Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Râfi' bin Hadîc (r.a.) şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte akşam namazını kılardık. Birimiz namazdan çıktıktan sonra (attığı) ok'un nereye düştüğünü görecek kadar, gün aydınlık olurdu."
Ebu Katade (r.a.)'den nakledildiğine göre Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bazen uzun uzun namaz kılmak isteğiyle namaza duruyorum ve bu sırada çocukların ağlama sesini duyuyorum. Bu durumda çocuğun annesine sıkıntı vermemek için namazımı kısa tutuyorum. Tekrar: 868
Ubâde İbn Rufâa'dan nakledilmiştir: "Bir defasında ben Cum'a namazına giderken Ebu Abs arkamdan yetişti ve şunları söyledi: Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: "Kimin ayakları Allah yolunda tozlanırsa Allah (c.c.) o kişiyi cehenneme haram kılar. buyurduğunu işittim. Tekrar: 2811
Enes İbn Mâlik (r.a.) şöyle demiştir: Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında insanları sıkıntıya sokan bir kıtlık baş göstermişti. İşte o günlerde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Cum'a günü hutbe okurken bir bedevi ayağa kalkıp şöyle seslendi: "Ey Allah'ın Resulü, mallar helak oldu, çoluk çocuk açlıktan perişan bir halde... Allah'a dua et de bizi bu sıkıntılardan kurtarsın." Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırdı. O sırada gökyüzünde tek bir bulut bile görünmüyordu. Canımı elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gökyüzünde heybetli dağlar gibi bulutlar ortaya çıkana kadar ellerini indirmedi ve kendisi de yağmur yağana kadar minberden aşağı inmedi. Hatta ben mübarek sakallarından yağmur damlalarının süzüldüğünü gördüm. Resûl-İ Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu duası hürmetine hem o gün hem de daha sonra gelen günler boyunca ta diğer Cuma'ya kadar yağmur yağdı. Sonraki Cuma'da daha önce Resûiullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dua isteyen o bedevi şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü, binalar yıkıldı, mallarımız sular altında kaldı. Bizim için Allah'a dua et!" Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ellerini kaldırıp şöyle dua etti: "Allah'ım, çevremize yağdır, üzerimize değil." Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu şekilde dua edip eliyle gökyüzündeki bulutlara işaret etti ve onun işaret buyurduğu bulutlar hemen açılıverdi; Medine adeta ışıkla aydınlatılmış, üstü açık bir alan gibi oldu. Bu yağmur dolayısıyla bir ay boyunca vadiler sel olup aktı ve civar bölgelerden gelen herkes bolca yağan yağmurun bereketler getirdiğini söyledi.
Abdullah İbn Ömer (r.a.)'den nakledilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) musallaya giderdi ve önünden mızraklarla geçenler olurdu ve musallada iken Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in önüne mızrak dikilirdi. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de bu mızrağa doğru namazı kıldırırdı."
Aişe (r.anha)'dan nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem güneş tutulması dolayısıyla kıldırdığı namazda Kur'an'ı açıktan okumuştu. Kıraat bitince tekbir getirip rükuya vardı. Rükudan kalkarken (Semi'allahu limen hamideh; Rabbena, ve lekel hamd) dedi. Sonra yine kıraate başlayarak dört rüku ve dört secde ile iki rekatlık namazı tamamladı.
Aişe (r.anha)'dan nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında güneş tutulmuştu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir müezzin görevlendirerek: "Es-selatu'l-camia = Namaz toplayıcıdır" diye bağırmasını emretti. Daha sonra öne geçti ve ikişer rekat halinde toplam dört rekat namaz kıldırdı."
Ubade bin Samİt radıyallahu anh, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Şöyle dediğini söyledi: "Kim geceleyin uyanarak; (la ilahe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehu`l-mulku ve lehu`l-hamd, ve huve ala kullî şey`in kadîr. El-hamdu lillahi ve sübhanallahi, ve la ilahe illallahu vallahu ekber. Ve la havle ve la kuvvete illa billah) deyip sonra: (Allahümmağfir lî = Allah`ım, beni affet) derse (mağfiret edilir). Yahut dua ederse, onun duasına icabet edilir. Abdest alıp namaz kılarsa, o da kabûl olunur.
Ebu Saîd el-Hudrî şöyle anlatır: Bir bedevi gelerek hicret etme konusunda Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e danıştı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona, "Sana yazık olur. Çünkü hicret çok zor ve meşakkatli bir iştir. Sadakasını vereceğin deven var mı?" buyurdu. Bedevi: "Evet" dedi. Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Denizler ardında bile olsan çalış. Çünkü Allah yaptığın hiçbir iyiliği mükafatsız bırakmaz" buyurdu. Tekrarı: 2633, 3923, 6165.
