

İbnü'l-Müneyyir şöyle demiştir: "Cenâb-ı Hakk Cuma namazını farz kılan âyette hem namaza koşmayı emretmiştir hem de bu vakitte alışveriş yapılmasını yasaklamıştır. Bu da âyette geçen koşmak kelimesinin amel ve itaat anlamına geldiğini göstermektedir. Çünkü âyette âhirete yönelik bir amel ile alışveriş ve diğer iş kolları gibi dünyevî ameller birbiriyle karşılaştırılmıştır. Özetle söylemek gerekirse burada emredilen âhiret işine koşmak olduğu halde buna karşılık yasaklanan dünyevî işlere koşmaktır."
İmam Buharı bu konu başlığı altında "Namaza aceleyle koşarak gelmeyin. Tam bir vakar ve sükunet içinde yürüyerek gelin" hadisine de yer vermiştir. Maksadı ise âyette emredilen koşmak ile hadiste yasaklanan koşmanın birbirinden farklı olduğuna işaret etmektir. Zira âyetteki koşun emri, gidin anlamında tefsir edildiği halde hadisteki koşmak kelimesine aceleyle yürümek anlamı verilmiştir. Nitekim hadîs-i şerîfte de koşmak yerine vakar ve sükunet içinde yürüyerek namaza gidilmesi emredilmiştir.
Cuma Ezanı Okunurken Alışveriş Yapmak İbn Abbâs'ın "bu vakit girdiğinde alışveriş yapmak haram olur" diye ifade ettiği görüş, namaz için ezanın okunduğu zamanı anlatır. Alimlerin çoğunluğu da bu görüştedir; ezan okunduğu zaman alışveriş yapmak haramdır. Fakat bu âlimlere göre söz konusu ezan imam hutbeye çıkınca okunan ezandır ve bu ezan okununca alışveriş haram olur. Çünkü Resul-i Ekrem zamanında okunan ezan sadece bu ezandır. Dolayısıyla burada güneş tepe noktasından batıya doğru kaydığında okunan ezan söz konusu değildir; bu durumda yapılan alışveriş mekruh olmakla birlikte caizdir.
Hanefîler'e göre bu alışveriş mutlak olarak mekruhtur ve haram değildir. Fakat bu konuda görüş ayrılığına düşülen bir nokta vardır: Ezan okunduğunda alışveriş yapmak haram olmakla birlikte yapılan alışveriş geçerli (sahih) midir? Bu soruya olumlu cevap veren âlimler bulunduğu gibi alışverişin geçersiz olduğunu söyleyenler de vardır. Bu konudaki görüş ayrılıkları "Bir konu hakkındaki yasaklama (nehy) mutlak olarak fesadı gerektirir mi gerektirmez mi?" şeklinde ifade edilen usul meselesine dayanmaktadır.
Atâ'nın "Bu vakitte her türlü iş ve meslek ile uğraşmak haram olur" şeklinde İfade edilen görüşü Ebu Humeyd'in tefsirinde mevsul olarak zikredilmiştir: "Cuma namazı için ezan okunduğu zaman boş işlerle uğraşmak, alışveriş yapmak, her türlü iş ve meslek ile uğraşmak, yatmak, cinsel ilişkide bulunmak ve yazı ile meşgul olmak haramdır." Alimlerin çoğunluğunun görüşü de bu yöndedir.
Yolcunun Cuma Namazı Kılması İbrahim İbn Sa'd'ın Zührî'den naklettiği: "Müezzin Cuma ezanını okuduğunda kişi yolcu olsa bile namazı kılması boynunun borcudur" şeklindeki görüş hakkında İbnü'l-Münzir: "Bu, ilim ehli arasında adeta üzerinde görüş birliği bulunan bir meseledir. Çünkü Zührî'nin bu görüşü hakkında farklı yorumlar vardır. Şihâb ez-Zührî'nin görüşüyle ilgili farklı yorumlar şöyledir: a. İbn Şihâb'ın bu sözü "Yolcuya Cuma namazı yoktur"
diye de nakledilmiştir. Buna göre İbn Şihâb, yolcuya Cuma namazı kılmak vacip değildir demek istemiştir. b. İbn Şihâb'ın bu sözü yukarıda zikredildiği gibi "Namazı kılması boynunun borcudur" diye rivayet edilmiştir ve dolayısıyla Cuma namazını kılmanın müstehap olduğu kasdedilmiştir. c. Burada özellikle bir kimsenin yolcu iken Cuma namazı kılınan bir yerleşim birimine vardığında ezanı duyup namazı kılması kasdedilmiştir. Bu yönüyle yolcunun mutlak olarak Cuma namazını kılması gerektiği ve gelip geçerken uğradığı bir şehirde zeval vaktinden önce yolculuğa çıkmasının haram olduğu sonucu çıkarılamaz.
Öyle anlaşılıyor ki İmam Buhârî'nin tercih ettiği ihtimal de bu son ihtimaldir, zaten İmam Buhârî'nin Cuma namazının farz olduğunu ortaya koyan âyeti mutlak olarak zikretmesi yani yolcu ile mukîm arasında herhangi bir ayırıma gitmemesi de bu görüşümüzü desteklemektedir. İbnü'l-Münzir, Resulullah (s.a.v.)'in Arafat'ta Cuma günü Öğle ve ikindi namazlarını cem ederek kıldığına dair rivayete dayanarak yolcudan Cuma amazının düşeceğini söylemiştir. Gerçekten de bu rivayetteki Resulullah'ın fiili yolcunun Cuma namazı kılmakla yükümlü olmadığını göstermektedîr ve bu sahih bir uygulamadır. Ancak bu hüküm benim yukarıda zikrettigim İhtimalin dikkate alınamayacağını göstermez. Zira aralarında herhangi bir karşıtlık söz konusu değildir.
İbn Reşîd konu hakkında şu değerlendirmede bulunmuştur: "Yolcuya Cuma namazının gerekli olmaması hükmündeki İncelik şudur; Yolcu gideceği yere ulaşma amacında olduğu için namaza telaşlı bir şekilde gidecek ve aceleyle namazını kılacaktır. Bu da namaza giderken vakar ve sükunet içinde gitme emrine terstir." Burada İmam Buhârî Cuma namazına koşmak ile diğer namazlara koşmak arasında bir fark bulunduğunu muhataplarına hissettirmeye çalışmıştır.
Zira diğer namazlara koşarak aceleyle gitmek kişiyi yorduğu İçin namaza başlandığında nefes nefese kalmaya yol açar. Bu ise kişinin namazı huşu içinde kılmasına engel olur. Fakat Cuma namazına koşmak bundan farklıdır. Çünkü Cuma cemaati genel olarak henüz namaz için kamet getirilmeden önce mescide ulaşır ve dinlenmeye, dolayısıyla nefesini toparlamaya fırsat bulur. İşte İmam Buhârî bu ayetleri zikrederken Cuma namazı ile diğer namazlar arasındaki ayırıma dikkat çekmek İstemiş fakat aralarında şöyle bir ortak nokta bulunduğunu vurgulamaya çalışmıştır: "Kişinin namaza giderken üzerindeki vakarın kaybolmasına yol açan her hareketten kaçınılmalıdır ve bu yönüyle Cuma ile diğer namazlar arasında fark yoktur." Allah her şeyin en doğrusunu bilir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.