Ebû Abdullah Câbir b. Abdullah b. Amr b. Harâm el-Ensârî, Medine'nin Hazrec kabilesine mensuptu. Babası Abdullah b. Amr b. Harâm, Uhud Savaşı'nda şehid düşen ilk müslümanlardandır. Câbir, İkinci Akabe Biatı'nda babasıyla birlikte Peygamber'e bağlılık sözü veren yetmiş kişilik heyetin içinde yer aldı ve bu biata katılanların en son vefat edeni oldu. Babası, geride kalan kız kardeşlerine bakması için onu Bedir'e katılmaktan alıkoydu; buna rağmen sonraki yıllarda Peygamber'in yanında on dokuz gazveye iştirak etti. Daha sonra Suriye taraflarındaki fetihlere de katıldı.
Peygamber'in vefatının ardından Medine'de Mescid-i Nebevî'de bir ders halkası kurdu ve uzun yıllar burada hadis okuttu. Hasan-ı Basrî, Saîd b. Müseyyeb ve Muhammed el-Bâkır gibi tâbiîn nesli âlimleri kendisinden istifade etti. Öğrendiği bir hadisi doğrudan kaynağından teyit etmek için uzun yolculuklara çıkmaktan çekinmemesi, hadis tahsilinde rihlenin öncü örneklerinden sayılmıştır.
Kendisinden 1.540 hadis nakledilmiş olup binden fazla hadis rivayet eden sahâbîler arasında yer alır; bu rivayetlerin elli sekizi hem Sahîh-i Buhârî'de hem Sahîh-i Müslim'de ortaktır. Ömrünün sonuna doğru gözlerini kaybetti. Hicrî 78 (m. 697) yılında, doksan dört yaşlarında Medine'de vefat etti; ölüm yılı için 73, 74 ve 77 gibi tarihler de zikredilir.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Cabir b. Abdullah el-Ensari r.a. (O da hadîs-i sâbıkı rivâyet edip) şöyle demiştir: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem fetret-i vahiyden bahsederken söz arasında buyurdu ki: "Ben (bir gün) yürürken birdenbire gökyüzü tarafından bir ses işitttim. Başımı kaldırdım. Bir de baktım ki Hıra`da bana gelen Melek (yâni Cibrîl a.s.) semâ ile arz arasında bir kürsî üzerinde oturmuş. Pek ziyade korktum. (Evime) dönüp: beni örtün, beni örtün, dedim. Bunun üzerine Allahu Teâlâ (Müddessir suresinin ilk dört) ayet-i kerîmesini inzâl etti. Artık vahiy kızıştı da ardı arası kesilmedi. Tekrar:3238, 4922, 4923, 4924, 4925, 4926, 4954, 6214.
Muhammed İbnü'l-Münkedir şöyle demiştir: Câbir r.a.'in şöyle dediğini duydum: Ben hasta olduğum sırada, aklım başımda değil iken Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni ziyaret etti. Abdest alarak üzerime abdest suyundan döktü, derhal kendime geldim. Bunun üzerine şöyle dedim: "Ey Allah'ın Resulü! Ben ölürsem mirasım kime aittir? Bana yalnızca kelâle mirasçı olur". Bunun üzerine miras paylarını açıklayan (ferâiz) [Nisa 176.] âyeti indirildi. Tekrar: 4577, 5651, 5664, 5676, 6723, 6743, 7309. Diğer tahric edenler: Tirmizî, Feraiz; Dârimî, Feraiz
Ebu Ca'fer'den şöyle nakledilmiştir: "Câbir bana şöyle anlattı: Amcan oğlu (Hüseyin İbn Muhammed İbn. el-Hanefiyye) bana geldi ve 'Cünüplükten kurtulmak için nasıl ğusül abdesti alınır?' diye sordu. Ben de ona, şöyle cevap verdim: 'Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç avuç su alır, başından aşağı dökerdi. Daha sonra vücudunun geri kalan kısımlarını yıkardı. Hasan bana, 'Ben saçı sık biriyim' dedi. Bunun üzerine ona şöyle dedim: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in saçı, seninkinden çok daha fazlaydı!"
