilerki: Bize, Yahya (yâni El-Kattân) rivayet etti. H. Bize, Ebû Bekr b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize, Ebû Hâlid-i Ahmar rivayet etti. H. Bize, İbni Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize, baham rivayet etti. Bunların hepsi Ubeydullah'dan rivayet etmişlerdir. H. Bize, İbni Ebî Ömer dahî rivayet etti. (Dediki): Bize, Abdürrazzâk rivayet etti. (Dediki): Bize, Ma'mer, Eyyûb'dan naklen haber verdi. H, Bize, Kuteybetü'bnü Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize, Ya'kûb (yânî İbni Abdirrahmân) rivayet eyledi. H. Bize, Muhanımed b. İshâk El - Müseyyebî de rivayet etti. (Dediki): Bize, Enes (yâni İbni Iyâz) rivayet etti. Bunların hepsi Mûsâ b. Ukbe'den ve yine bunların hepsi Nâfi'den, o da İbni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'den Mâlik'in hadîsi mânâsında rivayette bulunmuşlardır. Mûsâ b. Ukbe hadîsinde: «Hâfız-ı Kur'ân kalkar da, gece ve gündüz okursa Kur'ân'ı ezberinde tutar. Üzerine olmazsa, onu unutur.» ziyâdesi vardır.
Bize, bu hadisi Muhammedü'bnü Ebî Bekir El-Mukaddemi ile Ubeydullah b. Saîd de rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Yahya yâni Kattan, Şu'be'den bu isnâdla rivayet etti.
Bize Ubeydullah b. Saîd rivayet etti. (Dediki) Bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'dan bu isnâdla rivayet etti. Bu rivayette İbni Ömer şunu da söyledi: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ramazan'ı anarak: — «Bir ay yirmidokuz gündür. Ay şöyle, şöyle ve şöyledir...» buyurdular. İbni Ömer «ay'ı takdir edin.» dedi Otuz gün'ü söylemedi.
Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Sâîd rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya yâni El-Kattân, Ubeydullah'tan rivâyet etti. (Demişki): Bana Nâfi', İbni Ömer'den naklen haber verdiki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ye Sellem) geceyi sabaha kadar Zi Tavâ'da geçirmiş; sonra Mekke'ye girmiş. Nâfi': «Abdullah da bunu yapardı» demiş. İbni Saîd'in rivayetinde: «Hattâ sabah namazını kıldı» kaydı vardır. Yahya yahut sabahlayıncaya kadar dedi şeklinde rivayet etmiş
Bize Muhammedü'bnü'l-Müsennâ ile Züheyr b. Harb ve Ubeydullah b. Saîd hep birden Yahye'l-Kattân'dan rivayet, ettiler. İbnü'I-Müsennâ dediki: Bize Yahya, Ubeydullahdan rivayet etli. (Demişki): Bana Nâfi îbni Ömer'den rivayet etti. İbni Ömer şöyle demiş : «Bu iki rüknü (yâni) Rükn-ü Yemani ile Hacer-i Esved'i, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in istilâm buyurduğunu gördüm göreli ne şiddette ne de serbest zamanda istilâmı terketmedim.»
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Usâme rivayet etti. (Dediki): Bize Ubeydullah Nâfi'den, o da İbni Ömer'den naklen rivayet etti. H. Bize Ubeydullah b. Saîd de rivayet etti. Bu lâfız onundur. (dediki): Bize Yahya yani El-Kattân, Ubeydullah'tan, o da Nâfi'den, o da Abdullah b. Ömer'den naklen rivayet eyledi. Abdullah (Radiyallahu anh) şöyle demiş : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ordulardan yahut seriyyelerden yahut hacc veya Umre'den döndüğü vakit bir dağ eteğine veya bir bayıra çıktığında üç defa tekbîr alır sonra şöyle derdi: — Bir Allah'tan başka ilâh yoktur. Onun şeriki yoktur. Mülk onundur. Hamd de ona mahsustur. Hem o her şeye kaadîrdir. Dönenleriz, tevbekârlarız, âbidleriz, sâcidleriz ancak Rabbimize hamd edenleriz. Allah vaadinde sâdıktır. Kuluna yardım etmiş tek başına bütün hizipleri târumâr etmiştir.»