Enes İbn Malik r.a. şöyle anlatır: "Abdullah İbn Ebi Talha'yı, ağzına, tahnik (çiğnenmiş hurma çalması) için Resûlullah'a götürdüm. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile karşılaştım. Elinde bir mühür vardı ve bununla zekât develerini damgalıyordu." Tekrar: 5542, 5824
İbn Abbas r.a.'den nakledildiğine göre kendisi Hz. Ömer'i şöyle söylerken işitmiştir: "Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i Akîk vadisinde iken, "Bu gece bana Rabbim'den bir elçi (Cibril) gelerek: 'Bu mubarek vadide namaz kıl ve umre ile beraber hac yapmaya niyet et' (kıran haca) di" buyurduğunu işittim." Tekrar: 2337, 7343
Ebu Hureyre r.a., "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Kurban Bayramı sabahı Mina'da iken, şöyle buyurdu" demiştir: "Biz yarın Benî Kinane bölgesinde konaklayacağız ki Kureyşliler ve Kinaneliler Muhassab adı verilen o bölgede, Haşimoğullarına ve Abdülmuttalib oğullarına karşı,Nebi'i onlara teslim edene kadar, onlarla kız alıp vermemek ve mal alıp satmamak üzere anlaşmışlardı."
Enes İbn Malik Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'İn şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Mekke ve Medine dışında Deccal'in ayak basmadığı hiçbir yer kalmayacak. Deccal'in aşmaya çalıştığı her bir gedikte melekler Medine'yi korumak üzere saf tutacaklar. Sonra Medine'de, orada yaşayanları sarsan üç deprem olacak ve Allah Teala bütün kafir ve münafıkları oradan çıkaracak." Tekrar: 7124, 7134, 7473
Salim, babasından şunu rivayet etmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem devrinde, yiyecek maddelerini götürü olarak (ölçüp tartmaksızın) satın alanların evlerine götürünceye dek satmamaları için dövüldüğünü gördüm.
Ebu Hureyre r.a.'den nakledilmiştir: Allah, Resulü'ne Mekke'nin fethini nasip edince insanların içinde doğruldu ve Allah'a sena ederek şöyle buyurdu: "Hiç kuşkusuz Allah Mekke'den fil ordusunu uzak tuttu. Resulüne ve inananlara Mekke'ye girme izni verdi. Bu, benden önce kimseye helal değildi. Bana da sadece gündüzün bir bölümünde helôl kılındı. Benden sonra da kimseye helal olmayacak. Bilesiniz ki Mekke'nin avı ürkütülmez, dikeni sökülmez, yitik eşya ilan edenden başkasına helal olmaz. Bir yakını öldürülen kişi için iki seçenekten biri vardır: Ya öldürülen yakınının diyetin i almayı, ya da kısası tercih eder." Abbas "İzhir'ijMekke ayrığını hariç tut. Çünkü biz onu kabirlerimizin ve evlerimizin yapımında kullanıyoruz" dedi. Allah Resulü de "izhirl hariç" buyurdu. Yemen halkından Ebu Şah adında birisi "Ey Allah'ın Resulü' Benim için yazar mısınız?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Ebu Şah için yazınız" buyurdu. Ben Evzai'ye: "Ey Allah'ın Resulü! Benim için yazınız" sözünün anlamı nedir?" diye sordum. O da "yazılmasını istediği şey, Allah Resulü'nden Sallallahu Aleyhi ve Sellem dinlediği hutbedir" dedi.
Avf İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Tebuk savaşı sırasında Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitmiştim. Deriden yapılmış bir çadırda oturuyordu. Şöyle buyurdu: "Kıyamet kopmadan önce meydana gelecek olan şu altı alameti say: (1) Benim ölümüm, (2) sonra Kudüs'ün (Beytü'l-makdis) fethi, (3) ardından koyunları kırıp geçiren bir salgın hastalık gibi sizi yakalayacak olan Mutan (taun / veba) hastalığının aranızda yaygınlaşması. (4) Sonra zenginlik / mal o kadar artacak ki, kendisine yüz dinar verildiği halde bunun azlığından şikayetle öfkeye kapılanlar olacak. (5) Bunun ardından fitneler ortaya çıkacak ve Araplara ait olup da girmediği tek bir ev bile kalmayacak. (6) Daha sonra Rumlarla barış anlaşması yapacağınız bir dönem gelecek. Ancak onlar sözlerinde durmayıp ihanet edecekler ve her bir sancağın altında on iki bin askerin toplandığı seksen sancak taşıyan büyük bir ordu ile sizin üstünüze yürüyecekler."