Câbir İbn Abdullah (r.a.)'dan Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediği nakledilmiştir: "Benden önce hiç kimseye verilmeyen şu beş şey bana bahşedildi: Bir aylık zamanda kat edilecek uzaklıkta bulunan düşmanlarımın kalbine korku salmakla desteklendim. Yeryüzü benim için mescid ve temizleyici kılındı. Bu yüzden ümmetimden her kim, bir namaz vaktine girerse, namazını kılsın. Ganimetler benim için helal kılındı. Benden önce hiç kimseye helal kılınmamıştı. Bana şefaat hakkı tanındı. Peygamberler sadece kendi kavimlerine gönderilirdi. Ben ise, tüm insanlara gönderildim. Tekrar: 438 - Cevamiu’l-kelim’ lafzını içeren Ebu Hureyre hadisi
Amr İbn Dinar'dan şöyle nakledilmiştir: Câbir İbn Abdullah'ı şunları anlatırken dinledim: "Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kavmi ile birlikte Ka'be'nin inşası İçin taş taşıyordu. Üzerinde izarı vardı. Amcası Abbâs, Yeğenim! Taşların zarar vermesini önlemek için izarını çözüp omzuna koysan' dedi. Bunun üzerine Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) izarını çözüp omzuna koydu. Birden baygın şekilde yere düştü. O günden itibaren hiç çıplak görülmedi. (Hz, Peygamber kavmi ile birlikte Kabe'nin İnşası İçin taş taşıyordu.) Nübüvvetten önce Kureyş'liler Kabe'yi bina ederken, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlarla birlikte taş taşımıştır. Tekrar: 1582, 3829.
Muhammed İbnü'l-Münkedir'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Câbir İbn Abdullah'ın yanına gittim. O esnada bir parçadan oluşan elbisesine dolanmış şekilde namaz kılıyordu. Ridası ise kenarda duruyordu. Namazını bitirince: 'Ey Ebu Abdullah! Ridasız namaz mı kılıyorsun' dedik. O da şöyle karşılık verdi: Evet, sizin gibi cahiller beni bu şekilde görsün diye böyle namaz kıldım. Zira ben, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i bu şekilde namaz kılarken gördüm."
Câbir'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bineği ne tarafa dönerse dönsün onun üzerinde namaz kılardı. Farz namazı kılacağı zaman ise, bineğinden inip kıbleye yönelirdi. Tekrar: 1094, 1099, 4140
Câbir İbn Abdillah Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Benden önce Nebilerin hiçbirine verilmeyen şu beş özellik bana bahşedildi: Yürüyerek bir ayda aşılacak mesafede bulunan düşmanlara korku salmakta ilahi yardıma mazhar oldum. Yeryüzü benim için mescid ve temizleyici vasfa sahip kılındı. Ümmetimden her kim, bir yerde namaz vaktine girerse namazını kılsın. Ganimetler bana helal kılındı. Nebiler kendi kavmine gönderildi, ben ise tüm insanlara gönderildim. Bana şefaat etme hakkı verildi." Tekrar: 335 Bu hadis!’in ‘Cevamiu’l-kelim’ lafzını içeeren Ebu Hureyre rivayeti 2977 dadır.
(Hallâd İbn Yahya, Mis'ar ve Muharib İbn Disâr kanalıyla) Câbir İbn Abdillah'tan şöyle nakledilmiştir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mescidde olduğu bir sırada onun yanına vardım. (Ravilerden Mis'ar, 'zannımca Muharib, Câbir'in kuşluk vakti geldiğini belirtti' demiştir.) Bana: 'iki rekat namaz kıl' diye emretti. Ondan alacağım vardı. Borcunu ödedi, bir miktar da fazla verdi. Tekrar: 1801, 2097, 2309, 2385. 2494, 2470, 2603, 2604, 2728.
Cabir'den şöyle nakledildi; "Kadının biri 'Ey Allah'ın elçisi sizin mescitte üzerine oturacağınız bir şey yaptırayım mı? Zira benim marangoz bir kölem var.' dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de: 'Eğer istiyorsan bir minber yaptır buyurdu. Tekrar: 918, 2095, 3584, 3585. Hadislerden Çıkan Sonuçlar 1- İstemeden yapılan çalışmalar (yardım ve İyilikler) kabul edilir. 2- Yerine getireceği bilinen birinin yerine vaatte bulunulabilir. 3- Hayır işleri yaparak, iyi insanlara yaklaşılabilir.
Câbir bin Abdullah r.a.'dan şöyle nakledilmiştir: "Ömer r.a. Hendek savaşında güneş batmak üzere iken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına geldi ve Kureyşli kafirlere hakaret etmeye başladı: 'Ey Allah'ın elçisi güneş batmadan neredeyse ikindi namazını kılamayacaktım’ dedi. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Allah'a and olsun ki, ben bile kılmadım' buyurdu. Sonra kalkıp Buthan'a gittik. Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem namaz kılmak için abdest aldı, biz de abdest aldık. Güneş battıktan sonra ikindi namazını kıldırdı. Ondan sonra da, akşam namazını kıldırdı. Tekrar: 598, 641, 945, 4112.