Bana Züheyr b. Harb ile Ubeydullah b. Saîd hep birden Velîd'den rivayet ettiler. Züheyr dediki: Bize Velîd b. Müslim rivayet etti. (Dediki): Bize Evzâî rivayet etti. (Dediki): Bana Yahya b. Ebî Kesîr rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Seleme yani İbni Abdirrahmân rivayet etti. (Dediki): Bana Ebû Hureyre rivayet etti. (dediki): «Allah Azze ve Celle, O na Mekke fethini verince Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemaatin içinde ayağa kalkarak Allah'a hamd ü senada bulundu. Sonra şunları söyledi: — Hiç şüphe yoktur ki, Allah Mekke' (ye girmek) den fil ordusunu men etmiş, fakat Resulü ile mü'minleri buna muzaffer kılmıştır. Mekke benden önce hiç bir kimseye katiyyen helal olmuş değildir. Bana da gündüzün bir saatinde helâl olmuştur. Benden sonra hiç bir kimseye helâl olacak değildir. Binâenaleyh Mekke'nin avı ürkütülmez, dikeni kesilmez, kaybolan eşyası helâl olmaz meğer ki, bulan ilân maksadıyla almış ola. Bir kimsenin bir yakını öldürülürse o kimse iki mülâhaza arasında muhayyerdir. Ya kendisine fidye verilecek yahut katil öldürülecektir. Bunun üzerine Abbâs: — Yalnız izhır müstesna yâ Resulullah! Çünkü biz onu kabirlerimizle evlerimizde kullanıyoruz, dedi. Müteakiben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): — Yalnız îzhır müstesna! buyurdu. Derken Yemenli bir zât olan Ebû Şah ayağa kalkarak: — (Bunu) bana yazın yâ Resulullah! dedi. Resulullah da: — Ebû Şâh'a yazın! buyurdular.» Velîd demiş ki: «Evzâî'ye, (Bana yazın yâ Resûlallah!) sözünün mânâsı nedir? diye sordum: — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'den dinlediği bu hutbeyi (yazın demek istemiştir) cevâbını verdi.»
Bana bu hadîsi Züheyr b. Harb ile Ubeydûllah b. Saîd ve Muhammed b. Hatim dahi rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya El-Kattân, Yalıya b. Saîd'den bu isnadla rivayette bulundu.
Bana Züheyr b. Harb ile Muhammed b. El-Müsennâ ve Ubeydullah b. Said rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Yahya, Ubeydullah'dan, o da Nâfi'den, o da ibni Ömer'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den yukarki hadîsin mislini rivayet etti. Yalnız Ubeydullah'ın hadîsinde : «Dediki: Ben Nafi'ye şîğar nedir? diye sordum» cümlesi vardır.
Bize bu hadîsi Kuteybetü'bnu Saîd de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Avâne rivayet etti. H. Bize Abdülvâris b. Abdissamed dahî rivayet eyledi. (Dedikî): Bana babam, dedemden, o da Eyyub'dan naklen rivayet etti. H. Bize Muhammed b, El-Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bana Vehb b. Cerîr rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be rivayet eyledi. H. Bize yine Muhammed b. el-Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bana Ubeydullah b. Saîd ile Hârun b. Abdillâh ve Ebu Ma'ne'r-Rakaaşî dahî rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Vehb b. Cerir rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Nu'mân b. Râşid'i, Zührî'den naklen rivayet ederken dinledim. H. Bana Süleyman b. Ma'bed'de rivayet etti. (Dediki): Bize Muallâ b. Esed rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülazîz yâni ibni'I-Muhtâr, Süheyl b. Ebî Salih'den rivayet etti. Bu râvilerin hepsi Muhammed b. Münkedir'den, o da Câbir'den bu hadîsi rivayet etmişlerdir. Nu'man'ın Zührî'den rivayet ettiği hadîsde: «isterse yüzükoyun, isterse daha başka şekilde yalnız bir deliğe olmak şartı ile...» ifâdesini ziyade etmiştir.