Abdullah İbn Ebu Katade'nin babası Ebu Katade'den naklettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Salih rüya Allah'tan, kabus ise şeytandandır. Sizden birisi kendisini korkuya ve dehşete düşüren bir rüya görürse sol tarafına tükürüp onun şerrinden Allah'a sığınsın. Bu durumda kendisine zarar vermez. " Tekrar: 5747, 6984, 6986, 6995, 6996,7005, 7044 Diğer tahric edenler: Tirmizi Rüya; Dârimî: Rüya
Ubade r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, onun tek olduğuna, ortağının bulunmadığına, Muhammed'in onun kulu ve Resulü olduğuna, İsa'nın Allah'ın kulu, Resulü, Meryem'e bıraktığı kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, cennetin hak, cehennemin de hak olduğuna şehadet ederse, Allah da onu ameli ne olursa olsun cennete girdirir."
Huzeyfe r.a. diyor ki: "İnsanlar Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hayra dair sorarlardı. Ben de bana yetişir korkusuyla şerre dair ona sorardım. Ey Allah'ın Resulü dedim. Bizler cahiliye ve şer içinde idik. Allah bize bu hayrı gönderdi. Bu hayırdan sonra bir şer olacak mıdır? Evet, diye buyurdu. Ben: Peki, gelecek olan bu şerden sonra bir hayır olacak mıdır, diye sordum. Evet ama onu bir parça bulandıran şeyler de bulunacaktır, buyurdu. Peki, onu ne bulandıracaktır, diye sordum. Şöyle buyurdu: Benim yolumun dışında çeşitli uygulamalarda bulunacak bazı kimseler (olacaktır). Sen onların hayırdan sonra bir şer gelecek mi, diye sordum. Evet, cehennem'in kapılarına çağıran davetçiler olacaktır. Onların cehenneme davetlerini kabul edenleri onlar da oraya atacaklar (atılmalarına sebep olacaklar) dır, diye buyurdu. Ey Allah'ın Resulü, bize onların niteliklerini anlat, dedim. Şöyle buyurdu: Onlar bizim cinslerimizdendir. Bizim dillerimizi konuşacaklardır. Peki eğer bu hal bana yetişecek olursa bana ne emredersin, dedim. Şöyle buyurdu: Müslümanların cemaatine ve imamlarına bağlı kalırsın. Şayet onların bir cemaati ve bir imamları yoksa, diye sordum. O takdirde bütün bu fırkalardan uzak dur. Bir ağacın kökünü ısıracak dahi olsan sen bu halde iken ölüm sana gelip yetişinceye kadar (böyle kal) ." Tekrar: 3607 ve 7084
Muaviye dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: Ümmetimden bir topluluk, Allah'ın emrini dimdik ayakta tutmaya devam edeceklerdir. Onları yardımsız bırakanların da, onlara muhalefet edenlerin de onlara zararı olmayacaktır. Onlar, Allah'ın emri kendilerine gelinceye kadar bu halleri üzere böyle devam edeceklerdir." Umeyr dedi ki: "Ve onlar Şam'da olacaklardır." Muaviye dedi ki: İşte bu Malik, onun Muaz'ı: 'Ve onlar Şam'da olacaklardır' derken işittiğini ileri sürmektedir."
Urve b. ez-Zubeyr dedi ki: "Ben Abdullah b. Amr'a müşriklerin oIduğunu sordum. Dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılarken Ukbe b. Ebi Muayt'ın yanına geldiğini gördüm. Ridasını onun boynuna doladı ve boğazını o ridası ile alabildiğine sıktı. Ebu Bekir geldi ve onu Allah Resulünün üzerinden itip uzaklaştırarak: "Sizler -Rabbinizden size apaçık deliller getirmiş oIduğu haIde- Rabbim Allah'tır dediği için bir adamı mı öIdüreceksiniz?"[Mu'min, 28] dedi." Tekrar: 3856 ve 3815
Usame b. Zeyd'in mevlası Harmele'den rivayete göre; Abdullah b. Ömer ile birlikte bulunduğu bir sırada Eymen'in oğlu Haccac girdi. rükuunu da, sücudunu da tam yapmadı. Bunun üzerine (İbn Ömer ona): (Namazını) iade et, dedi. Geri dönüp gittiğinde İbn Ömer: Bu kimdir dedi, ben: Bu, Ümmü Eymen'in oğlu Eymen'in oğlu Haccac'dır, dedim. Bunun üzerine İbn Ömer dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunu görmüş olsaydı andolsun onu sevecekti. Sonra da ona (Usame'ye) ve Ümmü Eymen'den doğanlara (erkek ya da dişi olsun) sevgisini zikretti. (Yakub b. Süfyan yahut ez-Zühri) dedi ki: Arkadaşlarımdan bazıları da Süleyman'dan naklen: "(Ümmü Eymen) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in dadısı idi" ilavesini de yapmışlardır.