Cabir bin Abdullah r.a.'dan şöyle nakledilmiştir: "Hendek savaşında Ömer r.a. kafirlere hakaret etmeye başladı. Bir ara, 'Neredeyse güneş batıncaya kadar namazımı kılamayacaktım' dedi. Sonra Buthan vadisine indik. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem güneş battıktan sonra ikindi namazını, daha sonra da akşam namazını kıldırdı."
Cabir bin Abdullah (r.a.) Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Her kim ezanı işitince [Allahümme Rabbe hazihidda’vetittammeti vessalatil kaimeti Ati Muhammeden el-vesilete vel-fadilete ve beashü mekamen mahmuden illezî veadtehu] şeklinde dua ederse kıyamet günü ona şefaat etmem helal olur. Duanın meali: Bu tam çağrının ve kılınacak namazın Rabbi ey Ulu Allahım! Muhammed'e vesileyi ve fazileti ver! Onu vaad ettiğin makam-ı mahmûda eriştir. Diğer tahric: Tirmizi Salat; İbn Mâce, Ezan
Cabir bin Abdillah'tan şöyle nakledilmiştir: "Ömer İbnu'l-Hattab Hendek Savaşı gününde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip: 'Ey Allah'ın elçisi! Allah'a and olsun ki, neredeyse güneş batmaya yüz tutuncaya kadar namaz kılamayacaktim’ dedi. Bu sözü oruçlu kimselerin iftar etmesinden sonra söylemişti. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem: 'Allah'a and olsun ki, ben namaz kılmadım' dedi. Sonra Buthân vadisine indi. Ben de onunla birlikte idim. Abdest alıp güneş battıktan sonra ikindi namazını kıldı. Peşi sıra da akşam namazını kıldı."
Cabir İbn Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Muaz İbn Cebel (r.a.), Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte namaz kıldıktan sonra gider ve kabilesine imamlık yapardı. Tekrar: 701, 705, 711 ve 6106.
Cabir İbn Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Muaz İbn Cebel (r.a.), Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte namaz kıldıktan sonra gider ve kabilesine imamlık yapardı. Bir defasında yatsı namazını kıldırırken Bakara'yı okumuştu. Bunun üzerine cemaatten birisi namazdan çıkmış (ve mescidin bir köşesinde tek başına namazını kılmıştı. Galiba bu yüzden Muaz İbn Cebel o kişiyi diline dolamıştı. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem olay kendisine intikal edince Muaz'a üç defa: Sen fettansın (insanları namazdan soğutan birisin). Rvii Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözünü şu şekilde de nakletmiştir: Sen fatin oldun (insanları namazdan soğutan biri oldun) - demiş ve bundan böyle mufassal sûrelerin orta uzunlukta olanlarından iki sure okumasını emretmişti." Bu rivayeti nakleden Amr İbn Dînâr "Bu iki surenin hangi sureler olduğunu hatırlamıyorum demiştir."
Cabir bin Abdullah el-Ensârî (r.a.) anlatıyor: "Bir gece yanında tarım ve sulamada kullandığı iki devesiyle bir adam gelmişti. O sırada Muaz'ın namaz kıldırmakta olduğunu gördü. Develerini bırakıp Muâz'a uydu. Muaz o gece namazda Bakara veya Nisa sûresini okuyordu. Bunun üzerine adam namazdan çıktı. Bu adamcağız daha sonra, namazı bıraktığı için Muâz'ın kendisi hakkında ileri geri konuştuğunu duydu. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip Muâz'ı şikayet etti. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Muâz'a üç defa ‘Sen fettan –veya- fatin (insanları (namazdan) soğutan) biri misin ey Muâz' deyip ekledi; Alâ, Şems ve Leyi sûrelerini okuyarak namaz kıldırsan olmaz mıydı!? Arkanda yaşlı, zayıf ve İş -güç (ihtiyaç) sahibi insanlar namaz kılıyor..." Rivayette geçen gece kelimesi kılınan namazın yatsı namazı olduğunu gösterir.
Cabir İbn Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Muaz İbn Cebel, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte namaz kıldıktan sonra gider ve kabilesine imamlık yapardı."
İbn Cüreyc, Ata İbn Ebu Rabah'tan Cabir İbn Abdullah'ın şöyle dediğini nakletmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sarımsak bitkisini işaret ederek şöyle buyurdu: Kim bundan yerse mescidimize gelmesin." Ben (Ata İbn Ebu Rabah), Cabir İbn Abdullah'a: "Peki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çiğ sarımsağı mı kasdetti, yoksa pişmiş sarımsak için de aynı hüküm geçerli mi?" diye sorduğumda şu cevabı verdi: "Ben öyle sanıyorum ki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem sadece çiğ sarımsağı kasdediyordu." Mahled İbn Yezid, İbn Cüreyc'in bu rivayeti "Sadece kokulu olanı kasdediyordu" şeklinde naklettiğini söylemiştir. Tekrar: 855, 5452 ve 7359
Cabir İbn Abdullah Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Sarımsak veya soğan yiyen bir kimse biz'den - veya bizim mescidimizden -uzak dursun; kendi evinde durup beklesin." Bir defasında Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sebze dolu bir kap getirdiler. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sebzelerden bir koku geldiğini fark etti. Oradakilere bu kokunun nereden geldiğini sorunca kabın içinde bulunan sebzeleri saydılar. Bunun üzerine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlardan bunu yanıbaşında bulunan bir sahâbîye vermelerini istedi. O sahâbînin bunu yemek istemediğini gören Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Çekinme, ye, ben yemiyorum çünkü ben senin konuşmadığın meleklerle konuşuyorum."
İbn Enes, Câbir Ibn Abdullah'ın şöyle dediğini bizzat işittiğini anlatmıştır: "Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hutbe sırasında üzerinde durduğu bir hurma kütüğü vardı. Fakat Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem için bir minber kurulup artık kütüğe ihtiyaç kalmayınca kütük'ten gebe develerin doğum anındaki iniltilerine benzer sesler duyduk. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem minber'den inip kütüğün üzerine elini koyunca iniltiler kesildi."
Cabir bin Abdullah r.a. dediki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem cum`a günü hutbe îrad buyururken biri mescide geldi: (Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem:) "Filan, sen namaz kıldın mı?" diye sordu. O da "Hayır" dedi. (Bunun üzerine:) "(Öyle ise) kalk da namaz kıl" buyurdu. Tekrar: 931 ve 1166. Diğer tahric: Nesaî, Cum’a; Tirmizi, Cuma
Amr, Câbir İbn Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediğini nakletmektedir: "Bir Cuma günü Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem hutbe okurken ashaptan bîViSi mescide girdi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona; "Namaz kıldın mı?" diye sordu. Adam kılmadığını söyleyince Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona: "Haydi kalk ve iki rekat namaz kıl" buyurdu."
Câbir İbn Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediği nakledilmiştir: "Biz Resûl-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte namaz kılarken gıda maddesi getiren bir kervan getirildi. Bunun üzerine cemaat (namazı terk edip) kervan'a doğru gitti. O gün geriye Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte sadece on iki kişi kalmıştı. Bunun üzerine "Onlar bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona doğru giderler ve seni ayakta bırakırlar [Cuma, 11] ayeti indi.
Cabir İbn Abdullah (r.a.) şöyle demiştir: "Hendek savaşında Ömer (bin el-Hattab r.a.)'anımıza gelmişti. Kureyş müşriklerine sövüp duruyordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e de; "Ey Allah'ın Resulü, ben hâlâ ikindi namazını kılmış değilim ve güneş de battı batacak..." diyerek derdini söyledi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Allah'a yemin ederim ki, ben de hala ikindi namazını kılamadım" buyurdu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem sonra Buthân'a gitti ve orada abdest alıp ikindi namazını kıldı. İkindiyi kıldığında güneş batmıştı. İkindi namazından sonra da akşam namazını edâ eyledi."
Ata'dan nakledilmiştir: "Cabir İbn Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediğini duydum: Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ramazan bayramı namazı için musallaya gitti ve hutbeyi okumadan önce namazı kıldırdı. Tekrar: 961, 978
Ata'dan nakledilmiştir: "Abdullah İbn Abbâs, ilk defa Abdullah İbnü'z-Zübeyr'e bey'at edildiğinde bir elçi vasıtasıyla şu bilgiyi göndermişti: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında Ramazan bayramı namazı için ezan okunmazdı ve hutbe de namaz'dan sonra okunurdu."
Abdullah İbn Abbâs ile Câbir İbn Abdullah (r.a.)'ın şöyle dedikleri nakledilmiştir: "Ne Ramazan bayramı namazı ne de Kurban bayramı namazı için ezan okunurdu."
Ata'dan nakledilmiştir: "Cabir İbn Abdullah (r.a.)'ın şöyle dediğini duydum: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı ve önce namazı kıldırıp ardından cemaate hitap etti. Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem hutbeyi bitirip indi ve kadınlara yönelerek öğütlerde bulundu. Bu sırada Bilal'ın elinden tutuyordu. Bilâl ise elbisesinin eteğini açmış kadınların attığı sadakaları topluyordu." Bu hadis'in ravilerinden İbn Cüreyc: "Ben Atâ'ya, şu andaki imamların / görevlilerin hutbe bittikten sonra kadınlara yönelip öğütler verme ve onları uyarma görevi var mıdır, diye sordum. Şöyle cevap verdi: Tabiî ki vardır... Fakat maalesef bunu yapmıyorlar, gerçekten niye yapmıyorlar bilmiyorum!"