Urve b. Zubeyr'den dedi ki: Ben (Abdullah) b. Amr b. el-As'a sordum: Bana müşriklerin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e Dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ka'be'nin Hicr'inde namaz kılmakta iken Ukbe b. Ebi Muayt geldi ve elbisesini onun boynuna dolayıp, boğazını alabildiğine sıkt!. Ebu Bekir gelip, onu omzundan tutarak Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzerinden geri itti ve: Sizler bir adamı Rabbim Allah'tır diye öldürür müsünüz?" [Mu'min, 28] dedi.
Enes b. Malik r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye geldiğinde ashabının en yaşlısı Ebu Bekir idi. O, onu (ağaran saçlarını) kına ve ketem ile kapattı ve nihayet ağaran saçlarının rengi oldukça kırmızılaştı."
Ebu Said r.a. dedi ki: "Bir bedevi Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek ona hicret hakkında sordu. Şöyle buyurdu: Ne oluyor sana, hicretin işi ağırdır. Senin develerin var mı, diye buyurdu. Bedevi: Evet dedi. Peki, onların zekatını veriyor musun diye sordu. Bedevi: Evet dedi. Peki, ondan bağışlarda bulunuyor musun, diye sordu. Evet, dedi. Suya gittikleri gün onları sağıyor musun, diye sordu. Evet, dedi. Allah Resulü şöyle buyurdu: Sen (istersen) denizlerin ötesinden amel et. Şüphesiz Allah senin amelinden hiçbir şeyini eksiltmez."
İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre "Hudeybiye günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte bulunan insanlar ağaçların gölgeleri altına çekilerek dağılmışlardı. Herkes Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in etrafını sarmış, ona bakıyordu. (Ömer) ey Abdullah dedi. Bir bak insanlar ne diye Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in etrafını sarmış bulunuyorlar. Abdullah onların bey'atleştiklerini görünce kendisi de bey'at etti, sonra da Ömer'in yanına döndü, Ömer de çıkıp bey'at etti." AÇlKLAMA : "İnsanlar Nebi s.a.v.'in etrafını sarmış, ona bakıyorlardı." Gözlerini ona dikmiş halde idiler. "Ey Abdullah, dedi." Ey Abdullah diyen kişi Ömer'dir.
Ebu'd-Oerda'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Bekir ile Ömer arasında bir konuşma geçti. Bu esnada Ebu Bekir Ömer'i kızdırdı. Bunun üzerine Ömer öfkelenerek meclisi terk etti. Ebu Bekir hemen peşine düştü ve ondan kendisini bağışlamasını istedi. Ancak Ömer onu affetmedi. Hatta kapısını yüzüne kapattı. Bundan sonra Ebu Bekir Rasulullah'ın yanına geldi. Ebu'd-Derda olayın bundan sonrasını şöyle anlatmıştır: O esnada biz, Hz. Nebi'in yanındaydık. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu arkadaşınız hayırda öne geçmiştir," buyurdu. Ebu'd-Oerda olayı anlatmaya şu şekilde devam etti: gelerek selam verdi ve yanına oturdu. Sonra yaşanan olayı anlattı. Hz. Nebi ona kızdı. Ebu Bekir: "Ey Allah'ın Elçisi! Hakikaten ben daha haksızdım!" demeye başladı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Arkadaşımı bana bzraksamza,arkadaşımı bana bıraksamza ... Ben size, 'Ey insanlar! Ben sizin hepinize gönderilmiş Allah'ın elçisiyim,' dedim, siz de bana 'Yalan söyledin,' dediniz, Ebu Bekir ise 'Doğru söyledin, i dedi. LI Ebu Abdillah Buhar! "…….gamera fiili hayırda öne geçti anlamına gelir," dedi.
Urve İbnu'z-Zübeyr'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Abdullah İbn Amr İbni'l-As müşriklerin Hz. Nebi'e yaptığı en kötü şeyi bana haber verdi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ka'be'nin avlusunda namaz kılıyordu. Derken Ukbe İbn Ebi Muayt ona doğru yürüdü, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bir omuzundan tuttu ve elbisesini boynuna doladı. Var gücüyle onu boğmaya çalıştı. Hemen Ebu Bekir yetişti ve onu omuzlarından yakaladığı gibi Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den uzaklaştırdı. Abdullah İbn Amr daha sonra şu ayeti okudu: "Siz bir adamı "Rabbim Allah'tır" diyor diye öldürecek misiniz? Halbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirmiştir. "(Mu'min 28